Son Dakika Haberlerini Takip Edebileceğiniz FrmTR Haber Yayında. * FrmTR Sohbet Kontrol Panelinizde.
Forum TR
Go Back   Forum TR > > >
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]
Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 03-06-07, 02:40   #1
ѕєαη

Varsayılan Turİzmde Çevre KİrlİlİĞİ


DENİZLİ 2004
İçindekiler

Bölüm 1

1.
1.1. Çevre
1.2. Turizm ve Çevre İlişkisi
1.3. Çevre Kirlenmesinin Tanımı
1.4. Dünya’da ve Türkiye’de Çevre Sorunları

Bölüm 2

2. Çevre Kirliliğinin Sınıflandırılması
2.1. Çevre Özelliklerine Göre Çevre Kirliliği Çeşitleri
2.1.1. Fiziksel Kirlenme
2.1.2. Kimyasal Kirlenme
2.1.3. Biyolojik Kirlenme
2.2. Çevre Unsurlarına Göre Çevre Kirliliği Çeşitleri
2.2.1. Hava Kirliliği
2.2.2. Toprak Kirliliği
2.2.3. Su Kirliliği
2.2.4. Gıda Kirliliği
2.2.5. Gürültü Kirliliği

Bölüm 3

3. Çevre Kirliliği ile İlgili Diğer Sorunlar
3.1. Deniz Kirliliği ve Ortaya Çıkardığı Çevre Sorunları
3.1.1. Türkiye Denizlerindeki Kirlilik Durumu
3.1.1.1. Karadeniz Kıyılarında Şehirlerden Kaynaklanan Kirlenme
3.1.1.2. Marmara Denizinde Kimyasal Kirlenme
3.1.1.3. Ege Denizinin Sorunları
3.1.1.4. Akdeniz Kıyılarında Kirlilik

Bölüm 4

4. Çevre Kirliliği ile İlgili Yasal Düzenlemeler
4.1. Ülkemizde Çevre Kirliliği Mevzuatı
4.2. Hava Kalitesinin Korunması Yönetmeliği
4.3. Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği
4.4. Deniz Kirliliği ile İlgili Ülkemizde Yer Alan Başlıca Mevzuatlar ve Uluslar arası
Sözleşmeler
4.5. Gürültü Kontrolü Yönetmeliği

SONUÇ
KAYNAKÇA




GİRİŞ

Sağlıklı çevre insan sağlığı ve geleceği için gereklidir. Bozulan çevre insan ve toplum için olumsuz sonuçlar doğurur. Bunun için çevre özenle korunmalıdır. İnsan, doğal dengeyi bozucu faaliyetlerde bulunarak çevre sorunlarının meydana gelmesini sağlar.
Çevre kirliliğinin en önemli nedeni olarak nüfus artışı, endüstrileşme, tarımsal işlemlerin fazlalaşması, ekonomik nedenler ve üretimin sınırının zorlanması gösterilebilir. Son yıllarda çevre sorunlarının giderek artması, bu konuda çözümler arama çalışmalarını da arttırmıştır. Çevre sorunlarının uluslar arası nitelik taşıması, çevremizi ortaklaşa etkilemesi, sorunların önlenmesi ve giderilmesi için uluslar arası yakın bir ilişki kurulmasını harekete geçirmiştir. Ulaşılmak istenen hedef, kaynakların daha akılcı kullanımı ve daha önce yanlış kullanıma maruz kalan çevrenin dengeli ve sürekli geliştirilerek iyileştirilmesidir.
İhtiyaçların çok, ekonomik kaynakların az olduğu günümüzde kalkınmanın gerekli ama zor olduğu görülmektedir. Bu nedenle kaynakların dikkatli kullanılması gerekmektedir. Bu durum bize çevre korumanın önemini ve gereğini kavramamız bakımından yol göstericidir.

BÖLÜM 1

1.1. Çevre

İnsan veya başka bir canlının yaşamı boyunca ilişkilerini sürdürdüğü dış ortamdır. Hava, su ve toprak bu çevrenin fiziksel unsurlarını, hayvan, bitki ve diğer mikroorganizmaları ise biyolojik unsurlarını teşkil etmektedir.
İnsanlar, toplumsal yaşam ilişkileri içerisinde doğal kaynakları kullanarak, teknoloji geliştirerek, ekonomik faaliyetlerde bulunurlar. Bu faaliyetlerin gelişimi ile insanlar kendilerine “Yapay Çevre”yi oluştururlar. Oluşturmuş oldukları yapay çevre içerisindeki yaşam koşullanırını geliştirirken, doğa ile sürekli bir ilişki içerisindedirler. İnsanoğlunun yeryüzünde yaşamaya ve kendine ait yapay çevre oluşturmaya başlamasıyla insan ve doğa arasındaki denge, insan aleyhine sürekli bozulmuştur.
Son yıllarda ekolojik dengeyi hızla bozarak çevreyi sorunlarla karşı karşıya getiren insan, bu sorunların kendisine dönmesi, sağlığını olumsuz yönde etkilemesi üzerine “Çevre Bilinci”ne varmış ve bu kavramı kabul etmiştir.
Tabiatta bulunan her türlü madde bu arada bitki ve hayvan artıkları genellikle uzun vadeli çevre sorunlarına sebep olamadan canlı varlıklar arasında yerlerini bulup şekil değiştirerek yok olmakta ve zararsız şekillere girmektedir. Ama insan yapısı olan pek çok kimyasal madde ve plastik türleri bozulmadan uzun zaman dayanabilmektedir. Bu maddeler her türlü etkenlere karşı çok dirençli olduklarından, çevre için olumsuz etkileri de uzun ömürlüdür.

1.2. Turizm Ve Çevre İlişkisi

Turizm ile çevre arasında yakın ilişki olduğu gerçeği yeryüzü kaynaklarının süratle bozulmaya başladığı, ortam kirlenmesinin büyük boyutlara ulaştığı 1970’li yıllarda daha iyi anlaşılmıştır. Başarılı bir turizm etkinliği için temiz, düzenli ve sağlıklı bir ortam gereklidir. Fakat turizm gelişmeleri, yoğun turist akımları da çevreyi belirli ölçüde bozmakta, yıkıma uğratmaktadır. Doğayı koruyarak turizmin gelişmesini sağlamak ancak gerçekçi ve dengeli uygulamalarla mümkün olmaktadır. Yüzyılın en büyük gelişme göstereceği alanlardan biri turizm sektörü olduğuna göre ve hiçbir ülkenin de turizm gelirlerinden vazgeçemeyeceğine göre, bütün ülkelerin hem yatırım planlaması hem de doğal ve kültürel değerlerini koruması gerekmektedir.
Dünya genelinde, turizmin gelişmesi doğaya zarar vermektedir. Çevreye duyarlı olmayan, doğa ile uyumsuz tesisler turizm bilincine sahip çağdaş insanlar için çekiciliği olmayan, itici yapılar olarak görülmektedir.
Turizm klasik anlayış, özellikle 1980’lerin ortalarından başlayarak değişim sürecine girmiştir. Turizmde doğa ve çevre önem kazanmıştır. Turizme yeşil turizm, eko turizm, softtourism gibi yeni olgular girmiştir. Bilinçli turistlerin hepsi ziyaret edecekleri yerleri seçerken ülkenin doğasının ve çevresinin korunup korunmadığına büyük önem vermektedirler.
Çağdaş turizm anlayışında otel sadece gecenin geçirildiği “uyuma yeri” olmaktan çıkmış rehabilitasyon özelliklere sahip olmasına önem verilmiştir. Spor etkinlikleri ve animasyonlar turistlerin kalış sürelerini daha da uzatmıştır. Bu gelişmeler devam ettikçe çevre bozulmaya başlamıştır. Çevrenin bir takım doğallıkları otele aktarılırken çevre tahribe uğramıştır.
“Turizm yatırımcıları Mersin – Anamur arasındaki konaklama tesislerinde kalacak turistlerin, Avrupa’dan daha kısa zamanda bölgeye ulaşmasını sağlamak için Göksu Deltasına da bir havaalanı yapılması için baskı yapmışlardır. Bayındırlık Bakanlığının hazırladığı projeyi Çevre Bakanlığı uygulatmamıştır. Fakat güçlü holdingler, yerel yöneticiler, politik baskı uygulayarak, bu havaalanını gerçekleştirmek istemektedirler. Göksu Deltasına havaalanı yapılmasıyla, gelen turist sayısında artma olacaktır. Fakat yörenin toprak ve su kaynakları, faunistik ve floristik değerleri zarar görecek, hava kirliliği, gürültü kirliliği yöre insanına, kültür hayvanlarına olumsuz etkiler yapacaktır.”
Her yıl konser, gösteri ve tiyatro gibi çeşitli etkinlikler nedeniyle sahne olan antik tiyatrolar aşırı ses, ışık düzeni ve yoğun insan akını ile yıkıma uğramaktadır.
Şehirleşme, insanlarda kır özlemlerini arttırmaktadır. Kırsal kökenli şehir insanı olanak buldukça şehir dışına çıkma gereği duyar. Hafta sonu tatil günlerinde ya da yaz tatilinde akarsu ve göl kıyılarına, ormanlara geziler yapılmaktadır. Bu gezilerin ardından çöp yığınlarının arttığı gözlenmektedir.
Şehirlerin yapay ortamlarında bunalan insanlar, haftanın birkaç gününde farklı mekânlarda sıra dışı bir yaşama düzeni gerçekleştirmek istemektedirler. Dağ evi, bağ evi, çiftlik evi adıyla yaygınlaşan konutlar doğayı giderek tahrip etmektedirler.
Baraj göllerinden çok daha fazla olarak doğal göller yeğlenmektedir. Göl kıyılarındaki yapılaşmalar nedeniyle bir göl kıyısı şehri görünümü almaktadır. Bilinçsizce yapılan bu yapılaşmalar nedeniyle çalılıklar, ormanlar, akarsular da baskı altında kalmakta ve doğal ortamların kirlenmesine neden olmaktadırlar. Doğal ortamlara gelen ziyaretçilerin atık ve atıkları doğaya bırakılmaktadır. Doğal ortamda bu çöpleri temizleme, yok etme yeteneği bulunmamaktadır.
Deniz kenarlarında yapılaşmalar doldukça ve denizler kirlendikçe doğal ortamlara akın olmaktadır. Zamanla deniz kenarları dolduğu gibi doğal ortamda dolacaktır. Önlem alınmadığı takdirde doğal ortam bozulmaları giderek artacak ve Turizm gerileyecektir.
Marmaris Türkiye’nin en çok yeğlenen turizm bölgesidir. İlçe, çevresine doğru sürekli büyümektedir. Çevrede ormanlar yakılmakta, kesilmekte turistik tesisler için, yasal olmayan yollarla yer kazanılmaktadır. İlçe çevresindeki köyler Marmaris’in mahalleleri durumuna gelmektedir. Kültür arazisi olarak değerlendirilmesi gereken yerler ev, site yapılarıyla işlevlerini yitirmektedirler. Yapılaşma Marmaris’te kırsal alanları giderek daraltmaktadır.
Nüfusun artması şehirlerin sınır tanımadan büyümesi insan elinin değmediği yerin kalmaması ile görünüm bozulması ortaya çıkmaktadır. Doğanın kaynaklarından para kazanan insanlar doğadan istediklerini alıp katlettikleri yeri öylece bırakırlar eski durumuna getirmek için uğraşmazlar. Doğa kendi kendine eski halini alabilmesi uzun zaman sürecektir.
Yüz binlerce yıl önce oluşmuş karstik mağaralardaki sarkıt ve dikitlerde yabanıl saldırıya uğrarlar. Akvaryum satıcıları için değerli olan bu sarkıt parçaları, mağara çevresindeki köylüler tarafından kırılır. Böylece doğal kaynaklar bozulur.
Deniz kıyılarında, göl ve akarsu vadilerinde kum – çakıl ocağı olarak işletilen kumsallar vardır. Görünüm bozulmuştur.
Nüfus arttıkça, şehirleşme yaygınlaştıkça dünyada el değmemiş alan bulmak zorlaşmıştır. Buzullardan çöllere, doruklardan ormanlara kadar her yeri egemenliği altına almış, modernize etmiş doğallığını bozmuştur.
Aşırı nüfus artışı sonucunda kırların boşalıp şehirlere akın olması sonucu gecekondu yapılaşmalar, hava kirliliği yanında görüntü kirliliğine yol açmıştır. Şehirlerde karmaşık yapılaşma zamanla yok olmayı gerektirmektedir.
Türkiye son yıllarda batı turizm pazarında yeni bir kitle turist çekim ülkesi olarak tanıtılmakta ve artan sayıda yabancı turist akımına sahne olacaktır. Turizmin en önemli kaynak kullanım alanı doğal kaynaklardır.
İl sınırları içerisinde doğal yapıya uygun olmayan hızlı ve çarpık yapılaşma, gürültü, orman alanlarının kaybı, katı atıkların depolanması, taşınması, bertaraf edilmesindeki aksaklıklar ve atık sularını arıtmadan deşarj eden turistik işletmeler çevre kirliliğine neden olmakta, bu da turizm faaliyetlerini olumsuz etkilemektedir.
Bu olumsuzlukları en aza indirgeyebilmek için, ilimizin büyük ölçüde turizm potansiyelini oluşturan Pamukkale ve Karahayıt Beldeleri Özel Çevre Koruma Bölgesi olarak ilan edilmiş, bu bölgeler içerisindeki konut ve işyerinden kaynaklanan atık suların arıtımı için 1998 yılı içerisinde Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı tarafından Kanalizasyon ve Atık Su Arıtma Tesisi yapımına başlanmıştır. Ören yerindeki otellerin kamulaştırma işlemleri tamamlanmış, yıkım çalışmaları ile ilgili faaliyetler son aşamaya gelmiştir.
Pamukkale Özel Çevre Koruma Bölgesi’nde Valilikçe kaçak yapılaşmayı önlemek için çalışmalar sürdürülmektedir.

1.3. Çevre Kirlenmesinin Tanımı

Doğanın temel fiziksel unsurları olan hava, su ve toprak üzerinde olumsuz etkilerin oluşması ile ortaya çıkan ve canlı öğelerin hayati öğelerini olumsuz yönde etkileyen çevre sorunlarına “Çevre Kirliliği” denir.
Çevreyi kötü yönde etkileyen ve hayat zincirini bozmaya sebep olan şeyler çok değişik olmakla birlikte dünyanın her bir yerinde aynı problemlerle karşılaşılmaktadır. Bu problemler dünyamızdaki hayat zincirini ciddi bir şekilde tehdit etmektedir. Dünyamızın herhangi bölgesinde canlı varlık dengesi bozuluyor ise “Çevre Sorunu” var demektir.
İnsanların etkisi olmadan da canlı varlıklar arasında var olan dengeler az veya çok bozulabilirler, yani çevre sorunu meydana gelebilir. Bu olaylar çok yavaş meydana geliyor ve kimi zaman insanların ömürleri bunları görmeye yetmiyor. Bunun nedeni ise insan olmayan pek çok çevre sorunu, hayat zincirindeki bazı bozulmalar, doğa tarafından kısa veya uzun sürede düzeltilebiliyor.
Doğa alışık olduğu olayların yaralarını çok rahat bir şekilde tedavi edebiliyor. Tahribat yaparak çevre sorununa neden olan tabii olaylar arasında seller, yıldırımlar, yıldırımın sebep olduğu yangınlar, depremler, kasırgalar, kuraklıklar, büyük sıcaklık düşmeleri v.s. sayılabilir. Bu gibi değişiklikler insan iradesi dışındadır.
İnsanların sayısız etkinliklerinden dolayı dünyadaki sular, toprak veya diğer katı maddeler ile bunları çevreleyen atmosfer hızla kirlenmektedir. Hayat zincirinde, çeşitli etkinlikler sonucu meydana gelen maddeler daha önce dünyada mevcut olmadıklarından doğa bunları ya çok zor yok ediyor ya da asla yok edemiyor. Bu gibi maddeler çevreyi daha çok kirletip daha fazla zarar veriyor. Dünyadaki çevre kirlenmesinin büyük bir bölümünü oluşturan insanlardır.
Sanayileşme ve tekniğin her alanda gelişmesinin azami noktası yaşamakta olduğumuz zaman içindedir. Bu gelişme durmadan artmaktadır. Hemen hemen her gün yenilenmekte ve gelişmektedir. İnsanların doğal zenginlikleri en hızlı tükettikleri ve çevreye en fazla kirlilik ve zararı verdikleri zaman çağımızda rastlanmaktadır.
Etkili ve geniş kapsamlı önlemler alınmaz ise bu gelişme karşısında dünyadaki tüm canlı varlıklar için yaşam şartları durmadan bozulmaya mahkûmdur.
Hızlı sanayileşme ile beraber çevrenin hızla kirlenmesi ve bu durumun doğurabileceği sınırsız tehlike, ancak son çeyrek yüzyılda yeterince anlaşılabilmiştir. Gerekli çalışmalara çok geç başlanmıştır. Kirlenmiş çevreyi temizlemek tüm canlı varlıkların geleceği bakımından şarttır.
İnsanlar geçimlerini sağlayabilmek için madde üretmeye, yeni yeni ürünler bulup, bu ürünleri çeşitli yollardan elde etmeye, insanların rahat ve konforlarını sağlayıcı girişimlerde bulunmak ve insanlara sunmak durumunda kalmışlardır. Bütün bunların sonucunda yine çevre güçsüz kalıp kendinden çok şey vermiştir insanlara. Karşılık olarak insanlar çevreyi daha fazla kirleterek yok olma çabasına girmişlerdir.
Tabiatı bozacak, çevreyi kirletecek, tüm canlıları tehlikeye sokabilecek faaliyetlerde bulunmak hiç kimsenin hakkı değildir. Bu gibi kirlilikler önlem alınamaz ise mevcut hayatın son bulmasına, tükenmesine ve gelecek kaygısına yol açmaktadır.
Günümüzde ilim ve teknik o kadar çok gelişti ki, insanların sıkıntısına, arzularına çare bulabildiği gibi kirlenen çevrenin temizlenmesine de çare bulabilir.
Tarım ürünlerinde de verimi arttırmak için kullanılan birçok katkı maddeleri gıda zehirlenmelerine yol açmaktadır. Çevrede olduğu gibi gıdalara da kirlilik veren bu maddeler yasal olmadıkları halde herhangi bir önlem alınmadığı için kullanılmaktadır. Buna benzer çoğu maddelerin yasaklanması konusunda hiçbir etkin önlem alınmamıştır.
Son yıllarda bazı büyük şehirlerimizde dikkati çeken, insan sağlığını etkileyen hava kirlilikleri de görülmektedir. Çevre kirliliğinin ve insanların etkisiyle hava kirliliği de önemli kirlilik boyutlarına ulaşmıştır. Çevreyi insan kirlettiği gibi çevre de insana hava, su, toprak, gıda vb. kirlilikle geri dönmekte ve insan sağlığını tehdit etmektedir.

1.4. Dünyada Ve Türkiye’de Çevre Sorunları

Gerek dünya ülkeleri ve gerekse içinde yaşadığımız ülkemizde çevre kirliliği konusu, temiz ve sağlıklı bir gelecek açısından en büyük ortak endişe haline gelmiştir. Türkiye’de henüz bilincine tam olarak varılmamıştır. Fakat gelişmiş ülkelerde durum böyle değildir. Gelişmiş ülkeler için önemli bir sorun haline gelmiştir.
Ülkeler 1970’li yıllardan sonra plan ve hedeflerini belirlerken çevreyi de dikkate almışlar, özellikle uluslar arası düzeyde çevre politikası giderek yaygın hale gelmiştir. Çevre kirliliği konusunda ilk adım 1972 yılında Birleşmiş Milletler tarafından Stockholm I. Çevre Kongresi ile atılmış ve 5 Haziran günü “Dünya Çevre Günü” ilan edilmiştir. Bu sayede çeşitli sempozyumlar, uluslar arası kongreler, konferanslar vs. izlemiş, konuyla ilgili çok sayıda bilimsel araştırmalar yapılmıştır.
Bugün için çevre ile ilgili faaliyetleri olan başlıca kuruluşlar aşağıdaki gibi sıralanabilir;
• Dünya Sağlık Örgütü (WHO)
• Avrupa Topluluğu (EC)
• Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP)
• Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO)
• Birleşmiş Milletler Sınaî Kalkınma Örgütü (UNIDO)
• Kuzey Atlantik Paktı (NATO)
• Uluslar Arası Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD)
• Gönüllü Kuruluşlar

Türkiye, OECD ülkeleri arasında en yüksek nüfus artış oranına sahiptir. Bu durum, ülkemizin bugün olduğu kadar gelecekte de önemli çevre kirliliğinin göstergesidir. Gelecekte de ülkemizi çevre sorunları daha da artmış şekliyle beklemektedir.

Artan nüfusla birlikte devreye giren altyapılar, faaliyete geçtikleri günde yetersiz kalmıştır. Özellikle 1950’li yıllardaki hızlı kentleşme, ülkemizde çok sayıda çevre sorunlarını da beraberinde getirmiştir.
Hızlı kentleşmenin yanı sıra artan endüstriyel ve tarımsal faaliyetler de önemli çevre kirletici unsurlar haline gelmiştir. Tarımsal amaçlı kimyasal maddelerin bilinçsizce kullanımı, gerekli çevresel önlemler ve arıtma tesisleri bulundurmadan yoğun üretime geçen sanayi tesisleri hava, su ve toprak kirliliğini tehlikeli boyutlara çıkartmıştır.
Doğal zenginlikleri olan ülkemizin, çevre kirliliği sonucunda diğer ülkelere nazaran kaybedecek çok şeyi bulunmaktadır. Gereken tedbirlerin doğal zenginliklerimiz yok olmadan biran evvel alınması gerekmektedir. Aksi takdirde doğa verdiklerini geri isteyecek ve yaşam sona erecektir.































BÖLÜM 2

2. ÇEVRE KİRLİLİĞİNİN SINIFLANDIRILMASI

2.1. Çevre Özelliklerine Göre Çevre Kirliliği Çeşitleri

Çevrenin unsurlarından olan doğanın kendine has fiziksel, kimyasal, biyolojik özellikleri bulunmaktadır. Bu özelliklere göre çevre kirliliği aşağıdaki bölümlere ayrılır;

2.1.1. Fiziksel Kirlenme

Çevreyi meydana getiren toprak, su ve havanın fiziksel özelliklerinin tamamının veya bir kısmının insan, hayvan ve bitki sağlığını tehdit edecek olumsuz yönden etkileyecek biçimde bozulması ve değişmesi olayıdır. Örneğin atmosfer havasının çeşitli toz ve dumanlarla veya fabrika bacasından çıkan gazlarla kirlenerek hava renginin değişmesi onun fiziksel kirlenmesini gösterir. Diğer taraftan çeşitli fabrika atıklarının akarsu ve göllere boşaltılması, doğal erozyon ile toprakların göl ve denizlere yıkanması, söz konusu akarsu ortamlarının doğal rengini bozarak açık kahverengiden kırmızı – siyaha kadar değişen renk almasına neden olmaktadır. İşte bu olay, suların fiziksel kirlenmesidir.
Aynı şekilde verimli tarım arazilerine şehir çöplerinin ve fabrika katı ve sıvı atıklarının boşaltılması veya verimli tarım alanlarının amaç dışı kullanılarak beton bloklardan oluşan bina ve fabrika inşası, verimlilik kapasitesi yüksek tarım topraklarının kiremit, briket ve tuğla sanayinde kullanılması gibi uygulamalar toprakların fiziksel kirlenmesine birer örnektir.

2.1.2. Kimyasal Kirlenme

Doğal çevreyi oluşturan toprak, su ve havanın kimyasal özelliklerinin canlıların hayati faaliyetlerini ve aktivitelerini olumsuz yönde etkileyecek biçimde bozulmasıdır. Örneğin, atmosfer havasının “O2” kapsamı aleyhine SO2, CO ve CO2 miktarının artması söz konusu atmosferik havanın kimyasal olarak kirlendiğini gösterir. Aynı şekilde fabrika katı ve sıvı atıklarının verimli tarım arazilerine veya akarsu, göl ve nehirlere boşaltılması söz konusu toprakların, akarsu ve göllerin zararlı ağır metallerle kirlenerek kimyasal kirlenmeye maruz kaldığını gösterir.

2.1.3. Biyolojik Kirlenme

Doğal ortamı oluşturan toprak, hava ve suyun çeşitli patojen mikro organizmalarla kirlenmesi ve dolayısıyla mikrobiyolojik yapının bozulması mikrobiyal kirlenmeyi aynı ortamların mikroorganizmalarla kirlenmesi ise biyolojik kirlenmeyi tanımlar. Örneğin, tarım alanlarının kanalizasyon suyu ile sulanması veya kanalizasyon sularının akarsu, göl ve denizlere boşaltılması ile kanalizasyon sularında bulunan hastalık yapıcı patojenler toprağa, suya ve atmosfere geçerek bu ortamların mikrobiyolojik kirlenmesine yol açar.
Diğer taraftan, tarım arazilerinin ani olarak çekirge ve yabani kuş gibi canlıların baskılarına uğraması ise, bu ortamların makro biyolojik olarak kirlendiğini gösterir.






2.2. Çevre Unsurlarına Göre Çevre Kirliliği Çeşitleri

2.2.1. Hava Kirliliği

Doğal ortamdaki atmosferik havanın; fiziksel, biyolojik ve kimyasal özelliğinin çeşitli etkenlerle canlı yaşamını tehdit edecek şekilde değişikliğe uğramasıdır. Örneğin, ağır sanayi bölgelerindeki toz, duman, zehirli gazlarla atmosferik havanın renginin, kokusunun ve kimyasal yapısının değişmesi örnek verilebilir. Yerkürenin etrafını saran gaz kütleye atmosfer adı verilmektedir. Atmosfer yerkürenin etrafında adeta düzenleyici ve koruyucu bir örtü şeklindedir. Atmosferde bulunan gazlar üç grup altında incelenebilir.

a. Havada devamlı bulunan ve miktarları çoğunlukla değişmeyen gazlar (Azot, Oksijen ve diğer asal gazlar)
b. Havada devamlı bulunan ve miktarları azalıp çoğalan gazlar (CO2, Su buharı, Ozon)
c. Havada her zaman bulunmayan gazlar (Kirleticiler)

Dünyadaki yaşamda atmosferdeki gaz karışım dengesinin bozulmasıyla hava kirlenmektedir. Çeşitli kuruluş ve otoritelerce hava kirlenmesinin değişik tanımları yapılmıştır. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) hava kirliliğini “canlıların sağlığını olumsuz yönde etkileyen maddede zararlar meydana getiren havadaki yabancı maddelerin normalin üzerinde yoğunlaşmasıdır.” şeklinde tanımlanmaktadır. Türkiye Çevre Sorunları Vakfı ise “hava kirliliği, atmosferdeki toz, gaz, duman, koku, su buharı şeklinde bulunabilecek kirleticilerin, insan ve diğer canlılar ile eşyaya zarar verecek miktarda yükselmesidir.” şeklinde tanımlamıştır. Yerleşim alanlarının genişlemesi ve endüstrileşme ile birlikte hava kirliliği giderek artmaktadır. Havada devamlı bulunan ve miktarları değişmeyen gazlar, hayatın sürekliliğini sağlayan unsurlardır.

2.2.2. Toprak Kirliliği

Toprakların fiziksel, kimyasal ve biyolojik dengesinin çeşitli kirletici unsurlarla bozulması olayına toprak kirliliği adı verilmektedir. Günümüzde toprak, varlığı tehlikeye düşecek şekilde kirlenmiştir. Toprağı gelişi güzel atılan zararlı maddeler, bilinçsiz müdahaleler, toprağın fiziksel ve kimyasal yapısının bozulmasına neden olur. Toprak aşırı ve dikkatsiz kullanılmadığı ve erozyona karşı önlem alındığı takdirde kendini yenileyebilen bir kaynaktır.
Toprakta en tehlikeli kirlenme, sanayi kuruluşlarının sıvı halindeki zehirli yan ürünlerinin yaptığı kirlenmedir. Pis ve zehirli sıvılar topraktan sızarak yeraltı sularına karışır. Bunun dışında tarım arazilerinin başka maddelerle kaplanması, toprağın verimli tabakasının erozyon veya başka tabii afetlerle kaybedilmesi de toprak kirlenmesi olarak nitelendirilir. Toprağın süzme yeteneği ve temizleme kapasitesinin – düşünülenin aksine sınırsız olmadığı anlaşılmıştır. Toprağın temizleme gücünü aşan bir kirlilik yenilenebilir. Kaynak olma özelliğini de ortadan kaldırır.
Topraklar canlılara yaşam ortamı olarak hizmet etmekte, bitkilere köklerin tutunacağı bir ortam sağlamakta, ayrıca optimal dozlarda su, oksijen ve besin maddeleri sunmaktadır. Topraklar birçok çevresel etkilere karşı tampon görevi yapmakta ve zararlı maddeleri filtre edip daha temiz bir taban suyu oluşmasını sağlamakta, ancak bu arada kendisi kirlenmektedir. Söz konusu fonksiyonları nedeniyle topraklar insanların en değerli ve en çok korunması gereken varlıkları arasındadır. Dolayısıyla canlı hayatı bakımından bu derece önemli olan toprakların, özellikle insanlar tarafından kirlenmeye karşı korunması, bu konuda her türlü önlemin alınması gerekmektedir.

2.2.3 Su Kirliliği

Çevre kirlenmesinden en çabuk, en kolay ve en çok etkilenen sudur. Çünkü her çeşit kirlilik suyla yıkanarak temizlenir. Kirliliğin en son ulaştığı yer sudur. Hava ve toprak da kirliliklerini suya vererek bir miktar temizlenirler. Su kirlenmesi ekolojik döngülerin bozulmasıyla ilgilidir. Örneğin, yağmur suları ile kükürt, azot ve karbondioksit toprağa ve oradan da yeraltı sularına karışır. Havaya karışan çok sayıda kirletici madde, oksijen, ışık ve ultraviyole ışınlarının etkisi ile parçalanarak toprağa iner. Oradan akarsulara, akarsularla da denizlere ve göllere ulaşır. Kirli su kullanmaya ve içmeye elverişli olmayan sudur. Türkiye’de kişi başı tüketilen günlük su miktarı 1960’da 65 litredir. 1990’da 188 litredir.
Ülkemizde su kirliliği ilk kez 1940’ta Haliç’te, 1960’ta İzmir ve İzmit Körfezlerinde, 1970’li yıllarda Mersin, İskenderun, Edremit Körfezlerinde başlamıştır. Porsuk, Simav, Ankara çayları ve Sakarya Nehriyle Sapanca ve Tuz Göllerinde de kirlenme saptanmıştır. Deniz kirliliği açısından Marmara Denizi ilk sırayı alırken, Ege Denizi, Karadeniz ve Akdeniz’in bazı kesimleri hızla kirlenmektedir.

2.2.4 Gıda Kirliliği

Tüm canlılar yaşamak için beslenmek zorundadır. Besin sağlığı ise hayatın devamı için şarttır. Çünkü kirlenmiş besinlerle canlıların sağlığı bozulur. Zehirli tarım ilaçları (DDT vb.) kimyasal maddeler (cıva, kurşun, kimyasal gübre vb.) radyoaktif maddeler canlı organizmasında birikir. Bu birikim çeşitli hastalıklara yol açar.
Bazı besin maddeleri mikro organizmaların üremesi için oldukça elverişlidir. Yiyeceklerle beslenen kişilerde besin zehirlenmesi meydana gelebilir.
Herhangi bir yaşam ortamında insanlar ve hayvanlar tarafından tüketilen (beslenme gayesiyle alınan) bitkisel ve hayvansal orijinli doğal ve yapay gıdaların, canlı hayatına zarar verecek derecede fiziksel, kimyasal, biyolojik olarak kirlenmesidir. Bu tür kirlenmeye konserve vs. ve gıdaların patojenlerle kirlenmesi ve ayrıca aşırı derece tarımsal ilaçlarla ilaçlanmış ve bunlarla bulaşmış meyve ve sebzelerin iyice yıkanmadan tüketilmesi gibi kirlenme olayları gösterilebilir.
Çevre ve gıda kirlenmesine neden olabilecek çok sayıda doğal ve yapay etkenler bulunmaktadır. Bunların içerisinde özellikle insanlar tarafından üretilip çeşitli amaçlar için kullanılarak çevreye yayılan ve gıda kirliliğine yol açan başlıca kirleticiler aşağıda sıralanmıştır.
a. Tarımsal mücadele ilaçları
b. Gübreler
c. Ağır metaller
d. Radyoaktif maddeler
e. Diğerleri (Endüstriyel Atıklar, hormonlar, antibiyotikler, ambalaj maddeleri vs.)

2.2.5. Gürültü Kirliliği

Gürültü kirliliğinin çevre kirlenmesi içinde önemli bir yeri vardır. Bu nedenle kanuni düzenlemeler yapılmıştır. Trafik ve sanayinin yoğun olduğu bölgelerde gürültü kirliliği daha fazladır. Gürültü dikkati dağıtır, düşünmeyi engeller ve uykusuzluğa neden olur. Tazminat ödenecek meslek hastalıklarına yol açan nedenler arasında gürültü de yer almıştır. Özellikle perçinleme, çekiçleme, uçak ve gürültülü makineler üzerinde uzun süreli çalışmalar sağırlık, çeşitli ruhsal ve sinirsel bozukluklara neden olur.
Fazla gürültü yapan makineler gürültüyü frenleyici cihaz veya susturucular ile donatmak günümüzde gittikçe daha büyük önem kazanmaktadır.
Gürültünün çevre üzerindeki etkisinde bu bakımdan özellik vardır. Maddi bir tahribatta söz konusu değildir. Sesten etkilenen çevrede yaşayan insanların herhangi bir şekilde zehirlenmesi, hayat koşullarının zorlaşması fiziksel tahribatın yapılması söz konusu değildir. Fazla gürültü huzuru kaçırır ve sinir sistemini etkilediğinden üretim azalmasına sebep olur. Bu nedenle “çevre” ile ilgili sayılmaktadır.
İnsanlarından hava titreşiminde ve netice itibarı ile gürültü de payları vardır. Gürültüden en fazla etkilenenler uçak alanları civarında oturanlardır. Demir yollarına yakın yerlerde oturanlarda gürültüden bol miktarda pay almaktadırlar.









































BÖLÜM 3

3. ÇEVRE KİRLİLİĞİ İLE İLGİLİ DİĞER SORUNLAR

3.1. Deniz Kirliliği Ve Ortaya Çıkardığı Çevre Sorunları

Deniz kirlenmesi, çeşitli atıkların dolaylı veya dolaysız olarak denize ve kıy çevresine olan zararlı etkisidir. Deniz kirliliğine neden olan atıklar çeşitli olup, belirli bir zamanda belirli bir bölgedeki konsantrasyonuna bağlı olarak sağlığı ve çevreye olumsuz yönde etki etmektedir. Bu maddeler karadan, havadan ya da doğrudan gemilerden veya sondaj platformlarından kaynaklanmaktadır.
Başlıca deniz kirletici olaylar aşağıda özetlenmiştir.

a) Deniz kıyıları boyunca kurulmuş bulunan kent merkezleri ve sanayi tesislerinden denize boşaltılan katı ve sıvı atıklar.
b) Hava yolu araçları ve nükleer kaynaklardan ileri gelen radyoaktif maddeler ve diğer kirleticiler.
c) Denizlerde kurulmuş bulunan platform ve boru hatlarından ileri gelen sızıntılar.
d) Gemiler ve diğer araçlarından ileri gelen kirlilik. (petrol, petrollü karışım ve yağ atıkları, zehirli sıvılar, ambalajlı zararlı maddeler, pis sular, çöpler)
e) Tarımsal alanlar erozyon sonucu ve akarsularla denize karışan toprak ve diğer kirleticiler.

Özellikle yoğun nüfusa sahip olan deniz kıyılarında atık su önemli bir problemdir. Zayıf bir şekilde planlanmış veya yetersiz planlanmış deşarjları ile deniz kıyılarındaki kirlilik birbiriyle yakından ilgilidir. Endüstri kuruluşlarında yer alan eski teknolojiye sahip deşarj sistemlerinin deniz çevresine önemli zararı bulunmaktadır. Endüstrilerde ara malzeme olarak kullanılan kimyasallar, boyalar, dezenfektanlar, ilaçlar ve diğer birçok imalat sanayi yan ürünleri dikkatli kullanılmadıkları ve gerekli denetimleri yapılmadıkları takdirde denize ulaşmasıyla deniz ortamında önemli boyutlarda kirlenmeye neden olmaktadır.

3.1.1. Türkiye Denizlerinde Kirlilik Durumu

Üç tarafı denizlerle çevrili olan ülkemizde, sanayi ve şehirleşmenin, deniz taşımacılığı ve turizmin düzensiz bir şekilde yapılması, çevre kirliliğinin dikkate alınmaması, kıyılarımızda ve özellikle körfezlerde çok ciddi çevre sorunları yaratmıştır. Ayrıca Ege ve Marmara denizlerinde olduğu gibi denizlerimizin diğer deniz ve okyanuslarla yeterli temasının ve dolayısıyla su sirkülâsyonunun olmaması atıkların seyreltilmesi ve uzaklaştırılmasını güçleştirmekte ve durum daha da önemli bir hal almaktadır.

3.1.1.1. Karadeniz Kıyılarımızda Şehirlerden Kaynaklanan Kirlenme

Türkiye’nin Karadeniz’e boşalan 60’a yakın irili ufaklı akarsu ve nehirleri bulunmaktadır. Bunların büyük bir çoğunluğu ise Anadolu’nun iç kısımlarından geçmekte ve kentsel ve endüstriyel atık suları da beraberinde denize taşımaktadır. Deniz kirliliğinin nedenleri önem durumuna göre sıralanmıştır.

1. Kanalizasyon
2. Çöp ve atıklar
3. Erozyon
4. Doğu Karadeniz’de karayolu ağının deniz kıyısından gerçekleşmesidir.

3.1.1.2. Marmara Denizinde Kimyasal Kirlenme

Marmara Denizi, özellikle Haliç ve İzmit Körfezi başta olmak üzere fiziksel ve kimyasal kirleticilerin etkisi altında kalmıştır. Giderek artan kentsel ve endüstriyel faaliyetler sonucu birçok kirletici sınır değerlerin üstüne çıkmıştır. Marmara Denizi’nde 1980 yılında yürütülen bir araştırmada kıyı sularının hemen hepsinde amonyak, nitrit ve nitrat iyonu rastlanmıştır, bunlardan özellikle amonyak ve nitrit iyonunun tehlike sınırını aştığı belirlenmiştir.

3.1.1.3. Ege Denizinin Sorunları

Ülkemizin en uzun kıyı şeridine sahip olan Ege Denizi, önemli düzeyde kentsel ve endüstriyel deşarja maruz kalmaktadır. Ege Denizinde ortaya çıkan en önemli kirletici kaynaklar; Büyük Menderes, Meriç, Gediz Nehirleri ile Çanakkale Boğazı ve İzmir şehrinden ileri gelen kentsel ve endüstriyel atıklardır. Ege Denizinde kıyıların girintili çıkıntılı olması nedeniyle su sirkülâsyonu oldukça yavaştır. İzmir körfezinde petrol rafinerisinin birisinin yer alması ve yoğun deniz trafiği ile petrol ve diğer türevlerce körfezin kirlenmesine yol açmaktadır.

3.1.1.4. Akdeniz Kıyılarında Kirlilik

Akdeniz sahilleri, Türkiye’nin en fazla turist çeken, deniz mevsimi ve kumsal kıyı şeridinin çok uzun olduğu bir bölgemizdir. Deniz yolu taşımacılığı denizdeki petrol ve petrol türevleri niteliğindeki kirleticilerin önemli bir kaynağıdır. Akdeniz’in en geniş sığ alanı İskenderun Körfezidir. Mersin’deki petrol rafinerisi ve İskenderun Körfezindeki iki adet petrol boru hattı terminali önemli kirletici unsurlarıdır. Bölgedeki petrol boru terminallerinden ileri gelen katran yumruları söz konusudur. Bölgedeki sıcaklık ve mikro biyolojik aktivite nedeniyle petrol kökenli kirlenmenin tehlike boyutlarına ulaşmamıştır.



















BÖLÜM 4

4. ÇEVRE KİRLİLİĞİ İLE İLGİLİ YASAL DÜZENLEMELER

4.1. Ülkemizde Çevre Kirliliği Mevzuatı

Giderek artan çevre sorunlarıyla birlikte konuyla ilgili yasal düzenlemeler de hızlanmış ve çok sayıda kanunlar, kanun hükmünde kararnameler, uluslar arası sözleşmeler, tüzükler, yönetmelikler, tebliğ ve kararlar çıkartılmıştır. Çevre kirliliği ile ilgili söz konusu mevzuatlar, Türkiye Çevre Vakfı tarafından kitap haline getirilmiştir. Ülkemizde çevre kirliliği ile doğrudan ve dolaylı ilgili olan yasal hükümler ve düzenlemeler ana başlık halinde aşağıdaki gibidir.

1. Anayasa
2. Kanunlar
- Köy Kanunu
- Limanlar Kanunu
- Sahil Güvenlik Komutanlığı Kanunu vb.
- Çevre Kanunu vb.

4.2. Hava Kalitesinin Korunması Yönetmeliği

Bu yönetmeliğin amacı her türlü faaliyet sonucu atmosfere yayılan is, duman, toz, gaz, buhar ve aerosol halindeki emisyonları kontrol altına almak; insanı ve çevresini hava alıcı ortamındaki kirlenmelerden doğacak tehlikelerden korunmak; hava kirlenmeleri sebebinde çevre de ortaya çıkan umuma ve komşuluk münasebetlerine önemli zararlar veren olumsuz etkileri gidermek ve bu etkilerin ortaya çıkmamasını sağlamaktır.

Yukarıda belirtilen yönetmeliğin hükümleri ise;

a. Tesislerin kurulması ve işletilmesine
b. Tesislerin, yakıtların, hammaddelerin ve ürünlerin üretilmesi, kullanılması, depolanması, taşınması ve ithalini
c. Motorlu taşıtların donanımlar, çalıştırılmaları ve uymaları gereken keyfiyetleri kapsamaktadır.

Hava kalitesi; insan ve çevresi üzerine etki eden hava kirliliğinin göstergesi olan, çevre havasında mevcut hava kirleticilerin artan miktarıyla azalan kaliteleridir.
Hava kalitesi sınır değerleri; insan sağlığının korunması çevrede kısa ve uzun vadeli olumsuz etkilerin ortaya çıkmaması için atmosferdeki hava kirleticilerin bir arada bulunduklarında, değişen zararlı etkileri de göz önüne alınarak tespit edilmiş konsantrasyon birimleriyle ifade edilen seviyelerdir.
Hava kalitesi sınır değerlerini zaman içerisinde daha dar sınır değerleri düşürerek, daha temiz hava kalitelerine ulaşmak mümkündür. Kükürt dioksit ve havada asılı partikül maddeler için hedef sınır değerler belirlenmiş ve bu hedeflere mümkün olan en kısa zamanda ulaşmak için çeşitli programlar geliştirilmiştir. Dolayısıyla tesisler kurulurken hava kalitesini koruma önlemleri kuruluş tarihinde yürürlükte olan UVS ve KVS değerlerine göre alınmaktadır.



4.3. Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği

Bu kanunun amacı, ülkenin yeraltı ve yerüstü su kaynakları potansiyelini her türlü kullanım amacıyla korunmasını, en iyi biçimde kullanımının sağlanması ve su kirlenmesinin önlenmesinin ekonomik ve sosyal kalkınma hedeflerine uyumlu bir şekilde gerçekleştirmek üzere, su kirliliğinin kontrolü esaslarının belirlenmesi için gerekli olan hukuki ve teknik esasları ortaya koymaktadır. Su kirliliği kontrolü yönetmeliğinde mevcut ilkeler aşağıda sıralanmıştır.

1. Su kirliliği kontrolü açısından her tür kirletici kaynağı bir izin belgesine bağlanması esasıdır. Bu belgede izin verilecek atık suların miktarı ve ihtiva edebileceği kirleticiler belirtilmeli; standartlara uymak açısından teknolojik tedbirlerin gerekip gerekmediği kaydedilmelidir.
2. Endüstriyel atık su kaynaklarının izne bağlanabilmesi için endüstrinin tipi, üretim miktarları kullanılan hammaddeler, kullanılan işçi sayısı, su ve enerji tüketimi, üretim akış şemaları ve üretim sırasında çıkan atık suların kaynakları, katı ve sıvı atıkların miktar ve özellikleri, tehlikeli atıkların bulunup bulunmadığı konularındaki bilgiler endüstri kuruluşu tarafından idareye bildirilir.
3. Kıta içi yüzeysel suların, yeraltı sularının da deniz sularının çeşitli kullanım amaçlarına göre sınıflandırılmasını sağlayacak su kalite kriterleri çerçevesinde su kirliliğinin en yoğun olduğu bölgelerin saptanması ve alınacak tedbirlerin önceliklerinin belirlenmesi esastır.

4.4. Deniz Kirliliği İle İlgili Ülkemizde Yer Alan Başlıca Mevzuatlar Ve Uluslar Arası Sözleşmeler

4 Nisan 1971 tarihinde yürürlüğe giren su ürünleri kanunu, su ürünlerinin korunması ve kontrolü ile ilgili hususları ihtiva etmektedir. Kanunun 20. maddesinde iç suları veya denizlere dökülmesi yasaklanmaktadır.
4 Ağustos 1983 tarihinde yürürlüğe giren Yat Turizminin Geliştirilmesi Hakkındaki Yönetmeliğe göre, liman içine yönelik yoğun kanalizasyon ve su akıntıları ile çamur birikintisinin olmaması, limanın su alanı içerisinde çeşitli engellerin bulunmaması, çöplerin liman dışına atılması, kullanılmış yağ toplama yerlerinin bulunması gibi çevresel tedbirler karara bağlanmıştır.
31 Aralık 1987 tarihinde yürürlüğe giren Gemi Ve Deniz Araçları İle İlgili Yönetmeliğe göre sulara atılan, bırakılan ya da dökülen; petrol, zehirli sıvı maddeler, katı atıklar, çöpler tespit edildiğinde gerekli işlemlerin yapılması hükme bağlanmıştır.
4 Eylül 1988 tarihinde yürürlüğe giren Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliğinde, su kirliliğindeki artışların deniz ve kıyı kirliliğinin önlenmesi gibi temel amaçlarda hedeflenmiş, su kalitesi kriterleri de buna bağlı olarak standartlar belirlenmiştir.

4.5. Gürültü Kontrol Yönetmeliği

Bu yönetmelik, 11.02.1986 tarihli resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.
Bu yönetmeliğin amacı, kişilerin huzur ve rahat bir bene içerisinde sağlığını gürültü ile bozmayacak bir çevrenin geliştirilmesini sağlamaktır.
Bu yönetmeliğin kendi yetki alanları içerisinde uygulanmasından, mahallin en büyük mülki amiri, belediyeler ve köy tüzel kişilikleri sorumludur. Başbakanlık Çevre Genel Müdürlüğü, gürültü kontrolü konusunda ilgili kuruluşlar arasında koordinasyonu sağlamakla yükümlüdür.
Gürültü yönetmeliğinde hükümler getirilen başlıca gürültü kaynakları aşağıdaki gibidir;

a. Sanayi, yol ve inşaat makineleri
b. Karayolu taşıtları
c. Havayolu taşıtları
d. Demiryolu taşıtları
e. İşyerleri
f. Yerleşim bölgelerindeki diğer gürültü kaynakları

Değişik gürültü kaynakları ve bu kaynaklardan yayılmasına izin verilen maksimum gürültü seviyelerinden bazıları; otomobil 75, demiryolu 65, bina yapımı 70, havaalanları 70, darbe gürültüleri 100 vb. gibidir. Bu ses seviyelerinden daha fazla ses çıkartan gürültü kaynaklarında gerekli önlemlerin alınması hükme bağlanmıştır.


































SONUÇ

Türkiye’de çevre eğitimi gözden geçirildiğinde eğitimin yetersizliği anlaşılmaktadır. Çevre ile ilgili verilen eğitimler birçok bilgi alanını ilgilendiren ve bu alanlardan ilgi bekleyen bir yapıya sahiptir.
Türkiye’deki çevre sorunları bulunandan daha iyi bir duruma getirilebilmeli ve bunun için çevre konusunda bireylerin bilinçlendirilmesi gerekmektedir.
Temiz ve içinde yaşanılabilir bir çevre için etkin bir tutum içine girilmesi, toplumların her ferdi için zorunludur. Bu tür bir yaklaşım ise güçlü bir temel ve sorunların ciddiyetini sergileyebilecek, çözümler üretebilecek çevre eğitim programlarından geçmektedir.








































KAYNAKÇA

1. TOPBAŞ, M.T. 1988, Çevre Kirliliği, Ankara

2. ERDEN, A.B. 1990, Çağımız Ve Çevre Kirliliği, Ankara

3. KELEŞ, R., 1992, İnsan Çevre Toplum, Ankara

4. Çevre Bakanlığı Yayın Organı, 1995, Çevre Ve İnsan, Ankara

5. KIŞLALIOĞLU, M., 1993, Çevre Ve Ekoloji, İstanbul

6. ÜNLÜ, H., 1995, Yerel Yönetim Ve Çevre, İstanbul

7. YÜNCÜ, F., 1996, Çevre Ve İnsan, Ankara

8. ÇEPEL, N., 1992, Doğa Çevre Ekoloji Ve İnsanlığın Ortak Sorunları, İstanbul

9. ÜNLÜ, H., 1995, Yerel Yönetim Ve Çevre, İstanbul

10. Çevre İl Müdürlüğü, Denizli
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-01-11, 22:12   #2
myd00n0s3

Varsayılan C: Turİzmde Çevre KİrlİlİĞİ


aferin çok güzel
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 15-12-12, 19:38   #3
antalyavip

Varsayılan C: Turİzmde Çevre KİrlİlİĞİ



Bencede Güzel xD
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 15-12-12, 20:36   #4
KOonlineLiFEoffline

Varsayılan C: Turİzmde Çevre KİrlİlİĞİ



bunları buraya yazmandaki amaç ?
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat