En Komik ve Eğlenceli Videolar Burada. * FrmTR Sohbet Kontrol Panelinizde.
Forum TR
Go Back   Forum TR > > >
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]
Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 03-06-07, 00:34   #1
ѕєαη

Varsayılan Karadenİz BÖlgesİnde Turİzm


TURİZM
BOLU
Turizm, Bolu ekonomisinde gelişen bir faaliyettir. İlde iç turizm önem taşımaktadır. 1980’lerin başlarına değin çok sınırlı kalan dış turizmin, Kartalkaya Kış Sporları Merkezi’nin kuruluşu ile canlanacağı düşünülmektedir.
Bolu’ya turistik değerini, zengin doğal yapısı kazandırmaktadır. Orman varlığı, yükselti bölgeleri, karlı dağları, gölleri Karadenizdeki kıyıları, ilin başlıca turistik zenginlikleridir. Bu temel üzerinde gelişen turizm kesimi, dinlenme, spor etkinlinlikleri, avcılık, dağcılık gibi öğelerden oluşan tatil turizmi niteliği taşımaktadır. Bolu’daki kaplıcalar ve tarihsel kalıntıların da il turizmi içinde belli bir yeri vardır.Bolu, ülkemizin en zengin orman bölgesidir. Yoğun orman varlığı, hem dağ turizmi hem de avcılık için geniş alan ve çeşitli olanaklar sunar.
Bolu’nun dağ turizmi potansiyeli yüksektir ve il turizmine özellik katmaktadır. Turizm ve Tanıtma Bakanlığı Turizm Planlaması Genel Müdürlüğü’nce geliştirilen kayak merkezleri yer seçimi ölçütlerine göre Bolu Köroğlu Dağları “iç ve dış turizme dönük spor turizmi ve kitle sporunun birlikte geliştirileceği kayak merkezleri” sınıflamasında, Bursa-Uludağ ve Antalya- Beydağları’ndan sonra 3. bölge olarak seçilmiştir. Kayak alanlarının ormanlarla çevrili oluşu yörenin çekiciliğini artırmaktadır.
Köroğlu Dağları’ndaki başlıca kayak ve dinlenme alanları, Kartalkaya ve Sarıalan’dır. Tembel, Kandıra ve Berk yaylaları ise ileri düzeyde yarışmalara olanak veren, Kuzey disiplini yarışmalarının yapılabileği dağ ve orman iklimi kür yerleri olarak önem taşımaktadır. Kayak mevsiminin uzun oluşu (Aralık-Nisan arası), karın niteliği ve kalınlığı, pist uzunlukları ve eğimler, Köroğlu Dağları’ndaki çeşitli yöreleri, spor turizmi, kitle sporu ve yarışma olanakları açısındar elverişli kılmaktadır.
Kartalkaya Kayak Tesisleri Bolu-Seber yolu üzerinde. Bolu’dan 50 km kadar uzak lıktadır. Yörenin ormanlarla kaplı oluşu Uludağ’da olduğu gibi ilkbahar ve yaz ba şında yağmur, kış mevsiminde ise’kar yağışlarını artırıcı rol oynamaktadır. Kayak alan larında ortalama kar kalınlığı 1,5 m’nin üzerindedir. Kayak mevsimi 15 Aralık-15 Nisaı arasında açık kalan 300 yataklı modern biı tesis vardır. Biri 900m öteki 400 m uzunlu¬ğunda iki teleski ile kayak alanlarına çıkılmaktadır. 6 kayak pisti vardır. Kartalkaya Tesisleri’nde kapalı yüzme havuzu ve saunt gibi olanaklarla çok yönlü hizmet verilmek tedir. Buraya çoğunlukla İstanbul, Ankarı gibi büyük merkezlerin yüksek gelirli grup. ları ilgi göstermektedir.
Abant Gölü, yıllardan beri ilin başlıcs turizm alanı olagelmiştir. Gölün çevres çam, köknar ve kayın ormanları ile, yüzey yer yer nilüfer çiçekleri ile kaplıdır. Yaz ayları göl çevresinde oldukça serin, kış ayları ölçüde soğuk geçmekıedir. Göl çevres yabanıl meyve ağaçları, yabanıl çiçekler, çeşitli mantarlardan oluşan zengin bir bitki örtüsü ile kaplıdır. Gölde bulunan alabalık yı benekli mercan balığı avı, Ücrete bağlanarak denetim altına alınmıştır. Kış aylarında göl çevresindeki ormanlarda tavşan, karaca, yaban domuzu avlanmaktadır. Göl çevresindeki 7.600 m’lik yol, orman içi yürüyüş sporu için çok elverişlidir.
Yedigöller, Bolu’nun önde gelen turistill yörelerindendir. Göynük’ün 27 km doğusunda bulunan ve Yedigöller’i kapsayan 55( hektarlık alan, milli park yapılmıştır. Büyük Göl, Küçük Göl, Nazlı Göl (Şelale Gölü), Sazlı Göl, Derin Göl, Aşağı Göl ve Ortz Göl adlarını alan Yedigöller, iki plato üzerinde yer almaktadır. Yedigöller’in çevresi ku. rıılarla kaplıdır.
İldeki termal turizminin başlıca kaynak¬larını, Bolu il merkezinin 5 km güneyind bulunan Aladağ’ın eteklerindeki iki su kaynağı oluşturur. Yörede Büyük ve Küçük kaplıca adı verilen iki tesis ile Bolu İl Ozel ldaresi’nce yaptırılan bir termal otel vardır. Ayrıca Düzce’de Efteni Kaplıcası, Mudurnu’nun 5 km doğusundaki Babas Kaplıca ları, Seben’in 14 km güneyindeki Bağlun’ Kaplıcaları, ilin bellibaşlı termal kaynaklarıdır.
Karadeniz kıyısındaki Akçakoca, çevre illerin, özellikle Ankara’lı turistlerin ilgi gösterdikleri bir kıyı kasabasıdır. Akçakocs 1950’lerden sonra gelişen iç turizmin ilk merkezlerinden biri olmuştur. Akçakoca’da turizm mevsiminin en canlı olduğu dönem, 10 Temmuz-10 Ağustos arasıdır. Ancak ilçede denizin durgun ve havanın rüzgirsız olduğu aylar, haziran ve eylül aylarıdır. Akçakoca’da turizm mevsimi en çok dört ay sürmektedir. Fakıllı Mağarası, Ceneviz Kalesi, Cuma Yeri gibi gezme ve dinlenme yerleri de ilçenin turistik değerleri arasındadır.










TARİHSEL YAPITLAR
ORDU
Ayrı yerlerde üç kez kurulmuş kentte, tarihsel yapıt azdır. Günümüze gelebilenlerin ise eski oluşlarından başka özelllikleri yoktur. Kılıç Kökten’in 1963’te yaptığı araştırmalarda yörede Paleolitik Döneme tarihlenen gereçler bulunmuştur. Ünye. Fatsa ilçelerindeki mağaralarda. Alt, Orta Üst Paleolitik dönemlerden çakmaktaşı balta, kazıyıcı, dilgi gibi gereçler elde edilmiştir. Bozukkale yarımadasındaki kimi kalıntıların Bizans Dönemi’nden kale yıkıntısı olduğu öne sürülmektedir. Moloz taş yapının, duvarlarından çok az bir bd kalmıştır. Perşembe İlçesi Yason Burnundaki kilise yıkıntısının üstüne, sonra Rumlar’ca başka bir kilise yapılmıştır. Merkez Düz Mahallede bir kilise belediyece olarak kullanılmaktadır. Fatsa İlçesı bir kilise yıkıntısı üstüne ise Haznedaroğullarının konağı yapılmıştır. Türk Dön yapılan çoğunlukla XIX. yy’dandır.
MERKEZ İLÇE: 4 km güneydogı Uzunisa Bucağı’ndaki Eskipazar kalıntılı İbrahim Paşa, Hamidiye, Yalı camileri.t lıca yapılardır. XVIII. yy.ın sonlannda pılmış olan Kirazlimanı Camisi, (Abdi Reis Mescidi) 1967 de tümüyle yıkılmıştır.
ESKİPAZAR KALINTILARI: Eskipazar Köyü yakınında bir cami ile iki hamam kalıntısı vardır.
Cami: İlk caminin vıkılmasından so XVIII. yy’da Battal Hüseyin Paşa yaptırmıştır. 1939 depreminde tümüyle yıkılan yapı taş duvarlı. çatılı olarak yapılmışsa da günümüzde yıkıntı durumunda< Taçkapı üstündeki yazıt, XVIII. yy.da yapıma ilişkindir.
Hamamlar: XVI. yyda yapılmış o Büyük Hamam soyunma yeri, kubbeli yıkanma yeri ve su deposundan oluşrı-.ak dır. Moloz taştan yapının taş ya da mern den döşemesi sökülmüştür. XVIII.yyda yapılmış Küçük Ham da moloz taştan olup tonoz ve kubbe örtülüdür.
İBRAHİM PAŞA CAMİSİ: Orta misi adıyla da bilinen yapı. 1800 tarihli Daha önce İbrahim Paşanın yaptırdığı -şap caminin yerine yapılmıştır: doğu kal üstündeki yazıttan Tayyar Mahmud paşa Salih Ağa ve Ali Ağa’anın yaptırdıkları anlaşılmaktadır Düz çatılı mımari Özelliği olmayan yapının özgün mihrabı; Selimiye Camisine taşınmıştır. Daha sonra yapılan mihrap ise Ampir üslupta bezemelidir. Caminin mınaresi çift şerefelidir. Yapı kiremit kaplı çatı örtülüdür.
HAMİDİYE CAMİSİ: Hükümet camisi adıyla da bilinir. 1891’de Kaymakam Cordanzade Mir Mehmed Ali Bey yaptırmıştır. Taştan yapı, ahşap çatılı, çift minarelidir. Taçkapı üstündeki yazıt şair Tıfli’nindir•
YALI CAMİSİ: Kıyıdadır, adı Aziziye:Camisidir. Cami, kentin ilk kuruluş yılla da ahşap olarak yapılmıştır. 1883 yangınından sonra Kadızade Hacı Hasan Efendi 1894-1895’te günümüzdeki camiyi yaptırımıştır. Kesme taştan, çatıyla örtülü basit yapıdır.Mihrabı Ampir üslubundadır- Minaresi tek şerefelidir.
SELİMİYE CAMİSİ: 1926’da yapımına başlanmış, 1956’da açılmıştır. Ozelliği olmayan yapının Selçuk bezeme sanatının örneği olan mihrabı ilginçtir. Mukarnaslı mihrap nişini geometrik ve bitkisel motifli bordürler çevrelemektedir. Mihrabın üstünde üç alem kabartması vardır.
ÇEŞMELER: XIX. yy yapısı çeşmeler kesme taştan, özelliği olmayan yapılardır. 1815’te yapılmış olan Mustafa Bey Çeşmesi sivri kemerli rozetlerle bezeli bir yapıydı, ancak onarılacağı öne sürülerek yıktırılmıştır. Yarısı toprağa gömülü Konstantin çeşmesi ise yöredeki Rum mimarisinin özgün örneklerindendir. Yusuf Ağa Çeşmesi (1832), Soğuksu Çemesi (1842) ve Çürüksulu Ali Pasa Cesmesi (1911) öbür yapılardır.

















RİZE
Rize’nın tarihöncesini aydınlatacal bilgiler yetersizdir. 1944-1945 arasında Kılıç Kökten’in yaptığı araştırmalarda tarihöncesi yerleşmeye rastlanmamıştır. Daha sonraki dönemlere ilişkin az sayıdaki yapıt da önemli değildir. Yörede yüksek tepelere yapılmış kale kalıntılan çoktur. Merkez İlçedeki kale ile Çamlihemşin Zil Kalesi dikkati çeken yapılardır. Camiler basit planlıdır. Çayeli ve Çamlıhemşin’deki iki köprü tek gözlüdür.
MERKEZ İLÇE: Cenevizliler’den kaldığı sanılan kale ile Gülbahar ve Islampaşa camileri bellibaşlı tarihsel yapıtlardır
RİZE KALESİ: İlçenin güneybatısındaki kalenin XIV. yy’da yapıldığı sanılmaktadır. 160 m yüksekliğinde bir tepenin üstündeki kale 480 m2’lik bir alanı kaplamaktadır. Surların yüksekliği 15-20 m arasında değişmektedir. Çevresi hendeksizdir, güneydeki kapıdan doğruca kaleye girilir.
İSLAMPAŞA CAMİSİ: Çarşı içindekiXVI. yy yapısıdır. Kesme taştan yapı,Kurşunlu cami adıyla da bilinmektedir.Kubbeli son cemaat yerinden dörtgen planlı yine kubbeyle örtülü ana mekana geçilir.kubbe kasnağı 24 pencerelidir. Ana kubbe yanlarda yarım kubbelerle desteklenmiştir.
GÜLBAHAR CAMİSİ: XVI. yy’da Yavuz Sultan Selim’in annesi Gülbahar hatunun yaptırdığı cami 1952’de onarılmıştır.kare planlı;kubbeli caminin minaresi tek şereflidir.
ÇAMLIHEMŞİN: Zil Kalesi ile ünlüdür.
KALE-İ BALA: İlçenin 40km güneyinde 150m yüksekliğinde bir tepe üstündedir.İÖ 200’Ierde yapıldığı düşünülen kalekare planlıdır 16 burç ve bir gözetleme kulesi vardır, ancak çevresinde başka bir sur yoktur.
ZİL KALESİ: Yapım tarihi kesin değildir, ancak Ortaçağ’ın sonlarında yapıldığı,sanılmaktadır. Kale, bir kaya kütlesinin en yüksek kesimine belirli plan gözetilmeksizin yapılmıştır. Moloz taştan yapılmış olup tarihlendirmeye yarayacak herhangi bir bezeme yoktur. Tepenin batı yamacındaki yolla kuzeydeki ana girişe ulaşılır. Kapı, beşik tonoz örtülü dehlizlidir. Kalenin içinde alçak duvarlann ayırdığı teraslar görülmektedir.Tepenin güneyinde birbirine bitişik iki
yapı vardır. Büyük yapının,kaledeki askerlrinin barınağı olduğu düşünülmektedir duvarlardaki kiriş izleri, ahşap döşemeli üst katın varlığını göstermektedir. İç nişli küçük yapınmn şapel olabileceği düşünülmektedir.acak kesin kanıt yoktur. Kalenin dikati çeken başka bir bölümü de başkuledir,duvarları 1,5-2m kalınlığındadır, beş katlıdır. En üst kat teras biçimindedir.
ÇAYELİ: İlçenin 2 km doğusunda Artvin-Rize karayolu üstünde XII.yy’de yapılmış kalenin kalıntısı görülebilir.
CAFERPAŞA CAMİSİ: Rize fatihi Cafer Paşa’nın XVI. yy’da yaptırdığı bilimektedir. Basit planlı, çatıyla örtülü bir yapıdır.
PAZAR: İlçedeki tek yapı, denizdeki yuksek kayanın üstünde yer alan VII. yy’dan kalma kale kalıntısıdır. Yörede Kız Kulesi adıyla bilinmektedir. Yalnızca bir gözetleme kulesi sağlamdır






















SAMSUN
l940ta başlatılan arkeolojik çalışmalar Samsun’un yerleşme tarihinin Paleolitik dönemine değin indiğini ortaya koymuştur.Kılıç Kökten. Nimet Özgüç ve Tahsin Özgüç’ün saptadıkları höyüklerde Hitit yerleşmesinin varlığı kanıtlanmıştır 1940-1942 arasında .yuzey araştırmaları dışında, Kavak ve Dündartepe höyükleri ile Tekkeköy’de(Tekeköy) kazı yapılmıştır. Yöredeki yüzey araştırmaları l955te sürdürülmüş bilinen höyüklere Gökçeboğaztepe Höyüğü eklenmiştir. 1971-1975 arasında Bahadır Alkım başkanlığındaki çalışmalarda 54 yerleşme daha saptanmıştır. 1974’te Bafra yakınlarındaki Ikiztepe’de başlatılan kazılarda ele geçen buluntular, höyüğün Hitit Dönemi’de önemli bir kent olduğunu belgelemektedir Tarihöncesi ve Yazılı Tarih Dönemi yerleşmelerinin oldukça yoğun olduğu anlaşılan Samsun, IO VII. yy’da Miletos kolonisi olarak kurulmuştur. Helenistik Dönemde Pontos Krallığı’nın sınırları içindeki kent daha sonra Roma ve Bizans imparatorlularının egemenlikleri altına girmiştir. Ancak antik Amisos Kenti’nde bu kültürlerin topraküstü kalıntılarına rastlanmamaktadır. Temel kazıları sırasında ise Amisos’a ilişkin kimi küçük buluntular ve mozaikler ortaya çıkmaktadır. Anadolu Selçukluları’n liman kenti, bu özelliğini Osmanlı Devl ilk dönemlerinde de korumuştur. Ancak daha sonraları önemini yıtiren Samsun küçük bir köy görünümündedir. Bu yüzden Vezirköprü dışında yörede önemli Türkyapısına rastlanmamaktadır. Vezirköprü ilçesi’nde Köprülülerin yaptırdığı çeşıtli yapılar. onanımlarla günümüze gelmiştin•
MERKEZ İLÇE: Dündartepe (Öksürüktepe) Höyüğü ile Tekkeköy kazıları ilçede tarihöncesi yerleşmelerin varlığını göstermiştir. İÖ VII. yy’da kurulmuş bir Mitelos kolonisi olan Amısos’tan (Karasamsun) günümüze kalıntı ulaşmamıştır. Temel kazıları sırasında Amisos’a ilişkin yapı kalıntıları ve kuçük buluntular ortaya çıkmaktadır Türk Donemi yapıları arasında Büyük Cami dikkati çeker.
DÜNDARTEPE (ÖKSÜRÜKTEPE) İlçenin 3 km güneydoğusundadır 15 m yükseklikteki höyük Sivas-Samsun demiryoluyla ikiye bölünmüş. Büyük bir parçası yok olmuştur. Höyükte Kalkolitik İlk Tunç ve Hitit çağlarına ilişkin üç kültür vardır. Höyüğün tepesindeki en son yerleşme İlk Tunç Çağa ilişkindir: Hitit yerleşmesine eteklerde rastlanmıştır.
1. Kültür Katı: Kalkolitik Döneme tarihlenen dört yapı katından oluşmaktadır. Pek çok sıva parçası ve çürümüş hatıl kalıntısı :elde edilmiştir. Dörtgen planlı bir yapının. küçük taş döşeli,üstü çamur sıvalı döşemesi ortaya çıkarılmıştır. Dündartepe 1. katı yapıları Orta Anadolu yapılarına benzemektedir. El yapımı keramik. kara. gri ve toprak kırmızısıdır. Çoğu boya astarlı kapların hamuruna kum karıştırılmıştır. Süslü parçalar azdır. Kimisinde oldukça kaba yapılmış geometrik motifler ve çizgi bezeklere rastlanır. Pişmiş toprak ağırlık ve ağırşaklar çakmaktaşı bıçaklarar öbür buluntulardır. İyi işlenmiş geyik boynuzundan hançer dikkati çeker.
II. Kültür Katı: Höyüğün tepesinde ve eteklerindeki bu kültürler yangınla sona ermiştir. İlk Tunç çağı tarihlenen katın eteklerindeki kalıntılar üstüne yerleşmiştir.
Tepedeki kazıda dörtgen planlı bir evle ocak ortaya çıkmıştır. Ayrıca kömürleşmiş hatıl kalıntıları ve tuğlalaşmış sıva parçaları bulunmuştur. Koyu gri renKli kapların içi al ya da kahve rengidir. İçi,dışı al renkli kaplar azdır. En çok fincan, bardak ve çanak bulunmaktadır. Kaplarda. ak boyalı, çizgi kabartma ve yivli dört tür bezemc vardır. Ak boyalı kaplar teknik ve sanat yönünden daha nitelikliklidin. Kemik geneçler arasında biz, çuvaldız, geyik boynuzundaı çekiçler sayılabilir. Küçük bir alanda pek çok pişmiş toprak ağırşak, al ve koyu kahverengi sapsız fırçalar Dündartepe’nin özgün buluntularındandır. Uzun yüzlerden birinde düzenli 4-6 sıra delik vardır. Pişmiş toprak buluntulandan belden aşağısı bulunan, gri parlak boya astarlı idol önemlidir. Çakmak taşı bıçaklar, baltalar, değirmen ve dibel taşları öbür buluntulardır. Tepedeki II. Dündartepe kültürü, metal gereçler, özellikle silahlar yönünden zengindir. Hançerler ok uçları. baltalar. mızrak uçları. döneminm göre üstün bir teknikle yapılmıştır. Bu kültürün eteklerdeki buluntuları tepedekinden pek farklı değildir. Mimari kalıntı çok azdır El yapımı keramikler, boya astarlt, kazıma; ya da yivli bezemelidir. İçi, dışı kara ya da al kaplar yanında değişik renkliler de vardır Genellikle boyunlar bezemelidir. Parlak kara keramikler yivlidir. Biçim ve teknik yönünden Alişar, Ahlatlıbel. Etiyokuşı kaplarına benzemektedirler. Burada bulunan pişmiş toprak fırçalarsa saplıdır. Bir idolün tümü ortaya çıkarılmıştır. Tepedeki yüksek teknikli metal gereçlere burada rastlanmamaktadır. Az sayıdaki küpe. iğne bilezik çok düşük niteliklidir.
III. Kültür Katı: Dündartepe Höyüğü nün tepesi dışında hemen hemen her yerinde rastlanan bu kültür. Hitit Çağı’na tarihlenmektcdir. üç yapı katı saptanmıştır. 1 katta, taş temeli kerpiçten Hitit evleri ortay çıkarılmıştır. Yangında tuğlalaşmış kerpiç parçaları ve kömürleşmiş ağaçlar bulunmuş tur. Evlerden birinde bulunan damga mühürle yapı IÖ 1500-1200 arasına. II. yapı katındaki uzun taş temel kalıntıları IÖ 1500’e, III. yapı katı 1500’den daha öncesine tarihlenmektedir. Keramik buluntulann çoğu boya astarlı,çarkta yapılmış, iyi fırınlanmıştır. Bunlarda. alın tüm tonları kahverengi. devetüyü, çok az da ak ve grı renk kullanılmıştır. Gaga ağızlı testiler, çaydanlıklar, küpler başlıca keramik biçimleridir. Pişmiş toprak mühürler. hayvan heykelcikleri. ağırşaklar. kemik biz ve iğneler öbü buluııtulardır. Pişmiş toprak mühürler ara-sında küpleri damgalamak için kullanılan kaba örnekler yanında. ince bir beğeni ürünü olanlar da vardır. Tunç iğneler. ok uçları. baltalan Boğazköy ve Alişar buluntularına benzemektedir.
TEKKEKÖY (TEKEKÖY): Dündartepe’nin 14 km güneydoğusundadır. İ940’ta Kılıç Kökten’in başlattığı kazılar, kaya sığnaklanı ile tütün tarlasında sündürülmüştür “A” kaya sığınağında 10 kat saptanmış. çok sayıda taş gereç, hayvan kemiği bulunmuştur.
“A” sığınağının karşısındaki tütün tarlasında Hitit ve İlk Tunç Çağ kültür katları ortaya çıkarılmıştır. Hitit katında mimarı kalıntı ve gömüte rastlanmamıştır. Buluntular arasında çark yapımı devetüyü. al renkli keramikler çoğunluktadır. Ilk Tunç Çağ; katında ise. cok sayıda gömüt bulunmuştur Doğrudıın toprağat hoker durumda konmuş ölülerin yanına keramik. bıcak. kama gibi çeşitli gereçler bırakılmıştır. Ayrıca ölülerin seyrek dokunmuş bir kumaşa sarılarak gömüldükleri anlaşılmaktadır.El yapımı keramik buluntular al, kara ve kahverengidir. Kara üstüne ak boyayla yapılmış geometrik desenlerle süslü dişli, yivli çizgi bezeli kaplar dışında kabartma insan yüzlü vazolar dikkati çeker.
KALE CAMİSİ: Kuyumcular Çarşısındadır. 1314te İlhanlı Valisi Emir Timurtaş Paşa adına yaptırılmıştır. Onarımlarla mescide dönüştürülmüştür.
PAZAR CAMİSİ: Pazar Mahallesindcdir. X1V. yy Ilhanlı yapısıdır. Diktörgen planlı, ahşap çatı örtülüdür. 1819da onarılmıştır.
ŞEYH SEYYİD KUDBEDDİN CAMİ VE TÜRBESİ: Osmanlı Dönemi yapısmdır. Cami ile türbe bitişiktir. Dikdörtgen planlı camı, ahşap çatıyla örtülüdür. Önünde L biçimi son cemaat yeri vardır. Caminin güneyindeki türbe kare planlı. beşik tonozludur.
İSA BABA CAMİ VE TÜRBESİ: XV.yyda yapılan ilk yapı Özgün biçimiyle günümüze ulaşamamıştır. Kare planlı küçük bir mescit ve türbeden oluşan yapı. l975te onarılmıştır. 1975- 1976daki son onarımda cami ve türbeye dönüştürülmüştür.
HACI HATUN CAMİSİ: Saathane Meydanı yakınındadır. Hatice oğlu Ibrahim. l694’te hayrat olarak yaptırmıştır. Onarımlarla büyük değişikliğe uğrayan cami, kesme taşıtın ve tuğla hatıllıdır Kare planlı, tek kubbeli yapının silindirik gövdeli minaresi batıdadır
BÜYÜK CAMİ: 1884’te Batumlu Hacı Ali Efendi vaptırmıştır. Sultan Abdülazizin annesı onarttırığı için Valide Camisi diye de bilinir. Kesme taştan yapının önünde beşik tonozlu son cemaat yeri vardır. Tromplu büyük kubbe yanlardan denge kuleleri ile desteklenmiştir. Kubbe kalem işleriyle; ahşap minber madalyon. yıldız motifleniyle bczelidir.
YAL.I CAMİSİ: Buğday Pazarındadır. 1894’te Sadık bin Abdullah yaptırmıştır. Duvarlar kesme taş ve tuğladandır: kubbesi kiremitle örtülmüştür. Kare planlı ana mekanın kuzeyine sonradan son cemaat yeri eklenmiştir. Dikdörtgen kaideli minarenin taş işçiliği de duvarlarla aynıdır.
ATATÜRK ANITI: Avusturyalı hey. keltıraş Heinrich Knippelin yapıtı Hükumet Konağı yakınındaki parktadır. Tunç heykel 1932’de yerine konmuştur. Kaidenin yüzlerinde, Atatürkün Samsuna çıkış öyküsü betimlenmiştir. Asker giysili Atatürk, şaha kalkmış at üstündedir. Heykel kaideye. atın arka ayakları ve kuyruğuyla oturmaktadır.
İLK ADIM ANITI: Samsun Limanındaki taş anıt 1969da açılmıştır. Dayanışmayı simgeleyen yapıt. mimar Seçkin Viter’in tasanmıdır. Ayrıca bir taş blok üstünde. ”19l9Sene Mayısının 19uncu günü Samsun’a çıktım. Gazi M. Kemal” yazılıdır.
BAFRA: 1940-1942 ve 1971.1975 arasında yapılan yüzey araştırmalarında çok sayıda höyük saptanmıştır. İkiztepede yapılan kazılar, yörede Hitit kültürünün varlığını ortaya koymuştur. Türk Donemı yapı1annın mimari özelliği yoktur.
İKİZTEPE: İlçenin 7 km kuzeybatısındadın. Yüzey araştırmalarında İlk Tunç Çağ ile Er-Hitit Çağı’na ilişkin pek çok buluntu ele geçmiştir. İkiztepeyi oluşturan doğal yükseltiler. I, II, III, IV olarak tanımlanır. 1974’te U. Babadır Alkım’ın başlattığı kazıIarı Önder Bilgi sürdürmektedir.
İkiztepe I: Tarla açımı sırasında bozulan tepede İlk Tunç Çağ III, ve Er-Hitit denilen geçiş çağı yerleşmeleni olduğu anlaşılmıştır. Altı katın saptandığı İkiztepe I’in ilk katı İÖ 2000 başlarında yoğun yerleşmeye olmuştur. Bu katın altında kömür hatıl parçaları, sıva kalıntılarından oluşan bir başka kat vardır. II. kat İlk Tunç Çağ III özelliği taşımaktadır. Yapı kalıntıları İkiztepe’de ahşap mimarinin varlığını ortaya koymuştur. Düzleştirilmış toprağa çatılan ahşap kasnak üstünde, birbirine bağlanan tomruklandan oluşan duvarlar ;çamur sıvalıdır. Yapı eğik bir çatıyla örtulmektedir. Er-Hitit ya da geçiş çağında ahşap duvarlar sıvasızdır. Buluntularla İlk Tunç Çağ III ve En-Hitit Dönemi’ne tarhlenen çok sayıda gömüt ortaya çıkarılmıştır ölüler, sıkıştırılmış toprağa Sırtüstü yatırılarak yanlarına çeşitli armağanlan konmuştur. Tunç yüzük, bilezik, zıpkın, mızrak ucu vb.metal gereçler, heykelcikler, kemik iğne bizler, keramikler de armağan olarak bırakılanlar arasındadır. Kollarını yana açmış yuvarlak yüzlü iki heykelciğin Tanrı çifti olduğu sanılmaktadır. Göğüsleri ve etekliği birinin kadın Olduğunu belirlemekt Çark yapımı keramikler genellikle al renkli kadehler. gaga ağızlı testiler ve küplerden oluşmaktadır. İkiztepe I’in dogusunda; İÖ III. yy’a tarihlenen dromoslu bir gömüt bulunmuştur. Soyulduğundan birkaç birkaç helenistik kap parçası ile Lysimakhos’un bir sikkesi dışında buluntu yoktur.
İkiztepe II: Mimari kalıntı azdır. İlk Tunç Çağ II ve I keramiği çoğunluktadır Deniz kabuğu ve bitki katkılı kaplar önceleri tek renkli, daha sonraları pişirme nedeniyle iki renklidir. Bezemeler boyayla ya da kabın kazınıp içinin ak bir maddeyle doldurulmasıyla yapılmaktadır. Üstü yumrulu ya da hayvan biçimli kulplar yaygındır.
l971’de Boğazköyde bulunan bir trablette. hem deniz kıyısında hem de Kızılırmak (Marasantiya) kıyısındaki Zalpa ülkesinden söz edilmektedir. İkiztepe ve çevresindeki höyüklerde yörede Hitit varlıgı belirlenmiştir. Buluntuların çokluğu nedeniyle Ikiztepenin, bölgesel krallığın merkezi, hatta Zalpa ülkesi olduğu sanılmaktadır.
BÜYÜK CAMİ: 1670te Köprülü mehmed Paşa’nın eşi Ayşe Hatun yaptırmıştır. İsfendiyaroğulları Döneminde yapılan ilk yapının ahşap olduğu bilinmektedir. Cami bitişiğindeki hazirede ünlü bilim adamlarının gömütleri vardır.
TAYYAR PAŞA CAMİSİ: Cumhuriyet Meydanı’ndadır; 1869da Tayyar paşa yaptırmıştır. Son yıllarda camiye ibadet yeri eklenmiştir. Tek şerefeli minane özgündür
EMİR MİRZA BEY TÜRBESİ: Bafraya 5 km uzaklıktaki Türbe Köyü’ndedir. Kapı üstündeki vazıtta 1381’de Emir Bey’in vebadan ölen yakınları için yaptırıldığı bildirilmektedir. Dörtgen planlı, moloz taştan türbe. sivri bin kubbe ile öntülüdür. İçinde Selçuklu düzeninde, üstüne ayetler yazılmış on altı lahit vardır.
HIZIR BEY TÜRBESİ: Bafra’ya 2 km uzaklıktaki Hasırlı (Mardal) Köyü’ndedir. XIV. yy’a tarihlenen türbe İsfendiyar Bey Oğlu Hızır Beyindir. Moloz taştan türbe kubbeyle örtülüdür. Yapı define arayıcılarınca yıkıma uğratılmıştır.
Hasırlı ve Yörükler köylerindeki 2 hamam kalıntısı, Alibey (1751), Kadı (1778). Mescit (1840) çeşmeleri ilçedeki öbür tarihsel yapıtlardır
ÇARŞAMBA: Tarihsel yapıt azdır. Rıdvan Bey (1781), Abdullah Paşa (18 Değirmenbaşı (1916) camileri başlıca yapıtlardır.
HAVZA: İÖ I. yy’a tarihlenen Lerdüge Köyü tümülüsleri Antik Çağ’dan günürmüze gelebilen tek kalıntılardır. Türk yap arasında Havza İmareti, Kızgözü-Aslanağzı Kaplıcası ve Küçük Hamam sayılabilir.
LERDÜGE TÜMÜLÜSLERİ: İlçenin 21 km doğusundaki Lerdüge Köyü’nde 5 tümülüs saptanmıştır. Tümüne gömü aramak için girilmiştir. 4 no.lu tümülüs en görkemlisidir. 1946da kaçak kazıları ömek amacıyla Mahmut Akok başkanlığındaki bilım adamlarınca araştırma yapılmış buluntular Ankara Arkeoloji Müzesine gönderilmiştin. Demir kenetlerle bağlanmış taş kapaktan oluşan girişten 4,15 m uzunlugundaki tonoz örtülü dromosa geçilir.Moloz taş duvarları sıvalı. alt bölüm al boyalıdır. Gömüt odasının dış duvarı da al ve kara boyayla yapılmış hayvan betimleni, geometrik motiflerle bezenmiştir. Dromos ve gömüt odasındaki farklı teknik ve yapı gereçleri giriş bölümünün sonradan eklendiğini göstermektedir. Gömüt odasına taşlar yontularak açılan küçük bir kapıdan girilmektedir. Kesme taştan, tonoz örtülü gömüt odasının duvanlan insan, hayvan betimlri ile süslenmiştir. Değişik betimler, bitkisel ve geometrik motiflenle çevnilidir. Altın süs gereçleni, tunç kandiller, çeşitli büyüklükte şişeler, tümülüste ele geçen küçük buluntulardır. Buluntulardan ve mimari tekniğinden yapının İÖ I-İS Il yy. arasında kullanıldığı anlaşılmıştır.
MUSTAFA PAŞA CAMİSİ: İmaret Mahahlesi’ndedir. 1256’da kesme taşlar pılmış, Osmanlılar’ca ikinci kez onanılmıştır. Kiremit örtülü basit bir yapıdır. Kare planlı ana mekan üç neflidir. Mihrabın karşısında üç ahşap sütuna oturan kadınlar mahfili vardır. Tek şerefeli minare ahşaptır.
HAVZA İMARETİ: İmaret Mahallesindededir. 1429’da Yörgüç Paşazade Mustafa Bey yaptırmışttr. 1938-1940 arasında Samsun Valisi Fuat Tuksal’ca onartılıp Atatürk Kütüphanesi olarak halka açılmıştır. Kesme taştan yapı düz çatılıdır. Doğuda biri mekana. öbürü yan mekanlara açılan 2 taçkapı vardır. Imaret. dikdörtgen planlı ana mekan, iki kapıyla bu mekana bağIanan üç beşik tonozlu kare odadan oluşmaktadır.
MUSTAFA BEY TÜRBESİ: 1429’da yapılmış. kare planlı bir yapıdır. Duva alt bölümü kesme taş, üstü taş tuğla karışımıdır. Kubbeye geçişi sağlayan geometrik motifli tugla örgü ilginçtir.
KIZGÖZÜ-ASLANAĞZI KAPLICASI: İmaret Mahallesi’ndedir. Büyük Hamam ya da Sadi Paşa Hamamı olarak bilinir Bizans yapısının yerine 1256’da yapılmıştır. Soyunmahk. soğukluk ve sıcaklık bölümlerinden oluşan hamama basık kemerli küçük bir kapıdan girihir. İki katlı, kare soyunmalık. ortası sekizgen aydınlık kubbeyle örtülüdür. Soyunma odacıkları üst kattadır. Küçük bir kapıyla soğukluğa geçilir. Burası ortada kubbeli kare mekan ile yanlarda beşik tonozlu iki dikdörtgen mekandan ve büyük bir havuzun yer sıcaklık. kubbeli kare mekanla eyvanlardan oluşur. Beşik tonozlu eyvanlar sekili kurnalıdır.
KÜÇÜK HAMAM (ŞİFA KAPLICASI): 1429’da Amasya Emiri Mustafa Bey yaptırmıştır. Küçük bir kapıdan kare soyunmaltğa ginilir. Soyunma yerleri soğuk su deposu buradadır. Basık kemerli kapıyla beşik tonozlu hole. Oradan da 3 bölümlü ıısturalık ile sıcaklığa geçilir. Mermer kaplı sıcaklığın ortasında sekiz köşel büyük bir havuz vardır. Sıcaklığın çevresinde setler ve mermer kurnalar vardır. Buradan küçük bir kapı ile oturma sekileriyle çevrili halvete geçilir.
KAVAK: İlçedeki Kaledoruğu Höyügü İlk Tunç Çag’dan Osmanlı Dönemine uzanan bir yerleşim merkezidir.
KALEDORUĞU HÖYÜĞÜ: Kaçak kazılar yüzünden kültür katları karışan höyükte, 1940-1942 arasındaki araştırmalarda İlk Tunç Çag’dan pek çok buluntu ele geçmiştir. Burada da ölüler, Tekkeköy’dek gibi düzeltilmiş toprak üstüne hoker durumunda yatırılmaktadır. Ölü armağanlar arasında el yapımı. kara. al. kahverengi yivli kazıma çizgili kaplar çoktur. Ağırşak yassı balta, hançer.kemik biz, öbür buluntulardır. İlk Tunç Çağ yerleşmesinin sonların da yangın izleri görülmektedir.
TERME: 1840’ta yapıldığı sanılan Pazar Camisi ile daha eskilere tarihlenen Cüneyd-i Bagdadi Türbesi mimari özelliği olmayan tarihsel yapılardır.
VEZİRKÖPRÜ: Köprülü ailesinin yaptırdığı cami, medrese. hamam yapıları önemlidir.
TACEDDİN PAŞA CAMİSİ: Çanak Mahallesindedir. 1494’te yapılmıştır. Taceddin Paşa Camisi 1945 depreminde tümüyle yıkılmıştır. Beş kubbeli son cemaat yeri ile iki kubbeli ana mekandan oluşan özgün yapı. sonradan düz çatı örtülmüştür. Ana mekanın yanlarındaki kubbeli zaviyeler özgündür. Ana mekanla zaviyeler arasındaki kemerli açıklıklar kapatılmıştır.
TAŞKALE CAMİSİ: Taşkale Mahallesindedir. 1659da Köprülü Mehmed Paşa nın eşi Ayşe Sultan yaptırmıştır. Depremde fazla zarar görmediğinden özgünlüğünü koruyabilmiştir. Üç kubbeli son Cemaat yerinden ahşap oyma kapıyla ana mekana geçiliı. Son cemaat yeri l945’ten sonra camekanla kapatılmıştır. Ahşap kapının sağında minareye açılan bir kapı. solunda ise kadınlar mahfiline çıkan basamakların bulunduğ dehliz vardır. Kare planlı ana mekan, oldukça yüksek bir kasnağa oturan kubbeyle örtülüdür. Kubbe kasnağındaki üç vitray pencere sonradan yapılmıştır. Kadınlar mahfili ana mekanın kuzeyindedir. Yedi köşeli mihrap nişi mukarnaslıdır. Yağlıboyalı mihrabın döşemesi altıgen ve yıldızlarla bezenmiştir. Kıvrık dal, baklava. çiçek bezeli abanoz ağacından minber Geç Dönem Özelliğindedir. Kubbedeki kalem işleri ögün değildir. Tek şerefeli. silindir gövdeli minare depremde yıkılıp yeniden yapılmıştır.
FAZIL AHMED PAŞA MEDRESESİ: Yenimahalle’dedir. 1662’de yaptırılmıştır. l964’e değin çeşitli amaçlarla kullanılan medrese, bu tarihten sonra Halk Kütüphanesi yapılmıştır. Yapının iç ve dışında pembe Karacavirarı taşı kullanılmıştır. Dıştan uyumlu görünümünü çıkıntı yapan dershane-mescit bozar. Dilimli kurşan kaplı ku belenin aralarında tuğladan kare biçin bacalar vardır. Basık kemerli kapıdan, arkalarında medrese odalanının yen aldığı revaklı dikdörtgen avluya ginihir. Kubbeli medrese odalarında ocak ve kitap rafları vardır. Kare planlı dershane-mescit kubbeyle örtülüdür. Kubbe kasnağındaki vitraylı pencereler sonradan yapılmıştır.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 25-03-08, 22:00   #2
mlsbcr

Varsayılan C: Karadenİz BÖlgesİnde Turİzm


kısaca özetini verin iki saatte okuyamıyorum
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat