En Komik ve Eğlenceli Videolar Burada. * FrmTR Sohbet Kontrol Panelinizde.
Forum TR
Go Back   Forum TR > > >
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]
Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 13-08-12, 09:32   #1
yawux

Varsayılan İslamın şartları Hakkında Hadisi Şerif


İslamın şartları Hakkında Hadisi Şerif

İslamın şartları İle İlgili Hadisi Şerif ve Açıklaması


İSLAM BİNASI BEŞ ŞEY ÜZERİNE KURULMUŞTUR


Abdullah bin Ömer : Rasulullah aleyhisselam buyurdular ki ; İslam binası beş şey üzerine kurulmuştur. Allah'tan başka ilah olmadığına, benim Allah'ın kulu ve elçisi olduğuma şehadet etmen, namazı kılman, zekatı vermen, Ramazan orucunu tutman, gücün yettiği takdirde Beytullah'ı haccetmendir. (Buhari kitabul İman hadis no.:8)

Öncelikle islam kelimesi üzerinde duralım. Teslim olmak, müslüman olmak, islam dinine girmek, sulh manalarına geldiği gibi, Adem aleyhisselam dan kıyamete kadar bütün insanlara Cenabı Allah'ın tesbit ettiği yaşam tarzı olan dinin adıdır. İslam, sulh, selamet ve huzur bulma, Allah ve Rasulunün bildirdiklerine tabi ve teslim olma anlamı sebebiyle bu ismi almıştır. İslamı kabul eden, kendi iradesini Allah ve Rasulunün iradesine tabi kılan kimseye müslim veya arapça farça karışımı bir ifade ile müslüman denilir. Doğrusu Allah katında din islamdır. (Ali-imran 3/19)


İşte bu anlam bakımından kişinin islam çatısı altında kalabilmesi ve müslümanlığını devam ettirebilmesi için ilk önce Allah (c.c)'dan başka ilah tanımaması ve ilah iddiasında olan her türlü oluşum, kişi veya güçleri reddetmesi lazımdır. Nefsini Allah (c.c)'nun koyduğu emir ve yasaklara tabi tutması, yaşam tarzı olarak bize seçtiği islam dininin yücelmesi için çalışması lazımdır. Yoksa sadece dil ile Allah'tan başka ilah yoktur deyip, O'nun haram kıldıklarını çiğneyip, düşmanlarına sinelerimizi açmamız bizi kurtarmayacaktır. Allah (c.c) peygamberleriyle insanları sürekli uyarmış, uluhiyetin yalnızca kendisine has kılınması gerektiğini hatırlatmıştır. Buna rağmen insanlardan ilahlık iddiasında bulunanlar çıkmış, zulümlerinden korkarak onlara boyun eğen kimselerde zalimlere zemin oldukları için zulme ortak olmuşlardır. Fakat kaderi ilahi zaman süreci içerisinde her batılı yerle bir etmiş, hepsinin çağdaş yaşam tarzı diye insanlara dayattığı beşeri sistemleri kendileri ile beraber kaybolup gitmiştir. İlahınız bir tek ilahtır. Allah'tan başka ilah yoktur.(Bakara 2/163)

Şehadetimize davamla Rasulullah aleyhisselamı öncelikle bir melek değil, bilakis bizler gibi insan olduğunu kabul etmemiz lazımdır. Eğer bir melek olsaydı bize örneklik teşkil edemezdi. Ayrıca Hz.Muhammet aleyhisselamın Cenabı Allah'ın dinini öğretmesi için bizlere gönderdiği numune insan, önder, lider yani peygamberliğini kabul etmeliyiz. O Muhammet (a.s.) Allah (c.c.)'nun elçisidir. (Fetih suersi ayet :29)

Günümüzde bazı insanlar peygamber bu zaman da olsaydı şöyle yapardı, böyle giyinirdi gibi hezeyanlarda bulunmaktadırlar. Her şeyi hiç yoktan yaratan Cenabı Zül-Celal, Cenabı Rasul aleyhisselamı olması gereken en doğru zamanda yaratmış, yaşam tarzını da ilahi tediplerle insanlara en güzel bir numune olarak sunmuştur. Kur-an'ın tabiriyle mümin erkek ve kadınların gönül rızasıyla bunu kabullenip hayatlarına uygulamaları lazımdır. Hz.Aişe'nin dediği gibi O'nun ahlakı Kur-an'ı Kerim idi. Kur-an'ı Kerimi en iyi onun hayatı ve söylemleri ile anlaya biliriz. Bunun içinde Rasulü zi-şan Muhammet aleyhisselamın hayatını, tüm yönleri ile öğrenmeye çalışmalıyız. Çünki bu bilgiler bize Allah (c.c)'nun razı olduğu yaşam tarzını öğretecektir. Geçmiş kavimler peygamberlerinin yollarını terk ettikleri için sapıtmışlardır. Aynı tehlike günümüzde de sünnet inkarcılığı ile kendisini göstermektedir. Peygamber Efendimizi kur-an ile aramızdan çıkarmamız, tahrifatın ve delaletin başlangıcıdır. Çağdaşlık adı altında insanlara sunulan beşeri ideolojiler ve hayat anlayışları karşısında imanı tam olarak anlayamamış veya sinelerine indirememiş müslümanlar, islami tazrlarından eziklik duyup bir nebze olsun kalabalıklara benzemeye çalışmaları sünneti terk etmeyi getirecektir. İslama ters olan bir şeyi bütün dünya da benimseyip yapsa bunu meşru kılmaz. Yer yüzünde müslümanların bulunmasının nedenlerinden biriside, islami tarzların dan hiçbir zaman ödün vermeyerek numune insan modelini bütün dünya ya göstermektir. Andolsun ki ahireti uman ve Allah'ı çokça zikredenler için o Rasul de çok güzel numuneler vardır. (Ahzab 33/21)


Müslüman ferdin bir kere yaşayacağı hayatında, içinde dünya ve ahiret belalarından güvende olacağı islam binasının bir diğer sütununu namaz oluşturmaktadır. Namaz başlı başına ruhani ve bedeni bir eylemdir. Kıyam da durarak, batıla karşı dik durmak ve başkaldırmaktır. Rüku ve secdelerle Allah'a olan bağlılığını göstermektir. Namaz da okunan ayetlerle, Allah'ın hükümlerini hatırlamak, zihinlerimizde diri tutmaktır. Manevi olarak da Allah (c.c)'nun huzuruna çıkmak, Peygamber Efendimizin miraç da yaşadığı buluşmayı her namaz da hissedebilmektir. Namaz kılmak insanın islam toplumun da müslüman olduğunun en belirgin özelliğidir. Namazı hak ettiği şekilde kılmak insanı kötülükler den alıkoyar. İnsan namaz kıldığı halde kötülüklerden arınmıyorsa, namazı hakkıyla kılmıyor demektir. Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin. Kendiniz için her ne iyilik işlemiş olursanız, Allah katında onu bulursunuz. Şüphesiz Allah bütün yaptıklarınızı görür.(Bakara 2/110)

Zekat vermek islami hükümler çerçevesinde zengin sayılan her müslümana farzdır. Başlı başına bir ibadettir. Zekat toplum içindeki zengin ve fakirler arasında ki uçurumu yok eder. Zekatın uygulandığı toplumlarda sosyal adalet hakim olur, maddiyata bağlı birçok suç önlenmiş olur. İslam toplumunda kişinin mülk edinme hakkının olduğu gibi, her şeyin sahibinin Allah (c.c.) olduğu zekat vererek hatırlanır. Bununla da Allah (c.c.) kullarını denemektedir. Maalesef dünyanın bir yerinde açlıktan binlerce çocuk ölürken, diğer bir yerin de zevk, sefa ve eğlence sapıklığın en ileri seviyesindedir. Bu ahirete inanmayan, Allah (c.c.)'nu ve hükümlerini inkar eden, enaniyetlerinin kölesi olarak, infak ve sadaka diye bir ahlakı tanımayan, aynı zaman da insanların hak ve hürriyetlerini gasp eden günümüz Firavn, Nemrut ve Ebu Cehilleridir. Bu yüzden yaşamış olduğumuz çevrede zekatı ibadet titizliği ile yerine getirmemiz bir nebze olsun adaleti sağlayacak ve insanlara örnek olcaktır. "Ve bize hem bu dünyada bir iyilik yaz, hem de ahirette. Biz gerçekten de tevbe edip senin hidayetine döndük. Buyurdu ki, azabım var, onu dilediğime isabet ettiririm, rahmetim de vardır , o ise her şeyi kaplamış ve kuşatmıştır. Onu da özellikle korunanlara, zekatını verenlere ve âyetlerimize inananlara mahsus kılacağım"(A'raf suresi ayet no.:156)

Oruç tutmak sağlığı yerinde olan her müslümana farzdır. Orucun günümüzde sağlık yönünden bir çok faydaları anlatılmaktadır. Fakat asıl önemli olan farziyetine binaen uygulanmasıdır. Oruç sadece aç kalmak olarak anlaşılmamalıdır. Bütün azalarımıza oruç tutturmamız bizi orucun asıl keyfiyetine ulaştıracaktır. Kötü söz söylememek, gıybet etmemek, harama bakmamak, başımıza gelen belalara sabırla karşılık vermek, bunları bedenen yaptığımız gibi aklımızdan ve kalbimizden de çıkarmaya çalışmaktır. Aslında bu saydıklarımızı oruç değilken de yapmamız gerekir. Fakat zaman içinde insan gaflete düşebiliyor. Ramazan orucuyla birlikte bütün bir toplum yardımlaşarak kötülüklerden arınmaya çalışırlar. İyiliğin ve güzel ahlakın hakim olabilmesi için birlikte hareket ederler. Alışıla gelmiş kötü ahlakların terki için bir fırsat ortamı oluştururlar. Bu yüzden Ramazan ayının ve orucunun ayrı bir özelliği vardır. Günümüzde Ramazan orucunun ruhani havası tahrif edilmektedir. Oruç tutanlar öfkeli hareketleri ile kendilerine ayrıcalık tanınmasını istemektedirler. Halbuki bizzat oruçlu iken kendileri sabır ve ahlakları ile ayrıcalığı yaşamalıdırlar. Sayılı günlerde olmak üzere (oruç size farz kılındı)Sizden her kim hasta yahut yolcu olursa (tutamadığı günler kadar) diğer günlerde kaza eder(İhtiyarlık veya şifa umudu kalmamış hastalık gibi devamlı mazereti olup da) oruç tutmaya güçleri yetmeyenlere bir fakir doyumu kadar fidye gerekirBununla beraber kim gönüllü olarak hayır yaparsa, bu kendisi için daha iyidirEğer bilirseniz (güçlüğüne rağmen) oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır(Bakara 2/184)

İslam binasını ayakta tutan son direk Hacc, Allah'ın evi Kabe'nin etrafında toplanıp tavaf eder, insanlık için mahşerin bir provasını gerçekleştirirler. Orada karşılaşacakları sıkıntılara sabır gösterirler. Ayrıca bütün dünya müslümanlarının tanışıp kaynaşmasına vesile olur. Çeşitli bölgelerdeki müslümanların sıkıntı ve sorunları öğrenilip ümmet bunlara çareler arar. Adem aleyhisselam dan beri insanların başına bela olmuş şeytan ve onların insanlardan olan yardımcıları lanetlenir, insan ve şeytanın yer yüzündeki misyonu hatırlanır. Arafat da Adem aleyhisselamın çocukları olarak onun günahından pişman olup tevbe ettiği gibi tevbe ederek bir daha aynı hatalara düşmemek üzere bir başlangıç yapılır. Bunlar gibi Hacc'ın diğer menasiklerini aynı manevi şuur ile müslümanlar gerçekleştirerek her sene yer yüzüne rahmet ve bereketin inmesine vesile olurlar. Hacc, bilinen aylardır. Böylelikle kim onlarda haccı farz eder (yerine getirir)se, (bilsin ki) haccda kadına yaklaşmak, fısk yapmak ve kavgaya girişmek yoktur. Siz, hayır adına ne yaparsanız, Allah, onu bilir. Azık edinin, şüphesiz azığın en hayırlısı takvadır. Ey temiz akıl sahipleri, Benden korkup-sakının." (Bakara 2/197) "(Hacc) ibadetlerinizi bitirdiğinizde, artık (cahiliye döneminde) atalarınızı andığınız gibi, hatta ondan da kuvvetli bir anma ile Allah'ı anın. İnsanlardan öylesi vardır ki: "Rabbimiz, bize dünyada ver" der; onun ahirette nasibi yoktur." (Bakara 2/200)

Toplumları oluşturan fertlerin kendi maddi, manevi ve ahlaki dünyalarında bu islami binayı oluşturmaları ve yıkmadan ayakta tutmaları kendilerinin iyiliğine olduğu gibi bütün dünya insanlarının da selametini içermektedir. Bütün zorluğuna rağmen, başımıza geleceklerin sınavımız olduğunu unutmayarak, islami değerlerimize sahip çıkmalıyız. Allah (c.c.) amellerimizi boşa çıkarmasın.

Yavuz YILDIRIM

Mesajı son düzenleyen yawux ( 13-08-12 - 09:36 )
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 30-09-12, 15:57   #2
cuneytmuzo

Alarm Hadis Gerçeği !


Başkaları da kendi eliyle yazmış hadislerin çoğunu. Peygamberimiz Hz. Muhammed neden hadislerin yazılmasını yasaklamış biliyormusunuz? Herkes bu mesajı yazan arkadaş veya onun aldığı yerde yazanlar gibi kendi yazmasın diye. Kuran varken başka kaynak aramak neden? Kuran yetmiyorsa müslümanım diyebilirmisiniz? Hz. Ömer niye bütün hadis kağıtlarını toplatıp yaktırmış? Bir düşünün Allahın kitabı size yetmiyor, Peygamberimizin ve sonraki dört halifenin yasakladığı hadislere inanıyorsunuz. Yazık çok yazık. [Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız] sitesinin hadisler bölümünde çok güzel açıklamış adamlar. Bilmiyorsanız da okuyun öğrenin. Kimsenin oyununa alet olmayın... Bende evde oturup güzel bir yazı uydursam, hadis diye yazsam internette bütün sitelere. 1-2 sene sonra herkes inanır bunun hadis olduğuna, yalan mı? İlk hadis Peygamberimiz öldükten 80 ile 200 yıl sonra kayda alınmış. Sizce ne kadarı doğru? Bence çok azı. Ama Kuran-ı Kerim'n doğruluğu konusunda kuşkusu olan var mı? YOK. O zaman kesin doğru olduğuna emin olduğumuz bir kaynak var iken niye başka kaynklara inanırsınız?
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat