Reklamsız Forum İçin Tıklayınız. * FrmTR Sohbet Kontrol Panelinizde. * FrmTR'nin resim sitesi Resimci.Org yayında
Forum TR
Go Back   Forum TR > > >
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]
Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 12-11-11, 00:09   #1
Yusuf Semmak

Varsayılan Bakara Sûresinin Meâli (1-101 Ayetler)



بسم الله الرحمن الرحيم



2- BAKARA SÛRESİNİN MEÂLİ:

( Medine’de inmiştir. 286 âyettir. )


Sayfa: 2, Cüz: 1

Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla

1- Elif, Lâm, Mîm.

2- İşte bu, kendisinde şüphe olmayan, müttakiler için de hidâyet olan bir Kitaptır.

3- Onlar ki, gayba iman ederler, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden infak ederler.

4- Ve onlar sana indirilene de, senden önce indirilenlere de iman ederler ve âhirete de kesin bir bilgiyle inanırlar.

5- İşte bunlar, Rablerinden olan bir hidâyet üzeredirler; kurtuluşa erenler de ancak onlardır.


Sayfa: 3, Cüz: 1

6- Şüphesiz, o inkâr edenleri uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, iman etmezler.

7- Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir; gözlerinin üzerinde de perdeler vardır. Ve büyük azap onlarındır.

8- İnsanlardan öyleleri vardır ki: Biz Allah’a ve âhiret gününe iman ettikderler. Oysa onlar inanmış değillerdir.

9- Allah’ı ve iman edenleri aldatmaya çalışıyorlar. Oysa onlar ancak kendilerini aldatmaktadırlar da, farkında değillerdir.

10- Kalplerinde hastalık vardır. Allah da hastalıklarını arttırmıştır. Yalan söylemekte olduklarından dolayı, onlar için acıklı bir azap vardır.

11- Onlara: Yeryüzünde fesat çıkarmayın denildiği zaman: Biz ancak ıslah edicilerizderler.

12- Dikkat edin, şüphesiz ki onlar fesat çıkaranların tâ kendileridir. Fakat farkına varamazlar.

13- Ve onlara: İnsanların iman ettiği gibi siz de iman edindenildiği zaman: Akılsızların iman ettiği gibi mi iman edelim?derler. Dikkat edin, asıl akılsızlar kendileridir. Fakat bilmezler.

14- Onlar iman edenlerle karşılaştıkları zaman: İman ettikderler. Şeytanlarıyla baş başa kaldıklarında ise: Şüphesiz biz sizinle beraberiz. Biz (onlarla) yalnızca alay edicilerizderler.

15- Asıl, Allah onlarla alay eder ve azgınlıkları içerisinde şaşkınca dolaşmalarına zaman tanır.

16- İşte onlar hidâyet karşılığında sapıklığı satın alan kimselerdir. Fakat ticaretleri kazanç sağlamadı ve hidâyet yolunu da bulamadılar.


Sayfa: 4, Cüz: 1

17- Onların durumu, ateş yakan kimsenin durumu gibidir. Ateş, çevresini aydınlattığı zaman, Allah onların aydınlığını giderir ve onları karanlıklar içinde bırakır, artık görmezler.

18- Onlar sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık onlar (Hakk’a) dönmezler.

19- Ya da (onlar) gökten boşanan, içinde karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşek(ler) bulunan şiddetli yağmura (tutulmuş kimseye) benzerler. Yıldırımlardan ölmek korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Allah kâfirleri çepeçevre kuşatandır.

20- Şimşek nerdeyse gözlerini kapıp alıverecek. Onları aydınlattığında ışığında yürürler, üzerlerine karanlık çökünce dikilip kalırlar. Allah dileseydi onların işitmelerini ve görmelerini giderirdi. Şüphesiz ki, Allah her şeye kâdirdir.

21- Ey insanlar, sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet ediniz ki, takvâ sahibi olasınız.

22- O (Rabb) ki, yeryüzünü sizin için bir döşek, göğü de bir bina yaptı. Gökten su indirip onunla size rızık olarak meyveler çıkardı. O halde, bile bile Allah’a eşler koşmayın.

23- Eğer kulumuz (Muhammed)’e indirdiğimiz (Kur’an)’dan şüphe içinde iseniz, siz de onun benzerinden bir sûre getirin. Allah’tan başka şahidlerinizi de (yardımınıza) çağırın; eğer doğru söyleyen kimseler iseniz (bunu yapın).

24- Eğer bunu yapamazsanız –ki asla yapamayacaksınız- o halde yakıtı insanlarla taşlar olan ve kâfirler için hazırlanmış o ateşten sakının.


Sayfa: 5, Cüz: 1

25- İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için altlarından ırmaklar akan cennetlerin olduğunu müjdele! Onlardaki herhangi bir meyveden rızık olarak yedirildikçe: İşte bu, daha önce de rızıklandırıldığımız şeydiderler. Bu, birbirine benzer şekilde kendilerine getirilir. Onlar için orada tertemiz eşler de vardır ve onlar orada ebedi kalacaklardır.

26- ŞüphesizAllah, bir sivrisineği ya da onun üstünde bir şeyi örnek olarak vermekten hayâ etmez (çekinmez). İman edenler, bunun Rabblerinden gelen bir hak olduğunu bilirler. İnkâr edenlerse: Allah, bu örnek ile ne kastetti?derler. Allah, bu örnekle bir çoğunu saptırır ve bir çoğunu da hidâyete ulaştırır. O, bununla fâsık olanlardan başkasını saptırmaz.

27- Onlar ki, verdikleri kesin sözün ardından Allah’ın ahdini bozarlar. Ve Allah’ın, birleştirilmesini emrettiği şeyi keserler; yeryüzünde bozgunculuk yaparlar. İşte onlar, zarara uğrayanların tâ kendileridir.

28- Nasıl olur da Allah’ı inkâr edersiniz? Halbuki sizler ölüler idiniz, O sizi diriltti. Sonra sizi yine O öldürecek, sonra tekrar sizi diriltecek, sonra ancak O’na döndürüleceksiniz.

29- Yeryüzünde bulunan şeylerin hepsini, sizin için yaratan O’dur. Sonra göğe yönelip onları yedi gök olarak düzenledi. O, her şeyi bilendir.


Sayfa: 6, Cüz: 1

30- Bir zamanlar Rabbin, meleklere: Muhakkak Ben yeryüzünde bir halife yaratacağımdemişti. Melekler: Biz Seni hamdinle tesbih ve takdis ederken orada bozgunculuk yapacak ve kanlar akıtacak birini mi yaratacaksın?dediler. (Allah): Şüphesiz Ben, sizin bilmediklerinizi bilirimdedi.

31- Ve Âdem’e bütün isimleri öğretti. Sonra onları meleklere arz ederek: Eğer doğru sözlüler iseniz bunların isimlerini Bana haber verindedi.

32- (Melekler): Seni tenzih ederiz. Senin bize öğretmiş olduğun şeyden başka bizim hiçbir ilmimiz yoktur. Şüphesiz Sen her şeyi bilen, hüküm ve hikmet sahibisin.

33- (Allah): Ey Âdem, onlara eşyanın isimlerini haber verdedi. O da onlara isimlerini haber verince (Allah): Ben size şüphesiz ki, göklerin ve yerin gaybını Ben bilirim, sizin açığa vurduğunuz ve gizlediğiniz şeyleri de bilirim dememiş miydim?dedi.

34- Hani Biz meleklere: Âdem’e secde edindemiştik de, İblis dışında onlar hemen secde ettiler. O, (secdeden) geri durdu, kibirlendi ve kâfirlerden oldu.

35- Ve dedik ki: Ey Âdem, sen ve eşin cennette yerleş. İkiniz de ondan, dilediğiniz yerde, bol bol yeyin; ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz.

36- Bunun üzerine şeytan o ikisinin ayağını oradan kaydırdı ve böylece onları içinde bulundukları halden çıkardı. Ve Biz de: Kiminiz kiminize düşman olarak inin, sizin için yeryüzünde bir zamana kadar yerleşmek ve geçimlik vardırdedik.

37- Âdem, Rabbinden bir takım kelimeler aldı (ve tevbe etti). O da tevbesini kabul etti. Şüphesiz O, tevbeleri çokça kabul eden, merhameti geniş olandır.


Sayfa: 7, Cüz: 1

38- ‘Hepiniz oradan inin. Eğer Benden size bir hidâyet gelir de, kim hidâyetime uyarsa, onlar için hiçbir korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardırdedik.

39- İnkâr edenler ve âyetlerimizi yalanlayanlar var ya, işte onlar cehennemliktirler. Onlar orada ebedi kalacaklardır.

40- Ey İsrailoğulları, size verdiğim nimetimi hatırlayın ve Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki, Ben de sözümü yerine getireyim. Ve yalnızca Benden korkun.

41- Yanınızda bulunan (Tevrat)’ı tasdik edici olarak indirdiğim (Kur’an)’a iman edin, onu inkâr edenlerin ilki siz olmayın. Âyetlerimi de az bir değere satmayın ve yalnız Benden korkun.

42- Hakkı bâtıla karıştırmayın ve sizler bildiğiniz halde Hakkı gizlemeyin.

43- Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve rükû’ edenlerle birlikte siz de rükû’ edin.

44- Siz, insanlara iyiliği emredip te kendi nefislerinizi unutuyor musunuz? Oysa siz Kitabı da okuyorsunuz. Hâlâ akıllanmayacak mısınız?

45- Sabır ve namazla (Allah’tan) yardım isteyin. Şüphesiz bu, (Allah’tan) korkanlardan başkasına zor gelir.

46- Onlar ki, Rablerine kavuşacaklarını ve yalnızca O’na döneceklerini kesinlikle bilirler.

47- Ey İsrailoğulları, size vermiş olduğum nimetimi ve (bir dönem) sizi âlemlere üstün kılmış olduğumu hatırlayın.

48- Ve öyle bir günden sakının ki, (o gün) hiç kimse, kimse adına bir şey ödeyemez. Kimseden şefâat kabul edilmez, fidye alınmaz ve onlara yardım da edilmez.


Sayfa: 8, Cüz: 1

49- (Ey İsrailoğulları!) Oğullarınızı boğazlayıp, kadınlarınızı sağ bırakmakla size azabın en kötüsünü reva gören Firavun ailesinden sizi kurtardığımız zamanı hatırlayın. Bunda sizin için Rabbinizden büyük bir imtihan vardır.

50- Ve sizin için denizi yarıp, sizi kurtardığımızı ve siz bakıp dururken Firavun ailesini boğduğumuzu da hatırlayın.

51- Hani Musa ile kırk gece için sözleşmiştik, sonra onun arkasından nefsinize zulmederek, buzağıyı (ilah) edinmiştiniz.

52- Sonra, bunun ardından belki şükredersiniz diye sizi affettik.

53- Doğru yolu bulasınız diye Musa’ya Kitabı ve Furkan’ı verdiğimizi de hatırlayın.

54- Hani Musa kavmine şöyle demişti: Ey kavmim, şüphesiz siz buzağıyı (ilah) edinmekle, kendinize zulmettiniz. Hemen Yaratanınıza tevbe edin, nefislerinizi öldürün. Bu, Yaratanınız katında sizin için daha hayırlıdır.Bunun üzerine (Allah) tevbelerinizi kabul etti. Şüphesiz ki O, tevbeleri çokça kabul eden, çok merhametli olandır.

55- Ve şunu da hatırlayın ki siz: Ey Musa, biz Allah’ı açıkça görmedikçe sana asla iman etmeyeceğizdemiştiniz. Bunun üzerine, siz bakıp dururken, sizi bir yıldırım çarpmıştı.

56- Sonra, şükredesiniz diye, ölümünüzden sonra sizi tekrar dirilttik.

57- Ve bulutları üzerinize gölge yaptık, size kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Size rızık olarak verdiklerimizin temizlerinden yeyiniz (dedik). Onlar, bize zulmetmediler fakat, kendi nefislerine zulmediyorlardı.


Sayfa: 9, Cüz: 1

58- Ve hani biz: Şu şehre girin, oradan dilediğiniz yerde bol bol yeyin, kapısından secde ederek girin ve Hıtta (Yâ Rabbi günahlarımızı affet!)deyiniz ki, günahlarınızı bağışlayalım ve Biz iyilik yapanların mükâfâtını daha da artıracağızdemiştik.

59- Derken zulmedenler, kendilerine söylenenleri başka sözlerle değiştirdiler. Bunun üzerine Biz de, doğru yoldan sapmış olmaları sebebiyle, o zulmedenlerin üzerine gökten bir azap indirdik.

60- Hani Musa kavmi için su istemişti de: Asânla taşa vur!demiştik. Hemen ondan on iki pınar fışkırmıştı. Her grup su içeceği yeri bilmişti. (Onlara): Allah’ın rızkından yeyiniz, içiniz ve yeryüzünde fesat çıkararak haddi aşmayın(demiştik).

61- Hani siz: Ey Musa, biz bir yemeğe asla sabredemeyeceğiz. Rabbine bizim için dua et de, yerin bitirdiği şeylerden; sebzesinden, salatalığından, sarımsağından, mercimeğinden, soğanından bize çıkarsındemiştiniz. (Musa da): Siz daha hayırlı olanı daha aşağı olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Bir şehre inin, çünkü sizin için istedikleriniz (orada) vardemişti. Onların üzerine alçaklık ve yoksulluk damgası vuruldu; Allah’tan bir gazâba uğradılar. Bu (musibetler), onların Allah’ın âyetlerini inkâr etmeleri ve haksız yere peygamberleri öldürmeleri sebebiyle idi. (Yine) bu, onların isyan etmeleri ve haddi aşmaları sebebiyledir.


Sayfa: 10, Cüz: 1

62- Şüphesiz ki İman edenler, Yahûdiler, Hıristiyanlar ve Sabiîler’den her kim Allah’a ve âhiret gününe inanır ve salih amel işlerse; onlar için Rablerinin katında mükâfatlar vardır. Onlar için hiçbir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.

63- Hani sizden kesin söz almıştık. Tûr dağını da üstünüze kaldırmıştık: Size verdiğimizi kuvvetle tutun ve içindekileri hatırlayın ki, sakınasınız(demiştik).

64- Sonrabununardından yüz çevirdiniz. Eğer üzerinizde Allah’ın lütfu ve rahmeti olmasaydı elbette zarar edenlerden olurdunuz.

65- Andolsun ki, sizler içinizden Cumartesi gününde haddi aşanları elbette bilmektesiniz, Biz de onlara: Aşağılık maymunlar olun!dedik.

66- Biz bu (cezayı), o zaman hazır olanlara da, sonradan gelenlere de bir ibret ve takva sahipleri için de bir öğüt kıldık.

67- Hatırlayınız ki; Musa, kavmine; Şüphesiz, Allah size bir inek boğazlamanızı emrediyordemişti. Onlar: Bizimle alay mı ediyorsundediler. O da: Cahillerden olmaktan Allah’a sığınırımdedi.

68- ‘Rabbine bizim için dua et de, onun mahiyetini (niteliğini) bize açıklasın dediler. Dedi ki: Şüphesiz O (Allah) diyor ki: O ne çok yaşlı, ne de çok genç, ikisinin ortası bir inektir. Artık emrolunduğunuz şeyi yapın.

69- ‘Rabbine bizim için dua et de, renginin ne olduğunu bize açıklasındediler. Dedi ki: Şüphesiz O diyor ki: O bakanlara sevinç veren, parlak sarı renkli bir inektir.


Sayfa: 11, Cüz: 1

70- Onlar (yine): Rabbine bizim için dua et de, onun nasıl olduğunu bize açıklasın. Şüphesiz bize göre inekler birbirine benzemektedir. Ve şüphesiz ki Allah dilerse elbette biz hidâyete ererizdediler.

71- Dedi ki: O şöyle buyuruyor: O, yer sürerek ve ekin sulayarak boyunduruğa alınmamış, kusursuz ve kendisinde hiçbir alaca bulunmayan bir inektir.’ ‘Şimdi hakkı getirdindediler. Böylece ineği boğazladılar ama neredeyse yapmayacaklardı.

72- Hani siz bir kişiyi öldürmüştünüz de onun (kâtili) hakkında suçu birbirinizin üzerine atmıştınız. Hâlbuki Allah, gizlemekte olduğunuz şeyi açığa çıkarıcıdır.

73- Bu sebeple: Onun (ineğin) bir parçasıyla o (öldürülen adam)’a vurundedik. İşte Allah ölüleri böyle diriltir. Ve aklınızı kullanasınız diye size âyetlerini (kudretinin delillerini) gösterir.

74- Sonra bunun ardından kalpleriniz yine katılaştı. Artık onlar taş gibidir veya daha da katıdır. Çünkü öyle taşlar vardır ki, ondan nehirler fışkırır. Yine öyleleri vardır ki, yarılır da ondan su çıkar. Öyleleri de vardır ki, Allah korkusundan aşağı yuvarlanır. Allah yaptıklarınızdan asla gâfil değildir.

75- (Ey Mü’minler!) artık bunların (Yahûdilerin) size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa onlardan bir grup vardır ki, Allah’ın Kelâmını işitirler de onu anladıktan sonra bile bile onu tahrif ederlerdi.

76- (Yahûdilerin münafıkları) iman edenlerle karşılaştıkları zaman: İman ettikderler. Birbirleriyle başbaşa kaldıkları zaman ise: Allah’ın size açtığını Rabbiniz katında sizin aleyhinize delil getirsinler diye mi, onlara haber veriyorsunuz? Aklınızı kullanmıyor musunuz?derler.


Sayfa: 12, Cüz: 1

77- Onlar bilmiyorlar mı ki, Allah gizlediklerini de açığa vurduklarını da bilir.

78- Onlardan bazıları, bir takım kuruntular dışında, Kitabı bilmeyen ümmîlerdir. Ve onlar ancak zanda bulunurlar.

79- Yazıklar olsun onlara ki, Kitabı kendi elleriyle yazıp sonra az bir bedele onu satmak için Bu, Allah katındandırderler. Elleriyle yazdıklarından dolayı vay onların haline! Ve kazandıklarından dolayı vay onların haline!

80- Bir de onlar: Bize sayılı günler dışında asla ateş dokunmayacaktırdediler. De ki: Allah katından bir söz mü aldınız? -ki Allah, asla sözünden dönmez- yoksa Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?

81- Hayır, kim bir kötülük işler de günahı kendisini çepeçevre kuşatırsa, işte onlar cehennemliktirler. Onlar orada sürekli kalacaklardır.

82- İman edip salih ameller işleyenlere gelince, işte onlar cennetliktirler. Onlar da orada sürekli kalacaklardır.

83- Hani İsrailoğullarından: Allah’tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anneye-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz ve insanlara güzel söz söyleyin, namazı dosdoğru kılın, zekâtı verindiye kesin söz almıştık. Sonra içinizden pek azı hariç, yüz çevirdiniz. Ve hâlâ da yüz çeviriyorsunuz.


Sayfa: 13, Cüz: 1

84- Vaktiyle sizden: Birbirinizin kanlarını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınızdiye kesin söz almıştık. Sonra sizler bunu kabul etmiştiniz. Hâlâ da şahidlik ediyorsunuz.

85- Sonra da sizler yine birbirinizi öldürüyor, içinizden bir grubu yurtlarından çıkarıyor, onlara karşı günah ve düşmanlıkla yardımlaşıyorsunuz. Ve size esir olarak gelirlerse fidye verip onları kurtarırsınız. Oysa onları yurtlarından çıkarmak size haram kılınmıştı. Yoksa siz Kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Sizden böyle yapanların cezası, dünya hayatında rezil olmaktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde de azabın en şiddetlisine uğratılırlar. Allah yaptıklarınızdan asla gâfil değildir.

86- İşte onlar, âhiret karşılığında dünya hayatını satın alan kimselerdir. Bundan dolayı onlardan azap hafifletilmeyecek ve kendilerine yardım da edilmeyecektir.

87- Andolsun ki Biz, Musa’ya Kitabı verdik ve ondan sonra ardı ardına peygamberler gönderdik. Meryem oğlu İsa’ya da apaçık deliller verdik ve onu, Rûh’ül- Kudüs (Cebrâil) ile destekledik. Demek size ne zaman bir peygamber, nefislerinizin hoşlanmadığı bir şey getirse; büyüklük taslayarak, bir kısmını yalanlayacak bir kısmını da öldüreceksiniz, öyle mi?

88- ‘Kalplerimiz örtülüdürdediler. Hayır, küfürleri yüzünden Allah onlara lanet etmiştir. Onun için pek az iman ederler.


Sayfa: 14, Cüz: 1

89- Onlara, Allah katından yanlarında bulunanı (Tevrat’ı) doğrulayan bir Kitap gelince; daha önce kâfirlere karşı fetih isteyip dururlarken, o bildikleri şey kendilerine gelince onu inkâr ettiler.

90- Allah’ın, kullarından dilediğine fazlından (vahiy) indirmesini kıskanarak, Allah’ın indirdiklerini inkâr etmek sûretiyle nefislerini karşılığında sattıkları şey ne kötüdür! Kâfirler için alçaltıcı bir azap vardır.

91- Onlara: Allah’ın indirdiğine iman edindenildiği zaman: Biz, bize indirilene iman ederizderler ve ondan başkasını inkâr ederler. Oysa o (Kur’an), yanlarında bulunanı doğrulayan bir gerçektir. De ki: Eğer (Tevrat’a) inanıyor idiyseniz, niçin daha önce Allah’ın peygamberlerini öldürüyordunuz?

92- Andolsun ki Musa, size apaçık deliller getirmişti. Sonra siz onun ardından kendinize zulmederek, buzağıyı (ilâh) edindiniz.

93- Hani bir vakit, Tûr’u üstünüze yükselterek: Size verdiğimize kuvvetle sarılın ve dinleyindiye sizden kesin söz almıştık. Onlar: İşittik ve isyan ettikdemişlerdi. Küfürleri sebebiyle buzağı (sevgisi) kalplerine içirilmişti. De ki: Eğer mü’minler iseniz, imanınız size ne kötü şeyler emrediyor!


Sayfa: 15, Cüz: 1

94- De ki: Eğer Allah katında âhiret yurdu
diğer insanlara değil de sadece size aitse; doğru söyleyen kimseler iseniz, haydi ölümü temenni edin

95- Oysa onlar, daha önce ellerinin yapıp öne sürdükleri şeyler yüzünden onu hiçbir zaman temenni etmezler. Allah, zâlimleri çok iyi bilendir.

96- Andolsun ki sen onları (Yahûdileri), hayata karşı
insanların en hırslısı ve hatta müşriklerden bile daha hırslı bulursun. Onlardan her biri bin yıl yaşatılmayı ister. Oysa yaşatılması, kendisini azaptan uzaklaştırıcı değildir. Allah, onların yapmakta olduklarını çok iyi bilendir.

97- De ki: Kim Cebrâil’e düşman olursa şüphesiz ki o, onu (Kur’an’ı) kendisinden öncekileri doğrulayıcı, mü’minlere hidâyet ve müjde olarak Allah’ın izniyle senin kalbine indirmiştir.

98- Kim Allah’a, meleklerine, peygamberlerine, Cebrâil’e ve Mîkâil’e düşman olursa, şüphesiz Allah da kâfirlerin düşmanıdır.

99- Andolsun ki Biz sana apaçık âyetler indirdik. Onları fâsıklardan başkası inkâr etmez.

100- Onlar ne zaman bir antlaşma yaptılarsa içlerinden bir grup onu bozup atmadı mı? Hayır, onların çoğu iman etmezler.

101- Onlara Allah katından yanlarındaki (Kitabı) doğrulayan bir peygamber gelince, kendilerine kitap verilenlerden bir grup sanki bilmiyorlarmış gibi Allah’ın Kitabını sırtlarının arkasına attılar.



Çeviri:
Yusuf Semmak

Mesajı son düzenleyen Yusuf Semmak ( 29-12-11 - 21:06 )
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 13-11-11, 15:32   #2
serdar_87

Varsayılan C: Bakara Sûresinin Meâli


Alah razı olsun
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 13-11-11, 22:02   #3
Yusuf Semmak

Varsayılan C: Bakara Sûresinin Meâli


Alıntı:
Gerçek Mesajı Gönderen serdar_87 Mesajı Göster
Allah razı olsun
Amin kardeş; Rabbbim, tüm mü'min kardeşlerimizden razı olsun..
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Taglar
anlam, bakara, kur'an, meali, suresinin

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat