|
|||||||
Gündem Kategorisinde ve Güncel Forumunda Bulunan Batı’da ‘savaş’, İslam’da ‘barış’ esas Konusunu Görüntülemektesiniz => Büyük İngiliz tarihçi Arnold Toynbee’nin dediği gibi “Savaş medeniyetlerin kanseridir”. Kanaatimize göre “savaş kültürü”, çatışma kültürü; medeniyetler çatışması veya dinlerin ...
![]() |
|
|
Konu Araçları |
|
|
#1 |
|
Forum Onursal Üyesi
![]() ![]() Giriş Tarihi: 09-05-2005
Yer: istanbul
Yaş: 29
Mesajlar: 9,727
Rep Puanı: 43409423
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Büyük İngiliz tarihçi Arnold Toynbee’nin dediği gibi “Savaş medeniyetlerin kanseridir”. Kanaatimize göre “savaş kültürü”, çatışma kültürü; medeniyetler çatışması veya dinlerin çatışması veya dini mezheplerin veya etnik grupların çatışması egemen olduğunda da durum aynıdır.
Öyle ise savaş hayaletlerini kovabilmek için çatışma kültürüne alternatif barış kültürünü yaymak gerekiyor. Bize göre -kültürler, dinler ve medeniyetler arası diyalog söylemlerinin çokça dillendirildiği şu zamanda- barış kültürü, eskiden beri bütün semavi dinlere mensup âlimlerin ittifak ettiği ve insan hayatının devamlılığı için temel zaruretler olarak benimsediği beş temel zaruri esası ilke olarak benimsemelidir. Bunlar aynı zamanda her dinin gayesi olan yüksek menfaatlere hizmet eden ilkelerdir. Bu nedenledir ki, bütün dinler bu ilkelere dokunulmasını yasaklamıştır. Bu beş temel zaruret; canın muhafazası, aklın muhafazası, neslin muhafazası, malın muhafazası ve dinin muhafazasıdır. İslam hoşgörü dinidir, savaş değil... “Canın muhafazası” kavramında ana kural; insana kötü söz söylemekten, ırk, din, sosyal, ekonomik, hukuk vb. her çeşit ayrımcılıktan tutunuz da işkence etmek, bireysel öldürme veya toplu katliama varıncaya kadar hiçbir türlü eziyet vermemektir. Allah Teala her üç semavi dinde de “Cana can” ilkesini koymuştur. Ancak bu kural intikam veya misilleme amaçlı değildir. Aksine saldırgan kişilikleri engellemek ve onlara karşı bir caydırıcılık olsun içindir. “cana can” ilkesindeki İlahi maksat, katilin intikam için veya misilleme maksatlı öldürülmesi değildir. Aksine İlahi maksat çok yüce bir amaç gütmektedir. Şuna dikkat çekmektedir ki, başkasını öldüren veya öldürmeye teşebbüs eden kimse aslında kendisini öldürmekte veya öldürmeye teşebbüs etmektedir. Şu ayetteki derin mana da buradan anlaşılmaktadır: “Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır. Artık, Allah’a karşı gelmekten sakınırsınız.” (Bakara Sûresi: 179). Özetle her üç semavi din şunu kabul eder ki; “Allah insanı kendi suretinde yaratmıştır”. Öyle ise canın muhafazası insandaki, fertlerdeki, toplumlardaki ve uluslardaki İlahi suretin muhafazası seviyesine yükseltilmelidir. “Canın muhafazası” kavramına bu tür bir anlayışın hâkim olabilmesi için sağlam bir akla ihtiyaç vardır. Akleden (yani; engelleyen, dizginleyen) bir akla ihtiyaç vardır. İnsandaki her türlü saldırgan eğilimleri dizginleyen ve aynı zamanda da hoşgörü ve kolaylaştırma eğilimlerini besleyen bir akla ihtiyaç vardır. İşte bu nedenle “aklın muhafazası” bir zaruret olmuştur. Akıl hadd-i zatında; insana iyi ile kötüyü, doğru ile yanlışı, faydalı ile faydasızı, yararlı ile yararsızı ayırt etme imkânı bahşeden güçtür. Böylece yararlı olan gerçekte doğru, sağlam, hayır ve güzel üstüne kurulu olandır. Yararsız olan ise bunların aksi üzerine kurulu olandır. İşte bu miyarlı akıldır. Bu dinin bahsetmiş olduğu, övdüğü, ahlakın konu edindiği ve önem atfettiği akıldır. Üstün bir değer taşıyan akıl bu akıldır. Bunun karşısında ise “organik akıl” vardır. Ve bugün egemen olan akıl bu akıl olup “menfaatçilik” ve “gayeler vesileleri mubah kılar” ilkesi üzerine oturmaktadır. Beş temel zarurinin üçüncüsü olan “neslin muhafazası” kavramı ile de insan hayvandan ayrılmaktadır. Neslin muhafazası hayvanlarda içgüdüsel bir eylem olup kısa vadelidir. İnsandaki ise bunun yanı sıra insani bir eylem olup bu sayede insan hayvanlardan ayrılmaktadır. Sadece insan çocukları, kardeşleri ve ebeveyni ile diğerlerini ayrı tutar, kendisini onlara ve onları kendisine bağlar. Sadece insan için, filancanın oğludur, denilir. Ve böylelikle ebeveynine, toplumuna, milletine, vatanına, dinine ve insanlığa aidiyeti ortaya konulmuş olur. Öyle ise “neslin muhafazası” “şehirliliğin” muhafazasını, toplumun, siyasetin, kültürün ve tek bir kelime ile ifade etmek gerekirse medeniyetin muhafazasını içermektedir. “Malın muhafazası” kavramında geçen “mal”dan maksat açıkça görüleceği üzere, bütün farklı türleri ile insan hayatı için olmazsa olmaz olan maddi zenginliklerdir. Muhafazası demek; zayi olmasının, israf edilmesinin, ihtikârının, kötü kullanımının ve benzeri şeylerin önüne geçmektir. Semavi dinler bu gayeye matuf olarak birtakım düzenlemeler yapmıştır. Bu düzenlemelerin bazısı bağlayıcı emir formunda, bazısı teşvik, yüreklendirme ve sevap sayma şeklinde olmuştur. Semavi dinlerin kabul ettiği ve herkesçe bilinen bir gerçektir ki, gerçekte mal Allah’ındır. Zira Allah’tır sadece her şeyi yaratan ve her şeye malik olan. Selam ve barış dinini doğru anlamak... Bugün mal ve ekonomi düzeyindeki asrımızın meydan okuyuşu küreselleşmenin bir belirtisidir. Bu bağlamda genel olarak şunu ifade edebiliriz ki, küreselleşme ekonomisi, açıkça inkâr etmese de dini ve ahlakı görmezlikten gelmektedir. Nitekim küreselleşme yandaşları açıkça “ticaret ile pazarın bir yanda çalışma ölçüleri, kültürel ve toplumsal değerlerin de başka bir yanda ayrı tutulmalarının” gerekliliğini dillendirmektedirler. Bugün bizler ekonomik küreselleşme alanında ahlaki boyutun, dini öğretilerin ve medeniyet değerlerinin açıkça görmezlikten gelindiği bir ortamı yaşıyoruz. Öyle ise “malın muhafazası” “servet için servet yığma” ilkesini temel edinen tehlikeli akımdan ekonomiyi koruma anlamı taşımaktadır. Dinin muhafazası; dinin muhafazasına her şeyden önce barış kültürü açısından bakmak gerekmektedir. Bu aynı zamanda beş temel zarureti belirlemeye semavi dinleri sevk eden hareket noktasının korunması anlamına gelmektedir. Yani semavi dinlerin insanların menfaatlerini koruyor olmasıdır. Cenab-ı Allah ise âlemlerden müstağnidir. Buradan da anlaşılıyor ki, dinin muhafazası; önceki dört temel zaruretin; canın, aklın, neslin ve malın da korunmasıdır. Dinin bu vazifesini yerine getirebilmesi için aşırılık ve radikallik hastalığından korunması gerekir. Dinde aşırıya kaçma dinin temel vazifesi olan menfaatlerin korunması vazifesini işlevsiz kılmakta ve var oluş maksadının dışında bir vazifeye çekilmesine neden olmaktadır. Hatta cana, akla, nesle ve mala karşı kullanılması sonucunu doğurmaktadır. Barış kültürü her şeyden önce Allah Teala ile barışma kültürüdür. Ve ondan sonra da fertler olsun toplumlar olsun bütün mahlûkat ile barış kültürüdür. Binaenaleyh bu dini küt veya şu dini küt Allah’a daha yakındır, diye yapılan bir savaş caiz değildir. Bütün din Allah’a aittir. Din böyle anlaşıldığında, ister dinde aşırılık isterse de gerçeği tekeline almak şeklinde olsun aşırılık kültürünün karşısındadır. Her ortama uygun söylenecek bir söz vardır, diye söylenen bir deyim vardır. Bugünlerin ortamı da, Arapçada “selam” (barış) olarak adlandırılan iki şehri burada anmaya bizleri teşvik etmektedir: Birincisi; Medînetü’s-Selam “selam/barış şehri” tevhid inancını benimseyen semavi dinlerin beşiği Kudüs’tür. Bu şehrin tarihi ve geleceği, hep birlikte el ele gerçekten barış şehri olması için çalışmamızı bizden istemektedir. Bu şehirde artık kan dökülmesin, topraklar zorla el değiştirmesin, aileler perişan olmasın ve hiçbir fert göçe zorlanmasın. İkincisi; Arap kültüründe “selam/barış” ile adlandırılan iki şehirden ikincisi ise “Darü’s-Selam/barış yurdu” diye anılan Bağdat’tır. Bugün ise o Bağdat din adına yapılan ve dinle uzaktan yakından alakası olmayan bir iç savaş tehdidi altındadır. İç savaş barış kültürünü ortadan kaldırmakta, beş temel zarureti yıkmakta ve Allah Teala’nın insanı onurlandırdığı her şeyi ayaklar altına almaktadır. Hep birlikte “selam/barış şehri”nde (Kudüs’te) ve “selam/barış yurdu”nda (Bağdat’ta) canın muhafazası, aklın muhafazası, neslin muhafazası, malın muhafazası ve dinin muhafazası için dua edelim. Muhammed Abİd El Cabİrİ kımdır? Bu yazıyı Zaman için kaleme alan Prof. Cabiri Fas/Rabat Edebiyat Fakültesi’nde felsefe ve İslam-Arap düşüncesi profesörü olarak çalışmaktadır. El Cabiri, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği bir program çerçevesinde İstanbul’da, 17 Eylül 2006 Pazar günü saat 14.00’te Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda İhsan Eliaçık’la birlikte “Endülüs-İstanbul Köprüsü” konulu bir konferans verecektir. zaman |
|
|
|
|
|
#2 |
|
21 / ARALIK / 2007
![]() ![]() Giriş Tarihi: 22-09-2005
Yer: im yurdum FORUMTR
Mesajlar: 11,862
Rep Puanı: 18903648
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Onaylandı.
|
|
|
|
|
|
#3 |
|
Banlandı
Giriş Tarihi: 08-03-2004
Yaş: 29
Mesajlar: 17,942
Rep Puanı: 401021
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
İslam bazılarının işine gelmediği için, bazılarına göre "kan ve savaş" dini olarak görülüyor.
|
|
|
|
|
|
#4 |
|
Yönetici
![]() Giriş Tarihi: 14-08-2005
Yer: mi? Bence Yer...
Mesajlar: 100,814
Rep Puanı: 1325473412
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
kapatılacak bir yanları olduğunda İslâm'a saldırıyorlar
![]() |
|
|
|
|
|
#5 |
|
Meraklı
![]() Giriş Tarihi: 04-12-2005
Yer: www.frmtr.com adresinden sağa dönünce ilk yer.
Mesajlar: 293
Rep Puanı: 16551
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Boşuna Vahşi Batı dememişler, adı üstünde vahşi batı işte.
|
|
|
|
![]() |
| Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz |
| Konu Araçları | |
|
|
|
ForumTR Servisleri: ForumTR Video - ForumTR Haber - ForumTR Oyun - ForumTR Chat - ForumTR Mail - ForumTR IRC
Vize İşlemi | Haberler | Okul Arkadaşım Sitemiz bir forum sitesi
olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında
siteye yazabilmektedir. |