|
|||||||
Gündem Kategorisinde ve Güncel Forumunda Bulunan Çok İlginç Bir Bilgi Edindim..Doğruluk Payı Nedir? Konusunu Görüntülemektesiniz => *Türkiye'ye en son katılan şehir **(1939) Hatay'ın Türkiye'ye katılım sırasında Türkiye ile Fransa arasında bir antlaşma yapıldığını (hatay Antlaşması) ve ...
![]() |
|
|
Konu Araçları |
|
|
#1 |
![]() Giriş Tarihi: 06-10-2005
Yer: ADANA
Yaş: 40
Mesajlar: 16,442
Rep Puanı: 402818783
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
*Türkiye'ye en son katılan şehir **(1939) Hatay'ın Türkiye'ye katılım
sırasında Türkiye ile Fransa arasında bir antlaşma yapıldığını (hatay Antlaşması) ve yapılan antlaşmaya göre 100 yıl sonra yani 2039'da (33 yıl sonra) Halk Oylaması'na gidileceğini. * *Şu anda bu ilimizin tam % 44'ü "yabancılara" satılmış durumda olduğunu.* *Toprak satışı bu hızla giderse Türk nüfusu azınlıkta kalacak 2039'da yapılacak referandumda Hatay şehrimizin Suriye'ye geçebileceğini. Biliyormuydunuz?* Alıntı Arkadaşlar bu bilgi gerçekten doğru mu acaba..Araştırmakta yarar var!!!! [Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız] EDİT Sonradan yapmış olduğum araştırma doğrultusunda konuyla ilgili bulduğum bazı belgeleri bir iki yorum sonrasında verdim,buradan duyurmuş olayım..gözden kaçabilir... Mesajı son düzenleyen defackto ( 03-06-06 - 03:37 ) |
|
|
|
|
|
#3 |
|
H & İ
![]() ![]() Giriş Tarihi: 09-05-2005
Yer: ANKARA
Yaş: 28
Mesajlar: 3,912
Rep Puanı: 48296132
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Walla ne yalan söyleyim bende yeni duydum ve şaşırdım kaldım... seninde dediğin gibi araştırmakta fayda var...
|
|
|
|
|
|
#4 |
|
Banlandı
Giriş Tarihi: 25-05-2006
Mesajlar: 252
Rep Puanı: 3231
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Doğru olduğunu sanmıyorum ama elbette "doğru olduğunu sanmıyorum" demekle bu işler kapatılmaz. Ciddi bir şekilde araştırmak gerek...
|
|
|
|
|
|
#5 |
![]() Giriş Tarihi: 06-10-2005
Yer: ADANA
Yaş: 40
Mesajlar: 16,442
Rep Puanı: 402818783
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Arkadaşlar yaklaşık bir saattir internette konuyla ilgili araştırma yapıyorum..Bana göre önemli bir belge buldum onu da tabiki sizlerle paylaşıyorum..Belki bir fikir verme konusunda aydınlatıcı olur!!!
Yeniçağ - 18 Ağustos 2004 Hakkı Dedeler'in Hatay ve Kars Uyarısı" Yazılı Basında Akis Buldu Sitemiz yazarlarından Hakkı Dedeler'in yazısı, milliyetçi camianın en çok okunan yazarı Arslan Bulut tarafından yazılı basına taşındı. Aynı yazı, bu gün Hulki Cevizoğlu'nun da gündeminde.. ARSLAN BULUT Hatay ve Kars’ta neler oluyor? Birincisi Hatay, ikincisi Kars ile ilgili iki haber var. [Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız] sitesinde yazan Hakkı Dedeler, “Hatay’da neler oluyor?” başlıklı yazısında, bakın neler diyor: “Suriye tarafından yayılan dedikodulara göre, 20 Ekim 1921 tarihinde Fransa ile yapılan Ankara Anlaşması’nın ve 23 Temmuz 1930 tarihinde imzalanan Hatay Antlaşması’nın gizli maddeleri bulunuyor! Bu gizli maddelere göre 99 yıl sonunda; yani 2039’da Hatay’da yeni bir plebisit (halkoylaması-referandum) yapılacak! Bugün, Amik Ovası’nda 200 bin dekar arazinin yüzde 65’i çifte vatandaşlık hakkı olan Arap kökenli vatandaşlarımızın eline geçti. GAP çevresindeki arazilerin de 95’i çifte vatandaşlarımızın mülkiyetinde.” *** [Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız] sitesinde yazan Süleyman Özışık ise “ABD ve İsrail’in Kars oyunu” başlıklı yazısında Kars’ın tapusunun nasıl elden çıkmakta olduğunu anlatıyor: “Başta Digor olmak üzere Kars’ın bazı ilçelerine bağlı sınır köyleri, yabancı ziyaretçilerin akınına uğramış durumda. Ellerinde tomar tomar paralarla köylere gelen ve ‘ABD’li veya İsrailli’ oldukları iddia edilen yabancılar, bu paraları imza karşılığı köylüye dağıtıp gidiyor. Bu köylülerin tamamı tarla sahibi. Bir kağıda imza atıyorlar, 3 ila 7 milyar lira arası parayı ceplerine indiriyorlar. Köylere gelen yabancıların, verdikleri para karşılığında tek talepleri ise şu: ‘Bu tarlanızı hemen her yıl mutlaka ekip biçeceksiniz. Ekip biçmeyenlere para vermeyeceğiz. Nadas çalışması mutlaka yapacaksınız. Siz bunları yapın, paranızı bizden isteyin.’ Yabancıların bu teklifini ‘Ne olur, ne olmaz’ diyerek kabul etmeyen köylülerin anlattıkları ise korkunç: ‘Avukatlara danıştık. Altına imza atılan mukavelede yazılan şeyler, ileride toprağımızın elimizden gitmesine sebep olacak. Malum, köylerde bazı evlerin ne tapuları, ne de ruhsatları var. Tarlaların da tapusu yok. Yabancıların kontratında bu toprakların kendilerine ait olduğu, para alanların ise işçi olduğu yazıyor. Bir süre sonra ‘Bu topraklar bizimdi zaten. Bakın bu toprakları biz işliyorduk. İşçilere para vererek kendi toprağımızı ekip biçiyorduk’ diyecekler ve Türkiye’de toprak sahibi olacaklar. Biz bunu herkese anlattık ama kimseye dinletemedik. Parayı gören bu işe girişti.’ Bu sistemle yabancılardan para alanların sayısının 3 bin civarında olduğu iddia ediliyor. Sayının her geçen gün arttığı belirtiliyor. Peki sayı her gün böylesine artıyor da devlet ne yapıyor? Hiçbir şey...” *** Süleyman Özışık, araştırmaya devam edeceğini söylüyor. Bana göre, yabancıların Kars’ta böyle bir oyuna başvurmasının sebebi o kadar gizli değil. Karslılar meseleyi çok iyi biliyor! Savaşlar ve göçler sebebiyle Kars’tan ayrılıp da bugün Amerikan vatandaşı olan insanlar var. Bu kişilerin çoğu Amerika’da zengin oldu. Şimdi, yakın tarihte tapuları kendilerine ait olan toprakların, bugün de kendilerine ait olduğunu, ileride açacakları davalarda, son merci olarak uluslar arası hukuk kurumları önünde ispat edebilmek için toprakların kendileri tarafından işletildiğini gösteren belgelere ihtiyaç duyuyorlar. Çünkü tapulu olsa bile 40 yıl sahip çıkılmayan topraklar, bu süre içinde kim kullanıyorsa ona ait kabul ediliyor. *** Türkiye’nin dört bir tarafında Hatay ve Kars’takine benzer hazırlıklar yapılıyor. Bunca hazırlık ne içindir? Türkiye, yol geçen hanı olmuş, Van’da bir aşiret reisi, bir polis merkezine silahlı baskın düzenleyip, oğlunu kaçırıyor! Vali, kendisine yönelik saldırının “Kürt halkına yönelik bir saldırı” olduğunu söyleyebiliyor! Tam da bu sırada, CFR’nin Tayyip Erdoğan’a 2 Temmuz 2001 günü gönderdiği muhtıranın gereği yerine getirilerek Cumhurbaşkanı’nın bile “eyalet sistemine yol açar” diye maddelerinden bir kısmını veto ettiği il özel idareleri yasasından sonra, belediyeler yasası ve kamu yönetimi çerçeve yasası da TBMM’den geçiyor. Muhtıradaki, “Ankara, yerel yönetimlere otonomi vermek ve milli hükümetin fonksiyonlarını yerel düzeyde merkezi olmaktan çıkarmak zorundadır” baskısına boyun eğiliyor. Artık, il yönetimleri, isterlerse yabancılara toprak da satabilecek! Ve Türkiye hâlâ türbanı tartışıyor! HULKİ CEVİZOĞLU SEN SAHİP OLURSAN ... Fakirliğin gözü kör olsun !.. Hem bireysel, hem de ülkesel fakirlik insana neler yaptırmıyor ki?.. Bakınız nereden nereye geldik. Mustafa Kemal 71 yıl önce, 1933’de, Amerikalı General McArthur’a, “Allah nasip eder, ömrüm vefa ederse Musul, Kerkük ve Adaları geri alacağım. Selanik de dahil Batı Trakya’yı Türkiye hudutları içine katacağım” diyordu. Bugün ise, bırakın Mustafa Kemal’in bu sözlerine sahip çıkmayı, hatırlayanımız bile yok. Atatürk, dün “alacağım” diyordu; bugün biz “vereceğiz” diyoruz!.. Artık devletin resmi kurumları sık sık rakamları kamuoyuna açıklamaya başladılar. Hangi gün, ne kadar toprağımız yabancılara satılmış? Kim ne kadar parça toprak satın almış?.. “PARA VERİRKEN RAZI EDECEĞİZ!” Lozan Konferansı görüşmeleri sonunda İsmet Paşa’nın koluna giren Lord Gürzon, “Generalim, kapitülasyonları şimdi kaldırdınız ama, bundan sonra ne yapmak isterseniz, yine bizlere muhtaç olacaksınız. İşte o zaman, parayı verirken şimdi kazandıklarınızı bizlere iadeye mecbur kalacaksınız” demişti. Biz, yıllar sonra bu sözleri söyleyenlere, onların kurup yönettiği uluslararası finans kuruluşlarına mecbur kaldık!.. Niçin?.. Çünkü, ekonomimizi hiçbir hükümet “bağımsız” ve “kendi ayakları üzerinde durur” duruma getiremediği için. Ama, her hükümet, “biz daha iyi yönetiriz” diyerek oyları topladı, sonra da heba etti. Biz seçmenler, yıllar yılı bu politikacı yalanlarının oyuncağı olduk. Çaresizlikten bir ona, bir diğerine ama, hep birbirine benzeyen (benzetilen!) politikacılara oy verdik durduk. Dünyaya örnek büyük bir askeri zafer kazanan Atatürk, “Askeri zaferlerin, ekonomik zaferlerle taçlandırılması” gerektiğini vurguluyordu. İşte bizler bunu yapamadık. Büyük Kurtuluş’umuzun üzerine ekonomik bir zafer ekleyemedik ve hep yabancıya el-avuç açtık. Sonunda da onların yıllar önce söylediği gibi onlara muhtaç olduk. Şimdi toprak satıp, para kazanarak bu ekonomiyi yıllardır kurtarma hayali görüyoruz. Daha doğrusu, bizim gibi düşünenlerin sürekli uyarılarına karşın bu rüyadan uyanmak istemeyenler var. Yine Atatürk’ün, “lafla, politikayla, düşmanın aldatıcı sözlerine kulak vermekle” yönetim olamayacağı sözlerine karşın; boş bir Avrupa Birliği üyeliği uğruna, onların her isteğine (hatta istemediğine) evet diyoruz. Ve, sonuç olarak, bugün “ya bu ülkeyi sevecek, ya da Sevr’e razı olacak” noktaya geliyoruz... VATAN TOPRAKLARI -YASAYLA- SATILIYOR Tam bir yıl önce, 19 Temmuz 2003’te AB’nin isteği ile çıkarılan 4916 sayılı yasa ile, “yabancılara toprak satışına” izin verildi. O günden bu yana bir yıl içinde 4 bin 105 parça gayrimenkul yabancılar tarafından satın alındı. İçinde tarım arazilerinin de bulunduğu Türk toprakları ya yabancılar tarafından doğrudan, ya da gizlice bir Türk kullanılarak alınıyor. Bugün, kimi yazarlarımız, “Ne var bunda? Bizler de gidip ABD’de ev alıyoruz” biçiminde çocukça mazeret üretiyorlar. Türkiye’nin koşulları ile ABD’ninki bir mi?.. Yarın, ABD’de ev alan biri “Ben ABD’nin sahibiyim” diyebilir mi?.. Oysa, yıllardır “Türkiye’nin sahibi olduğunu” iddia eden, bunu uluslararası ortamlarda bağırarak söyleyenler var. Bu toprak alanların amacı ne? Silahla, askeri güçle ele geçiremedikleri vatan topraklarımızı “parayla” mı elde etmeye çalışıyorlar, sessiz sedasız?.. Özellikle, ülkemizin güneydoğu kesiminde gerçekleşen bu alımların içinde Çorum ve Bartın gibi illerimiz de bulunuyor. Bunlara baktığımız zaman, “misyonerlik” çalışmaları ile ölmüş antik imparatorlukları canlandırma heveslerini görüyoruz. Türkiye, şaşkın biçimde AB’nin isteklerini yerine getiriyor ama, 1 Mayıs 2004’te AB’ye yeni katılan ülkelerin hepsi de “ülkelerinde yabancılara toprak satışını yasakladı.” ABD de onları bu ayrıcalıkları (deregasyonlar) ile kabul etti.. Peki niçin biz direnemiyoruz AB’ye?.. HATAY’A DİKKAT! Bu arada dikkat etmemiz gereken önemli bir ilimiz de Hatay. Yeni bir iddiaya göre, 1930 tarihli Hatay Antlaşması’nın gizli maddeleri varmış ve buna göre 2039 yılında Hatay’da bir halk oylaması, referandum(plebisit) yapılarak Türkiye’de mi kalacağı, yoksa yıllardır emeller besleyen Suriye’ye mi verileceği belli olacakmış!.. Yetkililerin bu konuya acilen açıklık getirmeleri ve eğer böyle bir durum varsa, gereken önlemleri alması gerekiyor. Çünkü, bu bölgelerde çifte vatandaşlığa sahip Arap kökenli vatandaşlarımızın büyük araziler aldığı ileri sürülüyor. İsrail Devleti’nin kuruluşu ve Filistin örneklerini gözardı etmeden İstiklal Marşı’mızdaki, “bastığın yerleri toprak diyerek geçme tanı” sözlerini özellikle gençlerimize anlatmalıyız. Unutmamalıyız ki; “Sahipsiz olan vatanın batması haktır,sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır”. 17 Ağustos 2004 |
|
|
|
![]() |
| Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz |
| Konu Araçları | |
|
|
|
ForumTR Servisleri: ForumTR Video - ForumTR Haber - ForumTR Oyun - ForumTR Chat - ForumTR Mail - ForumTR IRC
Vize İşlemi | Haberler | Okul Arkadaşım Sitemiz bir forum sitesi
olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında
siteye yazabilmektedir. |