|
||||
|
|
|||||||
|
|||||||
Amatör Aşk Şiirleri Kategorisinde ve Gönül Pınarı (Şairlerden şiirler) Forumunda Bulunan ..::Karacaoğlan::.. Konusunu Görüntülemektesiniz => Yaklaşık 100 şiiri ve hayatı... ..::Karacaoğlan::.. Karacaoğlan (Yozgatlı) Her sabah her sabah çıkar bakarsın Bilemiyorum ne derdin var yar senin ...
![]() |
|
|
Konu Araçları |
|
|
#1 (permalink) |
|
Forum Gurusu
![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 07-11-2004
Yaş: 27
Mesajlar: 7,249
Rep Puanı: 14954722
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Yaklaşık 100 şiiri ve hayatı...
..::Karacaoğlan::.. Karacaoğlan (Yozgatlı) Her sabah her sabah çıkar bakarsın Bilemiyorum ne derdin var yar senin Dertli sinem aşk oduna yakarsın Bilemiyorum ne derdin var yar senin Karac’oğlan der ki olduğu yerde Ciğer biryan olur gördüğü yerde Sabah güneşinin doğduğu yerde Bilemiyorum ne derdin var yar senin Araştırıcılar tarafından varlığı kabul edilen ancak yaşadığı yüzyıl hakkında anlaşmazlıklar bulunan Yozgatlı Karacaoğlan XVI. yüzyılda yaşamış bir Bektaşi Şairi olarak gösterildiği gibi 105 XIX. Yüzyılında yaşamış ümmi bir aşık106 ve medrese tahsilli görmüş bir şair 107 olarak da gösterilmektedir. Yozgatlı Karacaoğlan’ın yaşadığı yüzyıl ve sosyal statüsü hakkındaki rivayetlerin bu derece çeşitlenmesi öncelikle Yozgatlı Karacaoğlan’ın varlığının araştırılmaya muhtaç olduğunu göstermektedir. Hangi yüzyılda olursa olsun Yozgat’ta Karacaoğlan adında bir aşık/şair gerçekten yaşamış mıdır? Yaşamışsa yaşadığı yüzyıl mensubu olduğu sosyal çevre ve köyü/ kasabası neresidir? Sırasıyla bu iki soruya Karacaoğlan hakkında yapılan araştırmaları ve şiirleri göz önüne alarak cevap arayalım: Cumhuriyet döneminde Karacaoğlan hakkında yapılan araştırmaların çoğunda XVII. Yüzyılda Çukurova’da yaşayan Karacaoğlan’dan başka Karacaoğlanların da var olduğu dile getirilmiş. Bu çevrede “Nizipli Karacaoğlan”108 “Rumelili Karacaoğlan”109 “Yozgatlı Karacaoğlan”110… gibi şairlerin varlığı üzerinde fikirler ortaya konmuş. Belgeler gösterilmiştir. İşte bu çerçevede Yozgatlı Karacaoğlan’ın hakkında ileri sürülen görüşler şu noktalarda toplanmaktadır. Yukarıda adı geçen makalesinde en az dört Karacaoğlan’ın yaşamış olduğu görüşünü dile getiren Prof. Dr. İlhan Başgöz “Karaca’oğlan111 adlı eserinde “bir Karac’oğlan dan ziyade Karac’oğlan geleneğinden Karac’oğlan şiir okulundan bahsetmenin daha doğru olduğu” kanaatini taşıdığı belirtmektir. 112 Yayınlandığı bu eserinden sonra Karacaoğlan üzerine yaptığı araştırmaları sürdüren Başgöz yapılan araştırmalarla XVI. yüzyılda yaşadığı bildirilen Bektaşi tarikatına mensup Karacaoğlan’ın113 Yozgatlı olduğu hükmüne varmaktadır. 114 Bu Karacaoğlan Rumeli’deki savaşlara katılan bir yeniçeri şairidir. Yılmaz Göksoy’un tespit ettiği rivayetlerden115 yola çıkan Başgöz’e göre Karacaoğlan, Yozgat’ın Mamure (Aydıncık) köyünden olup, pazarlarda pekmez satarak geçimini temin etmektedir. Pazarlarda pekmez satarak geçimini temine çalışan bu köyü daha sonra Zileli Salih Hoca medresesinden tahsili görmekte, bulunan ardından saz şairleri geleneğine uygun bir şekilde rüya görüp bade içmekte çalıp türkü söylemektir. Ardından Yavuz Sultan Selim’in ordusunda İran seferine katılmakta, 1514 yılındaki bu seferde gösterdiği yararlılıklardan dolayı terfi etmekte, bunun ardından ordudan ayrılarak Yozgat’a dönmektedir. Yozgat’ta sevdiği kız alamayınca yeniden orduya katılarak Kanuni Sultan Süleyman döneminde yapılan Avrupa seferlerinde bulunmaktadır.116 Yozgatlı Karacaoğlan’a yakıştırılan bu uzun maceralı ve destani hayatın izaha muhtaç bir çok yeri bulunmaktadır. Pazarda pekmez satan bir köylünün daha sonra Zile’de medrese tahsili görmesi, medrese tahsilinden sonra bede içip, aşık olması, Yavuz’un ordusuyla İran’a Kanuni’nin ordusuyla Avrupa içlerine gitmesi, devşirme çocuklarından kurulan Yeniçeri ordusundan Kolağası Yardımcılığı rütbesine kadar yükselmesi, gerçek bir hayatın izlerini taşımaktan çok, musannifi bilinmeyen bir halk hikayesinin konusuna daha uygun düşmektedir.117 Yozgatlı Karacaoğlan’ın XIX. yüzyılda yaşadığını dile getiren ilk yazılar M. Şakir Ülkütaşır tarafından kaleme alınmıştır. Ahali Gazetesi 118 ve Yeni Türk Mecmuası’nda 119 yayınlanan yazılarında Ülkütaşır, “Yozgatlı Karacaoğlan, Yozgat’ın Zeyneddin (Doğanlı) köyünde doğmuş ve o havalide tanınmış bir halk şairidir. 1260 h. tarihlerinde yani Osmanoğullarından Abdülmecid zamanında yaşamıştır. Ümmi olup deyişleri de fıtri istidadının mahsulüdür.” görüşlerine herhangi bir kaynak göstermeden yer vermekte ve Yozgatlı Karacaoğlan’a ait olarak gösterdiği beş koşmayı yayınlamaktadır. Yozgatlı Karacaoğlan’ın XIX. yüzyılda yaşadığını savunan bir diğer araştırıcı ise tesbit ettiği rivayetlerde Prof. Dr. İlhan Başgöz’ün şairimizin XVI. yüzyılda yaşadığı görüşünü savunmasına kaynaklık eden Yılmaz Göksoy’dur. Erciyes dergisinden yayınlanan üç makalesinde 120 başta M. Şakir Ülkütaşır’ın yazıları olmak üzere, Yozgat civarında dolaşan rivayetleri değerlendirerek ve Yozgatlı Karacaoğlan’ın olduğu kabul edilen şiirleri inceleyerek sonuca ulaşmaktadır: Yılmaz Göksoy, A. Gani Telli Hoca adlı kaynak kişinin Karacaoğlan’ın mezarının Gevrek ile Doğanlı köyleri arasındaki yığılı taşların arasında olduğunu söylediğini bildirmektedir 121 ki bu rivayet Ülkütaşır’ın Yozgatlı Karacaoğlan’ın Zeyneddin (doğanlı) köyünden olduğuna dair verdiği bilgiye de uymaktadır. 122 Yılmaz Göksoy’un tesbit edilen bir başka rivayet ise, Yozgatlı Karacaoğlan’ın Gevrek köyüne uğradığı, bir kıza aşık olduğu, kızı alamayınca da üzüntüsünden öldüğü şeklindedir. 123 Yine Göksoy tarafından tesbit edilen bir başka rivayetin Yozgatlı Karacaoğlan’ın Mamureli (Aydıncık) olduğuna işaret ettiğini ve bu rivayetin Prof. Dr. İlhan Başgöz tarafından onun XVI. Yüzyılda yaşadığının delili olarak gösterildiğini daha önce ifade etmiştik. 124 Bu rivayetlere ilaveten Göksoy, Karacaoğlan’ın şiirlerinde geçen yer isimleri ile Yozgat’taki yer isimleri arasında bağlantı kurmakta ve meşhur, Karacaoğlan ile Karacakız 125 hikayesinin de Yozgatlı Karacaoğlan’a ait olduğunu ileri sürmektedir. Göksoy’un bu konudaki görüşleri şu noktalarda toplanmaktadır: Karacaoğlan’ın “Mamalı’dan ben bir Rıdvan oğluyum” mısraı bazı araştırıcılarca 126 XVII. Yüzyılda yaşayan Karacaoğlan’ın Mamalı aşiretinden olduğu şeklinde yorumlanmaktadır. Halbuki Dulkadirlilerin bir kolu olan Mamalı aşiretinin Bozok civarında yerleşmiş Türkmen oymaklarından olduğu açıktır. 127 Ayrıca; “Uğran Pazarcık’a Salmanbaba’ya” mısranın da Yozgatlı Karacaoğlan'a ait olmasının muhtemel olduğunu belirten Göksoy mamalı aşiretinin yerleştiği çorum un sungurlu ilçesine bağlı salman köyünün varlığına dikkat çekmektedir.Karacaoğlan ın; “Tonuz ovasına her gelen çöker” mısraını değerlendiren Göksoy Yozgat yaylalarının eski adı Tonuz olan Şarkışla ya kadar uzandığını belirterek yine Şarkışla nın Topaç köyü yakınlarındaki Kızılırmak’ın geçitlerinden birisinin Karacaoğlan adını taşımasına dikkat çekerek Yozgatlı Karacaoğlan’ın bu çevrede çalıp-söylediği kanaatine varmaktadır. Yine Karacaoğlan’ın; Bozok kazasında Üsyünova da 128 Yavrunun menendi güzel var m’ola” mısralarının Yozgatlı Karacaoğlan’ın varlığının delillerinde biri olduğunu bildirmektedir. Göksoy, Karacaoğlan ile Karakız’ın mezarının olduğu bu köye Karakız adını bu sebeple vermiş olduğu görüşlerini ortaya koymaktadır.129 Makalelerinde daha sonra Karacaoğlan’ın şiirlerinde geçen mahalli kelimeler ve yer isimleri sadece Yozgat’ta kullanılan mahalli kelimeler olduğunu belirterek şiirlerde geçen Emir, Eymirli, Sincan gibi yer isimlerinin de Yozgat’ta bulunduğuna dikkat çekmektedir.130 Birbirinden farklı ve dağınık bu rivayetleri değerlendiren Göksoy biri XVI. yüzyılda diğeri XIX. yüzyılda yaşamış iki Yozgatlı Karacaoğlan’ın bulunabileceği ihtimali üzerinde duruyor.131 Görüldüğü üzere bu rivayet şu veya yüzyılda bir Yozgatlı Karacaoğlan’ın yaşadığına hükmetmemize yetecek bilgi ve belgeleri beraberinde getirmemektedir. XVI.yüzyılda bir Yozgatlı Karacaoğlan’ın yaşamış olacağı ise büsbütün imkansız gibi görünmektedir. XVI. büyük ölçüde göçebe hayatı yaşanan, mamur bir beldeden yoksun olan132 Bozok'ta XVI.yüzyılında yaşamış hiçbir şair günümüze gelmezken hakkında anlatılanlarda gerçekten çok hikaye unsurları bulunan Yozgatlı Karacaoğlan’ın günümüze gelmesi oldukça zordu. Kaldı ki Yılmaz Göksoy’un derlediği hikayeden 133 başka elimiz de bilgi bulunmadığı halde XVI. yüzyılda yaşamış Yozgatlı Karacaoğlan dan bahsetmek mümkün değildir. Bununla birlikte eğer Yozgat’ta Karacaoğlan’ın adına bir şair yaşamışsa bunun XIX. yüzyılında yaşamış olması kuvvetle muhtemeldir. Yozgat XIX. yüzyılda Çapanoğulları’nın imar hareketleriyle Orta Anadolu’nun gelişmiş bayındır şehirlerinden biri haline gelirken açılan onlarca medresede tahsil görenlerin bir çoğü güçlü birer şair olacak bu yüzyılında tertip edilen cönk ve mecmualarda yerlerini almışlardır. Nitekim yaklaşık yüz yıl önce tertip edildiği anlaşılan Yozgat’ın Fakıbeyli köyünden İbrahim tarafından Yozgat İl Müzesi’ne bağışlanan bir cönkte XIX. yüz yılında yaşayan Yozgatlı şairlerle birlikte Karacaoğlan’ın da beş şiiri bulunmaktadır 134 yine bu dönemde yetişen Hüzni ve Zari’nin cönklerinde Karacaoğlan şiirleri bulunmaktadır. 135 Şiileri sözlü gelenekte yaşayan hayatı hakkındaki rivayetler halk arasında dolaşan Karacaoğlan’ın günümüze yakın bir tarihte yaşamış olmasını daha çok ihtimal için buluyoruz. Bütün bu rivayetler ve şiirlerden hareketle meşhur Karacaoğlan’dan faklı olarak Yozgat’ta bir Karacaoğlan dan faklı olarak Yozgat’ta bir Karacaoğlan’ın yaşadığını kabul edersek, bu şairin meşhur Karacaoğlan’ın etkisi altında bu mahlası aldığını veya halkın Karacaoğlan’ı taklit etmesinden dolayı kendisine karaca oğlan adını yakıştırdığını ve zamanla bu mahlasla çerçevesinde tanındığını düşünebiliriz. Yozgatlı Karacaoğlan’a mal edilen şiirlerin çoğunda meşhur Karacaoğlan’ın tavrını, edasını görmekteyiz. Bu şiirler gerçekten Çukurovalı Karacaoğlan’a aittir yada Yozgatlı karaca oğlan, Karacaoğlan etki sinede şiir söyleyen bir şairimizdir. Karacaoğlan’ın Anadolu’da yüzyıllardır eksilmeyen şöhreti ve şiirlerinin bir çok şair tarafından taklit edildiği göz önüne alınırsa her iki ihtimalin de tabii olduğu anlaşılır. Yozgatlı Karacaoğlan’a mal edilen şiirlerle, Yozgatlı diğer şairlerin şiirleri arasında bir takım konu, söyleyiş ve en önemlisi “ayak” benzerlikleri bulunmaktadır. Bu noktalardan hareketle Yozgatlı Karacaoğlan hakkında bir sonuca varılamaz ise de Karacaoğlan’ın ve şiirlerinin yukarıda değerlendirilen belgelerin ışığında Yozgat’a ve Yozgatlı şairlere uzak olmadığı rahatlıkla dile getirilebilir. Sonuç olarak biz, buraya kadar değerlendirdiğimiz bilgi ve belgelerin ışığında Çukurovalı Karacaoğlan’ın etkisi altında şiir yazan XIX. Yüzyılda yaşamış bir Yozgatlı Karacaoğlan’ın varlığını aksi ispat olunana kadar kabul ediyor ve Yozgatlı Karacaoğlan’a mal edilen şiirleri de bu çerçevede değerlendiriyoruz. 1 Her Sabah Her Sabah Çıkar Bakarsın Bilemiyorum Ne Derdin Var Yar Senin Dertli Sinem Aşk Oduna Yakarsın Bilemiyorum Ne Derdin Var Yar Senin Bahar Gelmeyince Güller Açılmaz136 Yarsız Yaylalara137 Konup Göçülmez Uykudan Mı Kalktın Gözün Açılmaz Bilemiyorum Ne Dersin Var Yar Senin Yaz Gelince Kuru Otlar Sulanır Cahil Olanların Gönlü Bulanır Yıl Başında İki Bayram Dolanır138 Bilemiyorum Ne Derdin Var Yar Senin Bahar Gelmeyince Güllerin Bitmez Şakıyıp Dalında Bülbüller Ötmez Her Sabah Ellerin Koynundan Gitmez Bilemiyorum Ne Derdin Var Yar Senin Karac’oğlan Der Ki Olduğu Yerde Ciğer Biryan Olur Gördüğü140 Yerde Sabah Güneşinin Doğduğu Yerde Bilemiyorum Ne Derdin Var Yar Senin141 2 Kömür Gözlüm Ben Bu Yerden Gidersem Gülen Oynan Yaran İle Eş İle Aralıktan Kem Haberin Duyarsam Delem Bu Sineme Kara Taş İle Hey Ağalar Ben Bir Hata İşledim Gamı Koydum Kasavete Başladım Elma Deyi Al Yanağı Dişledim İncitmişim Dökülesi Diş İle Ememedim Leblerinden Barımı143 Deremedim Has Hasbahçemden Narımı144 Kim Ağlatmışım Benim Nazlı Yarim Kan Doldurmuş Gözlerine Yaş İle Karac’oğlan Ben Sevdadan Doyamam145 Ak Gerdanda Çifte Benler Sayamam Can Tatlıdır Cana Kıyamam Meğer Ağu Yediler Aş İle146 3 Ateşim Yanmadan Tütünüm Tüter Havaya Bulutun Ağdığını Gibi Yarin Bahçesinde Gülleri Biter Ayın On Dördünde Doğduğu Gibi O Yar Yine Bize Name Yollanmış Arif Olan Sözlerinden Anlamış Al Yanaklar Domur Domur Terlemiş Rahmetin Güllere Yağdayı Gibi Karaca Oğlan Aydur Başların Tacı Ayrılık Şerbeti Zehirden Acı Kıvrım Kıvrım Olmuş Zülfünün Ucu Mor Menevşe Boynun Eğdiği Gibi147 105 Prof. Dr. İlhan Başgöz. “ Yozgatlı Karaca’oğlan” Cumhuriyet Gaz. 30 Ağustos 1990. 106 M. Şakir Ülkütaşır “Son Asır Şairlerden Yozgatlı Karacaoğlan”, Yeni Türk 4.48 (Aralık 1936) s. 708-710. M. Şakir Ülkütaşır “Yozgatlı Karacaoğlan” Ahali Gaz.(Samsun) 29 Ekim 1985.s 16 107 Yılmaz Göksoy, “Yozgatlı Karacaoğlan”, Erciyes 8,95 (Temmuz 1985), s. 16. 108 Ali Rıza Yalgın. “Cenupda Türkmen Oymakları” İstanbul 1930. 109 Prof. Dr. Şükrü Elçin “Halk Edebiyatı Araştırmaları I” Ankara 1988. s. 110 Diğer Karacaoğlan’larla ilgili olarak yukarıdaki kaynaklara ve Prof. Dr. İlhan Başgöz “Kaç Karaca Oğlan Var” Yeni Ufuklar sayı: 12,1955; M. Fuat Köprülü “Türk Saz Şairleri”, Ankara 1962 s. 317-322; S. Nüzhet Ergun, “Karaca Oğlan Hayatı ve Şiirleri”, Dokuzuncu baskı, İstanbul 1945 bakılabilir. 111 Prof. Dr. İlhan Başgöz, “Karac’oğlan”, İstanbul 1984. 112 Prof. Dr. İlhan Başgöz a.g.e, s.11. 113 Prof. Dr. Şükrü Elçin, Halk Edebiyatı Araştırmaları I” s.13-30 114 Prof. Dr. İlhan Başgöz, Yozgatlı Karaca’oğlan 115 Yılmaz Göksoy, “Yozgatlı Karacaoğlan”, s.16-17. 116 Prof. Dr. İlhan Başgöz, “Yozgatlı Karaca’oğlan”. 117 Bu rivayetler için bkz. Yılmaz Göksoy, “Yozgatlı Karacaoğlan”, s.16-17. 118 M. Şakir Ülkütaşır, “Yozgatlı Karacaoğlan”, Ahali Gaz., 29 Ekim 1933 119 M. Şakir Ülkütaşır, “Son Asır Şairlerinden Yozgatlı Karacaoğlan”, Yen Türk Mec. 4, 48 (Aralık 1936), s. 708-710 120 Yılmaz Göksoy, “Yozgatlı Karacaoğlan”, Erciyes 5,59 (Kasım 1982), s. 23-24; “Yozgatlı Karacaoğlan”, Erciyes 8,95 (Temmuz 1985), s. 16-17; “Yozgatlı Karacaoğlan”, Erciyes 10,112 (Nisan 1987), s. 21. 121 Yılmaz Göksoy, “Yozgatlı Karacaoğlan”, Erciyes 5, 59 (Kasım 1982). 122 M. Şakir Ülkütaşır, “Yozgatlı Karacaoğlan”, Ahali Gaz. 29 Ekim 1933. 123 Yılmaz Göksoy, “Yozgatlı Karacaoğlan”, Erciyes 5, 59 (Kasım 1982) 124 Prof. Dr. İlhan Başgöz, “Yozgatlı Karacaoğlan”, Cumhuriyet Gaz. 30 Ağustos 1990 125 I.Refet Işıtman, “Karacaoğlan”, Ülkü 1.3 (Nisan 1933) 126 A.Saim Emirmahmudoğlu, “Karacaoğlan’ın Yaşadığı Yüzyıl”, TFA 17,334 (Mayıs 1977), s. 1985-7986. 127 Yılmaz Göksoy, “Yozgatlı Karacaoğlan”, Erciyes 5.59 (Kasım 1982),s.23 128 Üsyünova Hüseyinova Çorum’un Alaca ilçesinin eski adı. 129 Yılmaz Göksoy, “Yozgatlı Karacaoğlan”, Erciyes10,112(Nisan 1987), s.21 130 Yılmaz Göksoy, “Yozgatlı Karacaoğlan”, Erciyes10,112(Nisan 1987), s.21 131 Y. Göksoy Yozgatlı Karacaoglan Erciyes 8,95 (Temmuz 1985), s.17. 132 Yunus Koç “XVI yüzyılda bir Osmanlı sancağının iskan ve nüfus yapısı” Ankara 1989 133 Y. Göksoy “Yozgatlı Karacaoğlan” Erciyes 8,95 (Temmuz 1985). Göksoy bu yazısında hikayeyi Y. Ziya Sakin’den derlediğini onun ise 1961 yılında Akdağmadeni ilçesinin Alibar köyünden Süleyman Dede’den öğrendiğini bildirmektedir. 134 Y.Göksöy “Yozgatlı Karacaoğlan” Erciyes 5,59 (Kasım 1982) .s.24 135 Mahmut Işıtman, “Karacaoğlan’ın yayınlanmamış dört şiiri” 136 M. Işıtman , “Bahar gelmeyince güller seçilmez”. 137 M. Şakir Ülkütaşır , “Yavrusuz yaylaya…” 138 M. Işıtman , “Yıl başında iki bayram kutlanır”. 139 M. Şakir Ülkütaşır’da bu dörtlük yoktur. 140 M. Işıtman’da “Ciğer biryan olur durduğu yer” şeklindedir. 141 M. Şakir ülkütaşır, “Yozgatlı Karacaoğlan”, Ahali Gaz. 29 Ekim 1933; Mahmut Işıtman, “Karaca Oğlan’ın Yayınlanmamış dört şiir”, TFA 12,251 (Haziran 1970), 5645. (Işıtman bu şiiri Hüzni’ nin cöngünden aldığını belirtmektedir.) 142 M. Şakir Ülkütaşır, “Delen bu sinemi kara taş ile”. 143 M. Şakir Ülkütaşır, “Emedim leblerin barını”. 144. M. Şakir Ülkütaşır. “Veremedim has bahçemdem narımı”. 145 M. Şakir Ülkütaşır. “Karacaoğlan bu sevdaya doyamam”. 146 M. Şakir Ülkütaşır. “Yozgatlı Karacaoğlan”; Mahmut Işıtman” “Karaca Oğlan’ın Yayınlanmamış dört şiir”, 5645. (Işıtman yayınladığı bu şiirde Hüzni’nin cöngünden alınmıştır.) 147 M. Şakir Ülkütaşır. “Yozgatlı Karacaoğlan” Ahali Gaz. 29 Ekim 1933. Yozgat’ın tanınmış türküleri arasında bulunan bu şiir Yozgatlı ses sanatkarı Hafız Süleyman tarafından Cumhuriyetin ilk yıllarında plağa okunmuştur. (Yılmaz Göksoy. “Yozgatlı Karacaoğlan”, Erciyes 10, 112 (Nisan 1987) .s.21 KAYNAK: Dr. M. Öcal Oğuz Yozgat'ta halk şairliğinin dünü ve bugünü Kültür Bakanlığı yayınları-1994 |
|
|
|
|
|
#2 (permalink) |
|
Forum Gurusu
![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 07-11-2004
Yaş: 27
Mesajlar: 7,249
Rep Puanı: 14954722
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Ağacın Eyisi Özünden Olur Ağacın eyisi özünden olur Yiğidin eyisi sözünden olur İl için ağlayan gözünden olur Ağlama hey gözü yaşın sevdiğim Yavrı keklik gibi kaynar eğlenir Mis kokulu yağlar ile yağlanır Sabah akşam türlü yazma bağlanır Eğip geçer yeşil başın sevdiğim Karacaoğlan der ki hoşça salınsın Dursun yol üstünde bacı alınsın Çözüver düğmeni göğsün görünsün Nokta nokta benli döşün sevdiğim Ağlama Sevdiğim Gül Dedi Bana Seherden uğradım dostun köyüne Hoş geldin sevdiğim in dedi bana Tomurcuk memesin verdi ağzıma Yorgunsun sevdiğim em dedi bana Benim yârim gelişinden bellidir Ak elleri deste deste güllüdür İbrişim kuşaklı ince bellidir İnce bellerimi sar dedi bana Benim yârim bana yalan söylemez Söylerse de gıybetimi eylemez El yanında ikrarını söylemez Elleri uyut da gel dedi bana Mestine de deli gönül mestine Aşık olan gül gönderir dostuna Telli mahramasın attı üstüme Terlisin sevdiğim sil dedi bana Karac'oglan sırrın kime danışır Siyah zülfü mah yüzüne kıvrışır Ayrılanlar elbet bir gün kavuşur Ağlama sevdiğim gül dedi bana Ağlayı Ağlayı Düştüm Yollara Ağlayı ağlayı düştüm yollara Karışayım bozbulanık sellere Adı sanı bilinmedik illere Gitmeyince gönül yardan ayrılmaz Ahım kaldı şu gelinin ahdinde Deremedim güllerini vaktinde Karanlık gecede kolum altında Yatmayınca gönül yardan ayrılmaz Gözüm kaldı şu kaplanın postunda Azrail de can almanın kastında Döne döne teneşirin üstünde Yunmayınca gönül yardan ayrılmaz Hadini de Karac'oğlan hadini Aramazlar gurbet ile gideni Ak göğsün üstünde çakır dikeni Bitmeyince gönül yardan ayrılmaz Akça Kızlar Göç Eyledi Yurdundan Akça kızlar göç eyledi yurdundan Koç yiğitler deli oldu derdinden Gün öğle sonu da belin ardından Saydım altı güzel indi pınara Üçü uzun boylu, kaşların süzer Üçü orta boylu, zülfünü dizer Sanki akça ceylan bir çölde gezer Sarı kınalı keklik indi pınara El atıp dericek Hatce' nin gülü Can için sarıcak Ayşe' nin beli İkisi hampalı biri döndeli Eminem çok içti kandı pınara Karac'oğlan bunu böyle söyledi İndi aşkın deryasını boyladı Kızlar gitti diye pınar ağladı Acıştım yüreğim yandı pınara Ala Gözlerine Kurban Olduğum Ala gözlerine kurban olduğum Say edip aleme bildirme beni Açıp ak gerdanı durma karşımda Ecelimden evvel öldürme beni Dilber at kolların dola boynuma Ölüm endişesi gelmez aynıma Bir gece misafir eyle koynuna Sabah oldu deyu kaldırma beni Karac(a) oglan tutma beni el gibi Akıttım gözümden yaşı sel gibi Bahçende açılan gonca gül gibi Dizip al yanağa soldurma beni |
|
|
|
|
|
#3 (permalink) |
|
Forum Gurusu
![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 07-11-2004
Yaş: 27
Mesajlar: 7,249
Rep Puanı: 14954722
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Ala Gözlerini Sevdiğim Dilber Ala gözlerini sevdiğim dilber Sana bir tenhada sözüm var benim Kumaş yüküm dost köyüne çezildi Bİr zülfü siyaha nazım var benim Ak ellere al kınalar yakınır Ala göze siyah sürme çekinir Dostu olan dost yoluna bakınır Dosta giden yolda izim var benim Yiğit olan gizli sırrı bildirmez Güzel olan gül benzini soldurmaz Her olur olmaza meyil aldırmaz Bir şahan avlar da bazım var benim Karac'oglan derki konanlar göçmez Bu ayrılık bizlen arasın açmaz Bir kötü gönlüm var güzelden geçmez Ne güzele doymaz gözüm var benim Ala Gözlü Benli Dilber Ala gözlü benli dilber Koma beni el yerine Altın kemerin olayım Dola beni bel yerine Hicine gönlüm hicine Yiğide ölüm geçine As beni zülfün ucuna Sallanayım tel yerine Gel kız karşımda dursana Şu benim halim sorsana Zülfünden bir tel versene Koklayayım gül yerine Karac(a) oglan der nolayim Kolun boynuma dolayım Nazlı yar kölen olayım Kabul eyle kul yerine Ala Gözlü Nazlı Dilber Ala gözlü nazlı dilber Halimden haberin var mı Seni eller alıyorlar Zulmünden haberin var mı Güzeller yola düzüldü Aşkının bağrı ezildi Yürü kemerin çözüldü Belinden haberin var mı Atlılar yurdu aşıyor Badeler doldu taşıyor Yavru, turuncun düşüyor Koynundan haberin var mı Karac(a) oglan budur halim Neylemeli dünya malın Binboğa'dir benim ilim İlimden haberin var mı Ala Gözlüm, Ben Bu İlden Gidersem Ala gözlüm, ben bu ilden gidersem, Zülfü perişanım kal, melil melil. Kerem et, aklından çıkarma beni; Ağla göz yaşın sil, melil melil. Yeğin ey sevdiğim, sen seni düzet; Karayı bağla da, beyazı çöz, at; Doldur ver badeyi, bir daha uzat; Ayrılık şerbetin ver, melil melil. Elvan çiçeklerden sokma başına, Kudret kalemini çekme kaşına, Beni unutursan doyma yaşına, Gez benim aşkımla yar, melil melil. Karac`oğlan der ki: Ölüp ölünçe, Ben de güzel sevdim kendi halımça; Varıp gurbet ile vasıl olunça, Dostlardan haberim al, melil melil. Altın Kafes İdi Benim Durağım Altın kafes idi benim durağım Dost elinden yaralandı yüreğim Evvel yakın idim şimdi ırağım Felek beni nazlı yârdan ayırdı Dostumun yaylası çayır çimendi Şu şirin dillerden ikrarın verdi Yeminler eder de ayrılmam derdi Felek beni nazlı yârdan ayırdı Kumaş olam arşın arşın yırtılam Köle olam çarşılarda satılam Vadem yetmedi ki ölem kurtulam Felek beni nazlı yârdan ayırdı Der Karacaoğlan yanam alışam Akam gidem şu sulara karışam Yol başına gelmiş varam danışam Felek beni nazlı yârdan ayırdı |
|
|
|
|
|
#4 (permalink) |
|
Forum Gurusu
![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 07-11-2004
Yaş: 27
Mesajlar: 7,249
Rep Puanı: 14954722
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Arzularım Kaldı Arzularım kaldı bir Arap atta Koyma kadir Mevla'm gamda firkatta Düğünde bayramda ağır ziynette Anar m'ola emmi dayı il bizi Getir oğlan ben geyeyim postumu Kimse bilmez garazımı kastımı Gurbet ilde koydum geldim dostumu Geri dönsem kınar m'ola il bizi Dost elinden içtim içtim mat oldum Kahpe felek güldü ben de şad oldum Emmiden dayıdan dosttan yad oldum Ne zaman uzağa attı yol bizi Karacaoğlan dermanım var demim var Yar yitirdim düşüncem var gamım var Yedi derya içinde bir gemim var Atar m'ola bir kenara sel bizi Aşam Dedim Karlı Dağın Başından Aşam dedim, karlı dağlar başından Yüce dağlar koç yiğide dag m'olur Ağrır bedenim, sızlar yaralarım Bu yarayı ceken yigit sag m'olur Sıra sıra dikemedim sö'ğü'dü' Ben başıma veremedim ögüdü Elleri göğsünde görün yigidi Yigit mağrur gezmek ile bey m'olur Öğüt versen, bana ögüt kar etmez O yarin hayali karşımdan gitmez Kementle bağlasam, kolun bağ tutmaz Yarin zulufunden özge bag m'olur Karac'oglan der ki, fani dünyadan Korkmaz mısın haram ile zinadan Ayırır seni anan babandan Gurbet ile düşen yigit sag m'olur Bana Kara Diyen Dilber Bana 'kara' diyen dilber Gözlerin kara değil mi Yüzünü sevdiren gelin Kaşların kara değil mi Boyun uzun belin ince Yanakların olmuş konca Salıverirsin kolunca Beliğin ince değil mi Utanırım akar terim Güzellikte yok benzerin En sevgili makbul yerin Saçların kara değil mi Beni 'kara' diye yerme Mevlam yaratmış hor görme Ala göze siyah sürme Çekilir kara değil mi Hind'den Yemen'den çekilir Gelir Bağdad'a dökülür Türlü taama ekilir Biber de kara değil mi Göllere konan kuğunun Kanadı beyaz çoğunun Çöldeki Arap beyinin Çadırı kara değil mi İller de konup göçerler Lale sümbül biçerler Ağalar beyler içerler Kahve de kara değil mi Evlerinde sular akar Güzelleri göze bakar Hublar yanağına sokar Sümbül de kara değil mi Karac'oğlan der maşallah Bir gün görürüm inşallah Kara donludur Beytullah Örtüsü kara değil mi Başlıksız Karac'oğlan der ki bizi kayıran İki canı birbirinden ayıran Muhannet sofrasında karnın doyuran İki elle zehir yemiş gîb'olur. Behey Ala Gözlü Dilber Behey ala gözlü dilber Vaktin geçer demedim mi Gözlerin olmus harami Beller keser demedim mi Bak su kaşa, bak şu göze Ciğer kebab oldu öze Yakasız gömlekler bize Felek biçer demedim mi Yüzün bedir kaşın kalem Nasib olup bir dem görem Kime razılıktır bu alem Konan göçer demedim mi Deryalarda gezer gemi Sukkedir tutinin yemi Sürelim devrani demi Devran geçer demedim mi Karac'oglan, cömertle Benim işim yok na-mertle Kahbe felek bin fendile Gönlüm alır demedim mi |
|
|
|
|
|
#5 (permalink) |
|
Forum Gurusu
![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 07-11-2004
Yaş: 27
Mesajlar: 7,249
Rep Puanı: 14954722
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Benden Selam Eylen Benden selâm eylen şol nazlı yara Her beni gördükçe gülüp durmasın Aldırdım aklımı oldum divâne Aklımı başımdan alıp durmasın Kız seninle böyle miydi pazarım Kara kaşlarında kaldı nazarım Yol üstünde kazmasınlar mezarım Yar gelip geçtikçe yanıp durmasın Kız seninle bir bahçecik dikelim Ayvasından turuncundan satalım Gel sarılıp bir gececik yatalım Ahu zarım sende kalıp durmasın Karacaoğlan der ki Hakk'a bakadur Yollar çamur belki çöker bükedur Çekemem kahrını bağrım yufkadur Arada haberin gelip durmasın Bir Adam Hasmını Utandıramaz Bir adam hasmını utandıramaz Elde külliyetli var olmayinca Pervane sem'ini uyandıramaz Başta sevda, kalpte nar olmayinca Nice mertler durur, mert ülkesinde Adam heveslenir eğlenmesinde Diyar-ı gurbetin car kösesinde Eğleşilmez kisb u kar olmayınca Karac'oglan der ki, sözün bilmişi Tedbirle görülür dünyanin isi Ne etsin, neylesin alemde kişi Felek Mustafa'ya yar olmadıkca Bir Ayrılık Bir Yoksulluk Vara vara vardım ol kara taşa Hasret ettin beni kavim kardaşa Sebep ne gözden akan kanlı yaşa Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm Nice sultanları tahttan indirdi Nicesinin gül benzini soldurdu Nicelerin gelmez yola gönderdi Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm Karacoğlan der ki kondum göçülmez Acıdır ecel şerbeti içilmez Üç derdim var birbirinden seçilmez Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm Bir Kız Bana Emmi Dedi Değirmenden gelirim beygirim yüklü Şu kızı görenin del olur aklı On beş yaşında kırk beş belikli Bir kız bana emmi dedi neyleyim Bizim ilde üzüm olur alc olur Sızılaşır bozkurtları aç olur Bir yiğide emmi demek güç olur Bir kız bana emmi dedi neyleyim Birem birem toplayayım odunu Bilem dedim bilemedim adını Elbistan yanaklı Kürdler kadını Bir kız bana emmi dedi neyleyim Karacoğlan der ki noldum nolayım Akar sularınan bende geleyim Sakal seni makkabınan yolayım Bir kız bana emmi dedi neyleyim Bir Sofra İsterim Bir sofra isterim kimse sermedik Bir yayla isterim kimse konmadık Bir güzel isterim yad el değmedik Ellenmiş de bellenmişi n'ideyim Severim güzeli nice olursa Boyu uzun, beli ince olursa Severim atımı dinçce olursa Kovulmuşu yorulmuşu n'ideyim Karacaoğlan der ki kolu kırarım Nedir yüce dağlar size zararım Ararsam pınarın gözün ararım Bulanmış da durulmuşu n'ideyim |
|
|
|
![]() |
| Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz |
| Konu Araçları | |
|
|
ForumTR Servisleri:
ForumTR Video -
ForumTR Haber -
ForumTR Oyun -
ForumTR Chat -
ForumTR Mail -
ForumTR IRC
ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail
Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.
Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Karel Santral | Daily News
Sitemiz bir forum sitesi
olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında
siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar
bulursanız sikayet@frmtr.com email
adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede
gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to
abuse@frmtr.com