|
||||
|
|
|||||||
|
|||||||
Amatör Aşk Şiirleri Kategorisinde ve Gönül Pınarı (Şairlerden şiirler) Forumunda Bulunan Engin TAŞ Köşesi Konusunu Görüntülemektesiniz => HAYATI: 1966 yılında Muş'ta doğdu. İlköğrenimini Muş'ta, orta öğrenimini Sakarya'da tamamladı. 1985'te Karadeniz Teknik Üniversitesi, Fatih Eğitim Fakültesi, Türk Dili ...
![]() |
|
|
Konu Araçları |
|
|
#1 (permalink) |
|
Banlandı
Giriş Tarihi: 14-04-2005
Yer: İstanbul
Yaş: 26
Mesajlar: 4,824
Rep Puanı: 53574
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
HAYATI: 1966 yılında Muş'ta doğdu. İlköğrenimini Muş'ta, orta öğrenimini Sakarya'da tamamladı. 1985'te Karadeniz Teknik Üniversitesi, Fatih Eğitim Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'ne girdi. Üniversite yaşamı boyunca çeşitli işlerde (pazarlama, sigorta, inşaat) çalıştı; iki yıl boyunca, bir gazetenin Trabzon temsilciliğini üstlendi. Sözcük derleme çalışması yaptı. 1987'den itibaren bazı dergilerde( Çıkın, İzmir İzmir, Papirüs, Miko, Bahçe, Berfin Bahar, Sis) deneme ve şiirleri yayınlandı. Üniversite sonrası dört yıl Mardin'de çalıştı, öğretmen olarak. 1993'te DENİZE GÖTÜRÜN BENİ adlı şiir kitabını, 1998'de de BENCE SEN EVLENME adlı romanını yayınladı. 1993'ten beri öğretmenliğe İzmir'de devam ediyor. ESERLERİ: Denize Götürün Beni Acıyı Ağlamak terim ağustos yağmuru gözlerim aşk bağdaşında senden bölünmüşüm ben ekinim kan olsa da biçeceğim doğumun klasik romantik desinler yaşamın ne çıkar ellerinde öleceğim Murat yıkar her yıl belleğimizi Seydan Köprüsü zamana karşı başımı taşlarda arayın Murat tokluğumuz kadar güzeldir herkesin kanı akar denize gün olur baş başa verir acıyı ağlarız Ağıt yıkık şeyler yaşadık yaşamı tam soymadık
sevda mukaddes yara yaramıza doymadık ezik sözcükler verdik yıkık bakışlar verdik yaşananların adını ikimiz de koymadık bu bizim ağıtımız hep usulca ağladık birbirimizin sesini insafsızca duymadık baharı dağda bıraktık çıkmadık sokaklara herkes kendini gömdü kimselere yaymadık belki zaman götürdü yeşil yüreğimizi maviye ant içmiştik mavilikten caymadık |
|
|
|
|
|
#2 (permalink) |
|
Banlandı
Giriş Tarihi: 14-04-2005
Yer: İstanbul
Yaş: 26
Mesajlar: 4,824
Rep Puanı: 53574
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Ayrılık Bir Yangındır ağardıkça saçlarım saçlarım acılarım gözümün gazabından gözünü gizliyorum utangaç bir benizi verip de yangınlara alevinden geçiyor sevdanı izliyorum içimi arşınlayan ikiz denizim benim kuytu gecelerimde korkunç öpülüyorum gözlerin bir dolunay gözlerin yaz yağmuru baharın ıslaklığında tenini özlüyorum acım kadar gerçekken yalancı gülüşlerin nedense yüreğimi hala örseliyorum zamanın bir sınırı uzayın sınırı yok sabrımın sınırını hala iteliyorum erisem de sudaki tuzun can telaşında sen kırılma diye dilimi törpülüyorum adını içimdeki ateşin rengi koydum alevimden yükselen yüzünü gözlüyorum neylersin ey kadınım düştüm bir kez aşkına her ayrılık bir yangın içimi közlüyorum Biliyor musun ? biliyor musun
kimi getirdilerse yanıma akıllı bir yanını gördüm ve sevişmedim neyi astılarsa boynuma nefesimle yaktım hiçbir şeyi taşımadım göğsümde senden başka biliyor musun azad kuşlarından oluşmuş bu ülke sevaba muhtaçlığım yok ama aşkına namluluğumdan doğruluyorum kafese ikimizin sesiyle açılıyor kilit biz kalıyoruz birbirimize kilitli biliyor musun her çocuk yeni bir iklimdir atardamarından fışkırıp hayatın kılcal danarından sızar toprağa ve sen sızarsın(yorsun) bileklerimden aşk kaybından öleceğim mutlaka biliyor musun bir kış gecesinde ve hücremdeyim aşksız bir zeminde ve çırılçıplak elektrik sıramı bekliyorum korkusuz ama seni veriyorlar parmak uçlarımdan polisler bile senin gibi soyamadılar beni biliyor musun korku bir okuldur adem'den beri düşleri kurşunlayan ve cesaret bir ırmak iki yürek(bakış) arası ben nehir geliyorum vadine senin bir kobrayı almışım koynuma biliyor musun bir ejderha yuvası bilinçaltımız masal mavallarından gebe ve hafızamız tam talan devler periler diye yine de servi boylu bir yaşam akar umutlarımdan ve istemesen de yüzün kabem baktığım(döndüğüm) her yerde biliyor musun dinimi sen diye yeniden giyiyorum dizimi bileğliyorum doruklarına yüreğim tay hızında kıvrak kırlangıç aşkına banıyorum kanatlarımı (biliyor musun) beni senden asacaklar biliyor musun kaç akşam oturup da meyhanelere yalnızlığımı vurdum tabanlarına basıp ayakkabılarımın yıldızları ve yılmazları ürküttüm etrafım sarıldı birden bire ama dost sözler duydum tüm ağızlardan ama sen yoktun ve kimseszliğim solumda oturuyordu biliyor musun ürke ürke büyümüş bu ülke kadar seviyorum seni bu ülke ki cami önlerinden alınıp büyütülmüş - ki bundandır mahzunluğu- ikizisin sen onun aşk önlerinde büyümüş her secde senin için biliyor musun ömründe bir yılana dokunmamış kurtla göz göze gelmemiş bir girdaba düşmemiş ve bir pınarın başında gece yarısı bağdaş kurmamış gökyüzüne ordular kuşatmış senden tenimi ama bir çoban ıslığıyla geçmişim aralarından biliyor musun umut bir dumandır közden beslenir umutsuzluk kül yangın yüreğim bir ana gibi besliyorum acımı ve aşkımı nabzım körüğe durmuş biliyor musun kaç kez yemin edip bozdum yemini kaç kez güneşte kurutup arzularımı ayazda anlattım arzuhalimi kaç kez inkar ettim gülü kanı kanılarımı ama aynı geçmişi taşıyoruz(yüreğimizde) kırsak da bütün kalemleri biliyor musun sen fırat'ı bilmezsin kan taşır yüreğime çocukluğumu taşır(yıkar) kimse görmeden ayaz günlerimi alıp ergenliğimden kırkıma bırakır telaşlanırım çünkü mazi(geçmiş) dediğimiz bıçaklı bellek gir kının(m)a yoksa damlayacağım biliyor musun ben üç yaşımda öğrendim hasretlik(özlemek) nedir on üçümde sıla özlemim örstü yirmi üçüm hücre dışına vurgun otuz üçüm benliğimin peşinde şimdi kırkımdayım ve sana hasretim biliyor musun hasrete bağışıklık kazanılmıyor biliyor musun bu göğün başıma yıkılacağını biliyordum biliyordum bu yerin yıkılacağını ve bu yılın başıma bu yalın ve yalım sohbetlerin biliyordum yangınları sevmediğini samuray düşlerim yoklar karnın(m)ı yaşam yeniden rüyalarıma benziyorsun çıkaramıyorum ama sen sıcak bir deniz koyuyorsun kadehime sesini ve nefesini koyuyorsun hayat dalga ritminde akıyor yüzünü ve hüznünü koyuyorsun sonra sonra ben kendimi koyuyorum sözlerinin altına (imza/n oluyorum) ve birden kınından sıyırıp çatal bir kılıç gibi gözlerini koyuyorsun önüme şarap gibi damlıyorum(kayboluyorum) en sonunda hep sonunda sen sonunda tutulduğum ve tutunduğum kara'm oluyorsun bulduğum ve bulunduğum rüyalarıma benziyorsun biliyorum hayatı genzinden yakalayıp bakir bir şiddet koyuyorsun avuçlarıma cehennemden(yangından) çıkmış gibi içiyorum o an görüyorum örsten çıkmış geçmişini koyduğunu örselenmiş dünlerimin yanına iki rüzgar gibi konaklıyoruz bir yangının koynunda hem köze hem öze dönüyoruz ve birden çift su verilmiş çelik gibi iniyorum en sonunda hep sonunda sen sonunda mavzer oluyorsun tutulduğum ve tutunduğum öldüğüm rüyalarımsın eminim |
|
|
|
|
|
#3 (permalink) |
|
Banlandı
Giriş Tarihi: 14-04-2005
Yer: İstanbul
Yaş: 26
Mesajlar: 4,824
Rep Puanı: 53574
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Bizim Ezgimiz hadi bir deniz ısmarla gözlerine beni ısmarla bir akşamüstü zamansız bir çerçeveden geçiyorum hadi seni ısmarla bu akşamüstü biliyorsun ateşin hançerle dansını ölüm kör bir kuyuya seslenmek hayat öz sesine yaslanmaktır hadi bana beni ısmarla şu akşamüstü ben hala gülmeden büyüyorum gündüzün tenini kanatarak ve nar tanesi duyuyorum kahkahaları hadi sendeni ısmarla nü akşamüstü çelikten bir yüz taşıyorum çocukluğumdan tanrıdan bir gülümseme dudaklarımda ve içimde şaraptan süzülmüş bir yaşam hadi içbeni ısmarla su akşamüstü biliyorum yüzün çaydan geçenlerin türküsü seyrana çıkar kalemimde okyanus boyu ve yağmurdan alıyorum kokunu senin hadi bizdeni ısmarla her akşamüstü Bu Şehir ağlama dost
bu şehrin yıkılması ağlamaktandır ağlama dost sabrın suya düştüğü an doğan gün büyük olur yarına kurbanlar kesilir de o çocuğa yeni bir destan yazılır adına bu şehirde ağlama dost geçmişi yükledik yüreğimize güneşi gözlerde görmek isteriz elbet bırakmak değil niyetimiz günahımızı seni bilmem nasıl mutlu etmeli bu şehirde bu şehrin yıkılması ağlamaktandır |
|
|
|
|
|
#4 (permalink) |
|
Banlandı
Giriş Tarihi: 14-04-2005
Yer: İstanbul
Yaş: 26
Mesajlar: 4,824
Rep Puanı: 53574
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Denize Götürün Beni bizim orda uyumak ölümü göze almaktı çocuklara sormalı bunu kapılar aşınırdı karanlıklardan kirpikler arasından rüyalar alınırdı denize götürün beni deniz rüyamızdır umarsız olmamışım umarsız yaşanmışım tenime dilime yazılı gözüme yazılı o günler ben kimi incitmişim özümden başka kimi bekletmişim bana susamış öfkeme sorun beni öfkemi kuşanmadım denize götürün beni deniz güzelliğimizdir dağ bile dememişim yormadım hiç kimseyi farkında yaşamışım güzelliklerin ağrılı sevdaları ağrısız yudumlayıp otuzuma vurmuşum bir ömür kurmuşum maviliğe denize götürün beni deniz özlemimizdir oturmuşum içime pencerem beni bekler ve emekler tüketmişim ufkumda özlemleri kendimi unutmuşum gözlerimde ağrım var ağrımda hep aşklarım denize götürün beni deniz umudumuzdur özel yaşam demiştim el zulmüne bölündü başımı umutlara sevdalara dayadım ateşi söndürmedim kimseyi öldürmedim ölümsüze soyunup ölümüme oynandım denize götürün beni deniz doğumumuzdur sırtımı sakladım karanlıklardan belleğim bıçaklı geldi bugüne ve gecede sahip çıktım özleme yıkılmış umutlar satılmış düşler topladım denize götürün beni deniz düşlerimizdir beşiğime kertilmiş günlerdi acım özlemlerim üşüdü nisan bulutum benim yeşili sevmedim gözünden uzak her günüm yağmalandı ne güzel masallarım denize götürün beni deniz gülüşümüzdür geceler yaşadım vurgun yememiş tenimi sakınmadım aşklardan yakınmadım tutunmuşum arzuma belki biraz aykırı savaşlar kazanmışım kem bakışlar arası ve yarası var gözümde nefeslerin seslerin sıcağa soyunmuşum denize götürün beni deniz soluğumuzdur gözlerime oturmuş kirli şarkılar söyler tanrısını yitirmiş kadınlarım var belki biraz feminist sonbaharda başlamış erken hasada vurgun bebekler ağlar şaşırmamışım denize götürün beni deniz gerçeğimizdir midasın kulakları diye bağırdım sakladım sevincimi doğu nehirlerine bakışım hançerden kopmuş bakışım ben herkese şiir okudum ama herkes sağırdı denize götürün beni deniz şiirimizdir can derdine düşmedim selam vermişim sulara vurulmuşum zenonca biraz tanrıyı göndermişim bitmiş harpagon demi gözüne baka baka sevginde durulmuşum denize götürün beni deniz gözlerimizdir her şeyin başında sevda demişim özümden vurulmuşum bahar selinde geriye dönmemişim kurşun sesine ömrümün ötesi benden demişim yanılmamışım denize götürün beni deniz baharımızdır cezasız kalmamış soğuk günlerim el ayak çekilmiş benli günlerden dillerden düşmüşüm gece yarılarına soluğumu tutmamış sabahlar üflemişim denize götürün beni deniz güneşimizdir Diojen Olurum gözlerin fırtına tutuldum kaldım
yürekler alevden ağıta yatmış kor oldum zor oldum eylem üstünde kavgada sevildim aşkta sevildim eylül her yıl yüreğimin burgusu kokusu kalmasın üstümde elin ana yordamında elin değme tenime değme geyşalığın(yapaylığın) sıkar canımı cümle nazın hevesimin şeytanı böyle dava yangın yalnızlık açar açarsın gözlerini uçurumlara diojen olurum varlığnda ben ayrılık sohbeti biraz közümdür biraz telaşlıyım yeni aşklara okunmuş bir kitap kalır içimde önlerine tenimi serdiğim kızlar bilirsin tükenmem arzularımda volkan koynum kıvamında doğurur güneşi kimseye sormamışım ben ben suyuma arınmamış ten katmam de köylüm doğu özümü neyleyim neyleyim zamansız söz demetini kendini tanrıya armağan götür nasılsa esaretin bitmeyecektir herkes kendin büyütse kimse ağlamaz ağlamaz nazlıcan eylül( ölüm) var diye sorulur bir zaman dil hesapları sevgiye adanmış ömrü unutma |
|
|
|
|
|
#5 (permalink) |
|
Banlandı
Giriş Tarihi: 14-04-2005
Yer: İstanbul
Yaş: 26
Mesajlar: 4,824
Rep Puanı: 53574
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Geçtim ben sana hep yağmurdum su gibi sudan geçtin/m sen bana hep uçurum çokça pusudan geçtim hasretine yanmaktan küle döndü yüreğim savruldum dağa taşa kahr-ı kısudan geçtim özleminle yaşamak vardı binlerce sene bir anlık vuslat için ben bengisudan geçtim kördüğümdü gördüğüm yollara baktığımda yine de varam diye belki bin sudan geçtim behlül gibi arayıp seni deli divane yunus gibi tam kırk yıl bir bilgesudan geçtim biledim yüreğimi aşkın ateş çarkında demiri çelik yapan o incesudan geçtim bilemezsin sevgili taşa vurup gönlümü sana arınmak için bin akçasudan geçtim vazgeçem istediler yoluna tükenmekten tükendim çınar gibi daldan özsudan geçtim yok oldum ey dermanım ateşinde su gibi yine var olmak için tenden cansudan geçtim sen kendine mühürlü yüreğine tapınca ben azalmamak için bir enginsudan geçtim Gerçek erkenden ölmüş bir yarin cenazesi
ve heveskar kıyametler doğurmuşuz susayınca ovaları yüreğimizin oğulu fırat'a can gelini hicran verip üzümden ibaret yosma ömrümüz sözden ve gözden bir mengenededir mevsim usulca kavramış ruhlarımızı bilir kan damarda değil amaçlardadır umut duldada gözü kara bir servi haziran sancısını bilmeden büyür en yavuz oğlumuz fırat'a esir tarla olgunluk kırkımda düşer başıma |
|
|
|
![]() |
| Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz |
| Konu Araçları | |
|
|
ForumTR Servisleri:
ForumTR Video -
ForumTR Haber -
ForumTR Oyun -
ForumTR Chat -
ForumTR Mail -
ForumTR IRC
ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail
Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.
Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Karel Santral | Daily News
Sitemiz bir forum sitesi
olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında
siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar
bulursanız sikayet@frmtr.com email
adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede
gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to
abuse@frmtr.com