Forum TR
ForumTR Servisleri: ForumTR Video - ForumTR Haber - ForumTR Oyun - ForumTR Chat - ForumTR Mail - ForumTR IRC
Go Back   Forum TR > Aşk Doktoru > Amatör Aşk Şiirleri > Gönül Pınarı (Şairlerden şiirler)

Kizil Atlilar

Amatör Aşk Şiirleri Kategorisinde ve Gönül Pınarı (Şairlerden şiirler) Forumunda Bulunan Kizil Atlilar Konusunu Görüntülemektesiniz => KIZIL ATLILAR Sinsi sinsi yayılıyordu karanlık. Yavaş yavaş kuşatıyordu özgürlük, bağımsızlık, insanlık üzre kurulu aydınlıkları. Fırtına öncesi sessizlik gibi hafif ...

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 01-07-05, 20:28   #1 (permalink)
Geçerken Uğradım
 
Giriş Tarihi: 25-06-2005
Yaş: 19
Mesajlar: 64
Rep Puanı: 3558
hakomako Rütbe: Artı 11hakomako Rütbe: Artı 11hakomako Rütbe: Artı 11hakomako Rütbe: Artı 11hakomako Rütbe: Artı 11hakomako Rütbe: Artı 11hakomako Rütbe: Artı 11hakomako Rütbe: Artı 11hakomako Rütbe: Artı 11hakomako Rütbe: Artı 11hakomako Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 76

Varsayılan Kizil Atlilar


KIZIL ATLILAR

Sinsi sinsi yayılıyordu karanlık.
Yavaş yavaş kuşatıyordu özgürlük, bağımsızlık, insanlık üzre kurulu aydınlıkları. Fırtına öncesi sessizlik gibi hafif hafif esen sağcılık rüzgarları giderek şiddetleniyor, kasırgalara dönüşüyordu.
Artık karanlık iyice bastırdı.
Her şey altüst edildi.
Ne özgürlük kaldı,
Ne bağımsızlık.
Ne inanç kaldı,
ne umut.
Ne insanlık kaldı

Ne onur, namus
Ne Lenin, Stalin heykelleri.
Ne bayraklardaki orak çekiç kaldı geriye.

Geriye kalan yalnızca emperyalistlerin zafer çığlıkları, Yeni Dünya Düzeni'nin karanlığı; yılgınlık, korku ve teslimiyetti. Bir tek Kızıl atlılar kalmıştı.

bağımsızlıktan,
özgürlükten,
kurtuluştan vazgeçmeyen.

Bir tek kızıl atlılar kalmıştı sağcılık rüzgarlarından etkilenmeyen, umudun bayrağını hep yükseklerde dalgalandıran.

Bir tek kızıl atlılar kalmıştı
halk için,
vatan için,
onur,
namus için
başeğmeyen,
emperyalistler karşısında elde kılıç,
yürekte öfke şaha kalkan.
Bir tek kızıl atlılar kalmıştı
dünya halklarının acılarına sırtlarını dönmeyen,
halklara inen tokatta düşmanın önüne dikilip hesap soran.

Oysa emperyalistler, tüm dünyayı karanlığıyla boğup teslim almak istiyordu halkları. Ama biliyordu ki, kızıl atlılar teslim alınmadan halk da teslim alınamazdı.

Bunun için ağır silahları ve keskin nişancılarıyla,
bunun için işkenceleriyle,
bunun için hapishaneleriyle,
ideolojik ve fiziki saldırılarıyla yok etmek istediler onları.
Yok edilmeden onlar,
gün yüzü yoktu kendilerine.
Saldırdılar.
Düşman saldırdıkça, onların öfkeleri daha fazla bileniyordu.
"Teslim olun" diyordu düşman.
Kızıl atlıların cevabı
Mahirlerden bu yana hiç değişmemişti.
Cevap yine;
"Biz gene devam ediyoruz
dağıta püskürte zincirleri,
süre kabarta toprağı,
çöze aça sorunları,
kavgaya gire çıka
devam ediyoruz yaşamaya
ve SAVAŞMAYA" oldu.

Savaşıyordu kızıl atlılar.
Aylardır ülkemizdeki emperyalist kuruluşlara, NATO ve CIA ajanlarına, halk düşmanlarına ardı arkası kesilmeyen eylemler yapıyorlardı. Irak halkına atılan her bombanın hesabını soruyorlardı. Emperyalistler ülkemizde dolaşamaz hale geldiler. ABD ve diğer emperyalistler ajanlarını geri çekmek zorunda kaldı. Dünya halklarının katili Bush, ülkemizi ziyarete gelecekti. Efendilerinin ülkemizde rahatça dolaşamayacağını düşünen uşaklar ise korku içindeydiler. Efendilerinin güvenliği alınmalıydı.

Bunun için;
İstanbul Dikilitaş, Balmumcu, Levent, Nişantaşı ve Ankara'daki evleri
kuşattılar.
Üslerde; Niyazi Aydın, Ömer Coşkunırmak, Yücel Şimşek, İbrahim İlçi, İbrahim Erdoğan, Nazmi Türkcan, Bilal Karakaya, Hasan Eliuygun, Zeynep Eda Berk, Cavit Özkaya, Fintöz Dikme ve Buluthan Kangalgil vardı. Kimi çok gençti, ama coşkulu ve kararlıydı, kimi de mücadeleye uzun yıllarını vermişti ve tecrübeli devrimcilerdi.
Onlar bilgin ve cesurdular.
Onlar Atılım yıllarının yılmaz neferleriydiler....
Onlar kuşatıldıkları bu üslerde
sosyalizmi,
bağımsızlığı
savunmanın,
teslim olmamanın, halka bağlılığın onurunu taşıyorlardı.
Düşmanın "teslim olun" çağrılarına,
sloganları, marşları ve kurşunlarıyla cevap veriyorlardı.
"Tam Bağımsız Türkiye",
"Yaşasın Sosyalizm" diye haykırıyor,
kahramanca çatışıyorlardı.
Yüreklerinin pimini çekip savurdular karanlığın ortasına

"Biz ki en sağır kulaklara
Sevdalar fısıldardık
Sabah serinliği taşırdı
ezgilerimiz
Kan uyku infazlar için
kapılar çalındığında
Burçlarımızda beyaz kefenleri
kana bulayıp
Kollarına saldık rüzgarın

Ölüm çaresiz kalıp
çığlıklar attı arkamızda"

...
Yaralıydı, tutsaktı vatan
kendi gölüne sürgün ak bir kuğu gibi
Çünkü gün işgal altındaydı

Ve biz 'pimi çekilmiş yürekle'
dalmıştık ortasına karanlığın

Dilimizde kurtuluş türküleri
Mataramızda ab-ı hayat
Ve düşerken
Özgürlük renginde bir gülüş vardı yanağımızda"

Dillerinde kurtuluş türküleri,
mataralarında ab-ı hayat,
gidiyorlar kızıl atlılar toprağı savurup güneşe
"Yok ettik", "bitirdik" diye çığlıklar atıyordu düşman.
Öldürmüşlerdi ama yenememişlerdi kızıl atlıları.
Yenilmek çoğalmamaktı
Yenilmek durmasıydı kavganın.
Yenilmek inancın, onurun teslim olmasıydı.
Oysa onların ardlarından yeni kızıl atlılar geliyordu. Ve kavganın çırağı, ustası olmak için "beni de alın" diyorlardı. Kavga yeni kızıl atlılarla sürüyor, çoğalıyordu.

Kahraman, Sadık ve Selçuk...
Üç kızıl atlıydı
Onlar
Dolu dizgin koşmuşlardı kavgadan kavgaya
Doludizgin sevmişlerdi halklarını, vatanlarını...
Savaşçıydı aynı zamanda
şairdi onlar...
Öyle masa başında,
yaşamın bağrından uzakta,
ağaçların altında,
denizin kıyısında değildi onların şiiri.
Çölün ortasındaki bir tomurcukta,
aç, körpe çocukların hüzünlü bakışlarında,
evlatlarını yitiren anaların haykırışında,
tutsakların voltasında,
halklara zulmedenlere karşı duyulan öfkedeydi
onların şiirleri.
Yani onlar, kavganın şairleriyd.

Kavgada olmayanlar, halkın acısını, yaşadıklarını yüreklerinde hissetmeyenler, vatanını sevmeyenler ne kavganın şairi olabilirlerdi ne de okyanusta bir damla...

Kavgada olmak, kavganın çırağı olmak istiyordu Kahraman. Bu nedenle Kızıl atlarıyla güneşe gidenlere "Alın beni" diye sesleniyordu.

"Ey ateşin çocukları
beni de alın atlarınıza,
Çeliğine volkan vurmuş kılıçtır nefretim
dur durak bilmez gayri
bilesiniz.
Ben de susadım nehirlerinize,
alın beni de.
Alın beni de
kupkuru ayaz gecelerin canhıraş çığlıkları
damla damla akıyor yüreğime
Alın beni de
Ben de yağız delikanlıların
o en bilgin, o en cesur yüreklerin çırağı olmak isterim.
Alın beni!..
Duyun beni!

Kızıl atlılar onu da almışlardı aralarına. Artık kavgada çıraktı, Kahraman. Kavgaya hasret elleri şimdi kızıl atının yelelerindeydi. Nerede yürekleri baskıyla, işkenceyle, açlıkla, yoksullukla yanmış, kavrulmuş insanlar var, nerede üzerine bombalar yağdırılmış halk var, koştu atını onların yanına. Nerede kalleşlik, zulüm, ihanet var, karşısında kahramanca durdurdu kızıl atını.
Milyonların öfkesi, asi gücü silahıydı Kahraman'ın. İşte bu silahı daha sıkı kavradıkça, kavgada ustalaşıyordu.

Ustalık; halkı sevmek ister.
Ustalık; halkın acılarını, sevinçlerini paylaşmak, hissetmek ister.
Ustalık; halkın kurtuluşu için öne atılmak kahramanca çatışmak ister.
Ustalık; vatanın bağımsızlığı için ölümü göze almak ister.
Ustaydı Kahraman.
Halkı için, vatanı için katlanamayacağı, göze alamayacağı hiçbir şey yoktu. Ona zorluklar karşısında dayanma gücü veren işte bu sevgiydi.

"Bir tomurcuktum
kocaman bir gölde
Ne bir damla su yüzü
ne de rahat gördüm.
Fırtına çıktı dayandım.
Günlerce, aylarca yıllarca
yalnız kaldım.
İnatçıydım.
dayandım.
sonrası mı...
Sonrasını biliyorsunuz.
Güzeldim
güzeli temsil ediyordum.
Gerçektim
koskoca çölde
bir başıma duruyordum.
İnatçıydım
dayandım
ve şimdi siz varsınız yanıbaşımda... " diyordu Kahraman.

Oysa kimileri;
"Bu halk adam olmaz"
"Şu parinin, bu partinin tabanı olmuş, bunlardan iş çıkmaz" ...
Diye küçümseyerek mücadele kaçkınlığının teorisini yaparken, o inanıyor, güveniyordu halka. Ancak kendini halkın bağrında hisseden halka inanabilirdi. O da kendini, halkın dalında bir çiçek, bir meyve olarak görüyordu.

Susamıştı halkın yüreği, sevdaya, özgürlüğe, kurtuluşa. Hele ki, halklara "barış, demokrasi" adına bombalar yağdıran, gittiği her yere baskı, zulüm götüren, bağımsızlık adına hiçbir şey bırakmayan halkların baş düşmanı emperyalistler, ülkemize elini kolunu sallayarak geldikçe halkımızın yüreği daha bir kavruluyordu.

Emperyalizme karşı Kurtuluş Savaşında dökülen kanlar daha kurumamıştı. Ve emperyalistler bağımsızlığımızı ilmek ilmek elimizden aldıkça bu kan hiç kurumayacaktı. Döktükleri bu kanların üzerine basarak, ülkemize geliyorlardı emperyalistler. Uşaklar ise kanların üzerine kırmızı halılar sererek karşılıyorlardı efendilerini.

Halkların yüreği kavruluyor, kavruluyordu.
Su verilmeliydi bu yüreklere.
Kan, kanla yıkanmalıydı.
Otuz yıldır bu topraklarda bağımsızlık, kurtuluş için savaşan kimdi?
Kimdi, anti-emperyalist geleneği büyüten?
Kimdi emperyalistlerin korkulu rüyası?
KIZIL ATLILARDI....
Kızıl atlılar ordusundan, dörtnala vurmuş bir atlı geliyordu. Yeleleri alev alevdi atın. Kahraman'dı gelen. Halkın kavrulan yüreğine su vermek için geliyordu... Emperyalistlere öfkesini haykırmak, "bu ülkede kızıl atlılar var oldukça vatanımızın bir santimlik toprağına dahi adımınızı atamazsınız" diyebilmek için koşuyordu.

Yağız delikanlıydı Kahraman.
Cesur, bilgin, şair ve ustasıydı kavganın.
Dörtnala vururken atını emperyalistlerin üzerine bağırıyordu Kahraman, kahramanca;

"Vur
Vuralım ki
O mel'un yılan tabandan
sıyrılan darbelerin
hiddetiyle
Yıkılsın"

Yıkılsın diye o mel'un yılan, İzmir'de emperyalist bir hedefe koydu bombasını Kahraman. Ancak koyduğu bombanın yeri konusunda kafasında kuşkular vardı. Geri çekiliyordu. Ama bombanın yeri içine sinmemişti. Patlamasına saniyeler vardı. Ölümü göze alarak geri döndü. Bombayı iyi bir yere yerleştirmek isterken ellerinde patladı bomba.

Gidiyor Kahraman.
Gidiyor Kızıl atlarıyla toprağı savurup güneşe.
Gökyüzünün kanlı şafağından nesline şunları söylüyor:

"Neslim
şimdi ben şerefimle ölmenin doruğundayım.
Neslim;
unutmadan geçmişi
unutmayın sözlerimi.
Ve bekliyorum, seyrederken
gökyüzünün
kanlı Şafağını,
Bekliyorum sizi... "

Sadık kaldırıyor başını kanlı şafağa ve;
"Kan kokuyor şafaklar
Yolunuzun üstünde kıyımlar
Ufukta
güneşin türküsü,
Gökkuşağı
Yüreğimiz ellerimizde
Gözlerimizde açlık
savaş
Gözlerimizde özgürlük" diyor,

"bekletmeyeceğiz seni" diye içinden geçiriyor, söz veriyordu;

"Eski bir töredir bizde
Söz verildikten
karar alındıktan gayrı
sözünden dönen
namerttir, hayındır
Olursa böylesi
Yüzüne tükürülemeye haktır"

Bu söz Kahraman'aydı;
Kahraman'ın yolundan gitmek, kavganın çırağı ve ustası olmak, onu bekletmemek sözüydü Sadık'ın.
Bu söz halkaydı;
Kahraman gibi, halkın kurtuluşu için savaşacaklarının sözüydü. Bu söz emperyalistlere ve işbirlikçilereydi;
Kahraman gibi bağımsızlık, özgürlük için karşılarında savaşacaklarının sözüydü.
Sözüne sadık kalacaktı.

Çoluğu çocuğu, eşi vardı Selçuk'un. Onlara rağmen "bu düzende yaşamak istemiyorum, halkım için yaşamak istiyorum. Nice insanlar, savaşırken, şehit olurken ben böyle yaşayamam" diyordu.
Kimileri, "işim, eşim, sevgilim, çocuğum" derken, "geçti bizden'' derken, o yaşına başına aldırış etmeksizin "kavgam, onurum, namusum, halkım" diyordu ve O da, Sadık gibi söz veriyordu. Kavgadan geri dönmek yoktu...

Halk için girdikleri bu kavgadan geri dönmek namertlikti, hayınlıktı halka. Bu nedenle hiç diz kırmadılar zulmün önünde, kardeş sofralarından başka. Diz çökerek yaşamaktansa, onurluca ölünmeliydi.
Hele ki Karadenizli'dir Sadık.
Hiç diz çökmek yakışır mı Ona? Laz damarına basıldı mı, görmeye durun onun inadını. İş halkın çıkarına, yararına gelince içindeki en hırçın sular durulur, ırmak olur akar yüreklere. "Senin için" diyordu şiirinde Sadık.

"Ama
biz bugün
yanlızca
kardeş sofralarında
diz kırıyorsak
senin içindir
Sabahın altısında
boya sandığıyla
yola koyulan çocuk
Senin içindir
Soğuk makineye terini akıtan
işçi
Senin içindir toprağını
alınteriyle sulayan
köylü.
Senin içindir
alacakaranlıkta
kendine yabancılaştırılmış
insanlık senin içindir
özgürlüğe susamış
halk.

Onların sevdası, yüreği, kavgası yalnızca kendi halkları için değil, emperyalizmin zulmü, baskısı altındaki tüm dünya halkları içindi. Yugoslovya halkları başta ABD'li emperyalistler olmak üzere Avrupalı emperyalistlerin bombaları altında can veriyordu. Emperyalistlere Kızıl atlılar var olduğu sürece halklara o kadar kolay saldıramayacağı, saldırdığında cevapsız bırakılmayacağı gösterilmeliydi. İkisi de Yugoslavya halkları için ABD Başkonsolosluğuna eylem yapacaklarını öğrendiğinde çok sevinmişti. Sadık'ın yüreği tıpkı Karadeniz dalgaları gibi asi, hırçın ve coştukça coşuyordu.

Dünyanın neresinde olursa olsun, halklara yapılan saldırıları, haksızlıkları yüreğinde hissetmek, onlar için eylem yapmak, ölmek gerçekten de onurlu, asil bir görevdi.
Şimdi bu görev için hazırlanıyorlardı. Silahlar kuşanmalı, bıçaklar bilenmeliydi.

"Sürmenelim
Sür
iyi bileyle bıçağını
Keskin olsun iki taraflı
Çokça yap
Çünkü
üredi, türedi it dölleri
İyi bileyle bıçağını Sürmenelim
iyi bileyle
Kursaklarında aşımız var
Deşeceğiz
Namert elleri var
keseceğiz"

Hazırlardı. Artık eylem zamanıydı.
Bekliyor Kahraman, gökyüzünün kanlı şafağından onları
bekliyor kızıl atlılar
bekliyor, toprağı savurup güneşe gitmek için.
"Şimşek sonrası beklenen
yağmurun bereketiyle
Bekletmedi dostlarını
Bekletmedi düşmanlarını
Ateşten adalet dağıtmak için üzerlerine..."

Tepebaşı'nda, ABD Başkonsolosluğunun karşı caddesindeki bir inşaata girdiler. Ancak eylemi gerçekleştiremeden polisle çatışmaya girdiler.
Kanlı şafak aydınlanıyor;
"Pırıl pırıl
bir güneş
inadına
bembeyaz bulutlar
ve
arı, duru insanlar ve ölüm
tatlı bir düş gibi"
Bekletmiyorlar artık Kahraman'ı.
Toprağı savurup gidiyorlar ateşin çocukları.
Gidiyorlar Kızıl atlılar....
Kızıl atlarıyla güneşe gidenler
halk için,
bağımsızlık için
atlarınıza
alın bizi de...
hakomako çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 01-07-05, 20:29   #2 (permalink)
Geçerken Uğradım
 
Giriş Tarihi: 25-06-2005
Yaş: 19
Mesajlar: 64
Rep Puanı: 3558
hakomako Rütbe: Artı 11hakomako Rütbe: Artı 11hakomako Rütbe: Artı 11hakomako Rütbe: Artı 11hakomako Rütbe: Artı 11hakomako Rütbe: Artı 11hakomako Rütbe: Artı 11hakomako Rütbe: Artı 11hakomako Rütbe: Artı 11hakomako Rütbe: Artı 11hakomako Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 76

Varsayılan Cvp: Kizil Atlilar


SALKIMSÖĞÜT

Akıyordu su
gösterip aynasında söğüt ağaçlarını.
Salkımsöğütler yıkıyordu suda saçlarını!
Yanan yalın kılıçları çarparak söğütlere
koşuyordu kızıl atlılar güneşin battığı yere!
Birden
bire kuş gibi
vurulmuş gibi
kanadından
yaralı bir atlı yuvarlandı atından!
Bağırmadı,
gidenleri geri çağırmadı,
baktı yalnız dolu gözlerle
uzaklaşan atlıların parıldayan nallarına!

Ah ne yazık!
Ne yazık ki ona
dörtnal giden atların köpüklü boynuna bir daha yatmayacak,
beyaz orduların ardında kılıç oynatmayacak!


Nal sesleri sönüyor perde perde,
atlılar kayboluyor güneşin battığı yerde!


Atlılar atlılar kızıl atlılar,
atları rüzgâr kanatlılar!
Atları rüzgâr kanat...
Atları rüzgâr...
Atları...
At...

Rüzgâr kanatlı atlılar gibi geçti hayat!

Akar suyun sesi dindi.
Gölgeler gölgelendi
renkler silindi.
Siyah örtüler indi
mavi gözlerine,
sarktı salkımsöğütler
sarı saçlarının
üzerine!

Ağlama salkımsöğüt,
ağlama,
Kara suyun aynasında el bağlama!
el bağlama!
ağlama!

Nâzım HİKMET
hakomako çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 05-09-05, 19:12   #3 (permalink)
Banlandı
 
Giriş Tarihi: 13-08-2005
Yer: demir gök bakır...
Mesajlar: 157
Rep Puanı: 3785
erahola Rütbe: Artı 11erahola Rütbe: Artı 11erahola Rütbe: Artı 11erahola Rütbe: Artı 11erahola Rütbe: Artı 11erahola Rütbe: Artı 11erahola Rütbe: Artı 11erahola Rütbe: Artı 11erahola Rütbe: Artı 11erahola Rütbe: Artı 11erahola Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 0

Varsayılan Cvp: Kizil Atlilar


vaaay nazım hikmet vaay, sen yaşasan da ben ölsem..
erahola çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 06-09-05, 17:07   #4 (permalink)
Geçerken Uğradım
 
Giriş Tarihi: 25-06-2005
Yaş: 19
Mesajlar: 64
Rep Puanı: 3558
hakomako Rütbe: Artı 11hakomako Rütbe: Artı 11hakomako Rütbe: Artı 11hakomako Rütbe: Artı 11hakomako Rütbe: Artı 11hakomako Rütbe: Artı 11hakomako Rütbe: Artı 11hakomako Rütbe: Artı 11hakomako Rütbe: Artı 11hakomako Rütbe: Artı 11hakomako Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 76

Varsayılan Cvp: Kizil Atlilar

Nazım hikmet'i saygıyla anıyorum...
hakomako çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 00:25
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.

Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Karel Santral | Daily News

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız sikayet@frmtr.com email adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to abuse@frmtr.com

Forums Directory

Search Engine Optimization by vBSEO

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512