ForumTR Sunar: EFES Online. Çok Kullanıcılı Çevrimiçi Dev Oyun. Tamamen Ücretsiz Olan EFES'e hemen üye olun.
Forum TR
Go Back   Forum TR > Gündem > Genel
Üye Ol Bloglar Arama Sosyal Gruplar Forumları Okundu Yap
ForumTR'ye Reklam Vermek İçin Tıklayınız: network@frmtr.com

Irak'takİ TÜrk Boylari

Gündem Kategorisinde ve Genel Forumunda Bulunan Irak'takİ TÜrk Boylari Konusunu Görüntülemektesiniz => IRAK'TA VARLIĞI BİLİNEN BOY VE OYMAKLAR Irak'ta tarihi belgelere dayanarak, yaşayan Türk boy ve oymakları hakkında bazı bilgilere ulaşmak için, ...

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 27-08-06, 22:25   #1
Meraklı
 
Giriş Tarihi: 11-08-2006
Yaş: 24
Mesajlar: 383
Rep Puanı: 2672022
irantürkü Rütbe: Artı 1irantürkü Rütbe: Artı 1irantürkü Rütbe: Artı 1irantürkü Rütbe: Artı 1irantürkü Rütbe: Artı 1irantürkü Rütbe: Artı 1irantürkü Rütbe: Artı 1irantürkü Rütbe: Artı 1irantürkü Rütbe: Artı 1irantürkü Rütbe: Artı 1irantürkü Rütbe: Artı 1
Rep Gücü: 26766
Exclamation Irak'takİ TÜrk Boylari


IRAK'TA VARLIĞI BİLİNEN BOY VE OYMAKLAR

Irak'ta tarihi belgelere dayanarak, yaşayan Türk boy ve oymakları hakkında bazı bilgilere ulaşmak için, birinci derecede Osmanlı döneminde yazılan ve günümüze kadar ulaşabilen zengin ve çeşitli arşiv belgelerini incelemek gerekir. Hatta denilebilirki, Osmanlı arşivinde, günümüze gelebilen vergi, nüfus ve arazi tahrir defterleri gibi çok önemli belgeler olmadan, bölgenin gerçek ve sağlıklı bir tarihini ve kültürel yapısını yazmak mümkün değildir. Bu bölümde, Irak'ta varlık gösteren ve 16. yüzyıldan başlıyarak bölgede yerleşen Türk boy, oymak, aşiret ve cemaatleri hakkında toplu bilgiler verilecektir.

Irak'ın günümüzde Türklerin yoğun olarak yaşadıkları bölgelerde yaptığımız araştırmalar sonucunda da, Türk boy ve oymaklarının birçok iz ve kültür kalıntısına rastlanmaktadır.Halen bölgede yaşayan oymak, soy ve aile adları ile, bölgede karşımıza çıkan yer, akarsu, tepe, dağ ve dere adlarında bile, bölgede yaşamış Türk kökenli toplulukların izlerini görebiliyoruz. Irak'ta yerleşen Türklerin taşıdıkları boy ve oymak adlarına bakarak, bunların bir kısmının Oğuz boylarına mensup oldukları anlaşılmaktadır. Bunun yanısıra Türk kökenli oldukları bilinen, bazı grupların, daha küçük bir topluluk adı taşıdıkları için, Türkmen grubundaki büyük illerden hangisine mensup oldukları anlaşılamıyor. Aslında Oğuzlara mensup küçük topluluklar da, Trablusşam, Şam, Musul ve Kerkük bölgelerinde yerleşmişlerdi. Şam, Musul ve Kerkük taraflarında yaşayan Türk grupları küçük oymaklardan meydana gelmiştir. Bu oymaklar arasında Oğuz boylarına mensup bazı topluluklara da rastlanılmaktadır.

Oğuzlara mensup olduğunu bildiğimiz büyük boylardan başka, küçük oymak, aşiret ve toplulukları da içine alan bu inceleme sırasında, bölgede halen de yaşayan büyük ve küçük Türk topluluklarının varlığı, bölgenin etnik yapısı ve kimliği hakkında çok önemli ipuçları vermektedir.

BAYAT
YIVA
KARAKOYUNLU
DÖGER
ÇEPNİ
EYMÜR
HARBENDELİ
ŞEBEK SALUR
BEĞDİLİ
ULAŞLU
OCUŞLU
GÖKÇELU
BİRAVCILI
KARANAZ
MURADOĞLU veya MURADİYE
BACVANLU veya BACVAN ULUS-TATAR
KARABOĞA
SALİHİ
YAĞMUR TATALU veya TATLU
MAVILLI (MAVİLİ)
SARILLI (SARILI)
YAĞCI




BAYAT

Bayatlar, Oğuzların devlet ve din adamı Dede-Korkut gibi Türk tarihinde büyük şahsiyetler yetiştiren bir boydur. Bayatların el-Cezire ve Suriye'ye ilk Selçuklu istilaları zamanında geldikleri ileri sürülmüştür. Hatta bugün Musul ile Bağdat arasındaki sahada yirmi-otuz köy olarak Araplarla beraber yaşamakta bulunan ve bununla beraber temiz ve arı türkçe konuşan "Bayat İli"nin de ilk fatihlerin kalıntıları olduğu, Fuzûlî'yi de bu Türk boyunun yetiştirdiği kabul edilmektedir.

Bayatların bölgedeki izlerine, daha önce Selçuklu emirlerinden Aksungur ul-Buharî'nin Basra'daki Naibi Sungur'un al-Bayâtî unvan ekini taşıdığı da ilgi çeker. Ayrıca 12. yüzyılın sonlarında, Bağdat'ın güneydoğusunda, Luristan eyaletinde bulunan bir kalenin Bayat adını taşıdığı biliniyor. O tarihte Bayat Kalesi'nin hakimi de bir Türk idi. Bayat Kalesi'nin varlığı Moğol ve Osmanlı dönemlerinde de biliniyor. Osmanlı döneminde Irak'ın idari taksimatında, Bayat bir sancağın merkezi olmuştur. Bu hususta Osmanlı arşiv belgelerinde karşılaşılan hükümler, Bayat Beyi'ne değil, bu adı taşıyan sancak beyine hitaben yazılmıştır ki, bazı araştırmacılar bu hususta yanlışlığa düşmüştür. Divan-ı hümayun mahimme defterlerinde kayıtlı, H. 973 (M.1566) tarihli iki hüküm, Basra'nın muhafazası amacı ile Bayat Sancağı Beyi Mir Hüseyin'in görevlendirildiğini bildirmektedir.

16. yüzyıla ait Osmanlı tahrir defterlerinde, sadece Karaca-Bayat adlı çok küçük bir oymak adı geçmektedir.Kerkük yöresinde yaşamakta olan ve 24 vergi nüfusuna sahip bulunan bu oymak dışında, bölgede yoğun biçimde yaşadıkları hakkında tarihi bilgiler olan Bayatların geçmemesi, bunların büyük bir kısmının yerleşmiş olmalarına ve aşiret (göçebe) hayatını muhafaza edenlerin de tahrire dahil olmamış bulunduklarına bağlanmaktadır.
Bu arada Türk musikisi makamlarından biri olan Bayatî (Beyatî) makamının, IV. Murad'ın Bağdat seferinden dönüşünde beraberinde getirttiği Iraklı Bayat Türklerinden 12 musikişinasın vasıtasıyla, İstanbul'da yayıldığı biliniyor. Irak'ta en yaygın makamlardan biri olan Bayati makamı, Türkiye'de Beyatî biçiminde ifade edilen ve bütün Doğu musikisini etkileyen makamlardan sayılır. Kerkük bölgesinde çok sevilen Bayat makamı, bölgede okunan uzun hava ve türkülerin en yaygın ezgi kalıbını oluşturur. Bu makamın ünlü okuyucusu ve Irak'ta tanınan usta icracısı Rahmetullah Şaltağ (1801-1876) da Bayat boyundan idi.

1820 yılında bölgeyi gezen İngiliz Claudius James Rich, Kifri tepelerinin eteklerinden Çimen'e doğru inen ve yörede yoğun olarak ekin yapılan Bayat Ovası'na ulaştığını ve burasının Bayat Türklerinin yurdu olduğunu bildirmektedir. Oymağın reisi olan Hasan'a Karakuş Bey şeklinde de bazen hitap edildiğini ve oymak beyinin kendisini yemeğe davet ettiğini kaydetmektedir. Bayat Beyinden naklen Rich, bu toprakların Bayat oymağına Sultan tarafından verildiğini, Osmanlı Hükümetinin kendilerini vergiden muaf tuttuğunu, buna karşılık askeri harekat zamanında Bağdat Paşası'na 1000 kadar atlı vermekle yükümlü olduklarını; bölgedeki Bayat oymağının ilk olarak ne zaman buralara geldiklerini oymak beyinin bilmediğini ve Bayatların değerli atlara sahip olduklarını yazmaktadır.

1822'de bölgeyi gezen Bağdatlı Münşî, Bayat oymağının Kifri ile Tuzhurmatu arasındaki bölgede yaşadığını, Bağdat Paşası'na karşı bin atlı vermekle mükellef bulunduğunu, Dakuk (Tavuk) yöresinde ve Bayat oymağından yaklaşık 2 bin ev kadar bir topluluğun yaşamakta olduğunu bildirmektedir. Münşî, Bayatların türkçe ve arapça konuştuklarını, mezhep yönünden bazılarının Sünni, bazılarının da Şii olduklarını ve Bayatların yetiştirdikleri değerli atların bütün Irak'ta şöhret yaptığını da kaydetmektedir. Birinci Dünya Savaşı sırasında, İngilizler tarafından hazırlanan 1917 tarihli gizli bir raporda, Kifri'den Karatepe ve Tuzhurmatu'ya kadar uzanan bölgede yaşayan Bayat oymaklarının türkçe ve arapça konuştuğu, hayvan besleyen bu oymakların sayılarının 10 bin ev olduğu belirtilmiştir. Aynı raporda Bayat oymaklarının bazıları şöyle anılmıştır: Elbu Ali, Amırlı (Emirli), Bastamlı, Al-ı Bekir Ahmed, Elbu Hasan, Hasan Sarlıya, Elbu Hüseyin, Elbu Vali, Delelve, Elvüzat ve Yengice (Yenice).

1940 yılına kadar Bayatların önemli bir kısmının yerleşik hayata geçtiği, göçebe yaşayışını sürdürenlerin az oldukları, bunların da 13 obadan oluştuğu ve bu obaların da çeşitli kollara ayrıldığı tesbit edilmiştir. Günümüzde Irak'ta hâlâ varlığını sürdüren Bayat oymaklarının önemli bir bölümü, Türklerle meskun yerleşme merkezlerinde yaşamaktadır. Türklüğünü muhafaza eden, ancak göçebe hayatın hemen hemen sona erdiği Bayat bölgesinden göçerek, yerleşik düzene geçen pek çok Bayat ailesi, bugün Kerkük, Tuzhurmatu, Kifrî, Hanekîn, Kızlarbat, Karağan ve çevresi, Tavuk, Karatepe ve Musul yöresi gibi Türklerin yoğun olduğu önemli merkezlerde yaşamakta ve büyük bir gururla Bayatlı veya Bayatî soyadını taşımaktadırlar. Bir kısmı da kendilerine ait olan köylerde yaşamaktadırlar. Bayatlı oymağına mensup olan ve halen aynı aile adını taşıyan Bayatların yaşadıkları köyler şunlardır: Abbud, Elbuhasan, Bastamlı, Biravcılı, Çardağlı, Karanaz, Muradlı (Süleyman Bey) ve Zengili.

Ancak şunu da ifade edelim ki, çok eski tarihlerden günümüze kadar uzanan zaman dilimi içinde Bayat boyundan Arap bölgelerine göçüp yerleşen ailelerin hemen hemen çoğunun Araplaştığını biliyoruz. Dillerini unutan bu aileler arasında taşıdığı soyadından dolayı Türkkökenli olduğunu bilenler olduğu gibi, taşıdığı Bayatlı veya Beyatî soyadına rağmen kendini Arap kabul eden ailelere de işaret etmek yerinde olacaktır. Bugün Irak'ın Basra, Hille, Kut, Samerra, Necef, Kerbela ve Bağdat'ta Bayatlı (Beyatî) aile soyadlarına sıkça rastlamak mümkündür. Türkçe konuşan Bayatlar, komşu Arap kabileleri ile anlaşmak için arapça konuşmayı da bilirler. Arap kabileleri ile aralarında yapılan özel anlaşma ile onların sürülerini Bayat ovasında otlatmalarına izin verirler. Toplu olarak köylerde yaşayan Bayatların sayıları, 1957 yılı nüfus sayımına göre 17.455'tir. Ancak Kerkük bölgesindeki Bayatların nüfusu, 1990 yılı tahminlerine göre 50 binin üzerindedir. Bu rakama Kerkük şehir merkezi, Diyala ve Musul bölgeleri ile Irak'ın çeşitli yerleşim merkezlerinde yaşıyan Bayatları da eklersek, Bayatların toplam nüfusunun 100 bin civarında olduğu ortaya çıkar.

Tarım ve hayvancılığa dayanan Bayatlar, kırsal hayat düzeni içinde sürdürdükleri yaşantılarını, toplu biçimde birbirlerine fazla uzak olmayan mesafelerdeki köylerde geçirirler. Tuzhurmatu'nun Kifri'ye ve Karatepe'ye uzanan çizginin batısındaki geniş ovada yer alan Bayatlara mensup oymakların aldıkları adlar, bazen yer, bazen de aile reislerinin adlarını ifade eder. Bayat boyuna bağlanan ve ikinci dereceden olan bu kolların bir kısmının adları şöyledir: Pir Ahmedli, İzzeddinli, Allıballı, Mahmudlu, Faris Beğli, Ali Musalı, Abbudlu, Zengülü, Sayyadlı, Karanazlı, Biravcılı, Hasadarlı, Kalaylı, Kâhyalı, Keremli, Şuhurtlu, Tezekli, Serheli, Kuşçulu ve Kenneli. Bayatların toplu olarak yaşadıkları köyleri de aşağıya alıyoruz:Yukarı Ali Saray, Aşağı Ali Saray, Sındıc, Bastamlı, Pir Ahmed, Abbud, Amırlı (Emirli), Sayyad, Küçük Donbalandere, Büyük Donbalandere, Elbu Hasan, Biravcılı, Hasardalı, Yeşiltepe, Karanaz, Zengülü, Başagelen, Çardağlı, Muradlı, Bısas, Bablan, Yengice, Üçtepe, Kuşçu, Delelve, Elboğmaz, Süleymanbeg, İlanciye (Yılancıya) ve Casımbeg.

Bayat boyuna bağlı olan ve günümüzde bu boy adını kullanan Musul yöresindeki Türklerin yaşadıkları köylerin bir kısmı şunlardır: Abzah, Besan, Karayatağ, Selamiye, Şennif, Şirehan, Tezharap ve Yarımca.


YIVA
12. Yüzyılda Oğuz boylarından olan Yıvalar'dan kalabalık bir topluluğun, Hemedan'ın kuzeyinden Şehrizor'a kadar uzanan geniş bölgede yaşadıkları biliniyor. Ayrıca 1130 tarihinde Şehrizor bölgesinin sahibi olan Türkmen Arslantaş'ın oğlu Emir Kıpçak ailesinin de Yıva boyundan olduğu anlaşılmıştır. Son Selçuklu Sultanı Tuğrul Şah ile halifesinin veziri Celâleddin b. Yunus arasında Hemedan dolaylarında 1187'de yapılan savaşta Yıvaların hilafet ordusunda yer aldıklarını görüyoruz. Bu savaşta Yıvaların başında Berçem'in oğlu Mahmud vardı.

Yıvaları siyasi sahneye çıkaran Berçem, 1208 yılında bir Bâtıni tarafından öldürülünce, yerine oğlu Mahmud Yıvalar (İvâiyye)'ın emiri oldu. Mahmud'dan sonra Yıva boyunun beyliğine Fahreddin İbrahim geçti. Bunun yerine geçen Şehabeddin Süleyman Şah ise, Yıva boyunun en tanınmış beyi sayılır. Süleyman Şah, 1213 yılından önce, Yıva Beyliğinden azledilmiş ve yerine küçük kardeşi atanmıştır. Ancak bunun beyliğini fiilen yerine getirip getirmediği bilinmemektedir. Daha sonra siyasî sahnede görülen Süleyman Şah Yıvaların başı olarak, halifelik hükümlerine samimi biçimde bağlanmıştı. 1258 yılında Moğolların Bağdat'ı kuşatmaları sırasında, hilafet merkezini savunanların başı da Süleyman Şah idi. Bağdat'ın düşmesi üzerine, halife ve diğer komutanlar ile birlikte şehit düşen Süleyman Şah'ın oldukça kültürlü olduğu, yıldızlar ilmine de vakıf bulunduğu, bazı kaynaklarda belirtilmektedir. Yine tarihi bilgilerden Yıva Beyi Süleyman Şah'ın idaresi altındaki bölge halkının mutlu ve refah içinde bir hayat sürdükleri anlaşılmaktadır.

Süleyman Şah'ın ölümünden sonra Yıvalar'ın akibeti bilinmiyor. Ancak Moğol kasırgası esnasında bir kısım Yıvaların oturdukları Musul-Kerkük bölgesinin, Karakoyunlu oymağının kışlık sahası olduğu biliniyor. Moğol yönetiminin zayıflamasından sonra, bu bölgede siyasi bir güç olarak ortaya çıkan ve ilk defa Türkmenlerden oldukları da göz önüne alınarak varlık gösteren Karakoyunlular ile Yıvalar arasında bir oymak akrabalığının olduğu da ileri sürülmüştür. Karakoyunlu oymağının, Oğuz boylarından hangisine mensup olduğu kesin olarak tesbit edilmemiştir. Bu konuda Minorsky, Karakoyunlu ulusuna mensup Baharlu oymağının adının Süleyman Şah'ın oturduğu Bahar Kalesinden geldiğini kabul etmekte ve Karakoyunlular'ın Yıvalar'ın nesli olduklarını düşünmektedir.



KARAKOYUNLU

Karakoyunlu hanedanına Baranlu denildiği yaygın bir tez olarak ileri sürülüyor ise de, bu adın nereden geldiği kesin olarak anlaşılmamıştır. Bu oymağın Oğuz boylarından hangisine mensup olduğu da bilinemiyor. Yukarıda da işaret edildiği gibi, Karakoyunluların Yıva boyundan geldiklerinin, en isabetli tahmin olduğu kabul edilmektedir. Siyasi tarih bölümünde Karakoyunlu devletinin bölgede çok güçlü bir yönetim kurarak, birçok Türkmen oymağını bu devletin çatısı altında topladığını görmüştük. Tarihi kaynaklarda Musul ve Kerkük bölgesinde Karakoyunlu oymağının varlığına dair, 16. yüzyılın öncesine tarihlenen belgelere rastlayamadık. Bölgenin Osmanlı yönetimine geçmesinden hemen sonra, bölgeye ait düzenlenen tapu tahrir defterlerinde Karakoyunlu cemaatine (oymağına) dair kayıtlar vardır. Karakoyunluların bir kısmının Musul şehrinde oturdukları mahallenin adına Ra's al-Türkman denilmekte idi. Diğer bir kısmı ise al-Kadıya, Şivehâ ve Musul yöresinde başka köylerde oturmakta idiler. H.932 (M.1526) yılında 35 hane (ev), 7 mücerred (erkek bekâr) görülen Karakoyunlu aşiretinin 1302 akça geliri bulunuyordu.

H. 946 (M.1539) yılında Karakoyunlu aşireti 66 neferden ibaretti. III. Murad döneminde 66 nefer Doğan Kethüda cemaati, 35 nefer Ulaş Kethüda ve 47 nefer Allahverdi Kethüda, 400 akçeden ziyade muaf olmuşlardır. H. 965 (M. 1558) tarihli tapu tahrir defterinde Karakoyunlu oymağına bağlı üç topluluğun kayıtlı olduğunu görüyoruz. İlk Karakoyunlu cemaati Doğan Kethüda maiyetinde görülmektedir. 28 bennak (çift vergisine tabi evler) ve 24 mücerred (çift vergisine tabi olan bekâr) olarak kaydedilen bu cemaatin 3982 akçe vergi mükellefi oldukları gösterilmiştir.

Aynı tarihte tesbit edilen diğer bir Karakoyunlu cemaati de 36 bennak ve 8 mücerred olarak gösterilmiştir. Toplam 4230 akçe vergi ödeyen bu cemaatin kethüdaları arasında bazı adlar ilgi çekicidir: Bayram, Budak, Hüdakulu, Oruç, Şahkulu ve Şahverdi. Karakoyunlu olan bir diğer cemaat ise 9 bennak ve 5 mücerred olarak 738 akçe vergiye tabi tutulmuştur. Bunların arasında geçen isimlerin bir kısmı şöyledir: Allahkulu, Durmuş, Göndoğmuş, Hüseyinkulu, İldoğmuş ve Şahverdi.

Karakoyunlu döneminde Musul ve Kerkük bölgesinin yoğun bir Türkleşme dönemi yaşadığı ve bu oymağın günümüze kadar bölgede izler bıraktığı açıkça görülmektedir. Birçoğu zamanla oymak hayatını terkederek, yerleşik düzene geçen Karakoyunluların, büyük ve küçük yerleşme merkezlerinde, diğer Türkmen oymakları arasında eridikleri söylenebilir. Buna rağmen günümüzde Karakoyunlu oymağına bağlı toplulukların yaşadıkları köyler biliniyor. Bunların Musul yöresinde en tanınmış olanları şunlardır: Yukarı Karakoyunlu, Aşağı Karakoyunlu, Cemaliye, Reşidiye, Kadıye (Kadıköy), Ba'vize, Diriç, Cinci, Barıma, Fazıliye, Ortaharap, Telyara ve Ömer Kayacı.

Varlığını günümüze kadar kendi oymak adı ile sürdüren Yukarı ve Aşağı Karakoyunlu köyleri, birleşerek tek köy haline gelmiştir. Musul'un 20 km. kuzey-batısında yer alan Karakoyunlu köyü, toprak bir höyük üzerinde kurulmuştur. Çevresinde bulunan tarihi kalıntılardan da anlaşıldığı gibi, burasının eski bir yerleşmeye sahne olduğu görülür. Kerkük'ün 20 km. güneyinde bulunan Tazehurmatu bucağının Türkmen halkı da, kendilerinin Karakoyunlu oymağının soyundan geldiklerine ve Tatar (Moğol) istilasında yıkılan kasabalarının, daha sonra Karakoyunlular tarafından ihya edildiğine inanırlar.

Kerkük'e bağlı Tuzhurmatu İlçesi'nin çevresinde bulunan ve Bayat boyuna ait köylerden olan Bastamlı'nın Türkmen halkı da, atalarının Karakoyunlulara dayandığını, bu oymağın Azerbaycan ve Türkiye taraflarından göç ettiklerini ifade etmektedir. Bastamlı'da aynı zamanda Karakoyunlu adını alan bir topluluğun da günümüze kadar varlığını sürdürdüğü biliniyor.

DÖGER

Irak'a yerleşen Oğuz boyları arasında Dögerlerin de bulunduğu ve kendilerinden 14. yüzyıl kaynaklarında bahsedildiği görülüyor. Moğolların çökmesinden sonra Memluk emirleri arasında mücadeleler hızlanmıştı. Bölgede nüfusları hayli çoğalan Türkmenlerin de bu mücadeleye katıldıkları biliniyor. Dögerler bu sıralarda Salim Bey yönetiminde Caber'de yaşıyorlardı.1383 yılında Karakoyunlu Beyi Kara Mehmed, kendisine ait olan Musul ve bölgesi hacılarının Salim Bey tarafından soyulması sebebiyle Döger Beyinin üzerine yürüdü. 12 binden fazla bir kuvvetle Salim Bey'in üzerine yıldırım gibi yürüyen Kara Mehmed, onu bozguna uğrattıktan sonra, Döger obalarını yağmalayarak pek çok ganimeti ele geçirdi. Canını zor kurtaran Salim Bey, Memluklerin Haleb valisine sığındı. Maceralı bir hayat yaşıyan ve bölgede çok aktif bir rol oynayan Salim Bey, 14. yüzyılda ün yapmış bir Döger beyi idi.

Salim Bey'in ölümünden sonra Dögerlerin başına oğlu Dimaşk Hoca geçti. Bu da 1404 yılında bir savaşta yenilerek öldürülmesi üzerine Dögerlerin başına Gökçe Musa geçti. Akkoyunlu Beyi Kara Yülük, Dimaşk Hoca'nın ölümü üzerine Urfa'yı zaptederek Yağmur Bey'e vermişti. Ancak daha sonra bilinmeyen bir tarihte, şehri onun elinden alıp çok sevdiği yeğeni Nur Ali Bey'e teslim etmişti. Yağmur Bey de, Musul'da Karakoyunlular'dan yardım aldıktan sonra Urfa'yı geri almak istemişse de, Kara Yülük Osman Bey tarafından bozguna uğratılmıştı. Kara Yülük Osman Bey, Karakoyunlulara ait Mardin'e saldırınca, Kara Yusuf'un oğlu İskender ile Şeyh-Kendi mevkiinde karşı karşıya gelmişlerdi.

İskender Mirza bu savaşa, bulunduğu Kerkük'te hazırlanmıştı. Kerkük'ten maiyeti ile birlikte Musul'a gelmişti. Yanında Musul Emiri Yâr-Ali oğlu Zeynel Bey, amcasının oğlu Erbil hakimi Mirza Ali'den başka, bazı Döger beyleri de Kerkük ve Tauk (Tavuk) Emiri Ceneklü Hasan'ın buyruğunda bu savaşa katılmışlardı. Kardeş, ancak birbirine karşı amansız düşman olan iki Türkmen ulusu arasında cereyan eden bu şiddetli savaş 1421 yılının Nisan ayında gerçekleşmişti. Savaşta her iki taraf da görülmemiş bir yiğitlikle döğüşmüş, fakat İskender'in eşsiz cesareti ve yiğitliği ve Kara Yusuf'un kumandasında savaşlarda yetişmiş olan Karakoyunlular'ın daha tecrübeli olmaları, zaferi kazanmalarını sağladı. Ne var ki bazı kaynakların da belirttiği gibi, savaşın Akkoyunlular tarafından kaybedilmesine, Döger Beyi Gökçe Musa'nın, emrindeki kuvvetlerle savaşın en kızgın bir zamanında Karakoyunlu saflarına geçmesi sebeb olmuştur. Çok kanlı ve çok çetin geçen bu vuruşmada bir çok seçkin Akkoyunlu beyi tutsak düşmüş ve bizzat Kara Yülük de bir kaç yerinden yaralanmıştı. Buna rağmen savaşa devam etmek istemişse de yakın adamları ortalarına alarak onu çarpışma yerinden uzaklaştırmışlardı.

İskender, babasına olduğu gibi, kendisine de hizmet eden ve kayınpederi olan Döger Beyi Gökçe Musa'ya Musul'u vermiştir. 1425 yılında Gökçe Musa Musul ve kardeşi de Câber hakimi bulunuyordu. Gökçe Musa 1429 yılında damadı Karakoyunlu İskender'in Şah-Ruh ile Selmas ovasında yaptığı savaşta bulunduktan sonra Musul'a dönmüş ise de Irak-ı Arab yörelerini ağabeyisi Şah Mehmed'in elinden birer birer almağa başlayan Karakoyunlu İspend (Isfahan)'e karşı koyamayarak, şehri ona bıraktı ve askerleri ile birlikte Memlûk sultanı Bay-Bars'a iltica etti. Yukarıda anılan Kerkük ve Tavuk Emiri Ceneklü Hasan'ın maiyetindeki Döger beyleri hakkında fazla bilgiye sahip olunamamıştır. Ancak Osmanlı döneminde Kerkük yöresinde, Dögerlerden küçük bir oymağın varlığı, yukarıda bahsedilen Döger beylerine bağlanmakta ve onların kalıntıları oldukları düşünülmektedir. Kerkük livasına ait H. 955 (M. 1548) tarihli ve 111 numaralı tapu tahrir defterinin sayfa 45b'de kayıtlı Döger taifesi 45 hane ve 8 mücerred olarak gösterilmiştir. Bunların toplam 6875 akçe vergi mükellefi oldukları da belirtilmiştir.

Günümüzde Kerkük bölgesinde bulunan Tuzhurmatu ilçesine bağlı iki Türkmen köyünde Dögerler adı ile tanınan iki topluluk yaşamaktadır. Bunların ilki Tuzhurmatu'nun 14 km. güneydoğusuna düşen Biravcılı Köyü'dür. Bu köyün nüfusunu meydana getiren topluluklar şunlardır: Körcalılar, Dögerler, Uncular, Kargabegler, Hilavlılar, İsmailliler.
İkinci Döger kümesinin yaşadığı Yengice Köyü ise, Tuzhurmatu'nun 6 km. batısında yer almaktadır. Bu köyde yaşayan Türkmen oymakları şu adları almaktadır: İhtiyarlı, Derzili (Terzili), Berberli, Biravcılı, Kuşçu, Aşurlu, Alipesli, Hurmatılı, Sofyalı, Naccarlı, Matıklı ve Dögerli.

ÇEPNİ

Kanunî Sultan Süleyman devrinde Doğu Anadolu'da ve Irak'taki kalelerde gönüllü gediğinde görev yapan önemli sayıda Çepni bulunduğu bilinmektedir. Çoğu Trabzon ve Cânik Çepnilerinden olan bunların bazıları İran savaşlarında Safevîler hesabına casusluk yaptıklarından, H. 976 (M.1568) yılında Van Beylerbeyisine hüküm gönderilerek Van, Erciş, Ahlat ve Bitlis kalelerinde bir kişi kalmamak kaydı ile, bütün Çepnilerin çıkarılması emredilmiştir. Bunun gibi, H. 994 (M.1585) yılında Anadolu'daki bütün beylerbeyilerin yanısıra Şam, Bağdat ve Revan Beyler beyliklerine de hükümler gönderilerek, Çepni ve Tat, Kızılbaşlara dirlik verilmemesi bildirilmiştir.


EYMÜR

16. yüzyılda Eymür boyuna ait Anadolu'da 71 yer adına tesadüf edildiği, bu yer adlarının birçoğunun Sivas-Tokat bölgesinde bulunduğu bilinmektedir. Yine aynı yüzyılda Anadolu'nun çeşitli yerlerinde Eymür adlı oymaklar görülmektedir. Bu boy adı Anadolu'da Eymir veya İmir, İran ve Harizm Türkmenleri arasında da Eymür biçiminde söylenmektedir.
Tarihi kaynaklarda, Irak bölgesinde bu boya bağlı topluluklara rastlanmamakla birlikte, Kerkük'ün Tuzhurmatu bölgesinde Amırlı (Emirli) adı ile günümüze kadar gelen bir bucak ilgi çekmektedir. Tuzhurmatu ilçesine bağlı olan ve ilçenin 30 km. güneybatısına düşen Amırlı, bucak olmadan önce, Irak'ın en büyük köyü idi. Bayat boyuna mensup toplulukların yaşadığı bu bölgedeki köylerin merkez bucağı durumunda olan Amırlı 3500 (1965 sayımı) nüfuslu ve 580 hanelidir.

Bayat köylerinin ortasına düşen Amırlı adının Eymirli veya Emirli boyundan geldiği muhakkaktır. Yine Kerkük yöresindeki önemli Türkmen köylerinden olan Kümbetler'de Amırlı adı ile bilinen bir oymağın yaşadığını burada hatırlatalım.

HARBENDELİ

Tarihi kaynaklarda, Sivas'ın güney tarafında ve Uzunyayla'da oturan, Kışın Haleb bölgesinde yaşıyan Türkmenlerin Beğdili, Harbendelu ve İnallu gibi oymakların kollarından meydana geldiği belirtilmektedir.Harbende-oğullarının hangi boya mensup oldukları bilinmiyorsa da, bu adın İlhanlı Hükümdarı Harbende'den alınmış olduğu anlaşılıyor. Harbendelu veya Harbendeli oymağı, özellikle Malatya bölgesinde yurt tutmuştur. Harbendelular'dan bazı obaların da 17. ve 18. yüzyıllarda Orta ve Batı Anadolu'ya geldikleri biliniyor. 16. yüzyılda Haleb Türkmenlerinin, başlıca Beğdili, Harbendelu, Bayat ve İnallu gibi büyük teşekküller ile Karkın, Kızık, Uç, Acûrlu, Kaçılu, Peçenek, Döger, Kınık, Eymür, Bahadırlu, Karakoyunlu ve saire gibi oymaklardan oluştuğu anlaşılıyor.

Safevî devletinin dayandığı en başta gelen Türk boylarından biri olan Şamlu boyu, başlıca Beğdili, İnallu (İnanlu) ve Harbendelu obalarından meydana gelmişti. Günümüzde Kerkük'e bağlı en büyük nüfusa sahip Türk ilçesi, Tuzhurmatu'da Harbende adı ile tanınan bir topluluk yaşamaktadır. Tarihi kaynaklarda geçen Harbendeluların torunları oldukları anlaşılan bu Türk topluluğu, Tuzhurmatu ilçesinin nüfus dokusunu oluşturan topluluklar arasında önemli bir küme sayılır.

ŞEBEK

Musul bölgesinde günümüze kadar varlığını muhafaza eden önemli bir Türkmen oymağı da Şebeklerdir. Şebek oymağının kökü ve bölgeye ne zaman yerleştiği hakkında kesin bilgilere sahip değiliz. Şebek adının, Tahmasb döneminde 10 bin çadır oldukları bilinen İran Bayatları emirlerinden Şah Bek'ten68 ileri geldiği yolunda yapılan tahminleri, ilmi bakımdan kanıtlamak mümkün görülmüyor.

Batı Türkistan'da Timur oğullarını hükûmetten uzaklaştıran Çoçı Ulusu hanlarından Şıban Han evladı, diğer bir deyimle Şıban Özbekleri, 15. yüzyılda Sırderya havzası kıyılarını ve Harizm'i yavaş yavaş Timur oğullarının elinden aldılar. Bunların en gayretlisi ve beceriklisi Şaybak (Şeybek) Han idi. Şebek oymağının, Şaybak veya Şeybek Han'ın torunları olduğuna ihtimal veren görüşü70 doğrulamak için de yeterli belgelere sahip değiliz. Bunun gibi Şebeklerin İran'dan mı, yoksa Anadolu'dan mı bölgeye göçederek yerleştikleri hususunda açıklık yoktur. Şebek oymağı üzerinde araştırma yapanların, bu konuda ikna edici belgeleri ortaya koymadıkları görülüyor. Ancak Şebeklerin, Hacı Bektaş Veli'ye bağlı, dolayısıyla İran'daki tarikatlardan farklı oldukları ve tamamıyle Bektaşi geleneklerini benimsedikleri bilinmektedir. Şebekler hakkında elimizde bulunan en eski belgeler 16. yüzyıla uzanmaktadır. H. 932 (M. 1526) tarihli tapu defterlerinden, Musul bölgesindeki Şebek cemaatinin 15 hane ve 2254 akçe varidata sahip bulunduklarını öğreniyoruz. III. Murad döneminde ise, 173 bennak ve 20 müccerredden ibaret oldukları görülüyor.

Osmanlı arşiv belgelerinde, 19. yüzyıl sonlarına doğru ehl-i sünnet mezhebini kabul eden Sarılı ve Şebek taifesi reislerinin ödüllendirilmesi hakkında, "Meclis-i Vükelâ" görüşmelerine mahsus tutanak olduğu tesbit edilmektedir. 16 Eylül 1892 tarihli tutanakta, itikadını düzeltmiş olan Şebek reislerinden Hasan ve Hüseyin Ağalara, dördüncü rütbeden Mecîdî nişanı verilmesine dair karar alınmıştır. Yine bu tarihlerde İslamiyeti kabul eden Yezîdi ve Şii taifesi ile Şebek köylüleri için mescid ve mektep inşası ile hoca ve müderris tayini söz konusu edilmektedir. 23 Eylül 1892 tarihinde Musul vilayeti, İçişleri ve Eğitim Bakanlıklarına bildirilmesine dair yazılan padişah emrinde, kendi istekleriyle İslamiyeti kabul ettiklerini bildiren Şebeklilere İslam dininin kaidelerini öğretmek maksadıyla, yerleştikleri köylere mescid, mektep, abdesthane, hoca ve kapıcılar için birer oda inşası; çocuklarına İslam'ın şartlarını layıkıyla öğretip, dini terbiye verecek öğretmenler tayin edilmesi bildirilmektedir.

Nüfusları 40-50 bin arasında (1989 tahmini) olan Şebekler, günümüzde Musul'un doğusunda yer alan elliden fazla köyde yaşamaktadırlar. Bu köylerin başlıcaları şunlardır:
Abbasiye, Albek, Arpacı, Babıniyet, Basahre, Ba'şika, Ba'vize, Bazvaya, Baybuğ, Bedene, Bılavât, Besan, Bısatlı, Cilevhan, Çinçi, Deraviş (Dervişler), Gökçeli, Harabasultan, Haznebend, Hıdırilyas, Karakoyun, Karaşor, Karatepe, Karatepe Şebek, Karayatağ, Kadıköy (Kazıye), Keberli, Kehrîz, Körgariban, Minara Şebek, Ömerkayaçı, Yunuspeygamber, Selamiye, Şemsiyyat, Şeyhemir, Şirehan (Şirinhan), Telyara, Tercille, Tezharap, Topzava, Yarımca, Yengi Bısatlı, Zehrahatun.

Bektaşi tarikatına bağlı olan Şebekler, dini törenlerini hep Bektaşi geleneklerine göre düzenlerler. Hacı Bektaş-ı Velî'ye karşı büyük saygı besleyen Şebek topluluğu, Osmanlı Döneminde imparatorluğun birçok bölgesinde faaliyet gösteren Bektaşî tekkelerinde müzikli ayin yaparlardı. O dönemde Musul'un Nebi Cercis mahallesinde faaliyet gösteren Bektaşi Tekkesinin binası, günümüze kadar gelmiştir.Şebeklerin konuştukları dil, Azerî türkçesine yakın bir özellik taşımaktadır. En sevdikleri kitaplar arasında, özellikle "Buyruk" adı ile bilinen 4 ciltlik kitap da, Azeri türkçesinde yazılmıştır. Dini törenlerinde okunan şiirler ise, daha çok Nesîmi, Fuzûlî, Hataî ve Sadî gibi, ünlü şair ve düşünürlere aittir. Ayrıca müzik aleti olarak kullanılan bağlama sazı, musiki törenlerinin vazgeçilmez baş enstrümanı sayılır. Günümüzdeki Şebeklerin hepsi Şii değildir. Yukarıda verilen belgeden de anlaşıldığı gibi, Sünni mezhebine geçen Şebek toplulukları olmuştur. Nitekim bugün Gökçeli ve Yarımca Şebeklerinin çoğu Sünni mezhebindendir.

SALUR

Salur, uygun ve orantılı, ölçülü endama sahip, elçi ve müjdeci anlamına gelen salgulamak masdarından türemiştir. Bunlara Salgurlu, Salguzcu da denilir. İran ve Irak bölgelerinde hükümet eden Salgurîler bunlardandır.

Selçuklular Batı İran'a geldikleri zaman Şehrizor, Kirmanşah ve Dakuka (Tavuk) yöreleri Annaz oğullarının hakimiyetinde bulunuyordu. H. 495 (M. 1101) yılında bu beyliğin henüz fethedilmeyen topraklarının önemli bir bölümü, o dönemde görülen birçok Türkmen beyi gibi, kendi hesabına faaliyette bulunan Kara Beli adındaki Salur Beyi tarafından fethedildi. Kara Beli hanedanının, 12. yüzyılın sonlarına kadar varlığını sürdürdüğü biliniyor. Bu hanedanın elinde bulundurduğu topraklar da Kara Beli ülkesi adı ile isimlendirilmiş, ayrıca Bağdat'tan Meraga'ya giden anayol üzerinde, Dinever ile Meraga arasındaki bir geçit de Karabeli adı ile anılmıştır.

Daha sonraki yüzyıllarda, bölgedeki Salur boyuna ait belgelere rastlanmadığı için, bu boyun akıbeti hakkında bilgilere sahip olamıyoruz.

BEĞDİLİOğuz boylarından olan Beğdili, Reşidu'd-din Oğuznâmesinde hükümdar çıkaran beş boydan biri olarak geçer. Kanunî devrinin ilk yıllarında Haleb Türkmenleri arasında bulunan ana Beğdili kolu, bu Türkmen topluluğunun en büyük kuruluşu sayılır. Beğdililer Safevî devletinin kuruluşuna da katılmışlardır. Bununla ilgili olarak, onlardan önemli bir kolun İran'a gittiği biliniyor. Kuzey Suriye Türkmenleri Safevî devletinin kuruluşuna, özellikle Şamlu adı altında katılmışlardır. Şah Abbas devrinde Şamlular, diğer bütün Kızılbaş boylarını geçerek birinci sırada yer almışlardır. Safevî devletinin dayandığı en başta gelen Türk boylarından biri olan Şamlu boyu, başlıca Beğdili, İnallu (daha sonraları İnanlu) ve Harbendelu (Hudabendelu) obalarından oluşuyordu.

Şamlu boyu beylerine karşı yakın bir bağlılığı olan Şah Abbas devrinde, bu boydan büyük emirler yetişmiştir. Şamlu emirlerinden Beğdili obasına mensup olan Ahmed Bey, H. 1002 (1593-1594) de Şah Abbas tarafından Lâhican darugalığına tayin edilmişti. Bundan başka Şah Abbas'ın yakını olan Beğdili boyundan beş kardeş daha vardı: Muhammed Bey, Haydar Bey, Saru Bey, Kapan Bey ve Zeynel Bey. Bunlardan Muhammed Bey 1022 (1613-1614) yılında ölmüş, malı ana bir kardeşi Haydar Sultan'a kalmıştır. Haydar Sultan da 1028 (1602-1603)'de ölünce, zengin serveti oğlu Nuru'd-dehr'e geçmiştir. Nuru'd-dehr bu dönemde bazı seferlere katılmıştır. Saru Bey ise H. 1011 (1602-1603) yılında Osmanlılara karşı yapılan savaşta yararlık göstermiştir. Kirmanşah bölgesi hakimi iken H. 1033 (1623-1624) yılında Hille hakimliğine tayin edilmiştir.

Şah Abbas dönemindeki Beğdili emirlerinden bir diğeri de Gündoğmuş Sultan idi. Gündoğmuş, Şah Abbas'ın birinci Bağdat seferinde Kerkük yöresindeki Tavuk'ta bulunuyordu. Buradan Şah'ın katına gelen Beğdili emiri Gündoğmuş Şah'ın hizmetine girerek, ondan sultanlık unvanını almıştır. Şah Abbas'ın halefi ve oğlu Şah Safî döneminde de Şamlular mevkilerini korudular. 18. yüzyılda Şamlu boyu, diğer birçok boy gibi zayıf bir duruma düşmüş, bu yüzden Şamlu'dan çok az emir çıkmıştır. Şamlu boyunun İnallu (İnanlu) obası Şahı Seven olarak varlığını günümüze kadar devam ettirmiştir.

Günümüzde Musul yöresindeki Türkmen köylerinin halkı arasında Begdelli (Beğdeli) adı ile tanınan Türkmen aileleri vardır. Musul'un kuzeyinde bulunan Reşidiye, Şirehan (Şirinhan) ve Selamiye gibi köylerde dağılmış olarak yaşayan ve köklerinin Begdeli boyuna dayandığı bilinen topluluklar vardır. Günümüzde Şirehan köyünde tanınan ve birbirlerine akraba olan Ceccoevi (Cercisevi) ile Cemşidevi adlı büyük aileler, Begdelli boyuna mensuptur. Musul'un Selamiye ve Reşidiye gibi, daha başka yörelerinde de bu boydan gelen ailelerin varlığı biliniyor. Zamanla halk ağzında yanlışlıkla Begdelli biçiminde yaygınlaşan bu adın, Beğdili boyundan kaynaklandığı şüphesizdir.

ULAŞLU

Ulaşlu oymağının, Dulkadir ulusuna mensup olduğu ileri sürülmüştür. Çukurova bölgesinin en büyük boylarından biri olan Ulaş, boyu idare etmiş beyin adıdır. Ulaş oğulları en tanınmış Varsak beyleri arasında sayılmaktadır. Ulaş ailesinin, boyun hangi obasından çıktığı bilinmiyorsa da, onların Bayındırlardan olduğu tahmin ediliyor. Zira boyun en büyük obasını Bayındırlar meydana getirmektedir. Ulaş adı ise, ailenin Salurlulardan geldiği ihtimalini telkin ediyor. Bu arada Dib-Yavku'nun beyleri arasında Salur'dan Ulaş Bey olduğu gibi, Dede Korkut destanları baş kahramanı Salur Kazan Bey'in babasının adının da Ulaş olması, bu ihtimali güçlendiriyor.

Diğer yandan Kanunî döneminde kayıtlı defterlerde, Haleb Türkmenleri arasında önemli yer tutan Beğdili boyunun 40 obadan oluştuğu geçmektedir. Bu obalar arasında 22. sırada yer alan Ulaşlu obasının 39 vergi evi kaydedildiği bilinmektedir. Musul'a ait tapu defterlerinde kayıtlı Ulaşlu oymağı da tesbit edilmektedir. H. 932 (1526) yılında bu cemaat 18 hane, 1 mücerred, 1 imam, 3 müezzin, 1 pîr-i fânî ve 1500 varidattan ibaretti. H. 946 (1539)'da ise 79 nefer, 7 mücerred ve 72 çift bulunuyordu. III. Murad döneminde Ulaşlu cemaati 123 bennâk, 51 mücerred olarak kaydedilmiştir.

OCUŞLU

Bölgede yaşıyan Türk boyları arasında Ocuşlu oymağının varlığı da ilgi çekmektedir. Musul vilayetine ait tapu tahrir defterinde Ocuşlu topluluğunun kayıtlı olduğunu görüyoruz. H. 965 (1558) tarihli defterde Ocuşlu topluluğu 130 bennâk ve 16 mücerred olarak görülmektedir. Vergi kethüdalarının bu defterde geçen adları da kayda değer görülmektedir. Geçen adların bir kısmı şöyledir: Alican, Alikulu, Allahkulu, Bayram, Gökçe, Hacıkulu, İmamkulu, Murad, Sultan ve Velican.

Ocuşlular, varlıklarını zamanımıza kadar muhafaza ederek gelmişlerdir. Halk arasında Oduşlu olarak da geçen Ocuşluların çoğu Kerkük yöresinde yaşamaktadırlar. Bu topluluğa mensup bulunan aileler, günümüzde Kerkük şehir merkezinden başka, Kerkük bölgesinde yer alan bazı Türkmen köylerinde yaşamaktadırlar. Ocuşluların yaşadığı bu köylerin adları şöyledir: Sarıtepe, Tirkalan, Tokmaklı ve Yayçı. Ayrıca Kerkük'te tanınan Ceddu ailesi de Ocuşlulara mensuptur. Bu arada Musul'un batısına düşen en büyük Türk ilçesi Telafer'e bağlı ve Pirnadarlı ailesine ait olan Ceddu adlı Türk köyünün de, Ocuşlu oymağı ile ilgili olması kuvvetle muhtemeldir. Ocuşlulara ait halk hikayeleri de Kerkük yöresinde pek yaygındır. Temiz kalpli ve saf kişiler olarak bilinen Ocuşluların, özellikle efsanevî akıl hocaları olan Avvad Koca pek ünlüdür. Birçok mizahi hikâyeye konu olan Avvad Koca, aslında sembolik bir tiptir. Bu yanı ile Avvad Koca halk arasında folklorik bir kişiliğin ifadesi olmuştur.

GÖKÇELU

Gökçelu oymağı hakkında kesin bilgiler olmamakla beraber, bunların Tarsus (Çukurova) bölgesinde 14-16. yüzyıllarda yaşıyan ve Varsak denilen Türkmen topluluğunun ayrıldığı oymaklar arasında bulunduğu biliniyor.16. yüzyıla ait tapu defterlerinde Gökçelu oymağının da kayıtlı olduğunu görüyoruz. H. 946 (1539) yılında 22 nefer görülen bu topluluk, III. Murad döneminde 50 bennâk ve 4 mücerred olarak tesbit edilmiştir. Aynı topluluğa mensup bir küme de Musul'un Yunus Peygamber köyünde (günümüzde Musul'un bir mahallesi olmuştur) 34 bennâk ve 11 mücerred olarak kaydedilmiştir.

Musul bölgesinde, zamanımızda Gökçeli adı ile bilinen bir Türkmen Köyü vardır. Musul'un 15 km. güneydoğusunda bulunan Gökçeli, Ortakol adı ile bilinen bölgedeki birçok Türkmen köyleri arasında yer alan, halkı tamamen Türk olan yerleşim merkezidir.

BİRAVCILI

Biravcılı oymağının hangi boya dayandığı hususunda, bugün için kesin bilgilere sahip değiliz. Bunların Moğol istilası sıralarında Irak'a göç eden Bayat boyuna mensup oldukları ileri sürülmüştür.

Tapu defterlerinde görülen bu cemaatin H. 946 (1539) yılında 32 neferden ibaret olduğu görülmektedir. H. 965 (1558) yılında bu topluluğun 39 bennâk ve 10 mücerredden oluştuğu kaydedilmiştir. III. Murad döneminde ise iki obadan ibaret görülen bu topluluğun birinin Musul'da, diğerinin de Kerkük yöresinde yerleştiği, Kerkük'te yaşayanların 20 bennâk ve mücerred oldukları belirtilmiştir.

Günümüzde Kerkük'e bağlı Tuzhurmatu ilçesinin 12 km. güneybatısında Biravcılı adında bir köy bulunmaktadır.Bayat köyleri arasında kabul edilen bu köyün nüfus dokusunu oluşturan topluluklar şunlardır: Körcalılar, Dögerler, Uncular, Kargabegler, Hilavlılar ve İsmailliler. Bu köy adının Biravcı oymağı ile ilişkili olduğu kuvvetle muhtemeldir. Ayrıca yine Tuzhurmatu ilçesine bağlı Yengice köyünde Biravcılı adı ile tanınan bir topluluk da yaşamaktadır.

KARANAZ

Karanazların Irak'ta yerleşen en eski Türk boyu Bayat'ın bir kolu olduğu ve bunların Moğol istilasından önce bölgeye yerleştikleri ifade edilmiştir. Karanaz oymağı hakkında en eski bilgilerimiz, 16. yüzyıl belgelerine dayanmaktadır. H. 932 (1526) yılında 35 hane ve 1 mücerred olan bu topluluğun 226 akçe varidatı vardı. H. 946 (1538) yılında bu topluluk Musul'da iki bölgeye yerleşmiştir. Biri 75 nefer, 57 hane ve 8 mücerred idi. İkincisi ise 19 neferden ibaretti.

H. 965 (1558)'de Karanazların yine iki kümeden ibaret oldukları tesbit edilmiştir. Birinin 63 bennak ve 15 mücerred, diğerinin ise 24 bennak ve 9 mücerred olduğu görülmektedir. Bu topluluğa ait kethüdaların bir kısmı da Aslan, Abdal, Emircan, Hankulu, Oruç ve Şahverdi adlarını taşımaktadır.

III. Murad döneminde yine iki bölümden ibaret görülen Karanaz oymağının biri 76 bennâk, 16 mücerred olarak Musul'un merkezinde, diğeri ise 22 bennâk ve 1 mücerredden ibaret olup, Musul bölgesinde yerleşmişlerdir.

Tapu defterlerinde Karaonaz şeklinde de geçen Karanaz, zamanımızda Kerkük'e bağlı Tuzhurmatu ilçesinin 15 km. batısında bulunan bir Türk köyünün adıdır. Bayat köyleri arasında kabul edilen Karanaz köyü, 45 haneli ve 250 nüfusludur (1965 sayımı). Halk arasında dolaşan sözlere göre büyük Türk şairi Fuzûlî'nin de Karanaz oymağından
olduğu ifade edilmektedir. Bu köyden göç ederek, Kerkük ve Tuz hurmatu'ya yerleşen ve yine Karanaz soyadları ile tanınan aileler vardır.

MURADOĞLU veya MURADİYE
Muradoğlu veya Muradiye oymağının, Bayat boyunun bir kolu oldukları ileri sürülmüştür. H. 932 (1526) yılında bu topluluk 38 hane, 3 mücerred ve 1088 akçe varidattan ibaretti.

Osmanlı arşivinde bulunan tarihsiz bir defterde, Kerkük bölgesinde Muradiye olarak tesbit edilen bir köy adına da tesadüf edilmektedir. Zamanımızda Tuz hurmatu'ya bağlı Muradlı adı ile bilinen ve Bayat yerleşmeleri arasında sayılan bir köy vardır. Ayrıca Kerkük şehir merkezi ve Telafer ilçesi ile Taze hurmatu bucağında yaşıyan Muradlı topluluklarının varlığına da işaret etmek yerinde olacaktır.

BACVANLU veya BACVAN
Türkmen oymaklarından olan Bacvanlı veya Bacvan topluluğunun adı Bacnak yani "Bac alan" anlamına gelmektedir. Bu topluluğa mensup aile adları da, Kerkük yöresinde zamanımızda Bacalan olarak bilinmektedir. İran bölgesinde bulunan Bacvanluların, zamanla ya Habur'dan veya Ural dağları tarafından gelerek Musul'a yerleştikleri, Şafii mezhebine bağlı olan bu topluluğun Irak'ta dağınık biçimde yaşadıkları ifade edilmiştir.

16. yüzyıla ait arşiv belgelerinde bu topluluğa ait bazı bilgiler bulunmaktadır. Tarım ve hayvancılık ile meşgul olan bu topluluğun H. 932 (1526) yılında 3200 varidatı olduğu, H. 946 (1539)'da 125 nefer ve 13 mücerredi bulunduğu, III. Murad döneminde ise 104 bennak ve mücerredden oluştuğu kaydedilmiştir. Günümüzde Diyale iline bağlı Bacalan adlı bir kasaba vardır. Aynı ile bağlı Hanekin ilçesinde yaşayan ve bir kısmı Kürtleşmiş olan bir topluluk da Bacalan adı ile anılır.Kerkük'te ki Bacalan ailesi ise, Türklüğünü günümüze kadar mahafaza etmiştir.

ULUS-TATAR
Tataran olarak da tanınan bu oymağın Türk boyundan olduğu kabul edilmektedir. Diğer yandan bunların Tatar olduğu, bir bölümünün Hamrin dağının yakınındaki Gökçen bölgesinde, bir bölümünün ise Kerkük'e bağlı Karatepe köyünde yaşadığı ve çoğunun Türkçe konuştuğu bilinmektedir. H. 932 (1526) yılında 25 hane olarak kaydedilen bu topluluğun 576 akçe varidata sahip olduğu tesbit edilmiştir.

Günümüzde, yukarıda adı geçen Karatepe köyünde varlığını sürdüren Tatarlar veya Tatlar oymağının, bunların soyundan geldiği tahmin edilmektedir. Ayrıca Diyale iline bağlı Türkmen yerleşmeleri arasında Karaulus adı ile bilinen bir kasaba vardır. Aynı bölgede Tatar adlı bir köy de bulunmaktadır.

KARABOĞA
16. Yüzyılda yaşadıklarını bildiğimiz Karaboğa topluluğu, bölgede yaşamış önemli bir diğer Türk oymağıdır. H. 932 (1526) yılında 19 hane ve 2 mücerredden ibaret olan bu topluluğun 444 akçe varidata sahip olduğu görülüyor. H. 946 (1535)'da
47 nefer ve 15 mücerreden ibaret olan aynı topluluk, III. Murad döneminde 41 bennak ve 6 mücerred olarak tesbit edilmiştir. Günümüzde bu oymağın izini tesbit etmek mümkün olmadı.

SALİHİ

Salihilerin, Cemil oğulları oymağına mensup olan Salih b. Cemil'in torunları oldukları ileri sürülmüşse de, bu görüşü şüpheli buluyoruz.

16. yüzyılda varlığı bilinen bu topluluk, H. 946 (1539) yılında 11 nefer idi. III. Murad döneminde ise iki küme olan bu topluluğun biri Musul'da, diğeri de Kerkük'te yerleşmiştir. Kerkük'teki Salihiler 20 bennak ve 2 mücerredden ibarettir.

Günümüzde Salihiler, Kerkük'te yaşayan 3 büyük aileden oluşmaktadır. Ayrıca Diyale il sınırları içinde kalan Türk yerleşmeleri arasında Salih Bey adı ile bilinen bir köyün mevcudiyeti de ilgi çekmektedir.

YAĞMUR TATALU veya TATLU

Haleb Türkmenleri arasındaki Yağmur oymağının, beş kola ayrılmış Yıva boyunun biri olduğu biliniyor. Ayrıca Kanunî döneminde 40 obadan oluşan Beğdili boyunun Haleb Türkmenleri arasında en kalabalık topluluk olduğu görülüyor. Bu obalar arasında 25. sırada yer alan Tatalu obasının 177 vergi evi olduğu kaydedilmiştir.

Türkmen oymağından olan Tatalu topluluğunun, H. 946 (1539) yılına ait defterde yalnız adı geçmektedir. III. Murad döneminde ise bu topluluk 10 hane ve 1 mücerred olarak kaydedilmiştir.


MAVILLI (MAVİLİ)
Mavıllı (Mavili), zamanımızda Telafer'de yaşıyan Türkmen cemaatine verilen addır. Mavıllı, aslında bir etnik ifadeden çok Şii-Bektaşi tarikatına mensup bir topluluğun adı olarak benimsenmiştir. Böyle olmakla beraber Mavıllılar, Bektaşi geleneğine bağlı, ancak tamamen Türk soyundan gelen bir topluluktur. Günümüzde de bütün canlılığı ile varlığını sürdüren bu topluluk, Türk kültürünün köklü motiflerini taşıyan bir kimliğe sahiptir. Aşık edebiyatı, halk müziği geleneği, sosyal hayat, gelenek ve görenekler açısından Mavıllılar veya halk deyimiyle Mavıllar, Telafer yöresinde önde gelen önemli bir topluluk sayılır.

SARILLI (SARILI)

Sarıllı (Sarılı) oymağının Oğuz boylarına mensup olduğu anlaşılıyor. 14. yüzyılın sonlarına doğru Mehmet Saru adlı bir Türkmen beyinin Şehrizor'a hakim olduğu, 13. yüzyılda da Erbil Atabeyi Muzaffereddin Gökbürü'ye ait Saru adlı bir kalenin varlığı da biliniyor. Mehmet Saru'nun buyruğundaki Türkmen oymağının kendisinden sonra Sarulu adıyla anıldığını ve bu oymağın günümüze kadar varlığını koruduğu anlaşılıyor.

III. Murad döneminde 31 nefer olarak kaydedilen112 bu topluluğun adı 19. yüzyılın sonlarına tarihlenen Osmanlı arşiv belgelerinde geçmektedir. Musul yöresinde Sünni mezhebini kabul eden Sarılı taifesi reislerinin ödüllendirilmesi hakkında Meclis-i
Vükelâ görüşmelerine mahsus 16 Eylül 1892 tarihli tutanak ile, bu topluluk için dini eğitim, okul açılması ve hoca tayin edilmesi bildirilmektedir.

Musul ile Erbil arasındaki bir kaç köyde yerleşen Sarılı topluluğuna Büyük Zap suyunun sağ ve sol kıyılarında rastlanılmaktadır. Sarılı topluluğu, Zap suyunun kenarında özellikle Hızır adı ile bilinen bölgede yaşarlar. Zap kenarında yer alan Verdek köyü ve çevresi, bu topluluğun yoğun olarak yaşadığı yerlerdir. Ayrıca Şebeklerin yaşadığı köylerin bir kısmında da, Sarılılara mensup topluluklar vardır. Kerkük'e bağlı Karatepe yöresinde Sarayliyye (Saraylı) adı ile bilinenlerin de Sarılıyye yani Sarılılardan oldukları tahmin ediliyor.

Çok kapalı bir sosyal yaşantı sürdüren Sarılılar, dini ayinlerini, gelenek ve göreneklerini gizli olarak yaparlar. Dini inançları ve dünya görüşleri bakımından da Sarılılar, kendilerine özgü bir anlayışa sahiptirler.

YAĞCI
Kaynaklarda adı geçen Türk oymaklarından biri de Yağcı topluluğudur. H. 946 (1539) yılında Yağcı topluluğu 333 nefer, 300 hane ve 33 mücerred olarak tesbit edilmiştir. III. Murad döneminde bu topluluğun Seyit Ahmet Kethüda'ya bağlı 46 bennak, 10 mücerred; Şahkulu Kethüda'ya bağlı 30 bennak, 12 mücerred; Yarar Kethüda'ya bağlı 215 bennak, 41 mücerred ve Ali Veled Göndük Kethüda'ya bağlı 71 bennak, 9 mücerredden oluştuğu kaydedilmiştir.

[Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız]
irantürkü çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 28-08-06, 00:03   #2
Eski Üye
 
Giriş Tarihi: 07-05-2005
Yaş: 30
Mesajlar: 1,103
Rep Puanı: 847216
17_january Rütbe: Sıfır17_january Rütbe: Sıfır17_january Rütbe: Sıfır17_january Rütbe: Sıfır17_january Rütbe: Sıfır17_january Rütbe: Sıfır17_january Rütbe: Sıfır17_january Rütbe: Sıfır17_january Rütbe: Sıfır17_january Rütbe: Sıfır17_january Rütbe: Sıfır
Rep Gücü: 8541
Varsayılan Cvp: Irak'takİ TÜrk Boylari


islam tarihi kitablarında peygamberden önce bile Irak havalisinde Türklerin yaşadığı bildirilir , inanmayanlar Mustafa Asım Köksal hocanın 12 ciltlik İslam tarihi kitabına bakabilirler , kısacası Iraktaki bilinen Türk varlığı enaz 1500 sene öncesine kadar gider
17_january çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 28-08-06, 00:31   #3
Meraklı
 
Giriş Tarihi: 11-08-2006
Yaş: 24
Mesajlar: 383
Rep Puanı: 2672022
irantürkü Rütbe: Artı 1irantürkü Rütbe: Artı 1irantürkü Rütbe: Artı 1irantürkü Rütbe: Artı 1irantürkü Rütbe: Artı 1irantürkü Rütbe: Artı 1irantürkü Rütbe: Artı 1irantürkü Rütbe: Artı 1irantürkü Rütbe: Artı 1irantürkü Rütbe: Artı 1irantürkü Rütbe: Artı 1
Rep Gücü: 26766
Varsayılan Cvp: Irak'takİ TÜrk Boylari


Alıntı:
Gerçek Mesajı Gönderen 17_january Mesajı Göster
islam tarihi kitablarında peygamberden önce bile Irak havalisinde Türklerin yaşadığı bildirilir , inanmayanlar Mustafa Asım Köksal hocanın 12 ciltlik İslam tarihi kitabına bakabilirler , kısacası Iraktaki bilinen Türk varlığı enaz 1500 sene öncesine kadar gider

GERÇEKTEN HAKLISIN.
HZ MUHAMMED'İN BİLE TÜRKLERLE İLGİLİ BİRÇOK ÖVÜCÜ SÖZÜ VAR.

ACABA O TARİHLERDEN ÖNCELERİ IRAK TA DA YAŞAMIŞ SÜMERLER Mİ KASTEDİLDİ?
irantürkü çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 28-08-06, 03:07   #4
Meraklı
 
Giriş Tarihi: 17-06-2005
Yer: CAPONYA
Yaş: 19
Mesajlar: 364
Rep Puanı: 21355
emre1453 Rütbe: Sıfıremre1453 Rütbe: Sıfıremre1453 Rütbe: Sıfıremre1453 Rütbe: Sıfıremre1453 Rütbe: Sıfıremre1453 Rütbe: Sıfıremre1453 Rütbe: Sıfıremre1453 Rütbe: Sıfıremre1453 Rütbe: Sıfıremre1453 Rütbe: Sıfıremre1453 Rütbe: Sıfır
Rep Gücü: 273
Varsayılan Cvp: Irak'takİ TÜrk Boylari


Güzel paylaşım saygılar rep++
emre1453 çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 28-08-06, 17:53   #5
Banlandı
 
Giriş Tarihi: 03-07-2006
Yaş: 30
Mesajlar: 254
Rep Puanı: 4209
ASİL-TÜRK Rütbe: SıfırASİL-TÜRK Rütbe: SıfırASİL-TÜRK Rütbe: SıfırASİL-TÜRK Rütbe: SıfırASİL-TÜRK Rütbe: SıfırASİL-TÜRK Rütbe: SıfırASİL-TÜRK Rütbe: SıfırASİL-TÜRK Rütbe: SıfırASİL-TÜRK Rütbe: SıfırASİL-TÜRK Rütbe: SıfırASİL-TÜRK Rütbe: Sıfır
Rep Gücü: 0
Varsayılan Cvp: Irak'takİ TÜrk Boylari

İrantürkü ırkdaşım,bu uğraşların,gayretlerin,çabaların,Türk'ün bir dünya ulusu olduğunu kanıtlamaya yeter de artar bile.Ne diyeyim sana,hep esen kal.Nasıl büyük bir ırka sahip olduğumuzu,nasıl şanlı bir geçmişimiz olduğunu bize tekrar tekrar gösteriyorsun.Tanrı seni ve bütün Türkleri korusun.
ASİL-TÜRK çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 22:01
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


(*) www.firmaniz.com Domain, Alan adı tescili sadece 11,95 TL!
Bir başkası almadan hemen alan adınızı tescil ettirin...
(*) SiteBAZ ile Web tasarımı sadece 5,95 TL!
Birkaç dakikada web sitenizi kurup, hemen yeni müşteriler kazanın!
www.ihs.com.tr

ForumTR Servisleri: ForumTR Video - ForumTR Haber - ForumTR Oyun - ForumTR Chat - ForumTR Mail - ForumTR IRC

Vize İşlemi | Haberler | Okul Arkadaşım

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir.
Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız sikayet@frmtr.com email adresine bildirebilirsiniz.
Dikkat: Bu site şikayet sitesi değildir, arızalı ürünleriniz ve diğer şikayetleriniz için bu email adresini kullanmayınız.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to abuse@frmtr.com


Search Engine Optimization by vBSEO

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562