ForumTR Sunar: EFES Online. Çok Kullanıcılı Çevrimiçi Dev Oyun. Tamamen Ücretsiz Olan EFES'e hemen üye olun.
Forum TR
Go Back   Forum TR > Gündem > Genel
Üye Ol Bloglar Arama Sosyal Gruplar Forumları Okundu Yap
ForumTR'ye Reklam Vermek İçin Tıklayınız: network@frmtr.com

Buyuk Patlama ( Bing Bang) Modeli

Gündem Kategorisinde ve Genel Forumunda Bulunan Buyuk Patlama ( Bing Bang) Modeli Konusunu Görüntülemektesiniz => Uzayin git gide daha derinlerine baktigimizda, acaba uzayin sonuna ya da zamanin baslangicina ulasabilir miyiz? Evrenin bir baslangici varsa, acaba ...

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 25-03-06, 00:34   #1
Hızlı Üye
 
Giriş Tarihi: 08-03-2006
Yer: Dunyadan bir yer
Yaş: 20
Mesajlar: 1,526
Rep Puanı: 894541
Turksavascisi18 Rütbe: SıfırTurksavascisi18 Rütbe: SıfırTurksavascisi18 Rütbe: SıfırTurksavascisi18 Rütbe: SıfırTurksavascisi18 Rütbe: SıfırTurksavascisi18 Rütbe: SıfırTurksavascisi18 Rütbe: SıfırTurksavascisi18 Rütbe: SıfırTurksavascisi18 Rütbe: SıfırTurksavascisi18 Rütbe: SıfırTurksavascisi18 Rütbe: Sıfır
Rep Gücü: 9008
Varsayılan Buyuk Patlama ( Bing Bang) Modeli


Uzayin git gide daha derinlerine baktigimizda, acaba uzayin sonuna ya da zamanin baslangicina ulasabilir miyiz? Evrenin bir baslangici varsa, acaba nasildi? Sonu olacak mi? Tüm bunlar, kozmolojiyi, bir bütün olarak evrenin yapisi ve evrimini inceleyen astronomi dalini ilgilendiren sorulardir.

Her kültür, kendine özgü bir kozmoloji icat etmistir. Aristoteles'in evreninde üzerine yildizlarin tutturulmus oldugu büyük, kristal bir küre olarak düsünülen uzayin kenarlari vardi. Ama bu evrenin ne baslangici, ne de sonu vardi.Yani duragandi. Gökyüzüne Ýliskin adli eserinde Aristoteles söyle demektedir: "En temel cisim, sonsuzdur; büyümez, küçülmez, yaslanmaz, degismez ve hareket ettirilemez". Aristoteles, tanrisal ve ölümsüz olan evrenin, temel cisim olan 'ether'den olusmasi gerektigini düsünüyordu. Hiristiyan dünya görüsü sonsuzluk kavramindan vazgeçmekle birlikte evrenin degismez oldugu fikrine sahip çikti ve sürdürdü. Bu gelenege göre evren, Tanri tarafindan yoktan var edilmis ve o günden bu yana hiç degismemistir. 1543 yilinda Dünya'nin evrenin merkezi olmayip yalnizca Günes çevresinde dönen bir gezegen oldugunu gösteren Copernicus çok seyi degistirmekle birlikte, evrenin uzaysal olarak sinirli, zamansal olarak ise sonsuz oldugu yolundaki Aristoteles inanisini degistiremedi.

1576 yilinda, Copernicus ögretisine inanan bir Ýngiliz olan Thomas Digges, yildizlari, üzerinde bulunduklari kristal küreden koparip uzaya dagitan ilk astronom oldu. 1546 yilinda dogan ve matematik egitimi gören Digges, Copernicus'un büyük eseri The Revolutionibus'un bazi bölümlerini Ýngilizce'ye çevirerek yayinladi. A Perfit Description of the Caelestiall Orbes basligiyla yayinladigi bu çeviriye Digges, yildizlarin dagilimi, özellikle de uzayin sonsuz oldugu ve yildizlarin bu sonsuz uzayda dagilmis olarak bulunduklari yönündeki kendi görüslerinin anlatildigi bir bölüm ekledi (Digges ayni zamanda daha uygulamali olan baska konularla da ilgileniyordu. Top mermilerinin yörüngeleri üzerine ilk ciddi çalismalari yapan Digges, Ýngiltere'de balistigin babasi sayilir).

Digges'ten sonra evrenin uzayda sonsuz oldugu kabul edilmistir. Bununla birlikte insanlar hala evrenin zaman içinde degismez oldugunu düsünüyorlardi. Büyük fizikçi Isaac Newton ayni problemi yüz yil kadar sonra yeniden ele aldi. Tek tek gezegenlerin hareket halinde olduklari kesindi ama çok büyük zaman araliklariyla bile bakilsa evrenin degismez oldugu düsünülüyordu.

Newton, büyük ölçekte evreni tanimlayan asil kuvvetin evrensel kütle çekim kuvveti oldugunu anladi. Bunun ötesinde, kütle çekim teorisi ile Newton, evrenin bir bütün olarak hesaplamalara dayanan modelini yapan ilk insan oldu. Bununla birlikte 1917'deki Albert Einstein'in modeline kadar böyle bir modelden söz edilmemisti. Einstein da Newton gibi genel görelilik adi verilen kütle çekim teorisini yeni gelistirmisti. Newton gibi Einstein da kozmolojideki temel kuvvetin kütle çekim kuvveti olduguna inaniyordu.

Genel görelilik, madde ve enerjinin kütle çekimini nasil ürettigini, buna karsilik madde ve enerjinin kütle çekimine nasil tepki verdigini anlatan oldukça karmasik ve matemetiksel bir teoridir. Bir bütün olarak evren teorisiyle ilgili zor denklemleri çözebilmek amaciyla Einstein, iki basitlestirici varsayim yapmisti: Evren zamanla degismez ve madde evrende düzgün bir biçimde dagilmistir. Her ne kadar Einstein'in baslangiç varsayimlari ile ilgili gözlemsel hiçbir kanit yoksa da, Einstein bu varsayimlarin tatminkar sonuçlar verecek ölçüde gerçege yakin olduklarina inaniyordu. Einstein'in sonuçtaki "kozmoloji modeli" duragan ve homojendi.

Çok geçmeden, baska kozmoloji modellerinin de olasi oldugu ortaya çikti. 1922 yilinda Alexander Friedmann, zamanla degisen evreni tanimlayan bir kozmoloji modeli olan duragan olmayan evren modelini ortaya atti. Bir Rus matematikçi ve meteorolog olan Friedmann, ise Einstein'in çekim teorisi ile basladi ama homojenlik varsayimini kabul ederken duraganlik varsayimini sorgulamaya açti. Hollandali astronom Wilhelm de Sitter'in de dedigi gibi, ne kadar büyük bir teleskopla
bakarsak bakalim evreni görüsümüz bir fotograf karesinden baska bir sey degildir, dolayisiyla da evrenin uzun dönemli davranislari konusunda çok az fikir verir. Friedmann, genel görelilik denklemlerinin baska çözümünü buldu. Bu çözüme göre evren, yogunlugu son derece yüksek bir durumdan baslayarak zaman içinde genisliyordu.

Friedmann'in kozmoloji modeline göre ilk patlamadan sonra genislemeye baslayan evren gittikçe daha daginik bir duruma geliyordu. Bu kozmoloji modeline 'büyük patlama' modeli adi verildi. 1923 yilinda Friedmann'in evrimlesen modelinin elestirisinde Einstein, Friedmann'in hesaplamalarinin matematiksel geçerliligini kabul etmekle birlikte, bunlarin gerçek evrene uygulanabileceginden kuskuda oldugunu bildirdi. Teorik fizikte, baslangiç kosullarina bagli olarak bir denklem setine birden fazla çözüm bulunmasi oldukça sik rastlanan bir seydir; bu nedenle Aristoteles, Copernicus ve Newton gibi Einstein da evrenin duragan olduguna inanmaya devam etti. Bununla birlikte ne Friedmann'in ne de Einstein'in baslangiç varsayimlari ampirik olarak sinanabilirdi. O zamanlar her iki görüs dogrultusunda da deneysel kanit hemen hemen yok gibiydi. Einstein ve Friedmann, evren teorilerini kagit üzerinde üretmislerdir.

1929 yilinda durum kökten degisti. O yil, teleskopla gözlem yapan Amerikali astronom Edwin Hubble, evrenin genislemekte oldugunu kesfetti. Galaksiler sürekli olarak birbirlerinden uzaklasiyorlardi.

Gerçekte Hubble teleskopla baktiginda galaksilerin birbirlerinden uzaklastigini görmedi; böyle hareketleri dogrudan görmek için milyonlarca yil gerekir. Hubble, Doppler kaymalarina bakarak galaksilerin hareket ettigi sonucuna vardi: Galaksilerin renkleri tayfin kirmizi ucuna dogru kayiyordu. 'Kirmiziya kayma' olarak bilinen bu kayma, uzaklasma hareketinin bir sonucudur. Bütün galaksiler Samanyolu'ndan uzaklasiyordu. Aslinda birçok kozmik bulutsunun kirmiziya kaymalari 1900'lerde Arizona'daki Lowell Gözlemevi'nde çalisan Vesto Slipher tarafindan ölçülmüstü. Hubble'in Slipher'in çalismasina ekledigi tek sey, Cepheid yildizlarini kullanarak uzaklasan galaksilerin uzakliklarini saptamak oldu. Hubble, galaksilerin uzakliklarinin, uzaklasma hiziyla dogru orantili oldugunu kesfetti. Baska bir deyisle, bir galaksinin bize olan uzakligi bir baska galaksinin iki katiysa, uzaklasma hizi da iki kati oluyordu. Bu sonuç, her yönde düzgün olarak genisleyen bir evren için beklenen bir sonuçtu.

Hubble'in gözlemleri bir yandan çok açik bir biçimde Fiedmann'in duragan olmayan modelinin Einstein'in duragan modeline göre üstünlügünü ortaya çikarirken, öte yandan da Hubble'in gözlemleri görünüse göre her iki bilim adaminin da öne sürdügü temel varsayimi dogruluyordu: Evren hemen hemen homojendir. Yalnizca evren eger homojense galaksilerin uzaklasma hizlari uzakliklari ile dogru orantili olabilir. Dahasi, homojen evren her noktanin diger noktalardan farkli olmadigi anlamina gelir. Nasil sisen bir balonun, balon yüzeyinde bir genisleme merkezi yoksa, evren de genisliyor olmasina karsin bir genisleme merkezi yoktur. Bir balonun yüzeyine her biri bir galaksiyi temsil eden noktalar koydugumuzu düsünelim. Balon siserken herhangi bir noktadan bakildiginda diger noktalarin uzaklastigi görülecektir. Hiçbir nokta merkez degildir.

Eger galaksilerin uzaklasma hizlari uzakliklari ile dogru orantiliysa, bütün galaksiler için hizin uzakliga orani sabit olmalidir. Hubble sabiti adi verilen bu oran evrenin su andaki genisleme hizini vermektedir. En duyarli ölçümlere göre su andaki genisleme hizi ile evrenin boyutlari yaklasik 10 milyar yil içinde iki katina çikacaktir. Daha kesin konusmak gerekirse, birbirlerinden uzakta bulunan iki galaksinin aralarindaki uzaklik, yaklasik 10 milyar yil sonra iki katina çikacaktir.

Zaman geçtikçe galaksiler birbirlerinden uzaklasiyorlar. Dolayisiyla geçmiste birbirlerine daha yakin olmalari gerekiyor. Eger evren filmini geriye dogru oynattigimizi düsünürsek, galaksiler gittikçe birbirlerine yaklasarak kalabaliklasacaklar. Geçmiste öyle bir an olacak ki evrendeki bütün madde, yogunlugu sonsuz olan bir noktaya sikismis durumda bulunacak. Astronomlar bu durumun gerçeklesmis oldugu zamani hesaplayabiliyorlar: Günümüzden 10-20 milyar yil önce. Bu ana 'büyük patlama' adi veriliyor. Büyük patlamadan önce ne oldugu, halen teorik fizikçiler arasinda yogun tartisma konusu.

1930'larda, astronomlar evrenin yasini ilk kez hesapladiklarinda, bunu Dünya'mizin yasiyla karsilastirmislardi. Daha önce söz edildigi gibi, 1910'larda baslayan uranyum filizinin radyoaktif tarihlendirme çalismalarina göre Dünya'nin yasi yaklasik olarak 4.5 milyar yildir. Dünya'nin ve Günes'in olusumu ile ilgili tüm teoriler, Dünya'nin yasinin, evrenin yasinin yüzde onu ile yüzde doksani arasinda bir yerlerde olmasi gerektigini belirtiyorlar. Baska bir deyisle, yeryüzündeki kayalarin yaslarini saptayan bilim adamlari, evrenin yasinin 5.5 milyar ile 50 milyar yil arasinda olmasi gerektigini söylüyorlar. Galaksilerin hareketlerini gözleyen baska bilim adamlari da evrenin yasini 10-20 milyar yil arasinda buluyorlar. Bu ikisi birbirinden çok farkli ölçümler. Bulunan yas araliklarinin kesismesi ise büyük patlama modeli lehinde çok kuvvetli bir kanit. Bununla birlikte surasini da unutmamak gerekir ki kozmoloji, astronominin tüm dallari, hatta bütün bilimler, uzay ve zamanin en uç kesismelerini gerektirirler. Her ne kadar çok genis kesimlerce tutulduysa da büyük patlama modeli henüz çok az sayida gözlemsel testlerden geçmis durumdadir.

Dünya'nin yasiyla karsilastirma testinden sonraki iki önemli test, evrenin kimyasal yapisi yüzde 74 hidrojen, yüzde 24 helyum, yüzde 2 agir elementler ve kozmik fon isinimi adi verilen ve tüm uzayi kaplayan düzgün radyo dalgalaridir.

Büyük patlama modeline göre hem evrenin temel kimyasal yapisi, hem de kozmik fon isinimi evrenin bugünkünden çok farkli oldugu uzun zaman önce biçimlenmistir. Eger kozmik evrim filmimizi gene geriye dogru oynatirsak, evren büzülür, galaksiler gittikçe birbirlerine yaklasirlar ve sonunda yildizlar ve galaksiler kendilerine özgü kimliklerini yitirirler. Evrendeki madde, bir gazi andirmaya baslar. Evren gittikçe büzülerek yogunlastikça kozmik gazin sicakligi da gittikçe artmaya baslar. Sicaklik 10000 santigrat dereceye ulastiginda, elektronlar atomlarindan kaçip kurtulmaya baslar. Daha yüksek sicakliklarda ise atom çekirdekleri proton ve nötronlara ayrisir. Evrenin dogum ani olan büyük patlama yaklastikça, sicaklik artmaya devam eder. Sicaklik 10 trilyon dereceye ulastiginda proton ve elektronlar kuark adi verilen üç temel parçaciga bölünürler.

Þimdi baslangiçtan itibaren zaman içinde ileriye dogru gittigimizi düsünelim. Büyük patlamadan yaklasik 0.00001 saniye sonra kuarklar birleserek proton ve nötronlari olusturdular. En basit ve hafif kimyasal element olan hidrojenin çekirdeginde yalnizca bir proton bulunur. Bu süre içerisinde baska hiçbir kimyasal elementin bulunabilmesi mümkün degildir. Diger tüm kimyasal elementler iki veya daha fazla atom-alti parçacigin biraraya gelip kaynasmasiyla ortaya çikar ki evrenin baslangiç asamasindaki yogun sicaklik kosullarinda böyle kaynasmalar gerçeklesemezdi. Evren genisledikçe sogudu. Baslangiçtan birkaç dakika sonra sicaklik milyar derece mertebesine düstü. Bu kritik sicakliklarda proton ve nötronlar, aralarindaki nükleer kuvvetler nedeniyle birlesmeye basladilar. Teorisyenlerin 1960'lar ve 1970'lerde yaptiklari hesaplara göre, döteryum, helyum ve lityum bu sirada olusmus olmalilar. Bu tür ilk hesaplar 1964 yilinda Cambridge Üniversitesi'nden Fred Hoyle ve Roger Tayler ile Moskova Kozmik Arastirma Enstitüsü'nden Yakov B. Zel'dovich tarafindan yapildi. Princeton'dan James Peebles, Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü'nden Robert Wagoner ve arkadaslari ile Chicago Üniversitesi'nden David Schramm ve arkadaslari da daha ileri düzeyde hesaplar yaptilar. Bu teorik hesaplarin sonuçlari, gözlemsel olarak saptanan hidrojen, helyum, lityum ve döteryum miktarlari ile dikkat çekici bir uyum içindedir (Karbon, oksijen, ve demir gibi tüm diger elementler çok daha sonralari, yildizlar tarafindan üretilmislerdir). Bu uyum büyük patlama modelini destekleyen bir baska kanittir.

Yeni dogmus ve dolayisiyla çok sicak olan evren, kozmik fon isinimini da üretmis olmalidir. 1948 yilinda ilk kez George Washington Üniversitesi'nden Ralph Alpher, George Gamow ve Robert Herman tarafindan yapilan ve 1965 yilinda bagimsiz olarak Princeton'dan Robert Dicke ve James Peebles tarafindan tekrarlanan teorik hesaplar, büyük patlamanin üzerinden henüz yalnizca birkaç saniye geçtigi siralarda uzayda kara cisim isinimi adi verilen özel bir cins isinimin üretilmis olmasi gerektigini gösterdi. Kara cisim isinimi, isinimin sicakligina karsilik gelen tek bir parametre tarafindan belirlenir. Teorik olarak kara cisim isinimi evrenin ilk anlarinda, uzayda düzgün olarak üretilmis ve evren 300000 yil yasina gelip de atom çekirdekleri biraraya gelerek atomlari olusturuncaya kadar atom-alti parçaciklar tarafindan saçilmaya devam etmis olmalidir. Zaten bu noktadan sonra, maddeyle hiç etkilesmeyen isinim uzayda yayilmasini sürdürmüstür. Evren genisledikçe isinimin dalgaboyu büyümüs ve günümüzde isinimin dalgaboyu radyo dalgalarina karsilik gelen bir degere, sicakligi da mutlak sifirin üzerinde yaklasik 3 dereceye kadar düsmüstür. Bir önceki bölümde söz edildigi gibi, bu isinim bir raslanti sonucu 1965 yilinda kesfedilmisti. Son yillarda veri toplayan COBE uydusu, kozmik fon isiniminin özelliklerinin büyük patlama teorisinin öngördügü özellikler oldugunu dogruladigindan, bu teoriyi destekleyen bir kanit daha elde edilmis oldu.


Kaynak:[Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız]

Mesajı son düzenleyen feyzakalender ( 25-03-06 - 02:44 )
Turksavascisi18 çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 25-03-06, 00:45   #2
Banlandı
 
Giriş Tarihi: 03-11-2005
Yer: im ben bebişimin paymaklayını:D:D
Yaş: 30
Mesajlar: 3,300
Rep Puanı: 49681
feyzakalender Rütbe: Sıfırfeyzakalender Rütbe: Sıfırfeyzakalender Rütbe: Sıfırfeyzakalender Rütbe: Sıfırfeyzakalender Rütbe: Sıfırfeyzakalender Rütbe: Sıfırfeyzakalender Rütbe: Sıfırfeyzakalender Rütbe: Sıfırfeyzakalender Rütbe: Sıfırfeyzakalender Rütbe: Sıfırfeyzakalender Rütbe: Sıfır
Rep Gücü: 0
Varsayılan Cvp: Buyuk Patlama ( Bing Bang) Modeli


Konunuz paylaşıma açılmıştır

Mesajı son düzenleyen feyzakalender ( 25-03-06 - 02:45 )
feyzakalender çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 25-03-06, 17:23   #3
Bağımlı
 
Giriş Tarihi: 09-10-2005
Yer: karlıkayın ormanı
Yaş: 24
Mesajlar: 603
Rep Puanı: 145865
karamanku Rütbe: Sıfırkaramanku Rütbe: Sıfırkaramanku Rütbe: Sıfırkaramanku Rütbe: Sıfırkaramanku Rütbe: Sıfırkaramanku Rütbe: Sıfırkaramanku Rütbe: Sıfırkaramanku Rütbe: Sıfırkaramanku Rütbe: Sıfırkaramanku Rütbe: Sıfırkaramanku Rütbe: Sıfır
Rep Gücü: 1517
Varsayılan Cvp: Buyuk Patlama ( Bing Bang) Modeli


araştırman için saol ama senin gibi gençleri bilim teknik de görmek isteriz biz
karamanku çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 25-03-06, 19:57   #4
Republic Of Fenerbahçe
 
Giriş Tarihi: 18-07-2005
Yaş: 31
Mesajlar: 2,726
Rep Puanı: 489713
CrazySS Rütbe: SıfırCrazySS Rütbe: SıfırCrazySS Rütbe: SıfırCrazySS Rütbe: SıfırCrazySS Rütbe: SıfırCrazySS Rütbe: SıfırCrazySS Rütbe: SıfırCrazySS Rütbe: SıfırCrazySS Rütbe: SıfırCrazySS Rütbe: SıfırCrazySS Rütbe: Sıfır
Rep Gücü: 4980
Varsayılan Cvp: Buyuk Patlama ( Bing Bang) Modeli


tesekkurler...
CrazySS çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 25-03-06, 20:01   #5
Hızlı Üye
 
Giriş Tarihi: 08-03-2006
Yer: Dunyadan bir yer
Yaş: 20
Mesajlar: 1,526
Rep Puanı: 894541
Turksavascisi18 Rütbe: SıfırTurksavascisi18 Rütbe: SıfırTurksavascisi18 Rütbe: SıfırTurksavascisi18 Rütbe: SıfırTurksavascisi18 Rütbe: SıfırTurksavascisi18 Rütbe: SıfırTurksavascisi18 Rütbe: SıfırTurksavascisi18 Rütbe: SıfırTurksavascisi18 Rütbe: SıfırTurksavascisi18 Rütbe: SıfırTurksavascisi18 Rütbe: Sıfır
Rep Gücü: 9008
Varsayılan Cvp: Buyuk Patlama ( Bing Bang) Modeli

Arkadaslar yorumlariniz icin sagolun burada vurgulamak istedigim mesele soyle dusunun bir zamanlar insanligin tekmolojisi cok geriydi dunyanin sonunu goremiyorduk sonsuz saniyorduk bunun zamanla boyle olmadigini anladik uzay araclari gelistirdik dunyanin disina ciktik uzayi gorduk ve bence uzayda gezegenleri icinde barindiran bir gezegen ve bir sonu var cunku sonsuz birsey asla genislemez
Turksavascisi18 çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 21:49
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


(*) www.firmaniz.com Domain, Alan adı tescili sadece 11,95 TL!
Bir başkası almadan hemen alan adınızı tescil ettirin...
(*) SiteBAZ ile Web tasarımı sadece 5,95 TL!
Birkaç dakikada web sitenizi kurup, hemen yeni müşteriler kazanın!
www.ihs.com.tr

ForumTR Servisleri: ForumTR Video - ForumTR Haber - ForumTR Oyun - ForumTR Chat - ForumTR Mail - ForumTR IRC

Vize İşlemi | Haberler | Okul Arkadaşım

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir.
Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız sikayet@frmtr.com email adresine bildirebilirsiniz.
Dikkat: Bu site şikayet sitesi değildir, arızalı ürünleriniz ve diğer şikayetleriniz için bu email adresini kullanmayınız.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to abuse@frmtr.com


Search Engine Optimization by vBSEO

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562