En Komik ve Eğlenceli Videolar Burada. * FrmTR Sohbet Kontrol Panelinizde.
Forum TR
Go Back   Forum TR > >
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: reklam@frmtr.com
Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 10-08-08, 03:13   #1
gokhan1095

3 Silahlarla ilgili genel bilgiler(Resimli)


Silah insanların ve toplumların bir başka insana veya toplumlara karşı savunma ve saldırı amaçlı kullandığı bir araçtır.
İnsanlar savaşmak ve avlanmak için kendi organlarını yeterli görmeyip, ilk zamanlardan beri yardımcı aletler kullandı. Kesici, vurucu, neticede çeşitli şekillerde tahrip edici özellikleri olan ve dünyanın değişik yerlerinde değişik isim ve tipleri bulunan silahlar, basit şekillerden başlayarak günümüze kadar büyük gelişmeler kaydetmiştir. Barutun bulunuşuyla ateşli silahlar, teknolojik gelişmelere paralel olarak kimyevi, biyolojik, meteorolojik, aküstik, kozmik, nükleer ve soğuk harp silahları gibi çeşitli boyutlar kazandı.



Ateşsiz silahlar:

En basit ateşsiz silah, taş ve sopadır. Zamanla silahın tahrip gücünü arttırmak için, keskin ve sivri uçlu aletler yapılarak gürz, bıçak, kılıç, mızrak, kargı, ok, cirit, bumerang, kalkan, zırh, mancınık, koçbaşı, hançer, balta, kama ve bunlara benzer pekçok çeşitte silah geliştirildi. Bunların savaşta en yaygın olanı kılıçtı. Meç, şimşir, gaddare, yatağan gibi çeşitleri vardı. Ateşli silahların bulunuşuna kadar yaygın olarak kullanılan diğer bir silah oktu. Mancınık, gülleleri ve büyük okları fırlatmaya yarayan bir aletten çok bir mekanizmaydı. Günümüzde hala kullanılmakta olan kasatura, tüfeğin ucuna takılan dürtücü ve kesici ateşsiz bir silahtır. Koçbaşı, ucunda demir bir koçbaşı bulunan asılı bir kirişten ibarettir. Kale kapılarını yıkmak için kullanılır.

Ateşli silahlar:

Doğu ülkelerinde bulunan barutun, Ortadoğu ve Avrupa'ya geçmesiyle ateşli silahlarda da önemli gelişmeler oldu. Suriye'den Bizans'a geçen bir ateşli silah şaşkınlıkla karşılandı. Çok eskiden beri Asya'da Türkler ve Çinliler tarafından kullanılan barut sonradan roket, top ve tüfek gibi silahlarda kullanılmaya başlandı. Selçuklu ve Osmanlılar döneminde bu tür silahlarda büyük gelişmeler kaydedildi. Kosova Meydan Muharebesinde ve özellikle Fatih Sultan Mehmed Han tarafından, İstanbul'un fethinde toptan büyük ölçüde faydalanıldı. Yavuz Sultan Selim Han zamanında, tüfek orduda yaygın bir şekilde kullanılmaktaydı. Top namlularına ilk yivi veren de Yavuz Sultan Selim Handır. O zamanlar top tekniği Avrupalılardan çok üstündü.
Zamanla büyük değişikliğe uğrayan ateşli silahlar, tabanca, tüfek ,bombaatar, top ,obüs , havan gibi çeşitli adlar altında, değişik vasıflara sahip birçok çeşitlere ayrıldı. Bunların herbirinin kullanılma gayesine göre özellikleri vardır. Ayrıca bunların makineli, yarı otomatik tipleri gelişti.
Güdümlü mermiler, deniz hedeflerine karşı kullanılan torpidolar, çeşitli tipteki bombalar, roketler ve mayınlar da ateşli silahlar grubuna dahil edilebilir. Kara, deniz ve hava birliklerince kullanılan bu silahların bazısı saldırı, bazısı savunma, bazısı da hem saldırı hem de savunma gayesi güder. Mesela uçaklarda saldırı için kullanılan makineli tüfek, top, roket, güdümlü mermi ve çeşitli bombalar bulunabildiği gibi uçaklara karşı savunmada kullanılan güdümlü uçaksavar silahları da vardır. Yine zırhlı bir savaş aracı olan tankta kullanılan makineli tüfek, top, roket, alev makineleri, sis ve gaz makineleri yanında tanklara karşı kullanılan tanksavar topları, roketleri, bombaları, füzeleri bu silahların değişik gayelerde kullanılmasına misaldir.

Kimyasal silahlar :

Kimyevi maddelerin yakıcı, öldürücü, tahrip edici ve sis halinde gizleme özelliğinden faydalanılan silahlardır. Uçaklardan püskürtülerek, bombalarla, gaz havanlarıyla vb. değişik yollarla havaya karıştırılan savaş gazları, hedefteki canlılarda öldürme ve benzeri tahribatlar yapar. Gizlemede kullanılan sis silahları, zehirleyici bir özelliği olmamasına rağmen yangın maddeleri, yandığı yerde zararlara yol açar. Bu maddelerin hedefe saçılmasında değişik usuller kullanılır.


Diğer silahlar:

Her ne kadar bir silah olmamakla birlikte, üzerlerinde çeşitli silahlar taşıyan ve birer savaş aracı olan Savaş Uçağı, Savaş Gemisi , denizaltıları, Uçak gemisi , tankları da komplike ve dolaylı bir silah olarak kabul etmek mümkündür. Barış zamanlarında politik ve istihbarat faaliyetleriyle kültürel ve sosyal yapı üzerinde tahribat yapmak için kullanılan usuller ve yapılan işler de bir silahtır. Savunmada bir vasıta olarak kullanılan radar, sonar , lidar gibi sistemler, lazer ve [[yapay uydu(asat]] da birer silah grubu teşkil ederler.

Tank



Günümüzde tanklar

Alman Leopard 2 ana muharebe tankı.



II. Dünya Savaşı'nda tanklar
Nazi Almanya'sının Königstiger tankı.

Tank, ana görevi doğrudan ateş gücü kullanımıyla düşman kuvvetlerine saldırmak olan, paletli ve zırhlı bir savaş aracıdır. Tankı diğer savaş araçlarından ayıran özellikleri ağır bir zırha, yüksek ateş gücüne ve her türlü arazide hızlı gidecek şekilde tasarlanmış sürüş takımlarına sahip olmasıdır. Her ne kadar masraflı ve lojistik açıdan çaba gerektiren araçlar olsa da, yer hedeflerine saldırma yeteneği ve piyadelerin moralini çökertmesi nedeniyle modern orduların vazgeçilmez unsurlarındandır.
Tanklar güçlü savaş makineleri olsalar da, nadiren tek başlarına hareket ederler. Zırhlarına ve hareket yeteneklerine rağmen omuz üstünden ateşlenen anti-tank füzelerine, mayınlara, topçu ateşine, ve hava saldırısına karşı zayıftırlar. Bu nedenle genellikle diğer birliklerle bir arada hareket ederler. Aynı zamanda ormanlık arazide ve kentsel bölgelerde uzun mesafeli atış imkânının ortadan kalkması, görüş açısının darlığından tank mürettebatının tehditleri fark etmekte zorlanması ve hatta taretin hareket yeteneğinin kısıtlanması nedeniyle dezavantajlı duruma düşerler.
Tanklar ilk defa I. Dünya Savaşı'nda, siper harbi çıkmazını yok etmek için kullanılmış ve zamanla savaş alanında klasik süvari görevlerini üstlenmişlerdir. Tank ismi ilk kez İngiltere'de tank fabrikalarında kullanılmaya başlanmıştır. Bir savaş aracı yapıldığını saklayabilmek için işçilere İngiliz Ordusu için paletli su depoları üretildiği izlenimi verilmiştir.
II.Dünya Savaşı'na kadar tanklar piyadelerin yüksek ateş yüzünden aşamadığı yerlerde kullanılıyordu. Bunun için her piyade bölüğünün belli sayıda tankı vardı. Tankı ana silah olarak kullanan ilk ülke Nazi Almanya'sıdır.
Yaklaşık olarak yüzyıldır tanklar ve zırh taktikleri birçok gelişimden geçmiştir. Silah sistemleri ve zırhlar geliştirilmeye devam etmekle birlikte, birçok ulus konvansiyonel olmayan savaş döneminde bu kadar ağır silahların gerekliliğini tekrar gözden geçirmektedir.

Tanksavarlar



Panzerfaust. Anlamı "Zırh Yumruğu"dur




Türk Piyadesi LAW silâhını kullanırken.



RPG-7



Tanksavar, tank ve zırhlı personel taşıyıcı gibi zırhlı veya hafif zırhlı araçlara karşı kullanılan silah grubunun genel adı. Geri tepmesiz top, kaideye monteli veya elden fırlatılan füzeler, tanksavar mayınlar bu silahların en çok bilinen biçimleridir. Tanksavarlar menzillerine göre; kısa , orta ve uzun menzilli olarak sınıflandırılırlar.
Tow, Milan, ERYX, RPG, Hot, Trigat, Spike, Kornet E gibi sistemler tanksavar füzelerine örnek olarak verilebilir.





Tarihçe

Modern hafif tanksavar silahlarının (LAW Ordusu tarafından kullanılan ve : Light Anti-Tank Weapon) ilk atası ABDBazuka (Bazooka) adı verilen füzeatardır (roketatar). Piyade eri tarafından omuzdan ateşlenebilen Bazuka, 60 mm çapında yüksek infilaklı tanksavar (HEAT: High explosive anti-tank) füzesi kullanan ilk tanksavar silahtır.
100 m mesafeden yaklaşık 100 mm kalınlıktaki zırhlara nüfuz edebilen Bazuka, Kore Savaşı sırasında da kullanılmış ve M20 adı verilen 89 mm çapındaki yeni modelin zırh delme yeteneği 200 m’ye, etkili menzili ise 150 m’ye çıkarılmıştır. Bazuka özellikle Kore Savaşı sonrasında Türk Silahlı Kuvvetleri envanterinde de yer almıştır.
II. Dünya Savaşı yıllarında Almanlar Afrika’daki muharebeler sırasında ele geçirdikleri Bazuka’yı kopyalamış ve daha gelişmiş bir biçimi olan 88 mm çapındaki yeniden kullanılabilir omuzdan ateşlemeli füze fırlatıcı olan Panzerschreck’i (Tank Terörü) üretmişlerdir. Panzerschreck, 200 mm kalınlıktaki zırhlara yaklaşık 180 m mesafeden nüfuz edebilmekteydi. Almanlar tarafından gerçekleştirilen bir diğer ölümcül tanksavar silah ise; Rusların RPG-7 füzeatarlarının atası olarak kabul edilen, düşük maliyetli ve geri tepmesiz Panzerfaust çok sayıda (Tank Yumruğu) tanksavar füzesidir. Ekim 1943’te seri üretimine başlanan silahın 30 (30 m menzil, 140 mm zırh delme), 60 (60 m menzil, 200 mm zırh delme), 100 (100 m menzil, 200 mm zırh delme), 150 (üretimine Mart 1945 tarihinde başlanan silah iki aşamalı iletim sistemi sayesinde 85 m/sn hıza erişebilmekteydi) türevleri bulunmaktaydı. Panzerfaust Berlin SavaşındaRus tank ve zırhlı aracını saf dışı etmiştir.

Tanksavar Nesilleri


1. Nesil Tanksavarlar




AT-3 Sagger



Tanksavar füze sistemlerinde kullanılmış birinci nesil bir güdüm sistemi olan MCLOS’da nişancı bir yandan hedefini optik bir nişangâhtan takip ederken diğer yandan da bir lövye vasıtasıyla füzeyi kişisel olarak hedefe doğru yönlendirmeye çalışmak zorundaydı. Oldukça zor bir kullanımı olan sistem, çok iyi eğitim gerektirmekteydi. İsabet oranı ise muharebe sahasında %25 dolayında gerçekleşmekteydi. Türkiye’de de imalatı gerçekleştirilen tel güdümlü Cobra ile Rus yapımı AT-3 Sagger tanksavar füzeleri MCLOS güdüm sistemine sahipti. Özellikle hareketli hedeflere karşı MCLOS yetersiz kalmaktaydı.

2. Nesil Tanksavarlar


TOW


İkinci Nesil SACLOS komut sisteminde ise, füzenin hedefine doğru uçuşunda nişancının ayarlanmış optik görüş sisteminin nişangâhını hedef hattı üzerinde tutması yeterli olmaktaydı. Fırlatıcı ya da füze üzerindeki elektronik cihazlar ve mikro işlemci, gerekli hesaplamaları yaparak füzenin uçuş yolunu otomatik olarak düzeltmekte ve MCLOS’a kıyasla çok daha yüksek bir hedefe isabet yüzdesi sağlamaktadır. MCLOS’un aksine SACLOS prensibinde nişancı sadece hedefin hareketlerini izlemekte, füzenin hedefe güdümlenmesi işlemini sistem otomatik olarak gerçekleştirmektedir. SACLOS komut sistemi ilk olarak tel güdümlü tanksavar füzelerinde (BGM-71 TOW, Milan, Hot, Eryx ) kullanılmıştır. SACLOS komut sisteminde, ayrıca; telsiz bağlantısı güdümü (Hellfire 1) ve milimetrik dalga (Red Arrow 9A) güdüm teknolojileri kullanılmaktadır.

3. Nesil Tanksavarlar

Üçüncü nesil güdüm sisteminin ana prensibi “at ve unut”dur. Milimetrik dalga radar güdümü ve IIR Arayıcı(kızılötesi) + Otomatik izleme sistemli at ve unut güdüm sistemleri kullanılmaktadır. Hellfire füzesinin gerçek manada tek at ve unut tipi AH-64D LongBow helikopterlerinde kullanılan AGM-114L modelidir.
Edilgen algılamalı kızılötesi ve otomatik izleme sistemli at ve unut tipi füzelere örnek olarak, her türlü hava şartında gece ve gündüz kapalı mevzilerden ve bina içinden ateşlenebilen Javelin’i verebiliriz. Füzenin hedefini izlemesine ve onu çok yüksek bir isabet yüzdesi ile vurmasına olanak sağlayan ve gelişmiş bir görüntü arayıcısı [CCD/IIR] ile sofistike bir izleyiciden oluşan oldukça çağdaş bir bağımsız güdüm sistemine sahiptir. Buna göre, nişancı hedef tespiti yaptıktan sonra atım kısmını komuta fırlatma birimine irtibatlandırır. Nişancının hedefin mesafesini tahmin etmesi veya hedefe hareketli ise öne tutuş vermesi gerekmez. Nişancı sadece göz camından bakarak seçilen hedef üzerine işaretleyici çerçeveyi yerleştirip füzeyi ona kilitler ve ateş eder. Füze hedefini otomatik olarak algılayarak ona doğru otomatik bir biçimde hassas bir uçuş gerçekleştirir. İkinci nesil sistemlerin aksine at ve unut tipi füzelerde nişancının hedefi veya füzeyi gözetlemesi ya da nişangâh-hedef hattı üzerinde füzeyi yönlendirmesi gerekmemektedir. Bu sayede nişancı atışı mütakip derhal yeni bir mühimmat yükleyebilir ya da gerektiği takdirde atış konumunu değiştirebilir veya konumundan uzaklaşabilir.

Soğuk Savaş döneminden kalma Rusların toplu tank taarruzu beklentisinin aksine, Kosova ve son olarak Irak örneğinde olduğu gibi, bugün artık yeni tehdit; gerçek ön cephesi olmayan, değişken durumdaki çok daha az sayıdaki ve çoğunlukla kasıtlı olarak sivil yerleşim bölgeleri arasına serpiştirilmiş zırhlı hedeflerden kaynaklanmaktadır.

4. Nesil Tanksavarlar





İsrail Yapımı Javelin. Anlamı "cirit atışı"dır

Dördüncü nesil bir tanksavar füze sistemi olan Spike Ailesi “at ve unut artı” güdüm sistemi kullanmaktadır. Füzenin nokta vuruş hassasiyeti ikinci derece hasarı büyük oranda azaltmakta, ayrıca vuruş öncesinde iki yönlü fiber optik kablo vasıtasıyla nişancıya hedefin ayrıntılı bir görüntüsünü sağlaması ve gerektiğinde uçuş esnasında görevin iptaline olanak tanıması sayesinde sistem dost ateşi tehlikesini de azaltmaktadır. Spike-SR [800m] hariç ailenin MR [2,500m], LR [4,000m] ve ER [8,000m] modelleri at ve unut moduna ilave olarak “at, izle ve düzelt” modunda kullanılabilmektedirler.

Tüfek



Tüfek (Mosin 1891/30)
Tüfek (ağırlığı 1000gr



Tüfek, hafif ateşli bir silah. Omuza dayanarak kullanılır. Kullanıldığı yerlere göre piyade tüfeği, su altı tüfeği, av tüfeği gibi adlar alır. Mekanizma, kundak, dipçik ve namlu olmak üzere dört ana parçadan meydana gelir. Mekanizma ateşlemeyi ve kovanı dışarı atmayı sağlar. Kundağın muhafaza ettiği namlu mermiye yön vermeye, dipçik ise tüfeğin tepkisini hafifletmeye yarar.
14. yüzyılın sonlarında kullanılmaya başlanan tüfek ilk zamanlar ağızdan doldurulan, yivsiz ve ağır bir yapıya sahipti. Ateşleme dışardan yapılıyordu. Bu sebeple ancak savunmada kullanılabilmekteydi. Zamanla hem savunmada, hem de taarruzda kullanılmaya başlandı. Dışardan ateşlemenin mahzurlarını gidermek için birbirine çarpan iki demirin çıkardığı kıvılcımla ateşlenen çakmaklı tüfekler yapıldı. Daha sonraları aynı çalışma sisteminde çakmak taşı kullanılarak daha iyi bir ateşleme mekanizması elde edildi. Buna rağmen ateş hız ve gücü hala yetersizdi. Bu gayeyle tüfeklerde pekçok değişiklikler kaydedildi. Doldurmanın ağız yerine kuyruktan yapılması, namluya helezonik yiv yapılması, madeni kovanlı fişeklerin kullanılması, iğne ve kapsül sistemine geçilmesi bellibaşlı gelişmelerdir. Fişek hazneleri ve mekanizma sistemlerinin tüfeklerde kullanılmasıyla mermilerin ard arda ateşlenmesi mümkün oldu. Buna göre 1900'lere doğru yapılan Alman Mauser ve Fransız Lebel tüfekleriyle 2000 m menzile erişildi. Birinci Dünya Savaşında piyade tüfeklerinin yerini makineli tüfekler aldı. İkinci Dünya Savaşında ise tüfek artık otomatik silahlarla bir bütün haline geldi. Otomatik ve yarı otomatik tüfeklerde, atışın otomatik olarak yapılmasını sağlamak için ilk atışta meydana gelen barut gazından faydalanılır.
Türklerde tüfeğin kullanılması Osmanlıların kuruluş devirlerine kadar dayanır. Birinci Kosova Muharebesi (1389) ve İstanbul'un fethi sırasında tüfek kullanıldı. Hatta Osmanlı ordusunda tüfekçi denen ve savaşta önemli rol oynayan ordu birlikleri bulunurdu. Silahların bakım ve tamiratına çok önem verildiğinden, başlarında tüfekçibaşı bulunan, bu işlerle ilgili birlikler de vardı. Kanuni Sultan Süleyman Han zamanında tüfek imalatına ağırlık verildi. 19. yüzyılın sonlarına doğru eldeki tüfekler Avrupa'ya göre geri kaldığından Sultan İkinci Abdülhamid Hanın gayretleriyle daha modern Alman Mauser tüfekleri alındı. Birinci Dünya Savaşında, Osmanlılar pekçok çeşitte tüfek kullandı. Daha öncekilerine ilave 1938'lerde Türk Silah Fabrikalarında Alman Mauser tüfeği kalitesinde tüfekler imal edildi. Bugün ordumuzda Amerikan M1, M14 ve Alman G1, G3 piyade tüfekleri kullanılmaktadır.
Tüfekler, hala savaşlarda belirli görevler için muharip sınıfların yanlarında devamlı bulundurdukları silahlardır. Ayrıca tüfeğe dürbün takılarak hedefi daha yakına getirip isabet ihtimalinin artması, tüfeğe bomba takılarak (Tüfek bombası) bombaatar haline getirilmesi ve özel dürbünlerle gece bile hedefi görüp ateş edebilmek bu konudaki önemli gelişmelerdir. Piyade tüfeği dışındaki diğer av ve su altı tüfekleri de zamanla pekçok değişikliğe uğradı. Av tüfeklerinin tek ve çifte denen çift namlulu olanları vardır. Kullanıldığı yere göre kısa menzilli, uzun menzilli gibi değişik özelliklere sahiptir. Su altı tüfekleriyse su altında avlanırken tüfeğe naylon iple bağlı zıpkını atmaya yarar. Bunlar deniz içinde bilhassa balıkların avlanmasında kullanılır.


M1 Garand

M1 Garand Piyade Tüfeği


M1 Garand, bir II. Dünya Savaşı Amerikan piyade tüfeğidir. Dünyanın ilk yarı otomatik tüfeğidir. 30 Kalibrelik mermi kullanır. M1'lerin geliştirilmiş versiyonu M14'ler hala Amerikan ordusu tarafından kullanılmaktadır.

Tasarım özellikleri

M1 dünyadaki ilk yarı otomatik tüfektir. Üst tarafından takılan 8 mermilik bir şarjorü vardır. Şarjör bittiği zaman otomatik olarak kendini atar. Şarjörün çıkarken çıkarttığı "tink" sesi sayesinde Alman askerleri düşmanın mermisinin bittiğini anlıyordu. Bu birçok Amerikan askerinin ölümüne sebep olmuştur. M1'ler İkinci Dünya Savaşı'nda Amerikalılara savaşı kazandıran en önemli silah olarak görülmüştür. Almanların elindeki Mavzer tüfeklerinin her atışından sonra boş kovanın çıkartılması gerekiyordu ama Amerikan askerleri ardı ardına sekiz tane mermi gönderebiliyordu. Günümüzde TSK'da da eğitim amaçlı tüfek olarak kullanılmaktadır. 7.62 mm çapında mermi kullanmaktadır. Sökülüp takılması ve bakımı çok kolaydır. 2 parçadan oluşur; ahşap aksam ve tetik mekanizması. Suya girip çıksa dahi çalışabilir. Tüfeğin ağırlık merkezi iyi ayarlanmıştır. Bu nedenle hedef almada güçlük çekilmez. Atışlarda geriye tepme makul düzeydedir. Özellikle gelişmiş bir arpacık mekanizması vardır. Bbu mekanizma x-y düzleminde ayarlanmaktadır (hem dikey hem yatay bir yatak bulunur). Bu mekanizma keskin nişancılığa izin verebilmektedir. Tüfeğin dipçiğinin arkasında metal bir kapakla kapatılmış bir bölmesi vardır. Bu bölmede tüfeğin bakımı için gerekli olan yağı ve fırçası bulunmaktadır. Bu tüfek tam anlamıyle bir efsane olmuştur ve bunu kesinlikle haketmistir.

Kullanım alanları

M1'ler Vietnam Savaşı'na kadar Amerikan ordusu tarafından kullanılmıştır. Günümüzde ise genelde siviller ve keskin nişancılar tarafından kullanılmaktadır. 7,62mm çapında Amerikan yapımı olup barut gazının geri tepmesi icra yarının ileri itmesi ile yarı otomatik olarak çalışan şarjör ile dolan hava ile soğuyan piyadenin atışta ve dürtüşte kullandığı yakın muharebe silahıdır

HK G3



Standart G3 Piyade Tüfeği


Alman Heckler&Koch firması tarafından 1959'da yapımına başlanan piyade tüfeği.
7.62x51 mm'lik NATO mermisi kullanmaktadır. Mavzer(Mauser) tüfeğini yapan mühendisler tarafından geliştirilmiştir. Bir çok değişik versiyonu dünyadaki nerdeyse bütün NATO ordular tarafından kullanılmaktadır.

Özellikler

1997 yılına kadar Alman ordusunun standart piyade tüfeği olarak kullanılan G3, günümüzde bazı silahlı kuvvetler tarafından halen kullanılmaktadır. Şarjörsüz ağırlığı 4.250 gr olan G3 piyade tüfeği günümüz tüfeklerinin ortalama özelliklerine sahiptir; yarı ve tam otomatik ateşleme yapar, süngü desteği vardır ve değiştirilebilen şarjör sistemine sahiptir.
G3'ler askerler arasında genellikle ağır, hantal olarak bilinse de rakibi AK-47 ile aynı ağırlığa sahiptir. Güvenilir, isabet oranı yüksek ve bakımı kolay olan bu tüfeklerin temel sorunu ergonomi ve mermi besleme sistemindeki karmaşıklıktır. Görünümünün aksine hassas bir tüfek olan G3 tüfeğini dezavantajlı kılan diğer özellik de kullandığı mermi tipidir. Tam otomatik kullanılabilen tüfekte, atılan merminin boyutundan kaynaklı olarak oluşan geri tepme çok fazla olduğu için silahı tam otomatik kullanmak isabet oranını çok düşürmektedir. Buna bağlı olarak, G3 tüfeğini 300 metre menzilin üzerinde kullanmak da neredeyse faydasızdır.

HK G3'ün Türk Askeri Açısından Önemi

G3'ün tersine düşmanın elindeki Ak-47 (Kalaşnikof) hafif ve bakımı kolay bir silahtır. Bu yüzden AK-47'ler bir dönem astsubaylar ve subaylar tarafından da kullanıldıysa da bu durum çatışmalara karmaşıklığı yol açmıştır. Çünkü ateşin PKK'lılar tarafından mı yoksa askerler tarafından mı açıldığı anlaşılamıyordu. Sonraları doğuda görev yapan TSK personelinden alınan bu silahlar, daha çok terörün olmadığı bölgelerdeki jandarmalara verildi.
HK G3'ler Türk Ordusu'nun birincil piyade tüfeğidir.Tüfeğin yivi çok fazla olduğu için hedefe verdiği hasar korkunç düzeylerde olmasına karşın bu, silahta bir soğutma problemine yol açmaktadır.Maalesef zor doğa şartlarında kullanımı uygun değildir.Genel görünüşün aksine çok hassas bir ateşleme mekanizması vardır.Günümüzde değişen çatışma şartlarına hantallığı ve hassasiyeti nedeniyle uygun değildir.Zamanla yerini Amerikan yapımı Colt M-16 ya da yeni nesil AK-74 lere bırakacak gibi görünmektedir.



Tüfek Altı BombaAtar



Piyede tüfeğine takılarak kullanılan 40 mm çapında 300-400 metre menzilli yivli elle kurularak kullanılan silah.



Bomba Atar.



Piyede Tüfeğine takılmış halde bir bombaatar.




Tamburlu Bomba Atar

6 adet bomba kapasitesine sahip , toplu tabanca mantıgına sahip 40 mm çapında mühimmat atan 300 - 400 metre menzilli yivli silah.



40 mm Tamburlu

Otomatik Bomba Atar

Otomatik Tüfek mantıgı ile çalışan 40 mm çapında yivli 2500 metre menzilli 240-325 atım/dakika hızına sahip silah.



40 mm Otomatik Bomba atar.



Havan topu

Havan topu yivsiz ve kısa namlulu bir top çeşididir. Günümüzde 60 mm , 81 mm 120 mm havanlar kullanılır.



81 mm Havan



Füze

Yerden havaya fırlatılan bir füze


Füze, roketlerden farklı olarak çeşitli sistemlerle (ısı-metal-ses-titreşim gibi) hedefe odaklanan silahlardır.
Genellikle uzun menziller için kullanılır, nedeni ise öncelikle sistemin pahalılığı ve aynı zamanda güdüm sisteminin devreye girebilmesi için biraz zaman almasıdır. Kısa mesafede kullanıldığında namlulu bir silahla yapılan görerek atıştan bir farkı yoktur bu ise onca maliyeti anlamsız kılar.



Mayın

ara mayın harbinde, yer araçları,veya hava araçlarını tahrip etmek yada hasar vermek veya personeli yaralamak, öldürmek veya diğer şekillerde tesirsiz kılmak için tasarlanan, normal olarak koruyucu bir kaplama malzeme içinde bulunan, birveya diğer tür bir malzeme. Kurbanının faaliyeti, zaman geçmesi, veya kontrol araçları ile patlatılabilir.
Deniz mayın harbinde, gemilere hasar verme yada batırma niyeti ile veya bir giriş bölgesine gemilerin yaklaşmasını önlemek amacıyla denize dökülen bir patlayıcı aygıt. Terim gemilerin veya liman tesislerinin altlarına, dalgıçlar tarafından iliştirilen aygıtları ve yerleştirilmesinden belirli bir süre sonra patlayacağı tahmin edilen aygıtları içermez.

Kara Mayını

Toprak üstüne yerleştirilen veya biraz gömülen, içi infilak maddesi veya kimyasal maddelerle dolu mayın. Kara mayını, genel olarak, üzerinden geçen araçların veya kıtaların ağırlığı ile infilak eder



Tuzaklı Mayın

Yerinden kımıldatıldığı veya başka şekilde bir müdahalede bulunulduğu zaman patlamasına yol açacak yardımcı bir fünyesi bulunan mayın. Bu tertibat; mayının kendisine, diğer bir mayına veya yanında ya da altında bulunan bir yardımcı imla hakkına bağlanabilir.



Kara Mayın Harbi

Kara, Deniz ve Hava araçlarını imha etmek veya hasara uğratmak; personeli yaralamak, öldürmek veya başka bir şekilde iş göremez hale getirmek maksadıyla hazırlanmış ve normal olarak, bir kap içine yerleştirilmiş infilak maddesi veya diğer malzeme. Mayın; cisim veya şahsın üzerinde yaptığı etkiyle, zamanla veya kontrollü vasıtalarla, kendiliğinden patlar

Savaş uçağı



F-16


Savaş uçağı, savaşlarda kara ve su üstündeki hedefleri bombalamak, diğer uçakları tahrip etmek için kullanılan uçaklardır.
Görevlerine göre Havadan Yere Füze (AGM), Havadan Havaya Füze ([[[AAM]] ve top taşıyan ayrıca hedeflerin tespiti, gözlenmesi için çeşitli radar, pod lar taşırlar. Avcı uçağı ve Bombardıman uçağı şeklinde tipleri vardır.


Uçak gemisi



USS Stennis ve HMS Illustrious uçak gemileri bir seferdeyken.





Tarihi

1900'lü yıllarda Wright Kardeşler insanlı uçuşu keşfetmelerinden kısa bir süre sonra uçaklar gittikçe önem kazanmışlardır. Her yeni savaş aleti gibi başlangıçta hor görülen bu aletler, kullanışlılıkları kanıtlandıktan sonra sürekli daha fazla önem kazanmışlardır.
Ancak uçakların inişi ve kalkışı için gereken pistlerin sadece karada olması kullanımlarını kısıtlıyor, komutanlar için sorun çıkartıyordu. Ayrıca uçaklar, gemiler için de bir sorundu. Hem uçakları taşıyabilmek hem de düşman gemilerine karşı kullanabilmek için uçak gemileri icad edildi.

1. Dünya Savaşı

İlk uçak gemisi çalışmaları, 1. Dünya Savaşı'ndan da eskiye dayanır. Çeşitli değişikliklere uğratılıp uçak gemisine dönüştürülen USS Pennsylvania'ya inen Eugene Ely böylelikle bir yeniliği gerçekleştirip tarihe geçiyordu. (Kasım 1910)
Ancak ilk uçak gemisi unvanı HMS Ark Royal'a bahşedilmişti. Aslen bir ticaret gemisi olan bu gemi, USS Pennsylvania'da olduğu gibi çeşitli değişikliklere uğratılarak üzerine uçakların iniş ve kalkışlarını yapabileceği bir pist eklenmiştir. 1914'de denize inen bu gemi, 1. Dünya Savaşında Çanakkale Cephesinde de bulunmuştur

2. Dünya Savaşı

Uçak gemileri, 1. Dünya Savaşı'ndakinin aksine 2. Dünya Savaşı'nda çok önemli bir rol oynamıştır. Genel kanıya göre uçak gemileri 2. Dünya Savaşı'nın akışını tamamiyle değiştirmiştir. Şöyleki, 1941 yılındaki sürpriz Japon baskını (Pearl Harbor baskını olarak da bilinir) 380 kadar uçağın saldırısı ile gerçekleşip Amerika Birleşik Devletleri'nin 2. Dünya Savaşı'na müttefikler tarafında katılması ile güç dengesinin bir anda müttefikler tarafına doğru yönelmesine neden olmuştur. Pasifik Cephesi'nde Amerikan ordusu ile Japon ordusu savaşın sonuna kadar amansızca dövüşmüş, uçak gemileri ise şüphesiz en büyük rolu oynamıştır.

Nükleer Uçak Gemileri

2. Dünya Savaşı'nın bitimi ile dünya yeni daha önce olmamış bir şeylee, Soğuk Savaşla karşılaşmıştı. Nükleer enerjinin keşfi ile dünya denizlerinde yol alan gemilerin menzilleri 20-30 yıl boyunca hiç yakıt yenilemeden ilerleyebilecek kademeye getirilmişti. İlk nükleer uçak gemisi olan USS Enterprise, dünya denizlerinde Amerikan Donanması'nın göz bebeği olmuş, Sovyetler Birliği'ne karşı girişilen soğuk savaşta önemli bir psikolojik ve askeri üstünlük olarak yer almıştı

Günümüzde

Günümüzde uçak gemileri yeni bir kademeyle, Süper Uçak Gemileri kademesiyle denizlerde hakimiyetini sürdürmektedir. Başı çeken Amerika Birleşik Devletleri ile birlikte 9 ülke bugün çeşitli boyutlarda uçak gemilerine sahiptir. Britanya Krallığı (İngiltere), Fransa, Hindistan, Rusya, İspanya, Brezilya, İtalya ve Tayland bugün uçak gemisine sahip olan ülkelerdir. Ancak Japonya ve Çin orduları da uçak gemisi yapımıyla ilgilenmektedir. Bu yolda en somut adım, Çin'in Rusya'dan satın aldığı Varyag yüzen-kütlesidir. Ayrıca Çin, Japonya, Pakistan, Şili ve Avusturalya helikopter gemilerine sahiptirler.
Amerika Birleşik Devletleri, dünya jandarmalığı görevi içinde birçok uçak gemisi filosunu dünyanın çeşitli denizlerinde konuşlandırmıştır (Bunlardan en bilineni Akdeniz'de 6. Filo olarak adlandırılan filodur)



Denizaltıların Tarihsel Gelişimi

Denizlerin altına inmek, deniz içi ve deniz dibi nimetlerinden yararlanmak düşüncesinin insan muhayyelesini uğraştıran binlerce yıllık bir geçmişi vardır.Fakat denizlerin gizleyici ve örtücü niteliğinden yararlanılarak denizaltı gemilerini Deniz Kuvvetlerine bir vurucu güç unsuru olarak katılması fikrinin Büyük İskender ile başladığı rivayet edilir. Aristo, İskender’in Tyre şehrinin alınmasında kendisine 7 ay mukavemet eden bu denizci ve muharip insanları yenebilmek için fıçı şeklindeki su altı silahlarından istifade ettiğini yazmaktadır.1465'te Kyeser'in Almanya'da,1531'de De Lorena'nın İtalya'da Nemi Gölü'nde birer saat ve Osmanlı'da da saray eğlenceleri kapsamında timsah biçimli bir tekne ile bir süre su altında su altında kaldıkları olmustur.


Denizaltı Nasıl Dalar?


Statik Dalış

Denizaltının dalışını oluşturan esaslardan biridir.Denizaltı hareketsiz durumundayken;dizayna gore değişen, altı denize açık veya bir valfla kapatılabilen Dalma Sarnıçlarına , tepesindeki valf açılıp içindeki hava kaçırılarak su alınması ve yüzme kuvvetinin azaltılması sağlanır.Ancak sarnıçların dolması,botun bünyesini etkilemesi çok uzun bir aşamadır.Sadece aşağı-yukarı hareket vardır.

Dinamik Dalış

Denizaltının dalışını etkileyen bir diğer unsurdur; denizaltının baş-kıç ve sancak-iskele bordalarındaki Kanat benzeri dümenlere ve denizaltının kendisine açı-meyil verdirilerek , bunlarla denizaltının ileri hareketiyle oluşan su akışının etkilerinin kullanılması ile yapılan dalıştır. Denizaltı gemilerinde dalış ve su içindeki duruş açısını oluşturmak için kullanılan dümenlere; baştakilere "Baş ufki dümenler", kıçtakilere "Kıç ufki dümenler" denir

İtici Güç

Klasik(Dizelli) denizaltının itici gücü,1890larda geliştirilmiş Ward-Leonard sistemine dayanır.AC Motor-Jeneratör-DC Motor,bu sistemin orijinal halidir.Sistem; motor verimindeki en az kayıp üzerine kurulmuştur. Denizaltıda uygulanışı; Dizel-jeneratör-batarya-dc elektrik motoru şeklindedir.Batarya aradan çıkartılıp Dizel-jeneratör-dc elk. motoru şeklinde su üstü seyirlerinde uygulanmaktadır.
Bataryalar;tasarıma göre değişen çok sayıdaki pilden oluşur.Öyleki bazı dizaynların;dalmış tonajının üçte birini bataryalar oluşturmaktadır.
Bakınız---> Bu başlığın anasayfası Denizaltı Nasıl Dalar?

Denizaltının Silahları]


Torpido

1860’ın ilk yarısında silah gelişiminde; silahın su kesimi altında patlamasının gemiye önemli hasar verdiği anlaşılmıştı bu yönde gelişmeler hızlandı.Uzun bir gönder ucundaki mayının Spar Torpido hedefe saplayıp açıldıktan sonra ya da mayını çekerek hedefe çarptırılıp patlatılması şeklinde pratiğe dökülmüş ve David gibi yarı dalar tekneler ile Hunley tarafından savaşta kullanılmıştı. 1865’te Kaptan James Harvey; bir suüstü teknesi tarafından çekilmesi esnasında asimetrik yapısından ötürü dalan ve kamçı hareketiyle suüstüne çıkana kadar sualtından giden torpido ile Oberon yelkenlisine hucum ederek deneme yapmıştı.




Alıntıdır!
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 10-08-08, 04:33   #2
necosarac

Varsayılan C: Silahlarla ilgili genel bilgiler(Resimli)


Konunuz onaylandı.

Teşekkürler, repledim.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 10-08-08, 10:42   #3
VakiZashi

Varsayılan C: Silahlarla ilgili genel bilgiler(Resimli)


saolasın guzeL bıLgıler
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 10-08-08, 14:55   #4
gokhan1095

Varsayılan C: Silahlarla ilgili genel bilgiler(Resimli)


Yorumlar için teşekkürler..
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 10-08-08, 16:20   #5
Expl0de

Varsayılan C: Silahlarla ilgili genel bilgiler(Resimli)

guzel paylaşım tşkler...
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Taglar
silah

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat