|
|||||||
Gündem Kategorisinde ve Genel Forumunda Bulunan Papa’nın AskerleRi Ayasofya’ da DansöZ OynatmıŞŞŞ. duymadım demeyin sonra :)))) Konusunu Görüntülemektesiniz => Türkiye karşıtlığıyla bilinen Papa 16. Benedikt’in Ayasofya’da dua edip etmesi tartışılırken; Murat Bardakçı, Hürriyet’teki köşesinde, bundan yüz yıllar önce yaşanmış ...
![]() |
|
|
Konu Araçları |
|
|
#1 |
|
Eski Üye
![]() Giriş Tarihi: 15-01-2005
Yer: yer sağanak Neşeli,YerYer hüzünlü ağlamaklı
Yaş: 29
Mesajlar: 787
Rep Puanı: 1191944
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Türkiye karşıtlığıyla bilinen Papa 16. Benedikt’in Ayasofya’da dua edip etmesi tartışılırken; Murat Bardakçı, Hürriyet’teki köşesinde, bundan yüz yıllar önce yaşanmış bir olayın öyküsünü yazarak, bir iddiayı ortaya koydu.
Bardakçı’ya göre, 1200’lü yıllarda Papa olan Üçüncü Innocent’in ‘kutsal toprakları fethetmek’ maksadıyla kutsayıp sefere gönderdiği Katolik Haçlı askerleri, “Ayasofya’da kürsüye fahişeleri çıkartıp şarkılar söyleterek raksetirdiler ve Hazreti İsa’yı tasvir eden mozaiklerin önünde katır kesip, Ayasofya’yı yağmaladılar.” Murat Bardakçı’nın, “Papa’nın askerleri Ayasofya’da dansöz oynatıp katır kesmişlerdi” başlıklı yazısı şöyle: Ben bu yüzden, Papa 16. Benedikt’in İstanbul’a geldiği takdirde Ayasofya’da birkaç saniye değil, birkaç saat diz çökmesinden ve Katolik askerlerin 1204’te işledikleri büyük günahın affı için dua etmesinden yanayım. VATİKAN’ın İstanbul temsilcisi Georges Marovitch’in Tempo Dergisi’ne verdiği demeçte ‘Papa, Ayasofya’da iki saniye diz çöksün, ne olacak?’ demesi üzerine bir Ayasofya tartışmasıdır başladı. Günlerden buyana Papa, Ayasofya, dua, namaz, kilise ve cami kavramlarını birarada işitiyoruz. Ortodoks dünyasının en kutsal mekánı olan Ayasofya, Katoliklerle Ortodokslar arasında son senelerde giderek artan yakınlaşma üzerine artık Vatikan’ın da gündemine girdi. Şimdi, Papa’nın dua edip etmemesini tartıştığımız 15 asırlık mekánda bundan asırlarca önce bir başka Papa’nın ‘kutsal toprakları fethetmek’ maksadıyla kutsayıp sefere gönderdiği Katolik askerlerin, yani Haçlılar’ın büyük rezaletler yarattıklarını, hattá mihraba çıkarttıkları fahişelere şarkılar söyletip dansettirdiklerini acaba bilir misiniz? İşte, Ayasofya dışında başka hiçbir mábedin başına gelmeyen bu büyük rezaletin kısa öyküsü... Haçlı Seferleri başlayalı neredeyse bir asır olmuş, Ortadoğu’nun altı üstüne gelmiş ve Seláhaddin-i Eyyubi’nin 1189’da Kudüs’ü fethetmesi üzerine Hristiyan dünyası şaşkın düşmüştü. 1200’lerin başında, zamanın Papa’sı Üçüncü Innocent’in teşvikiyle yeni bir Haçlı ordusu toplandı, Dördüncü Haçlı Seferi’ne girişildi ve askerler Venedik gemileriyle İstanbul civarına taşındılar. Önceden yapılan planlara göre burada fazla kalmayacak ve Kudüs’ü kurtarmak için hemen yola koyulacaklardı. GİTMEYE ÜŞENDİLER Ama, işler Papa’nın ve Hristiyan dünyasını galeyana getirenlerin beklediği şekilde olmadı; Bizans’ın yani İstanbul’un zenginliği o zamanın fakir Avrupası’nın dört bir yanından toparlanmış olan askerlerin gözlerini kamaştırdı ve Kudüs yerine Bizans’ı almayı tercih ettiler! Taht mücadeleleri yüzünden zaten bitkin düşmüş halde bulunan Bizans saldırılara dayanamadı, 1204’ün 12 Temmuz günü Haçlı ordusunun eline geçti, İstanbul’da yarım asır boyunca devam edecek olan bir Latin hákimiyeti kuruldu ve şehir, tarihin en büyük yağmalarından birine sahne oldu. Haçlılar, işe evleri yağmalamakla başladılar. Yağmaya şahit olan Villehardouinli Geoffrey isimli tarihçi, ‘Askerler elbiselerinin üzerine işlenmiş olan haçın mánásını unuttular, kasaplığa ve kundakçılığa giriştiler. Evler ateşe verildi, saraylarla resmi binalar tamamen soyuldu. Erkekler öldürüldü, kadınlar tecavüze uğradı, en kıymetsiz eşyalar, hattá köylülerin gömlekleri bile yağmalandı’ diye yazacaktı. Binaların soyulup soğana çevrilmesinden sonra, sıra zamanın en büyük mábedi olan Ayasofya’ya geldi ve Ayasofya sadece yağmalanmakla kalmadı, tam bir rezalete sahne oldu. Askerler kiliseye katırlarla ve Fransız bir fahişeyle beraber girdiler. Katırlar yağmalanacak kutsal eşyalar, fahişe de içeride yapılacak álem içindi. SÜTUNLARI KIRDILAR Yağma, sadece birkaç dakika sürdü. İşe duvarlardaki kaplamalardan başlandı, Hazreti İsa’nın havarileriyle Hazreti Meryem’e ait olduğuna inanılan eşyalar, meselá İsa’nın çarmıha gerilmesinde kullanıldığı söylenen kutsal çivilerden biri ile peygamberin başına takılan dikenli taç, altın ve gümüş haçlar ve kıymetli madenlerden yapılmış ne varsa katırlara yüklendi. Kilisede bir taraflara saklanmış olan rahiplerin karınları deşilirken, rahibeler tecavüze uğradı. Talana yetişemeyen Katolik askerler ise Ayasofya’nın şifalı olduğu, böbrek ve göğüs ağrılarına iyi geldiği söylenen sütunlarından parçalar kopartmaya giriştiler. Yüklenen eşyaların ağırlığı altında hareket edemez hale gelip oldukları yere yıkılan katırlar da kılıçlarla parça parça edildi. Kilisede ne var ne yok götürüldükten sonra, sıra eğlenceye geldi ve Papa’nın askerlerinin beraberindeki Fransız fahişe, Ortodoks Patriği’nin birkaç gün öncesine kadar vaaz verdiği kürsüye çıkıp açık saçık şarkılar okumaya ve müstehcen bir raksa başladı. Askerler, o sırada fıçılar dolusu şarabı içmekle meşguldüler. Bizanslı tarihçiler yağmadan ziyade bu saygısızlığa içerleyecekler ve bu tarihçilerden biri olan Niketas, daha sonra ‘Kudüs’teki Kutsal Mezar’ın intikamını almak bahanesi ile harekete geçenler altın ve gümüş uğruna haçın üzerinde tepinmekten çekinmediler’ diye yazacaktı. İstanbul, bu yağmadan sonra Bizans’ın yerini alan ‘Latin İmparatorluğu’nun başkenti oldu ve şehrin üzerine çöken kábus tam 57 sene devam etti. Bizans İmparatoru Sekizinci Mihail Paleolog, İstanbul’u 1261’de geri aldığı zaman baştan aşağı yağmalanmış bir şehirle karşılaştı. Haçlılar herşeyi toparlayıp götürmüş, İtalya’da ve Fransa’da fahiş fiyatlarla satmışlardı. ÇOĞU VATİKAN’DA Yağmalanan eşyaların bir kısmı zaman içinde kaybolurken, bir kısmı da Vatikan’da ve diğer büyük dini merkezlerde koruma altına alındı. Hipodrom’daki heykeller, azizlerin kemikleri, Hazreti İsa’ya ait olduğuna inanılan ve bugün Torino’da olan kefen ile Venedik’teki San Marko Meydanı’ndaki kilisede muhafaza edilen dört adet at heykeli de gidenler arasındaydı. Bizanslılar, 1204’teki bu feláketi hiç unutmayacaklar ve sonraki asırlardaki Türk ilerleyişi karşısında Katolik dünyasından yardım istemek yerine ‘Ayasofya’da kardinal küláhını görmektense, Müslüman sarığını tercih ederiz’ diyeceklerdi. İşte, Vatikan’ın İstanbul temsilcisi olan aziz dostum Georges Marovitch’in ‘Ayasofya’da iki saniye diz çökmesi’ temennisinde bulunduğu Papa 16. Benedikt’in bundan sekiz asır önceki selefinin kutsadığı askerler, Ayasofya’da tarihlere geçen böyle bir rezalet yaratmışlardı. Ben bu yüzden, Papa’nın İstanbul’a geldiği takdirde Ayasofya’da birkaç saniye değil, birkaç saat diz çökmesinden ve Katolik askerlerin 1204’te işledikleri büyük günahın affı için dua etmesinden yanayım. |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Eski Üye
![]() Giriş Tarihi: 15-01-2005
Yer: yer sağanak Neşeli,YerYer hüzünlü ağlamaklı
Yaş: 29
Mesajlar: 787
Rep Puanı: 1191944
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
sonra birde ayasofyada dua etmeye gelecek... oh ne ala memleket... yağmacı hasanın böreği ya burası.......
hem sen değilmiydin daha dün binlerce kişinin günahalrını affeden günahsız hale getiren... niye dua ediyon ki.... sende günah mı varki )))))))
|
|
|
|
![]() |
| Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz |
| Konu Araçları | |
|
|
|
ForumTR Servisleri: ForumTR Video - ForumTR Haber - ForumTR Oyun - ForumTR Chat - ForumTR Mail - ForumTR IRC
Vize İşlemi | Haberler | Okul Arkadaşım Sitemiz bir forum sitesi
olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında
siteye yazabilmektedir. |