Forum TR
Go Back   Forum TR > Bilgi Bankası (Databank) (Ödev) > Üniversite Bilgileri > Genel Kültür / Vatandaşlık
ForumTR'ye Reklam Vermek İçin Tıklayınız: network@frmtr.com
Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 16-11-07, 02:19   #1 (permalink)
Ferrari Hastası ~
 
Giriş Tarihi: 22-08-2007
Yer: Motorlu Araçlar Dünγaѕı
Yaş: 18
Mesajlar: 3,746
Blog Mesajları: 3
Rep Puanı: 24659194
MaXsdesigN Rütbe: Artı 11MaXsdesigN Rütbe: Artı 11MaXsdesigN Rütbe: Artı 11MaXsdesigN Rütbe: Artı 11MaXsdesigN Rütbe: Artı 11MaXsdesigN Rütbe: Artı 11MaXsdesigN Rütbe: Artı 11MaXsdesigN Rütbe: Artı 11MaXsdesigN Rütbe: Artı 11MaXsdesigN Rütbe: Artı 11MaXsdesigN Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 246640
Post Milli Birlik ve Beraberlik [Vatandaşlık]


VATANIN BÖLÜNMEZLİĞİ

Vatan Anlayışı

Vatan, kültürel değerlerimizin bulunduğu bir coğrafyadır. Bu coğrafya ilk bakışta bir kara parçasıdır. Bu kara parçası tehlikeye girdiği zaman, uğrunda kanlar dökülür; canlar verilir. Nice analar yavrularını, nice gelinler yiğitlerini yitirir. O zaman bu coğrafyanın taşı, toprağı, dağı, ırmağı başka bir anlam taşır. Her biri düşmana aşılmaz bir engel ve bir uçurum olur. O toprak parçası hemen baş tacı edilir. Bu cansız coğrafya, her karış toprağı şehit kanlarıyla sulanmış bir vatan olur. Bunun için Mithat Cemal, “Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır.” diyor. Bunun için Orhan Şaik:
“Her taşı bir yakut olan bu vatan,
Can verme sırrına erenlerindir.” diyor. Yine bunun için Mehmet Akif:
“Kim bu cennet vatan uğruna olmaz ki feda,
Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda” diyor.
Gerektiğinde vatanı savunmak için insanları severek ölüme götüren yüce duygulardan biri de din duygusudur. Özellikle İslamiyet’in verdiği şehitlik makamı hiçbir dinde yoktur. Hiçbir dinde İslamdaki şehit olmak şerefi kadar kuvvetli bir unsur bulunmamaktadır. Bu unsur, bizim tarihimizde, zaferlerin kazanılmasında en büyük etkenlerden biri olmuştur. Analar oğullarını cephelere “Ya şehit ol, ya gazi” diyerek göndermişlerdir.
Şehitler ve gaziler sayesinde bugün biz vatanımızda hür yaşamaktayız. Yine onlar sayesinde üzerinde yaşadığımız toprak parçası vatan olmuştur. Diğer yandan, atalarımızın binlerce yıldır bıraktığı camiler, hanlar, hamamlar, kervansaraylar, okullar, külliyeler, köprüler, çeşmeler, saraylar, kışlalar, kütüphaneler, kapalı çarşılar ve çeşitli sanat eserleri, üzerinde yaşadığımız coğrafyayı vatan yapan abidelerdir.
Birlik, bütünlük, ortak ideal ve hedefler gerçekleşince insan toplulukları millet haline gelir. Kitle, kalabalık olmaktan çıkar. Nesiller mensup olduğu bir millete ve üzerinde yaşamakta iftihar ettiği bir vatana sahip olur.
Kader birliği, tarih birliği ve şuuru böylece doğar. Artık böyle bir milletin mensupları, kaderde, tasada ve kıvançta bir olurlar; birbirlerini seven, sayan, kolayca anlaşabilen, birlikte hareket edip başarabilen insanlar haline gelirler.
O halde, vatanın meydana gelmesinde insan elinin ve emeğinin tabiata kattığı nice eserlerin de büyük rolü vardır. Vatan anlayışı kültür ve medeniyet eserleriyle gelişir; derinlik kazanır.

Vatanın Bölünmezliği

Bilindiği gibi dil, din, tarih, kültür ve ülkü birliği, ahlakta, terbiyede, örf ve adetlerde ortak duygu ve hedefler, ortak davranışlar milleti oluşturur. Millet ile vatan, ruhla vücut gibidir. Bu bakımdan anayasalarımızda “Türkiye Devleti, ülkesi ve milleti ile bölünmez bir bütündür.” hükmü yer almıştır.
Millet, kendi vatanında birlik ve dirliği bozmadan, ayrılıp parçalanmadan yaşamalıdır. Ancak bu taktirde o milletin fertleri haysiyetli, huzurlu ve mutlu bir hayat sürebilirler. Şu halde vatanımıza, dilimize, dinimize, kültürümüze, tarihimize, örf ve adetlerimize sahip çıkmalıyız. Mehmet Akif bu görevi şöyle ifade etmiştir:
“Sahipsiz olan vatanın batması haktır,
Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır.”
Milletimiz, uzun ve derin tarihi boyunca hep bu şuurla yaşamıştır. Kendisine daima birleşik ordular halinde saldıran düşmanlarla savaşmak zorunda kalmış; çetin muharebeler, sert mücadeleler sonunda, varlığını kabul ettirmiş, tarih boyunca hür yaşamıştır. Bundan sonra da böyle olacaktır. Çünkü Atatürk’ün dediği gibi: “Gerektiği zaman vatan için tek bir fert gibi yekpare azim ve karar ile çalışmasını bilen bir millet elbette büyük bir istikbale layık ve aday olan bir millettir.”
Bu duygular ve düşünceler, bizi vatana bağlamalıdır. Vatan sevgisi olmazsa, ne vatanın ne milletin bütünlüğü korunabilir.
Aslında vatan sevgisi, vatan üzerinde yaşayan insanlara, tarihe ve tarihi kültüre beslenen sevgidir. Yoksa kupkuru bir toprak sevgisi değildir. Vatanı sevmek ve korumak, bize atalarımızın emanetidir; ona ihanet edemeyiz, bu dinimizin de emridir. Allah şöyle buyuruyor: “Sizinle savaşanlarla Alllah yolunda savaşın…” Görülüyor ki; inancımıza göre vatanımızda hür ve huzur içinde yaşamak için, gerektiğinde savaşmak da Allah’ın emridir. Bunun dinimizdeki adı cihattır. Vatan, millet, din ve namus yolunda nöbet tutup, savaşan kimseyi Peygamberimiz, bakın nasıl övüyor: “Hudut ve vatan muhafazası için bir gün, bir gece nöbet beklemek, bir ay (Allah rızası için farzın dışında) gündüz ve gece namaz kılmaktan daha hayırlıdır.” Bir başka hadiste de Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v) şöyle buyuruyor: “İki çeşit gözü cehennem ateşi yakmaz, biri Allah korkusundan ağlayan göz, öteki Allah yolunda nöbet beklerken uyumayan göz.”
Görülüyor ki vatanı savunmak, onun bütünlüğünü korumak, kadın ve erkek her Müslümana, ilahi bir görev olarak farzdır. Aynı zamanda, yüce bir milli görevdir.


DEVLET VE BÖLÜNMEZLİĞİ

Devlet; toprak bütünlüğüne bağlı olarak, siyasi bakımdan teşkilatlanmış, millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlıktır. Hukuki ve siyasi bir organ haline gelemeyen toplumlar, devlet olma özelliğine sahip olamazlar. Devletin içte ve dışta kendini koruyabilmesi için askeri, siyasi, hukuki ve sosyal birtakım kuruluşlara sahip olması gerekir. O, bu kuruluşlarla milleti yönetir.
Millet dil, din, tarih, kütür ve ülkü birliği içinde kendi varlığının şuurunda olan toplumdur. Milletin kendini idare edebilecek bir siyasi organı, yani devleti olmazsa, millet ayakta duramaz.
Toplumların en yüksek ve en gelişmiş olanı millettir. Millet, siyasi birliğe kavuşmadan tamamlanamaz. Millet bütünlüğünün kurulması ve korunması, devletin bütünlüğü ve bölünmezlği ile mümkündür.
Bizim tarihimizde çok köklü bir devlet geleneği vardır. Devlete bağlılık ve onun sürekli olması için her türlü fedakarlık esastır. Devletimizin bütünlüğü ve devamlılığı, milletler topluluğundaki varlığımızın temel unsurudur.


DEVLET VE MİLLET BÜTÜNLEŞMESİ

Devlet, milletin siyasi teşkilatlanmış şekli olmalı; yani milleti idare edenler, o milletin içinden çıkmalıdır. Böylece “Hakimiyet kayıtsız şartsız millettin” olmalıdır. Bu bakımdan milli birlik ve bütünlük daha kolay elde edilmiş olur. Zaten bu bizim ülkümüzdür. Nitekim Ulu Önderimiz Atatürk, “Seneler geçtikçe milli ideal verimleri, güvenle çalışmada, ilerleme hevesinde, milli birlik ve milli irade şeklinde daha iyi gözlere çarpmaktadır. Bu, bizim için çok önemlidir; çünkü biz, esasen milli mevcudiyetin temelini milli şuurda ve birlikte görmekteyiz.” diyerek bu ülküyü göstermiştir. Yine büyük Atatürk, milli hakimiyetin; eşitliğin, adaletin, hürrüyetin temeli ve milletin namusu olduğunu belirtmiştir.
Cumhuriyet yönetiminde ve demokratik bir hukuk devletinde, devlet ve milletin bütünleşmesi esastır.
Bu özelliklere sahip olan devletimizin de milletimizle tam bir bütünlük içinde olması gerekir. Böyle bir bütünlüğün sağlanması için devletin ve milletin birbirlerine karşı olan görevlerini gereği gibi yerine getirmesi zorunludur.
Devlet, milletin bütün fertlerine adaletle, eşit olarak muamele eder; eğitim, sağlık, yol, su, haberleşme, korunma, huzurla yaşama v.b. hususlarda halkın ihtiyaçlarını karşılar.
Yurdumuzu düşmandan korumak için her türlü savunma tedbirlerini alır. Irk, renk, inanç ayrılığına bakmadan bütün milletin birlik, beraberlik içerisinde huzurlu ve mutlu olarak yaşamasını sağlar.
Millet ise, devletinin daima sağlam ve güçlü olması için kendisine düşen her türlü görevi gerektiği gibi yapar. Devlete karşı olan görevlerinin başlıcaları vergi vermek, askerlik görevini yapmak, seçimlere katılmak, kanunlara ve devletin koyduğu diğer yönetmelik ve yönergelere, genel düzene ve güvenliğe uymaktır.
Milletin, devlete karşı olan görevlerini yerine getirdiği ölçüde, devlet de milletine daha iyi bakma, ülkeyi daha süratle geliştirme imkanını bulmuş olur.
Devletin de milletin huzuru ve refahı için gerekli çalışmaları yaptığı ölçüde, hem halkımız mutlu olur, hem de yurdumuz hızla gelişir. Devlet ve millet bütünlüğü de sağlanmış olur.
Devlet, fertlere karşı görevlerini en iyi şekilde yerine getirdiği için ona derin bir bağlılık duyulur. Bu sebeple Allah yolunda ölmek ile devlet uğrunda ölmek bir tutulmuştur. İşte bu büyük bağlılığın doğmasında, yerleşmesinde inancın rolü de büyüktür.
Allah’ın huzurunda duran her Müslüman, devletini sevmeyi, dinini sevmek gibi kutsal bilir. Hemen her fırsatta “Allah devlete ve millete yıkım (zeval) vermesin.” diye dua edilir. Böylece dinimiz yönünden de devlet ve millet bütünleşmesi, zorunlu bir temel ilkedir.


4. TARİHİMİZDE MİLLİ BİRLİK VE BERABERLİK

Milli Birliğin Doğurduğu Olumlu Sonuçlar

Türk tarihinde, milli birlik ve baraberliğin ortaya çıkardığı olumlu sonuçlar, tarihin zenginliği ve geçmişi kadar derindir. Kurulan her devlet, bu milli birlik ve baraberliğin en güzel örneklerindendir. Ancak bu konuda yakın tarihimizden bir örnek verecek olursak, hiç şüphesiz bu, Kurtuluş Savaşı olacaktır.
Birinci Dünya Savaşı’nın kaybedilmesinden sonra Türk milleti adına ortaya çıkan ağır sonuçlar karşısında bütün dünyanın “Türkler bitti” düşüncesine karşın, Atatürk’ün önderliğinde büyük bir milli birlik ve beraberlik örneği gösteren Anadolu insanı, Karslı, Diyarbakırlı, Erzurumlu, Sivaslı, Ankaralı, İzmirli, Edirneli olarak harekete geçerek vatanını düşman işgalinden kurtarmıştır. Ordusu terhis edilmiş, fabrikalarına, limanlarına, tersanelerine, kışlalarına el konulmuş ve yöneticilerinin kandırıldığı bir milletin kısa sürede neler başardığı, sadece bu vatanın insanları tarafından değil, tüm milletler tarafından çok iyi bilinmektedir. Milletimiz, Kurtuluş Savaşı sıkıntılarını birlik ve beraberlik içerisinde yenebildiğini gösterdikten sonra, aşamayacağı engelin de olmadığını kanıtlamıştır.
Bir ailenin karşılaştığı sorunlar karşısında tüm fertleriyle ortak olarak mücadele etmesi, sorunların aşılmasında nasıl birinci koşul ise; çekirdeği aileye dayanan milletlerin de aynı şekilde hareketi, aynı sonucu doğurur.
Kurtuluş Savaşı’nda Türk insanını milli birlik ve beraberliğe iten güç, Atatürk’ün liderliği ve bağımsızlık aşkı olduğu kadar, milletimizin ortak çıkarının etrafında toplanması da önemli rol oynamıştır. O günlerde, “bağımsızlık” ortak çıkar olarak görülmüş ve bu çıkarı sağlamada milli birlik ve beraberlik bir metot olarak tespit edilmiştir. Burada önemli olan, millet olarak ortak çıkarımızın ne olduğunu tespit etmek ve o çıkar için milli birlik ve beraberlik içerisinde hareket etmektir. Atatürk’ün de belirttiği gibi, “Türk milleti, milli birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir.”
Günümüzde de ortak çıkarımız, bağımsızlık, laiklik ve demokrasidir. Milletimiz, bu çıkarlarını korumada, milli birlik ve beraberlik içerisinde hareket ettiği sürece ayakta kalmasını önleyebilecek hiçbir güç yoktur.

Milli Birliğe Önem Verilmeyişinin Olumsuz Sonuçları

Türk tarihi, milli birlik ve beraberliğe verilen önemin çok sayıda örnekleriyle dolu olduğu kadar aksi örneklerle de bilinir. Her şeyden önce kurulan çok sayıda Türk devleti, milli birlik ve beraberlik anlayışına ters davranışlar sebebiyle kısa sürede yıkılmıştır. Kısa sürede devlet kurmayı başaran ve bu nedenle de “teşkilatçılık” niteliğiyle ön plana çıkan Türkler, “milli çıkarlar” etrafında kenetlenmemek ve hatta “milli çıkarlar”ın neden olduğu konusundaki yanlışlarından dolayı kısa sürede devletlerini yıkan da olmuşlardır. Ölen hakan ya da sultanın çocukları arasında ülkenin paylaştırılması, fesat ve bozgunculuğun önüne geçilememesi, dış tahriklere çabuk kanılması ve duygusal hareket edimesi bu yıkımda etkili olmuştur. Göktürkler’i, Gazneliler’i, Anadolu Selçukluları’nı ve daha birçok Türk devletini bu yanlışlığa örnek olarak verebiliriz.
Yukarıda da ifade edildiği gibi, devletlerin çıkarlarının ne olduğunun tespit edilmesi ve milletin de bu çıkarlar etrafında birlik ve beraberlik içerisinde hareket etmesi gerekmektedir. Çıkarın ne olduğunun bilinmediği toplumlarda, herkesin farklı tutum ve arayışlar içinde olması, devletin kısa sürede yıkılması ve dolayısıyla da toplumun büyük felaketlerle karşı karşıya kalması doğal sonuç olmaktadır.
Milli birlik ve beraberlik içerisinde hareket etmek, günümüz toplumlarının kültür seviyesini de göstermektedir. Şurası gayet açıktır ki; fesadın, kargaşanın ve iç çatışmaların yaşandığı ülkeler, sosyal, siyasal, kültürel ve ekonomik açılardan geri kalmış toplumlardır. Bir diğer ifadeyle, demokrasinin yaşandığı ülkelerde bu tür sorunlar son derece az görülmektedir.
Günümüzde batı toplumları, demokrasinin ve dolayısıyla da laikliğin ortak çıkarları olduğunu, bu çıkarın zedelenmesi durumunda toplumsal sarsıntıların yaşanacağını bilmekte ve ona göre davranmaktadırlar. Bu davranış biçimi de batıyı sosyal, siyasal, kültürel ve ekonomik alanlarda başarıya ulaştırmıştır.

Atatürk’ün Milli Birlik ve Beraberlik Anlayışı

Atatürk, 9 Eylül 1922 tarihinde İzmir’in düşman işgalinden kurtulduğu gün, “Milli Mücadelemizin bu safhası kapanmıştır. Şimdi ikinci safhasını açmamız lazım geliyor.” diyerek işe başlamış ve Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuştur. Yüzyılların her alanda görülen geri kalmışlığını kısa sürede ortadan kaldırmayı düşünen Atatürk, bu amaçla çeşitli inkılaplar yapmıştır. Ancak, yapılanların sonuç vermesi ve korunması için en önemli koşullardan birisinin milli birlik ve beraberlik olduğunu da biliyordu. Birlik ve beraberlik içerisinde hareket etmeyen bir toplumda olumlu bir gelişme sağlanamayacağı gibi toplumun varlığını sürdürmesinin imkansızlığını da kabul ediyordu. Bu nedenle de Atatürk, konuşmalarında ve faaliyetlerinde “milli birlik ve beraberlik” düşüncesine çok büyük ve özel bir önem vermiştir.
Kurtuluş Savaşı’ndaki başarıyı yorumlayan Atatürk, “Bilelim ki, kazandığımız başarı milletin kuvvetlerini birleştirmesinden ileri gelmiştir. Eğer, aynı başarıları ve zaferleri ileride de kazanmak istiyorsak, aynı esasa dayanalım” demiştir.
Milli birlik ve beraberliğe büyük önem veren Atatürk, şunları söylemiştir:
“Memleket, dayanışmaya bağlı bir birliğe muhtaçtır. Alelade politikacılıkla milleti parçalamak hıyanettir.”
“Bir yurdun en değerli varlığı, yurttaşlar arasında ulusal birlik, iyi geçinme ve çalışkanlık duygu ve kabiliyetlerinin olgunluğudur. Millet varlığını korumak için bütün yurttaşların canlarını ve her şeylerini derhal ortaya koymaya karar vermiş olmaları, bir milletin en yenilmez silahı ve korunma vasıtasıdır. Bu sebeple, Türk milletinin idaresinde ve korunmasında, milli birlik, milli duygu, milli kültür en yüksek göz diktiğimiz idealdir.”
“Bir toplumun varlığı ve saadeti ancak emelde ve isteklerini elde etmede, tam birlik halinde bulunmasına bağlıdır.”
“Gerektiğinde vatan için tek bir fert gibi yekpare azim ve karar ile çalışmasını bilen bir millet, elbet büyük bir geleceğe layık ve aday olan bir millettir.”
Atatürk Türkiye Cumhurieti’ni kurduğu yıllarda Kurtuluş Savaşı’nın neden olduğu birlik ve beraberlik yanında, başta mezep ayrımcılığı olmak üzere birçok konuda farklılaşmış ve beraberliği zedelenmiş bir toplum ile karşı karşıya kalmıştı. Atatürk, milliyetçilik anlayışının doğal bir sonucu olan milli birlik ve beraberliğin korunmasına çok önem vermiş ve aksi davrananları şu sözleriyle çok sert eleştirmiştir:
“Türk milleti, kendinin ve memeleketin yüksek menfaatlerinin aleyhine çalışmak isteyen bozguncu, vatansız ve milliyetsiz beyinsizlerin saçmalamalarındaki gizli ve kirli emelleri anlamayacak bir topluluk değildir.”
Toplumun içindeki farklı düşünceler, farklı inanışlar ne olursa olsun, milli birlik ve beraberlik içerisinde hareket etmesini bilen bir milletin başaramayacağı iş, aşamayacağı engel yoktur.
MaXsdesigN çevrimiçi   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 07-02-08, 14:05   #2 (permalink)
Yabancı
 
Giriş Tarihi: 07-02-2008
Mesajlar: 1
Rep Puanı: 2375
muslum27 Rütbe: Artı 11muslum27 Rütbe: Artı 11muslum27 Rütbe: Artı 11muslum27 Rütbe: Artı 11muslum27 Rütbe: Artı 11muslum27 Rütbe: Artı 11muslum27 Rütbe: Artı 11muslum27 Rütbe: Artı 11muslum27 Rütbe: Artı 11muslum27 Rütbe: Artı 11muslum27 Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 0
Varsayılan C: Milli Birlik ve Beraberlik [Vatandaşlık]


gfdsgertwqwere
Alıntı:
Gerçek Mesajı Gönderen ExertioN Mesajı Göster
VATANIN BÖLÜNMEZLİĞİ

Vatan Anlayışı

Vatan, kültürel değerlerimizin bulunduğu bir coğrafyadır. Bu coğrafya ilk bakışta bir kara parçasıdır. Bu kara parçası tehlikeye girdiği zaman, uğrunda kanlar dökülür; canlar verilir. Nice analar yavrularını, nice gelinler yiğitlerini yitirir. O zaman bu coğrafyanın taşı, toprağı, dağı, ırmağı başka bir anlam taşır. Her biri düşmana aşılmaz bir engel ve bir uçurum olur. O toprak parçası hemen baş tacı edilir. Bu cansız coğrafya, her karış toprağı şehit kanlarıyla sulanmış bir vatan olur. Bunun için Mithat Cemal, “Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır.” diyor. Bunun için Orhan Şaik:
“Her taşı bir yakut olan bu vatan,
Can verme sırrına erenlerindir.” diyor. Yine bunun için Mehmet Akif:
“Kim bu cennet vatan uğruna olmaz ki feda,
Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda” diyor.
Gerektiğinde vatanı savunmak için insanları severek ölüme götüren yüce duygulardan biri de din duygusudur. Özellikle İslamiyet’in verdiği şehitlik makamı hiçbir dinde yoktur. Hiçbir dinde İslamdaki şehit olmak şerefi kadar kuvvetli bir unsur bulunmamaktadır. Bu unsur, bizim tarihimizde, zaferlerin kazanılmasında en büyük etkenlerden biri olmuştur. Analar oğullarını cephelere “Ya şehit ol, ya gazi” diyerek göndermişlerdir.
Şehitler ve gaziler sayesinde bugün biz vatanımızda hür yaşamaktayız. Yine onlar sayesinde üzerinde yaşadığımız toprak parçası vatan olmuştur. Diğer yandan, atalarımızın binlerce yıldır bıraktığı camiler, hanlar, hamamlar, kervansaraylar, okullar, külliyeler, köprüler, çeşmeler, saraylar, kışlalar, kütüphaneler, kapalı çarşılar ve çeşitli sanat eserleri, üzerinde yaşadığımız coğrafyayı vatan yapan abidelerdir.
Birlik, bütünlük, ortak ideal ve hedefler gerçekleşince insan toplulukları millet haline gelir. Kitle, kalabalık olmaktan çıkar. Nesiller mensup olduğu bir millete ve üzerinde yaşamakta iftihar ettiği bir vatana sahip olur.
Kader birliği, tarih birliği ve şuuru böylece doğar. Artık böyle bir milletin mensupları, kaderde, tasada ve kıvançta bir olurlar; birbirlerini seven, sayan, kolayca anlaşabilen, birlikte hareket edip başarabilen insanlar haline gelirler.
O halde, vatanın meydana gelmesinde insan elinin ve emeğinin tabiata kattığı nice eserlerin de büyük rolü vardır. Vatan anlayışı kültür ve medeniyet eserleriyle gelişir; derinlik kazanır.

Vatanın Bölünmezliği

Bilindiği gibi dil, din, tarih, kültür ve ülkü birliği, ahlakta, terbiyede, örf ve adetlerde ortak duygu ve hedefler, ortak davranışlar milleti oluşturur. Millet ile vatan, ruhla vücut gibidir. Bu bakımdan anayasalarımızda “Türkiye Devleti, ülkesi ve milleti ile bölünmez bir bütündür.” hükmü yer almıştır.
Millet, kendi vatanında birlik ve dirliği bozmadan, ayrılıp parçalanmadan yaşamalıdır. Ancak bu taktirde o milletin fertleri haysiyetli, huzurlu ve mutlu bir hayat sürebilirler. Şu halde vatanımıza, dilimize, dinimize, kültürümüze, tarihimize, örf ve adetlerimize sahip çıkmalıyız. Mehmet Akif bu görevi şöyle ifade etmiştir:
“Sahipsiz olan vatanın batması haktır,
Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır.”
Milletimiz, uzun ve derin tarihi boyunca hep bu şuurla yaşamıştır. Kendisine daima birleşik ordular halinde saldıran düşmanlarla savaşmak zorunda kalmış; çetin muharebeler, sert mücadeleler sonunda, varlığını kabul ettirmiş, tarih boyunca hür yaşamıştır. Bundan sonra da böyle olacaktır. Çünkü Atatürk’ün dediği gibi: “Gerektiği zaman vatan için tek bir fert gibi yekpare azim ve karar ile çalışmasını bilen bir millet elbette büyük bir istikbale layık ve aday olan bir millettir.”
Bu duygular ve düşünceler, bizi vatana bağlamalıdır. Vatan sevgisi olmazsa, ne vatanın ne milletin bütünlüğü korunabilir.
Aslında vatan sevgisi, vatan üzerinde yaşayan insanlara, tarihe ve tarihi kültüre beslenen sevgidir. Yoksa kupkuru bir toprak sevgisi değildir. Vatanı sevmek ve korumak, bize atalarımızın emanetidir; ona ihanet edemeyiz, bu dinimizin de emridir. Allah şöyle buyuruyor: “Sizinle savaşanlarla Alllah yolunda savaşın…” Görülüyor ki; inancımıza göre vatanımızda hür ve huzur içinde yaşamak için, gerektiğinde savaşmak da Allah’ın emridir. Bunun dinimizdeki adı cihattır. Vatan, millet, din ve namus yolunda nöbet tutup, savaşan kimseyi Peygamberimiz, bakın nasıl övüyor: “Hudut ve vatan muhafazası için bir gün, bir gece nöbet beklemek, bir ay (Allah rızası için farzın dışında) gündüz ve gece namaz kılmaktan daha hayırlıdır.” Bir başka hadiste de Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v) şöyle buyuruyor: “İki çeşit gözü cehennem ateşi yakmaz, biri Allah korkusundan ağlayan göz, öteki Allah yolunda nöbet beklerken uyumayan göz.”
Görülüyor ki vatanı savunmak, onun bütünlüğünü korumak, kadın ve erkek her Müslümana, ilahi bir görev olarak farzdır. Aynı zamanda, yüce bir milli görevdir.


DEVLET VE BÖLÜNMEZLİĞİ

Devlet; toprak bütünlüğüne bağlı olarak, siyasi bakımdan teşkilatlanmış, millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlıktır. Hukuki ve siyasi bir organ haline gelemeyen toplumlar, devlet olma özelliğine sahip olamazlar. Devletin içte ve dışta kendini koruyabilmesi için askeri, siyasi, hukuki ve sosyal birtakım kuruluşlara sahip olması gerekir. O, bu kuruluşlarla milleti yönetir.
Millet dil, din, tarih, kütür ve ülkü birliği içinde kendi varlığının şuurunda olan toplumdur. Milletin kendini idare edebilecek bir siyasi organı, yani devleti olmazsa, millet ayakta duramaz.
Toplumların en yüksek ve en gelişmiş olanı millettir. Millet, siyasi birliğe kavuşmadan tamamlanamaz. Millet bütünlüğünün kurulması ve korunması, devletin bütünlüğü ve bölünmezlği ile mümkündür.
Bizim tarihimizde çok köklü bir devlet geleneği vardır. Devlete bağlılık ve onun sürekli olması için her türlü fedakarlık esastır. Devletimizin bütünlüğü ve devamlılığı, milletler topluluğundaki varlığımızın temel unsurudur.


DEVLET VE MİLLET BÜTÜNLEŞMESİ

Devlet, milletin siyasi teşkilatlanmış şekli olmalı; yani milleti idare edenler, o milletin içinden çıkmalıdır. Böylece “Hakimiyet kayıtsız şartsız millettin” olmalıdır. Bu bakımdan milli birlik ve bütünlük daha kolay elde edilmiş olur. Zaten bu bizim ülkümüzdür. Nitekim Ulu Önderimiz Atatürk, “Seneler geçtikçe milli ideal verimleri, güvenle çalışmada, ilerleme hevesinde, milli birlik ve milli irade şeklinde daha iyi gözlere çarpmaktadır. Bu, bizim için çok önemlidir; çünkü biz, esasen milli mevcudiyetin temelini milli şuurda ve birlikte görmekteyiz.” diyerek bu ülküyü göstermiştir. Yine büyük Atatürk, milli hakimiyetin; eşitliğin, adaletin, hürrüyetin temeli ve milletin namusu olduğunu belirtmiştir.
Cumhuriyet yönetiminde ve demokratik bir hukuk devletinde, devlet ve milletin bütünleşmesi esastır.
Bu özelliklere sahip olan devletimizin de milletimizle tam bir bütünlük içinde olması gerekir. Böyle bir bütünlüğün sağlanması için devletin ve milletin birbirlerine karşı olan görevlerini gereği gibi yerine getirmesi zorunludur.
Devlet, milletin bütün fertlerine adaletle, eşit olarak muamele eder; eğitim, sağlık, yol, su, haberleşme, korunma, huzurla yaşama v.b. hususlarda halkın ihtiyaçlarını karşılar.
Yurdumuzu düşmandan korumak için her türlü savunma tedbirlerini alır. Irk, renk, inanç ayrılığına bakmadan bütün milletin birlik, beraberlik içerisinde huzurlu ve mutlu olarak yaşamasını sağlar.
Millet ise, devletinin daima sağlam ve güçlü olması için kendisine düşen her türlü görevi gerektiği gibi yapar. Devlete karşı olan görevlerinin başlıcaları vergi vermek, askerlik görevini yapmak, seçimlere katılmak, kanunlara ve devletin koyduğu diğer yönetmelik ve yönergelere, genel düzene ve güvenliğe uymaktır.
Milletin, devlete karşı olan görevlerini yerine getirdiği ölçüde, devlet de milletine daha iyi bakma, ülkeyi daha süratle geliştirme imkanını bulmuş olur.
Devletin de milletin huzuru ve refahı için gerekli çalışmaları yaptığı ölçüde, hem halkımız mutlu olur, hem de yurdumuz hızla gelişir. Devlet ve millet bütünlüğü de sağlanmış olur.
Devlet, fertlere karşı görevlerini en iyi şekilde yerine getirdiği için ona derin bir bağlılık duyulur. Bu sebeple Allah yolunda ölmek ile devlet uğrunda ölmek bir tutulmuştur. İşte bu büyük bağlılığın doğmasında, yerleşmesinde inancın rolü de büyüktür.
Allah’ın huzurunda duran her Müslüman, devletini sevmeyi, dinini sevmek gibi kutsal bilir. Hemen her fırsatta “Allah devlete ve millete yıkım (zeval) vermesin.” diye dua edilir. Böylece dinimiz yönünden de devlet ve millet bütünleşmesi, zorunlu bir temel ilkedir.


4. TARİHİMİZDE MİLLİ BİRLİK VE BERABERLİK

Milli Birliğin Doğurduğu Olumlu Sonuçlar

Türk tarihinde, milli birlik ve baraberliğin ortaya çıkardığı olumlu sonuçlar, tarihin zenginliği ve geçmişi kadar derindir. Kurulan her devlet, bu milli birlik ve baraberliğin en güzel örneklerindendir. Ancak bu konuda yakın tarihimizden bir örnek verecek olursak, hiç şüphesiz bu, Kurtuluş Savaşı olacaktır.
Birinci Dünya Savaşı’nın kaybedilmesinden sonra Türk milleti adına ortaya çıkan ağır sonuçlar karşısında bütün dünyanın “Türkler bitti” düşüncesine karşın, Atatürk’ün önderliğinde büyük bir milli birlik ve beraberlik örneği gösteren Anadolu insanı, Karslı, Diyarbakırlı, Erzurumlu, Sivaslı, Ankaralı, İzmirli, Edirneli olarak harekete geçerek vatanını düşman işgalinden kurtarmıştır. Ordusu terhis edilmiş, fabrikalarına, limanlarına, tersanelerine, kışlalarına el konulmuş ve yöneticilerinin kandırıldığı bir milletin kısa sürede neler başardığı, sadece bu vatanın insanları tarafından değil, tüm milletler tarafından çok iyi bilinmektedir. Milletimiz, Kurtuluş Savaşı sıkıntılarını birlik ve beraberlik içerisinde yenebildiğini gösterdikten sonra, aşamayacağı engelin de olmadığını kanıtlamıştır.
Bir ailenin karşılaştığı sorunlar karşısında tüm fertleriyle ortak olarak mücadele etmesi, sorunların aşılmasında nasıl birinci koşul ise; çekirdeği aileye dayanan milletlerin de aynı şekilde hareketi, aynı sonucu doğurur.
Kurtuluş Savaşı’nda Türk insanını milli birlik ve beraberliğe iten güç, Atatürk’ün liderliği ve bağımsızlık aşkı olduğu kadar, milletimizin ortak çıkarının etrafında toplanması da önemli rol oynamıştır. O günlerde, “bağımsızlık” ortak çıkar olarak görülmüş ve bu çıkarı sağlamada milli birlik ve beraberlik bir metot olarak tespit edilmiştir. Burada önemli olan, millet olarak ortak çıkarımızın ne olduğunu tespit etmek ve o çıkar için milli birlik ve beraberlik içerisinde hareket etmektir. Atatürk’ün de belirttiği gibi, “Türk milleti, milli birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir.”
Günümüzde de ortak çıkarımız, bağımsızlık, laiklik ve demokrasidir. Milletimiz, bu çıkarlarını korumada, milli birlik ve beraberlik içerisinde hareket ettiği sürece ayakta kalmasını önleyebilecek hiçbir güç yoktur.

Milli Birliğe Önem Verilmeyişinin Olumsuz Sonuçları

Türk tarihi, milli birlik ve beraberliğe verilen önemin çok sayıda örnekleriyle dolu olduğu kadar aksi örneklerle de bilinir. Her şeyden önce kurulan çok sayıda Türk devleti, milli birlik ve beraberlik anlayışına ters davranışlar sebebiyle kısa sürede yıkılmıştır. Kısa sürede devlet kurmayı başaran ve bu nedenle de “teşkilatçılık” niteliğiyle ön plana çıkan Türkler, “milli çıkarlar” etrafında kenetlenmemek ve hatta “milli çıkarlar”ın neden olduğu konusundaki yanlışlarından dolayı kısa sürede devletlerini yıkan da olmuşlardır. Ölen hakan ya da sultanın çocukları arasında ülkenin paylaştırılması, fesat ve bozgunculuğun önüne geçilememesi, dış tahriklere çabuk kanılması ve duygusal hareket edimesi bu yıkımda etkili olmuştur. Göktürkler’i, Gazneliler’i, Anadolu Selçukluları’nı ve daha birçok Türk devletini bu yanlışlığa örnek olarak verebiliriz.
Yukarıda da ifade edildiği gibi, devletlerin çıkarlarının ne olduğunun tespit edilmesi ve milletin de bu çıkarlar etrafında birlik ve beraberlik içerisinde hareket etmesi gerekmektedir. Çıkarın ne olduğunun bilinmediği toplumlarda, herkesin farklı tutum ve arayışlar içinde olması, devletin kısa sürede yıkılması ve dolayısıyla da toplumun büyük felaketlerle karşı karşıya kalması doğal sonuç olmaktadır.
Milli birlik ve beraberlik içerisinde hareket etmek, günümüz toplumlarının kültür seviyesini de göstermektedir. Şurası gayet açıktır ki; fesadın, kargaşanın ve iç çatışmaların yaşandığı ülkeler, sosyal, siyasal, kültürel ve ekonomik açılardan geri kalmış toplumlardır. Bir diğer ifadeyle, demokrasinin yaşandığı ülkelerde bu tür sorunlar son derece az görülmektedir.
Günümüzde batı toplumları, demokrasinin ve dolayısıyla da laikliğin ortak çıkarları olduğunu, bu çıkarın zedelenmesi durumunda toplumsal sarsıntıların yaşanacağını bilmekte ve ona göre davranmaktadırlar. Bu davranış biçimi de batıyı sosyal, siyasal, kültürel ve ekonomik alanlarda başarıya ulaştırmıştır.

Atatürk’ün Milli Birlik ve Beraberlik Anlayışı

Atatürk, 9 Eylül 1922 tarihinde İzmir’in düşman işgalinden kurtulduğu gün, “Milli Mücadelemizin bu safhası kapanmıştır. Şimdi ikinci safhasını açmamız lazım geliyor.” diyerek işe başlamış ve Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuştur. Yüzyılların her alanda görülen geri kalmışlığını kısa sürede ortadan kaldırmayı düşünen Atatürk, bu amaçla çeşitli inkılaplar yapmıştır. Ancak, yapılanların sonuç vermesi ve korunması için en önemli koşullardan birisinin milli birlik ve beraberlik olduğunu da biliyordu. Birlik ve beraberlik içerisinde hareket etmeyen bir toplumda olumlu bir gelişme sağlanamayacağı gibi toplumun varlığını sürdürmesinin imkansızlığını da kabul ediyordu. Bu nedenle de Atatürk, konuşmalarında ve faaliyetlerinde “milli birlik ve beraberlik” düşüncesine çok büyük ve özel bir önem vermiştir.
Kurtuluş Savaşı’ndaki başarıyı yorumlayan Atatürk, “Bilelim ki, kazandığımız başarı milletin kuvvetlerini birleştirmesinden ileri gelmiştir. Eğer, aynı başarıları ve zaferleri ileride de kazanmak istiyorsak, aynı esasa dayanalım” demiştir.
Milli birlik ve beraberliğe büyük önem veren Atatürk, şunları söylemiştir:
“Memleket, dayanışmaya bağlı bir birliğe muhtaçtır. Alelade politikacılıkla milleti parçalamak hıyanettir.”
“Bir yurdun en değerli varlığı, yurttaşlar arasında ulusal birlik, iyi geçinme ve çalışkanlık duygu ve kabiliyetlerinin olgunluğudur. Millet varlığını korumak için bütün yurttaşların canlarını ve her şeylerini derhal ortaya koymaya karar vermiş olmaları, bir milletin en yenilmez silahı ve korunma vasıtasıdır. Bu sebeple, Türk milletinin idaresinde ve korunmasında, milli birlik, milli duygu, milli kültür en yüksek göz diktiğimiz idealdir.”
“Bir toplumun varlığı ve saadeti ancak emelde ve isteklerini elde etmede, tam birlik halinde bulunmasına bağlıdır.”
“Gerektiğinde vatan için tek bir fert gibi yekpare azim ve karar ile çalışmasını bilen bir millet, elbet büyük bir geleceğe layık ve aday olan bir millettir.”
Atatürk Türkiye Cumhurieti’ni kurduğu yıllarda Kurtuluş Savaşı’nın neden olduğu birlik ve beraberlik yanında, başta mezep ayrımcılığı olmak üzere birçok konuda farklılaşmış ve beraberliği zedelenmiş bir toplum ile karşı karşıya kalmıştı. Atatürk, milliyetçilik anlayışının doğal bir sonucu olan milli birlik ve beraberliğin korunmasına çok önem vermiş ve aksi davrananları şu sözleriyle çok sert eleştirmiştir:
“Türk milleti, kendinin ve memeleketin yüksek menfaatlerinin aleyhine çalışmak isteyen bozguncu, vatansız ve milliyetsiz beyinsizlerin saçmalamalarındaki gizli ve kirli emelleri anlamayacak bir topluluk değildir.”
Toplumun içindeki farklı düşünceler, farklı inanışlar ne olursa olsun, milli birlik ve beraberlik içerisinde hareket etmesini bilen bir milletin başaramayacağı iş, aşamayacağı engel yoktur.
muslum27 çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 06-04-08, 20:16   #3 (permalink)
Fear of The Dark
 
Giriş Tarihi: 15-03-2008
Yer: siz
Mesajlar: 1,055
Blog Mesajları: 3
Rep Puanı: 2835966
lron_Maiden Rütbe: Artı 11lron_Maiden Rütbe: Artı 11lron_Maiden Rütbe: Artı 11lron_Maiden Rütbe: Artı 11lron_Maiden Rütbe: Artı 11lron_Maiden Rütbe: Artı 11lron_Maiden Rütbe: Artı 11lron_Maiden Rütbe: Artı 11lron_Maiden Rütbe: Artı 11lron_Maiden Rütbe: Artı 11lron_Maiden Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 28374
Varsayılan C: Milli Birlik ve Beraberlik [Vatandaşlık]


teşekkürler eline sağlık
lron_Maiden çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 30-05-08, 18:58   #4 (permalink)
Banlandı
 
Giriş Tarihi: 23-01-2007
Yer: dєєρ σƒ нєll
Yaş: 19
Mesajlar: 516
Rep Puanı: 2732755
andDeathSmiled Rütbe: Artı 11andDeathSmiled Rütbe: Artı 11andDeathSmiled Rütbe: Artı 11andDeathSmiled Rütbe: Artı 11andDeathSmiled Rütbe: Artı 11andDeathSmiled Rütbe: Artı 11andDeathSmiled Rütbe: Artı 11andDeathSmiled Rütbe: Artı 11andDeathSmiled Rütbe: Artı 11andDeathSmiled Rütbe: Artı 11andDeathSmiled Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 0
Varsayılan C: Milli Birlik ve Beraberlik [Vatandaşlık]

sağol Bu Vatan Bölünmez.!
andDeathSmiled çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 02:41
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.

Forums Directory eXTReMe Tracker Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Telefon Santrali | Daily News

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız sikayet@frmtr.com email adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to abuse@frmtr.com


Search Engine Optimization by vBSEO

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477