|
|||||||
Genel Kültür Kategorisinde ve Garip olaylar Forumunda Bulunan Hiç Bunları Gördünüz Mü..? (Düşünen İnsan İçin) Konusunu Görüntülemektesiniz => Detay sandığımız gerçek olduğunu gördüğümüz şeyler bunlar. Hiç hastanelerde solgun yüzlü, iki büklüm, ellerinde bir tomar kağıt, tahlil, film.. vs. ...
![]() |
|
|
Konu Araçları |
|
|
#1 |
|
Banlandı
Giriş Tarihi: 11-09-2005
Yer: [Aşkım'ın Yanı]
Yaş: 28
Mesajlar: 1,060
Rep Puanı: 66664
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Detay sandığımız gerçek olduğunu gördüğümüz şeyler bunlar.
Hiç hastanelerde solgun yüzlü, iki büklüm, ellerinde bir tomar kağıt, tahlil, film.. vs. ile dolaşıp duran ihtiyarları gördünüz mü? Birisine kan vermeye karar verdiğiniz zaman ellerinizi tutarak beyaz saçlarıyla elinizi öpmeye çalıştı mı? Ya hiç tek bacağı olmayan bi dilencinin sadaka veren birinin arkasından adamın sağlam bacağına nasıl gıptayla baktığını gördünüz mü ?. Okulun kafesinde otururken masayı pislik icinde bıraktınız,az sonra gelen senden yaşlı garson adamın o sigara külü, kibrit, tost kırıntıları ve nice pislikleri eliyle alarak temizlemeye çalışmasını gördünüz mü? 70-80 yaşlarında bir "dede"nin kaldırımda şaşkınlıkla etrafa bakışı.. Ayaklarının dibinde 2 file portakal, biri patlamış ve kaldırıma saçılmış...Bastonuyla portakalları kendine doğru yuvarlaması.. O sırada yanından solaryum karası bir kadının hayret ve şaşkınlıkla, portakallardan birinin üstünden atlaması, hemen sonra portakal değip de pisletti mi acaba diye beyaz topuklu çizmelerine bakması ve hızla uzaklaşmasını.. Dedenin şaşkın yüzünün asılmasını ve portakalları toplamaya devam etmesini gördünüz mü ? Peki ya umursamadığınız karganın, çatıda su oluğundaki su birikintisinde bulduğu kuru ekmeği gagasıyla çevirerek iki tarafını da ıslatarak yemeye çalışmasını gördünüz mü? Lotonun devrettiği haftalarda, cumartesi günü loto bayilerinde sıra bekleyen yaşlı amcaların titrek ellerinde tuttukları, rüzgardan bir sağa, bir sola uçuşan oynanmamış kuponlar? Hiç alttan aldığınız bir ders esnasında (ki kendinizden iki yaş küçüklerle beraber) sıcaktan dolayı açık bırakılan kapının önünden okula beraber başladığınız normal sınıfınızdaki arkadaşlarınızın koridordan gülüşerek geçmesi nasıl bir duygu olabilir yaşadınız mı hiç? Aileniniz tüm fertlerinin bir gün dağılıp da, annenizle babanızın, evde akşam yemeğinde sessiz sedasız yemeklerini yiyeceğini düşündünüz mü? Hiç ayağı kırılan bir atın, zamanında en büyük en iyi denen, el üstünde tutulmuş bi atın vurularak öldürülmesine şahit oldunuz mu? Babanızın çalışarak sıkıntıyla ödediği ama şu anda başkasının kullandığı, çaldırdığınız bi cep telefonunuz oldu mu? Bir gün bir kuyumcadıydım.. O sırada bir baba elinde bir sağlık karnesi ve yanında sekiz dokuz yaşlarındaki oğluyla kuyumcu dükkanından içeri girdi.. Dükkanda oturanlara üstünkörü bir göz gezdirdikten sonra kuyumcuya hiç bir şey söylemeden parmağındaki yüzüğü çıkartıp kuyumcuya uzattı.. Kuyumcunun "elli sekiz milyon" demesi üzerine yine hiç bir şey söylemeden başını hafifçe öne doğru eğdi ve parayı aldıktan sonra yine tek kelime etmeden kuyumcu dükkanından çıkıp oğlunun elini tutarak devlet hastanesine doğru yürüdü.. O an yapabileceğim hiçbir şeyimin olmaması nasıl bir duygu bilir misiniz ? Sıradan bi gün Alsancak`a gitmeye çalışırken, koşarak otobüse yetişmeye çalışan ama tam binecekken otobüs şoförünün dalga geçercesine otobüsü hareket ettirip o kişiyi otobüse almadığını ve o kişinin az önce çıktığınız matematik dersinin hocası olduğunu gördünüz mü? Misafirliğe gittiğiniz evde çocuğunun kulağına ye yavrum ye, bir daha bulamayız eti diye fısıldayan annenin telaşını, büyük bir alışveriş merkezinde gezen ve doğası gereği her gördüğünü isteyen ufak bir çocuğun isteklerini karşılayamamanın hüznü sesine vuran babanın "oğlum ben her gördüğümü istiyor muyum. ne olur isteme artık sadece gezeceğiz" demesini duydunuz mu? Gündüz vakti aç bir sokak köpeğine yemek verirken, köpeğin suratında oluşan hergün insanlardan yediği dayağı işkenceyi hatırlayan korku-saygı karşımı güvensiz ifadeyi gördünüz mü? Kdv zarfı satan amcaların yanlarından geçerken, bir umut belki alırlar diye gözlerinizin içine bakarak "emekliye-memura kdv zarfı" demelerini ? Elini sakatlayan kapıcınızın yerine üniversitede okuyan oğlunun her çöp almaya gelişinde yüzünüze bakamaması nasıl bir duygu yaşadınız mı? Arabasına hafifçe çarpan bir mercedesin basıp gitmesinin ardından arabanın sahibinin çıkıp da hasara bakmasını, çaresizlik içinde gözlerinin dolmasını görüp hissettiniz mi? Geçenlerde bir sokak köpeğinin masum gözlerine vurulup yanına gittim. Sevmeye başladığım zaman köpeğe her gün mama ve su veren adam bana sevmekte olduğum köpeğin bir insan(!) tarafından tecavüze uğramış olduğunu söyledi.. İşte o an kalbime saplanan hançerle köpeğin gözlerine bir daha bakmak.. İnsan olmaktan utanarak bir daha bakmak.. İnsanlara hala sevgiyle bakabilen o gözlere inanamayarak bakmak nasıl bir duygu bilir misiniz ? 60 yaşlarında bir dede.. Hava kış ve üstünde eski püskü bir ceketten başka bir şey yok.. Elinde de çikolatadan başka bir şey olmayan bir poşet var.. Büyük ihtimalle bir ziyaret.. Gidilen yerde belki torunu bekliyor dedesini. Hayatta bir canı var, bir ceketi, birde torunu.. Bu dedenin zorlana zorlana otobüse binmesi.. Ceplerinde iki saat para araması.. Ve bozuk paraları bir türlü denkleştirememesi üzerine otobüs şoförünün azarlayarak dedeyi geri indirmesini gördükten sonra gözlerimin dolması nasıl bir duygu bilir misiniz ? Bir gün teyzenin biri önümde lahmacun kuyruğunda bekliyor. Zaman duruyor, teyze bekliyor... Ben duruyorum... Anasını s........ lan... Basit konuşuyorum, basit yazıyorum evet... Benim yüreğim bunları kaldırmıyor artık... Ben o teyzenin torununu getirmesini isterdim oraya, otursunlar bir masada, tatlı tatlı konuşsunlar, çocuk yaramazlık yapsın, teyze kızsın torununa yalandan bir sinirle... Ama o teyze o kuyrukta beklemesin be... Ne olur beklemesin.. Ya da ben yaşamayayım artık... Çok uzundu o kuyruk, teyze tek başınaydı... Tek ulan tek, kuyruğa girmiş, aç... Bir yılbaşı gecesi, konak meydanında herkes eğleniyormuş gibi yaparken, havalara zıplayıp sevinç çığlıkları atarken balon satmaya çalışan orta yaşlı bir adamın -sönük balon kimseye eğlenceli gelmediğinden- o soğukta hızlı hızlı balonları şişirmeye çalışması.. Çığlık çığlığa zıplayan insanlara yorgun gözlerle bakmasını. Cebinden parasını çıkarıp bir göz atıp tekrar cebine koymasını. Y anına yaklaşan birini görünce gülümsemeye çalışmasını, gidince tekrar acı bir üşüme ifadesi takınmasını. Kimsenin de bunun farkında olmamasını yaşadınız mı ? Bir ara gazeteden okuduğum bir ayrıntıyı yazacağım sadece, genel olarak tabloyu özetlemeye yetiyor sanırım... Çatışmaların ortasında kalan çocuklardan biri 12 yaşındaki Abbas Şayto. Sur kentinde 17 yakınıyla içinde bulunduğu minibüse kaçış yolunda bomba isabet eden Abbas'ın dramı, dayısının 'kafasız cesedi' ile büyükannesinin cesedini görmekle bitmiyor. Son nefesini vermek üzere olan annesinin başında hıçkırıklara boğularak ağlayan Abbas, "Anne, beni bırakma. Gitme!" diye haykırıyor. Annesi ise oğluna 'son nasihatlerini' veriyor: "Kardeşlerine iyi bak. Cüzdanımda para var. Onu al. Kemeraltında bir işe girdim geçen..Aynı şekilde yaşlı bir adamın bağıra bağıra turşu suyu satmaya çalışırken insanlara yorgun gözlerle bakmasını yine aynı şekilde yanına yaklaşan birini görünce gülümsemeye çalışmasının ardından gittiğinde tekrar acı bir ifade takınmasını ve kimsenin bunun farkında olmamasını yaşadınız mı ? Küçükken annene yalvara yalvara geçen gün Ali’nin elinde gördüğünüz çikolatadan aldırmışsınızdır. Heyecanla yırtıp attığınız çikolata paketi, ekmek parasına avuç açmış bir insanın önüne düşer. Henüz durumu farkedemeyecek kadar küçüksündür, fakat yıllar sonra bu aklına gelip de gerçeğin farkında olmak nasıl bir şey biliyor musunuz? Varını yoğunu serdiğin, zamanını hayatını harcadığın,kendi başarısızlığın uğruna onun için bir şeyler yaptığın, geleceğini belirleyecek insanlar tarafından bunu yaptığın için hor görüldüğün, yapayalnız ama o kişiyi severek ve bunun yeterli olduğunu düşündüğün, bu şekilde hayata tutunmaya çalıştığın,ve bütün bunları sadece o biraz huzurlu ve mutlu olsun; başkalarının ona yaşattıklarını biraz olsun unutsun diye yapmak. Çünkü ona, her karşılaştığında , her defasında yüreğine cam parçaları batarmışcasına aşık olmak, gözlerine baktığında daha ne kadar sevebilirim ki diye dehşete kapılmak.. Ama daha sonra bu kişinin sıkılıp ilişkinin bittiğine karar vermesi.. Sırf ona iyi davrandığın için.. Güven duygusunun kumdan kale gibi bir anda yerle bir olması.. Dahası, her şeye rağmen hala yüreğin titrercesine sevmek (kendinden nefret ederek), daha çok sevmek, kendine inkar etmeye çalışmak, her seferinde duvara çarpmak nasıl bir şey yaşadınız mı??? Hayatın mantıksızlıklar ve eşitsizlikler üzerine kurulu olması. Etrafımdakilerin beyninin %1 ini bile kullanmaktan aciz insanlarla çevrili olduğunu bir şeylerin sürekli bana hatırlatması.. İnsana dair tüm duyguların her dakika sömürülmesi, reklam aracı yapılması. her şeyin basitleştirilmesi, bizim basitleşmemiz, duygusuzlaştırılmamız nasıl bir şey anlayabildiniz mi ? Nasıl acı veriyor… Bunların bir çoğunu gördük ama hiç dikkat etmedik di mi ? Ben de öyle çiçekler böcekler diyen bir adam değilim, bu acındırmak değil, hiçbir şey değil.. Sadece gerçekleri görmek.. Eminim çoğu kişi görmüştür bunları.. Ama kör birisinin sana insanlar nasıl danseder diye sorduğu zaman dökülen gözyaşlarını gizlemeye çalışmanın yerine, bir gece barın birisinde tanışıp yarım saat oynaştığın bir hatun senin için daha hatırlanası ve anlatılasıdır değil mi? Neden içinin burkulmasından, gözünün yaşarmasından korkar bazıları? Daha kötüsü bütün bunları dibine kadar yaşamış olmasına rağmen neden bundan bahis açmaktan kaçar? Evet hiç bir şey yapamıyoruz.. yapacak cesaretimiz yok belki yapacak hissiyatımız yok. Hayatlarımız ellerimizi arkadan değil içimizden kenetlemiş. Hepimiz seyrediyoruz işte. Neden bir küçük çocuğun önünden sevgilinizle elele geçerken, ömrü boyunca annesinin babasına bir kere sarıldığını görmemesinden ötürü, bir kere öpüştüklerini bilmemesinden ötürü size attığı yabanıl bakışı anlatmak gereksiz gelir de yozlaşma üzerine yaptığınız derin hakaret içeren analizler ortamlarda kıçınıza tıpış yapar o zaman ? Çok mu zordur fakirliği betimlemek ? yok işte lan. bu kadar basit ? neden kaçıyorsunuz ki ? buna müdahale edememek, önüne geçememek mi söz etmemize engel teşkil eden ? bi bok yiyemiyorsun peki bari sus mu ? Neden ben dolabı açtığında sadece içerisinde salça olduğunu gören bir arkadaşıma ağladığımı bağıra bağıra buraya yazamayım da kadınlara olan ilgimi ve taşkınlığını ima eden laflarla yazdığımda tebessümle karşılanıyor olsun? Bir yerlerde bir yanlış var. Anlat anlat bitmeyecek, yılmayacak bir yanlış. Yaşantıların tam ortasındaki sismik zonlar, kabuslar değil bile mesele.. Onlardan nasıl bahsedeceğimizse… Evet bir yerlerde bir yanlış var.. Detay ya da gerçek.. Kimine göre detay kimine göre gerçek.. Ben bunları gördüm yazdım, kim bilir daha neler görülecek... -- Bir Arkadaşım Okumam İçin Yolladı ve Bende Sizinle Paylaşmak İstedim.. -- Mesajı son düzenleyen Dejavu-7 ( 14-08-06 - 05:32 ) |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Moderatör Amca :)
![]() Giriş Tarihi: 23-05-2005
Yaş: 24
Mesajlar: 12,304
Rep Puanı: 714233028
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
duygulumu mesaj teşekkürler paylaşım için
|
|
|
|
|
|
#3 |
|
Hızlı Üye
![]() Giriş Tarihi: 09-06-2005
Yaş: 31
Mesajlar: 1,250
Rep Puanı: 297060
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
bir soruda ben sorayım. daha çocuk yaşta kız arkadaşınızla gezerken terörist ateş altında kaldınızmı. onu korumak için onu kendinizle bir duvar arasında korumaya çalıştınızmı. hain eller tarafından sıkılmış bir tetikle ateşlenen bir merminin duvarı delip kız arkadaşınıza saplandığını gördünüzmü. onun ölürken gözlerinin içine bakıp hiç bir şey yapamamanın çaresizliğini yaşadınız mı.
bir hastanede basit bir hastalık için sıra beklerken birden ardarda ambulanslar helikopterler geldimi. içeriye teröristlerin yaptığı bir saldırı neticesinde yaralı ve şehit askerler geldimi. kendi hastalığınızı unutup yetersiz hastane personeline yardımcı olmaya yaralıları kurtarmaya çalıştınız mı. ruhunu teslim ederken kelime-i şehadet getiren askerlerin yüzündeki ifadeyi gördünüzmü. önündeki askeri kurtaramayan 50-60 yaşındaki doktorların hüngür hüngür ağladığını gördünüz mü. dostlarını silah arkadaşlarını kurtarması için 20 yaşlarında dağ gibi delikanlıların doktorların önünde diz çöküp yalvarmasını kurtulamayınca arkadaşları bir köşe çöküp sessizce çaresizce ağladıklarını gördünümüz mü. bir gün önce sohbet ettiğiniz abi yerine koyduğunuz insanların ertesi gün arkadaşları komutanları astları tarafından cenazisinin gelişini ve onu getirenlerin yüzündeki çaresizliği izlediniz mi. köyüne baskın yapan teröristlerin öldürdüğü yavrularının başında aklını kaybetmiş bir halde bağıra çağıra ağlayan bir annnenin en sonunda orada birden kalbinin acıya dayanamyıp durmasını gördünüz mü. gölcük depreminde günlerce uyumadan belki birini kurtarırım ümidiyle enkaz kaldırdıktan sonra azıcık dinlemek için yıkılmamış bir evin yakınında oturduğunuzda o yıkılmamış evin balkonunda birinin elinde bir bira ile sanki film izlermiş gibi çevreyi izlemesini ve niye yardım etmediğini sroduğunuzda cevap olarak türklerden nefret eden bir ermeni olduğunu duydunuz mu. depremde yıkılmış olan bir evin içinde bir krişin altında kalmış genç bir kızı kurtarmak için bütün gücünüzle çabalarken kızın artık yaşamaktan vaz geçip herşey için size teşekkür ettiğini duydunuz mu. bunun üzerine dayanamayıp daha önce kaldırmadığınız koca beton parçasını insan üstü bir güçle kaldırdığınızda o kızın artık yaşamadığını görüp o acı çaresizliği hissettiniz mi. ve akşam olduğunda radyoyu açıp magazin haberlerinde birilerinin yine birileri ile koloni hayatı yaşayıp bunun sanki çok önemli bir olaymışgibi verildiğini işittinizmi. üç beş kuruş para karşılığında ülkeye hizmet etmek için gece gündüz çalışırken eski bir arkadaşınızın magazin haberlerinde bir gecede sizin bir sene boyunca kazandığınızdan daha fazla parayı harcadığını dinledinimiz mi. sırf ülkenize faydalı olmak için bir kaç kuruş para karşılığında günde 12 saat çalışıp sırf yabancı ülkelere hizmet etmemek için yurt dışından gelen iş tekliflerini reddettikten sonra bir siyasinin ülkenin en iyi kurumlarından birini yabancı bir şirkete hiç pahasına satıldığını izlediniz mi. elinizde tüfek gece yarısı nöbet tutarken sadece bir kaç yüz metre ileride sizinle aynı yaşta gençlerin sarhoş çığlıklarını dinlemek zorunda kaldınız mı. hayat hiç bir zaman adil olmamıştır. hiç bir zamanda olmayacaktır. önemli olan ne yaşadığınız değildir. idealinize ülkünüze nasıl ve ne kadar hizmet eetmiş olduğunuzdur. |
|
|
|
|
|
#5 |
|
Hızlı Üye
![]() Giriş Tarihi: 27-01-2006
Yaş: 29
Mesajlar: 1,413
Rep Puanı: 23364
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
güzelmiş, ellerine saĞlık...
|
|
|
|
![]() |
| Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz |
| Konu Araçları | |
|
|
|
ForumTR Servisleri: ForumTR Video - ForumTR Haber - ForumTR Oyun - ForumTR Chat - ForumTR Mail - ForumTR IRC
Vize İşlemi | Haberler | Okul Arkadaşım Sitemiz bir forum sitesi
olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında
siteye yazabilmektedir. |