|
|||||||
Genel Kültür Kategorisinde ve Garip olaylar Forumunda Bulunan 100. Mesajııma Özel Mısır, Dünya ve Türkiye'den Esrarengizler... Konusunu Görüntülemektesiniz => Önce bu konu 100. Mesajım için hazırlandı (tabi herkes 1000 mesajı için yapıyor ama ben daha yeniyim) İçindekiler... 1-Anubis(Mısır) 2-Türkiye'den ...
![]() |
|
|
Konu Araçları |
|
|
#1 |
|
Bağımlı
![]() ![]() Giriş Tarihi: 26-02-2006
Yer: Kastamonu Civarları ..!
Yaş: 14
Mesajlar: 519
Rep Puanı: 11774326
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Önce bu konu 100. Mesajım için hazırlandı (tabi herkes 1000 mesajı için yapıyor ama ben daha yeniyim)
İçindekiler... 1-Anubis(Mısır) 2-Türkiye'den Esrarengiz Konular 3-Dünya'dan Sırlar... Tavsiyem Anubis'in hepsini Efsanelerin Hepsini Mayalarında ilgilendiğiniz konuları okuyun canınınızın sıkılmasını istemiyorsanız... 11111111111111111111111111111111111111111111111111 111111111111 ANUBİS ![]() Anubis, Eski Mısır mitolojisine göre, Nephthys ve Seth'in (bazı efsanelere göre Osiris ve Isis'in) oğludur. Çakalların mezarlar etrafında dolaşması nedeniyle çakal başlı Anubis ölümle beraber anılır. Ölen Osiris'i mumyaladığı için mumyalama tanrısı olmuştur. Görevi tüm ölüleri korumak ve yüceltmektir. Bu yüzden mumyalamayla görevli kişiler Anubis maskesi takarlar. Ölen kişi diğer dünyada yargılanırken Anubis ona yardım eder. Anubis diğer dünyada ölülerin koruyucusu ve ölüler kentinin efendisidir. Osiris ve Isis Osiris’in tahta geçtikten sonra ilk yaptığı işlerden biri , ilkel bir hayat süren Mısır’lıları uygarlaştırmak olmuştur. Osiris onlara ilk tarım araçlarını yapmayı, toprağı işlemeyi , buğdayı ve üzümü yetiştirmeyi , ekmek , şarap ve bira yapmayı öğretmiştir. Ayrıca ilkel Mısır’lılara ilk defa tapınak inşa etmeyi ve tanrılara tapmayı öğreten ve dini törenleri düzenleyen de Osiris’tir. Hatta ikili flütü de ilk Osiris yapmıştır.Osiris , şu an Louvre Müzesi’nde bulunan Amenmos Steli’ne göre , bolluk , bereket getiren bir doğa tanrısı özellikleri de taşımaktadır. Osiris , doğal kaynaklara hükmetmekte , onunla birlikte rüzgarlar esmekte , ekinler yeşermekte ve hayvanlar yetişmektedir. Osiris Mısır’ın uygarlaştırılmasını tamamladıktan sonra , bütün dünyanın uygarlaştırılması işine girişir. Tahtı kardeşi ve aynı zamanda da karısı olan İsis’e bırakır ve yanında veziri Thoth , Anubis ve Ofois ile birlikte sefere çıkar. Uzun süre dünyanın uygarlaşması için çalışır. Burada Anubis için de bir parantez açmak gerekmektedir . Eski Mısır’da Anpu diye adlandırılan Anubis , mitolojiye göre , ölülere Öteki Dünya’nın yolunu gösteren çakal başlı varlıktır. Piramit metinlerinde , Anubis Ra’nın oğlu olarak yer alır. Başka metinlerde ise Osiris ya da Seth ile ilişkilendirilir. Osiris ile ilgili efsanelerde , adı çok sık geçmese de, Anubis’in önemli bir yeri vardır. İlk olarak Anubis daha önce de gördüğümüz gibi dünyanın fethine Osiris ile birlikte çıkmıştır. Ancak bu fetih savaşla yapılan istila anlamına değil, insanların uygarlaştırılması anlamına gelmektedir. Aslında bu efsaneden yola çıkarak , Anubis , tanrıların insanları eğitmesinde önemli rol oynayan varlıklardan bir olarak karşımıza çıkar. İkinci olarak da Anubis Osiris’in ölümünden sonra onun “vücudunun” korunması işini üstlenir. İlk olarak bu görevi olan Anubis zamanla Osiris’in cenazesi ile olan ilgisinden dolayı ölü kültleri ile ilgili bir özellik kazanmış ve mumyalama ve ölünün yargılanması ile ilgili yol gösterme görevleri gibi görevler üstlenmiştir.Osiris döndüğünde ülkesini , İsis’in başarılı yönetimi sayesinde çok iyi durumda bulur. Ancak bu dönem uzun sürmez. Tahta geçmeyi arzulayan , fakat Osiris’in yokluğunda dahi hüküm süremeyen Seth , Osiris’i yok etmek için bir plan hazırlamıştır. Bu plana göre Seth , Osiris’in ölçülerine göre bir sandık hazırlatır ve sandığı en değerli taşlarla süsletir . Seth , bundan sonra kendisine yardım eden yetmiş iki kişiyle birlikte planını uygulamaya koyulur. Seth büyük bir yemek verir ve Osiris’i de çağırır. Osiris hiç bir şeyden şüphelenmeyerek yemeğe gider. Yemek sonunda Seth , sandık kimin ölçülerine uyarsa , sandığın sahibinin o olduğunu söyler. Denemek için herkes sırayla sandığın içine yatar. Sıra Osiris’e gelmiştir. Osiris yatar yatmaz Seth sandığı çiviler , eritilmiş kurşunla lehimler ve Nil nehrine atar. Böylece Seth planını uygulamıştır. Bu olay “ Osiris’in krallığının yirmi sekizinci yılında , Athyr ayının on yedisinde olmuştur. İsis bunu duyunca , üzüntüsünden saçlarını keser , elbiselerini parçalar ve Osiris’in kapatıldığı sandığı aramaya çıkar. Osiris’in kapatıldığı sandık , Fenike’ye , Byblos kentine kadar sürüklenmiş ve burada karaya vurmuştur. Karaya çıktığı yerde ise süratle büyüyen bir ağaç sandığı gövdesinin içine almıştır. Byblos Kralı Malkandros bu ağacı gördüğünde hayran kalır ve ağacı kestirerek sarayına sütun olarak diktirmeye karar verir. Ağaç kesildiğinde çok güzel bir koku çıkarmıştır. Bu olay Isis’in kulağına kadar gelmiştir. İsis durumu anlar ve Malkandros’un sarayına gider. Burada önce Astarte’nin çocuğunun dadısı olur. İsis bir gün çocuğu ölümsüz yapmak ister ve bu amaçla çocuğu ölümsüzlük ateşine batırır. Bunu gören kraliçe çığlıklar atarak İsis’i engeller. İsis artık kendini tanıtmak zorunda kalır. Daha sonra Kral Malkandros’dan izin alarak ağacın gövdesini açar ve içinden sandığı alır. İsis sandığı vatanına geri getirdikten sonra , Buto şehrine , oğlu Horus’un ziyaretine giderken sandığı , güvenli zannettiği bir yere saklayarak bırakır. Gece dolunayda avlanan Seth sandığı bulur ve Osiris’in bedenini tanır. Bunun üzerine , Seth Osiris’in bedenini 14 parçaya ayırır ve bu parçaları Mısır toprakları üzerine dağıtır. Bunu duyan İsis papirüs ağacından yapılma bir tekneye biner ve bütün Mısır’ı dolaşarak Osiris’in bedeninin parçalarını toplar ve parçaları her bulduğu yere bir tapınak diker. Bu yüzden Mısır’ın bir çok yerinde , içinde Osiris’in cesedinin bulunduğu söylenen bir çok tapınak vardır. Efsanenin sonunda ise Osiris’in oğlu Horus Seth’i yener . Yeniden canlanan Osiris artık bu dünyada yaşamak istemez ve hükmetmek için ölüler ülkesine gitmeyi tercih eder. Burada yine Anubis ile birlikte olacaktır. Anubis ölüleri yargılanması için Osiris’e getirecektir. 22222222222222222222222222222222222222222222222222 22222222222 TÜRKİYE'DEN SIRLI OALYLAR KAMÇILI DEDE Horasan erlerindendir.Demirci'nin fethi sırasında , Reisler'deki eren ile birlikte savaştığı ve şehid olduğu anlatılmaktadır.Yatırı, Reisler'in karşı vadisindeki Ağıl tarla mevkiinde ,çeşme kenarındadır.Kamçılı Dede hakkında şu menkıbe anlatılmaktadır. Reisler'deki İrezler camii ve buradaki türbe, bir gece hırsızlar tarafından soyulur.Bu hırsızlık üzerine, Reisler'deki zat, karşı yamaçtaki arkadaşına seslenir: "Şunlara haddini bildireyim mi, ya Kamçılı Sultan !..." Kamçılı Dede cevap verir: " Sabret ya Reis Sultan, af cezadan daha makbuldür !..." (Karşılıklı konuşmaları, İmrenler,Tekeler ve Çardaklı köylerinden birçok insan duymuştur) SULTAN DEDE (TOPRAK DEDE) Şelekler Köyünün batısında Topraktepe üzerindedir.Sultan Dede, bekar ve aynı zamanda ermiş, sarışın güzel bir kızmış.Köy çeşmesine ara-sıra suya gelir,evine su götürürmüş.Bir gün suya gelirken , Kurban Ali adında bir çoban, onun peşine düşer,kendisiyle evlenmesini teklif eder.Kurban ali'nin davranışını kendisine yapılmış bir sarkıntılık kabul eden Sultan Kız, çobanın kolundan tutarak , " Bismillah , ya Allah ..." deyip onu 500 metre uzaktaki tepeye fırlatır.Sultan, Ali'nin arkası sıra gider, ölmediğini görünce , ikinci kez fırlatır ve çoban ali köyün üstünde, düştüğü yerde ölür.Ali'yi oraya gömerler.Dede olarak bilinen Sultan Kız öldüğünde daha yukarıdaki tepeye defnedilir. Sultan Dede türbesi ziyaretgahtır.Çevre köylüler , yağmur duasını ve hıdrellez kutlamaları burada yaparlar.Çocuğu olmayan kadınlar da bu türbeye giderek dua eder, namaz kılarlar. KIZ ÖLEN TEPE Armutlu Köyünün güneyinde , köye 2 km. uzaklıkta Kızölen adlı bir tepede bir çift mezar vardır.Onların hikayesi şöyledir: Ali adında bir çoban , zengin bir ailenin Hatice adlı kızına aşık olur.Kız da çobanı sevmektedir.Çoban , kızı ailesinden istetir.Kızın kardeşleri, bacılarını kapılarının çobanına vermeyi uygun görmezler.Ali ile Hatice , son çare olarak "Kaçalım..." derler.Bir gece buluşup kaçarlar.Tepeye çıkar, çevreyi gözetlerler.Sohbet ede ede uyuya kalırlar. Kardeşleri sabahleyin kızın evde olmadığını görünce , silahlanıp peşine düşerler.Dağda gezerken tesadüfen karşılaşırlar.İkisini de orada vururlar.Cenazelerini , vuruldukları tepeye gömerler. Tepeye o tarihte sonra Kızölen Kaşı (Kızölen Tepesi) denilmektedir. Derler ki, orada bazı geceleri ışık yanar.Hatta her ilkbahar mevsiminde iki mezar arasında çiçek yeşerir, kavuşacakları sırada kurular. ESKİCİ DEDE Eskici Baba (Hacı Hasan Efendi) demirci eşraflarından Şehido (Voyvoda Şehidoğulları) 'nın çömezidir. Vaktinde, Şehido hacıya gider.Mekke'de iken şöyle bir istek dile getirilir: " Sıcak un helvası olsa da yesek..." Şehido'nun çömezi Eskici Baba , bu hali hisseder.Ablasına gidip : " Ağam helva istedi , yapıver de ona götüreyim , " der. Helva pişirilerek bir tasa bırakılır.Bir cuma günü Eskici Baba helvayı aldığı gibi Mekke'ye götürüp bırakır ve geri döner. Şehido , Demirci'den getirilen helvayı sıcak sıcak yer . Şehido haccdan dönünce ziyaretine gelenler , Eskici Baba'nın namaz kılmadığını , camiye gitmediğini iddia eder , şikayette bulunurlar. Şehido eşyalarının arasından çıkardığı tası onlara göstererek : " Eskici Baba , burada pişen helvayı aynı günde bana getirdi de , onu ben Mekke'de sıcak sıcak yedim.İşte helva getirdiği tas..." diyerek keramet ehli olduğunu ispatlar. Eskici Baba'nın bir gün içinde Mekke'ye gidip geri döndüğü anlaşılınca , yani sırrı ifşa olunca , yine ir cuma günü Hakk'a yürür ve şimdiki Hasan Camii'nin dibinde bulunan küçücük eskici dükkanında ölü bulunur. GELİN KAYASI Boyacık Köyünün yakınında toplu ve sıra kayalar vardır.Uzaktan bakıldığında bir gelin alayını andırır bu taşlar. Bir tarihte Boyacık Köyünden , çevre köylerden birine gelin götürüyorlarmış.Halkın, gelin Kayası dediği yere varınca yorulan düğün kafilesi durup dinlenir.Mola esnasında küçük çocuklardan birisi altına pisler.Annesi çocuğun altını temizlemek için su veya be arar ama bulamaz.Bezirme adı verilen düğün yufkası ile çocuğun altını silip temizler. Bir annenin, yediği nimetle çocuk pisliğini temizlemesi Allah'ın zoruna gider başkalarına ibret olsun diye kafile olduğu gibi taş kesilir.O gün bugündür düğün taşlaşan gelin alayı yerinde durmaktadır. KANDIRMIŞ SULTAN Kandırmış Sultan Horasandan gelerek Yağcı Dağının zirvesine yerleşir.Bir dervişin buraya geldiğini haber alan ve nasıl yaşadığını merak eden volvoda Hacı Şabanzade, bir gün 20 atlısıyla ziyarete gider.Kandırmış Sultan volvoanın kendisini ziyarete gelmesinden çok mennun olur ve akşam yemeğine kalmaları için ısrar eder.Hacı Şabanzade , teklifi kabul ederek akşama kalır.Bir yandan da , doğru dürüst evi barkı , ocağı , erzağı olmayan bir adamın o kadar insanı hayvanları ile birlikte naıl yedirip içireceğini merak eder. Kandırmş Sultan, yaktığı küçük bir ateşin üzerine koyduğu bir çömlekte yemek hazırlar.Ağa Şabanzade ve mahiyetini sofraya davet eder.Sultanın kendisi ile beraber 22 kişi o küçük çömlekten doyuncaya kadar yedikleri halde çömlekteki yemek hiç eksilmez.Ayrıca misafirlerinin atlarına da ufak bir yemlikte ye vermesine rağmen hayvanlar yiye yeiye doyar, fakat yemden hiç eksilme olmaz.Misafirler su ister Derviş Sultan yumruğu ile bir kayayı vurur, vurduğu yerden su çıkar.İçtikleri su onların susuzluğunu giderir.Bu durum karşısında Hacı Şabanzade : " Derviş, bu ne hikmettir ? 22 kişi bu ufak çömlekten, atlarımız küçük bir yemlikten yiyip doyduk, kandık ... " diyerek orada ayrılırlar.Çünkü dervişin kerametini anlamışlardır.Ondan sonra dervişin adı kerametine izafeten KANDIRMIŞ SULTAN olarak kalır.Yağcı Dağı'na da bu olaydan sonra dervişe verilen ada uygun olarak Kandırmış Sultan Dağı denir.Kandırmış Sultan ölünceye kadar burada yaşar.Öldüğünde aynı yere gömerler.Türbesi ziyaretgahtır. NURULLAH DEDE Demirci'de erkek adları içersinde yaygın olardan biri de Nurullah'tır.Bunun en büyük sebebi , ilçe merkezinde ve köylerde çok sayıda Nurullah Dede yatırının olmasıdır.Halk bu kişilere ermiş gözüyle bakar ve büyük saygı gösterir , kabrini ziyaret eder .İşte Aynı addaki yatırlardan bir tanesi , Çamlıca mahallesindeki Kozağaç camiinin avlusundadır.Bu dede hakkında anlatılardan biri aşağıya alınmıştır. Demirci ve çevresinin Kurtuluş Savaşı sırasında Yunanlılar tarafından işgal edildiği günlerde , düşman askerleri , Nurullah Dede'nin yatırının yakınına çadır kurarlar.Kendileri ve atları türbenin etrafını pisletir , zarar verirler.Bunun üzerine Nurullah Dede gece kalkıp , kendisini rahatsız eden ve türbesinin çevresini kirleten Yunan askerlerini taşlar. Onlara : " Pislettiğiniz yerleri temizleyin , yoksa başınıza büyük felaketler getireceğim, " diye bağırır. Bu uyarı karşısında korkan ve şaşıran Yunan askerler Demirci'yi kısa sürede terk ederler.Halk ; Yeniköy , Simav , Gördes , Gediz gibi çevre ilçe ve köyleri Yunanlılar tarafından yakılıp yıkılmasına rağmen , Demirci'nin uzun süre işgal altında kalmamasını ve savaştan az zarar görmesinin nedenini , Nurullah Dede'ye bağlar. Nurullah Dede'nin türbesi ziyaretgahtır.Çocuk isteyenler , kısmet bekleyenler tarafından sık sık ziyaret edilir.ziyaretçiler çocukları erkek olursa Nurullah , kız olursa Nuriye adını vaat eder ve Hakk'a yalvarırlar.Geceleri altını ıslatan çocuk bu türbenin etrafında dolaştırılırsa , çocuğun o huyundan vazgeçeceğine inanılır. 33333333333333333333333333333333333333333333333333 333333333333 MAYALAR ![]() Mayalar, M.Ö 300 M.S 1500 yılları arasında hüküm süren medeniyet.M.Ö 600 dolaylarında yükselişe geçti ve Milat'tan kent devletlerinin çoğunun siyasi kargaşalar sonucunda çöktüğü İS 900'e dek, günümüzde Orta Amerika ve Meksika sınırları içinde kalan geniş bir alana hükmetti. M.S. 600 - 800 yılları arasındaki Post-Klasik dönem ve sonraki birkaç yüzyıl dünyadaki en önemli sanat eserlerinden bazılarını üretmişlerdir. Fakat hala tam olarak anlaşılamayan bazı sebeplerden dolayı, Maya Uygarlığı çökmüş ve kabile, kentlerini terk etmek zorunda kalmıştır. Bugün Meksika diğer yerlerdeki Mayalar dağlarda yaşar, 4000 yıl önceki ataları gibi. Köken ve Tarih Mu Uygarlığının ilk kolonilerinden birisi olduğu sanılan Meksika'nın güneyi,Honduras,Guatemala ve Belize'nin kuzeyindeki coğrafyada yaşamış olan eski bir uygarlıktır. Yukatan'da Mu Kıtası anisina inşa edilmiş Uxmal Tapınağındaki Yazıtlar yaklasik 12.000 yıllıktır. Bu tapınakta Geldiğimiz yer olan Batı ülkelerinin anısını korumak için inşa edilmiştir, diye kabartma yazılar bulunmaktadır. Jeolog - arkeolog James Churchward'ın ve özellikle Dr. William Niven'in (1921-1923 yıllarında Meksika'da ortaya çıkardığı tabletler) yaptıkları araştırmalar Mayalar'ın tarihlendirilebilen ilk MU kolonisi olduğunu göstermektedir.Ne zaman kurulduğu hakkında kesin bir tarih bulunamamasına rağmen Doğu yönünde ilk kolonilerin, bugün Kuzey ya da Orta Amerika'nın Batı sahilleri olarak bilinen coğrafyaya yerleştiklerini göstermektedir.Mısır'daki Nil deltasında yerleşmiş olan 'Maya Kolonisinin yaklaşık 16. 000 yıl önce kurulduğunu belirtmektedirler. Dayanıksız malzemelere yazılmış olduğu düşünülen bütün edebiyat metinleri arasında, bugün , incelemeye elverişli sadece birkaç örnek var. Bunların da en iyi bilinenleri, William Niven'in Meksiko City yakınlarında bulduğu 2600 adet tablet arşivi içinde bulunan tabletlerden birinin üzerinde çok özel bir işleme bulunmaktaydı. Bu, yüz bin yılı aşkın süredir Kutsal Dörtlü olarak bilinen simgesel bir figürdü. Bu büyük Kutsal Dörtlülere, eskiler birçok farklı isim vermişler ve bu figürler insanlığın dinsel anlayışlarında hep önemli bir yer tutmuştur. Bu dört Maya yazmasının yer aldığı Popol Vuh ile Maya efsane, kehanet ve tarihinin kaydedildiği Chilam Balam Kitapları. Popol Vuh uzun yıllar gizli tutuldu. Chichicastenango'da (Guatemala) Peder Francisco Ximénez 1702'de metni buldu ve bir kopyasını çıkardı.İspanyolca çevirisini kaleme aldı. Özgün K'iche' metni günümüzde hâlâ kayıp; ama rahibin çıkardığı kopya ve hazırladığı çeviri Şikago'daki Newberry Kütüphanesi'nde bulunuyor. İspanyollar 1500'lerde Orta Amerika'ya girince, Mayalara ait çok sayıda hiyeroglif yazısını yok ettiler. Mayalar Latin harflerini öğrendikten sonra, eski eserlerden bazılarını bu alfabeyle yazdılar. Maya dili Bu dil, eski Mısır dili ve modern Japonca da olduğu gibi kelimeleri ve fikirleri belirten ideogramların ve sesleri belirten fonetik sembollerin bir karışımından oluşmuştur. Dil uzmanları tarafından ancak dörtte biri çözülebilmiş, yaklaşık 800 hiyeroglif işaret kullanmışlardır. Bugün, günlerin isimleri, aylar, tanrılar, rakamlar, renkler ve pusula yönleri rahatlıkla okunabilmektedir. Yönetim Bilimsel ve dini literatürleri ve bilgileri son derece ileri, askeri ve dini liderler olan Kral tarafından yönetiliyorlardı.Yöneticilerin ve çevrelerindeki asillerin altında göreli olarak daha küçük bir uzman zanaatkar grubu bulunmaktaydı. Bunlardan sonra da kalabalık bir sıradan çiftçiler grubu geliyordu.Yaşamsal gereçler haricinde pek fazla kişisel mala sahip değillerdi. Mısır ve diğer mahsulleri yetiştirmek için basit tarım araçları kullanırlar, bununla beraber toprağın verimliliğini sağlamak amacıyla, tuhaf ve acı verici majik ayinler düzenlenmesi gerektiğine inanırlardı. Bu majik nitelikli ayinler, doğayla barış yapmak adına harikulade süslü ve gösterişli giysileriyle rahipler ve kabile liderleri tarafından yürütülürdü. Maya kabilesi hiyerarşik bir toplumdu. Kanun adamları da köylüler de yerlerini bilirlerdi. Sosyal hayat Basketbolu ilk oynayanların Mayalar olduğu kabul edilir.Yazıtlardan, kentlerin, yaşamak için değil dinsel ayinler, özel durumlar ve çalışmalar için yapıldığı anlaşılmaktadır. Tipik bir Maya ailesi kahvaltida sıcak çukulata, yeterince zengin degillerse haşlanmış mısır ve şeker kamışı yiyorlardı. Atole denilen bir içkileri vardı. Genelde evler tek odal ve çamur sıvalydı. Büyük olasılıkla gün içinde mısır, bezelye, tavşan ve hindi diger yiyecekleri arasındaydı. Hasat mevsimi erkekler tarlalarda çalışırken, kadınlar evde yemek pişiriyorlardı. Günün sonunda tüm aile evde toplanıyor ve evin reisi küçük bir dini ayinle atalara dua ediyordu. Zamanlarını sadece tarımla geçirmiyorlar, piramitler ve tapınaklar inşaatında çalışıyorlardı. Genelde dügün törenlerine, kutlamalara, astrolojik ve takvimsel çalışmalara katılıyorlardı. Böyle zamanlarda kral kurbanlar kesiyor ve top oyunları düzenliyordu. Din Kurban edilmiş bir bakireMayalar'ın ve onların devamı niteliğinde olan Aztek ve İnka'lar çok üstün seviyeli dinsel bilgilere sahiptiler. Tek tanrı inancındaki eski Mu Güneş Dinine bağlı bir topluluktular. Bugün, genellikle Meksika ve Guatemala’da yaşayan yaklaşık 2 milyon Maya Yerlisi vardır. Çoğu çiftçidir. Hemen hepsi Katolik olmakla birlikte, inançları geleneksel Maya dininden çok etkilenmiştir; yağmur ve [bereket]] için putperest ayinler düzenlerler. Kayıp Şehir Fransız bilim adamı Dr. Augustus Le Plongeon Maya İmparatorluğu'nun kayıp şehirlerini fotoğraflayan ilk kişi oldu.Arkeolog Le Plengeon'un Kutsal Sırlar Mabedi dediği Yukatan'daki Uxmal Mabedi'nde James Churchward'ın İnsanlığın İlk Dini Diyagramı dediği MU kozmogonik diyagramı bulunmuştur. Bu diyagramda merkezdeki dairenin Güneş'in, Ra'nın ve Tanrı'nın kolektif simgesi olduğu belirtilmektedir. Bilim ve Sanat Mayalar'a göre yeryüzünde meydana gelen en önemli değişimlerden biri de eksen açısıyla ilgiliydi. Günümüz bilimsel bulguları Mayalar'ın bu bilgisiyle tam anlamıyla örtüşmüş durumdadır. Maya yılı her biri 20 günlük 18 aydan oluşuyordu. Ayrıca haab adı verilen 5 ekstra gün daha vardı. 360 günlük periyoda tun deniyordu ve bu periyot, takvimin temelini oluştururdu. Mayaların 584 gün olarak buldukları Venüs yılı, bugünkü hesaplara göre 583.92 gündür Mayalar özellikle astronomi, mimarlık, matematik, heykel ve [hiyeroglif]] yazı gibi birçok alanda ilerlemişlerdi.Çok karmaşık bir takvim sistemleri vardı.El sanatlarında da ileriydiler, güzel boyaBir çeşit güneş dinine inanırlardı. Bu din, insan kurban etmek gibi dünya tarihindeki en vahşi uygulamaları barındırıyordu. Çok başarılı takvim hesaplamaları, piramitleri, altın işlemedeki başarıları inceleyenleri hayrete düşürmüştür. Nasıl yok oldukları dahil olmak üzere, pek çok gizem barındırılar. Mimari Mayalar ters çatı kemeri [Kimmerler] tarafından yapılan ve Camdodia'da Ankgkor'da bulunan dirsekli kum taşı kemerlere benzemektedir) güçlü bir kireç harcı ile yapılandırılmışlardır. Bu tip l. Ve 12. yüzyıllar arasında yapılan Maya binalarında görülebilmektedir.Büyük boyutlu yapılar binalar inşaa etmişlerdir.En büyük boyutlu binalar Yucatan'ın en büyük şehri Uxmal'dadır. Bilimsel Belgeler 1.Yukatan'da hazırlanmış eski bir Maya kitabı olan 'Troano El Yazması, bugün British Museum'da bulunmaktadır. 2.Troano El Yazmasıyla ayni yaşta olan bir baska Maya kitabı 'Cortesianus Kodeksi'dir. Madrid Ulusal Müzesinde bulunmaktadir. 3.Paul Schlieman tarafindan Tibet'te bir Budist tapınağında bulunan 'Lhasan Belgesi 4.Yukatan'da Mu Kıtası anısına inşa edilmiş [Uxmal Tapınağı]]ndaki Yazitlar yaklasik 12.000 yıllıktır. Bu tapınakta 'Geldigimiz yer olan Bati ülkelerinin anisini korumak için insa edilmistir,' diye kabartma yazilar bulunmaktadir. 5.Meksiko sehrinin 96 km güneybatisinda yer alan 'Xochicalo Piramiti Yazıtları'. Bu piramit, üzerindeki kabartma yazılara göre Batı ülkelerinin yıkımının anısına inşa edilmiştir. 6.Dr. Niven'in Alaska'da buldugu Mu kıtası sembolleriyle islenmiş bir totempol. 7.Eflatun'un Timeus ve Critias adlı eserinde batık kıtaya dair şu sözler geçer: 'Mu ülkesinde 10 halk vardı.' Bir zamanlar muazzam piramitler inşa edip, yıldızlar ve gezegenler üzerine çalışma yaptıkları bölgenin büyük bir kısmı şu anda ormanın ve toprağın derinliklerinde yatmaktadır. ![]() SAYGILARIMLA yasin95 Alıntıdır... 100 Mesajım için bu konu verilmiştir eğer bilgilendirmiş isem ne mutlu bana...
Mesajı son düzenleyen yasin95 ( 13-07-06 - 15:56 ) Neden: Bişi eklicem... |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Hızlı Üye
![]() ![]() Giriş Tarihi: 29-06-2005
Yer: den bitme çocuk
Yaş: 20
Mesajlar: 1,416
Rep Puanı: 4586166
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Çok güzel paylaşım emeğine sağlık dostum
|
|
|
|
|
|
#3 |
|
Meraklı
![]() Giriş Tarihi: 10-01-2006
Yaş: 22
Mesajlar: 392
Rep Puanı: 46931
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
güzel paylaşım olmuş dostum.. repliyorum...
|
|
|
|
|
|
#4 |
|
Bağımlı
![]() ![]() Giriş Tarihi: 26-02-2006
Yer: Kastamonu Civarları ..!
Yaş: 14
Mesajlar: 519
Rep Puanı: 11774326
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
tşk ederim anduril şöyle guzel bi konu yapmak istemişdim yorum için eline sağlık
|
|
|
|
|
|
#5 |
|
Bağımlı
![]() ![]() Giriş Tarihi: 26-02-2006
Yer: Kastamonu Civarları ..!
Yaş: 14
Mesajlar: 519
Rep Puanı: 11774326
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
sanada tşk ederim aliyildiz usta yararlandıysanız ne mutlu eee 100 msjıma özel dedim ya
|
|
|
|
![]() |
| Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz |
| Konu Araçları | |
|
|
|
ForumTR Servisleri: ForumTR Video - ForumTR Haber - ForumTR Oyun - ForumTR Chat - ForumTR Mail - ForumTR IRC
Vize İşlemi | Haberler | Okul Arkadaşım Sitemiz bir forum sitesi
olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında
siteye yazabilmektedir. |