Reklamsız Forum İçin Tıklayınız. * FrmTR Sohbet Kontrol Panelinizde. * FrmTR'nin resim sitesi Resimci.Org yayında
Forum TR
Go Back   Forum TR > >
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]
Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 31-03-06, 03:43   #1
mezarkazan

Arrow GARİP FİZİK TEOREMLERİ !!! Görünmez Adam,Nedensellik İlkesi,Kuantum Fiziği vs...


Biraz Kafa Karıştıralım

- Buyrun İçin

Bir şey içeceğimiz zaman içinde sıvı olan bardağı veya şişeyi dudaklarımıza değdirir ve sıvıyı yudumlarız. Sıvının ağzımıza dökülmesinin nedeni nedir? Bir şişe içecek alın, şişenin ağzını dudaklarınızla kapatın ve şişeyi yukarı kaldırmadan içindeki sıvıyı içmeye çalışın. Başarabildiniz mi?

Bir şey içeceğimiz zaman önce akciğerlerimizi şişiririz. Bu şişirme işlemi ağzımızın içindeki havanın yoğunluğunu azaltır ve orada basıncın düşmesine neden olur. Dışarıdaki hava basıncı da sıvıyı bu düşük basınçlı alana girmesi için zorlar.

İçi sıvı dolu şişenin ağzını dudaklarınızla kapatırsanız, sıvıyı içinize çekemezsiniz, çünkü sıvının üzerindeki ve ağzınızın içindeki basınç aynıdır. Şişeyi başınızın üzerine kaldırmanız ve ters çevirmeniz gerekir. Bu durumda da yerçekimi sıvının ağzınıza akmasına neden olur.

- Dalgalanan Bayrak

Rüzgârda dalgalanan bayrak görüntüsüne hepimiz aşinayızdır. Peki ama kaçımız bu dalgalanma konusunda bir kez olsun kafa yorduk? Bir bayrağın rüzgârda dalgalanmasına neden olan şeyin ne olduğunu biliyor musunuz?

Güçlü bir rüzgâr eserken dümdüz ve tamamen açılmış bir şekilde duran bir bayrak düşünün. Bayrağın üzerinde herhangi bir yerde meydana gelen hafif bir bozulma küçük bir dalga oluşmasına neden olur. Bayrak boyunca akmakta olan hava, dalganın üzerinden geçerken hızlanmak zorunda kalır. Hızlı hareket eden havanın basıncı daha düşüktür (Bernoulli ilkesi). Bunun sonucunda dalganın bulunduğu yerde, bayrağın iki yüzündeki hava basıncı birbirinden farklı hâle gelir. Bu durum bayrağın tümünde zaman zaman yaşanır. Bayrağın rüzgârda dalgalanmasının nedeni de işte bu basınç farklılıklarıdır.

- Görünmez Adam

H. G. Wells, meşhur kitabındaki görünmez adamını yaratırken şu hileye başvurmuştu: Görünmez adamın kırılma indisi havanınkiyle aynı değerdeydi. Böylece ışık ışınları herhangi bir yansımaya veya kırılmaya uğramadan adamın içinden geçip gidebiliyordu. Yalnız burada Wells bilimsel bir hata yapmıştı. Ne olduğunu biliyor musunuz?

"Görünmez Adam" ın görebilmesi için etrafındaki nesnelerin görüntüsünün gözünün ağ tabakasına düşmesi gerekir. Bunun için de ışığın gözlerinin dış yüzeyinde kırılması gereklidir; ama görünmez adam için bu mümkün değildir. Üstelik, ışık enerjisinin bir kısmı ağtabakası tarafından soğurulmalıdır ki beyni görüntüyü yorumlamayı başarabilsin. Ancak, o zaman görünmez adamın gözleri başkaları tarafından görülebilir hâle gelir; dolayısıyla görünmez adam görünmez olabilmek için kör olmak zorundadır. Ancak H. G. Wells'in "Görünmez Adam" ı nasıl oluyorsa görüyordu. Bu bilimsel olarak olanaksızdır.

- Nedensellik İlkesi

Bu ilke, neden-sonuç ilişkisiyle bağlı iki olayda nedenin sonuçtan daha önce olacağını söyler. İlkenin yüzlerce örneğini yaşamımızda görmek mümkün. Biz biraz dramatik bir örnek verelim: Bir katil silahını kurbanına doğrultarak ateşliyor, sonra da kurbanı ölüyor. Birinci olay yani katilin tabancasını kullanması, neden; kurbanın ölmesiyse sonuçtur. Doğal olarak önce kurbanın öldüğü, sonra da katilin silahını çektiği bir cinayet çok saçma olurdu. Bir görgü tanığının mahkemede bu olayı anlattığını düşünebiliyor musunuz? "Zavallı adam öldükten sonra, bu katil silahını ateşledi hâkim bey!"

Özel görelilik kuramına göreyse, eğer ışıktan hızlı giden bir cisim varsa, ya da ışıktan hızlı mesaj gönderebiliyorsak yukarıdaki senaryo gerçek olabilir. Einstein'ın geliştirdiği kuram, mutlak zaman ve mutlak uzay olmadığını söyler. Birbirlerine göre sabit hızla hareket eden iki aracın içindeki gözlemciler, dışarıdaki olaylar hakkında farklı gözlemler yaparlar; Cisimler arası uzaklıklar, olaylar arasındaki zaman farkları değişik gözlemlenebilir. Fakat bütün gözlemciler, olayların gözlemledikleri biçimde fizik yasalarına uyduklarını görürler. Kuramın en ilginç sonuçlarından biri de, iki olayın zaman sıralamasının değişik gözlemlendiği durumların olabilmesi. Farklı yer ve zamanlarda olan iki olayı A ve B diye adlandırırsak, gözlemcilerden biri A'nın B'den önce olduğunu, diğeri ise B'nin A'dan önce olduğunu saptayabilir. Üstelik her ikisi de olayların fizik yasalarına uyduğunu, herşeyin normal olduğunu söyleyecektir. Nedensellik ilkesiyle bu tip durumların bağdaştırılmasıysa, bize bu iki olay arasında neden-sonuç ilişkisi olamayacağını söyler. Bir başka deyişle A ya da B olayı, diğer olayın meydana gelmesine neden olmamıştır. Görelilik kuramı, hangi olayların bu tip bir özelliğe sahip olduğunu da söylüyor. Eğer iki olay arasındaki zaman farkı süresince ışığın uzayda alabileceği yol bu iki olay arasındaki uzaklıktan küçükse, bu olaylar değişik zaman sıralamasında gözlenebilirler. Bir başka deyişle, birinci olayın meydana geldiği an oradan hareket eden bir ışık demeti, ikinci olayın olduğu yere zamanında yetişemiyorsa iki olay arasında neden-sonuç ilişkisi olamaz.

Bir örnek vermek gerekirse, belli bir anda Güneş'te bir patlama olduğunu varsayalım. Bu olaydan bir dakika sonraysa Dünya'da bir radyo yayını bozulmuş olsun. Bu iki olay arasında bir neden-sonuç ilişkisi olabilir mi? Basitce baktığımızda Güneş'teki patlama yayının bozulmasından önce olduğu için böyle bir ilişkinin olduğunu söyleyebiliriz. Ama görelilik kuramı bunun tersini söylüyor. Işık Güneş'ten Dünya'ya yaklaşık 8 dakikada ulaşır. Dolayısıyla, yukarıda belirttiğimiz kriter sağlanmış olur. Yani, Dünya'ya göre sabit (ama yüksek) hızla hareket eden öyle bir gemi bulunabilir ki, bu gemiden olayların gelişimini izleyen uzaylılar olayların akışını tam tersi şekilde göreceklerdir; önce Dünya'daki yayın bozuluyor, bundan bir süre sonra da Güneş'te bir patlama meydana geliyor. Nedensellik ilkesine göre, sonuç nedenden önce ulaşamayacağı için, Güneş'teki patlama kendinden önce meydana gelen bir olayı tetiklemiş olamayacaktır.

Işıktan hızlı bir yolla mesaj gönderebilirseniz, yukarıdaki olayda olduğu gibi nedensellik ilkesine aykırı bir durum oluşturabilirsiniz. Örneğin elinizde ışıktan hızlı sinyal gönderen bir kumanda varsa ve bunu uzaktaki bir bombayı patlatmakta kullanırsanız, size göre kumandanın düğmesine basmanız bombanın patlamasından önce olacak ama size göre sabit hızla hareket eden bazı gözlemcilerse olayın tam tersi sırada gerçekleştiğini görecekler. Burada başka bir gözlemcinin var olmasına da gerek yok. Sadece olayın ters sırada gözlemlenebilir olması önemli. Işıktan hızlı kurşunlarınız varsa, mükemmel cinayeti nasıl işleyeceğinizi de anlatalım: Önce kurbanınızı özel bir hızla giden bir araca bindiriyorsunuz. Burada silahınızı ateşliyor ve kurbanınızı öldürüyorsunuz. Bu sırada geminin dışında bir yere kasten çağırdığınız Komiser Kolombo olayı gözlemliyor. Fakat Kolombo, tam tasarladığınız gibi önce kurbanınızın öldüğünü, sonra kurbanın vücudundan bir merminin çıkıp silahınızın içine girdiğini, bu anda da sizin silahınızı ateşlediğinizi görecektir. Kısacası mükemmel bir cinayeti Komiser Kolombo'nun önünde işleyebilirsiniz. Ondan sonra Komiser Kolombo istediği kadar mahkemede tanıklık yapsın!

Yukarıdaki senaryoya benzer bir biçimde ışıktan hızlı cisimler geçmişe mesaj göndermek için de kullanılabilir. Eğer öldürmek istediğiniz biri yoksa, böyle bir fırsatı sayısal loto sonuçlarını bir gün önceden öğrenmek için kullanmak isteyebilirsiniz. Ama geçmişe mesaj göndermenin en çarpıcı yönü, bir takım çözülmesi zor mantıksal problemi ortaya çıkarması. Olmuş bir olayın olmasını engellemeye çalışmak en büyük mantıksal problemi oluşturuyor. Örneğin birisi annesi ona hamileyken, kürtaj yapması için onu ikna ederse ne olur? Bir insan kendi oluş nedenini ortadan kaldırabilir mi? Böyle bir olasılık o kadar problemli ki, pek çok kişi ışıktan hızlı hareketin olamayacağı konusunda görüş birliği içinde.

Buna karşın ışıktan hızlı hareketin gözlemlendiği birçok deney var. Fakat her bir deneyde, ışık hızını geçiş gerçek olsun ya da olmasın, mutlak hız sınırından hızlı bir şekilde mesaj gönderme mümkün görünmüyor. Sonuçta, en azından şimdilik, ne mükemmel cinayeti işleyebilirsiniz, ne de size hamile annenizi kürtaj yapma konusunda ikna edebilirsiniz.

- Kuantum Fiziği

Kuantum Fiziğine göre radyoaktif bir atomu yalnız başına bırakırsanız, atom bir süre sonra bozunmuş ve bozunmamış durumlarının üst üste gelmesiyle oluşan yeni bir duruma girer. Doğal olarak burada ilk aşamada çekirdeğin bozunmamış durumda bulunması olasılığı daha fazladır, ama bu olasılık zaman geçtikçe azalır. Çekirdeğin yarı ömrü kadar süre sonra, üst üste gelmiş durumda bozunmuş durumun olasılığıyla bozunmamış durumun olasılığı eşit olur. Yarı ömrün birkaç katı kadar uzun bir süre beklendiğindeyse çekirdek büyük olasılıkla bozunmuş durumda, çok küçük bir olasılıkla da bozunmamış durumda bulunur. Burada önemli olan özellik, ilk an dışında, her zaman için çekirdeğin durumunun, iki durumun üst üste gelmesiyle oluşması, yani aynı anda hem bozunmuş hem de bozunmamış durumda bulunabilmesi.

Schrödinger'in tasarladığı deneyde, bir kedi kendi çevresinden mükemmel biçimde yalıtılmış bir kutunun içinde yarı ömrü bir saat kadar olan bir atom ve bir takım aletlerle beraber konar. Schrödinger, radyoaktif çekirdeğin kendiliğinden üst üste gelmiş durumlara girdiği gerçeğini kullanarak bir kediyi de üst üste gelmiş durumlara sokabileceğini söylüyor. Kutu içinde bir dedektör, çekirdek bozunduğunda ortaya çıkan ışımayı algılar algılamaz bağlı bulunduğu bir çekici harekete geçirir. Çekiç, içi siyanür dolu bir şişeyi kırarak kedinin ölümüne neden olur. Fakat atom bozunmazsa, dedektör gerekli sinyali çekice göndermez ve kedi yaşamaya devam eder. Atomik olayların makroskobik cisimler üzerinde böylesine büyük etkisinin olmasını garantiledikten sonra, tıpkı bozunan çekirdek gibi kedi de canlı ve ölü olduğu durumların üst üste gelmesiyle oluşan yeni bir duruma girer. Örneğin bir saat kadar sonra, eşit olasılıklarla kedi hem ölü hem de canlı olacaktır. Makroskobik cisimlerin, hatta canlıların böyle bir duruma sokulup sokulamayacağı sorusu uzun yıllar insanları meşgul etti. Kuantum fiziğinin değişik yorumları, bu soruya değişik yanıtlar verdi. Genel düşünce, makroskobik cisimlerin bazı özelliklerinden dolayı kuantum olaylarının bu cisimlerde görülmeyeceği yolunda oluştu.

Kedinin ölü+diri olduğu nasıl anlaşılır?

Kedinin durumunu merak eden deneyci, kapağı açtığındaysa daha garip birşey olur. Kapağı açma ve kediyi görme bir çeşit "ölçme" işlemidir. Kuantum fiziğinin standart yorumuna göre de ölçme sonunda her fiziksel sistemin durumu, ölçülen şeyin niteliğine göre bir "çökme" yaşar. Örneğin birçok noktada aynı anda bulunan bir elektronun yeri ölçüldüğünde, elektron bulunduğu bu yerlerden birinde ortaya çıkar. Ölçme işlemi, çoklu konumların üst üste gelmesiyle oluşan durumu, elektronun tek bir noktada bulunduğu duruma çöktürmüştür. Kutudaki kedide de aynı şey olur. Kedinin durumu, ya canlı olduğu ya da ölü olduğu duruma bir çökme yaşar. Dolayısıyla deneyci, kediyi alışık olduğu biçimde, ölü ya da diri olarak görür. Hiç bir şekilde, deneycinin üst üste gelmiş durumu birinci elden gözlemlemesi olanağı yoktur. Peki, deneyci kedinin kutu içinde üst üste gelmiş durumda olduğundan nasıl emin olabilir? Bu problemin üstesinden gelinmiş: Özetle başka birşey ölçerek.

Kutu çevresiyle etkileşiyorsa ne olur?

Peki deneyci kapıyı açmadan kedinin durumu hakkında bilgiye sahip olabilir mi? Örneğin, kutu henüz kapalı iken kutu içinde cam kırılmasına benzer bir ses gelmişse, deneyci bundan kedinin kesinlikle ölü olduğu sonucunu rahatlıkla çıkarabilir. Bu durumda kutunun kapağını açtığında kediyi kesin olarak ölü hâlde bulacaktır. Bir anlamda kutu içinden ses gelmesi, tıpkı kutunun kapağının açılması gibi bir ölçme işlemidir. Ha kediyi ölü gibi yerde yatarken görmüşsünüz, ha onu öldüreceği kesin zehir şişesinin kırılma sesini duymuşsunuz. Her ikisinde de deneyci aynı sonucu çıkaracağı için, her ikisi de kedinin çökmesi anlamını taşır.

Benzer şekilde, eğer kutu ses geçiriyorsa ve deney süresince kutu içerisinden ses gelmemişse, deneyci kedinin hayatta olabileceğinden emin olabilir. Kapağı açtığında kedi kesinlikle hayatta bulunacaktır. Dolayısıyla Schrödinger'in kedisi deneyini yapmak isteyenler kutunun içi ile dışı arasındaki iletişimi tamamiyle kesmek durumundalar. Ancak bu durumda kedinin durumunun, kuantum fiziğine göre gelişmesinin mümkün olduğunu söylüyorlar.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 31-03-06, 06:35   #2
muraty61

Varsayılan Cvp: GARİP FİZİK TEOREMLERİ !!! Görünmez Adam,Nedensellik İlkesi,Kuantum Fiziği vs...


bayrak konusu ilginç..
teşekkürler...
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 31-03-06, 08:17   #3
astamiga

Varsayılan Cvp: GARİP FİZİK TEOREMLERİ !!! Görünmez Adam,Nedensellik İlkesi,Kuantum Fiziği vs...


sağolasın dostum paylaşımın güzel....
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 31-03-06, 12:04   #4
ezmuro

Varsayılan Cvp: GARİP FİZİK TEOREMLERİ !!! Görünmez Adam,Nedensellik İlkesi,Kuantum Fiziği vs...


abi güzel bi çalışma ama kafam karıştı
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 31-03-06, 12:23   #5
sn@pe

Varsayılan Cvp: GARİP FİZİK TEOREMLERİ !!! Görünmez Adam,Nedensellik İlkesi,Kuantum Fiziği vs...

Güzel paylaşım.Teşekkürler.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat