Son Dakika Haberlerini Takip Edebileceğiniz FrmTR Haber Yayında.
Forum TR
Go Back   Forum TR > Genel Kültür > Garip Olaylar
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]

Baba Vanga'nın ilginç yaşam öyküsü ve Orjinal Kehanetleri

Genel Kültür Kategorisinde ve Garip Olaylar Forumunda Bulunan Baba Vanga'nın ilginç yaşam öyküsü ve Orjinal Kehanetleri Konusunu Görüntülemektesiniz => Vangelina Pandeva Gushterova,31 Ocak 1911'de,bügünkü Makedonya sınırları içerisinde kalan;o tarihlerde Osmanlı toprağı olan:''Strumitsa'' kasabasında doğdu. Gözlerini ilk açtığı ev:göç sırasında ...

Beğenenler2Beğenen

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 27-03-10, 04:45   #1

Lightbulb Baba Vanga'nın ilginç yaşam öyküsü ve Orjinal Kehanetleri


Vangelina Pandeva Gushterova,31 Ocak 1911'de,bügünkü Makedonya sınırları içerisinde kalan;o tarihlerde Osmanlı toprağı olan:''Strumitsa'' kasabasında doğdu.



Gözlerini ilk açtığı ev:göç sırasında terk edilmiş ve sonradan ailesinin sahip çıktığı bir Türk ailesine aitti.1967 yılında yıkılan bu ev;''Mahalata'' denen bir mahallede bulunuyordu.Bugün hala,o bölgede 5000 Türk ve Roman nüfusu varlığını sürdürmektedir.

Beklenenden 2 ay evvel dünyaya gelen bebeğe,iyi haber getiren anlamında Vangelia adı koyulur.Vanga'nın babası Pande Surtcev'in,belli bir dönem çete kurma suçundan Yedi Kule zindanlarında hapis yattığı bilinir..Annesi Paraskeva;henüz Vanga 3 yaşındayken,ikinci çocuğunun doğumu sırasında vefat eder.

Vanga'nın çocukluğu yoksulluk ve imkansızlık içinde geçmiştir.1922'de 11 yaşındayken,babasının ikinci evliliğinden Vasil adında erkek kardeşi doğar.Kardeşinin bakımı ve ev işleri işe uğraşan Vanga'nın,o zamanlar en sevdiği oyun:başka bir odaya bir cisim yerleştirerek;sonra da onu bulmaya çalışmaktan ibarettir.Gözlerini kapatıp kör taklidi yaparak,cisme ulaşmaya çalışan küçük Vangelina,bu oyunuyla ailesinde endişeye yol açar.

Ailesi bir yıl sonra Novo Selo'daki amcasının yanına taşınır.Artık 12 yaşına gelen,sarı saçlı mavi gözlü kızın görevi:her gün,köyün dışındaki ahırlara gidip;iki güğüm sütü getirmektir.Bir yaz günü,Vangelina ve iki kuzeni ahırlardan köye dönüş yolunda ilerlerken,tam yol üzerinde bulunan Han çeşmesine uğradıkları sırada,aniden korkunç bir fırtına kopar.Hava kararır;güçlü bir rüzgar çıkar.Rüzgar,ağaçların dallarını kırıp savurur;fidanları kökünden söküp atar.Toz,toprak,ağaçların dalları ve yapraklar havada uçuşup;oluşan hortumun içinde havalanır..Fırtanın şiddetiyle çeşmenin yanına düşerken;iki kuzenin şaşkın bakışları arasında,hortum küçük kızı yerden alıp havalandırarak 2 km ötedeki ''Tırnaka'' denilen araziye savurur...İlginçtir ki;hiçbir resmi kayıtta,o günler;hatta haftaları kapsayan zaman dilimi içerisinde bir fırtına,hortum veya benzeri bir hava durumu raporuna rastlanmamıştı!..



Uzun süre kızı arayan köylüler,onu korkudan delirmiş..,taş toprak ve kırık dalların altına gömülmüş vaziyette bulurlar..Gözlerinin içi toz ve toprakla dolan Vanga,korkunç bir acı hissediyordu.Telaşlanan köylüler,onu hemen evine götürdüler.Acılarını dindirmeye çalışarak boş yere gözlerini yıkayıp durdular.Ne yazık ki bunun bir faydası olmamış;daha gece çökmeden gözleri kanla dolarak,göz bebekleri beyazlaşır.Gözleri iyice iltihaplanan küçük kıza,Üsküp'te üst üste başarısız iki ameliyat yapılır.Ama maalesef;kızın gözlerine perde inmesine engel olamazlar.Vangelina'nın babasına:Belgrad'ta üçüncü bir ameliyat yaptırması tavsiye edilir;fakat bu ameliyat,Pande'nin maddi gücünü fazlasıyla aşmıştır.Çok yoksul olan baba,evdeki eşyaları ve koyununu satar.Bu şekilde,paranın ancak yarısını denkleştirebilen baba,fazladan yol masrafı olmaması için,kızının yanında gitmek yerine,onu Belgrad'a;komşusunun refakatinde gönderir.İyi giyimli komşuyu,kızın babası sanan doktor,paranın sadece yarısının olduğunu görünce,kızgınlıkla: ''yarı paraya yarım ameliyat..'' yapacağını söyler.
Ameliyattan sonra eve döndüğünde;az da olsa görme yetisine kavuşan kızın,güçlü gıdayla beslenmesi ve özel bakım görmesi gerekecektir.

Tüm parası tükenen,zaten fakir olan aile için bu:imkansız bir durumdur.Vangelina'ya,ihtiyacı olan malzemeler temin edilemez ve gerekli olan bakımı göremez.Küçük kız,bu az olan görme yetisini de, iyice kaybetme noktasına gelir.

Talihsiz kazadan sonra,Vangelina'da gözle görünür değişmeler gözleniyor,garip şekilde düşünceli düşünceli kendi içine dalıyor,etrafına görmeyen gözleriyle bakıyordu..

1924 yılında bir erkek kardeşi daha doğar.Babası,komşu köylerde hizmetçilik yaparken,üvey annesi de tarlada çalışıyor;Vanga'ysa,2 küçük kardeşinin bakımıyla ilgileniyordu.Bu ağır şartlar altında sağlığına gereken özeni gösterilmeyen Vanga'nın gözlerine iyice perde inmişti.Başka bir ameliyat söz konusu olamadığından dolayı,Vanga,görme yetisini sonsuza kadar kaybeder..



15 yaşına geldiğinde,Belgrad'a yakın Zemun'daki körler okuluna yatılı olarak gönderilir.Okulda yaşadığı bu süre;belki de hayatındaki en sakin ve sessiz günleri geçirdiği dönemdir.Oradaki her şey çok yeni,enteresan ve ilgi çekici geliyordu genç kıza.
Körler alfabesini öğrenen Vanga,aynı zamanda piyano çalmaya da başlar.En sevdiği ders müziktir;bu konuda doğuştan yetenekliydi.Körler okulunda 3 yıl süreyle kalan Vanga,diğer derslerin yanında:temizlik,aşçılık,örme ve diğer ev işlerini de kendi kendine yeterli olacak şekilde yapmayı öğreniyordu.Okuldaki öğrencilerin arasında varlıklı bir aileden: Dimitar adında bir gençle yakınlaşan Vanga,onun evlenme teklifini kabul ederek;18 yaşında babasından evlenmek için onay beklediği sırada,memleketinden beklenmedik bir haber gelir:



1926 yılında,Lubka adındaki kız kardeşinden sonra,dördüncü çocuğuna hamile kalan üvey annesi,doğum sırasında ölmüştür.Vanga'nın:aşkına,okuluna,daha iyi bir yaşam hayallerine veda etmesi ve evine dönmesi gerekiyordur.Dönüşünden sonra babası,komşu köylerde hizmetli olarak çalışmaya başlar.
6,4 ve 2 yaşlarında olan kardeşlerinin tüm bakımı ve evin tüm işleriyle Vanga ilgileniyordur artık.Bundan sonraki hayatı:büyük bir fakirlik ve ağır şartların altında sürerken;genç kız,bu kötü durumla,sahip olduğu güçlü karakter sayesinde başa çıkmayı başarır.

Bir gün babası,güttüğü koyunlardan tekini kaybedip öfkeli bir şekilde eve döner.Kara kara bunun hesabını,sürü sahibine nasıl vereceğini düşünüp dururken;kızı:
''Kızma..,koyunun,Monospitovo köyündeki Atanas'tadır..''
diyerek teselli etmeye çalışır.Babası,öyle birini tanımadığından dolayı şaşırıp,köyün dışına bile çıkmayan kızına:bunu nereden bildiğini sorar.
Vanga,babasına:bunu rüyasında gördüğü şekilde açıklamaya çalışır.Babası,sonradan o köye gittiğinde,koyununu söz konusu adamın sürüsünün içinde bulur..Bu olay,Vanga'nın ilk kehanetidir; diyebiliriz..

1939 yılında:genç kız,ciddi bir akciğer hastalığına yakalanıp;8 ay boyunca ölüm kalım mücadelesi verir.Durumu tamamen ümitsiz hale gelince eve doktor çağrılır.Gelen doktor,kızın zap zayıp ve uzun yatalaklıktan dolayı yaralarla kaplanmış vücudunu görünce;tiksintiyle,sağlık ocağından dezenfeksiyon ilaçları ve pudra ister.Kız kardeşi Labya'ya ise:ablasının durumunun çok kötü olduğunu ve yakında öleceği söylenir.
Lubka bundan 2 gün sonra,çeşmeden doldurduğu sularla eve gelince tam bir şok geçirir..Çünkü evin önünde ablasını dimdik ayakta etrafı süpürürken bulmuştur!..Vangelina sadece iyileşmiş olmakla kalmamış;garip bir güçle dolmuş görünüyordu..O artık başka bir insan gibiydi.Yeni alışılmadık güçlere ve diğer insanlardan farklı bir kadere sahipti artık.Kız kardeşinin geldiğini anlayan Vanga,onu:
''Hadi hemen başla!..Temiz olması için her yeri süpürmeliyiz;çünkü yakında buraya birçok insan gelmeye başlayacak..''
sözleriyle şaşırtıyor..

Bu olay üzerinden çok zaman geçmeden;Lubka,ablasının başka bir tuhaf haline daha şahit oluyor..:
İkisi,köyün dışındaki bir kuyudan su doldurmaya gitmişlerdir.O gün ablasının üzerine garip bir hal çöküyor ve Lubka onun uzun süre suskun ve etrafa son derece ilgisiz kaldığını görünce,korkudan ağlamaya başlıyor..Dalgınlıktan bir anda çıkan Vanga,ona seslenir:
''Korkma..korkacak bir şey yok.Sadece biriyle konuşuyordum..O bir atlıydı ve atına su içirmek için gelmişti..Atına yer vermediğin için kızmamasını söyledim..;çünkü sen onu göremiyorsun..Atlı bana:''Kuyunun etrafındaki beyaz çiçekli küçük bitkileri görüyor musun?Bu ''şifalı yıldız otu'' dur ve bir çok hastalığa iyi geldiğini söyledi...

Kasım 1940'da,baba Pande vefat ediyor ve arkasında 4 öksüz bırakıyor.Vanga'nın bundan sonraki hayatını çaresiz ve ızdırap dolu günler takip ediyor.Sadece onun tükenmez sabrı,güçlü karakteri,diğer çocuklara örnek oluyor ve ayakta durmalarına güç veriyor.

II.Dünya Savaşı'nın başında;1941 yılında,Vanga'nın paranormal yetenekleri iyice ortaya çıkar.Ona görünen ''ışık saçan'' bir atlıdan savaşla ilgili bilgiler alır..O,uzun boylu,sarışın ve tanrısal güzelliğe sahipmiş..Eski savaşçılar gibi ay ışığında parlayan metal giysiler giyiyormuş..Atı,beyaz kuyruğunu sallıyor ve ayaklarını yere vuruyormuş..Vanga'nın kapısının önünde durmuş;attan inmiş ve karanlık tek göz odaya girmiş.O kadar ışık saçıyormuş ki,tüm oda gündüz gibi aydınlanmış..Vanga'ya dönmüş ve:
''Yakında dünya karışacak..Çok kişi ölecek..Burada duracaksın;yaşayanlar ve ölenlerle ilgili bilgi vereceksin.Korkma..Ben senin yanında olacağım ve aktarman gereken şeyleri söyleyeceğim..''

Bu olayı,Vanga'nın hayatının en mistik olayı olduğu için;yakını Peter Bakov'a paylaştığı şekilde aktarıyoruz:
''Önce bir atlı geldi..Öyle,atıyla beraber odamın içine girdi..Önümdeydi..Neredeyse üzerime gelecek..Ama öyle parlıyor ki güneş gibi..O da,atı da ışık saçıyor..Atı sanki tek boynuzlu gibi;bembeyaz,ışıldayan ve konuşan at..Ve şöyle dedi bana:
-Sen,insanlara olacakları önceden haber vermek üzere seçildin..;bilmeleri için..Hazırlanmaları ve korkmamaları için...''

Ona bakıyorum..bakıyorum..;sanki artık kör değildim..Fakat hiç bir şey anlamıyorum.Ben de ona hayretle ve merakla bakıyorum..Kendisini aşık mışım gibi de seviyorum..Tanrım! Ondan nasıl bir güzellik yayıldığını tahmin bile edemezsin..O,atını şaha kaldırdı ve tam çıkacak iken döndü..:
''Çocukların olmayacak.Hepsi senin çocuklarındır;genç olanlar da,yaşlı olanlar da.Hayatta olanlar da,olmayanlar da..Benden kimseye bahsetme..Dahası da var;biz-hepimiz yanına gelip,kehanetlerini nasıl yapacağını söyleyeceğiz..''
Ve sonra yok oldu..Nereye,nasıl..anlamadım..

Birkaç zaman sonra,aniden babamın,Strumitsa'daki evinde,yine odama geliverdiler..Hepsi parlıyordu..Tüm azizler aynı anda..Bunun ne olduğunu biliyormusun Peshe?..Öyle bir ışık yayıldı ki;sanki evime güneş girdi..Öyle bir güzellik ki anlatamam..Bunu anlatacak kelimeler yok ki..;görülmemiş bir güzellik..Hayır,bu cennet değildi..çok ötesinde bir güzellik...
Etrafımı çevirdiler..;öyle bir durdular ki;hepsini aynı anda görebiliyordum.Beni sanki kucaklarında sallıyorlar..;sanki onunum..ona aittim..Ve aralarında fısıldaşmaya başladılar.Sonra teker teker geçtiler;gözlerimi okşayıp,alnımdan öptüler..Önce alnımdan,sonra yanaklarımdan,ve en çok da gözlerimden.Ben sanki bulutların üstünde uçuyordum..Harikulade,çok ilginç,görünmez bir mum yaktılar.Ben öylesini görmemiştim..
Ve en sihirli gözlere kavuştum.Her şeyi görüyorum;her şeyi..Öyle garipler ki..,ne rüyamda görmüşlüğüm,ne de hayal edebilmişliğim vardı..Birden gidiverdiler sonra..Hoop..ve odada kimse kalmadı...''

6 Nisan 1941 yılında,Alman nazi ordusu,Yugoslav sınırından içeri girerken;aynı gün Vanga ve kız kardeşi dışında herkes,evlerini terk edip saklanır.Askerler boş yere evleri dolaşarak,buldukları yiyecekleri alırlar.Onların yoksul evlerine girdiklerindeyse alınacak bir şeyin olmadığını anlayıp;çıkar giderler..Köylüler,geri geldiklerinde,Vanga'daki inanılmaz değişimi görerek avlunun içinde toplanmaya başlamışlardır.Vanga,köşedeki kandil ışığında duruyor ve siması tanınmayacak bir şekilde değişmiş..;ifadesi bomboş,fakat heyecanlı görünüyormuş.Hiç durmadan konuşuyormuş;farklı,garip bir sesle..Savaşa katılıp sağ sağlim geri gelecek,veya bir daha dönemeyecek kişilerle,yer ve olayları akılalmaz ayrıntılarla ard arda sıralıyormuş..



Kahinin bu mistik hali,böyle günlerce devam eder.Vangelina'nın neredeyse bir yıla yakın;hemen hemen hiç uyumadığı söylenir!..Ününü duyan insanlar, çevreden evine akın etmeye başlarlar..

Bundan sonra Vanga,insanlara her türlü sorunlarıyla ilgili bilgi vermeye başlamıştır.Kaybolan bir eşya,veya evcil bir hayvanın yerini söylemekte,hastalıklarla ilgili şifalı otları tavsiye etmekte,insanlara;savaşın o zor günlerinde ihtiyaç duydukları optimizmi ve inancı aşılamakta;en önemlisiyse:evine gelen kimseyi geri çevirmemektedir..

1942 yılında,Petrich'e bağlı bir köyden askerler geliyor.Aralarından biri,23 yaşındaki Dimitar Guhsterov,öldürülen kardeşi ile ilgili bilgi almak istiyor.Vanga kapının dışına çıkarak,kendisine ismiyle seslenir:
''Neden geldiğini bilmiyorum;kardeşinin katillerini öğrenmek istiyorsun..İntikam almayacağına dair söz verirsen,belli süre sonra,sana söyleyebilirim.Çünkü intikam almana gerek yok.Onların sonlarına kendin şahit olacaksın..''
Genç,şaşkın ve etkilenmiş bir şekilde dışarı çıkar;çünkü Vanga'nın ismini ve aile dramını nasıl bilebildiğine anlam verememektedir.Bu olaydan sonra Gushterov,bir kaç kez daha ziyaretine gelir.Her seferinde,Vanga ile odasında uzun uzun sohbet ederler.20 Nisan 1942'de Vanga,kız kardeşine:gencin ona evlenme teklif edeceğini ve ikisinin de Petrih'e taşınacağını söyler.22 Nisan'da,yaşadığı Strumitsa'yı kız kardeşiyle beraber terkederek;yirmi yıllık sakin bir evlilik hayatı geçireceği,müstakbel kocasının yanına taşınır.

1942 ilkbaharından 1970'e kadar Petrich'te yaşayan Vanga,burada polislerle başı derde girmesine rağmen,insanlara yardım etmeye devam eder.Vanga'nın kocasına,12 yıllık bir alkol düşkünlüğünün sonucu olarak,siroz teşhisi konur.1962'de,42 yaşındayken,kocası vefat eder.Kendi çocukları olmayan aile,3 yaşındaki Veneta adında bir kız çocuğunu evlat edinir.Eşinin ölümünden sonra Vanga,Dimitar Valtcev adında bir erkek çocuğunu daha,himayesi altında büyütmeye başlar.



Eşinin genç yaştaki vefatından sonra kendini yalnız hisseden Vanga,manastıra kapanmaya karar verir.Samokov,Vracesh ve Bansko manastırlarından,insanları yardımlarından mahrum bırakmaması gerektiği gerekçesiyle geri çevrilen kahin,tekrar Petrich'e döner.

Vanga'nın kahinliği,1967'de devlet tarafından meşrulaştırılır ve kendisi, belediye hizmetine alınır.Kalabalıkla başa çıkması ve de rahatsız edilmemesi için,özel görevliler tayin edilir.Belediyece,her gün görüşmek isteyene sıra verilir.

Komünist Devlet Başkanı Todor Jivkov'un kızı Ludmila Jivkova'nın,lüks villa teklifi de dahil,onun gibi birçok maddi teklifi geri çevirir.Batılı devlet adamlarından da;hatta Çin siyasetçilerinin de yardım önerilerini red eder.Görüşmelerden elde edilen gelirin tamamı,belediyeye aktarılır.

Kazancın bir bölümüyle,Vanga'nın özel olarak seçtiği yerde,ayrı bir ev inşa edilir.Petrich'teki evinden 15 km mesafede,Rupi denen bölgede inşa edilen bu villa,bundan sonra ziyaretçilerin kabul yeri haline gelir.20 yılı aşkın bir süre,haftanın yedi günü yüzlerce insan,tam geliş saatini bilerek;bu evin önünde sabırla beklerler.Acılarına ve sorunlarına çare olması için..

1974 yılında,Vangelia Gushterova'ya ''araştırma görevlisi'' olarak resmi ünvan verilir.Bir sonraki yıl,parapsikoloji enstitüsünden Dr.Georgi Lozanov,bu fenomen ile ilgili bilimsel araştırmalara başlar.8 yıl süren ve 15.000 kişiyle görüşülerek oluşturulan araştırma,Lozanov'un tutuklanması ve tüm arşivine el konulması nedeniyle yarıda kalıyor..14 ciltten oluşan bilimsel çalışmalar,devlet arşivine alınıyor;fakat 1980'lerde ortadan yok oluyor! Vanga'nın yeğeni Krasimira,bu konuyla ilgili olarak,belgelerin Bulgar devlet güçleri tarafından alınıp;gizlice Rusya'ya çıkarıldığını söyler..

1941-1996 yılları arasında,ünlü kahini ziyarete gelenlerin sayısı ile ilgili olarak,birbirinden oldukça farklı bilgiler bulunur.Maalesef böyle bir istatislik yapılmamıştır.Verilen rakamlar:300 bin ile 1 milyon arasındadır! Vanga,halkın içinden olanların sorunlarını dinlemeyi tercih etmekteydi.Toplumsal ölçekteki olaylar hakkında çok az konuşurdu..Belki de tüm insanların,bu önemli bilgileri henüz duymaya hazır olmadığını düşünüyordu..

Hayatının son döneminde hayali olan,Rupi bölgesindeki kilisenin yapılması için bir fon oluşturur.Bağışlanan paralarla,''Sv.Petka Bulgarska'' adı verilen kilise,onun gösterdiği yerde inşa edilir ve 1994 yılında hizmete açılır.
Vanga,11 Ağustos 1996'da,85 yaşında iken kansere yenilip vefat eder.Tüm hayatı gibi,ölümü de garip şartlar altında olmuştu..Son dakikalarında,tam nefes yolunun açılması gerektiği anda,hastanede bir elektrik arızası çıkar.Doktor tıbbi müdahaleyi yapamaz..Daha sonra,arızanın nereden kaynaklandığını araştırırlar;fakat bulamazlar..

Bazı iddialara göre Vanga:ölüm tarihini,Nostradamus gibi biliyordu..Ölümü,kendi sözleriyle şöyle tanımlıyordu:
''Ölümden sonra insanın vücudu çürür.Geriye bir parçası kalır;o çürümez..;bu ruh veya adını bilmediğim bir şeydir.İnsandan geriye bu kalır.Çürümez,gelişmeye devam eder..,daha üst mevkilere ulaşır.Bu,ruhun sonsuzluğudur..''
Son sözleriyse:
''Birbirinizden nefret etmeyin;birbirinizi sevin..'' olmuştur..



Gerçekleşmiş;sansasyonel kehanetleri..:


-II.Dünya Savaşı / 1945
''Büyük Rusya'ya karşı çıkan o devlet,savaşı kaybedecektir..''
(Fenomen adlı belgesel filmden)


-Prag / 1968 Sovyet İşgali
''Prag'ı hatırlayın! Prag'ı hatırlayın!..Şehrin üzerinde büyük güçler dolanıyor ve savaş..,savaş diye çığlık atıyorlar...Prag,içinde balık tutacakları bir akvaryuma dönüşecek..''
(Bu,1968 yılının başında,transa girerken yaptığı kehanettir.-Ağustos 1968'de,Rus tankları Prag'a girmişti..)


-Gandhi / 1984
''Yakın zamanda hükümetin başına geçecek.Ama orda uzun süre kalamayacak;çünkü ölümü buna engel olacak..''
(Lubomir Staridolski-Standart Gazetesi-1969)

Onu ölüme götüren elbisesi olacak.Duman ve ateşin arasında,sarılı turunculu elbise görüyorum!
(Temmuz 1969)
(31 Ekim 1984 günü,bir İngiliz televizyon kanalı için,ünlü Yazar Peter Ustinov ile röportaj çekimi için hazırlanan Gandhi,o gün estetik kaygılarla,kurşungeçirmez yeleği giymekten vazgeçer..Ekranda,daha iyi görüneceğini düşündüğü,safran rengi bir elbise seçer.Başbakanlık konutunu,ofisine bağlayan yolda,iki koruması tarafından ateş edilerek öldürülür..
Kahin,suikast şeklini, (duman ve ateş-ateşli silah) ve de giydiği elbise rengini (safran-sarı,turuncu) tahmin etmekle kalmamış;elbisenin ölümüne neden olacağını da bilmişti..Zira İndira Gandhi,bugün müzede sergilenen bu elbiseden dolayı;kurşun geçirmez yelek giymekten vazgeçmişti!..)


-Yugoslavya / 1990
''Komşularınızı önemsemeyin.Onlara saygı gösterin;çünkü darda kalınca,size uzaktaki akrabanız değil;komşunuz yardım edecektir.Bulgaristan'da savaş görmüyorum.Kan görmüyorum.Lakin,Yugoslavya parçalanacak.Çünkü onlar Tanrı'ya küfrediyorlar..''


-Berlin Duvarı / 1991 Sovyetler'in dağılışı
''Her şey yıkılıyor...Berlin duvarı da..Sovyetler Birliği de...Hepsi gidici..NATO'ya giriyoruz.Avrupa'ya dönüyoruz..
(1987'de Peter Bakov'a söylenmiş)


-Kursk / 2000
''Kursk sulara gömülecek ve tüm dünya onun için ağlayacak..''
(1980 yılında,Vanga'nın Devlet televizyonuna yaptığı bu kehanetin anlamını,Vanga'nın kehanetleriyle çok ilgilenen Ruslar,çözemediler.Ta ki 20 yıl sonra;2000 yılında,Kursk'ta bir Rus denizaltısının batması sonucu:118 denizcinin,okyanus tabanında araçları içinde mahsur kalmasına ve trajik bir şekilde havasızlıktan boğulmalarına kadar..)


-11 Eylül
''Korku..korku!..İki Amerikan kardeş,çelik kuşlar tarafından düşürelecek! Kurtlar çalılarda ulur ve suçsuzların kanları deve gibi akar..''
(Rus Komsomolskaya Pravda Gazetesi)


-Asya'nın yükselişi
''Ondan evvel üç ülke yakınlaşacak:Çin,Hindistan ve Rusya bir noktada toplanacaklar..Bulgaristan,sadece Rusya'nın yanında ve onun bir parçası gibi olursa,onların yanında yer alabilir.Rusya olmadan Bulgaristan'ın bir geleceği yok..''
(Ludmila ve Vanga-1979)


-Obama
''Bir gün Amerika'da beyaz ev siyah olacak;okyanusun ötesindeki siyah insanlar da beyaz..''
(Gazeteci Svetlu Dukadinov'a göre:Vanga'nın bu kenati 1992 yılında yapılmştı..-Bulgar Wikend gazetesi )


-Günümüz..
''Bir kaç yıl sonra ne olacağını biliyormusunuz?..Depremler,yangınlar,seller..felak etler...Bunlardan dolayı,çok fazla insan hayatını kaybedecek.Her yerde savaşacaklar;tüm insanlar ''bir küpe'' girecek.Nüfus azalacak,mallar bulunmayacak,ağaçlar yok olacak..Koyun,dana,keçi eti yenilemeyecek..Siz her şeyle oyun oynuyorsunuz ve yaklaşan sefaleti görmüyorsunuz..İnsanlar çıplak ve aç dolaşacaklar...''
(Vanga,bu kehanetini 1995 yazında,ölmeden 1 yıl önce söylemiştir..)
Afrika ve Haiti örneği bile yetiyor aslında..



Sırada bekleyen kehanetleri..:


-İsrail..
''Şu an İsrail,yerle bir edilmeyecektir!..
(168 Saat gazetesi,10.04.1995)
Demek bir gün İsrail..;Ahmedinejad amcamızın dediği gibi..:haritadan silinecek...


-Suriye
''O zamana kadar insanlık,korkunç felaketler yaşayacak;çok büyük olaylar olacak..İnsanların bilinci de değişme aşamasında olacak.Güç zamanlar gelecek ve insanlar,aralarında dini gruplara bölünecekler.En son,dünyaya en eski öğreti gelecek..
Bu yakında mı olacak diye soruyorlar.Hayır;yakın zamanda değil.
Henüz Suriye işgal edilmedi!..''
(1980,Krasimira Stoyanova-Vanga kitabından)
Tanrım..sen aklımı koru...Suriye,son günlerde iyice saldırgan bir tavır sergiliyor.İran'la olan ittifaklarını resmileştirdiler.
İsrail'in Suriye'ye girmesi an meselesi!


-Kıyamet..
''İncil'de yazılmış olanlar gerçek olacak! Kıyamet olacak!..Siz değil;ama sizin çocuklarınız onu yaşayacaktır...''
(Yardımcısı Vitka'nın kızına söylemiş..)
Vitka'nın kızının çocukları,şimdi kaç yaşındadırlar acaba?..20'yi geçmişlerse yedik ayvayı...


İnternette dolaşan ve artık herkesin bildiği Vanga'nın kehanetleri vardır;hatırlarsanız:2010'da dünya savaşı olacak,2050'de şu olacak;2600'de şu olacak vs.
Okuduğum kitapta yazdığına göre, o kehanetler,Rus basınında çıkan kehanetlermiş..Vanga'nın söylediğine dair,en ufak bir kanıt yokmuş.Yani uydurma diyebiliriz..
Çünkü dikkat ederseniz;Vanga,hiç bir kehanetinde tarih vermemiştir..
Lakin yukarıda,Vanga'nın hayatını dikkatli okuduysanız eğer:Vanga hakkında röportaj yapan bir doktorun araştırma kayıtlarına el konulmuştu ve daha sonra,bu binlerce gizli bilgi Moskova'ya götürülmüştü..
Rus basınında çıkan haberlerin kaynağı,muhtemelen bu arşiv olsa gerek..
Ama,şu tarihte şunlar olacak denmesi;kehanetlerle oynama yapıldığını ve orjinalliğinin bozulduğunu gösteriyor bize..
Rusların bilindik zırvalıkları işte..Her zaman yaptıkları şey..


(kaynak:''Kahin Vanga'' kitabından)


''Gece siz uyurken..sessizlikte..,ben göksel sesleri dinliyorum..Göğün çanlarının saat başı çaldığını ve tüm canlıların bu ritme cevap verdiğini duyuyorum..Çiçek ne zaman açacağını,horoz ne zaman öteceğini bilir..
Eğer,her gördüğümü anlatabilseydim...Evrenin bildiğim;fakat söyleyemediğim sırları..,bir barajı dolduracak kadar birikti...Duvarın yıkılmasına az kaldı...;fakat...o zaman..:Tanrı yardımcımız olsun!..''



Sed,yıkılmak üzere...
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 27-03-10, 04:59   #2

Varsayılan C: Baba Vanga'nın ilginç yaşam öyküsü ve Orjinal Kehanetleri


+RepLedim hepsini okudum
etkilendim
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 27-03-10, 08:54   #3

Varsayılan C: Baba Vanga'nın ilginç yaşam öyküsü ve Orjinal Kehanetleri



Teşkkürler .
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 27-03-10, 09:51   #4

Varsayılan C: Baba Vanga'nın ilginç yaşam öyküsü ve Orjinal Kehanetleri



Mehdi hangi dindensin sen?

Şu an yaptığın Allaha şirk koşmak.
Irreplaceable~ bunu beğendi.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 27-03-10, 10:04   #5

Varsayılan C: Baba Vanga'nın ilginç yaşam öyküsü ve Orjinal Kehanetleri

Haha iyi güldüm
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat