|
||||||||
Genel Kültür Kategorisinde ve Garip Olaylar Forumunda Bulunan 12 Eylülde Neler Yaşandı?(Gazete Manşetleri,Yaşayanların Dilinden Anılar ve Fazlası) Konusunu Görüntülemektesiniz => (Saygıdeğer moderatör ve editör arkadaşlarım eğer konunun yeri yanlışsa taşımanızı arz ediyorum.Lütfen silmeyin.) Arkadaşlar Türk tarihinin önemli olaylarından, insanların haksız ...
![]() |
|
|
Konu Araçları |
|
|
#1 |
![]() ![]() |
(Saygıdeğer moderatör ve editör arkadaşlarım eğer konunun yeri yanlışsa taşımanızı arz ediyorum.Lütfen silmeyin.) Arkadaşlar Türk tarihinin önemli olaylarından, insanların haksız yere tutuklandığı, işkence gördüğü ve öldürüldüğü, çocukların kırılmış oyuncaklarının, yaşlı teyzelerin kurdukları turşu bidonlarının dahi içlerinin arandığı o günden bahsediyoruz, evet 12 Eylül 1980'den.. Peki, 12 Eylül 1980'den başlayarak, 1983 Milletvekili Genel Seçimleri sonucu TBMM'nin tekrar açılmasına kadar geçen süreçte neler oldu ? Darbenin ana nedeni olarak sağ – sol çatışmaları görünse de asıl nedenler daha eskilere dayanmaktadır. darbenin sebebinin incelenmesi, 1974 petrol bunalımı ile başlayabilir. işbu petrol bunalımı nedeniyle, başta enflasyon olmak üzere, oluşan ekonomik olumsuzluklar, özellikle sol meslek gruplarını ve sendikaları halkın tepkilerini yansıtmaya zorladı. oluşan huzursuzluk ortamı, sağ - sol kavgalarını tırmandırdı. hükümetin, huzuru sağlamak için, 1977’de devlet güvenlik mahkemelerini kurmaya çalışması, chp ve sendikaların yoğun protestosu üzerine mümkün olmadı. tam bu arada meydana gelen 1 mayıs katliamı ve olay faillerinin yakalanamaması, hükümetin tutumunun bir göstergesi sayılmıştır. bu olayların sonunda, mutabakata varılarak erken seçime gitme kararı alındı fakat seçim sonuçları çoğunluk sağlayacak bir parti olmadığını gösteriyordu. 21 temmuz 1977’de msp – mhp – ap hükümeti kuruldu. bu koalisyona karşı çıkan milletvekilleri yüzünde çoğunluğu yitiren koalisyon, chp’ye katılan bu milletvekillerinin verdiği bir gensoru önergesiyle düşürüldü, chp, tek başına iktidar oldu. başbakan olan bülent ecevit, giderek tansiyonu artan olaylarla başa çıkamadı. malatya’da nisan, kahramanmaraş’ta aralık aylarında mezhep ayrılıkları yüzünden çıkan çatışmalarda yüzden fazla kişi öldü, on üç ilde sıkı yönetim uygulamasına geçildi (adana, ankara, bingöl, elazığ, erzincan, erzurum, gaziantep, istanbul, kars, malatya, kahramanmaraş, sivas, şanlıurfa). ekim 1979’da yapılan ara seçimle, mhp ve msp’nin de dışarıdan desteklediği bir azınlık hükümetiyle tekrar süleyman demirel hükümeti başa geliyordu. tam bu sıralarda ülkenin genel durumundan rahatsız olan genelkurmay başkanı kenan evren ve kuvvet komutanları, 27 aralık 1979’da, cumhurbaşkanına bir açık mektup yazıyor (türk silahlı kuvvetleri’nin görüşü), particiliğin bir tarafa atılarak ülkenin sağlam adımlarla, kaos ortamından düze çıkarılması gerektiğini öneriyordu ki bu darbenin ilk sinyallerinden sayılabilir. iktidara yeni gelen ap, bu mektubun kendilerini bağlamadığını söylerken, chp ise topu demirel’e atarak, kendisinin de aynı uyarılarda bulunmuş olduğunu belirtiyordu. demirel, sorunların kaynağının iktisadi olduğunu düşünerek bir dizi önlem almaya girişmiştir. “24 ocak kararları” adı verilen bu önlemler, imf’in önerdiği bir paket çerçevesinde uygulandı. devalüasyon yapıldı, sıkı para politikası uygulandı, iç talep kısılarak, satımlar dışa yönlendirilmeye çalışıldı, fakat bu sistem çok partili demokrasiyle beraber yürümedi. tüm olanların üzerine bir de cumhurbaşkanlığı seçimi eklendi. 6 nisan’da fahri korutürk’ün görev süresinin dolması üzerine, 15 gün öncesinden yeni cumhurbaşkanının seçilmesi gerekiyor ancak hiçbir parti 2/3 çoğunluğu sağlayamıyordu. turların iyice uzaması hem yönetim kademesini hem de vatandaşı çıkmaza sokmuştu. durum öyle bir hal almıştı ki sandıktan zeki müren ve türkan şoray isimlerinin çıktığı bile söylenmeye başlanmıştı. seçimlerdeki bu belirsizlik hem askerin, sivil yönetime güvenini kırıyordu hem de 1982 anayasası’nda, cumhurbaşkanlığı seçimini sağlam temellere dayandıracak adımların atılmasına neden olacaktı. terörist eylemlerin bir iç savaş ortamı yarattığı, günde ortalama on kişinin öldürüldüğü bu dönemde (ağustos 1980’de 258 ölü, 468 yaralı) 6 eylül günü msp’nin düzenlediği “kudüs’ü kurtarma yürüyüşü”nde anti – laik sloganlar atılmış, şeriat düzenine duyulan özlem gösterilmiştir. nihayet beklenen oldu ve ordu, aylardır beklenen; zaten ordu içerisinde de planlanmakta olan hamlesini yaparak, tüm emir – komuta zinciri içerisinde , saat sabaha karşı 03:00’de, bayrak harekatı’nı uygulamaya koydu ve saat 04:00’da milli güvenlik kurulu’nun ilk bildirisi radyodan yayımlandı: “yüce türk milleti; büyük atatürk'ün bize emanet ettiği ülkesi ve milletiyle bir bütün olan, türkiye cumhuriyeti devleti, son yıllarda izlediğimiz gibi dış ve iç düşmanların tahrikiyle, varlığına rejimine ve bağımsızlığına yönelik fikri ve fiziki haince saldırılar içindedir. devlet, başlıca organları ile işlemez duruma getirilmiş, anayasal kuruluşlar tezat veya suskunluğa bürünmüş, siyasi partiler kısır çekişmeler ve uzlaşmaz tutumları ile devleti kurtaracak birlik ve beraberliği sağlayamamışlar ve lüzumlu tedbirleri almamışlardır. böylece yıkıcı ve bölücü mihraklar faaliyetlerini alabildiğine arttırmışlar ve vatandaşların can ve mal güvenliği tehlikeye düşmüştür. atatürkçülük yerine irticai ve diğer sapık ideolojik fikirler üretilerek, sistemli bir şekilde ve haince, ilkokullardan üniversitelere kadar eğitim kuruluşları, idare sistemi, yargı organları, iç güvenlik teşkilatı, işçi kuruluşları, siyasi partiler ve nihayet yurdumuzun en masum köşelerindeki yurttaşlarımız dahi saldırı ve baskı altında tutularak bölünme ve iç harbin eşiğine getirilmişlerdir. kısaca devlet güçsüz bırakılmış ve acze düşürülmüştür. aziz türk milleti; işte bu ortam içerisinde türk silahlı kuvvetleri, iç hizmet kanununun verdiği türkiye cumhuriyetini kollama ve koruma görevini yüce türk milleti adına emir ve komuta zinciri içinde ve emirle yerine getirme kararını almış ve ülke yönetimine bütünü ile el koymuştur. girişilen harekâtın amacı, ülke bütünlüğünü korumak, milli birlik ve beraberliği sağlamak, muhtemel bir iç savaşı ve kardeş kavgasını önlemek, devlet otoritesini ve varlığını yeniden tesis etmek ve demokratik düzenin işlemesine mani olan sebepleri ortadan kaldırmaktır. parlamento ve hükümet feshedilmiştir. parlamento üyelerinin dokunulmazlığı kaldırılmıştır. bütün yurtta sıkıyönetim ilan edilmiştir. yurt dışına çıkışlar yasaklanmıştır. vatandaşların can ve mal güvenliğini süratle sağlamak bakımından saat 05.00'den itibaren ikinci bir emre kadar sokağa çıkma yasağı konulmuştur. bu kollama ve koruma harekâtı hakkında teferruatlı açıklama bugün saat 13.00'teki türkiye radyoları ve televizyonunun haber bülteninde tarafımdan yapılacaktır. vatandaşların sükûnet içinde radyo ve televizyonları başında, yayımlanacak bildirileri izlemelerini ve bunlara tam uymalarını ve bağrından çıkan türk silahlı kuvvetlerine güvenmelerini beklerim" Kenan Paşa bu bildiriyi okuyarak TSK'nın resmen ülke yönetime el koyduğunu açıklıyordu. Nitekim öyle de oldu, darbeden sonra Genelkurmay ve MGK başkanı Kenan Evren, ilerleyen günlerde yaptığı açıklamalarda, hızlı kalkınmanın gerçekleştirilmesi, yönetimin tarafsızlaştırılması, işçilerin – mevcut koşullar dahilinde – haklarının korunması gibi önlemlerle ülkenin huzura kavuşacağını bildirmiştir. parlamento ve hükümet feshedildi, üyelerinin dokunulmazlıkları kaldırıldı, siyasi partilerin faaliyetleri durduruldu ve genel başkanları gözetim altına alındı. emekli oramiral bülent ulusu yönetiminde bir hükümet oluşturuldu (bu hükümetin ekonomi bakanı, 24 ocak kararlarını da hazırlayan turgut özal’dır.). 24 ocak ile başlayan ekonomi politikası sürdürüldü, daha sonra ise mgk kararıyla kurucu meclis kuruldu ve anayasa başta olmak üzere bir çok temel yasa hazırlanmaya başlandı. ekim 1981’de hazırdaki tüm siyasi partiler feshedildi. hazırlanan anayasa, 6 kasım 1982’de bir referandumla, ezici bir çoğunlukla (% 93 - % 7) kabul edildi. aynı referandum ile mgk ve genelkurmay başkanı kenan evren de cumhurbaşkanı seçildi. ![]() 12 Eylül'ün sonuçları nelerdi peki ?: 10000 kişi gözaltına alınırken; 1 milyon 683 bin kişi fişlendi. Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı. 7 bin kişi için idam cezası istendi. 517 kişiye idam cezası verildi. Haklarında idam cezası verilenlerden 50'si asıldı (26 siyasi suçlu, 23 adli suçlu, 1'i Asala militanı). İdamları istenen 259 kişinin dosyası Meclis'e gönderildi. 71 bin kişi TCK'nin 141, 142 ve 163. maddelerinden yargılandı. 98 bin 404 kişi örgüt üyesi olmak suçundan yargılandı. 388 bin kişiye pasaport verilmedi. 30 bin kişi sakıncalı olduğu için işten atıldı. 14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı. 30 bin kişi siyasi mülteci olarak yurtdışına gitti. 300 kişi kuşkulu bir şekilde öldü. 171 kişinin işkenceden öldüğü belgelendi. 937 film sakıncalı bulunduğu için yasaklandı. 23 bin 677 derneğin faaliyeti durduruldu. 3 bin 854 öğretmen, üniversitede görevli 120 öğretim üyesi ve 47 hâkimin işine son verildi. 400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi. Gazetecilere 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verildi. 31 gazeteci cezaevine girdi. 300 gazeteci saldırıya uğradı. 3 gazeteci silahla öldürüldü. Gazeteler 300 gün yayın yapamadı. 13 büyük gazete için 303 dava açıldı. 39 ton gazete ve dergi imha edildi. Cezaevlerinde toplam 299 kişi yaşamını yitirdi. 144 kişi kuşkulu bir şekilde öldü. 14 kişi açlık grevinde öldü. 16 kişi kaçarken vuruldu. 95 kişi çatışmada öldü. 73 kişiye doğal ölüm raporu verildi. 43 kişinin intihar ettiği bildirildi. ![]() TAKİP EDEN TARİHLER 12 Eylül 1980: Bes general, 600 üyeli TBMM'nin yasama ve yürütme yetkisini kullanmaya basladilar. Ülkede her sey yasak. 17 Eylül 1980: Gözalti süresi uzatildi. 18 Eylül 1980: Milli Güvenlik Konseyi'nin baskan ve dört üyesi TBMM Onur Salonu'nda törenle yemin etti. 19 Eylül 1980: 1402 sayili yasada yapilan değisiklikle sikiyönetim komutanlari, bütün kamu personelini gerekçesiz görevden alabilecek. 7 Ekim 1980: Necdet Adali ve Mustafa Pehlivanoğlu sabaha karsi Ankara Merkez Kapali Cezaevi'nde idam edildi. 11 Ekim 1980: Türkes ve diğer milletvekilleri dahil 36 MHP'li hakkinda giyabi tutuklama karari verildi. 15 Ekim 1980: Erbakan ve diğer MSP'liler 2 Numarali Askeri Mahkeme tarafindan tutuklandi. 30 Ekim 1980: Ecevit, CHP Genel Baskanliği'ndan istifa etti. 10 Kasim 1980: Onur Yayinlari Sahibi ilhan Erdost, Mamak Askeri Cezaevi'ne *ötürülürken, dövülerek öldürüldü. 3 Aralik 1980: 17 yasindaki liseli Erdal Eren, 17 günlük yargilamadan sonra idam edildi. 19 Aralik 1980: DiSK davasi basladi. 27 Aralik 1980: Toplu is sözlesmesi dolan isyerlerinde, yeni toplu is sözlesmesiyle ilgili yetkiler, kurulan yüksek hakem kuruluna verildi. 24 Nisan 1981: MSP'lilerin yargilanmasina baslandi. Erbakan için 14-36 yil hapis isteniyor. 29 Nisan 1981: Toplam 587 sanikli MHP ve ülkücü kuruluslar davasinda Türkes dahil 220 sanik hakkinda idam isteniyor. 2 Haziran 1981: MGK'nin meshur 52 numarali karari çikti. Bu karar, pek çok seyi yasakladiği gibi, yasaklarin tartisilmasini ve elestirilmesini de yasakliyordu. 5 Haziran 1981: 21 yasindaki Cevdet Karakas sabaha karsi idam edildi. 6 Haziran 1981: TiP Baskani Behice Boran ve TÖB-DER Baskani Gültekin Gazioğlu Türk vatandasliğindan çikarildi. 10 Haziran 1981: 23 yasindaki Veysel Gürsoy idam edildi. 13 Haziran 1981: Bülent Ersoy'a sahne yasaği kondu. 25 Haziran 1981: iki idam daha gerçeklestirildi. 26 Haziran 1981: Baskan Abdullah Bastürk ve 51 DiSK yöneticisi için askeri savci idam istedi. 9 Temmuz 1981: Danisma Meclisi'ne aday adayi olma basvurulari basladi. ilk basvuruyu yapan emekli bir astsubay. 22 Temmuz 1981: Evren, Erzurum konusmasinda Artik yeni aldiğimiz bir kararla ilk ve orta okullarda, liselerde mecburi din dersi konacaktir dedi. 24 Temmuz 1981: Askeri mahkeme, Erbakan ve 9 MSP'li için tahliye karari verdi. 12 Ağustos 1981: Takip edilecek sahislar hakkinda alt maddeleri de bulunan 35 maddelik bir belge yayinlandi. 14 Ağustos 1981: 2 Danisma Meclisi için aday adaylarinin basvuru süresi sona erdi. MGK 6 bin kisi arasinda seçim yapacak. 15 Ağustos 1981: Uluslararasi Hür Sendikalari Konfederasyonu (ICFTU) Genel Sekreteri, Sadik side'yi 12 Eylül Hükümeti'ne Sosyal Güvenlik Bakani olarak veren Türk-is'in üyeliğini askiya aldi. Dev-Sol Davasi basladi. Savci, 141 idam istedi. 12 Ekim 1981: Ecevit, dört konusma nedeniyle yargilandi. Danisma Meclisi üyeleri MGK tarafindan açiklandi. 15 Ekim 1981: Ülkedeki bütün siyasi partiler kapatildi. 23 Ekim 1981: Danisma Meclisi ilk toplantisini yapti. Yeni meclis toplanti yaptiği sirada, eski meclisin 14'ü MSP'li, 11'i MHP'li, 4'ü CHP'li, 1'i AP'li 1'i bağimsiz toplam 31 milletvekili tutuklu bulunuyordu. 26 Ekim 1981: Nazli Ilicak'in siyasi partilerin kapatilmasini elestiren iki yazisi üzerine Tercüman Gazetesi süresiz kapatildi. 2 Kasim 1981: Ecevit MGK'nin 52 numarali kararini ihlalden, 4 ay hapse mahkum oldu. 6 Kasim 1981: 2547 sayili Yükseköğretim Yasasi, Resmi Gazete'de yayimlanarak yürürlüğe girdi. 3 Aralik 1981: Ecevit hapse girdi. 20 Aralik 1981: Bankerler birbiri ardina ortadan kaybolmaya basliyor. Banker haberlerinin verilmesi yasaklaniyor. 25 Aralik 1981: TÖB-DER davasinda 50 sanik, 1-9 yil hapse mahkum oldu. 15 Mart 1982: Ulusu Hükümeti'nin Devlet Bakani ilhan Öztrak resmen açikladi: Uluslararasi Af Örgütü'nün 60 iskenceyle ölüm iddiasindan 15'i doğru. 24 Mart 1982: içisleri Bakanliği Mahalli idareler Genel Müdürlüğü; cadde, sokak, meydan ve parklara 12 Eylül öncesinde verilmis olan, 'milli birlik ve bütünlüğümüzle bağdasmayan'isimlerin derhal değistirilmesini isteyen bir genelge yayimladi. 10 Nisan 1982: Ecevit yine hapse girdi. 17 Mayis 1982: Baris Derneği davasi basladi. 30 sanik hakkinda 8 yildan 30 yila kadar hapis istendi. 21 Haziran 1982: Banker Kastelli kaçti. 1 Temmuz 1982: Sosyalist veya sosyal demokrat partilerin iktidarda olduğu bes Avrupa ülkesi, Türkiye'yi Avrupa insan Haklari Komisyonu'na sikayet etti. 13 Temmuz 1982: Geçici maddeler disinda 200 maddeden olusan yeni anayasa tasarisi açiklandi. 4 Eylül 1982: Askeri savci, 10 DiSK uzmani için idam istedi. 19 Ekim 1982: 186 idam istemli Ana Dev-Yol davasi basladi. 7 Kasim 1982: Yeni Anayasa için halk oylamasi yapildi. 16,945,545 'Evet', 1,584,661 'hayir'oyu çikti. Bu arada Evren 7 yilliğina cumhurbaskani seçilirken, Milli Güvenlik Konseyi de 2 yil 1 ay 24 gün sonra Cumhurbaskanliği Konseyi'ne dönüstü. 25 Kasim 1982: Muhbir güvenliği genelgesi yayimlandi. Ankara'da darbenin ilk yilinda 20,921 ihbar yapildi. Bu ihbarlar da 18,525 kamu görevlisi hakkinda islem yapildi. 24 Nisan 1983: Siyasi Partiler Yasasi çikti. 20 Mayis 1983: ANAP kuruldu. 1 Temmuz 1983: Evren, Genelkurmay Baskanliğini Kara Kuvvetleri Komutani'na devretti. 6 Kasim 1983: Yasakli, vetolu seçimler yapildi. Seçime giren bütün partiler derece aldi. Çünkü üç partiye izin verildi. Seçime girmek isteyen 15 siyasi partiden 12'si, 750 kurucu adaydan 435'i, 1682 milletvekili adayinin 672'si veto edildi. 13 subat 1985: MSP davasinin saniklari yargilandiklari askeri mahkeme tarafindan aklandi. 26 Mayis 1985: Ankara Sikiyönetim Komutani, Bilim ve Sosyalizm yayinlarina ait 133,607 kitabin imha edilmesini emretti. 11 Haziran 1985: Pismanlik Yasasi yürürlüğe girdi. 1,5 yil içinde 497 basvuru oldu. Bunlardan 29'u geçerli itiraf sayildi. 7 Nisan 1987: MHP ve Ülkücü Kuruluslar davasi bitti. Türkes'e 5 yil 11 ay 8 gün hapis cezasi verildi. 6 Eylül 1987: Eski siyasi liderlerin siyaset yasaklarinin kalkmamasi için halkoylamasi yapildi. %49'luk 'hayir'oyuna karsilik, %51'lik 'evet'oyu çikinca, Demirel, Ecevit, Erbakan, Türkes ve diğer siyasi parti yöneticileri siyaset yapma hakki kazandi. 9 Kasim 1989: Evren Cumhurbaskaliğini Özal'a devrederek Marmaris'e çekildi.Hala orada. ![]() DARBEYİ YAŞAMIŞ İNSANLARDAN ALINTILAR "babaların kaçak p.ll m.ll içtiği, akşamları yemekten sonra ailecek televizyon izlenen günlerdi. semt pazarlarından ellerinde [Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız]lerle dönerdi alışverişe çıkanlar ya da büyük alışverişler için "beyoğlu'na çıkılır"dı. gazeteler siyah beyaz, dünya ise rengarenkti. trt 1 izlenirdi... küçüktük ufacıktık, top oynamış acıkmıştık. ertesi sabah okul var mıydı? önemi yok, mızırdanarak yataklarımıza yollanmıştık. geceyi renkli rüyaların koynunda geçirmiştik. uyandığımız sabah ise siyah beyaz bir sabah oldu. - baba polis amcalar niye gelmişler? - polis değil, jandarma onlar. - hımm, ne kadar kalabalıklar... - şimdi evi aramaya gelecekler. indirelim şunları bodruma haydi... - neden? neden arayacaklar evimizi? ne arıyorlar? kitapları niye indiriyoruz bodruma? - [Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız] oldu. herşey değişti, sonra anlatırım. tut şunların ucundan haydi. [Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız]mizi saklıyoruz onlardan şimdi, tamam mı? kaçak sigaraları da sakladık bodruma kitaplarla birlikte. saklambaç oyunun ebesi çoktu. hepsinin silahları vardı. çok heyecanlıydı! bodrum kapısını kamufle edecek koca kilimi dekorasyon malzemesi olarak kullanmak benim fikrimdi. bakalım bu abiler bulabilecekler miydi bizim gizli hazinemizi? belki sonra da dekman oynardık hem... geldiler, heryeri aradılar... bodrum kapısının önünden geçip durdular. ama kitaplarımızı ve sigaralarımızı bulamadılar... sokakta oyun oynayamayacağımızı öğrendik. evin içinde oyunlar icat ettik biz de... bir zaman sonra, hazinelerini iyi saklayamamış ya da saklamamış ailelerin çocukları belirsiz bir süre babasız kaldı. kadınlar, çocuklar ve yaşlılardan oluşan bir köyde yaşadık 12 eylül gününden sonraki yıllar. alıştık... belirsiz bir süreliğine, herşeye." --------------- "dedemlerde oturuyorduk. dedemin ve anneannemin bütün çocukları, ve onların eşleri oradaydı. neden toplanmıştık hatırlamıyorum. sanırım, özel bir nedeni yoktu. benim çocukluğumda aile meclisleri çok sık toplanırdı zaten. insanın ailesiyle birlikte zaman geçirmesi için özel bir neden gerekmezdi şimdiki gibi. birisinin parmağı kapının düğmesine takılmıştı sanki. basıyor ha basıyordu. yahu, bir kez bas, açmazsak yine çalarsın. yok, dinlemiyordu. anneannem, "hayırdır." diyerek kalktı. babam ve büyük dayım "sen dur anne!" deyip, ondan önce koştular kapıya. çalanın bir derdi vardı çünkü. ve o günler tekin günler değildi. her gün çatışmalar olurdu evin önünde. birilerinin kafaları gözleri yarılırdı. biz çocuklar işi öğrenmiştik. bize genelde bir şey olmazdı. kavga edenleri tiplerinden ayırırdık. baskın tarafın nabzına göre şerbet verirdik. "sol p*z*venkler sol. siz ananızdan, siz babanızdan böyle mi terbiye gördünüz?" ertesi gün bakardık ki solcular maçı önce götürüyor. biz de takımı değiştiriverirdik... "hoşt hoşt faşistler, millet sizden ne bekler..." babamın "evren paşa, sıçtı taşa" diye evin içinde nida atmaları bir kaç ay sonra'ya denk gelir. ama küçük dayımın bir gün okuldan eve dönemeyip ertesi gün kafası kazınmış olarak döndüğü günler tam da o günlerdi. uzun lafın kısası, babamla büyük dayımın kapıyı birlikte açtılar. ve açmalarıyla birlikte evin içi eli silahlı polislerle doluverdi. o kadar çok polisi bir arada hiç görmemiştim. onlar akıllarınca bizim evi basmışlardı. biz kardeşimle tabii böyle bir şeyden haber değildik. polisleri misafir gibi düşünmüştük. ama 50 yaşını geçmiş dedem de bizden farksızdı. sanki, polislere kız veriyorduk da, düğün alayı kızı almaya gelmişti. hemen ayağa fırladı, en öndeki polisten itibaren sırayla teker teker hepsinin ellerini sıkmaya, "hoş geldiniz" demeye başladı. doğma büyüme chp'li olan dedem. devletin herhangi bir memurunu, evin fertlerinden ayrı tutmazdı. ölene kadar da böyle kaldı. yıllar sonra, memuriyeti bırakıp özel sektöre geçtiğimde bana kızgınlığı aylarca devam etmişti. evin kardeşim dedem ve ben dışındaki bütün fertleri korkaklıkla şaşkınlık arasında gidip geliyorlardı. bu arda dedem hoşgeldin faslını bitirip polislere yer gösterdi. polisler de şaşkındılar. dedem gibi güler yüzlü tonton bir adamı kıramıyorlardı herhalde. oturdular mecburen. evin bütün fertleri ayakta, elleri önde bağlanmış olanları seyrediyordu. dedem sıradan başladı: - efenim, ben emekli öğretmenim, 10 yıl önce emekli olduktan sonra eşimle birlikte göçtük ankara'ya. bu büyük kızım, kendisi de gazi eğitim'den öğretmendir. damadımız mülkiye'den mezun, cebeci'deki okul. oğlum, kızım, üniversitedeki küçük oğlum... aslında o dönem öğretmenlik hiç söylenecek bir şey değildi. okullar en tehlikeli yerlerdi. hele mülkiye falan. ama polisler dedemin samimiyetinden şüphe etmemişlerdi herhalde... içlerinden biri sıkkın sıkkın: - beyefendi, biz aramaya yapmaya gelmiştik. bir ihbar vardı da... işimiz gücümüz de var. hemen bitirelim de gidelim izninizle... dedem onları şaşırtmaya devam ediyordu: - ne demek efenim? buyrun, arayın. isterseniz biz çıkalım da siz rahat arayın. bu ev de gördüğünüz her şeyi devletin verdiği maaşlarla aldık, saklayacak bir şey yok... polis çıkma fikrini pek beğenmedi: yok beyefendi, siz de burada kalın. bize refakat edin. sonunda başlamıştı arama. dedem onlara arama sırasında yardım ediyor, nerede ne var gösteriyor; ailenin diğer fertleri de el pençe divan bekliyordu. yastıkları mıncıkladılar, koltukların altlarına baktılar, dolapların içlerini karıştırdılar, hiç bir şey bulamadılar. zaten yoktu bulunacak bir şey. emekli öğretmenin evinden ne çıkardı ki... tam gideceklerdi gözleri balkondaki bidonlara takıldı. mücevher bulmuş gibi hevesle açtılar balkon kapısını. "bunlarda ne var?" diye sordu polislerden biri. dedem anneanneme baktı. cevap hakkı onundu. anneannem biraz kekeler gibi konuştu. - şey var onun içinde, şey yani... - ne varmış? - turşu kurduydum da... "anlarız şimdi!" dedi polis, şüphelenmişti sanırım. bidonun kapağını açtığı gibi kolunu dirseğine kadar daldırdı içine. uzun uzun karıştırdı bidonun içini. evin içinde herkes suspus olmuştu. zaman donmuştu sanki, uzadıkça uzadı. sonunda elini çıkardığında üniformasının kolundan şapır şapır turşu suları damlıyordu. elinde ise koca bir [Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız] vardı..." --------------- "cocuktum daha,bizim oralarda yazdi daha,serinlik bile yoktu.her sabah gibi bir sabahti o gun benim cocuk aklim icin.degildi oysaki sonradan ogrendim.oglene cok vardi,zili kiracakcasina calanin kim oldugunu bilmiyordum,kosarken kapiyi acmaya "sen dur" dedi bana.durdum oldugum yerde. elinde bir kagitla,o her gordugumde ufacik halimle elimi anlima goturup selam vermeye calistigim askerlerden birkaciydi gelenler.ziyaretemi gelmislerdi.tanimiyordum.arayacagiz dediler. neyi ariyorlardi ki.ortaligi dagitiyorlardi sadece,koltuklarin minderlerini,kitaplari,hatta aralarini,ellerine gecen her kagida bakiyorlardi.aylar surmustu sanki bu hengame.oysa dakikalardir evimizin icindeydi o hep cok severek baktigim asker abiler. ben gulen gozlerle bakarken,beni gordukleri her an kin kusuyorlardi gozlerinden.ne yapmistim ki ben,suc mu islemistim.kirdigim oyuncagimi ariyorlardi.yoksa annemle babami uzdugum icin mi gelmislerdi?anlamaya calisiyordum.elinde tufek olmayani bir an duraksadi. -"kim bu resimdeki" diye isaret etti kitapligin rafinda duran siyah-beyaz fotografi. -"kardesim" dedi annem.kardesim degildi,dayimdi benim o. -"dayim" diyiverdim. oo dedi sasirmis halde.kin kusan nefretle bakan gozleri isildamisti nedense.aradiklari o muydu?dayim miydi?madem onu ariyorlardi neden kitaplarin arasina bakiyorlardi ki?sert mizacli adamin sozuyle ciktim dusuncelerimden, -"cok iyi tanirim cocukluk arkadasim o benim" diye gurledi.iyi birseydi bu herhalde. -"daha once niye soylemediniz" diye cikisti ustune ustluk.diger askerlere bagirdi. -"burada aranacak birsey yok.gidiyoruz" bizi o kizgin,ofkeli askerlerden kurtarmisti. oniki eylulmus tarih.sonradan ogrendim,niye geldiler,onikieylul nedir,ihtilal nasil olur. cocuktum, buyudum, anlamadim hala." 12 Eylül Dönemi Sıkıyönetim 12 Eylül'de tüm yurtta sıkıyönetim ilan edildi. 12 Eylül 1980 tarihinden önce, 26 Aralık 1978'de Kahramanmaraş olayları nedeniyle 13 ilde (Adana, Ankara, Bingöl, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Gaziantep, İstanbul, Kars, Malatya, Kahramanmaraş, Sivas, Şanlıurfa) sıkıyönetim ilan edilmişti. 13 ilden Sivas (26 Şubat 1980) ve Erzincan'da (20 Nisan 1980) sıkıyönetim daha sonra kaldırılmıştı. Ancak "yaygın şiddet olayları" nedeniyle,
illerinde sıkıyönetim ilan edilmişti. 12 Eylül 1980'e gelindiğinde 19 ilde sıkıyönetim uygulanıyordu. 12 Eylül'de diğer illerde de (48 il) sıkıyönetim ilan edildi. Uygulama, 19 Mart 1984 tarihinden başlayarak aşama aşama 19 Temmuz 1987 tarihine kadar tüm illerden kaldırıldı. Tarihlere göre sıkıyönetim uygulamasının kaldırılması:
12 Eylül'den sonra kurulan sıkıyönetim mahkemeleri üst üste idam kararları vermeye başlarken, 1972’den beri fiilen uygulanmayan idam cezaları da hızla infaz edilmeye başlandı. Politik eylemleri nedeniyle hüküm alanların yanı sıra adi hükümlülerin infazları da gerçekleştirildi. 1980-84 yılları arasında 50 kişi idam edildi. Bunların 18’i sol, 8’i sağ görüşlü ve 23’ü de adli suçtan hükümlüydü. Ölüm cezası infaz edilenlerden biri ASALA adlı Ermeni terör örgütü mensubu Levon Ekmekçiyan idi. (Esenboğa Olayı 1982) Yönetim, idam cezalarının infazında ısrarlıydı. Kenan Evren 3 Ekim 1984’te Muş’ta yaptığı konuşmada “Hainleri asmayıp da besleyecek miyiz?” diyor ve bu sözü uzun yıllar belleklerde yer ediyordu. 12 Eylül döneminde sıkıyönetim askeri mahkemelerince 517 sanığa idam cezası verildi. Askeri Yargıtay’ın onayladığı idam kararlarının sayısı 124 oldu. Bunlardan, MGK’nın onayladığı ve onay sonrası hemen infazı yapılan 50’si dışındakiler için cezalar fiilen müebbet hapse dönüştü. Ölüm cezalarının infazlarına ilişkin onama kararları,
Türkiye'de 1984 tarihinden bu yana ölüm cezaları uygulanmıyor. 12 Eylül döneminde ölüm cezası infaz edilenler şöyle: Necdet Adalı (sol görüşlü)7 Ekim 1980 Ankara Mustafa Pehlivanoğlu (sağ görüşlü)7 Ekim 1980 Ankara Serdar Soyergin (sol görüşlü)25 Ekim 1980 Adana Erdal Eren (sol görüşlü)13 Aralık 1980 Ankara Cevdet Karakaş (sağ görüşlü)4 Haziran 1981 Elazığ Veysel Güney (sol görüşlü)10 Haziran 1981 Gaziantep Ahmet Saner (sol görüşlü)25 Haziran 1981 İstanbul Kadir Tandoğan (sol görüşlü)25 Haziran 1981 İstanbul Mustafa Özenç (sol görüşlü)20 Ağustos 1981 Adana İsmet Şahin (sağ görüşlü)20 Ağustos 1981 İstanbul Seyit Konuk (sol görüşlü)13 Mart 1982 İzmir İbrahim Ethem Coşkun (sol görüşlü)13 Mart 1982 İzmir Necati Vardar (sol görüşlü)13 Mart 1982 İzmir Fikri Arıkan (sağ görüşlü)27 Mart 1982 Ankara Sabri Altay (adli suçlu)23 Nisan 1982 Adapazarı Cengiz Baktemur (sağ görüşlü)30 Nisan 1982 Elazığ Şahabettin Ovalı (adli suçlu)12 Haziran 1982 Sinop Ednan Kavaklı (adli suçlu)18 Haziran 1982 Ankara Ali Bülent Orkan (sağ görüşlü)13 Ağustos 1982 Ankara Veli Acar (adli suçlu)13 Ağustos 1982 Isparta Eşref Özcan (adli suçlu)19 Ağustos 1982 Kayseri Halil Fevzi Uyguntürk (adi suçlu)29 Aralık 1982 Afyon Kazım Ergun (adli suçlu)29 Aralık 1982 Akşehir Muzaffer Öner (adli suçlu)29 Aralık 1982 Amasya Adem Özkan (adli suçlu)13 Ocak 1983 Balıkesir Hüseyin Çaylı (adli suçlu)13 Ocak 1983 Afyon Osman Demiroğlu (adli suçlu)13 Ocak 1983 Isparta Ahmet Mehmet Uluğbay (adli suçlu)22 Ocak 1983 Akşehir Ali Aktaş (siyasi)23 Ocak 1983 Adana Duran Bircan (adli suçlu)23 Ocak 1983 Denizli Levon Ekmekçiyan (Asala)28 Ocak 1983 Ankara Ramazan Yukarıgöz (sol görüşlü)29 Ocak 1983 İzmit Ömer Yazgan (sol görüşlü)29 Ocak 1983 İzmit Erdoğan Yazgan (sol görüşlü)29 Ocak 1983 İzmit Mehmet Kambur (sol görüşlü)29 Ocak 1983 İzmit Ahmet Kerse (adli suçlu)30 Ocak 1983 Gaziantep Rıdvan Karaköse (adli suçlu)5 Şubat 1983 Akşehir Cavit Karaköse (adli suçlu) 5 Şubat 1983 Akşehir Süleyman Karaköse (adli suçlu) 5 Şubat 1983 Akşehir Fatih Laçinligil (adli suçlu)24 Şubat 1983 Keşan Faik Görünmez (adli suçlu)24 Şubat 1983 Kilis Mustafa Başaran (adli suçlu) 30 Mart 1983 Edirne Hüseyin Üye (adli suçlu)30 Mart 1983 Nazilli Şener Yiğit (adli suçlu)20 Nisan 1983 Isparta Cafer Aksu Altıntaş (adli suçlu)20 Nisan 1983 Ordu Abdülaziz Kılıç (adli suçlu)26 Mayıs 1983 Edirne Halil Esendağ (sağ görüşlü)5 Haziran 1983 İzmir Selçuk Duracık (sağ görüşlü)5 Haziran 1983 İzmir İlyas Has (sol görüşlü)6 Ekim 1984 İzmir Hıdır Aslan (sol görüşlü)24 Ekim 1984 İzmir Kaynaklar: [Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız] [Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız] [Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız] [Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız] NOT:Bir kısmı alıntıdır.Bir kısmı kendi yorumumdur. NOT:Yeri yanlışsa affola. Umarım beğenirsiniz.Hiç bir emek karşılıksız kalmamalı ![]() Bence bu önemli konuyu bütün vatandaşlarımız öğrenmeli ve ders çıkarmalıdır. DİPNOT:Annemle babam nişanlıyken Antalya'da bu dönemlerde iki ateş arasında kalmışlar.Zor kurtulmuşlar. SAYGILARIMLA...
![]() Mesajı son düzenleyen Sergio Alvarez ( 05-07-09 - 23:11 ) Neden: Bilgi |
|
|
|
|
#2 |
![]() ![]() |
Gerçekten Araştırmışsın Malesef Öncede Replisin ..
|
|
|
|
|
#3 |
![]() ![]() |
Gerçekten Araştırmışsın Malesef Önceden Replisin ..
|
|
|
|
|
#4 |
|
~FENERBAHÇE~
![]() ![]() |
Güzel deerleme |
|
|
|
|
#5 |
|
Banlandı
![]() |
Güzel hoş da gariplik nerede?Türkiye'ye sahip çık bölümüne daha uygun.Garip olaylarda siyaset yasak.
|
|
|
![]() |
| Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz |
| Konu Araçları | |
|
|
|
FrmTR Facebook |
FrmTR Twitter |
Vidyotup |
YorumTR | Haberler |
Okul Arkadaşım |
Kıbrıs |
Kısa Link |
Domain
|