En Komik ve Eğlenceli Videolar Burada. * FrmTR Sohbet Kontrol Panelinizde.
Forum TR
Go Back   Forum TR > >
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]
Kapalı Konu
 
Konu Araçları
Eski 11-04-09, 21:18   #231
34B4YT4R

Varsayılan C: Evrim Teorisi Bir Yalandır


Helal olsun ++++++++++++++ rep ledim.
 
Eski 11-04-09, 21:19   #232
Alcentari+

Varsayılan C: Evrim Teorisi Bir Yalandır


alıntı yazılarına şöyle bir göz gezdirdimde şurada birazda evrimi kanıtlamış oldun gibime geliyor.
bi bakarsak 800bin yıllık insan fosili bulunduğu yazıyor. eğer öyle birşey varsa insanlık adem ve havvadan türemedi. yanlış hatırlamıyorsam dini kaynaklara göre insanlık tarihi 5000-6000 yıl arası. e peki bu fosil nereden çıktı. bu yazdığın yazıyla kendini çürütmüş gibi oldun biraz

sık yapılan yanlış. darwin sadece evrim teorisinin yolunu açmış bir şahsiyettir. ortaya attıklarının tamamen doğru olmasını bekleyemeyiz nitekim onun zamanında genetik palaentoloji gibi bugün evrimin temel dayanağı olan bilim dalları gelişmiş değildi. darwinin büyüklüğü, doğal seçilim kavramını oturtmasında yatmaktadır.
evrimin adının teori olması onun varlığından duyduğumuz şüpheyle alakalı değildir. evrimin gerçekleşme mekanizması hakkında şüphelerimiz vardır ve ilerleyen yıllarda bu şüpheler de dağılacaktır. evrim çalışılması zor bir konudur çünkü çok uzun zaman alan bir süreçtir yani labaratuvarımızda bir canlıyı evrimleştirme olanağından yoksunuz.
evrimin gerçek ve var olduğuna dair bir çok kanıt bulunmakta. genetik bilimi canlıların akrabalığını ortaya koyarken, paleontologlar her gün başka bir fosil bulurken evrimin kanıtı yok demek gülünçtür sadece.
büyük patlama teorisine inanıyorsunuz. çünkü size tanrıyı koyacak yer sağlıyor. neden evrime inanmıyorsunuz? tanrı evreni büyük patlama ile yarattı bugünkü haline milyarlarca yılda getirdi ama insanı bir anda yarattı. saçma gelmiyor mu?

Genlerin devamlılığını ve dölden döle geçmesini sağlamak ancak çift­leşme olması durumunda mümkün olabilir. Çiftleşme yapamayan veya yapsa bile (at, eşek çiftleşmesi gibi) verimli döller veremeyen canlılarda gen geçişi olamaz. O halde canlıların ortak atadan geldiği yani evrimleştiği kabul edil­mektedir.

gelelim yazdıklarına
ilk o uzun uzun yaptığın alıntılara karşılık kısaca: [Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız] cevabını veriyorum gereken cevabı buradan alabilirsin.

[Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız]

Etiyopya'nın kuzeydoğusunda bulunan 4.2 milyon yıllık fosil, insanın atalarının bir türden diğerine nasıl büyük sıçramalar yaptığı konusundaki bilinmeyenlere ışık tutacak nitelikte.

Australopithecus anamensis (anam: Turkana dilinde 'göl' anlamına geliyor) fosili, insan evriminin üç temel aşamasının daha önce keşfedildiği ve 6 milyon yıla yayılan yedi insansı türün daha bulunduğu Orta Avaş'ta ortaya çıkarıldı.

Araştırma makalesini kaleme alan antropologlar, "zaman içinde süregiden evrim zincirini bulduk. Bu, tek bir yerde zaman içinde meydana gelen evrimin kanıtı" diyor.


Australopithecus anamensis 4.2-3.9 milyon yıl önce yaşadı

6 milyon yıllık kısa film

'Nature' dergisinde yayımlanan makalede bilim adamları, Australopithecus türlerinin yeni olmadığını, ancak bulunduğu yerin, insana benzeyen türlerin bir aşamadan diğerine geçişini gösterdiğini yazdı.

Bilim adamları, bu yedi türün birbirinden bir günlük yürüyüş uzaklıkta bulunduğunu belirterek, evrimin değişik aşamalarının tek bir bölgede bulunmasının, 6 milyon yılı kapsayan kısa bir evrim filmine benzediğini kaydetti.

Boşluklar doluyor

Yeni fosil, Ardipithecus ramidus ile Australopithecus anamensis arasındaki boşluğu doldurmada büyük önem taşıyor. İki türün bağlantılı olduğu teorisi, 11 yıl önce Kenya'da Australopithecus fosili bulunduğunda ortaya atılmıştı.

Bilim adamları, Ardipithecus ortadan kalktıktan sonra aynı yerde Australopithecus'un yeni bir tür olarak ortaya çıktığı fikrini de tamamıyla reddetmiyor.

İnsanın evrimi

Orrorin tugenensis: 6 milyon yıl önce
Ardipithecus ramidus: 4.4 milyon yıl önce
Australopithecus anamensis: 4.2-3.9 milyon yıl önce
Australopithecus afarensis: 3.6-2.9 milyon yıl önce
Kenyanthropus platyops: 3.5-3.3 milyon yıl önce
Australopithecus africanus: 3-2 milyon yıl önce
Australopithecus aethiopicus: 2.7-2.3 milyon yıl önce
Australopithecus garhi: 2.5 milyon yıl önce
Australopithecus boisei: 2.3-1.4 milyon yıl önce
Homo habilis: 2.3-1.6 milyon yıl önce
Homo erectus: 1.8-0.3 milyon yıl önce
Australopithecus robustus: 1.8-1.5 milyon yıl önce
Homo heidelbergensis: 600-100 bin yıl önce
Homo neanderthalensis: 250-30 bin yıl önce
Homo sapiens: Günümüz insanı

KAYNAK /// CNNTURKBILIM

CEVAPLARI VERİLEMEYEN SORULAR:

1) Köpeklerin fazlalık parmağı
Köpeklerin ayağının arka üst kısmındaki o küçük uzantı nedir? Hiç bir işe yaramadığına göre bu parçanın varlığının sebebi nedir? Allahın gereksiz yere böyle bir uzantıyı yaratması mi daha mantıklı bir açıklamadır, yoksa bu uzvun artık ise yaramadığı için evrim surecinde yok olmakta olan beşinci bir parmak olması mi? Nitekim, kurtların, kedilerin ve kaplanların da ayni uzvu vardır.
2) Parmaklarımız
Mesele şu ki, 5 tanedir. Bu da bizi memeliler sınıfına sokar. Tüm memelilerin kol veya kol yerine gecen uzuvlarında 5 parmak veya parmak kalıntıları bulunmaktadır. Tipik 5 parmak yapısına tam uymayan canlılarda fosil kayıtlarına bakarak bu sayıdaki azalmayı gözleyebiliyoruz. (Örneğin atlarda). Fakat prensip ayni. Memelilerin 5 parmağı vardır. Bunu gerektiren doğru dürüst bir sebep olmadığı durumlarda bile. Örneğin neden balinaların yüzgeçlerinin altına gömülmüş 5 kemik uzantısı bulunur? Neden yarasaların açıkça beş uzantıyla ayrılmış kanatları bulunur? Bunların dizayn benzerliği olması mi daha iyi bir açıklamadır, yoksa Tüm memelilerin ortak bir atadan gelmesi mi? bazı memeliler bu 5 parmağın tümünü hala kullanır, bazıları birkaçından kurtulmuştur, bazıları ise hala ise yaramayanları taşımaktadır. (Örneğin yunuslar).

3) Yılanların ve balinaların kalça kemikleri
Boa yılanı, piton yılanı ve kor Yılanların tümü vücutlarına gömülmüş, tamamen ise yaramaz birer bel kemiği artığına sahiptir. Ayni zamanda balinalar da. Niçin bir yaratıcı böyle yaratıkların vücuduna o yaratıkları için tamamen ise yaramaz olan ve tamamen bel kemiğinin evrimsel bir kalıntısı gibi görünen böyle kemikler koymuştur? Ayrıca piton ve boalarda pençe artığı birer kişim da bulunmaktadır.

4) Tavukların ayakları
Tavukların ayaklarının alt kısmi tüyle örtülü değildir. Pullarla örtülüdür. Eğer bu Tavukların reptil atalarından kalma bir kalıntı değilse nedir?

5) Erkeklerin memeleri
Allahın erkeklerde hiçbir işe yaramayan memeler ve bu memelerin altında meme dokusu yaratmasının ne sebebi olabilir? Hele de önce Adem’i yarattığı ve Havva’yı sonradan ona es olsun diye yarattığı düşünülürse. Bu meme dokusu ergenlikte uygun hormonsal sinyali almadığından erkeklerde hiçbir zaman is gören gerçek memelere dönüşmez. Bunun cinsiyetin yasam suresi boyunca değişebilir olduğu ilkel atalarımızdan kalma bir evrimsel kalıntı olması mi daha olası bir açıklamadır (nitekim bazı balık ve reptil türleri normal ömürleri boyunca birkaç kez cinsiyet değiştirirler), yoksa allahın insanları böyle ise yaramaz parçalarla donatmış olması mi? Ayrıca kötü tasarımın bir başka örneği: Niçin testisler vücudun içinden (kadınlarda yumurtalıklara karşılık gelen yerden) aşağıya, normal bölgelerine inmek zorundadırlar? (Ki nitekim bazen inmeyip sağlık sorununa yol açarlar).

6) Kör mağara balığı
Neden mağaralarda yasayan bazı balık türleri ve diğer tür canlıların işlev görmeyen gözleri vardır? Evrim sureci kör islediği için böyle tuhaflıklara yol açabilir ama bilinçli ve sonsuz güçlü bir yaratıcıdan beklenecek şeyler midir bunlar?

7) “Plantaris” kası
İnsan bacağının alt kısmındaki “plantaris” kası maymunlarda ise yarayan bir kastır. Tüm ayak parmaklarının bir anda esnemesini sağladığından ayakları kullanarak ağaçlarda daldan dala atlarken faydalıdır. İnsanlarda ise yok olmaya yüz tutmuştur. Ayak parmaklarına kadar ulaşmaz bile, “Achilles tendon”una kadar inip yok olur. İnsanlarda bu kasın bulunmasının mağmumlarla bir akrabalık haricinde mantıklı bir açıklaması aklınıza geliyor mu?

8) Köpek dişleri
İnsan vücudunun evrim olmadan doğru dürüst açıklanamayacak bir başka özelliği köpek dişleridir. üst Köpek dişlerimizin kökleri diğer dişlere göre çok daha iridir. Örneğin maymunlarda bu dişlerin iriliği daha da belirgindir. Fakat bizlerde bile elinizi dişetinizde gezdirdiğinizde bu gereğinden iri kökleri far kedersiniz. Daha ilkel türlerden evrimleşme haricinde bunun daha tutarlı bir açıklaması aklınıza geliyor mu?

9) Ensenin arkasındaki tüyler
Neden insan korktuğunda ensesinin arkasındaki tüyler diken diken olur? Evrimsel biyolojiye göre bu memeli atalarımızdan kalma bir tepkidir. diğer memeliler (kedileri düşünün) tehlikeli durumlarda tüylerini kabartırlar. Bu hayvani daha iri ve korkutucu gösterir. Biz belli ki bu sinyali çoktan terlettik, fakat geriye korktuğumuzda ensemizde oluşan bu etki kaldı.

10) Kuyruk Sokumu
Röntgende veya bir iskelette incelendiğinde kuyruk kalıntısı gibi görünür. Günümüzde kesinlikle hiçbir işlevi yoktur ve Eğer bu kemiğinizi kırarsanız büyük ihtimalle allahın neden böyle gereksiz ve baş belası bir organı yarattığını merak edersiniz.

11) Doğum anormallikleri
Zaman zaman kuyruklu veya vücudu tüylerle kaplı bebekler doğar. Kuyruklu Doğum pek çok kişinin zannettiğinden çok daha yaygın bir olgudur ve karşılaşıldığında hemen cerrahi müdahaleyle kuyruk alınır. Çocuğa ise genellikle birsek söylenmez. Kürklü insanlara ise bir örnek meşhur Meksikalı bir ailedir. Bu kişilerin pek çoğu sirkte çalışmıştır.

Ayrıca, bir not olarak sunu eklemek gerekir ki, yaratılışçıların imrendiği, herkesin dine inandığı o eski günlerde bu tur Doğum anormalliklerinde, Örneğin çocuk kuyruklu doğduğunda, bu çocuklar şeytanin çocuğu kabul edilir ve hemen öldürülürdü. Tabi anneleri de onlarla birlikte. (Cadı oldukları için).

12) Apandist
Apandist gibi hiçbir ise yaramayan bir organ niye vardır? Bir faydası olmadığı gibi, zaman zaman iltihaplanarak hayati tehlikeye sokan sorunlara da yol açmaktadır. Bunun artık ise yaramayan evrimsel bir artık olması dışında, yaratılışçıların yapabileceği tutarlı bir açıklama var mıdır?

13) İşe yaramayan genler
Bu genler 1994’te keşfedilmiştir. Bunlar artık işe yaramayan fakat DNA ile birlikte fazlalık bir yük olarak taşınan gen artıklarıdır. Ayrıca zaman içinde değişirler. Nesilden nesile taşınırlar. Ayrıca evrimsel soyağacı çıkarmada da çok faydalıdırlar. İki organizmanın en son ortak atası birbirinden ne kadar uzaksa bu iki organizma arasındaki ise yaramayan genlerin ortaklığı da o ölçüde az olacaktır. Şempanze ile insanin ise yaramaz genleri karşılaştırıldığında farklılık çok azdır. Bir kemirgeninkiyle karşılaştırıldığında daha fazla, bir tahıl ile karşılaştırıldığında ise çok daha fazladır.

14) C vitamini
İnsan bünyesi C vitaminine ihtiyaç duyar. Eğer düzenli bir biçimde bu vitamini almazsak iskorbit hastalığına yakalanır ve zaman içinde ölürüz. İnsan bünyesinde C vitamini üretmek için gerekli gen yukarıda bahsettiğimiz ise yaramaz genlerden biridir. Halbuki Örneğin Köpeklerin bünyelerinde bu aynı gen iş görür ve köpekler kendi C vitaminlerini kendileri yaparlar. Dışarıdan almaya ihtiyaç duymazlar. Acaba tanrı neden köpekleri daha fazla sevmiştir bu konuda? Eski yüzyıllarda uzun deniz yolculuklarına çıkan gemiciler bu hastalıktan ölürken gemideki köpeklerin basına bir şey gelmemiştir. Eğer bu olay evrimsel süreçteki kör rastlantı sonucu değil, bilinçli bir tasarım urunu olarak oluştuysa, belli ki allah gemi yolculuğuna çıkacağını bildiği kullarını değil, gemideki köpekleri kollamayı tercih etmiştir.

15) Insulin
Günümüzde seker hastalarının kullandığı Tüm insulin genetik mühendisliği yoluyla genlerinde değişiklik yapılmış E.coli bakterisi (ki bu bakterinin normalde yasadığı yer insan kalın bağırsağıdır) yoluyla üretilir. gerçek insan genleri rekombinant teknikleri kullanılarak bakterinin DNA’sı içine katılmıştır. Böylece bu bakteriler bildiğimiz insan insulini üretirler. Öyle gözüküyor ki bizi insan yapan biyokimyasal yapıyla mikropları mikrop yapan biyokimyasal yapı aynıdır ve görüldüğü gibi birbiriyle kolayca değiştirilebilmektedir. Bu biyokimyasal bir ortaklıktan başka ne anlama geliyor olabilir sizce?

16) Göz
Göz denen organ söz konusu olduğunda yaratılışçılar önce tipik söylemleri olan göz gibi bir organın basitten karmaşığa gelişemeyeceği, yarım bir gözün hiçbir ise yaramadığını falan söylerler. Fakat Darwin’in bile o zamanlar gözlediği göz gelişiminin çeşitli aşamalarındaki canlılar bunu çürütmekte ve tam tersi evrim lehine delil üretmektedir. birkaç tane ışığa duyarlı hücreden, fincan seklinde fakat merceksiz reseptörlere, oradan insan gözünden çok daha keskin kartalların gözüne kadar çeşit çeşit gelişmişlik düzeyinde göz bulunmaktadır doğada. Yarım gözle veya 1/100’luk gözle yasayan pek çok canlı bulunmaktadır doğada, Günümüzde bile.

Ayrıca, insan gözü, bir mühendislik hatasıdır! Retinanın içi dışı terstir. Sinirler ve kan damarları Retinanın ışığa duyarlı kısmından geçerek bir kör nokta oluştururlar ve ışık reseptörü hücrelerinin önünde dağılırlar. Böylece ışık bu fiberleri geçip reseptörlere ulaşmak zorundadır. Neden sinirler ve damarlar reseptörlerin arkasında değildir? Böylece yoldan çekilmiş olurlardı ve bir kor noktamız olmazdı. Örneğin mürekkep baliğinin gözleri öyledir. Evrim elindeki materyalle çalışmak zorunda olduğundan, ancak eldeki mevcut sistemi kullanabilir adapte olmak için. İşte bu durum bu tür tuhaflıklara yol açabilir. Mutlak bir yaratıcı böyle bir hata yapar mıydı? Hele de daha önce yarattığı canlılarda bu hatayı yapmamışken.

17) Mikroorganizmalar
Mikroorganizmalar niye vardır? Bunların yaratılmasının mantığı nedir? Ayrıca Nuh’un gemisine mikroorganizmalar nasıl alınmış ve yerleştirilmiştir? (Nitekim şayisiz mikroorganizma vardır dünyada ve pek çoğu ancak belli ortamlarda yasar).

18) İnsan embriyosu
İnsan embriyosu, gelişme sürecinde, özellikle çok küçükken kuyruğa ve balık pulu benzeri pullara sahiptir. Tüm memeli, kuş, reptil, amfibi ve balık embriyoları da öyle. Embriyonun gelişim sürecini herhangi bir biyoloji kitabından kare kare izlerseniz, bunu kendi gözlerinizle görebilirsiniz. Embriyonun gelişimi adeta canlılar arasındaki evrim tarihinin bir özetidir.

19) Yirmilik dişler
Çoğu kişinin ağzı yirmi yaş dişlerinin tam olarak çıkmasına izin vermeyecek kadar küçüktür. Bazılarında bu dişler hiç dışarı çıkmaz, bazılarında ise örneğin üsttekiler çıkıp alttakiler çıkmaz (ya da tersi) ve bu yüzden bu dişleri çiğneme için kullanamaz pek çok kişi. Pek çok kişide bu dişler çürümeye ve ağız problemlerine yol açmaktadır. Öyleyse, ya bu dişler evrimsel bir kalıntıdır, ya da yüce yaratıcı tuhaf bir is yapmış ve ağzımıza bu hiçbir işe yaramayan ve sadece dert kaynağı olan fazlalık dişleri koymuştur.

20) Ani irkilmeler
Her insanin zaman zaman yasadığı ani irkilmelerin veya uykudan irkilerek uyanmaların sebebi nedir? Evrimin güzelliği böyle ilgisiz görünen konuları bile açıklayabilmesidir. Örneğin evrim biyolojisine göre bu tur irkilmeler ağaç dallarında uyuduğumuz zamanlardan kalma evrimsel bir tepkidir. Denge hissinde olan en ufak bir değişiklik veya çevredeki bir ani hareket, bizde bu ani irkilmelere sebep olmakta ve Eğer uyuyorsak uyandırmaktadır. Peki yaratılışçılığın bu irkilmeler için açıklaması nedir? Daha doğrusu “Allahın işine akıl sır ermez” sözünden başka bir açıklamaları var midir?

21) Fosiller
Fosiller yaratılışçıların her zaman başını ağrıtmıştır. Her şeyden önce, soyu tükenmiş türlerin mükemmel bir yaratım ürünü olan bir evrende isi yoktur. Ayrıca bir diğer sorun da, fosillerin çok fazla çeşit ve sayıda olmalarıdır. Yaratılışçılar, soyu tükenmiş canlılara ait yorum yaptıklarında genellikle çok komik duruma düşmektedirler.

Örneğin yaratılışçılar tarafından bu konuda yapılan birkaç yorumun örneği:

Dinozorlar çok büyük olduklarından Nuh’un gemisine sığmadılar ve çamura gömülüp Öyle olup kaldılar. (Dinozor cağının çok daha küçük yaratıklarına ne demeli peki? Hem hani Nuh bütün canlılardan birer çift almıştı gemisine?)

Soyu tükenmiş canlılar Nuh’un gemisindeydi, fakat sonradan öldüler. (Acaba Nuh Seismosaurus ve T-Rex gibi devasa dinozorları gemisine nasıl sığdırdı?)

Fosiller canlı kalıntısı değildir. şeytanin veya materyalist bilimin uydurması olan şeylerdir.

Fosiller canlı kalıntısı değildir, tanrı tarafından inancımızı sınamak için yaratılmış şeylerdirler.

Açıklama yapmak zorunda bırakıldıklarında yaratılışçıların ağzından bu konularda çıkabilecek iddiaların içeriğine bir bakin, sonra da gelin evrime saldırırken gösterdikleri sofistike performans ile karsılaştırın. Evrime saldırırken bilimsel görünen ve moleküler biyolojiden, vs örnekler veren bireylerin, son derece basit sorulara gelince nasıl saçmalayabildiğini görmek insana hayret veriyor.

22) Geçiş fosilleri
Yaratılışçıların cahil olanları basitçe “Ara Geçiş formu yoktur” deyip çıkarlar işin içinden. Konuyla ilgili daha fazla okumuş ve muazzam sayıdaki fosil bulgusunun birkaçından haberdar olan biraz daha fazla bilgi sahibi yaratılışçılar ise, kademeli geçişi gösteren örneklerde bile sadece bir noktada çizgi çekip, örneğin şu taraf insan, şu taraf maymun der çıkar işin içinden. Eğer bir başka fosil daha bulunur ve tam bu iki bölgenin arasına denk gelirse, bunu sadece alt ya da üst gruptan birine dahil etmekle yetinirler. Gelişimin aşamaları ne kadar açıkça görünüyor olursa olsun, geçiş görmemekte direnir ve ara geçiş fosili eksiğinden yakınmaya devam ederler. A ile C arasında geçiş formu olmadığını söylerler. Bir süre sonra B bulunduğunda, bu sefer, A ile B ve B ile C arasında ara geçiş formu olmadığını söylemeye başlarlar. Ne kadar örnek getirirseniz getirin bu onları tatmin etmeye yetmez, çünkü ara geçiş formu olmadığını baştan kabul etmişlerdir. İsin komiği değişik yaratılışçı uzmanlar, örneğin insan ile maymun arasındaki çizgiyi değişik noktalarda çekmektedirler.

Çakal benzeri bir yaratık balinaya dönüşemez derler, fakat hemen ardından bilim adamları Ambulocetus, Pakicetus, Prozeuglodon ve pek çok diğerlerini çıkarır.

Kertenkeleler kanat geliştirip kuş tüyü çıkaramazlar derler, ardından Archaeopteryx bulunur. Tabi bunun sahte olduğunu iddia ederler. Ama hemen ardından Protoavis, Sinornis, Hesperornis ve Ichthyornis gelir.

Evrimcilerin tüm kara canlılarının denizden çıktığını söylemesine karşılık, nerede ara formlar diye sorarlar, karşılarına Eusthenopteron, Panderichtys ve Acanthostega getirildiğinde bunu görmezden gelirler.

İnsan ile maymun arasında geçiş yoktur derler, ardından Lucy örnek verilir (Australopithecus afarensis), fakat bunu beğenmez, başka geçiş formları sorarlar. Sonra A. ramidus, africanus ve H. Habilis ve Erectus getirilir örnek olarak, aşamalı geçişi gösteren her örnekten sonra, o örneği bir tarafa (insan ya da maymun) dahil edip başka örnek istemeye devam ederler.

Tabi bunlar yaratılışçıların biraz daha işin içinde olanlarının yaptıkları. Yaratılışçılığa inanan pek çok kişinin bu bulgulardan haberi bile yoktur.

23) İnsan Gen haritası
Gen haritası projesi DNA’mızı daha eski türlerden miras aldığımızı kanıtlamıştır. Reptillerle, böceklerle, bakterilerle, solucanlarla ve balıklarla ortak genler paylaşıyoruz. Çok sayıda işe yaramaz DNA’ya sahibiz ve bunun tek açıklaması bu DNA’ları miras aldığımız ilkel türlerdir. Tüm bilim adamları bu bulgulardan emindir.


Bu örnekler sayı olarak çoğaltılabilir. Evrimin kütüphaneler dolusu kanıtı vardır derken kafadan atmıyoruz. Daha bu yukarıdakilerden binlerce yazılabilir. Fakat bu kadar örnek bahsettiğimiz noktayı göstermek için yeterlidir. O da evrimin bir gerçek olduğu, “Evrim Teorisi”nin adına hala teori denmesine rağmen (“İzafiyet teorisi” gibi) aslında artık bir bilimsel gerçek olduğu ve bilim dünyasında işin gerçekten içinde olan hiçbir uzmanın artık bundan şüphesi olmadığı konusudur.

Amerikan NAS (National Academy of Science-Ulusal Bilimler Akademisi)’nin ünlü evrim-yaratılışçılık mahkemesinde bilirkişi raporu olarak sunduğu, tümü nobel ödüllü bilim adamları tarafından yayınlanan bildiri ve buna dayanarak mahkemenin evrimci kanat lehine karar vermesi bunun bir göstergesidir.


Mesajı son düzenleyen Alcentari+ ( 11-04-09 - 21:21 )
 
Eski 11-04-09, 21:29   #233
Alcentari+

Varsayılan C: Evrim Teorisi Bir Yalandır


evrimin başlıca kanıtları :



Bu bolüm başlı başına bir proje konusu olacak kadar uzun olduğu için ben en önemli kanıtları öne süreceğim.

1. Paleontolojik Kanıtlar:


Geçmişte yaşayan canlıların kalıntılarının bulunması, sınıflandırılması, dağılımı, yoğunluğu ve yaşantılarına ilişkin yorumlarla uğraşan bilim dalına "Paleontoloji" denir. Fosiller yardımıyla geç

mişte yaşayan canlıların, bugünkü canlılar ile akrabalığının araştırılması gene bu bilim dalının görevidir.


Fosil Oluşumu


Bir canlının ölümünden bugünkü fosil ,taşlanmış haline gelinceye kadar meydana gelen olaylara fosilleşme denir. Bu olayları iki kısma ayırabiliriz.


A) Canlıların ölümünden sonra çökellere gömülmesi (Biyostratonomi)

B) Bu çökellerin içinde taşlaşması (Diyagenez)

Fosiller

Fosiller yaratılışçıların her zaman başını ağrıtmıştır. Her şeyden önce, soyu tükenmiş türlerin mükemmel bir yaratım ürünü olan bir evrende işi yoktur. Ayrıca bir diğer sorun da, fosillerin çok fazla çeşit ve sayıda olmalarıdır. Yaratılışçılar, soyu tükenmiş canlılara ait yorum yaptiklarında genellikle çok komik duruma düşmektedirler.

Örneğin yaratılışçılar tarafindan bu konuda yapılan birkaç yorumun örneği:

* Dinozorlar çok büyük olduklarından Nuh’un gemisine sığmadılar ve çamura gömülüp öyle ölüp kaldılar. (Dinozor çağının çok daha küçük yaratıklarına ne demeli peki? Hem hani Nuh bütün canlılardan birer çift almıştı gemisine? Hem zaten dinozorların nesli 50 milyon yıl önce tükenmiştir. Hani Nuh tufanı 6500 yıl önce olmuştu?)

* Soyu tükenmiş canlılar Nuh’un gemisindeydi, fakat sonradan öldüler. (Acaba Nuh Seismosaurus ve T-Rex gibi devasa dinozorları gemisine nasıl sığdırdı?)

* Fosiller canlı kalıntısı değildir. Şeytanın veya materyalist bilimin uydurması olan şeylerdir.

* Fosiller canlı kalıntısı değildir, Tanrı tarafindan inancımızı sınamak için yaratılmış şeylerdirler.

Açıklama yapmak zorunda bırakıldıklarında yaratılışçıların ağzından bu konularda çıkabilecek iddialarin içeriğine bir bakın, sonra da gelin evrime saldırırken gösterdikleri sofistike performans ile karşılaştırın. Evrime saldırırken bilimsel görünen ve moleküler biyolojiden, vs örnekler veren bireylerin, son derece basit sorulara gelince nasıl saçmalayabildiğini görmek insana hayret veriyor.

Geçiş fosilleri

Yaratılışçıların cahil olanları basitce "Ara geçiş formu yoktur" deyip çıkarlar işin içinden. Konuyla ilgili daha fazla okumuş ve muazzam sayıdaki fosil bulgusunun birkaçından haberdar olan biraz daha fazla bilgi sahibi yaratılışçılar ise, kademeli geçişi gösteren örneklerde bile sadece bir noktada çizgi çekip, örneğin şu taraf insan, şu taraf maymun der çıkar işin içinden. Eğer birbaşka fosil daha bulunur ve tam bu iki bölgenin arasına denk gelirse, bunu sadece alt ya da üst gruptan birine dahil etmekle yetinirler. Gelişimin aşamaları ne kadar açıkça görünüyor olursa olsun, geçiş görmemekte direnir ve ara geçiş fosili eksiğinden yakınmaya devam ederler. A ile C arasında geçiş formu olmadığını söylerler. Bir süre sonra B bulunduğunda, bu sefer, A ile B ve B ile C arasında ara geçiş formu olmadığını söylemeye başlarlar. Ne kadar örnek getirirseniz getirin bu onları tatmin etmeye yetmez, çünkü ara geçiş formu olmadığını baştan kabul etmişlerdir. İşin komiği değişik yaratılışçı uzmanlar, örnegin insan ile maymun arasındaki çizgiyi değişik noktalarda çekmektedirler.

Çakal benzeri bir yaratığın balinaya dönüştüğü fikrini reddederler, fakat hemen ardından bilim adamları Ambulocetus, Pakicetus, Prozeuglodon ve pek çok diğerlerini çıkarır.

Kertenkeleler kanat geliştirip kuş tüyü çıkaramazlar derler, ardından Archaeopteryx bulunur. Tabi bunun sahte olduğunu iddia ederler. Ama hemen ardından Protoavis, Sinornis, Hesperornis ve Ichthyornis gelir.

Evrimcilerin tüm kara canlılarının denizden çıktığını söylemesine karşılık, nerede ara formlar diye sorarlar, karşılarına Eusthenopteron, Panderichtys ve Acanthostega getirildiğinde bunu görmezden gelirler.

İnsan ile maymun arasında geçiş yoktur derler, ardından Lucy örnek verilir (Australopithecus afarensis), fakat bunu beğenmez, başka geçiş formları sorarlar. Sonra A. ramidus, africanus ve H. Habilis ve Erectus getirilir örnek olarak, aşamalı geçişi gösteren her örnekten sonra, o örneği bir tarafa (insan ya da maymun) dahil edip başka örnek istemeye devam ederler.

Tabi bunlar yaratılışçıların biraz daha işin içinde olanlarının yaptıkları. Yaratılışçılığa inanan pek çok kişinin bu bulgulardan haberi bile yoktur.




Biyostratonomi


a) Organik maddelerin korunması: Canlı öldükten sonra organik kısımları daha büyük hayvanlar tarafından eğer yenmezse bakteriler tarafından tahrip edilir. Bu olaya çürüme denir. Fakat ortam bakterilere uygun değilse bu çürüme tamamlanamaz örneğin fazla asidik ve bazik ortamlarda bakteriler yaşayamazlar. Bataklıklarda veya oksijeni az deniz çökellerinde çürüme meydana glmez.Petrol yatakları böyle oluşur,bitkiler ise saf karbon yani kömüre dönüşürler. Bunlar paleontolojinin dışındadır. Bizi ancak çürüme olayının hiç meydana gelmediği, gövdenin az veya çok muhafaza edildiği haller ilgilendirir çok ender olmak üzere rastlanan bu haller şu şartlara bağlıdır.

1. Kuruma: Böyle ortamlarda mumyalar meydana gelir.

2. Oksijensiz ve asitli ortamlar: Bataklıklarda oluşan durumlar örnek verilebilir.

3. Tuz: Bakterilerin yaşaması için uygun olmayan tuz canlılaın içine dolarsa

fosilleşmeyi sağlar.

4. Donma: Buzul devrinde ölmüş mamutlar sibirya buzullarında günümüze

kadar bozulmadan kalabilmiştir.

5. Reçine: Çam ağaçlarından oluşan reçine ye düşen bir böcek günümüze kadar bozulmadan kalabiimektedir. Örnek yandaki kehribar içinde bir eklembacaklı fosili vardır. Fakat ekseriyetle ancak sert, dayanıklı iskelet maddeleri fosilleşmeye elverişlidir. Bunlar kalsiyum karbonat-siliyum dioksit gibi anorganik,kitin,keratin gibi organic maddelerdir.

b) Çökellerde giriş (Tortulaşma) olayları

Boş bir midye kabuğu suda yere çöktüğü zaman boş kısmı üstte kalır, fakat hareketli sularda devrilip ters dönebilir. Uzun konik veya silindirik cisimler tek yönlü akıntılarda geniş tarafları ile akıntı yönüne dönerler. Uzunca midye kabuklarının çengel kısımlarıda ekseriyetle akıntıya karşı dönerler. Akıntı yönü bu tabakayı hemen örten tabakada değişik olabilir. Hatta aynı tabakalarda ve aynı fosil üzerinde 180 derecelik bir dönme tespit edilebilir. Bu gel git olaylarına işarettir. Bu olaylara yönlenme denir.

. EMBRİYOLOJİK KANITLAR

Her canlı, gelişimi sırasında evrimsel kademelerini kısa periyotlarla gösterir. Yani bireyin gelişiminde türün gelişmesi kısa bir şekilde tekrar edilir. Buna evrimin tekrarı denir. Örneğin, bütün çok hücreli hayvanlarda üreme hücrelerinin birleşmesiyle oluşan zigot bölünmelerle 2,4,8,16 blastomerli evrelerden geçerek sıra ile morula, blastula, gastrula aşamalarına ulaşır.İlk aşamalarda benzerlik oldukça yüksektir.Bir insan embriyosu diğer embriyolardan ayırtedilemez haldedir. İnsan embriyosunda once solungaç yarıklarına, tek kulakçık ve tek karıncıktan oluşan (balıklardaki gibi) kalbe, ilkel balık böbreğine benzer yapıda oluşumlar gözlenir. Kısa bir süre sonra sürüngen embriyosuna benzemeye başlar solungaç yarıkları kaybolur, mezonefroz böbrek tipi gelişir, kalpte odacıklar ayrılmaya başlar. Daha ileri aşamalarda ise böbrek, kalp oluşumu memelilerdeki son şeklini alır. Başlangıçta oluşan kuyruk kaybolur.


Omurgalı embriyolarının erken evreleri olağanüstü benzediğine göre bu evrede rol alan genlerde ortaktır.

http://img468.imageshack.us/img468/290/embrkp3.th.gif (http://img468.imageshack.us/my.php?image=embrkp3.gif)




. Günümüzden

İnsanoğlu sonunda genleri deşifre etmeyi başarmıştır ve Evrim Teorisi üzerine en büyük kanıtı ortaya koymuştur.


 Maymunla insanın gen farkı yüzde 1

Gen haritasını deşifre eden bilim adamlarına göre, araştırmalar evrim teorisinin babası Charles Darwin'i haklı çıkardı. İnsan genetik olarak maymunlardan sadece % 1 oranında farklı. İnsan genlerinin % 85'i ise köpeklerle aynı...

İnsanoğlu'nun en önemli buluşlarından biri sayılan insanın genetik şifresinin çözülmesiyle Darwin'in evrim teorisinin de kanıtlanmış oldu. İnsan Genomu Projesi'nin kurucularından olan İngiliz ekibi başkanı Sir John Sulston, konuyla ilgili Londra'da yaptığı basın toplantısında, çıkarılan gen haritalarının insan ve hayvanların DNA yapı taşları arasındaki benzerlikleri ortaya çıkardığını bildirdi.




Araştırmacılar, ‘Gogonassus andrewsae’ adlı 380 milyon yıllık ilkel balık türüne ait fosilin, canlıların sudan karaya geçişini açıklayan önemli bir kanıt olduğunu belirtiyor.

İLKEL BALIKTAN MODERNE GEÇİŞ CANLISI
Yüzgeçlerinde insan kolundaki dirsek ve ön kol kemiğine benzer, kara canlılarının karakteristik özelliklerini taşıyan yapılar yer alıyor. Uzmanlar, ilk dörtayaklıların ortaya çıkışının habercisi sayılan bu ilkel balık formu ve onun türevlerinin mozaiği olarak görülen ‘Gogonassus’un Devon Dönemi’ne ilişkin bilgi eksikliğini giderebileceğini düşünüyor.

Bilim insanları, dörtayaklı canlıların Devon Dönemi’nde kalın yüzgeçli balıklardan evrildiğini vurguluyor. Bu dönüşüm, omurgalıların sudan çıkmasıyla mümkünleşti. İskeleti bütünlüğünü koruyan fosillerin sayısı az olduğu için, araştırmacılar bu evrim sürecini izlemekte zorlanıyor. ‘Balık Dönemi’ olarak da anılan, Devon Dönemi, 413-365 milyon yıl öncesini kapsıyor.


ŞİMDİ DURUN VE DÜŞÜNÜN , GÖRMEDİĞİNİZ BİLMEDİĞİNİZ AMA SADECE İNANDIĞINIZ BİR VARLIK VE İMANDA MI GİDECEKSİNİZ YOKSA BİLİMİN GÖSTERDİĞİ , AKLIN , MANTIĞIN DESTEKLEDİĞİ , KANITLARIYLA ORTADA OLAN EVRİM GERÇEĞİNE Mİ İNANACAKSINIZ

‘En iyi açıklama Evrim Teorisi’

New York Eyalet Üniversitesi profesörü Dr. Douglas Futuyma, inanca dayalı Yaradılış düşüncesinin bilimin ortaya koyduğu birçok konuyu açıklayamadığını vurguladı.





ANKARA - New York Eyalet Üniversitesi Evrim ve Ekoloji Bölümü profesörü Dr. Douglas Futuyma, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen ‘Evrim: Biyolojideki En Önemli Kuram’ başlıklı bir konferans verdi. Dr. Douglas Futuyma, “Evrim Teorisi, insan vücudu ve sağlığı başta olmak üzere bir çok konuda tatmin edici tek bilimsel açıklamadır” dedi.

[Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız]
 
Eski 11-04-09, 21:30   #234
_HaLiD_Bin_VeLiD_

Varsayılan C: Evrim Teorisi Bir Yalandır


Alcentari sen islamı İ sinden bi habersin diğer dinlerin söylediklerini burda islammış gibi yutturmaya çalışıyorsun kilise veya yahudiler insanlık 5000 yıl diyor gelmiş onu burda islama katıyor


Evrim Teorisinin geçmişi sahtekarlıklarla dolu...teoriyi ispatlamnış olabilmek için yapmadıkları dalavera kalmadı...
İspatlanamadı ve ispatlanamayacak...Çünkü bilimsel bir teori değil...

Buldukları fosilleri yorumlayıp duruyorlar...

bu körelmiş organ muhabbetide baydı , millet yemiyor artık... 180 olan körelmiş organ listesi bugün sıfıra yaklaşmıştır...neden ? bilim gelişti ne olduğunu anlamaya başladı...
Timus bezi ve bademcikler hastalıklara karşı savunma görevi yapar
Kuyruk sokumu kemiği kalça kemiklerinin pelvis kasları için tutunma noktasıdır,ayrıca rahatça oturmaya yarar..
Prof.Gish in kitabından...

daha niceleri var... hep palavralarla gerçekmiş gibi yutturulmaya çalışılan bir teori bile değil araştırma programı
 
Eski 11-04-09, 21:34   #235
Alcentari+

Varsayılan C: Evrim Teorisi Bir Yalandır

Alıntı:
Gerçek Mesajı Gönderen _HaLiD_Bin_VeLiD_ Mesajı Göster
çocuklarını neden mi açıklamıyor ? sen bu konuda düşün diye olabilir mi ? ayrıntıya girmek istemediği için ?
ben düşünüyorum düşünüyorum böyle birşey olsa bile buna bir cevap bulamıyorum. ee peki bu cevabı kimden alıcaz. yaradılışı destekliyorsun buna da bir cevabın olması gerekmez mi?
sen bir düşün o zaman. böyle birşey varsa bu çocuklar nasıl çoğalırlar?
 
Kapalı Konu

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Taglar
darwin, evrim, evrim teorisi, evrim yalanı, kimifanmurat

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat