En Komik ve Eğlenceli Videolar Burada. * FrmTR Sohbet Kontrol Panelinizde.
Forum TR
Go Back   Forum TR > >
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]
Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 18-11-05, 17:47   #1
moda

3 yaşanmış korku ve şeytan hikayeleri(alıntıdır)


arkadaşlar bunlara inanmayanlar olabilir ama ister inanın ister inanmayın
--------------------------------------------------------------------
KANLI GÖMLEK

Bu olay, Marmara Üniversitesi Ingiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü 1993 yılında bitiren Dilek isimli bi kızın basından geçmis. (Böyle anlatılıyor, soyadı yok)

Dilek bi gün okuldan çıkmış, durakta minibüs bekliyomuş. Yalnız korkunç da yagmur yağıyomus bu arada. Kızın önüne bi araba yanaşmış. Iyi giyimli, temiz yüzlü bi genç, "Yanlış anlamayın n'olur. Ben de yakın zamana kadar ögrenciydim. Islanmayın, gelin ben sizi uygun bi yere kadar bırakayım" demis. Dilek kiz, basta biraz tereddüt etmis ama çocugun iyiniyetine inanmış ve arabaya binmis.

Yolda sohbet filan etmişler. Hoslanmışlar birbirlerinden. Çocuk, "Lütfen izin verin sizi evinize birakayım. Bakın yagmur da iyice hızlandı" demiş, Dilek kabul etmis tabi. Sohbet iyice koyulaşmış. Kızın evine gelmisler, bu arada telefon degiş tokuşu yapmayı da ihmal etmemisler. Dilek çok etkilenmis çocuktan. O hafta her telefon çaldıgında yüregi hop etmis, "Ay benimki mi arıyo?" diye telefona kosmus. Ama arayan olmamıs maalesef.
Dilek yüzünü kızartıp çocugu aramaya karar vermis, "Belki numaramı kaybetmiştir, n'olucak ki ben arasam" deyip kandırmış kendini. Telefonu ağlamaklı bi kadın sesi açmış. Meger teyze, bizim çocugun annesiymis ve hıçkıra hıçkıra, oglunun trafik kazasında öldügünü söylemiş. Anlattıklarından Dilek anlamıs ki, çocuk onu bıraktıktan 5 dakika sonra yapmıs kazayı. "Keske eve bıraktırmasaydım. Benim bunun sorumlusu" diyerek hemen kendini suçlamaya baslamış. Suçluluk duygusundan kurtulmak için teyzeden adresi almış, "En azından başsaglığına gideyim bari" diye düşünmüş. Ziyaret aglamaklı ve de yaslı geçmiş. Ayrılma vakti geldiginde iyice havaya giren kız, "Bana oglunuzdan bi hatıra verir misiniz? Onu gerçekten çok sevmistim" demis. Bunun üzerine anne içeriye gitmis, döndügünde elinde çocugun kaza günü üzerinde olan gömlek varmıs. Üstelik de hala kanlar içindeymis gömlek. Dilek çok kötü olmus, gömleğin niye saklandıgını ve niye ona verildigi anlamsızlığına rağmen yine de kadını kıramayıp almıs kanlı gömlegi. Ama eve gelir gelmez ilk işi gömleği yıkayıp, ütülemek olmuş. Bütün gece gömleğe baka baka, zır zır aglamış. Sürekli de, "Onu ben öldürdüm, onu ben öldürdüm" diye tekrar ediyomus kendi kendine. Artık ağlamaktan bi'tap düstügünde gömleği yastıgının altına koymuş ve yatmıs.
Sabah uyandıgında kendini daha iyi hissediyomus. Ama yastıgı kaldırdıgında bi de görmüs ki gömlek yine kanlar içinde. Inanamamış bu duruma. "Heralde dün o kafayla iyi yikayamadım" diyerek yeniden yıkamıs gömlegi. Ama ertesi sabah da hiç bi değisiklik yokmuş gömlekte, yine kanlar içindeymiş...

---------------------------------------------------------------------------------
IŞIKLARI AÇMADIĞIN İÇİN MEMNUNMUSUN ?

Ingiltere'de okuyan iki Türk kızı yurttta aynı odada kalıyorlarmiş. Bi gece kızlardan biri arkadaşının evine ders çalışmak için gidecekmis.

Diğer kızla vedalaşıp çıkmış ama daha yurttan 100 metre falan uzaklaşmış ki ders kitaplarından birini unuttuğunu farketmiş. Odaya geri dönmüs tabiyatıyla. Kapıyı açtığında ışıkların kapalı olduğunu görmüs. "Banu yattı heralde" diye düşünüp ayaklarının ucuna basa basa karanlıkta kitabını aramış. Bulamayınca da, "Simdi kızcağızı rahatsız etmeyim, nasılsa arkadasımda aynı kitaptan var. İdare ederiz artık" deyip çıkıp gitmis. Ertesi sabah sınavdan sonra odasına döndüğünde bir de ne görsün! Oda baştan aşağı kan içinde! Arkadaşının vücudu da parçalar halinde oraya buraya dağıtılmış.

Duvarda da (muhtemelen kızın kanıyla yazılmış) bir yazı varmış:
"Aren't you glad, you didn't turn on the lights?"

(Işıkları açmadığın için memnun musun?)

-----------------------------------------------------------------------------
''2 kız''
Bir otomobil tamircisi ılık ilkbahar gecelerinden birinde evine giderken yolun kenarında bi araba ve arabanın başında da patlayan lastiği değiştirmeye çalışan iki güzel kız görmüş. Yardım amacıyla kenara yanaşmış. Ama istepne de patlakmış maalesef. Adam, "Bu saatte bunu tamir etmek imkansız. İyisi mi ben sizi evinize bırakayım, yarın bir çaresine bakarız" demiş. Evin önüne geldiklerinde kızlar adamı bi fincan kahve içmek için evlerine davet etmiş.
Ev, bi apartmanın 7. katında, hoş bi daireymiş. İstepneyle uğraşırken elleri kirlendiğinden eve girer girmez adam banyoya gidip ellerini yıkamış. Bu arada OMEGA marka
saatini de kolundan çıkarıp, aynanın önüne koymuş.
Kızlardan birinin, "Kahve hazır" diye seslendiğini duyunca hemen ellerini kurulayıp banyodan çıkmış. O aceleyle de OMEGA marka saatini çıkardığı yerde unutmuş. Kızların sohbeti çok keyifliymiş. Grup vaktin nasıl geçtiğini anlamamış. Sonunda adam geceyi kızların evinde geçirmiş.
Sabah da 7'de kalkıp işe gitmiş. Tamirhanesine vardığında saatini kızlarda bıraktığını farketmiş, "İyi bari, kızları tekrar görmek için bahane olur" diye düşünmüş.
Akşam iş bitimi saatini almak için kızların evine gelmiş ama kapıcı bahsettiği kızların artık o dairede yaşamadıklarını söylemiş. Bu iki talihsiz kız 3 hafta önce trafik kazası geçirip ölmüşlermiş meğer. Şu an da, adamın onları ilk gördüğü yere çok yakın olan bi mezarlıkta yatıyolarmış.
Tamirci duyduklarına inanamamış, "Nasıl olur? Ben dün
akşam evlerinde onlarla beraberdim" demiş. Kapıcı bunun imkansız olduğunu söyleyerek adamı, kapısı avukat tarafından mühürlenmiş dairenin önüne götürmüş.
Adam çok meraklanmış taabi. Ertesi gün avukata gidip durumu anlatmış ve beraberce kızların dairesine gelmişler.
Mühürü açıp içeri girmişler. Adam doğruca banyoya gitmiş. OMEGA marka saat aynanın önünde bıraktığı gibi duruyormuş.

-----------------------------------------------------------------------------
Köyün birinde genç bi kadın yalnız başına mısır tarlasında çalışırken, kolunu bi mısır kabuğu kesmiş. Kesik bayağı derinmiş. Kolunda şiddetli bi kanama başlamış. Kadıncağız da kan görmeye dayanamazmış. Hemen oracıkta, olduğu yere bayılıvermiş. Bir süre sonra ayılmış ve evine dönmüş.
Aradan epey bi zaman geçmiş. Kadının yarası kapanmış ama kolu şişmeye başlamış. Sürekli bi karıncalanma hissi varmış kesiğin olduğu yerde. Durum böyle olunca, kadını doktora götürmüşler. Doktor muayene etmiş ama bi'şey bulamamış. Kesiğin mikrop kaptığını, bunun sonucunda da deri altında iltihap oluştuğunu düşünerek, şiş bölgeyi kesip içindeki iltihabı akıtmaya karar vermiş. Şişkin yere neşteri vurmasıyla kadının kolundan binlerce minik akrep dışarı fırlamış. Tabii kadın oracıkta kafayı yemiş.
Meselenin aslı sonradan anlaşılmış. Meğer mısır tarlasında kadın baygınken bir akrep kadınının kesik koluna yumurtalarını bırakmış. Minik akrep yavruları da yumurtalarından çıkmış ve kadının kolunda gelişmeye başlamış. Gerisi de malum işte. Kadıncağız hala akıl hastanesinde, "Kolum şişti, kolum şişti" diye dolanıyomuş

-----------------------------------------------------------------------------
14-15 yaşlarındaki bi kızda durup dururken hamilelik belirtileri başlamış: Karnı hafiften şişkinleşmiş, kusma nöbetleri geliyomuş, sabahları yataktan hasta gibi kalkıyomuş... Fakat kız annesine ısrarla böyle bi şeyin mümkün olamayacağını, çünkü hiç bi erkekle bu sonucu doğuracak kadar yakın temasta bulunmadığını iddia ediyomuş.
Fakat zaman geçtikçe hem karnı büyümeye devam etmiş, hem de diğer belirtilerde değişiklik olmamış. Annesi, “Bu yaşta... Allahım Allahım, kepazelik bu” dese de kız hala hamile olmadığını söylüyomuş. Sonunda anne küçük bi kasabada yaşıyor olmalarına rağmen çıkacak söylentileri göze alarak kızını hastaneye götürmüş. Ancak çekilen ultrasondan sonra kızın inkarlarında samimi olduğu anlaşılmış. Çünkü karnında son derece büyük boyutlara ulaşmış bi tümör tesbit edilince şişkinliğin ve diğer belirtilerin asıl sebebi ortaya çıkmış.

Vakit kaybetmeden, apar topar ameliyata alınmış taabi. Doktorlar rutin kabul edilen bu operasyon sırasında karnı açmışlar ve işte o an gördükleri manzara karşısında şok olmuşlar. Meğerse tümör sandıkları şey kocaman bi ahtapotmuş. Üstelik kıpır kıpırmış da hayvan, yani canlıymış.

Olayın aslı sonradan anlaşılmış. Kız üç-dört ay önce ailesiyle birlikte okyanus kenarındaki bi kasabada tatil yapmış. Ahtapot yumurtaları da mikroskobik boyutlarda olurmuş ve bunlardan doğal olarak okyanus sularında milyarlarca varmış. Kız muhtemelen yüzerken yuttuğu sularla beraber bu yumurtalardan da indirmiş mideye. İşte bunlardan biri de, milyonda bir görülecek biçimde de olsa, kızın vücudunun içinde yaşamayı, hatta büyüyüp gelişmeyi başarmış
------------------------------------------------------------------------------
Ölünün altın dişleri
Ben Gaziantep/Nizip ilçesinde oturuyorum.Tarih yaklaşık olarak 1993-1994.Ben evden kaçmaya karar verdim cebimde param olmadığı için yola çıkıp otostop yaptım. Adana'ya kadar bir kamyonla gittim, tek amacım Ankaraya ulaşmaktı. Adana'nın içinde gezerken bir arkdaşa rastladım o da benim gibi evde kaçmıştı. Onla tanıştık tan sonra onunda ismini Coşkun olduğunu öğrendim. Adaşıma durumumu izzah ettim onunda durumu benden farksız değildi. Uyumak için bana camiyi teklif etti. Yatsı namazı herkes namaz kılarken bizde en arka sırada yerimizi aldık. Herkes secde ettiğinde adaşım bana dik dik duran halıları gösterdi. Cemaat yine secde ettiğinde biz kaçtık ve o halıların arasına gizlendik. Namaz bitti herkes evine dağıldı hoca kapıyı kitledi. Biz tekrar halıların arasından çıkıp rahat rahat uyumaya başladık, sabah namzında aynı şekilde çıkarız diye düşünüyorduk. Gece saat iki, iki buçuk arası kapıta bir tıkırtı duyuldu biz hemen halıların arasındaki yerimizi aldık. İçeriye bir tabut bıraktı ve gittiler üzerinde bir yabancı yazı yazılıydı. Arkadaşım tabutu açmamızı teklif etti tabi ben bu işe karşı çıktımsada dinlemedi. Caminin içinde tabudu açmak için birşeyler ararken hocanın tamirat için kullandığı içinde çivi, kelpeten, çekiç olan ahşab bir kutu bulduk ve onla tabutu açtık ve tabutta bir bayan cesedi olduğunu gördük. Arkadaşım ağzına baktığında üç tane altın dişi olduğunu gördü ve onları çekmeye başladığında ben çok korkmuştum. Sen bana güvenmiyorsun diye altın dişleri bana verdi ve yarın o dişleri satıp karnımızı doyurup ve yol parası yapacaktık. Kendisi uyudu ben korkudan uyuyamadım. Sabah namazı hoca geldi ve biz tabi halının arasındaki yerimizi almıştık. Hoca geçerken cübbesi tabudun kapağına takılıp ve tabudun kapağı yere düştü bu esnada arkadaşım fırlayıp dışarı kaçtı ben kaçacağım sırada hoca aniden kapıyı kapattı. Hoca caminin içnde beni kovaldığı yerde açık bir kapı buldum ve içeri girdim oysaki o kapı minarenin kapısıymış. Yukarı tırmanırken hocada arkamdan geliyordu. Şerefeye çıktığımızda hoca aniden beni yakalayacağı yerde ben dengemi kaybedip minareden aşağı düştüm. Uyanımdığımda karyoladan düşyüğümü farkettim. Uyandığımda ise cebimde 3 tane altın dişin alduğunu farekttim. O dişleri cebimdem çıkartıp anneme gösterdiğimde, o dişlerin babannneme ait olduğunu öğrendim. Fakat o dişlerin hala nasıl cebime girdiğini anlamış değilim.
--------------------------------------------------------------
Bir kız sevgilisinin çok korkak olduğunu düşünür ve bunu ona söyler. Erkek te kıza korkak olmadığını ispatlamak için çeşitli yollar düşünmeye başlar. En sonunda aklına muhteşem bir fikir gelir! Kızı eve çağıracak ve beraber cin çağırayı teklif edecektir... Her yer karanlık olacak falan filan... Bu ey ruh geldiysen 3 kere vur felan dediğinde de içeriden cin kılığına giren arkadaşı fırlayacak, erkek kızı arkasına alacak, ruha meydan okuyacak falan filan yani ruhu kovmayı başaracak ve korkak bir anda kahraman olacaktır...
Plan uygulamaya koyulur. Herşey tıkır tıkır işlemektedir, aynı planlandığı gibi. Erkeğin en yakın arkadaşı içeride ayna karşısında yüzünü pudraya bulamaya başlamıştır. Kız ve oğlan içeri geçerler, tablo, fincan, vs. herşey yerli yerinde durmaktadır. Kız koltuğa oturur, oğlan da bir sandalye çeker... Oğlan tuvalet bahanesiyle sürekli içeri gidip arkadaşını kontrol eder... En son içerideki arkadaşı tamam, hazırım der ve oğlan başlar: “Ey ruuuuh geldiysen bir işaret veeeer!” Ve o anda içeriden acı bir çığlık duyulur! Kız ve oğlan odaya girdiklerinde dehşet içinde donakalırlar! Odadaki aynanın karşısında ağzı yüzü yamulmuş arkadaşları vardır! Ruh işaretini vermiştir...
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 18-11-05, 20:46   #2
_elrohir_

Varsayılan Cvp: yaşanmış korku ve şeytan hikayeleri(alıntıdır)


ilginç hikayeler
emeğine sağlık
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 18-11-05, 21:19   #3
dadas_eko

Varsayılan Cvp: yaşanmış korku ve şeytan hikayeleri(alıntıdır)


urkutucu hikayeler bunlardan korku filimimi yapsak acaba
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 19-11-05, 00:23   #4
121212

Varsayılan Cvp: yaşanmış korku ve şeytan hikayeleri(alıntıdır)


süperdi hepsi kardeşim sağolasın +repiyorum ben..
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 19-11-05, 00:51   #5
cLubTaXiM

Varsayılan Cvp: yaşanmış korku ve şeytan hikayeleri(alıntıdır)

Harbiden güzel hikayeler paylaşmışsın. Sağolasın...
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat