ForumTR Sunar: EFES Online. Çok Kullanıcılı Çevrimiçi Dev Oyun. Tamamen Ücretsiz Olan EFES'e hemen üye olun.
Forum TR
Go Back   Forum TR > Spor > Galatasaray
Üye Ol Bloglar Arama Sosyal Gruplar Forumları Okundu Yap
ForumTR'ye Reklam Vermek İçin Tıklayınız: network@frmtr.com

***** Gs Edebİyati*****

Spor Kategorisinde ve Galatasaray Forumunda Bulunan ***** Gs Edebİyati***** Konusunu Görüntülemektesiniz => Ben SANA Tutsak.. Ben SANA Mahkumum... Suçum:Seni sevmek ölesiye... Cezam :Müebbet seni asla bırakmam diye... Getirdiler beni Mapushanem SAMİYEN'e... Prangalarımın ...

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 06-04-06, 13:53   #1
Aşığım Sana Galatasaray
 
Giriş Tarihi: 17-03-2006
Yer: Ankara/Yenimahalle/Demetevler Takım:Galatasaray
Mesajlar: 1,400
Rep Puanı: 13846361
Sefiller06 Rütbe: Artı 3Sefiller06 Rütbe: Artı 3Sefiller06 Rütbe: Artı 3Sefiller06 Rütbe: Artı 3Sefiller06 Rütbe: Artı 3Sefiller06 Rütbe: Artı 3Sefiller06 Rütbe: Artı 3Sefiller06 Rütbe: Artı 3Sefiller06 Rütbe: Artı 3Sefiller06 Rütbe: Artı 3Sefiller06 Rütbe: Artı 3
Rep Gücü: 138525
Varsayılan ***** Gs Edebİyati*****


Ben SANA Tutsak..

Ben SANA Mahkumum...

Suçum:Seni sevmek ölesiye...

Cezam :Müebbet seni asla bırakmam diye...

Getirdiler beni Mapushanem SAMİYEN'e...

Prangalarımın solu SARI , sağı KIRMIZI ...

Kıramam , ayıramam ben ondan canımı...

Hayatta bir Seni bildim olmadı ki Senden başkası...

Yemeğim :Bir lokma ekmek , bir yudum Su...

Fazla bile , bana CENNET ...

Senin Arman , yeşil çimin kokusu...

Tek başıma değilim , Volta atarken ...

Bütün Sevda suçluları , yan yanayız bağırırken ...

Benim gibi onbinlerin , çarpan yüreğinden ,

taşan Sır ortak ....

Hepimizin zulasında aynı Atkı , aynı Bayrak...

Bu çıkışı olmayan , Mapusun...

En derin , en korunaklı yerinde...

Ta Kalbimin içinde ...

Dağlanmış bir şekilde...

GALATASARAY yazıyor...

Ben sana Mahkum , ben sana Tutsak...

Sonunda...İdama gitsemde ...

Hep aynı soru , hep aynı cevap...

Sensizlik nedir...? İstemem yaşamak...
--------------------------------------------------------------------------
O TARAFTAR...

Öyle kolay değildir, herkesten , herşeyden farklı olmak...

Kuru kalabalığın içinde farkedilmesi , doğuştandır...

Öyle ucundan tutmaz SEVDANIN ,

Ya heptir , ya hiçtir...

Bir kere tutuldumu döndüremez kimse onu yolundan...

GALATASARAY dendi mi ne yol kalır aşılmadık ,

ne zor kalır yapılmadık ..

Adı bile yeterlidir , dünyayı sarsmaya...

Bazılarına göre , Tribün

Yığın yığın eğlence , çekirdekli , minderli ,

İşine geldi mi Seyirci , İşine geldi mi Müşteri..

Hiç biri değildir..TARAFTARDIR O ...

Dibine kadar Sevgili...Vazgeçmez bir Deli...

Güzel hava, Moda renklerin peşinde değildir ,

Karakışın , Ayaz gecelerin bir sigaralık ateşindedir...

Arayıp kimse sormaz ONU ama

Rakipler sevdiğinin üstüne dalga dalga geldiğinde,

bir tek O çıkar piyasaya ,

azınlıkta olsa , TEK başınada kalsa , deplasmanın en Kralında

alayına karşı Siper olur CİMBOM'a...

Kimsenin takmadığı , yaramaz adam ,

koyar farkını ortaya , onbinlere bedel Sevgisi ,

susturur Alayını , tek bir inanmışın Nefesi...

Oynatır dağları yerinden , kimseye birşeyi YAR etmeden..

Öyle bir haykırır ki , bindirilmiş kıtalar , sadece seyreder ,

Onda ne SES kalır ne CİĞER ...

Çin Ordusu gelse , çıkar önlerine ,

açar ATKISINI alayına İsyan ,gösterir duruşunu...

Dimdik ...Yıkılmaz...

Alayına , inadına , herşeye, herkese karşı durur O ...

Ortaya canını koyar ,

Ona yine de ...Ya Hain derler ...Ya Sahtekar..

Tarihi O değiştirir , ama ne kıymeti bilinir ne de sevilir..

Kan ter içinde vazifesini yapanların tatmini ile ,

karşılıksız bir huzur içinde evine döner..

Maç biter , O unutulur giderken ...

Zaferleri paylaşanlar , boyalı basının manşetlerinde ,

Yönetimler eğlencede , herkesin keyfi gıcırken

O bilinmeyen bir köşede , yok sayılmanın hafifliğinde..

Bekler 3-5 nöbetlerinde..

Ta ki Aşkından yeni bir ÇAĞRI gelene kadar...

"Sana İhtiyacım VAR..."

Gelirim seninle Ölüme şanlı GALATASARAY...


--------------------------------------------------------------------------

bize fiziği yanlış öğrettiler
insan sesi uçak sesini bastıramaz dediler
onlar alisamiyeni görmediler

bize hayat bilgisini yanlış öğrettiler
yerli malı,yurdum malı kullan dediler
onlar george hagiyi görmediler

bize matematiği yanlış öğrettiler
kale direklerinin açısı 90 derecedir dediler haginin firikiklerinde 95 derece olduğunu görmediler

bize müziği yanlış öğrettiler en zor olanı çok sesli korodur dediler
onlar 27.000 galatasaraylıyı aynı anda görmediler

bize edebibiyatı yanlış öğrettiler
en güzel eserler aruzla yazılır dediler
onlar galatasaray şiirlerini dinlemediler

Bize Tek Bir Şeyi Doğru Öğrettiler;
EN BÜYÜK GALATASARAY ,BAŞKA BÜYÜK YOK DEDİLER...



--------------------------------------------------------------------------

taraftarın coşuyor samiyende
üzüntünle sevincinle hep seninle
sana karşı böyle ölesiye
baglanmaz kimse bizden başkası

bir gün içerde,bir gün deplasmanda
ultrAslan ölene kadar hep yanında
hwer an damarında,her kanında
sevemez kimse bizden başkası
:happy:
bizimkisi alın teri,istemeyiz parayı
parayla satın alıyorlar,ligi ve maçları
ama uefa ve süper kupa kazanmayı
başaramaz kimse bizden başkası
:happy:

başarıları yok,kıskanıyorlar bizi
savaşmayada yetmiyor yürekleri
bu alemde CİMBOM'lu olabilmeyi
istemez kimse bizden başkası

rakipleri birer birer devirdik,aldık kupayı
avrupanın kralı olduk,yakaladık başarıyı
aldıgımız uefa ve süper kupayı
kazanamaz kimse bizden başkası
:happy:
kupalar şeref dolu,bu mazi
uefa sıralamasında olduk birinci
altın harflerle yazılan bu tarihi
göremez kimse bizden başkası

uefa kupasını,getirdik türkiyeye
kupaqnın verdiği haklı gurur ile
türkün adını en yükseklere
çıkartamaz kimse bizden başkası
:happy:
hepimiz ölmek için,gelmedikmi dünyaya
taparcasına baglıyız biz GALATASARAY'a
şu canları sana karşı heba
edemez kimse bizden başkası

uefa kupasını hiç yenilmeden kazandık
3 yıldızı göğsümğze taktık
bütün rekorları biz kırdık
kıramaz kimse bizden başkası
:happy:
CİMBOM'umuz avrupanın kralı oldu
uefa kupası müzemize kondu
o nşerefi büyük mutluluğu
bilemez kimse bizden başkası

öyle seviyoruzki,ayrı bir sevği,ayrı bir şevkat
zorluklara gögüs gereriz,açarız kanat
sana açılan savaşlara karşı barikat
olamaz kimse bizden başkası

istersen varırız cehenneme
gözümüz baglansa,dönmeyiz geriye
ugruda ölüme göz göre göre
gidemez kimse bizden başkası
:happy:
asaletli rengimiz sarı kırmızı
hep yükseklere çıkartacağız bayrağımızı
sayısızca yazılan destanları
yazamaz kimse bizden başkası

ispanya,almanya,italya ve ingiltere
onlara inat ettik,en kral türkiye
bu kadar avrupa devleriyle
başedemez kimse bizden başkası
:happy:
her sene yenisini ekleriz destanlarına
taraftar gurur duyuyor başarılarınla
uefa kupasını kazandık ama
alkışlamaz kimse bizden başkası

her zaman dinleriz CİMBOM öyküsünü
derinden hissediyoruz mabedin büyüsünü
rakiplerin geldiğinde açıpta göğsünü
geremez kimse bizden başkası

her zaman kralsın,gönlümüzde efsane
göğsümüz kabarıyor zaferlerinle
bir uzun maratonda rakiplerinle
savaşamaz kimse bizden başkası
:happy:
şampiyon olamasan bile
bazı bazı mağlubiyetlerinde
en zor kara gününde bile
desteklemez kimse bizden başkası

ultrAslan'lar kapalıda
hep onlar vardır yanında
bütün deplasman yollarına
varamaz kimse bizden başkası
:happy:
gerek samiyende gerek deplasmanda
maç öncesi maç sonrasında
şu canları uğruna çatışmalarda
veremez kimse bizden başkası

sevginle eglenir coşar bu taraftar
kafamız zom olmuş,dünya bize çakır
aşkından cehennemde cayır cayır
yanamaz kimse bizden başkası
:happy:
başlka takım sevdası ilgilendirmez bizi
hiç bir şeye değişmeyiz senin sevğini
ölmeden diri diri beyaz kefeni
giyemez kimse bizden başkası

jardel,şutuff,falko,kubilay'ı
prekazi,popescu,erdal,tugay'ı
taçsız kralımız,metin oktay'ı
anamaz kimse bizden başkası

canımız fedadır senin yoluna
sarı kırmızı renğinle taraftar hayran sana
bir takım sevdasına,aşk ugruna
ölemez kimse bizden başkası



--------------------------------------------------------------------------

Sarı-Kırmızılı renklere küçüktenberi hayrandım.Galatasaray İzmir'e geldiğinde okuldan kaçar, maça giderdim. Bence Galatasaraylılık din gibi, mezhep gibi yerleşmiş, köklü bir inançtır. Galatasaray'ı işte bunun için tercih eder ve Galatasaraylılığımla her zaman gurur duyarım."

"Fenerbahçe 20 bin, Adalet bir yıl için 10 bin lira transfer ücreti teklif ederken, ben Galatasaray ile yıllığına 8 bin liraya anlaşma yağptığım gün mutluluktan uçuyordum..."

"Sahaya çıkmadan önce Allah'a dua eder, sahaya en son çıkmayı uğur sayardım. Aut çizgisini geçerken daima sağ ayağımı atardım. Maça başlamadan önce arkadaşlarım kaleye şut atarken, ben dolanıp durur, oyun başlayıncaya kadar topa vurmazdım... Sakatlandığım zaman, secde ederek iki elim önde 'Allah'ım sen bacaklarımı koru' diye dua ederdim."

"Galatasaray'ın alt yapısında 18 tane Metin vardı... Galatasaray'daki bu Metin'lerin sayısı bana söylendiğinde önce inanmamıştım. Futbol okulunun çeşitli kademelerinde bu Metin ismi dikkat çekmiş ve onları biraraya getirmişler. Sonra da bana haber verdiler, gittim hepsini kucakladım."

"Fenerbahçe'ye attığım ağları yırtan golüm çok konuşulmuştu. Hikayesi ise şöyledir ; Fenerbahçe ile oynayacağımız her maçın havası ayrı olurdu. 1959 yılının 10 Haziran günü oynayacağımız Milli Lig'in ilk Final maçının önemi çok büyüktü. Futbol Federasyonu bu kritik maça Yugoslavya'dan hakem getirmişti. Tansiyon yüksekti. Maçtanbir gece önce Çınar otelde Yugoslav hakemin üç Fenerbahçeli yöneticiyle birlikte yemek yediği görülünce, İstanbul'da kıyamet koptu. Galatasaray Kulübünün telefonları ihbarlarla inliyordu: ' Maç Çınar Otel'de masa başında satıldı...Yugoslav hakem Fenerbahçe'yi galip getirmek için ne lazım gelirse yapacak!..'
Bunun üzerine Galatasaray Kulübü hakemin değiştirilmesi için Federasyona başvurdu. Hakem şaşırmıştı. Ve ağlayıp sızlamaya başlamıştı. 'Ne olur Galatasaraylılar'a söyleyin böyle bir sebepten dolayı memleketime dönemem maçı namuslu bir şekilde yöneteceğim.'

Yöneticilerimiz bir toplantı yaptı, hakemi kabul etti ve o Yugoslav hakemle iki takım maça çıktı. 10 Haziran 1959... Dolmabahçe Stadı yükünü almış, ezeli mücadeleyi bekliyor. Sıcağa rağmen tribünler herzamanki gibi rengarenk... Oyun hızlı başlamıştı. Maçı mutlaka kazanmak istiyorduk. Çok hırslıydık... Turgay uzun bir degaj yaptı. Boş top, ceza sahasının üstüne süzülmüştü. Topa kaleci Özcan Arkoç ile birlikte yükseldik.
Özcan topa uzanabilmek için adeta benim sırtıma tırmanmıştı.. Çok yükselmiş, bu sebepten de dengesini kaybetmişti. İkimiz birden yere düştük. Özcan anlayamadığım bir şekilde kıvranmaya başladı.
O anda Fenerbahçe tribünleri benim Özcan'a vurduğumu zannederek küfretmeye başlamıştı. O çirkin tezahüratın ilk defa muhatabı oluyordum. Şaşırmıştım ve utanmıştım. Suçlu olmamama rağmen utanmıştım. O sırada yanıma Fenerbahçeli Nazi Erdem ve Basri Dirimlili geldiler. İkisi de çok sevdiğim arkadaşlarımdı.

Benim kasıtlı bir hareket yapmayacağımı benden iyi bilirlerdi. Ben onlarla konuşurken birden diz kapağıma bir tekme yedim. Acıyla tekmeyi vurana baktım. Bbana vuran, kendine Fenerbahçe'de yer edinmeye çalışan Avni idi. O acıyla ben de Avniye bir yumruk attım. Yumruğu Avni'nin suratına indirince saha karıştı. Antrenörümüz George Dick, Eşfak Aykaç, Muzaffer Bozok ve menajerimiz Osman İncili beni olaylardan sıyırıp saha dışına götürmeye çalışıyorlardı. O kargaşa arasında yöneticimiz Muzaffer Bozok ile Osman İncili Yugoslav Hakeme kızıyorlardı. Aradan iki üç dakika geçmiş, saha boşaltılmıştı. Yugoslav hakem hışımla yanıma yalaştı ve saha dışını gösterdi. O güne kadar hiçbir hakemden bu kararı duymadığım için neye uğradığımı şaşırmıştım. Hırsımdan ağlıyordum. Sahadan çıkmadan önce gidip Ffenerbahçe tribünü önünde çakıldım. Ben gidince onlar da şaşırdı. Biraz önce o çirkin kelimeleri bana layık gören insanlardı onlar. Durdum. Bir baştan bir başa o triibünleri süzdüm. Sonra eğildim ve bana küfedenleri selamladım.

Ortalık sakinleşmişti. Ben soyunma odasına gitmeye kara verirken Suat, Turgay ve diğer arkadaşlarım kolumdantutup 'Dur,hakem kararını değiştiridi galiba" dediler.

Oyun duralı 7 dakika olmuştu ve 7 dakikadan sonra Yugoslav hakem beni sahadan atmaktan vazgeçmişti. Karar değişince Fenerbahçeli futbolcular kahroldular.

Bundan sonra yüzbinleri ağlatan tek golü ben atacaktım. 37.dakikada ağları parçalayan bazukayı Fenerbahçe kalesine ben yolluyordum. Allahım rüya gibiydi sanki o an...

Nuri bir pas atmıştı, sola doğru kaçtım. Osman hızla üzerime geldi, onu atlatmak benim için zor olmadı. Aut çizgisine kadar gittim sol ayağımı çizgiye dayayıp topu kepçeledim. En büyük korkum Naci idi. Naci Erdem ekseri bu toplara çift dalardı. Fakat ondan da sıyrıldım. Evet, önümdeki topa çok dar açıdan vurmak zorundaydım. Bu bir an meselesiydi. Bu kısa zaman içinde başımı kaldırdım ve kale içinde bir noktaya tüm kuvvetimle vurdum. Kaleci Özcan, köşeyi kapatmıştı. Buna rağmen top hızla kaleye girdi. İnanın topun baktığım noktadan dışarı çıktığını ve ağları parçaladığını sonradan öğrendim. Golden sonra arkadaşlarımın sırtındaydım. Tribünlerden 'Cim Bom Bom..." sesleri yükseliyordu. Halbuki hakem de dahil, golü Dolmabahçe satdındaki kimse farketmemişti. Hakem önce aut vermiş, sonra parçalanmış ağları görünce gole hükmetmişti. Maçtan sonra Fenerbahçe'nin eski kaptanlarında Fikret Arıcan 'Vallahi azizim bizim zamanımızda topa en iyi vuran adam Bekir'di...Ama itiraf edeyim ki Metin daha iyi vuruyor...' diyordu . "

"Eşim ve ailesinin sürekli baskısındaydım. Evliliğimin ilk günlerinde topu bırak diye diretmişlerdi. Gülüp geçmiştim bu komik sözlere. Ben nasıl aç susuz yaşardım ki? Futbol benim dünyamdı. Topu bırak emri yerine gelmeyince bu defa daha komedi bir teklifle karşılaştım ' Galatasaray'ı bırak İzmir'e dön...' diye diretiyorlardı. Galatasaray'ı bırakacağım ha? Allah korusun! Allah yazdıysa bozsun! Galatasaray benim
dünyam, Galatasaray benim yuvam. Nasıl bırakırım Galatasaray'ı? Evet İzmir'i eşim kadar severim. Ama benim bir de sevdiğim Galatasaray'ım var.
O aralar bizim Rusya seyahatimiz vardı. Eşim Oya, kafasındaki acı planı İzmir' de uygulamaya koymuş. Benim adımı ve imzamı kullanarak, Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğüne bir mektup götürmüş...Gazetecilere de 'Metin Galatasaray'da satışa çıkarılmasını istedi ' demiş... Aman Yarabbim... Böylesi görülmüş şey değildi. İzmir Bölge Müdürü mektubu almış ve 'Peki efendim' demiş. 'Mektubu hemen Ankara'ya yolluyorum...'
Bu mektubu ciddi zanneden Galatasaraylıları bir telaş almış. Ben Rusya'da iken bir yardım kampanyası açılmış. Amaç para toplayıp benim Galatasaray'da kalmamı sağlamak. Bunu duyunca Oya İzmir'den feryadı basmış ' Metin 500 bin liraya bile Galatasaray'da kalmayacak '
Haber bana ulaştırılınca, gazetecilere bir açıklama yapmak zorunda kaldım. Ve şu mesajı ilettim :

'Galatasaray'da kalmaya ailece karar vereceğiz.İzmir'i, eşim Oya kadar severim ama benim bir de yürekten bağlandığım Galatasaray'ım var.'
Ama Oya, Topağacı'ndaki evi boşaltıp, eşyaları İzmir'e götürmüş. Olacak iş mi? O eşyaların bir çoğunu evlenirken Galatasaraylı taraftarlar hediye etmişlerdi. Ne derdim Galatasaraylı taraftarlara ben ? Rusya'da artık daralmaya başlamıştım. Nihayet Yeşilköy'e inmiştik. Ama gözlerime inanamıyordum, İzmirsporlu yöneticiler beni kaçırmaya gelmişlerdi hem de bavul dolusu para ile. Ama Galatasaraylılar da korumaya.

Meğer biz Rusya'dayken komuoyu ikiye bölünmüş, Oya mı kazanacak , ben mi? Ben Galatasaray'ı seviyordum elbette benim dediğim olacaktı. Ve Rüçhan Atlı'nın otomobiline biniyordum. Önce bizim eve gittik. Kayınvaldem 'Buraya Galatasaraylılar giremez ' deyip kapıyı Rüçhan ağabeyin yüzüne kapamıştı. Hava elektriklenmmiş eşimle tartışmıştık, yüzüklerimizi atmıştık. Bir basın toplantısı düzenleyerek 'Ben parayı Galatasaray'a tercih etmem ' diyor ve Galatasaray'da kalıyordum.
Avukatım Süha Özgermi Karşıyaka Adliyesindeki üçüncü celsede boşanma işini bitirmişti bile..."

HERKES O GÜN ORADA OLDUĞUNU SÖYLER...

"1929 yılıydı. Arjantin takımı Paraguay'a karşı oynuyordu. Nolo Ferreira topu uzaklardan getiriyordu. Rakiplerini bir kenara istifleyerek, kendine yol açarak geliyordu ki,defans oyuncuları duvar gibi karşısında beliriverdiler. Nolo bir an durdu. Durduğu yerde topu iki ayağının arasında yere değdirmeden sektirmeye başladı. Rakip oyuncuların tümü sağdan soldan soldan sağa bakışları hareket halindeki topa çivilenmiş ipnotize olmuş bir şekilde topu izlemeye başladılar. Nolo bir delik bulup atışını yapana kadar bu bakış adeta yüzyıllarca sürdü. Ve sonunda top duvarı aştı ve fileleri salladı.

Atlı polisler onu kutlamak için atlarından indiler.Sahada yalnızca 20.000 kişi vardı, ama hangi Arjantinliyle konuşsanız O GÜN ORADA OLDUĞUNU SÖYLER..."

Gölgede ve güneşte futbol isimli kitabında Eduardo Galeano keyifli hikayelerden birini böyle anlatıyordu... (Yahu ben de bu adamın kitabından meğer nekadar da çok etkilenmişim...) Yukardaki hikayeye benzer bir olayın bizde de gerçekleştiğini futbolla ilgili olan herkes bilir...
"10 Haziran 1959'da Türkiye Ligi'nin finalinde Galatasaray ile Fenerbahçe karşı kartşıya gelirler...Sarı-kırmızılı takımda Metin, Turgay, Suat, Kadri, İsfendiyar Fenerbahçe'de ise Lefter, Can, Basri, Naci, Özcan gibi efsaneler yer almaktadır...

Karşılaşmanın 39.dakikasında ceza alanının sol dışında topla buluşan Metin Oktay güzel bir çalımla Naci'yi geçtikten sonra Özcan Arkoç'un kalesine bir füze yollar. Top ağları bulur ama orda kalmaz kale arkasında gezintiye çıkar.. Hakem biraz tereddüt eder neden sonra golü verir.Top ağları parçalamış ve dışsarı çıkmıştır.

Adeta bu gole duyulan saygıdan futbolcular kalan 61 dakikayı uykuda gibi oynarlar. Başka gol olmaz ve Metin Oktay'ın ağları yırtan ünlü golüyle Galatasaray maçı 1-0 kazanır.


-------------------------------------------------------------------------

Ben SANA Tutsak..

Ben SANA Mahkumum...

Suçum:Seni sevmek ölesiye...

Cezam :Müebbet seni asla bırakmam diye...

Getirdiler beni Mapushanem SAMİYEN'e...

Prangalarımın solu SARI , sağı KIRMIZI ...

Kıramam , ayıramam ben ondan canımı...

Hayatta bir Seni bildim olmadı ki Senden başkası...

Yemeğim :Bir lokma ekmek , bir yudum Su...

Fazla bile , bana CENNET ...

Senin Arman , yeşil çimin kokusu...

Tek başıma değilim , Volta atarken ...

Bütün Sevda suçluları , yan yanayız bağırırken ...

Benim gibi onbinlerin , çarpan yüreğinden ,

taşan Sır ortak ....

Hepimizin zulasında aynı Atkı , aynı Bayrak...

Bu çıkışı olmayan , Mapusun...

En derin , en korunaklı yerinde...

Ta Kalbimin içinde ...

Dağlanmış bir şekilde...

GALATASARAY yazıyor...

Ben sana Mahkum , ben sana Tutsak...

Sonunda...İdama gitsemde ...

Hep aynı soru , hep aynı cevap...

Sensizlik nedir...? İstemem yaşamak...




-------------------------------------------------------------------------


TARİHİ MEKTUP (Yüksek Sesle Okuyun)

GALATASARAY'lı ŞEHİTLER...


Çanakkale Savaşı'nın kahraman gazilerinden İvrindi Mallıca Köyü'nden Hacı Azman Dede anlatıyor :

"Cepheye gönderilen askerler arasında 15-17 yaşlarında çocuklar dikkatimi çekti.Bu gençler İstanbul GALATASARAY Lisesi öğrencisi,gönüllü delikanlılardı..

Çoğunun sakalı ,bıyığı bile çıkmamıştı.Hayatlarında tüfek görmemiş ,silah kullanmamış gencecik çocuklar. O gün çok sınırlı saatler içersinde onlara tüfek tutmayı ,nişan almayı , ateş etmeyi öğrettim..

Ertesi gün mevzilerde ateş altındaydık. Mermiler vızıldıyor,
makineli tüfek tarakaları kulakları çınlatıyor ,patlayan bombalar etrafı cehenneme çeviriyordu...

GALATASARAY'lı 15-17 yaşındaki gençler birbirlerine sokulmuşlar ,korku dolu gözlerle bakışıyorlardı ki içlerinden biri
bir zafer şarkısı söylemeye başladı...

" Annem beni yetiştirdi bu ellere yolladı...

Al sancağı teslim etti ALLAH'a ısmarladı..."

Bu marşa yanındaki , onun yanındaki derken hepsi bir ağızdan
katıldılar..Kurşunlar vınlıyor , bombalar patlıyor ecel tırpanı yaralıların acı feryatlarının yükseldiği mevzilerde ölüm dağıtırken GALATASARAY'lı gençler bu siperlerde ne için bulunduklarını sanki dünyaya ilan ediyorlardı...

" Annem beni yetiştirdi bu ellere yolladı...

Al sancağı teslim etti ALLAH'a ısmarladı...

Boş oturma , çalış dedi , hizmet eyle vatana...

Sütüm sana helal olmaz, saldırmazsan düşmana..."

GALATASARAY'lı gençler o gün ölüme böyle meydan okudular...
Arkadan "ALLAH ! ALLAH !" nidalarıyla birer yırtıcı panter gibi
düşman mevzilerine saldırarak şehadet şerbetini içtiler...

İstanbul'a gidip yolu Beyoğlu'na düşenler GALATASARAY Lisesi'nin bahçesindeki anıtta bu kahraman çocukların isimlerini görebilirler...

Bu Vatan için , Din için, Bayrak için ; namus ve şereflerini korumak için çalışan ve CAN verenlerin yoluna canımız kurban olsun.O ebedi hayatta onlarla tanışıp , karşılaşmayı Rabbim bizlere
nasip etsin...


-------------------------------------------------------------------------

her zaman binlerce kişi biraraya gelip bağırmadık mı "seninle ağlarız seninle güleriz söyle senden başka kimim var benim"..
biz A takımının ya da B takımının taraftarı değil GALATASARAY taraftarıyız...ne kötü günümüzde futbolcu dövdük...
ne de tesis bastık...bu takıma biz , bizden öncekiler , ve ondan öncekiler .....dilek olay 100 yıldır destek veriyoruz...
biz bu takımın senelerce şampiyon olamadığında da arkasındaydık....17 mayıs 2000 günü kopenhag da UEFA kupasını kaldırırken
de...biz kadıköyde kafamız yarılıp stattan atıldığımız da vardık...sami yende de...
bizdik Prekazileri statta izleyince okulda bütün arkadaşlarımıza günlerce anlatan ve yine bizdik Popescunun attığı penaltı
da dakikalarca ağlayan...
öyle büyük bi takımın taraftarıyız ki...bizden başka kimse çıkıp da " şunu da gördüm benim takımım bunu da yaptı" diyemiyor
ve bellike yıllar boyu da diyemiyecek....

23 yaşındayım....bu yaşıma kadar birebir kutladığım 10 şampiyonluk oldu...ve eminimki ben , çocuğum , ve torunlarım her
20 senede en az 10 şampiyonluk kutlıycaklar....

sokakta yürürken gururluyum çünki hiç tanımadığım hatta yurdumda olmayan bi insan bile sorduğunda göğsümü gere gere
söylerim GALATASARAYLIYIM die...çünki bilirim ki o adam dünyanın diğer ucundan da gelse gezdiği ülkenin sadece "bir"
takımını tanır...sadece Hakan Şükür' ü bilir bi de Dünya kupasından Hasan Şaş'ı...

yakın zamanlarda hepimiz biliyoruz ki dışarıdan müdahelelerle yıllardır süren birlik ve beraberliğimiz bozulmak
istenmektedir...ama onların bilmediği bir tek şey vardır...bu taraftar topluluğu A takımının ya da B takımının taraftarı
değildir...bu taraftar ultrAslan 'dır...

bazen şikayet ederiz tribünlerimiz dolmuyo diye...hayat zordur bu ülkede...40 milyon bilet parasına çok şey yapar belli
bi kesim...ama o da kahvede ya da evde televizyonda maçı izlerken eleri soğuk soğuk terler...terler basar heryerine...
kalbi çok hızlı çarpar...takımımın atacağı bir gol bile ona yeni doğan çocuğunun sevincini yaşatır belki de...
ama aklında ve kalbindedir her zaman Hakanıyla Arifiyle Hasanıyla Galatasaray...

Sami Yen in merdivenlerinden çıkıp yeşil çimleri görene kadar aklımda hep aynı düşünce dolaşır...
ne kadar büyük bi takımın taraftarıyım diye...kimselerin göremeyeceği neler gördüm diye....

İşte bunun için ne gazetelerde yazılanlar ne de olimpiyat stadında bağıran üç beş terbiyesiz...
hepimiz biliyoruz ki ne yazılan yazı ne de 3-5 cılız ses...ayırmadı bizi bu güne kadar bundan sonra da ayıramıyacak çünkü



--------------------------------------------------------------------------

Neden Mi En Büyüğüz ? İşte Sırrımız !!

toplumun farklı sosyal ve ekonomik katmanlarından gelen, farklı eğitimler, farkli terbiyeler almış, olayları ve gerçekleri değerlendiriş biçimi birbirinden farklı milyonlarca insanın tuttuğu takımın, milyonlarca farklı insanın bir araya getirerek oluşturduğu camianın karakterinden bahsetmek boştur. asılsız ve temelsizdir, havaya sallanan genellemelerdir. aslında bütün futbol kulüpleri aynıdır. mıdır?

adını hatırlamadığım bir yazar abinin çok iyi hatırladığım bir sözü var: objektif olacaksam niye takım tutuyorum?

80'lerde doğmuş bir çocuğum. türkiye'ye beş yaşındayken gelmişim. etrafımda takım tutan bir tane bile erkek yok. babam futbolsever, ama o kadar. etraftaki çocukların hepsinin tuttuğu bir takımı var ama. zaten gazetelerin arka sayfalarında, televizyonda, ailece avrupa yakası'na kapalıçarşı'ya gittiğimizde yoldan geçen abilerin boyunlarında, hep ikili renkler var. kırmızıyla sarı mesela, yanyana gelince ateşi hatırlatıyor, bi sıcaklık var, canlılığı var. bi güzelliği var ama ne? yuvadaki el işlerini sarı-kırmızı yapıyorum, çok güzel oluyor.

sonra 6 yaşındayım. babam hala takım tutmuyo, ama haberlerden sonra spor haberlerini de izliyoruz beraber: galatasaray yenilmiş, hakan yine gol atamamış. o gece yatmadan önce hakan şükür çok üzülmüş müdür acaba diyorum. (hakan'ı seviyorum, bizim gibi salak espiriler yapıyo, mutlu bi adam sanki) yenildiler diye kimse galatasaray'ı sevmezse ne kadar kötü olur diye düşünüyorum ve kendimce hiç kaçamayayım diye, çark edemeyeyim diye işi garantiye alıyorum: o gece ölene kadar galatasaraylı kalmaya yemin ediyorum.

çok yıllar maçlara gidemiyorum, beni götürecek kimse yok. ben annem ve kardeşimle şehir dışındayken gazetelerden galatasaray haberlerini kesip saklaması için görevlendirdiğim babamda bir sarı-kırmızı sempatisi uyanıyor ama yavaştan, döndüğümüzde feldkamp çok iyi gidiyor (feldkamp gazetede karikatürü olan kocaman kafalı beyaz saçlı adam biliyorum), galatasaray şampiyon olucak diyor.

galatasaray şampiyon oluyor. ben şampiyon takımın taraftarı oluyorum. futbolda gol, pas ve kaleci dışında birşey bilmiyorum ama övüncümün haddi hesabı yok. çünkü ben haklı çıktım, ben bırakıp gitmedim, ben geleceği gördüm. ben hepsinden güzel olanı tutuyorum.

büyüdükçe diğerlerini gözlemliyorum, o sarı lacivertliçocuğa bakıyorum, gıcık oluyorum ona. bir maç kazandılar diye hemen şişiniyor, hemen etrafına laf atmaya başlıyor, yükseklerden atmaya başlıyor. ben pek birşey diyemiyorum. hem zaten biliyorum, arada ne olursa olsun en sonunda ben haklı çıkıcam, çünkü ben hepsinden güzel olanı tutuyorum.

benim takımım alçakgönüllü. çok güzel oynayınca çok gurur duyar, başı dik gezer. şansı yaver gittiği için ezildiği maçtan 1-0 galip ayrılınca bununla övünmez, çok daha iyi oynayan karşı tarafın şanssızlığıyla yıllarca dalga geçmez; benim takımım için bu küçük düşürücü olur. çünkü benim takımım içi boş büyük lafların değil büyük icraatların takımıdır. önce çalışır, hakeder, yapar, sonra hak ettiğiyle övünür. o yüzden önce konuşup sonra başaramayınca maruz kaldığı tepkilerden ne yapacağını şaşırmış duruma gelmez.

sonra galatasaray taraftarının paylaştığı, zaten istese de kimseye açıklayamayacağı bir sır vardır. avrupa'da kupa almanın yaşattığı gurur değildir bizimkisi, bunu kimse anlayamaz. bizim gururumuz senelerce her takımın kullandığı 'avrupa avrupa duy sesimizi işte bu türklerin ayak sesleri' tezahüratını en son kullanan olmaktır. levent özçelik 'korkunç bir şey' diye sayıklarken fatih terim'in yere çöküp ağladığı sahnedir. çünkü bizim başarımız o zamanın 'korkunç birşey'idir, bir rüyanın gerçek olmasıdır. 14 sene şampiyon olamadığı halde bir takımdan vazgeçmeyen taraftarın ödülünü haketmiş olmaktan duyduğu haklı gururdur. ilk olmaktır. bugün türk takımları için avrupa'da başarı değil başarısızlık anormalse bunun sebebi olmaktır. o kupayı da, daha iyilerini de başka türk takımları inşallah defalarca alacaklar, ama kimse ilk olmayacak. galatasaray ilkti, bizi sevincimizden gözlerimizde yaş kalmayana kadar, hüngür hüngür ağlatan takımdı.

uefa kupası'ndan sonra dayanamayan babam beni ilk kez maça götürdü. ben ortama anında ayak uydurup zıplarken o şaşkın şaşkın etrafına bakındı, bir stadın hep bir ağızdan şarkı söylemesine güldü, beceriksizce eşlik etmeye çalıştı. galatasaray o maçı da kazandı, hem de iyi oynayarak. biz gururumuz hiç bitmeyecek sandık.

haklıymışız zaten, hiç bitmedi: hiç utandırmadı bizi galatasaray, sadece üzdüğü ya da kızdırdığı, isyan ettirdiği zamanlar oldu. ezeli rakibimiz fenerbahçe bizi 1-0 yendi. onların tek kale oynanmış maçla sevinçten çıldırdığını görüp gurur duyduk. hasan şaş real madrid'e daha ilk yarı iki sıfır yenikken maçı bırakmadı, golünü attı lucescu'ya sarıldı, hagi roberto carlos'a bir öyle bir çalım attı ki, gurur duyduk.

hagi'yi çok sevdik, bir de bülent korkmaz'ı. arif'e düzenbaz diyenlere göz yumabilirdik ama hagi'yle kaptan'a söz edenler gözümüzden düşerlerdi. onların özverisini örnek aldık. hagi'nin gollerden sonraki gülümsemesi, kaptan'ın sakat koluyla maça devam etmesi gözümüzün önünden hiç gitmeyecekti.

her takımın inişleri çıkışları olur. ben galatasaray'ın iniş(ler)inde komik duruma düştüğünü hiç görmedim, gollerin zincir gibi geldiği 6-0lık maçın 5. golünde dayanamayıp kalkıp gitsem de galatasaray'dan o maçta bile utanmadım çünkü galatasaray 6 gol yiyecek kadar kötü değildi, fener 6 tane atacak kadar iyiydi. futbolcularımızın dövüldüğünü hiç görmedim, maçlarda küfür gidince susturan abileri gördüm. tezekler, çürük yumurtalar ve sidik torbalarıyla karşılandığımız stadtan sonra buna karşılık vermeyen taraftarı, boynunu eğmediği için küçük düşürülmeye çalışılan futbolcuları gördüm. hagi'nin 'giderken' verdiği basın toplantısını net göremedim, gözlerim ıslaktı.

benim tuttuğum camiada taraftarların babaları, kardeşleri gibi sevdikleri, en yakın dostu gibi inandıkları şeyi emanet edebilecekleri, samimiyetinden şüphe etmeyecekleri, her şeyden önce saygı duydukları futbolcular, teknik direktörler, yöneticiler vardı. her maç bi umut vardı, çünkü karakter vardı. her maçta galatasaray'ı yeni baştan sevmek, ona yeniden bağlanmak güzeldi.

galatasaray belki bu yıl, belki seneye, eninde sonunda yine şampiyon olacak, tüm diğer rakipleri gibi. o şampiyonluklar, arada kalan sürede galatasaray'a verdiğimiz emeğin karşılığı olacak, hatırladınız mı 'sevgi emekti'. biz, sapına kadar sübjektif, sapına kadar mantıksız, sapına kadar kör, sonuna kadar galatasaray'ın tarafında duracaklar biliriz ki, en güzeli galatasaray'ı üzgünken sevmektir. bir dostun en yakınında olmak, ona destek olmak, derdini paylaşmak derdi azaltır, sizi gerçek dostlar yapar ya, biz galatasaray bizi her gülümsettiğinde kupaların, ünvanların değil, emeğimizin karşılığını almanın mutluluğunu yaşarız. bu bizim sırrımızdır

-------------------------------------------------------------------------

Gönüllerin Kaptanı Bülent KORKMAZ


seveni de sevmeyeni de saygı duyar hırçın kaptana..zira tek derdi; takımının formasını her şeyin üstünde taşımak, terini sahada sonuna kadar akıtmaktır. fakat ne yazık ki, neredeyse türk futbol tarihinin köşe taşlarından biri olmuş büyük kaptan, faşist bir lise müdürü edasıyla koskoca bir klübü yöneten başkanın hışmına uğramıştır. "niye oynamak istiyor, yaşı oldu 37" diyenlere; maldini, costacurta, sheringham gibi isimleri hatırlatırım...

bülent korkmaz, sevseniz de sevmesenizde, kabul etseniz de etmeseniz de mohikanların sonuncusudur. ne hakan şükür gibi maddi kaygılarla esen rüzgarlara kapılmış, ne de oynatılmadığında hır gür çıkarmıştır. bülent korkmaz, sınırlı yeteneklerini sonuna kadar kullanan, yeteneğinin yanına bol bol forma aşkı, inanç, hırs ekleyen özel bir isimdir. rakip takım taraftarları tarafından bu kadar küfür yediği halde, yediği küfürlerden daha da fazla saygı görmüştür. başka bir klüpte (avrupa tabii), sene sonuna kadar (en azından) takımda tutulur, gençlere, hiçbir zaman olgunlaşamayan hakan şükür ve faşist lise müdürlerinin anlatamayacağı şeyleri gösterirdi. bülent kaptanı, bir fenerbahçeli olarak biraz da hüzünlü gözlerle bu akşam son kez milli formayla izleyeceğim. ve aklımda şunu hiç çıkarmayacağım; büyük kaptanlar ait oldukları yere (gönüllere ve klübün şeref tarihine) çıkarken, diğerleri (milli formayla kaç gol atarsa atsın) ise gram saygı uyandırmadan sessizce istatistiklere giderler. faşist lise müdürü görünümlü başkanlar ise adları boşlukta öylece yankılanarak tarihin arka sokağına giderler...

bundan 30-40 yıl sonra galatasaray ve türk futbol tarihine bakanlar, inanılmaz bir kariyerle karşılaşacaklar. 8 kez lig şampiyonu olmuş, 5 kez türkiye kupası kazanmış, 4 cumhurbaşkanlığı, 2 başbakanlık, 5 tsyd kupası'na adını yazdırmış bir yıldız... kariyerinin hemen başında şampiyon kulüpler kupası'nda yarı final oynamış, sonuna doğru ise uefa kupası ve süper kupa'yı kaptan olarak kaldırmış, şampiyonlar ligi çeyrek finali görmüş, avrupa şampiyonası çeyrek finali ve dünya kupası üçüncülüğüne ulaşmış bir abide.

bütün bunları defalarca küllerinden doğarak yapmış bir savaşçı. bülent korkmaz, bugün galatasaray tarihinin en çok lig maçı oynayan futbolcusu. ulaştığı 404 rakamı belki 500'e kadar çıkacak. bugün 102 avrupa kupası maçıyla fenerbahçe ve beşiktaş'ın tarihi istatistiklerini geçmiş. şampiyonlar ligi istatistiklerinde ilk 50'ye girmiş. 93 kez a milli olarak bir rekorun sahibi.

işte 30-40 yıl sonra tarihe bakanlar, bu inanılmaz kariyerin karşısında saygıyla ayağa kalkacaklar. hayretle bir kez daha, bir kez daha kontrol edecekler rakamları. ve o gün eğer türkiye tam anlamıyla bir sivil ülke olmuşsa, sporcular hak ettiklerini alıyor olacaksa, başbakanların değil sporcuların adı statlara veriliyorsa, galatasaraylılar hiç duraksamadan bülent korkmaz stadı diyecekler futbol mabetlerine. çünkü o, ali sami yen'den de, fatih terim'den de daha önemli bir isim olarak duracak önlerinde. bunu biz bugün anlayamayız ama o gün geldiğinde gerçek bu olacak. bülent korkmaz futbola başladığı büyük kulübünde her şeye rağmen kalmayı başarmış, gelen tüm tekliflere kulağını tıkamış olmasıyla da bunu hak edecek. o gün forması stadın tepesine çekilecek ve artık kimse o formayı giymeyecek. işte tablo budur... o gün bu kararı verenler, onunla konuştuklarında, yakınlarıyla, tanıyanlarıyla söyleşiler yaptıklarında da ne kadar haklı olduklarını anlayacaklar. onun ne kadar iyi bir insan olduğunu, insani ilişkilerde ne kadar başarılı olduğunu duyacaklar hep. sözünün eri olduğunu, sıcakkanlı olduğunu da...

ama umuyorum o gün tarihe bakanlar, bir de şu maçları görelim demezler. "bakalım bir kaptan olarak sahada nasıl bir kişilik sergiliyor" diye sormazlar. ve ne şu pazar günü oynanan trabzon maçını, ne de diğer kendini kaybettiği, öfkesine teslim olduğu, her karara eti koparılıyormuşcasına isyan ettiği bu hallerini görmezler. çünkü o zaman kendilerini aldatılmış, ihanete uğramış hissedecekler. bir efsanenin kendilerini nasıl müthiş bir hayal kırıklığına uğrattığını görecekler. ve o zaman hata mı ettik diye soracaklar!

pek maça gitmeyen birisi olarak, jübilesine kesinlikle gitmek istediğim futbolcuydu. jübile'yi reddetmesinin elbette kendince haklı sebepleri vardır. ama ben;

omzu çıkmış halde arsenal'e karşı oynayan, nerdeyse kendimi bildim bileli galatasaray'da "top koşturan", türk futbolundaki birkaç gerçek efsaneden birisi olan; zaman zaman vahim hatalarıyla saçmasapan goller yedirtse de, topu uzaklaştırıyorum diye fezaya doğru rastgele savursa da (babamın "şişir bülent, şişir oğlum!" serzenişleri eşliğinde), reklamlara çıkıp kendini maymun etse de, hakeme itiraz edişine kurban olduğum, 70lerden feyz almış saç modeline yandığım, gözlerini beril beril açıp oyunculara adam tutma talimatı verişine hasta olduğum, bize üç gol birden atan nedved'i tutamayışını anlayışla karşıladığım, eskiden çok sevdiğim mustafa denizli'nin o eski haline, yerlere diz çöküp sevinçten ağlayan mustafa denizli'ye benzettiğim, sevmekten vazgeçemediğim, param olduğunda gidip gs store'dan uefa kupası maçlarının dvd'sini bana aldıracak olan, hagi karşısında hiç kompleks göstermeyerek güçlü bir karakteri olduğunu gösteren, fener maçlarında kırmızı kart görüşüne bittiğim,

kelimenin tam anlamıyla, sade, saf ve hakiki anlamıyla "büyük kaptan" bülent'in yine de galatasaray'da jübile yapmasını isterdim. her şeye rağmen ben ve benim gibiler için, çünkü bizim varlığımızdan haberdar olduğundan eminim. teessüf ediyorum, ama "küstüm" diyemiyorum. küsmedim sana kaptan, yolun açık olsun

--------------------------------------------------------------------------

Mutlaka Okuyun Duygulanacaksınız!!!!!


Pencerenin arasından gelen güneş ışığı yatağında uyumakta olan küçük çocuğun uykusunu bir anda yoketmişti. Gözlerini zorla aralayıp etrafına bakmaya çalıştı ama uykunun ağırlığı gözkapaklarına hala bastırıyordu. Son bir gayretle bakınca bir az puslu da olsa babasının silüetini karşısında,yatağının yanında gördü.
Babası sabah erkenden kalkmış,duşunu almış,traşını bile olmuştu. Özel bir nedeni mi vardı bunun? Biraz düşündü bulmak için ama çıkamadı işin içinden , babası işe gitmemesine rağmen traş olmuştu. En iyisi sormaktı : ‘Baba işe gitmeyeceğin halde neden traş oldun?’
Baba meraklı gözlerle soran yavrusuna ‘Babalar bayramlarda mutlaka traş olurlar, büyüyünce sen de olacaksın’ dedi.
Uykusu iyice dağılınca yatağında doğruldu, babası gülerek ona bakıyordu. Günaydın dediler karşılıklı. Babasının elinde bir poşet vardı. Alelade bir poşetti bu yüzden hiç dikkatini çekmedi küçük çocuğun.
Hep birlikte kahvaltıya oturdular. Baba gazetesini açtı bir yandan kahvaltısını yaparken. Bu sırada çocuk ‘Baba bugün ne bayramı?’ diye sordu. Babası gazeteden kafasını kaldırmadan ‘Bayram işte oğlum’dedi. ‘Bayrama gitmek ister misin?’ diye de sordu peşinden.
‘Evet’ dedi küçük çocuk ‘İsterim ama geçen sefer ki gibi olmasın gideceğimiz yer, ben orayı hiç sevmedim’dedi.

En güzel kıyafetlerini giyip sokağa çıktılar, öğle saatini geçmişti ama sıcağın da etkisiyle sokakta çok az insan vardı. Otobüse bindiler, sıcak,kalabalık,ter kokuları arasında gidiyorlardı ama çocuk yine de mutluydu, çünkü bayrama gidiyordu babasıyla, o otobüsten inip başka bir otobüse bindiler, poşet hala babasının elindeydi ama çocuğun poşetle ilgilenecek zamanı yoktu onun aklı kaykaylarda, salıncaklarda,tahtrevallilerde, kaydıraklardaydı….

İndiler sonunda otobüsten, burası kendi mahallelerine hiç benzemiyordu, her taraf insan kaynıyor, vızır vızır geçip giden arabaların gürültüsü insanı sağır ediyordu.
Acaba babası şaka mı yapmıştı, etrafta bayram yerine benzeyen hiç bir şey yoktu. Ama güveniyordu babasına, çünkü onu hiç yanıltmamıştı bugüne kadar.


Garip bir yapı vardı bu kalabalığın içinde ve ona doğru yürüyorlardı, hiç bir şeye benzetemedi küçük çocuk bu yapıyı. Bilet alıp içeri girdiler, ‘Yuuuuh’ dedi küçük çocuk burası Erol Ağabey’lerin bahçesinden daha büyük dedi babasına. Hem bayrama gelenler için oturacak yerler bile var diye düşündü, mutlu oldu. Etrafına baktı, kendisi gibi küçük çocuklar da vardı,ablalar, teyzeler, amcalar, ağabeyler…. Büyükler daha çoğunluktaydı, demek ki çocuk bayramı değil di bugün. İyice kalabalık olmuştu. Oturdukları yerin üst katındaki ağabeylerinin seslerini duyuyor,şarkılarını dinliyordu ama bu sözler bayram şarkısı gibi değildi içinde 23 Nisan aradı bulamadı,19 Mayıs aradı yoktu… Başka, daha büyük bir bayram herhalde diye düşündü. Karşı tarafta oturanlar, yanlarındakiler, solundakiler, sağındakiler, herkes şarkı söylüyor, bağırıyordu. Şaşırmıştı küçük çocuk. Ama o coşkuya epeyce de özenmişti.

Ve artık şarkıların perdesinin en yüksek noktaya eriştiği bir anda, küçük çocuğun Erol Ağabey’lerin bahçesinden bile daha büyük dediği o çimenlerin kenarından, yerin altından birkaç tane adam, bayram alanına çıktılar.. O dakikaya kadar sakin olmaya çalışan babası yumruğunu havaya kaldırmış ‘Aslanlarım’, ‘Hepiniz aslanlarımsınız ‘diye bağırıyordu. Babası bu kadar sevindiğine göre bu gerçekten bizim bayramımız olmalı diye düşündü çocuk.
Yeraltından çıkan adamların üstlerine başlarına baktı.‘Hepsi de aynı kıyafetleri giymiş’dedi babasına. Bu söz babasına poşeti hatırlattı. Hemen açtı poşeti ve içinden o adamların giydiğinin aynısı bir kıyafet çıkarttı. ‘Bu senin’dedi oğluna, ‘Babanın sana bayram hediyesi’.
Hemen giyindi küçük çocuk, Onu giyince hemen etrafına baktı. Daha önce dikkat etmemişti, hemen herkesin üzerinde kendisinde olan kıyafetten vardı. İlk defa aidiyet duygusunu orada hissetti küçük çocuk, bir yere ait olduğunu,sırtını dayadığı duvarın büyüklüğünü, sağlamlığını küçük kalbinde duydu. Artık hiç bir şeyden korkmuyordu.
Üst kattaki ağabeyleri, yeraltından çıkan o adamları çağırıyorlardı. Çocuk saymaya başladı. Tam 11 kişiydiler ve elele tutuşup ona doğru geliyorlardı. Tam önlerine kadar geldi o 11 kişi.
İstisnasız herkes alkışladı onları. Ama üst katta ki ağabeyleri alkışın dışında başka bir şey daha söylüyorlardı o 11 kişiye doğru ama küçük çocuk anlayamıyordu bunun ne olduğunu, babasına sordu. ‘Üst katta ki ağabeyler ne diyorlar baba, anlayamıyorum ‘dedi. Baba, çocuğunu kucağına aldı.’Önce dinle’ dedi. Babası söyledi, sonra o tekrar edip ‘Doğru mu babacığım’ diye sordu. Doğru dedi babası ‘Haydi yumruğunu havaya kaldır da şimdi ikimiz birlikte söyleyelim’dedi baba. Birlikte yumrukları havada gururla, sevinçle bağırdılar
Re Re Re Ra Ra Ra GASSAY GASSAY CİM BOM BOM.

Çocuk karşıdakilerin oturduğu yerin tavanında bir yazı var dedi babasına. Okumayı bilmediği için anlayamıyordu ne olduğunu ve babasına sordu. Babası orada yazan ‘ALİ SAMİ YEN ‘ oğlum dedi. ‘O ne demek baba’ diye sordu küçük çocuk. Babası böyle bir soruya hazırlıklıydı ve hemen cevapladı. ‘ Bak oğlum bu sabah ben sana bayram olduğunu söylemiştim ya hani, bu bayram yeri işte orada yazılı olan kişinin evi, bu bayram da O’nun bize hediyesi.
Çocuk nedenini bilmediği bir sevinçle alkışladı. ‘Baba ben o ağabeyi çok seviyorum, bir gün beni O’nunla tanıştır’dedi. Bu istekten sonra babanın gözünden iki damla yaş süzüldü yanaklarına doğru, cebinden bir sigara yakıp üfledi O adamın isminin yazılı olduğu yere doğru.
Küçük çocuk hâlâ alkışlıyordu kendilerine bayram hediye eden O ağabeyi. Baba ise bu görüntü karşısında ölse de gözleri açık gitmeyecek olmanın mutluluğuyla derin bir nefes daha çekti sigarasından...


--------------------------------------------------------------------------

Ali Sami Yen Üzerine Bir Yazı



Nazar etme ne olur... Çalış, senin de olur!

Türk futbolunda hep ilkleri gerçekleştiren Cim-Bom’un ilk renkleri sarı-siyahtı... Ama kurucular sarı ve kırmızının uyumunu görünce, şimdiki renklerde karar kılındı... Yapmadığı iş kalmayan ve sayısız rekor kıran kurucu Ali Sami Bey, Atatürk’ün Nutuk’taki bazı konuşmalarını da Ulu Önder’in adına seslendirdi

1905’te kurulan kulübün önceleri bir ismi yoktu, ama liseli futbolcular böyle anılırdı

Bir asır...

36.500 gün eder!

25 yaş ortalaması ile, 4 kuşak demektir.

Avrupa 1. liglerinde, şu an 1.100 kadar kulüp var. Acaba kaçı, Galatasaray gibi 100 yıldan bu yana geliyor?

50 diyelim!

'Bir adet alana, bir de bizden bedava' kampanyaları var.

Hadi 100 olsun...

Herkes kesesinden yesin içsin, saltanatım var benim. Ne kadar bol keseden tahmin yaparsan yap, bir yerde durursun.

Çünkü bir asır, herkese nasip olmaz.

Avrupa liglerinin geriye kalan 900 takımı için; Galatasaray türbe gibi kalır. Gelip tavaf etsinler... Bereketleri artar.

***

Bir asır bu... 100 yıl bu...

Kolay söylenir mi?

Kolay yazılır mı?

Kolay silinir mi?

Beşiktaş da bu yoldan geçti, ama Galatasaray üstüne asfalt döşedi... UEFA Kupası ve Süper Kupa; bu yolda yorgun düşenlerin oturup dinleneceği, nefes ve moral alacağı 2 benzin istasyonu oldu.

Doldur buradan kurşunsuz süper benzinini full, bas gaza yeni başarılara...

***

Gerçekleri tarih yazar.

Tarihi Galatasaray...

Bana da, o tarihin sayfalarını hatırlatmak kalıyor:

Hatırla ey peri o mesut geceyi...

Çamların altında verdiğin buseyi.

Neuchatel Xamax'ı...

Monaco'yu...

Real Madrid'i...

Hertha Berlin'i...

Dortmund'u..

Palma de Mallorca'yı...

Arsenal'i hatırla!

Daha fazla saymayayım; başka kulüplere karşı nispet gibi olmasın.

Bazıları Süper Baba'yı seyrederken, Galatasaray Süper Kupa'yı alıyordu.

Nazar etme ne olur...

Çalış, senin de olur!

***

Bana 'Ali Sami Bey' derler...

Galatasaray'ı kuran Ali Sami Bey'dir ama, o ben değilim.

Olamam!

Elime kalem vermişler; yanlış-doğru, aklıma geleni yazıyorum. Bunun dışında; bu memlekette taş üstüne taş koymuşluğum yok.

Ama hakiki, öz be öz, Ali Sami öyle mi?

Galatasaray'ı kurmuş...

Galatasaray'ın ilk başkanı olmuş ve 14 yıl başında kalmış...

Aynı zamanda Galatasaray'da top oynamış!

Yalnız kulübünü örgütlememiş, Türk futbolunu da örgütlemiş...

Bugünkü Futbol Federasyonu'nun temeli sayılan Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı'nın da kurucusu olmuş... Onun da ilk başkanı olmuş...

Milli takımın ilk teknik direktörü...

1924 Paris Olimpiyatları'na katılan sporcularımızın kafile başkanı...

Yetmedi, yetmedi!

Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi'nin 1926-1931 yılları arasında 5 yıl başkanlığını da yaptı.

Galatasaray müzesini kurdu...

Sahada maç yöneten ilk Türk hakemi oldu...

En önemlisi ne biliyor musunuz (Ki bunu bilmezsiniz); Atatürk'ün 'Efendiler' diye başlayan ve Nutuk'ta yer alan konuşmanın bir bölümünü, Büyük Önder'in adına o söylemiştir. 'Ben sporcunun zeki, çevik, aynı zamanda ahlaklısını severim' bunlardan biridir.

Yani, Atatürk gibi adam!

***

Ali Sami Bey'in yaptığı hizmetleri yaza yaza, parmaklarım dolama olacak.

Yaz, yaz bitmiyor.

Galatasaray kulübünde yalnız futbol oynatmadı ki; rugby, tekerlekli paten hokeyi, kriket, orienteering gibi ilginç sporlar da yaptırdı. Sporcular yetiştirdi...

Ben de Ali Sami...

O da Ali Sami...

Ama aradaki korkunç, büyük, ulaşılmaz, inanılmaz farkı görüyor musunuz?

100 yıl önce başardıkları, bugün benim hayallerime bile sığmıyor.

Kartvizitine bak, beynin yamulsun:

Galatasaray Başkanı... Federasyon Başkanı... Milli Olimpiyat Komitesi Başkanı... Olimpiyat Kafilesi Başkanı... Milli takım teknik direktörü... Türkiye'nin ilk hakemi...

Yani, sadece Galatasaraylıların sahiplenebileceği biri değil; hangi kulüpten olursa olsun, her sporcunun sahipleneceği bir idol...

Bir dava adamı... Çorbaya tuz atmamış, çorbanın kendisini yapmış biri...

Türk sporunun, Che Guevera gibi devrimcisi... Militanı... Kazanılan değerlerin yılmaz bekçisi...

Gözünü budaktan sakınmayan bir lider!

Onun başkanlığında, üst üste 3 şampiyonluğun geldiğinin ertesinde; futbolcusu Adnan İbrahim'e haksız verilmiş bir ceza yüzünden, Galatasaray'ı ligden çekti.

Beyefendiliğinin arkasında sert bir kaya gibi duran otoriter kişiliği; asla taviz vermezdi. Korkularından, Galatasaray'a ceza bile kesemediler.

Türkiye'de başta Ali Şen olmak üzere herkes; bir çok defa 'Takımımı ligden çekerim' tehdidi savurdu ama, gerçekleştirebilecek bir yürek çıkmadı.

Bunu yapan, sadece Ali Sami Bey'dir.

Gerisi hikaye...

***

Galatasaray'ın 7 kişiyle, tam kadrolu F.Bahçe'yi 7-0 yendiği ünlü bir maç vardır.

Ali Sami Bey, kadroda sürekli sağhaf olarak yer aldığı halde; 7 Şubat 1911'de oynanan o maçta, mecburen kaleye geçti.

Çünkü yoğun lodos yüzünden, Kadıköy'e gelemeyen Galatasaraylı futbolculardan biri de, kaleciydi... Onun yerine kaleye geçti ve gol yemedi.

Yani Ali Sami Bey, rekor kırılırken bile, karşımıza çıkıyor. Hem yönetici, hem sporcu olarak, gergef gibi her ilmiğe girmiş; değerli bir halı gibi, yaşamı rengarenk motiflerle işlenmişti.

***

Galatasaray'ı kurma aşamasındayken, oynadıkları tek topun bakımı ona aitti... Lisedeki cimnastik öğretmeni Bedri hoca; yurt dışından getirttiği topu, Ali Sami Yen'e emanet etmişti. Ona gözü gibi bakıyordu.

Eski İstanbul'da azınlıklar ve yabancıların domuz eti ihtiyacını karşılamak üzere açılmış kasapların bulunduğu, bir Domuz Sokağı vardı.

Ali Sami Bey, buradan domuz yağı alır, ellerindeki tek topu özenle yağlar ve şişirirdi.

Domuz yağı; ağızla üflenerek şişirilen topu, gerekli sertlikte tutabilmek için kullanılırdı.

Ali Sami Bey topla ilgilenirken, arkadaşı Asım Tevfik ise formaların bakımını üstlenmişti. Ayrıca; ileride kurmayı tasarladıkları Galatasaray kulübü için, arkadaşlarından her hafta birer kuruş toplar, biriktirirdi. Bu işi o kadar titizlikle ve sebatla yapıyordu ki; kulüp kurulduğunda, muhasebe işi Asım Bey’e verildi.

***

Galatasaray gayri resmi olarak kurulduğunda, adı Galatasaray değildi. Daha doğrusu kulübün adı henüz yoktu. Ancak oynadığı rakipler; onlar için 'Galata Sarayı efendileri' derdi.

Milliyet'ten sevgili Halil Özer'in kitabı da, adını buradan alır. Gerçi kulübün tarihini vermez ama; Galatasaray'ın yakın dönemlerine ait, basına yansımamış ilginç olayları; çarpıcı bir şekilde okuyucusuna aktarır. Akıcı bir kitaptır.

Gazeteci arkadaşlarımızdan Ahmet Çakır da? Galatasaray tarihi ve Fatih Terim üzerine, kaynak kitaplar yazmıştır. Eserleri, Türk spor basınının yüzakı olmuştur.

Çok sayıda kitap yazmasına rağmen; nedendir, kendi meslektaşları arasında, gerçekten hakettiği desteği bulamaz. Ama o, bıkmadan ürün vermeğe devam ediyor.

Hizmetleri için kendisine teşekkür ediyor, kaldığımız yerden devam ediyoruz.

***

Evet; Galatasaray'ın adı önceleri Galatasaray değildi. Çünkü adı henüz konulmamıştı. Adını başkaları verdi.

İşin tuhafı, Galatasaray'ın ilk renkleri sarı-kırmızı da değildi.

Galatasaray'ın renklerinin sarı-kırmızı olmasını, sarı-kırmızı gül yetiştirmekle ünlü Gül Baba efsanesine bağlasalar da; bu pek doğru değildir. Çünkü bu konudaki gerçeği, Ali Sami Bey’in bizzat kendisi anlatır.

Naklettiğine göre:

Kulübe, (Sarı-siyah olarak) yeni forma kumaşları almak için; Bahçekapı'daki Şişman Yanko'nun mağazasına giderler. Tezgahtar bir ara; sarı ve kırmızı kumaşları yan yana tutarak gösterir. Sarı ve kırmızının uyumu, hepsini etkiler...

Ali Sami Bey; iki rengin yüreklerinde uyandırdığı heyecanı, bir çok kez anlatmıştır. Kayıtlarda vardır

-------------------------------------------------------------------------

*****Bir TARAFTARIN Biyografisi... *****


Yıllardan 1967 , bir Kış gecesi ilerde en büyük Rakibi olacakların

mahallesinde Bankacı bir babanın tek evladı olarak doğmuş...

3 yaşında Ailesiyle Alamanyalara göçmüş...

Babasının vazifesi nedeniyle

GURBET ellerde görmüş çocuk yuvasını,

bir süre sonra Vatana döndüklerinde , sevdiği Renkleri farketmiş ,

illa bir SARI yanınada KIRMIZI istemiş gönlü hep...

Sonra ilkokul bir-iki derken ver elini tekrar Frankfurt demiş Ailesi...

Ordaki ZOO'da bir hayvan sevmiş ne olduğunu bilmeden...

"Ormanlar KRALI ASLAN'dır bu" demişler...

Onun Muhteşem bir canlı olduğunu farketmiş...

Posta ile yurttan gelen gazetelerde Spor sayfalarına bakarmış...

Sevdiği renklerdeki parçalı Formayı görünce yüreği pırpır etmiş hep..

Heyecanına hakim olamazmış...

Kafasında SEVGİ ile ilgili çok fazla bilgi yokmuş...

Ama kesin olan GALATASARAY kelimesinin bile

ona bir çok şey ifade ettiğiymiş , onunla ilgili en ufak

bir haber, bir yazı ,bir resim tek tek özenle gazetelerden

kesilip saklanırmış...

Daha sonra onlara tekrar tekrar bakmak en büyük keyfiymiş...

En beğendiği Renklerden , Sembolü olan Hayvana kadar

hepsinin sevdiğinde biraraya gelen parçalar olduğunu farketmiş..

O parçalar biraraya geldiğinde bir bütün meydana geliyormuş...

O bütün GALATASARAY'mış...

Onun adını yazmaktan hiç mi hiç sıkılmıyormuş...

Yüz kere ; bin kere yazıyormuş her yere adını...

Tüm yollar farketmiş ki Ona çıkıyor...

Demiş ki.."Ben GALATASARAY'lıyım ...

Ne ana-babadan , ne de sonradan , doğuştan damardan..."

Ve öyle yaşamaya karar vermiş...

Ama GURBET acısı , sevdiğinden alıkoymuş..

Beklemiş , beklemiş...Sonunda muradına ermiş...

Çünkü 11 yaşındayken Ailesi kesin dönüş yapmış İstanbul 'a...

Yine rakibinin mahalllesinin göbeğinde oturmuşlar ,

ama O bundan hiç etkilenmemiş...

Hergün sayıklamış adını , buna dayanamayan

Babası onu sevdiğine kavuşturmuş ...

G.SARAY-Kırıkkalespor maçı için İnönü'ye gitmişler...

Gökmen'li kadronun 3-1 kazandığı bir maçmış bu..

Eski Açık Tribünde otururken , heyecandan nefesi kesilmiş şekilde

STADIN en hareketli yerini göstererek sormuş...

" BABA bu karşıdaki yer nedir..?"

Cevap net gelmiş...

"Orası KAPALI TRİBÜN oğlum..

En koyu , en ateşli TARAFTARLAR

orda hep birlikte bağırarak ,STADI coşturup ,

Takıma destek verirler ...

Orası TARAFTARIN kalbinin attığı yerdir..."

O sözler ve görüntü kafasına çakılmış...

Maç bitmiş , ama herşey Onun için yeni başlamış...

CİM BOM BOM sesleri kulaklarını çınlatmış bütün gece...

O SARI-KIRMIZI nefis manzarayı , O SESLERİ unutamamış...

Ailesine her gün bir maça daha gitmek için yalvar yakar olmuş...

Ama bu sefer o gıptayla baktığı yere takmış kafayı...

Okulu karşıdaymış.. Artık kendi kendine gidip gelebiliyormuş zaten ,

bunu fırsat bilip ,

her gün yeniden Maça gitmeye ikna etmeye çalışırken ,

en sonunda bir Donanma Kupası maçına ,

hemde Tek başına gidebilmek için izin koparmış...

Babasının elini öpüp , onun verdiği harçlıkla ,

sabahın ilk ışıklarında kafasında annesinin ördüğü

Sarı-Kırmızı bir bereyle ,

4 Büyüklerin katıldığı bu turnuva için

İnönü'nün yolunu tutmuş...Motorcular Kadıköy iskelesinden

bağırıyorlarmış..." MAÇA , MAÇA... Haydi MAÇA...Kalkıyor diye..

--------------------------------------------------------------------------
*****Bir varmış ....Bir yokmuş... *****


Bir varmış ....Bir yokmuş...

Bir zamanlar bir Krallık ve onun Sarayında bir Okul varmış...

5 Asırdır varolan bu Okulda sayısız ilimadamı ve bilgin yetişirmiş..

Ve bu Krallık Sarayında tarihler 1905'i gösterdiğinde ,

bir kaç Okul öğrencisi biraraya gelip kendi Ordularını kurmaya

karar vermişler...Amaçları yabancı orduları yenmek olan bu Ordunun ,

Başkomutanı ALİ adlı bir gençmiş....

Adı gibi....

YEN'mek için doğmuş ...

Bu orduyu zaferden zafere koşturmak için ant içmiş...

Bayraklarının rengi Sarı ve Kırmızı sembolleride ASLAN olan

bu gençlerin Ordusu , halk tarafından kısa sürede çok sevilmiş...

Öte yandan denizin diğer yakasında aynı Krallıkta ,

ama bostanda yaşayan lambacılar varmış...

Saray gençlerini taklit edip, kendilerini gösterme çabasındalarmış...

Kuruldukları yer olan yokluderede lambacılar Saraylıları düelloya

davet etmişler...

Papazın çayırında karşı karşıya geldiklerinde Saraylıların yarısı

deniz engeli nedeniyle bu mücadeleye gelememiş...

Ama Saraylılar yarım Orduyla bütün lambacıları perişan edip ,

7 yerlerini işgal etmişler...

Bozguna uğrayan lambacılar ne yapacaklarını şaşırıp senelerce

kendilerine gelememişler...

Gel zaman git zaman Saray ordusundaki bölünmeden ve Saraylıların

Ordusunu , halkını, sadece Saray içinden "Seçme"

insan ;"Seçme" askerlerden oluşturma niyeti , lambacılara fırsat olmuş...

Lambacılar bundan faydalanıp zenginlerin yardımıyla halka

"Şirinlik muskası"dağıtıp sayılarını arttıracak yöntemler

geliştirmişler ve bunda "arabacılar" denen diğer ordu gibi

başarılı olmuşlar...

Ta ki 2 kule arasında sıkışıp kalan SARAY Halkına

yeni bir KRAL gelene kadar...

Bu METİN kişi inanılmaz OK atarmış TAY üzerinden...

Attığı Oklar öyle isabetli ve güçlüymüş bir gün attığıyla KALESİNİ

yıkmış lambacıların...

Halk arasında efsane haline gelen bu TAÇSIZ KRAL sayesinde

HALKIN SARAY sevgisi ve sayısı iki kule arasından çıkıp

KRALLIĞIN tüm sınırlarına yayılmış...

Servetleri reddedip SARAYINA gelen bu METİN kişiyle

SARAY Ordusunun Krallık içinde ele geçirmediği Kale ,

kazanmadığı Zafer kalmamış...

Sonra büyük bir kıtlık dönemine girilmiş...

Lambacılar , Arabacılar ve yeni oluşan bir Laz ordusunun

hükümleri ve güçleri artmış...

Yinede SARAY HALKI zaferlere hasret ama giderek artan coşku ve

sevgiyle Ordusunu teşvik ediyormuş...

Aç ve susuz kalmışlar , ama SEVDALARINI asla terketmemişler..

Öyle bir güçle sevmişler ki ; 14 ASIR 14 gün gibi geçmiş...

ORDUNUN başarısındaki esas temel HALKININ

karşılıksız sevgisi ve desteğiymiş...

Bu büyük ve sabırlı HALKI sayesinde tekrar eski bolluk günlerine

dönmüşler...İlerleyen zaman içinde büyüyen SARAY Ordusuna

çeşitli lejyoner askerler katılmış...

Bazıları komutan düzeyindeymiş...

Bunlardan ASLAN YÜREKLİ olanı Saray Ordusunun

bir Zaferi sonrası onbinlerce lambacının arasından tek başına

sıyrılıp Sarı-Kırmızı BAYRAĞI lambacıların merkezine ve tam

Kalelerinin ortasına dikivermiş...

O BAYRAK ordan çıkmamış...

Yıkılmış ortalık ...Bu olayla TARİHE geçmiş...

ULUBATLI lakaplı bu lejyoner tekrar yurduna dönünce

yerine komutanlığa eski bir Ordu mensubu olan

bir İMPARATOR gelmiş...

Davranışları , hareketleri , yüreğiyle gerçek bir İMPARATOR...

Ama elinde sadece içi geçmiş bitmiş denilen bir asker yığını varmış...

Bu yığının arasına 3 tane lejyoner istemiş...

3'üde yaşlıymış gelenlerin , ama özellikle

HACI olanı dünyaca tanınan çok usta bir savaşçıymış...

Uzaktan attığı çok isabetli TOP atışlarıyla düşmanları yerle bir

etmekte üstüne yokmuş , diğeri tecrübeli

bir KALE ustasıymış ,önündeki diğer yaşlı Lejyonerde çok yetenekli

bir savunma hattı kurucusuymuş...

İMPARATORUN kurduğu bu Ordu

çok çalışarak , azmederek ve HALKININ inanılmaz desteğiyle

önce 4 yılda Krallık içindeki tüm savaşları kazanmışlar...

Ardından sıra yabancı Krallıklarla mücadeleye gelmiş...

İMPARATORU , ORDUSU ve HALKIYLA bütünleşen

SARAYLILAR yıllarca Avrupa'da ezilmiş , horgörülmüş halkların

yegane temsilcisi olmuş ve onların intikamını bütün sömürgecileri

tek tek hiç yenilmeden yerle bir ederek almış...

SARAYLILAR özellikle "kırmızı urbaların" kabusu olmuş...

Milenyum tarihinde konfederasyonlar arasındaki en büyük 2. Savaşıda

kazanıp Krallığına geri dönmüşler...

TARİHİN en büyük DESTANLARINI yazanlar layık oldukları şekilde

karşılanmışlar...

Yer-Gök ...

SARI ve KIRMIZI kesmiş..

Bunu hazmedemeyen lambacılar ve arabacılar

aralarında"Kutsal ittifak "kurup Krallık halkını ve meclisi SARAY'a

karşı ayaklandırmak ve kendine kukla bir Konfederasyon yapmak

için yürüyüşler düzenleyip Yıldırım başkomutanları nezdinde çeşitli

harekatlara girişmişler...

Sonuç tüm HALKLARIN okkalı birer tokatıyla başarısız olmuş...

Şeref meselesi yapılan bir yarışmanın Ödülü olan 3 YILDIZIDA önce

SARAY Ordusu ve HALKI bileğinin hakkı ve gücüyle alınca iyice çıldıran

ve çaresiz kalan lambacılar ve arabacılar usta lejyoner

arayışına girişmişler...

Onlarda yeniçerilerinin "İsterüz'ü" karşısında servetler ödeyerek ,

yeni bir HACI , yeni bir FATİH ,

yaratmak için yırtınmışlar ,ama suni maketini bile bulamamışlar ,

yeni bir SARAY olmak istemişler ama barınak bile olamamışlar...

Onlar bu zaferlerin taklidi - hayali ile yaşarken , çok az takviyeli

SARAYLILAR en büyük savaşın galibi olarak ,

AY-YILDIZ ve KRALLIK adına tüm DÜNYA'yı fethetmekten

henüz geri dönmüş...

Her gittikleri seferdede Tarihe yeni bir altın Sayfa eklemişler...

--------------------------------------------------------------------------
GS li olmak demek


Galatasaray'lı olmak demek ;

Sadece şampiyonluklarla açıklanamayan , sadece kültürle tarif edilemeyen , sosyal dayanışmayla , sevgiyle , olağanüstü güçle kazanma arzusu ve sınır tanımaz büyüme hırsıyla anlatılamayan bir yaşam biçimine sahip olmak demektir...

Dünden geleceğe uzanan tarihin sonsuz koridorlarında , Galatasaray'lı olmak demek ;

Giderek büyüyen , giderek parlayan , erişilmesi mümkün olmayan bir ışık , inanılmaz uzaklıklara ulaşan bir ses ve hiç ölmeyecek bir ruha sahip olmak demektir...

-------------------------------------------------------------------------

*****helal Olsun Sİzlere*****


Onlar TÜrk Futboluna Cennetin Kapisini AÇtilar. Onlar Bize Kompleksten Kurtulmayi Ögrettiler. Futbolda, Hezimet Dolu GÜnlerin Acisini Çikarttilar.
Yeni Nesile Boyun Egmemeyi Ögrettiler.
O KÖtÜ GÜnler IÇin Intikamin Karanlik Sularindan IÇtiler.
Onlar Firavun Gibi SÖzlerinden DÖnmediler. Hep Bildikleri Yoldan Gittiler.
Real Madrid'e Elendiler, Ama Bize Çok Sey Ögrettiler.
Kirik, Çikik Ayakla Sahaya Çiktilar. Cigerlerindeki Son Hava
Kabarcigina Kadar MÜcadele Ettiler. Bir GÜn Yorulduk Demediler.
Tatil Yapmadilar. Sevgililerini Terkettiler. Eslerini Ihmal Ettiler. Ne Kadar Dev Varsa Topraga GÖmdÜler. DÜnya Basinini Peslerinde Kosturdular.
En Krizli GÜnlerde Bile TÜrk Insanini Sokaga DÖkÜp, Çigliklar Attirdilar.
MÜzeleri Kupalarla Doldurdular. Hayalleri, RÜyalari GerÇeklestirdiler.
Kahramanlar Yarattilar. Fatih Terimler, Hakan SÜkÜrler Ve Okanlar,
Emreler, Suatlar, Ümitler. Haginin Tarihini Yeniden Yazdilar.
AntrenÖrlerini DÜnyanin En Mutlu Insani Yaptilar. Kendilerini
Takip Eden Gazetecilere Onur Yasattilar. Kimseye Ezilmediler,
Yikilmadilar. Farkli Yenilgi Aldiklari GÜnler De Oldu. Ama Hep
Inanip Bildikleri Yoldan Gittiler. Egilmediler, Dik Kaldilar.
Evet, Madrid'e Yenildiler, Ama Bunlari Yaptilar.
Arada Öylesine Fark Varki. GÜcÜmÜz Bir Yere Kadar. Bir MaÇta 2
Milyon Dolar Seyirci Hasilati Yapan Real Madrid, Diger Yanda Bizim Galatasaray.
100 Milyon Dolarlik Oyuncularla, YÜzbin Kisi ÖnÜnde Oynayan Takima
Karsi Bu Çocuklar Ne Yapsin? Iman GÜcÜ Bir Yere Kadar
....
Varsin Elensinler. Varsin Kaybetsinler. Varsin KÖtÜ Oynasinlar.
Varsin Bizleri ÜzsÜnler. Onlar Bize O Kadar Çok Sey Ögretti Ki.
Yazmiyorum Kardesim. Ben Bu Çocuklara KÖtÜ Yazmiyorum. Onlar Benim Kalbimde
Ruhumda. Onlar Benim Beynimde. Yazmiyorum Kardesim Yazmiyorum
. Bu MaÇi Elestirmiyorum. Kenarindan Bile Dokunmuyorum. O Zafer
Dolu GÜnlerin Anisina Tek KÖtÜ SÖz Bile Etmem. HiÇ Olmazsa Bu Kadarina
BorÇlu Hissettim Kendimi.
Evet Onlar Yenildiler, Ama Ben Bernebaudan Bagiriyorum:helal Olsun Size!

-------------------------------------------------------------------------

*****Biz Hep Galatasaraylıyız*****


80'li yillarda baslayan ve zirveyi UEFA Kupasi ve Süper Kupayı kazanarak ÜLKE ve KLUP bayragını en tepeye dikmis, apoletlerinde bu ünvanları tasıyan bir GALATASARAY ' lı olarak ; " olmaya " çalışanlara ;

- Avrupa'lı olmak dediginiz ya da zannettiginiz kavram, biz AVRUPA'ya gitmeden önceydi . Artik " GALATASARAY'li olmak " kavrami vardi . Cunku biz gördük , çünkü GALATASARAY TARAFTARI olarak bize GALATASARAY Takımı gösterdi ki ; Avrupalı diye birsey yok . En Buyuk vardi . GALATASARAY'li olmak vardı . Biz zaten hep GALATASARAY'liydik .

- Zor gunlerde hiç futbolcumuzu dövmedik . Ya da tesisleri basip yoneticilerimize , o bazi yoneticilerin sikayet ettiği " küfürleri " ağız dolusu boşaltmadık . Çünkü biz biliyorduk ki " ASiL olunmaz , ASiL dogulur ! " Aynı bayrağımızın KIRMIZI ' sının ASiLLiĞi gibi. Biz hep GALATASARAY ' lıydık ......

- üLKEMiZiN bayrağını , Ay-Yıldızlı bayrağımızı , o " olmaya " Çalıştıgınız yerde , gururla , basimiz dik taşıma " ŞEREFiNi " biz yaşadık ! Hep kendimiz kazandık, hep Tırnaklarımızla " olmaya " Çalıstığınız yere gitmek için gerekli puanları , içeride hep paçamızdan cekmeye çalışmalarına , çalışmanıza rağmen , vermeseler de o puanlari KOPARTTIK ALDIK ! Çünkü biz GALATASARAY ' lıydık ....

- Hiçbir zaman BOYNUMUZ bükülmedi . Stadlar da sizin gibi bizde AGLADIK . Ama biz " olmaya " Çalıstığınız yerin en büyük kupasi dedikleri " UEFA KUPASINI " havaya kaldirdigimizda SEVINÇTEN AGLADIK ! Biz Istanbul ' da degil , KOPENHAG ' da " olmaya " çalıstığınız yerde AGLADIK ! Çünkü biz GALATASARAY ' lıydık ....

- Hiç HEZIMETLERLE değil HEZIMETLE dahi dönmedik ! Biz elimizi yüzümüze götürdüğümüzde TERiMiZi , ALINTERiMiZi sildik !!! iki farklı yenikken hiç kimseye " sus " da demedik ! Cunku biz hep öndeydik ! Çünkü biz hep GALATASARAY ' lıydık ....

- Bize hiç kimse yol göstermedi ! Çünkü bizden önce " olmaya " Çalıştıgıniz yer hayalden de öteydi ! Size HAYAL etmeyi de biz öGRETTIK ! Yetinmedik, kazandığımız puanları da verdik. Ama biliyorduk ki " GALATASARAY ' lilik " ruhunu veremezdik ! Turkiye sevgisini , CUMHURiYET sevgisini ise baska bir cumhuriyete veremedik. Veremezdik, Çünkü biz TüRKiYE ' idik , Çünkü biz GALATASARAY CUMHURiYETi değildik .....

- "Olmaya" Çalıştığınız yere giderken göreceğiniz ilk ayak izlerimiz , size umut verecek, belki biraz da cesaret. Ama unutmayın, biz hep karanlikta yürümeyi ögrendik ve ısığı gördüğümüz de " olmaya " Çalıstığınız yerdeydik. Hiç mağdur olmadık ! Hiç nankor de olmadık ! Hep TURK oldugumuz gibi , rakiplerimizi tökezletmek icin başka bayraklar da olmadık ! Hiç " olmaya " da çalışmadık! Çünkü BiZ GALATASARAY ' lıydık ... ...

- Hiçbir zaman hiç kimseyi kücümsemedik ve onlara da öğrettik GALATASARAY ' i küçümsememeyi ! Evimizde herkesin EZELiNDEN bildiği TEK BüYüĞü , " olmaya " çalıştıklarınıza da EZE EZE ögrettik ! TüRKiYE ' ye TüRK insanına " şerefli yenilgileri " , " yenildik ama ezilmedikleri " UNUTMAYI da biz öGRETTiK ! Çünkü biz TüRKiYE CUMHURiYETi çünkü biz GALATASARAY ' lıydık ....

- "Olmaya" çalıştığınız yere gitmek ya da "olmaya çalışmak" birkaç devrelik iş değil. Biz haddimizi de bildik ! Dönüp baktığımız da , haddini bilmeyenlerin çok gerilerde kaldığını da gördük! GALATASARAY ' lı " olamadınız " GALATASARAY ' lı " olamadılar " , " ASiL " olunmadığı gibi, Avrupalı " olabilme " yolunda izimizi takipte size başarılar ! Mektep ' li bir GALATASARAY ' li gibi, ÇüNKü BiZ HEP GALATASARAY ' lıydık ......

-------------------------------------------------------------------------

Her Sey Galatasaraydir Bana Yil 1905... Aylardan EKIM... Bugün benim dogumgünüm... Beyazit’in Asirlik Çinarlari... Gül Baba'nin mübarek fidanlari... Mekteb-i Sultani’nin çocuklari... GALATASARAY’i kuracaklari gündür bugün... Bugün... Bir Günes dogar , bu Topraklara... Bir Kültür ocagi... Bir Ali Sami Yen , bir kaç ögrenci ... Bir sinifin koridorunda... Biraraya gelir hepsi... Hayatlarinin ilkbaharinda... Yeni sevdalanmis ... Bir asik heyecaninda... Ama , acemi degiller ... Sahipler yillanmis kültür mayasina... Bir dervis gibi... “Türk olmayanlari yenmek "adina... Yola çiktiklari gündür bugün... Yil 1905... Aylardan EKIM... Bir mesin yuvarlagin , dünyayi döndürdügü devrin ... Çanakkale’de Sehitlerin ... Istiklal Yazari Tevfik'lerin ... Ilim , irfan yurdu binlerin ... Ata'nin mektubundaki harflerin... Zamanla Evrendeki herseyin... GALATASARAY dedigi gündür bugün... Baba Gündüz’ün, Aslan Nihat’in... Taçsiz KRAL ; METIN OKTAY’in... Ders verir gibi Adam'ligin... Kusaktan kusaga , çiglasan Sevda'nin... Içimize aktigi gündür bugün... Damardan girip Aklimiza... Sarisinin Kanimiza... Kirmizinin Canimiza ... Nakis gibi islendigi gündür bugün... Yil 1905... Aylardan EKIM... Dünyaya gelen bebelerin ... Rerere - Rarara’yi.. "En Büyük Cim Bom "yazmayi ... 14 yillik cefayi... Maglupken bile ,Tek Büyük olmayi ... En karasindan SEVDA’yi , tadacaklari gündür bugün... Kupa'nin degil , Arma'nin ... Hayatin anlamini bulanlarin... Ask Pesinden kosanlarin ... Ugruna canlar koyan... Karagünde bile TARAFTARIN... Senin için varoldugu gündür bugün... Isigin ardindaki gölge gibi gelmeyi GALATASARAY’i Ibadet eder gibi sevmeyi , Ögrenecekleri gündür bugün... Yil 1905... Aylardan EKIM... Her Irktan insan... Ister Afrika , ister Asya'da... Hasret basi dik dolasmaya... Milenyum yili Kopenhag'ta... Horgürülmüs Can'lara... Olacak GALATASARAY tek payda... Bir geceyarisi 3.'cü Dünya... Ilk defa Mutluluktan ..."Agla ,canim agla..." Gerçeklerin masala yaklastigi gündür bugün... Yil 1905 ... Aylardan EKIM... Ne parayla , ne büyüyle... Sadece akilla , sevgiyle... Sözde degil gerçekte... Izinden gidenlerle ... Türkiye'nin Tek-Yürek oldugu gündür bugün... 19.05 ...Atamizin gençlere... 1905...Bizlerin Ulu Öndere... Tarihte verecegi , en büyük Hediye... Seçildigi gündür bugün... Imkansiz nedir bilmeyen... Her TÜRK'e gurur veren... Tutku ötesi , sevilen ... Saraylarin , SARAY'I... Essiz GALATASARAY’i... Tarihin ciltlerine sigmadigi gündür bugün... Yil 1905... Aylardan EKIM... Böyle geldim..Böyle giderim... Sükürler olsun ki... GALATASARAY’li dogdum... GALATASARAY’li ölecegim... Bir gün gelecek... Devir-teslim edilecek... Bu Bayrak sonsuza dek sevilecek... Iste O zaman... Ogluma birakacagim en büyük Miras Ne bir Yali, Ne bir ihtiras... "Ne yaparsan yap ,Ne yazarsan yaz ... GALATASARAY Armani Kalbine As... Diyecegim gündür O gün... Yil 1905... Aylardan EKIM... Dünyaya bin kere gelsem yine SENI sevecegim... Geçmiste ...Bugünde ... Gelecekte ... Ayrilsakta ... Ölsem de ... Kiyamette ... Sana gelecegim gündür bugün... Bazen... Bazen ... Nefes almak degildir , yasamak... O'nunla gülüp, O'nunla aglamaktir... Sari -Kirmizi olmaktir , her an O'nu solurcasina... Bazen ... Özgürlük , çimlerde kosmak degildir... Sevdasi ugruna prangaya vurulmaktir... Hep O'na tutuklu kalmiscasina... Bazen ... Basari ... Para , Kupa kazanmak degildir... Insanlarin yüregine daglanmaktir ... Damarinda , kaninda yasarcasina ... Bazen ... Imparatorluk , ülkeleri ele geçirmek degildir... Bir Mesin yuvarlakla , Yürekleri fethetmektir... Sinir tanimadan hüküm kurmaktir , Milyonlarcasina... Bazen... ASLAN , bir hayvan degildir... Bir Simge , bir Semboldür ...Tarifsiz güçtür ... Ruhundaki asalete yazilmiscasina... Bazen ... Cehennem...Öbür dünya degildir... Taraftarla cosmus , SAMIYEN'dir ... Alev alev yanarcasina... Bazen ... Imkansiz ...Olmaz degildir... 7 kisi 7 Sifir yenmek , Aglari delmek , sampiyonluktur Milenyumda ... Hayalleri gerçek yapmaktir...Sahaya her çiktiginda... Bazen ... KRAL olmak , Taç giymek degildir... Soyunu sevgiden , Ünvani halktan almaktir... Her dogan bebenin METIN olmasidir... Kusaktan kusaga akarcasina... Bazen ... VEFA...Semt adi degildir.. 14 yil kan kusup , ölümüne arkasinda durmaktir... Her sartta , yikilmaz bir duvarcasina... Bazen ... Tarih, tozlu bir sayfa degildir... Gerçektir , yasamdir....1905'te dogup Ciltlere sigmamaktir... Destanlarin degismez yazari olurcasina... Bazen ... GÜÇ , bir sifat degildir... Evsiz barksiz , bes parasiz , en zorda , tüm dünyayi ayaga kaldirmaktir... Üstünde sade bir parçali formayla ; kolaycasina... Bazen ... Cesaret , Korkuyu yenmek degildir... Onbinlerce rakibin arasindan geçip, kalesine Bayragi dikmektir... Tek basina...Kimse yokmuscasina... Bazen ... Sevgi...Anne , Baba , Es , dost degildir... Onlardan ötedir...Tutkudur Renklere , Armaya ... Ayrilmaz parçanmiscasina... Bazen ... Hayat hersey degildir... Ama hersey bana GALATASARAY'dir... Dogumda ...Ölümde ...Yasamda ... Taparcasina

-------------------------------------------------------------------------
Seninle Bir Ömür

O zamanlar babamla maça gitmek istediğimde say bakalım bizim takımda kimler oynuyor diye sorardı; benim bildiğim futbol bir tek sen varken oynanırdı.İlk formamın arkasında senin adın yazılıydı.Artık saçlarımıda senin gibi kestirmek istediğim gün babam, benim kızım da Galatasaraylı demeye başlamıştı.

Sonrasında geçen yıllarda yapmak istediğim meslekten, yaşamak istediğim şehre kadar birçok konuda değişimler başladı hayatımda (çoğunda da babamla aynı fikirde olmamışızdır J).Ama onca zaman sonra bile herşey hızla değişirken değişmeyen tekşey Galatasaraylı olduğumdu. Değişmeyen tekşey senin de hala Galarasaraylı olduğundu...(Doğuştan fanatik dedikleri bu olsa gerek J).Bu vefa gibi birşey değildi artık.Aşktı bu, Cimbom aşkıydı, değişilmez ve vazgeçilmezdi.

Ve nihayetinde bugünler geldi.Yazık ki dün gelen birileri, bugün niyeti belli olmaksızın seni bizden ayırmak derdinde.Hangi güç yüreğimize hükmedebilir merak ediyorum.Kim seni içimizden söküp atabilir inanmıyorum.Birşey olacağından değil de yinede sana karşı yapılan her türlü yersiz hatta hadsiz davranışları kınıyor ve tüm yapılanlara rağmen bitmez tükenmez sevgin, gösterdiğin azim ve örnek bağlılığından ötürü sana olan aşkımızın asla bitmeyeceğini, herzaman, heryerde hep yanında olacağımızı bilmeni istiyoruz.

Ben takımına aşık tek taraftar değilim ama sen takımıyla nefes alan en büyük Cimbomlusun.İyi ki de öylesin, iyi ki de varsın.Biliyorum ki bunu asla hiçkimse ve de hiçbir şey değiştiremeyecek.Önemli olan Galatasaray’da kalman, gerçek olan herzaman Galatasaraylı olman...

Büyük Kaptan
Bülent Korkmaz Sen Bizim Herşeyimiz

-------------------------------------------------------------------------

Nazar etme ne olur... Çalış, senin de olur!

Türk futbolunda hep ilkleri gerçekleştiren Cim-Bom’un ilk renkleri sarı-siyahtı... Ama kurucular sarı ve kırmızının uyumunu görünce, şimdiki renklerde karar kılındı... Yapmadığı iş kalmayan ve sayısız rekor kıran kurucu Ali Sami Bey, Atatürk’ün Nutuk’taki bazı konuşmalarını da Ulu Önder’in adına seslendirdi

1905’te kurulan kulübün önceleri bir ismi yoktu, ama liseli futbolcular böyle anılırdı

Bir asır...

36.500 gün eder!

25 yaş ortalaması ile, 4 kuşak demektir.

Avrupa 1. liglerinde, şu an 1.100 kadar kulüp var. Acaba kaçı, Galatasaray gibi 100 yıldan bu yana geliyor?

50 diyelim!

'Bir adet alana, bir de bizden bedava' kampanyaları var.

Hadi 100 olsun...

Herkes kesesinden yesin içsin, saltanatım var benim. Ne kadar bol keseden tahmin yaparsan yap, bir yerde durursun.

Çünkü bir asır, herkese nasip olmaz.

Avrupa liglerinin geriye kalan 900 takımı için; Galatasaray türbe gibi kalır. Gelip tavaf etsinler... Bereketleri artar.

***

Bir asır bu... 100 yıl bu...

Kolay söylenir mi?

Kolay yazılır mı?

Kolay silinir mi?

Beşiktaş da bu yoldan geçti, ama Galatasaray üstüne asfalt döşedi... UEFA Kupası ve Süper Kupa; bu yolda yorgun düşenlerin oturup dinleneceği, nefes ve moral alacağı 2 benzin istasyonu oldu.

Doldur buradan kurşunsuz süper benzinini full, bas gaza yeni başarılara...

***

Gerçekleri tarih yazar.

Tarihi Galatasaray...

Bana da, o tarihin sayfalarını hatırlatmak kalıyor:

Hatırla ey peri o mesut geceyi...

Çamların altında verdiğin buseyi.

Neuchatel Xamax'ı...

Monaco'yu...

Real Madrid'i...

Hertha Berlin'i...

Dortmund'u..

Palma de Mallorca'yı...

Arsenal'i hatırla!

Daha fazla saymayayım; başka kulüplere karşı nispet gibi olmasın.

Bazıları Süper Baba'yı seyrederken, Galatasaray Süper Kupa'yı alıyordu.

Nazar etme ne olur...

Çalış, senin de olur!

***

Bana 'Ali Sami Bey' derler...

Galatasaray'ı kuran Ali Sami Bey'dir ama, o ben değilim.

Olamam!

Elime kalem vermişler; yanlış-doğru, aklıma geleni yazıyorum. Bunun dışında; bu memlekette taş üstüne taş koymuşluğum yok.

Ama hakiki, öz be öz, Ali Sami öyle mi?

Galatasaray'ı kurmuş...

Galatasaray'ın ilk başkanı olmuş ve 14 yıl başında kalmış...

Aynı zamanda Galatasaray'da top oynamış!

Yalnız kulübünü örgütlememiş, Türk futbolunu da örgütlemiş...

Bugünkü Futbol Federasyonu'nun temeli sayılan Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı'nın da kurucusu olmuş... Onun da ilk başkanı olmuş...

Milli takımın ilk teknik direktörü...

1924 Paris Olimpiyatları'na katılan sporcularımızın kafile başkanı...

Yetmedi, yetmedi!

Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi'nin 1926-1931 yılları arasında 5 yıl başkanlığını da yaptı.

Galatasaray müzesini kurdu...

Sahada maç yöneten ilk Türk hakemi oldu...

En önemlisi ne biliyor musunuz (Ki bunu bilmezsiniz); Atatürk'ün 'Efendiler' diye başlayan ve Nutuk'ta yer alan konuşmanın bir bölümünü, Büyük Önder'in adına o söylemiştir. 'Ben sporcunun zeki, çevik, aynı zamanda ahlaklısını severim' bunlardan biridir.

Yani, Atatürk gibi adam!

***

Ali Sami Bey'in yaptığı hizmetleri yaza yaza, parmaklarım dolama olacak.

Yaz, yaz bitmiyor.

Galatasaray kulübünde yalnız futbol oynatmadı ki; rugby, tekerlekli paten hokeyi, kriket, orienteering gibi ilginç sporlar da yaptırdı. Sporcular yetiştirdi...

Ben de Ali Sami...

O da Ali Sami...

Ama aradaki korkunç, büyük, ulaşılmaz, inanılmaz farkı görüyor musunuz?

100 yıl önce başardıkları, bugün benim hayallerime bile sığmıyor.

Kartvizitine bak, beynin yamulsun:

Galatasaray Başkanı... Federasyon Başkanı... Milli Olimpiyat Komitesi Başkanı... Olimpiyat Kafilesi Başkanı... Milli takım teknik direktörü... Türkiye'nin ilk hakemi...

Yani, sadece Galatasaraylıların sahiplenebileceği biri değil; hangi kulüpten olursa olsun, her sporcunun sahipleneceği bir idol...

Bir dava adamı... Çorbaya tuz atmamış, çorbanın kendisini yapmış biri...

Türk sporunun, Che Guevera gibi devrimcisi... Militanı... Kazanılan değerlerin yılmaz bekçisi...

Gözünü budaktan sakınmayan bir lider!

Onun başkanlığında, üst üste 3 şampiyonluğun geldiğinin ertesinde; futbolcusu Adnan İbrahim'e haksız verilmiş bir ceza yüzünden, Galatasaray'ı ligden çekti.

Beyefendiliğinin arkasında sert bir kaya gibi duran otoriter kişiliği; asla taviz vermezdi. Korkularından, Galatasaray'a ceza bile kesemediler.

Türkiye'de başta Ali Şen olmak üzere herkes; bir çok defa 'Takımımı ligden çekerim' tehdidi savurdu ama, gerçekleştirebilecek bir yürek çıkmadı.

Bunu yapan, sadece Ali Sami Bey'dir.

Gerisi hikaye...

***

Galatasaray'ın 7 kişiyle, tam kadrolu F.Bahçe'yi 7-0 yendiği ünlü bir maç vardır.

Ali Sami Bey, kadroda sürekli sağhaf olarak yer aldığı halde; 7 Şubat 1911'de oynanan o maçta, mecburen kaleye geçti.

Çünkü yoğun lodos yüzünden, Kadıköy'e gelemeyen Galatasaraylı futbolculardan biri de, kaleciydi... Onun yerine kaleye geçti ve gol yemedi.

Yani Ali Sami Bey, rekor kırılırken bile, karşımıza çıkıyor. Hem yönetici, hem sporcu olarak, gergef gibi her ilmiğe girmiş; değerli bir halı gibi, yaşamı rengarenk motiflerle işlenmişti.

***

Galatasaray'ı kurma aşamasındayken, oynadıkları tek topun bakımı ona aitti... Lisedeki cimnastik öğretmeni Bedri hoca; yurt dışından getirttiği topu, Ali Sami Yen'e emanet etmişti. Ona gözü gibi bakıyordu.

Eski İstanbul'da azınlıklar ve yabancıların domuz eti ihtiyacını karşılamak üzere açılmış kasapların bulunduğu, bir Domuz Sokağı vardı.

Ali Sami Bey, buradan domuz yağı alır, ellerindeki tek topu özenle yağlar ve şişirirdi.

Domuz yağı; ağızla üflenerek şişirilen topu, gerekli sertlikte tutabilmek için kullanılırdı.

Ali Sami Bey topla ilgilenirken, arkadaşı Asım Tevfik ise formaların bakımını üstlenmişti. Ayrıca; ileride kurmayı tasarladıkları Galatasaray kulübü için, arkadaşlarından her hafta birer kuruş toplar, biriktirirdi. Bu işi o kadar titizlikle ve sebatla yapıyordu ki; kulüp kurulduğunda, muhasebe işi Asım Bey’e verildi.

***

Galatasaray gayri resmi olarak kurulduğunda, adı Galatasaray değildi. Daha doğrusu kulübün adı henüz yoktu. Ancak oynadığı rakipler; onlar için 'Galata Sarayı efendileri' derdi.

Milliyet'ten sevgili Halil Özer'in kitabı da, adını buradan alır. Gerçi kulübün tarihini vermez ama; Galatasaray'ın yakın dönemlerine ait, basına yansımamış ilginç olayları; çarpıcı bir şekilde okuyucusuna aktarır. Akıcı bir kitaptır.

Gazeteci arkadaşlarımızdan Ahmet Çakır da? Galatasaray tarihi ve Fatih Terim üzerine, kaynak kitaplar yazmıştır. Eserleri, Türk spor basınının yüzakı olmuştur.

Çok sayıda kitap yazmasına rağmen; nedendir, kendi meslektaşları arasında, gerçekten hakettiği desteği bulamaz. Ama o, bıkmadan ürün vermeğe devam ediyor.

Hizmetleri için kendisine teşekkür ediyor, kaldığımız yerden devam ediyoruz.

***

Evet; Galatasaray'ın adı önceleri Galatasaray değildi. Çünkü adı henüz konulmamıştı. Adını başkaları verdi.

İşin tuhafı, Galatasaray'ın ilk renkleri sarı-kırmızı da değildi.

Galatasaray'ın renklerinin sarı-kırmızı olmasını, sarı-kırmızı gül yetiştirmekle ünlü Gül Baba efsanesine bağlasalar da; bu pek doğru değildir. Çünkü bu konudaki gerçeği, Ali Sami Bey’in bizzat kendisi anlatır.

Naklettiğine göre:

Kulübe, (Sarı-siyah olarak) yeni forma kumaşları almak için; Bahçekapı'daki Şişman Yanko'nun mağazasına giderler. Tezgahtar bir ara; sarı ve kırmızı kumaşları yan yana tutarak gösterir. Sarı ve kırmızının uyumu, hepsini etkiler...

Ali Sami Bey; iki rengin yüreklerinde uyandırdığı heyecanı, bir çok kez anlatmıştır. Kayıtlarda vardır.

O yüzden; sarı-siyah diye almağa geldikleri Yanko'nun mağazasından, sarı-kırmızı kumaş alırlar
--------------------------------------------------------------------------
Aranızdaki Fark (sakın ağlamayın)

--------------------------------------------------------------------------------

ARANIZDAKi FARK...
----------------------------------------
Yıl 1999-2000....
Yer ALİ SAMİ YEN...
Rakip dünya devi AC.MİLAN...
Avrupa'da "Varolma ya da Olmama " maçı...
GALATASARAY son maçında, H.Berlin'i deplasmanda 4-1 'lik skorla
geçerek umudunu son maça taşımış...
Bu maçı kazanmaktan başka hiç bir kapı UEFA'ya çıkmıyor...
Hikayemiz bu maçın son 20-25 dakikasında geçiyor...
Burda uzun uzun anlatılan diyaloglorın ve olayların hepsi ,
çok kısa anlardan oluşan , ama ÖMÜRBOYU unutulmayacak
ders niteliğinde , birebir yaşanmış HAYAT hikayeleridir...
Bu hikayedeki çoğu genç ,şu anda Tribünde yerini almaya
devam etmektedir... En ufak bir abartma ve katkı yoktur...
Olayın , yüzlerce şahidi vardır...
Ama...Anlatılma nedeni ; Kahramanlık değildir ...
Olması gereken ,
TARAFTARLIK anlayışı ve GALATASARAY Aşkını anlatmaktır...
Onun sonuçlarıdır... İnancın nereye vardığıdır..
Verilmek istenen mesajdır...
Çoğu zaman horgörülen KAPALI göbeğindekilerin gücüdür..
Kişilerin, adlarının değil yaptıklarının incelenmesini dileyerek başlıyoruz...
-----------------------
Maçın son çeyreği oynanıyor ...
Mabedimizde 2-1 mağlup durumdayız...
Böyle biterse GALATASARAY , Avrupa'dan elenecek...
MILAN Şampiyonlar Lig'ine devam edecek..Beraberlikte ise MILAN
UEFA'ya , biz yine başka bahara kalacağız...
MİLAN adının , bu DEV Futbol firmasının ,
rakibi sindiren rahatsız edici geçmişi ,başarıları , yetmezmiş gibi
İTALYAN'ların maçın son bölümüne istedikleri
skorla girmeleri , TRIBÜNDEKi Taraftarlarıda oyundan düşürmüş...
Herkes kaderine razı bir şekilde maçı izlemeye koyulmuş...
Hayatımızın en önemli 15-20 dakikasına giriyoruz...
Hiç susmayan meşhur Davullar bile bu kara tablonun moralsizliğinde
ritm vurmayı bırakmış...
80'lerin KAPALI'sının bir neferi ve şimdinin bir Tribün ağabeyi olarak
bundan rahatsız oluyorum...Etrafa bakıyorum nerdeyse herkes maça
dönmüş , çaresizce olacakları bekliyor...
Bağırıyorum.."Kendinize gelin , kendinize.."
Göbekteki tanıdık yüzler bana bakıyor...
"Ne oldu ; niye susuyorsunuz...?"diye isyanım devam ediyor
Doğru dürüst bir cevap gelmiyor ama herkesin umutsuzluğu
yüzlere vurmuş...
Tekrar yüksek tonla ...
"Bana inanıp , benimle beraber dibine kadar bağırmak
isteyen var mı..? Eğer varsa hemen yanıma gelsin.."
O KAPALI'nın meşhur göbeğinde çoğu zaman hakir görülen ,
çapulcu, serseri , hain ve bilumum nitelikli(!) sıfatlara , yaftalara
layık görülen ama aslında her biri ASLAN yürekli gençlerin 15 tanesi
göbeğin değişik yerlerinden kopup yanıma geliyor...
Çoğu senelerdir yanımda yetiştiğinden bana inaçları ve büyük saygıları var
Serdar, Çağrı , Deniz , Sercan , Okan ...Ve belki adını
unutup yüzlerini ASLA unutmayacağım o 15 çocuk
bağırmaya geliyorlar...
Onları hemen KAPALI'nın ortaya yakın sağ alt tarafında topluyorum...
REIS' e bakıyorum kafasıyla , gözleriyle o da yaptıklarımı onaylıyor..
Onun da bu desteğiyle konuşmamı yapıyorum...
"Sizden kalan sürede bağırmanızı istemiyorum, kendinizi
parçalarcasına , SESİNİZİN tüm Futbolcuların kulağında
patlamasını istiyorum...Yırtacaksınız kendinizi...Yenilsekte susarak değil
ölümüne bağırarak , görevimizi yaparak yenileceğiz...
Kaderimizi susarak değil , bağırarak yazacağız" diyorum
Hepsi onaylıyor ...Ama gençlerden biri
"Ağabey haklısın , güzel söyluyorsunda sayımız çok az
sen şu yukardaki insanlarıda aramıza katsan onlarda
bizle beraber bağırsa , daha iyi olmaz mı..? Sayıca çok azız.."
dediğinde ona hak verip , maçı seyreden ,çekirdek çitletenlerden
oluşan kalabalığın olduğu yere çıkıp onlara doğru konuşuyorum...
"Arkadaşlar son 15-20 dakika , ne olur bize eşlik edin , biz tezahürat
başlatacağız ,hiç susmayacağız ,sizde katılırsanız TARİHİ değiştirebiliriz
vaktimiz var , herkes bağırırsa MİLAN'ı eleriz..."
Önce bir sessizlik oluyor , sonunda sözcü olarak , aralarından bir
Amca oturduğu yerden bana alaycı şekilde diyor ki...
" Yahu ASLAN gibi adamsın..İşin mi yok git otur, maçını seyret..
Ne olacak yani bağırınca..Boşver maç gitmiş işte..." bu sözler
üzerine yukardaki o bölümden önce gülümsemeler sonra
kahkahalar yükseliyor..
Çok farklı bir TEPKİ koymak yerine , gülenlere ve Amca'ya
"Göreceğiz.." şeklinde kafamı sallayıp aşağıya iniyorum...
"Çocuklar tek başımızayız , işte bu kadarız , vazgeçen varsa gitsin,
ben tek kalsamda , bağıracağım..." Yukarıyı işaret ederek..
"Onlar gibi olmak istersiniz..?
Yoksa TEZAHÜRAT KOMANDOSU gibi TARAFTAR olmak mı...?
Var mısınız benimle sonuna kadar..?"
Cevap tek bir ağızdan gelircesine "Varız ağabey "olup
biz Tezahürata başlayınca , REIS'inde izniyle DAVUL tekrar ritm
vurmaya başlıyor..Boşluk içinde tiz bir SES , Çığlık oluyor...
"CIM BOM BOM...CIM BOM BOM ...Saldır Saldır..CIMBOM BOM..."
STADTA duyulan bu yegane SES hem Tribün'ün homurtularını kesiyor,
hem de inaçları tazeliyor...Top taca , auta gidiyor, hatalı paslar oluyor
ama TEMPO hiç değişmiyor...
Tam tersi , inatla giderek eriyen zamana meydan okurcasına ,
kadere İSYAN edercesine , yükseldikçe yükseliyor..
Çok az kişinin yaptığı bu ayin tarzındaki SESİN inanılmaz
bir etkileyiciliği var..
Tribündeki herkes bunun farkında , futbolcularda kıpırdanma var ,
rahatsız olan İTALYANLAR bu çığlıktan...
Ritm tek bir davulla Erdal'dan geliyor , ama O da giderek arttırıyor
gücünü davulun... Tezahürata katılan 15 kişide bir farkındalık ,
korkunç bir inanç birliği oluşmuş, tek vücüt gibi birleşik hareket ediyor...
Set üstündeki tayfada katılıyor olaya...
Kabus gibi bırakmıyoruz peşini tezahüratın...
Sonunda bitime 5 dakika kala HAKAN ŞÜKÜR golü atıyor...
Yer yerinden oynuyor...Durum 2-2...
Az evvel , minderden poposunu kaldırmayanlarda bir sevinç var ki ,
sormayın gitsin...O hengamede Amca'yı arıyor gözlerim ,
bakıyor göremiyorum...Amcam kaybolmuş ...
Golün etkisiyle , bize katılanların , bizle bağıranların
sayısı gittikçe artıyor , şimdi o coşkuyla 10 katı bir kalabalık
bize eşlik ediyor...İstediğimiz baskıyı koyuyoruz sahaya...
Ve bazılarına göre bir "MUCİZE "gerçekleşiyor...
Maçın son dakikasında bir PENALTI kazanıyoruz...
ÜMİT DAVALA topun başına geliyor , Abbiati 'yide MILAN'ıda mağlup eden
3.'üncü golü atıp , bize doğru KAPALI'ya doğru koşuyor...
SARI-KIRMIZI bir insan seli , üstümüzden akıyor adeta ,
herkes bir yerlerini parçalayıp , kendini boşluğa bırakıyor ,
bu kıyameti andıran dalga bize vurduktan yaklaşık 10 saniye sonra
O 15 Kişiye avazım çıktığım kadar bağırıyorum...
"ÇÖKÜN benimle bağıran herkes ÇÖKSÜN.."
Bana bakıp anlamıyorlar dediğimi , belki gürültüden ,
belkide anlamsızlığından , o nedenle bazılarını kolundan tutup kendimle
beraber dizüstü çökmesini sağlıyorum... İkince kez " ÇÖK.."
dediğimde O bağıran 15 kişide birbirine bakarak çöküyor, insanlar hala
üstümüzden atlarken , biz birbirimizi kollarından tutarak , orda eğilip
kolkola çökmüş tek grup olarak , aralarında bulunuyoruz...
Öyle bir tezat ki , bu ZAFERDE
en çok kendine pay çıkartacak insanlar ,
yüreğinin sesinin ,damarındaki kanın ,
beynindeki adrenalinin aksine , hiç bir şey yapmamış gibi oturuyor ,
az evvel dalga geçenlerse üstlerinde zıplayıp , Olayı sahipleniyor...
Bizim gençlerin içinden biri dayanamıyor..
"Ağabey biz niye çökuyoruz , anlamadım...???"
Cevabım gecikmiyor..
"Oğlum Çökün ki ...ARANIZDAKİ FARK belli olsun..."
Kısa bir sessizlik...Gençler şaşkın...
O Çocuk kolunu sıvayıp diken diken olmuş tüylerini gösteriyor...
Gözlerde anlatılmaz bir ifade...
O sıra maç bitmiş , halaylar çekiliyor , Tribünlerde hep bir ağızdan ,
Zafer şarkıları söyleniyor , herkes hopluyor , zıplıyor ,coşuyor...
Biz suskun , sakin ve mağrur.....
"Şimdi maçta susanlar bağırsınlar , Caddeye , Bebeğe gidip ,
karılarla kızlarla ,dattiri dat dat korna çalıp, sabaha dek ,
eğlenip bunun sefasını sürsünler...
SİZSE eve gidip , kimseyle konuşmayın, sıcak bir çorba için ve yatın...
SİZE yemin ediyorum hayatınızın en güzel ve huzurlu uykusunu bu gece
uyuyacaksınız...
Yaptıklarınızı sizler ve ALLAH biliyor...
Zaten...Gerisi boş...
Çıkarken diyorlar ki...
"Ağabey hayatımızda hiç bir şey öğrenmediysek , şu an çok şey
öğrendik..Ömürboyu unutmayacağız..SAĞOL

------------------------------------------------------------------------


BEN GALATASARAY
----------------------------------
Hayat varsa ben varım...
Ölüm varsa ben yokum...
Ama Sen gelemezsin yanımda...
O yüzden ayrılmak tek taraflı SENDEN...
Çünkü SEN hep varolacaksın...

Üzülme, milyonlarca BEN seninle paylaşmaya
devam edecek yaşamı...
İçtiğim SU ...
Soluduğum HAVA'sın...
Geceleri en güzel rüyam...
Sabahleyin doğan GÜNEŞİM'sin...
Bazen hüzün , genelde hep neşesin...
Çılgın sevinçler , tarifsiz kedersin...
Tatlı bir yorgunluk , huzur veren bir Denizsin...
Yüreğimdeki kıpırtı , kulağımdaki Sessin...
Şarkıdaki bir sözde , milyonlarca gönülde ,
Boğazımdaki düğümde , akan gözyaşımda SEN saklısın...
Hayata dair ne varsa Sensin...
Ben GALATASARAY , SEN bensin...
Hani sinirlenirim ya bazen sana değildir ,
kendime kızarım , anama kızarım , babama kızarım ,
oğluma kızarım ama Sana asla...
Beraber büyüsekte , Çocukluk işte...
Yaşım kaç olursa olsun sana bir şey olacak diye korkuyorum...
ASLA kimse bir şey yapamaz biliyorum ...
Ama dedim ya dayanamıyorum...Sana kötü davranıldığında...
Öfkem de büyük oluyor..
Hastalandığımda Şifam...
Karagünlerde Umudumsun...
Her derdime Deva oldun...
Doğumdan , Ölüme...Hep SEN varsın..
Ne yapsam az geliyor uğruna...

Birde ...

Severken ayrılmak koyarmış ya her İnsana...
Onu bilmek hırçınlaştırıyor beni...
Ansızın yokolursam bir gün..
Ne olur küsme sakın ...
Senden koptuğumda ,
SARI- KIRMIZI bir kefen yeter bana...
Ararsan beni gökyüzüne bir bak...
YILDIZ olurum belki...

Samanyolunda seni sevenlerin arasında...


SENİ SEVMEYEN ÖLSÜN GALATASARAY...
------------------------------------------------------------------------------------------

bitmez sana taraftarın sevgisi
1asırdır aşkımızınhikayesi
sadece sana baglıyız yalandır gerisi
aşıgız,doyamıyoruz CİMBOM'um sana

1905'de dünya düzeni kuruldu
CİMBOM'um bir güneş gibi dogdu
mazimiz tarihimiz başarılarla dolu
aşıgız,doyamıyoruz CİMBOM'um sana

yemin ettik biz dönmeyiz bu yoldan
senden geçemeyiz geçeriz bu candan
uefa,süper kupayı tekdir kaldıran
aşıgız,doyamıyoruz CİMBOM'um sana

100.yılda bütün kupaları al bizim için
taraftar canını verecektir sizin için
forma için,renkler için,bizim için,türkiye için
aşıgız,doyamıyoruz CİMBOM'um sana

yüzyıldır senden başkasını sevmedik
bu renklerden başkasına gönül vermedik
taparcasına sevdik biz,bir anda terketmedik
aşıgız,doyamıyoruz CİMBOM'um sana

yeri geldi şampiyon olamasanda
bu taraftar canı gönülden baglıdır sana
türkün adını sen duyurdun dünyaya
aşıgız,doyamıyoruz CİMBOM'um sana

yüzyıllık şanımız başarılarla dolu
senin aşkından gelir bu sevgi yolu
ilerliyoruz en büyük hedefe dogru
aşıgız,doyamıyoruz CİMBOM'um sana

daglar duvar olsada geliriz sana
yollar çamurlu olsada koşarız sana
taraftar vefalı yanındayız her anında
aşıgız,doyamıyoruz CİMBOM'um sana

yüzyıllık çınar,bir tarih bir destan
avrupada ismini altın harflerle yazdıran
daima yanında,hep olacak ultrAslan
aşıgız,doyamıyoruz CİMBOM'um sana

sevdan kor olur yakar yüregimizi
sarı ile kırmızı ayrılamazki
bu sevdayı yaşamayanlar bilemezki
aşıgız,doyamıyoruz CİMBOM'um sana

yüzyıldır beraberdik,yine yanındayız
bütün kupaları tek tek alacagız
GALATASARAY fada olsun sana canımız
aşıgız,doyamıyoruz CİMBOM'um sana
------------------------------------------------------------------------

bitmez sana taraftarın sevgisi
1asırdır aşkımızınhikayesi
sadece sana baglıyız yalandır gerisi
aşıgız,doyamıyoruz CİMBOM'um sana

1905'de dünya düzeni kuruldu
CİMBOM'um bir güneş gibi dogdu
mazimiz tarihimiz başarılarla dolu
aşıgız,doyamıyoruz CİMBOM'um sana

yemin ettik biz dönmeyiz bu yoldan
senden geçemeyiz geçeriz bu candan
uefa,süper kupayı tekdir kaldıran
aşıgız,doyamıyoruz CİMBOM'um sana

100.yılda bütün kupaları al bizim için
taraftar canını verecektir sizin için
forma için,renkler için,bizim için,türkiye için
aşıgız,doyamıyoruz CİMBOM'um sana

yüzyıldır senden başkasını sevmedik
bu renklerden başkasına gönül vermedik
taparcasına sevdik biz,bir anda terketmedik
aşıgız,doyamıyoruz CİMBOM'um sana

yeri geldi şampiyon olamasanda
bu taraftar canı gönülden baglıdır sana
türkün adını sen duyurdun dünyaya
aşıgız,doyamıyoruz CİMBOM'um sana

yüzyıllık şanımız başarılarla dolu
senin aşkından gelir bu sevgi yolu
ilerliyoruz en büyük hedefe dogru
aşıgız,doyamıyoruz CİMBOM'um sana

daglar duvar olsada geliriz sana
yollar çamurlu olsada koşarız sana
taraftar vefalı yanındayız her anında
aşıgız,doyamıyoruz CİMBOM'um sana

yüzyıllık çınar,bir tarih bir destan
avrupada ismini altın harflerle yazdıran
daima yanında,hep olacak ultrAslan
aşıgız,doyamıyoruz CİMBOM'um sana

sevdan kor olur yakar yüregimizi
sarı ile kırmızı ayrılamazki
bu sevdayı yaşamayanlar bilemezki
aşıgız,doyamıyoruz CİMBOM'um sana

yüzyıldır beraberdik,yine yanındayız
bütün kupaları tek tek alacagız
GALATASARAY fada olsun sana canımız
aşıgız,doyamıyoruz CİMBOM'um sana
-----------------------------------------------------------------------
ben galatasaray'lıyım
gururluyum onurluyum
ben seninle mutluyum
ben sana vefalıyım
ben seni çok seviyorum
ben sana sevdalıyım
çünkü ben galatasaray'lıyım

fani dünyadaki tek varlığım
ne para ne mülk nede araba
ben vurulmuşum yalnızca sana
anılıyorsun destanlarınla
tapıyorum renklerine kutsal formana
çünkü ben galatasaray'lıyım

ben sana vefalıyım
yenilsende bazı bazı
ERHAN'ın buna hep razı
sefanı sürdüm bilirim cefayı
sen iste yeter yakarımbu dünyayı
çünkü ben galatasaray'lıyım

ben seninle yaşarım
şarkılarını çalar onları dinlerim
posterlerine bakar hayaline girerim
sana karşı öyle yücedirki sevğim
bu canı hiç düşünmeden sdana veririm
çünkü ben galatasaray'lıyım

ben seninle her şeye varım
mahşere kadar hep yanındayım
her şeyimle seninimseninolacağım
dünden buğüne yarınım
feda olsun sana bu varlığım
çünkü ben galatasaray'lıyım

sensin benim bucağım
evim barkım olmasada
seninle birlikteyim yeter bana
erkek sözüdür desteğim sana
seninle daha mutlu yarınlara
çünkü ben galatasaray'lıyım

ben sana sevdalıyım
hiç bir kızı sevmedim
sana taptıgım kadar
mumla arasan bulamazsın
benim gibi taraftar
çünkü ben galatasaray'lıyım

sensin umudum yarınım
işim gücümyok serseriyim
alemde delikanlıyım ama efendiyim
bir canım var sdana verebileceğim
ölsem bile mezarda dahi seni seveceğim
çünkü ben galatasaray'lıyım

en büyük hayalim
ALİSAMİYEN'i görebilmek
cehennemin atmosferini hissedebilmek
fenerbahceyi çimlere gömebilmek
istiyorum kupaları kaldırabilmek
çünkü ben galatasaray'lıyım
----------------------------------------------

milyonların kalbi senin için atar
şampiyonumuz,gururumuzsun GALATASARAY
kalbimizde yalnız GALATASARAY yatar
şampiyonumuz,gururumuzsun GALATASARAY

ALİSAMİYEN'dir kurucumuz
senin sevgin bizde ölümsüz
tek taraflı sevdik seni karşılıksız
şampiyonumuz,gururumuzsun GALATASARAY

taraftarı zırhlı bir asker
şampiyonluktan başka ne ister
adımız şanımız bizlere yeter
şampiyonumuz,gururumuzsun GALATASARAY

ultrAslan'dır taraftar grubu
atkıdır,bayraktır uguru
seni sevmektir tek kanunu
şampiyonumuz,gururumuzsun GALATASARAY

mazin dolu şeref ve şan
zaten budur sana yakışan
ultrAslan'dır hep seninle coşan
şampiyonumuz,gururumuzsun GALATASARAY

fethet yürekeri,çal bütün kalpleri
mutlu et bütün sevgilileri
unutmaz bu taraftar sizleri
şampiyonumuz,gururumuzsun GALATASARAY

taraftar gönülden seviyor seni
deplasman AMİYEN hiç farketmedi
her zman yanındayız,takip ettik gölğeni
şampiyonumuz,gururumuzsun GALATASARAY

hayatmış yaşammış hepsi unutulur
ultraslan hep sevgnden yorulur
tüm avrupa karşımızda selam durur
şampiyonumuz,gururumuzsun GALATASARAY

şampiyonluklarla coştur bizleri
muhteşem taraftar destekliyor sizleri
göster büyüklüğünü alkışlasınlar bizleri
şampiyonumuz,gururumuzsun GALATASARAY

damarımı kessen sen varsın kanımda
akar kanlarım sarı ile kırmızınla
senle ağlar gülerim,senle yaşarım hayatda
şampiyonumuz,gururumuzsun GALATASARAY

ALİSAMİYEN'n eseridir bu
yüzyıldır takip ettik biz bu yolu
şampiyonlukla biter her finalin sonu
şampiyonumuz,gururumuzsun GALATASARAY

dünyada bir seni sevmişiz gerisi yalan
sensin bizleri peşinden koşturan
canı yürekten seiyoruz buna inan
şampiyonumuz,gururumuzsun GALATASARAY

---------------------------------------------------------


AVRUPA FATİHİ

kurucumuz ALİSAMİYEN her zaman bizimle
hiç bitmeyecek sevgisi gönüllerde
onunla yükselmiş CİMBOM'um zirvelere
AVRUPA FATİHİ olacak daimayükseklerde

1905'deyükselmiştir onun sesi
o var olduktan sonra,yalan olmuş gerisi
sayılamaz derecede kupalarının serisi
AVRUPA FATİHİ o,yeter bir kükremesi

öyle güzel öyle geniştirki mazisi
çeşit çeşit kupalarla doludur müzesi
taraftarı canını koymuş hazırdır bedeni
çünkü onun adı AVRUPA FATİHİ

bizim sevgimiz tek taraflı,karşılık beklemeyiz
CİMBOM aşkı için malı mülkü feda ederiz
biz biriz,biz biziz,biz bize yeteriz
AVRUPA FATİHİ için canımızı veririz

her bir taraftar canını koyar ortaya
canını al ama,GALATASARAY'ına dokunma
şanlı CİMBOM ününü almış,nice maçlarda
AVRUPA FATİHİ şanı,yakışıyor ona

her kupada ayrı ayrı savaş vermiştir
her türlü zorluklara,göğüs germiştir
milan olmuş,madrid olmuş farketmez
AVRUPA FATİHİ hiç bir zaman affetmez

taraftar grubunun ismi ultrAslan
bağdat'da oynasın, bağdat'a varan
felsefesi bellidir, rakibi boğan
AVRUPA FATİHİ şanı yakışıyor sana ASLAN

sarı kırmızı renkleri oldu şarkımız
destanlarla doludur her bucağımız
arşa kadar yükselmiş,şanlı bayrağımız
AVRUPA FATİHİ'ni canı yürekten alkışlamalıyız...

---------------------------------------------------

SENİN İÇİN)
sevdik biz ölümüne sana taparcasına
damardaki kanlar akarcasına
şu dünya cehennem olurcasına
seviyoruz CİMBOM'um sırf senin için

maçların trabzonda ta fizanda
önümüze barikatlar kurulsada
maç biletleri pahalı olsada
geliyoruz CİMBOM'um sırf senin için

hiç oturmadan çıplak betonda
atkılar sallanır bayraklar havada
bazen maplubiyetlerin olsada
destekliyoruz CİMBOM'um sırf senin için

uefayı aldın sevindirdin halkı
sen yücelttin bu vatanı
almak için şampiyonlar liği kupasını
bekliyoruz CİMBOM'um sırf senin için

bazen yensek bazen yenilsekte
bazen sevinsek bazen üzülsekte
uefa ve süper kupayı aldın diye
alkışlıyoruz CİMBOM'um sırf senin için

her maçın eziyet ayrı bir çile
yinede geliyoruz sizlere
muhteşem mabedin cehennemde
yanıyoruz CİMBOM'um sırf senin için

kimseyi sevmedik senden başka
yok cehennem SAMİYEN'den başka
ultrAslan olarak bu büyük aşka
tapıyoruz CİMBOM'um sırf senin için

hiç farketmez SAMİYEN deplasman
yanındadır hep senin ultrAslan
sözümüz var tanrıya şampiyon olmadan
ölmüyoruz CİMBOM'um sırf senin için

------------------------------------------------------
ALİSAMİYEN
her anımızda her maçımızda
futbolcularınla imparatorlarınla
yüce başkanınıla ultrAslan'ınla
biz bir bütünüz AliSamiYen

rakiplere cehennemi tatıtran
stadı atmosferiyle ballandıran
CİMBOM'u avrupada şahlandıran
biz bir bütünüz AliSamiYen

türkiye bilmesede kıymetimizi
nice takımlar devirdik avrupa devlerini
her maçta gelin gibi süslerdik seni
biz bir bütünüz AliSamiYen

müzemizde kupalar üstüne kupalar
üst üste oluşur bütün yıldızlar
yıllardır dostdur sana ultrAslan'lar
biz bir bütünüz AliSamiYen

hani biz pınar başı çekerken
hani biz yeri göğü inletirken
hani biz dolmabahçede yürürken
biz bir bütünüz AliSamiYen

sdata girildiğinde,bagırır tüm taraftarlar
hep yan yana,tek yürektir ultrAslan'lar
sdatın her bir yanına,asılır bütün bayraklar
biz bir bütünüz AliSamiYen

yoktur alemde,bu cehennemi görmeyen
yoktur alemde,bu atmosferi hissetmeyen
yoktur alemde,büyüklüğümüzü bilmeyen
biz bir bütünüz AliSamiYen

yaşımız yüz,yolun yarısı eder
ASLAN'lar gibi,çağımızda cevher
biz kralız,krallar önde gider
biz bir bütünüz AliSamiYen


--------------------------------------------------

SENİ BEN
sen güllerden de güzelsin
koklamakla tükenmezsin
ey CİMBOM'um neredesin
arıyorum seni ben

aşk yarası acıdır acı
yoktur bunun bir ilacı
ne feneri nede kartalı
özlüyorum seni ben

bu taraftar hep el ele
dönüşür bir anda cehenneme
buluşmak için SAMİYEN'e
bekliyorum seni ben

yüce kurucumuz ALİSAMİYEN'le
tarih yazan zaferlerinle
sarı kırmızı renginle
seviyorum seni ben


----------------------------------------------
yagmurlu havada karda çamurda
en zor deplasman anında
ekmegimiz suyumuz olmasada
vefalıktır ultrAslan olmak

4 sene üst üste şampiyon olmak
3.yıldızı göğsümüze takmak
uefa süper kupayı kaldırmak
ayrıcalıktır ultrAslan olmak

bayrağımızı aldık emanetle
yürüyoruz yüce sevginle
sevgimizi nesilden nesile
taşımaktır ultrAslan olmak

ne genç fenerliler nede çarşı
kim görmüşki böyle bir aşkı
CİMBOM'un rakiplerine karşı
savaşmaktır ultrAslan olmak

avrupa karşımızda selam durur
yıkılmaz bu taraftar hep dik yürür
aşkından cehennemde cayır cayır
yanmaktır ultrAslan olmak

seninle doğmuş seninle büyümüş
dertlerine kanat germiş
senin sevginle yücelmiş
varolmaktır ultrAslan olmak

avrupada ve türkiyede
hedefe doğru rakiplerimizle
bayrağı dikmek için ebn yükseklere
yarışmaktır ultrAslan olmak

3.yıldızı takabilmeyi
avrupada destanlar yazabilmeyi
bütün kalpleri fethedebilmeyi
başarmaktır ultrAslan olmak

aşkın sevğinin yolu
senle biter bu hayatın sonu
hayatı CİMBOM sevgisiyle dolu dolu
yaşamaktır ultrAslan olmak


----------------------------------------------------------------
bir ömür boyu sürsede
ben seni sevdim daima sevecegim
kör olsa gözlerim görmesede
ben seni sevdim daima sevecegim

ALİSAMYEN'in izinden yürüdüm
bu yaşıma kadar sevginle büyüdüm
seninle olsun benim ölümüm
ben seni sevdim daima sevecegim

her maçına gelemesemde
sonsuz destegimi veremesemde
canımı önüne seremesemde
ben seni sevdim daima sevecegim

geldi çattı 100.yıl
sen hep destanlarınla anıl
zirvede olup avrupaya katıl
ben seni sevdim daima sevecegim

genillikle yendin bazen yenildin
hiçde önemi yok sen hep sevildin
uefa kupasını bizlere hediye ettin
ben seni sevdim daima sevecegim

100.yıllık tarihte kimler geldi kimler geçti
hepside bişrer yıldız efsanelerdi
fethettiler bütün kalpleri
ben seni sevdim daima sevecegim

sen sahaya çıkınca taraftar coşuyor
pankratlar açılıyor,bayraklar sallanıyor
ALİSAMİYEN cehennemlikjgine bürünüyor
ben seni sevdim daima sevecegim

bu alemin kralısın GALATASARAY
mazinde uefa süper kupa var
üst üste oluşur bütün yıldızlar
ben seni sevdim daima sevecegim

her gece mutlaka düşlerim seni
düşünür hayalini özlerim seni
bendeki platonik aşk seviyorum seni
ben seni sevdim daima sevecegim

soluduğum hava nefesim sensin
dünyadaki tek varlığım her şeyimsin
aşkım dobra dobra alemde teksin
ben seni sevdim daima sevecegim

--------------------------------------------------------
--->GALATASARAY<---

Sen benim burda olupta
Seni destekledigimi bilmesende
Hissediyorsundur elbette
Sana olan tutkumu

Bir sevdadir bu
Sozlerle aciklanamayan
Bir asktir bu
Sirf mazide kalmayan
Ama herzaman varolan
ve kalbimde kalici bir yeri olan

Senin gibi bir takimin
Taraftari olmaktan gurur duyuyorum
Herzaman orda olmasamda
Ben ginede seninleyim
Yaninda olmasamda

Cunku sen benim herseyimsin
Gozlerin icinde okunamayan
Sadece herzaman hissedilen

Sen bu dunyada her zaman tek ve ozelsin
benim kalbimde

CUNKU SEN BIR EFSANESIN

CUNKU SEN SANI BUYUK GALATASARAYSIN



-----------------------------------------------------------------------------

--->ALI SAMI YEN<---
Simdi senin taslarini
birer birer yiksalarda
sen bizim kalbimizde bir mabed'sin

Ne efsanler geldi geti
senin o guzel cimlerinin ustunden

ne huzunlu
ne sevincli
anlar yasandi o soguk koltuklarinda
kisin en soguk aninda
olsa bile
yada yazin en sicak zamaninda
biz genede oturduk
Gerci bazen heycandan
Yerimizden hopladik zipladik
ama
Seni hic bir zaman kirmadik
Taki o son maca kadar

Ozur dileriz ama neyapalim
Kusurumuza bakma
Kalbimizde olsan bile
Genede bir ani istedik evimizde

Bir mabedsi,
unutmadik, unutamadik, unutmayacagiz

Simdilik elveda ama unutmaki elbette birgun geri donecegiz
ve o guzel anlari yeniden yasayacagiz
Cunku bizler sensiz yapamayiz

------------------------------------------------------
sarıkırmızı akar kanımız
fedaolsun sana canımız
seninle geçiyor hayatımız
çünkü bizler ultraslan'ız

ölümsüz başkanımız ALİ SAMİ YEN
CİMBOM'un bizlere hediyen
çatışmalarda canlar veren
çünkü bizler ultraslan'ız

1905'de doğdu bir efsane
adını altın harflerle yazdı tarihe
hep yanındayız dünden bugüne
çünkü bizler ultraslan'ız

yaşasın yüzüncü yılımızdayız
bütün kupaları kaldıracagız
ölene kadar hep yanındayız
çünkü bizler ultraslan'ız

ömrümüz geçiyor deplasman yollarında
bazen güneşli,bazen karlı havalarda
bu taraftar her zaman yanında
çünkü bizler ultraslan'ız

koşulsuz destek veriyoruz
her maçına geliyoruz
inan ölesiye seviyoruz
çünkü bizler ultraslan'ız

küfür nedir bilmeyiz
edenide sevmeyiz
centilmenlikten ödün vermeyiz
çünkü bizler ultraslan'ız

şampiyonluk hakkımız bizim olacak
cesur kaptanımız kupayı kaldıracak
bu taraftar hep yanında olacak
çünkü bizler ultraslan'ız

SAMİYEN'nin kapalısında
bütün taraftar omuz omuza
destegimiz sonzuzdur sana
çünkü bizler ultraslan'ız

alnımız açık başımız dik
yalnız sana gönül verdik
ugruna canlar feda ettik
çünkü bizler ultraslan'ız
Sefiller06 çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 06-04-06, 13:55   #2
Aşığım Sana Galatasaray
 
Giriş Tarihi: 17-03-2006
Yer: Ankara/Yenimahalle/Demetevler Takım:Galatasaray
Mesajlar: 1,400
Rep Puanı: 13846361
Sefiller06 Rütbe: Artı 3Sefiller06 Rütbe: Artı 3Sefiller06 Rütbe: Artı 3Sefiller06 Rütbe: Artı 3Sefiller06 Rütbe: Artı 3Sefiller06 Rütbe: Artı 3Sefiller06 Rütbe: Artı 3Sefiller06 Rütbe: Artı 3Sefiller06 Rütbe: Artı 3Sefiller06 Rütbe: Artı 3Sefiller06 Rütbe: Artı 3
Rep Gücü: 138525
Varsayılan Cvp: ***** Gs Edebİyati*****


kalesinde devleşti panter oldu mondragon
taraftarından aldıgı yıldız notu on
fener forvetlerini tam anlamıyla durdurdu
unutmaz tarih (5-1)lik skoru

defansımız çelik vermedi geçit
hakan şükür acı vurdu fenerin kalesine kilkit
yedi forvetle geldiler geçemediler mondragonu
unutmaz tarih (5-1)lik skoru

song,tomas,ergün,orhan
fenerin forvetlerini durduran
hakan şükür'ün son golü şampiyonluk turuydu
unutmaz tarih (5-1)lik skoru

taraftarın gönlünü çalan ribery
oda gerçek galatasaray'lı,taraftara sevgili
orta sahaya beyin gibi futbolcu
unutmaz tarih (5-1)lik skoru

milyonlarca insanın gözü derbideydi
taraftarların yanısıra yüzlerce gazeteci
bırakın avrupayı dünya izliyordu
unutmaz tarih (5-1)lik skoru

cesur kaptanımız kupayı kaldırdı
milyonlarca taraftar hep ayaktaydı
dakikalarca alkışladık biz CİMBOM'u
unutmaz tarih (5-1)lik skoru

bir sene boyunca emek verdik
kupayı yalnızca biz hakettik
şampiyonlukla bitti bu finalün sunu
unutmaz tarih (5-1)lik skoru

gerçekleri tarih,tarihide yazan hep galatasaray
sayısı az olsada muhteşemdi taraftar
taraftarın gönlünden geçen skor buydu
unutmaz tarih (5-1)lik skoru

biz galibiyeti kutlarken
zafer turları atarken
fenerbahçe taraftarları uyuyordu
unutmaz tarih (5-1)lik skoru

böyle skora can kurban
fener oldu darmadağan
tüm GALATASARAY taraftarı mutluydu
unutmaz tarih (5-1)lik skoru

bu skora taraftar kendinden geçti
bayragını kapan sokakları inletti
tüm yurtda ayrı bir sevinç ayrı bir coşku
unutmaz tarih (5-1)lik skoru

sahada 11 yürek 11 aslan
90 dakika pres,hiç durmadan savaşan
öyle bir oynadık ki,fenerin aklı durdu
unutmaz tarih (5-1)lik skoru

fenerliler CİMBOM'u görünce bakakaldılar
yerlerine oturup kalkamadılar
taraftarın hepsi sessizce aglıyordu
unutmaz tarih (5-1)lik skoru

panter panter dediler,rezil oldu rüştü
bu maçın sonunda,maskesi yüzünden düştü
taraftarı ona lanet kusuyordu
unutmaz tarih (5-1)lik skoru

22 senedir hasretiz kupayı alacagız dediniz
90 dakika sonunda,madara olup evinize gittiniz
bak fener şu haline,şimdi sana ne oldu
unutmaz tarih (5-1)lik skoru

muhteşem taraftar coşkusu ile
ribery,hakan şükür,necati ile
CİMBOM türkiye kupası şampiyonu
unutmaz tarih (5-1)lik skoru

sen artık bir 22 sene daha beklersin
onlarca yıldız daha getirirsin
iyice ögerde gel sen bu futbolu
unutmaz tarih (5-1)lik skoru

kupayı 14 sene biz kazandık
tabzona bile 2 fark attık
ne yapalım bu CİMBOM'un huyu
unutmaz tarih (5-1)lik skoru
Sefiller06 çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 06-04-06, 13:57   #3
Aşığım Sana Galatasaray
 
Giriş Tarihi: 17-03-2006
Yer: Ankara/Yenimahalle/Demetevler Takım:Galatasaray
Mesajlar: 1,400
Rep Puanı: 13846361
Sefiller06 Rütbe: Artı 3Sefiller06 Rütbe: Artı 3Sefiller06 Rütbe: Artı 3Sefiller06 Rütbe: Artı 3Sefiller06 Rütbe: Artı 3Sefiller06 Rütbe: Artı 3Sefiller06 Rütbe: Artı 3Sefiller06 Rütbe: Artı 3Sefiller06 Rütbe: Artı 3Sefiller06 Rütbe: Artı 3Sefiller06 Rütbe: Artı 3
Rep Gücü: 138525
Varsayılan Cvp: ***** Gs Edebİyati*****


canım kurban olsun senin yoluna
bu kalpler tek yürek senin ugruna
koşacagız adım adım şampiyonluga
bu canlar cimboma canan olur

geldi yine şampiyonluk mevsimi
tüm dümya duysun sesimizi
ölene kadar sürdürecegiz sevgimizi
bu canlar cimboma canan olur

bilinir şampiyonlugun yolları
taraftarı onun kulları
büyüktür avrupa aslanları
bu canlar cimboma canan olur

ultrAslan adana biz hep seninleyiz
fizanda oynasın oraya gideriz
her maçta sana destek veririz
bu canlar cimboma canan olur

aşkın baki gönlümüzde
nola görsekki ömrümüzde
senin sevgin kalbimizde
bu canlar cimboma canan olur

aslanım saldırır akın akın
aklında hep zafer vardır galatasaray'ın
sana feda olsub bu canım
bu canlar cimboma canan olur

aslanım 4 sene üst üste şampiyon oldu
türkiyenin ve avrupanın kralı oldu
samiyen senin sevginle doldu
bu canlar cimboma canan olur

arif ,ile hasan mondragonda
sevdasın gönüllerde bu canda
şampiyonluk gününde kutlamalarda
bu canlar cimboma canan olur
Sefiller06 çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 06-04-06, 14:02   #4
Aşığım Sana Galatasaray
 
Giriş Tarihi: 17-03-2006
Yer: Ankara/Yenimahalle/Demetevler Takım:Galatasaray
Mesajlar: 1,400
Rep Puanı: 13846361
Sefiller06 Rütbe: Artı 3Sefiller06 Rütbe: Artı 3Sefiller06 Rütbe: Artı 3Sefiller06 Rütbe: Artı 3Sefiller06 Rütbe: Artı 3Sefiller06 Rütbe: Artı 3Sefiller06 Rütbe: Artı 3Sefiller06 Rütbe: Artı 3Sefiller06 Rütbe: Artı 3Sefiller06 Rütbe: Artı 3Sefiller06 Rütbe: Artı 3
Rep Gücü: 138525
Varsayılan Cvp: ***** Gs Edebİyati*****


Cehennemİn Atlilari Gelİyor....


Hadi Artık Doldurun Şu Cehennemi
Rakiplerin Dizleri Titresin
Slogonlar Devleşsin
Çoşalım şu fb Maçında
Gösterelim Nankör Taraftar Kimmiş
Nefesimiz Bitene Kadar
Ateşimiz Sönene Kadar
Çılgınlar gibi Aşıklar gibi
Hadi Uyan gsforumtr taraftarı
Haykırışın Kadıköyden Duyulsun
Ölene Kadar Sürer Bu Aşk
Sakın Vazgeçme Sadece Destekle
Burası Ali Samiyen Cehennemi
YANMAYA HAZIR OLUN
Sefiller06 çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 06-04-06, 14:05   #5
Aşığım Sana Galatasaray
 
Giriş Tarihi: 17-03-2006
Yer: Ankara/Yenimahalle/Demetevler Takım:Galatasaray
Mesajlar: 1,400
Rep Puanı: 13846361
Sefiller06 Rütbe: Artı 3Sefiller06 Rütbe: Artı 3Sefiller06 Rütbe: Artı 3Sefiller06 Rütbe: Artı 3Sefiller06 Rütbe: Artı 3Sefiller06 Rütbe: Artı 3Sefiller06 Rütbe: Artı 3Sefiller06 Rütbe: Artı 3Sefiller06 Rütbe: Artı 3Sefiller06 Rütbe: Artı 3Sefiller06 Rütbe: Artı 3
Rep Gücü: 138525
Varsayılan Cvp: ***** Gs Edebİyati*****

1905 De DoĞdu AŞkimiz

Bazi bazi yaralandik, stadlarda tartaklandik
Her cefayi cektik ama seni yanliz birakmadik
Birakmadik cimbom birakmadik
Yenilsende bazi bazi, taraftarin buna razi
Sen sampiyon olmasanda cekecegiz bu cefayi
Senin icin cimbom senin icin!!!


1905’de dogdu bu renkler
Taparcasina sevdi bu kalpler
Seni sevmekte cok hakliyiz biz
Cunku sapina kadar galatasarayliyiz biz!!!


Iste oldu
Herseyim oldu
1905’de cimbomum dogdu
Herzaman oldu en buyuk oldu
Sari kirmizi rengin
Vazgecilmez yeminim
Sana canim feda galatasaray


Gece yagmur ve soguk, Istanbul caddelerinde
Seslerimiz kisildi cimbom diye diye
Ne besiktas ne fener nede trabzon
Kalbimizde herzaman cimbom sampiyon !!!


1905’de dogdu askimiz
Sari kirmizi rengimiz
Cimbombom herseyimiz
Hic bir seye degismeyiz
Cunku galatasarayliyiz biz !!!


Sampiyon galatasarayim
Ne istersen iste benden
istersen donatalim dort bir yani bayraklarla
istersen cinlatalim dort bir yani tezahuratlarla
istersen eylenelim davullarla zurnalarla

cimbombomum sen cok yasa
canim feda olsun sana
hic birseye degisilmez
senin sevgin bu dunyada
Sefiller06 çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 02:24
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


(*) www.firmaniz.com Domain, Alan adı tescili sadece 11,95 TL!
Bir başkası almadan hemen alan adınızı tescil ettirin...
(*) SiteBAZ ile Web tasarımı sadece 5,95 TL!
Birkaç dakikada web sitenizi kurup, hemen yeni müşteriler kazanın!
www.ihs.com.tr

ForumTR Servisleri: ForumTR Video - ForumTR Haber - ForumTR Oyun - ForumTR Chat - ForumTR Mail - ForumTR IRC

Vize İşlemi | Haberler | Okul Arkadaşım

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir.
Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız sikayet@frmtr.com email adresine bildirebilirsiniz.
Dikkat: Bu site şikayet sitesi değildir, arızalı ürünleriniz ve diğer şikayetleriniz için bu email adresini kullanmayınız.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to abuse@frmtr.com


Search Engine Optimization by vBSEO

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562