|
|||||||
Spor Kategorisinde ve Galatasaray Forumunda Bulunan ***** Gs Edebİyati***** Konusunu Görüntülemektesiniz => Ben SANA Tutsak.. Ben SANA Mahkumum... Suçum:Seni sevmek ölesiye... Cezam :Müebbet seni asla bırakmam diye... Getirdiler beni Mapushanem SAMİYEN'e... Prangalarımın ...
![]() |
|
|
Konu Araçları |
|
|
#1 |
|
Aşığım Sana Galatasaray
![]() ![]() Giriş Tarihi: 17-03-2006
Yer: Ankara/Yenimahalle/Demetevler Takım:Galatasaray
Mesajlar: 1,400
Rep Puanı: 13846361
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Ben SANA Tutsak..
Ben SANA Mahkumum... Suçum:Seni sevmek ölesiye... Cezam :Müebbet seni asla bırakmam diye... Getirdiler beni Mapushanem SAMİYEN'e... Prangalarımın solu SARI , sağı KIRMIZI ... Kıramam , ayıramam ben ondan canımı... Hayatta bir Seni bildim olmadı ki Senden başkası... Yemeğim :Bir lokma ekmek , bir yudum Su... Fazla bile , bana CENNET ... Senin Arman , yeşil çimin kokusu... Tek başıma değilim , Volta atarken ... Bütün Sevda suçluları , yan yanayız bağırırken ... Benim gibi onbinlerin , çarpan yüreğinden , taşan Sır ortak .... Hepimizin zulasında aynı Atkı , aynı Bayrak... Bu çıkışı olmayan , Mapusun... En derin , en korunaklı yerinde... Ta Kalbimin içinde ... Dağlanmış bir şekilde... GALATASARAY yazıyor... Ben sana Mahkum , ben sana Tutsak... Sonunda...İdama gitsemde ... Hep aynı soru , hep aynı cevap... Sensizlik nedir...? İstemem yaşamak... -------------------------------------------------------------------------- O TARAFTAR... Öyle kolay değildir, herkesten , herşeyden farklı olmak... Kuru kalabalığın içinde farkedilmesi , doğuştandır... Öyle ucundan tutmaz SEVDANIN , Ya heptir , ya hiçtir... Bir kere tutuldumu döndüremez kimse onu yolundan... GALATASARAY dendi mi ne yol kalır aşılmadık , ne zor kalır yapılmadık .. Adı bile yeterlidir , dünyayı sarsmaya... Bazılarına göre , Tribün Yığın yığın eğlence , çekirdekli , minderli , İşine geldi mi Seyirci , İşine geldi mi Müşteri.. Hiç biri değildir..TARAFTARDIR O ... Dibine kadar Sevgili...Vazgeçmez bir Deli... Güzel hava, Moda renklerin peşinde değildir , Karakışın , Ayaz gecelerin bir sigaralık ateşindedir... Arayıp kimse sormaz ONU ama Rakipler sevdiğinin üstüne dalga dalga geldiğinde, bir tek O çıkar piyasaya , azınlıkta olsa , TEK başınada kalsa , deplasmanın en Kralında alayına karşı Siper olur CİMBOM'a... Kimsenin takmadığı , yaramaz adam , koyar farkını ortaya , onbinlere bedel Sevgisi , susturur Alayını , tek bir inanmışın Nefesi... Oynatır dağları yerinden , kimseye birşeyi YAR etmeden.. Öyle bir haykırır ki , bindirilmiş kıtalar , sadece seyreder , Onda ne SES kalır ne CİĞER ... Çin Ordusu gelse , çıkar önlerine , açar ATKISINI alayına İsyan ,gösterir duruşunu... Dimdik ...Yıkılmaz... Alayına , inadına , herşeye, herkese karşı durur O ... Ortaya canını koyar , Ona yine de ...Ya Hain derler ...Ya Sahtekar.. Tarihi O değiştirir , ama ne kıymeti bilinir ne de sevilir.. Kan ter içinde vazifesini yapanların tatmini ile , karşılıksız bir huzur içinde evine döner.. Maç biter , O unutulur giderken ... Zaferleri paylaşanlar , boyalı basının manşetlerinde , Yönetimler eğlencede , herkesin keyfi gıcırken O bilinmeyen bir köşede , yok sayılmanın hafifliğinde.. Bekler 3-5 nöbetlerinde.. Ta ki Aşkından yeni bir ÇAĞRI gelene kadar... "Sana İhtiyacım VAR..." Gelirim seninle Ölüme şanlı GALATASARAY... -------------------------------------------------------------------------- bize fiziği yanlış öğrettiler insan sesi uçak sesini bastıramaz dediler onlar alisamiyeni görmediler bize hayat bilgisini yanlış öğrettiler yerli malı,yurdum malı kullan dediler onlar george hagiyi görmediler bize matematiği yanlış öğrettiler kale direklerinin açısı 90 derecedir dediler haginin firikiklerinde 95 derece olduğunu görmediler bize müziği yanlış öğrettiler en zor olanı çok sesli korodur dediler onlar 27.000 galatasaraylıyı aynı anda görmediler bize edebibiyatı yanlış öğrettiler en güzel eserler aruzla yazılır dediler onlar galatasaray şiirlerini dinlemediler Bize Tek Bir Şeyi Doğru Öğrettiler; EN BÜYÜK GALATASARAY ,BAŞKA BÜYÜK YOK DEDİLER... -------------------------------------------------------------------------- taraftarın coşuyor samiyende üzüntünle sevincinle hep seninle sana karşı böyle ölesiye baglanmaz kimse bizden başkası bir gün içerde,bir gün deplasmanda ultrAslan ölene kadar hep yanında hwer an damarında,her kanında sevemez kimse bizden başkası :happy: bizimkisi alın teri,istemeyiz parayı parayla satın alıyorlar,ligi ve maçları ama uefa ve süper kupa kazanmayı başaramaz kimse bizden başkası :happy: başarıları yok,kıskanıyorlar bizi savaşmayada yetmiyor yürekleri bu alemde CİMBOM'lu olabilmeyi istemez kimse bizden başkası rakipleri birer birer devirdik,aldık kupayı avrupanın kralı olduk,yakaladık başarıyı aldıgımız uefa ve süper kupayı kazanamaz kimse bizden başkası :happy: kupalar şeref dolu,bu mazi uefa sıralamasında olduk birinci altın harflerle yazılan bu tarihi göremez kimse bizden başkası uefa kupasını,getirdik türkiyeye kupaqnın verdiği haklı gurur ile türkün adını en yükseklere çıkartamaz kimse bizden başkası :happy: hepimiz ölmek için,gelmedikmi dünyaya taparcasına baglıyız biz GALATASARAY'a şu canları sana karşı heba edemez kimse bizden başkası uefa kupasını hiç yenilmeden kazandık 3 yıldızı göğsümğze taktık bütün rekorları biz kırdık kıramaz kimse bizden başkası :happy: CİMBOM'umuz avrupanın kralı oldu uefa kupası müzemize kondu o nşerefi büyük mutluluğu bilemez kimse bizden başkası öyle seviyoruzki,ayrı bir sevği,ayrı bir şevkat zorluklara gögüs gereriz,açarız kanat sana açılan savaşlara karşı barikat olamaz kimse bizden başkası istersen varırız cehenneme gözümüz baglansa,dönmeyiz geriye ugruda ölüme göz göre göre gidemez kimse bizden başkası :happy: asaletli rengimiz sarı kırmızı hep yükseklere çıkartacağız bayrağımızı sayısızca yazılan destanları yazamaz kimse bizden başkası ispanya,almanya,italya ve ingiltere onlara inat ettik,en kral türkiye bu kadar avrupa devleriyle başedemez kimse bizden başkası :happy: her sene yenisini ekleriz destanlarına taraftar gurur duyuyor başarılarınla uefa kupasını kazandık ama alkışlamaz kimse bizden başkası her zaman dinleriz CİMBOM öyküsünü derinden hissediyoruz mabedin büyüsünü rakiplerin geldiğinde açıpta göğsünü geremez kimse bizden başkası her zaman kralsın,gönlümüzde efsane göğsümüz kabarıyor zaferlerinle bir uzun maratonda rakiplerinle savaşamaz kimse bizden başkası :happy: şampiyon olamasan bile bazı bazı mağlubiyetlerinde en zor kara gününde bile desteklemez kimse bizden başkası ultrAslan'lar kapalıda hep onlar vardır yanında bütün deplasman yollarına varamaz kimse bizden başkası :happy: gerek samiyende gerek deplasmanda maç öncesi maç sonrasında şu canları uğruna çatışmalarda veremez kimse bizden başkası sevginle eglenir coşar bu taraftar kafamız zom olmuş,dünya bize çakır aşkından cehennemde cayır cayır yanamaz kimse bizden başkası :happy: başlka takım sevdası ilgilendirmez bizi hiç bir şeye değişmeyiz senin sevğini ölmeden diri diri beyaz kefeni giyemez kimse bizden başkası jardel,şutuff,falko,kubilay'ı prekazi,popescu,erdal,tugay'ı taçsız kralımız,metin oktay'ı anamaz kimse bizden başkası canımız fedadır senin yoluna sarı kırmızı renğinle taraftar hayran sana bir takım sevdasına,aşk ugruna ölemez kimse bizden başkası -------------------------------------------------------------------------- Sarı-Kırmızılı renklere küçüktenberi hayrandım.Galatasaray İzmir'e geldiğinde okuldan kaçar, maça giderdim. Bence Galatasaraylılık din gibi, mezhep gibi yerleşmiş, köklü bir inançtır. Galatasaray'ı işte bunun için tercih eder ve Galatasaraylılığımla her zaman gurur duyarım." "Fenerbahçe 20 bin, Adalet bir yıl için 10 bin lira transfer ücreti teklif ederken, ben Galatasaray ile yıllığına 8 bin liraya anlaşma yağptığım gün mutluluktan uçuyordum..." "Sahaya çıkmadan önce Allah'a dua eder, sahaya en son çıkmayı uğur sayardım. Aut çizgisini geçerken daima sağ ayağımı atardım. Maça başlamadan önce arkadaşlarım kaleye şut atarken, ben dolanıp durur, oyun başlayıncaya kadar topa vurmazdım... Sakatlandığım zaman, secde ederek iki elim önde 'Allah'ım sen bacaklarımı koru' diye dua ederdim." "Galatasaray'ın alt yapısında 18 tane Metin vardı... Galatasaray'daki bu Metin'lerin sayısı bana söylendiğinde önce inanmamıştım. Futbol okulunun çeşitli kademelerinde bu Metin ismi dikkat çekmiş ve onları biraraya getirmişler. Sonra da bana haber verdiler, gittim hepsini kucakladım." "Fenerbahçe'ye attığım ağları yırtan golüm çok konuşulmuştu. Hikayesi ise şöyledir ; Fenerbahçe ile oynayacağımız her maçın havası ayrı olurdu. 1959 yılının 10 Haziran günü oynayacağımız Milli Lig'in ilk Final maçının önemi çok büyüktü. Futbol Federasyonu bu kritik maça Yugoslavya'dan hakem getirmişti. Tansiyon yüksekti. Maçtanbir gece önce Çınar otelde Yugoslav hakemin üç Fenerbahçeli yöneticiyle birlikte yemek yediği görülünce, İstanbul'da kıyamet koptu. Galatasaray Kulübünün telefonları ihbarlarla inliyordu: ' Maç Çınar Otel'de masa başında satıldı...Yugoslav hakem Fenerbahçe'yi galip getirmek için ne lazım gelirse yapacak!..' Bunun üzerine Galatasaray Kulübü hakemin değiştirilmesi için Federasyona başvurdu. Hakem şaşırmıştı. Ve ağlayıp sızlamaya başlamıştı. 'Ne olur Galatasaraylılar'a söyleyin böyle bir sebepten dolayı memleketime dönemem maçı namuslu bir şekilde yöneteceğim.' Yöneticilerimiz bir toplantı yaptı, hakemi kabul etti ve o Yugoslav hakemle iki takım maça çıktı. 10 Haziran 1959... Dolmabahçe Stadı yükünü almış, ezeli mücadeleyi bekliyor. Sıcağa rağmen tribünler herzamanki gibi rengarenk... Oyun hızlı başlamıştı. Maçı mutlaka kazanmak istiyorduk. Çok hırslıydık... Turgay uzun bir degaj yaptı. Boş top, ceza sahasının üstüne süzülmüştü. Topa kaleci Özcan Arkoç ile birlikte yükseldik. Özcan topa uzanabilmek için adeta benim sırtıma tırmanmıştı.. Çok yükselmiş, bu sebepten de dengesini kaybetmişti. İkimiz birden yere düştük. Özcan anlayamadığım bir şekilde kıvranmaya başladı. O anda Fenerbahçe tribünleri benim Özcan'a vurduğumu zannederek küfretmeye başlamıştı. O çirkin tezahüratın ilk defa muhatabı oluyordum. Şaşırmıştım ve utanmıştım. Suçlu olmamama rağmen utanmıştım. O sırada yanıma Fenerbahçeli Nazi Erdem ve Basri Dirimlili geldiler. İkisi de çok sevdiğim arkadaşlarımdı. Benim kasıtlı bir hareket yapmayacağımı benden iyi bilirlerdi. Ben onlarla konuşurken birden diz kapağıma bir tekme yedim. Acıyla tekmeyi vurana baktım. Bbana vuran, kendine Fenerbahçe'de yer edinmeye çalışan Avni idi. O acıyla ben de Avniye bir yumruk attım. Yumruğu Avni'nin suratına indirince saha karıştı. Antrenörümüz George Dick, Eşfak Aykaç, Muzaffer Bozok ve menajerimiz Osman İncili beni olaylardan sıyırıp saha dışına götürmeye çalışıyorlardı. O kargaşa arasında yöneticimiz Muzaffer Bozok ile Osman İncili Yugoslav Hakeme kızıyorlardı. Aradan iki üç dakika geçmiş, saha boşaltılmıştı. Yugoslav hakem hışımla yanıma yalaştı ve saha dışını gösterdi. O güne kadar hiçbir hakemden bu kararı duymadığım için neye uğradığımı şaşırmıştım. Hırsımdan ağlıyordum. Sahadan çıkmadan önce gidip Ffenerbahçe tribünü önünde çakıldım. Ben gidince onlar da şaşırdı. Biraz önce o çirkin kelimeleri bana layık gören insanlardı onlar. Durdum. Bir baştan bir başa o triibünleri süzdüm. Sonra eğildim ve bana küfedenleri selamladım. Ortalık sakinleşmişti. Ben soyunma odasına gitmeye kara verirken Suat, Turgay ve diğer arkadaşlarım kolumdantutup 'Dur,hakem kararını değiştiridi galiba" dediler. Oyun duralı 7 dakika olmuştu ve 7 dakikadan sonra Yugoslav hakem beni sahadan atmaktan vazgeçmişti. Karar değişince Fenerbahçeli futbolcular kahroldular. Bundan sonra yüzbinleri ağlatan tek golü ben atacaktım. 37.dakikada ağları parçalayan bazukayı Fenerbahçe kalesine ben yolluyordum. Allahım rüya gibiydi sanki o an... Nuri bir pas atmıştı, sola doğru kaçtım. Osman hızla üzerime geldi, onu atlatmak benim için zor olmadı. Aut çizgisine kadar gittim sol ayağımı çizgiye dayayıp topu kepçeledim. En büyük korkum Naci idi. Naci Erdem ekseri bu toplara çift dalardı. Fakat ondan da sıyrıldım. Evet, önümdeki topa çok dar açıdan vurmak zorundaydım. Bu bir an meselesiydi. Bu kısa zaman içinde başımı kaldırdım ve kale içinde bir noktaya tüm kuvvetimle vurdum. Kaleci Özcan, köşeyi kapatmıştı. Buna rağmen top hızla kaleye girdi. İnanın topun baktığım noktadan dışarı çıktığını ve ağları parçaladığını sonradan öğrendim. Golden sonra arkadaşlarımın sırtındaydım. Tribünlerden 'Cim Bom Bom..." sesleri yükseliyordu. Halbuki hakem de dahil, golü Dolmabahçe satdındaki kimse farketmemişti. Hakem önce aut vermiş, sonra parçalanmış ağları görünce gole hükmetmişti. Maçtan sonra Fenerbahçe'nin eski kaptanlarında Fikret Arıcan 'Vallahi azizim bizim zamanımızda topa en iyi vuran adam Bekir'di...Ama itiraf edeyim ki Metin daha iyi vuruyor...' diyordu . " "Eşim ve ailesinin sürekli baskısındaydım. Evliliğimin ilk günlerinde topu bırak diye diretmişlerdi. Gülüp geçmiştim bu komik sözlere. Ben nasıl aç susuz yaşardım ki? Futbol benim dünyamdı. Topu bırak emri yerine gelmeyince bu defa daha komedi bir teklifle karşılaştım ' Galatasaray'ı bırak İzmir'e dön...' diye diretiyorlardı. Galatasaray'ı bırakacağım ha? Allah korusun! Allah yazdıysa bozsun! Galatasaray benim dünyam, Galatasaray benim yuvam. Nasıl bırakırım Galatasaray'ı? Evet İzmir'i eşim kadar severim. Ama benim bir de sevdiğim Galatasaray'ım var. O aralar bizim Rusya seyahatimiz vardı. Eşim Oya, kafasındaki acı planı İzmir' de uygulamaya koymuş. Benim adımı ve imzamı kullanarak, Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğüne bir mektup götürmüş...Gazetecilere de 'Metin Galatasaray'da satışa çıkarılmasını istedi ' demiş... Aman Yarabbim... Böylesi görülmüş şey değildi. İzmir Bölge Müdürü mektubu almış ve 'Peki efendim' demiş. 'Mektubu hemen Ankara'ya yolluyorum...' Bu mektubu ciddi zanneden Galatasaraylıları bir telaş almış. Ben Rusya'da iken bir yardım kampanyası açılmış. Amaç para toplayıp benim Galatasaray'da kalmamı sağlamak. Bunu duyunca Oya İzmir'den feryadı basmış ' Metin 500 bin liraya bile Galatasaray'da kalmayacak ' Haber bana ulaştırılınca, gazetecilere bir açıklama yapmak zorunda kaldım. Ve şu mesajı ilettim : 'Galatasaray'da kalmaya ailece karar vereceğiz.İzmir'i, eşim Oya kadar severim ama benim bir de yürekten bağlandığım Galatasaray'ım var.' Ama Oya, Topağacı'ndaki evi boşaltıp, eşyaları İzmir'e götürmüş. Olacak iş mi? O eşyaların bir çoğunu evlenirken Galatasaraylı taraftarlar hediye etmişlerdi. Ne derdim Galatasaraylı taraftarlara ben ? Rusya'da artık daralmaya başlamıştım. Nihayet Yeşilköy'e inmiştik. Ama gözlerime inanamıyordum, İzmirsporlu yöneticiler beni kaçırmaya gelmişlerdi hem de bavul dolusu para ile. Ama Galatasaraylılar da korumaya. Meğer biz Rusya'dayken komuoyu ikiye bölünmüş, Oya mı kazanacak , ben mi? Ben Galatasaray'ı seviyordum elbette benim dediğim olacaktı. Ve Rüçhan Atlı'nın otomobiline biniyordum. Önce bizim eve gittik. Kayınvaldem 'Buraya Galatasaraylılar giremez ' deyip kapıyı Rüçhan ağabeyin yüzüne kapamıştı. Hava elektriklenmmiş eşimle tartışmıştık, yüzüklerimizi atmıştık. Bir basın toplantısı düzenleyerek 'Ben parayı Galatasaray'a tercih etmem ' diyor ve Galatasaray'da kalıyordum. Avukatım Süha Özgermi Karşıyaka Adliyesindeki üçüncü celsede boşanma işini bitirmişti bile..." HERKES O GÜN ORADA OLDUĞUNU SÖYLER... "1929 yılıydı. Arjantin takımı Paraguay'a karşı oynuyordu. Nolo Ferreira topu uzaklardan getiriyordu. Rakiplerini bir kenara istifleyerek, kendine yol açarak geliyordu ki,defans oyuncuları duvar gibi karşısında beliriverdiler. Nolo bir an durdu. Durduğu yerde topu iki ayağının arasında yere değdirmeden sektirmeye başladı. Rakip oyuncuların tümü sağdan soldan soldan sağa bakışları hareket halindeki topa çivilenmiş ipnotize olmuş bir şekilde topu izlemeye başladılar. Nolo bir delik bulup atışını yapana kadar bu bakış adeta yüzyıllarca sürdü. Ve sonunda top duvarı aştı ve fileleri salladı. Atlı polisler onu kutlamak için atlarından indiler.Sahada yalnızca 20.000 kişi vardı, ama hangi Arjantinliyle konuşsanız O GÜN ORADA OLDUĞUNU SÖYLER..." Gölgede ve güneşte futbol isimli kitabında Eduardo Galeano keyifli hikayelerden birini böyle anlatıyordu... (Yahu ben de bu adamın kitabından meğer nekadar da çok etkilenmişim...) Yukardaki hikayeye benzer bir olayın bizde de gerçekleştiğini futbolla ilgili olan herkes bilir... "10 Haziran 1959'da Türkiye Ligi'nin finalinde Galatasaray ile Fenerbahçe karşı kartşıya gelirler...Sarı-kırmızılı takımda Metin, Turgay, Suat, Kadri, İsfendiyar Fenerbahçe'de ise Lefter, Can, Basri, Naci, Özcan gibi efsaneler yer almaktadır... Karşılaşmanın 39.dakikasında ceza alanının sol dışında topla buluşan Metin Oktay güzel bir çalımla Naci'yi geçtikten sonra Özcan Arkoç'un kalesine bir füze yollar. Top ağları bulur ama orda kalmaz kale arkasında gezintiye çıkar.. Hakem biraz tereddüt eder neden sonra golü verir.Top ağları parçalamış ve dışsarı çıkmıştır. Adeta bu gole duyulan saygıdan futbolcular kalan 61 dakikayı uykuda gibi oynarlar. Başka gol olmaz ve Metin Oktay'ın ağları yırtan ünlü golüyle Galatasaray maçı 1-0 kazanır. ------------------------------------------------------------------------- Ben SANA Tutsak.. Ben SANA Mahkumum... Suçum:Seni sevmek ölesiye... Cezam :Müebbet seni asla bırakmam diye... Getirdiler beni Mapushanem SAMİYEN'e... Prangalarımın solu SARI , sağı KIRMIZI ... Kıramam , ayıramam ben ondan canımı... Hayatta bir Seni bildim olmadı ki Senden başkası... Yemeğim :Bir lokma ekmek , bir yudum Su... Fazla bile , bana CENNET ... Senin Arman , yeşil çimin kokusu... Tek başıma değilim , Volta atarken ... Bütün Sevda suçluları , yan yanayız bağırırken ... Benim gibi onbinlerin , çarpan yüreğinden , taşan Sır ortak .... Hepimizin zulasında aynı Atkı , aynı Bayrak... Bu çıkışı olmayan , Mapusun... En derin , en korunaklı yerinde... Ta Kalbimin içinde ... Dağlanmış bir şekilde... GALATASARAY yazıyor... Ben sana Mahkum , ben sana Tutsak... Sonunda...İdama gitsemde ... Hep aynı soru , hep aynı cevap... Sensizlik nedir...? İstemem yaşamak... ------------------------------------------------------------------------- TARİHİ MEKTUP (Yüksek Sesle Okuyun) GALATASARAY'lı ŞEHİTLER... Çanakkale Savaşı'nın kahraman gazilerinden İvrindi Mallıca Köyü'nden Hacı Azman Dede anlatıyor : "Cepheye gönderilen askerler arasında 15-17 yaşlarında çocuklar dikkatimi çekti.Bu gençler İstanbul GALATASARAY Lisesi öğrencisi,gönüllü delikanlılardı.. Çoğunun sakalı ,bıyığı bile çıkmamıştı.Hayatlarında tüfek görmemiş ,silah kullanmamış gencecik çocuklar. O gün çok sınırlı saatler içersinde onlara tüfek tutmayı ,nişan almayı , ateş etmeyi öğrettim.. Ertesi gün mevzilerde ateş altındaydık. Mermiler vızıldıyor, makineli tüfek tarakaları kulakları çınlatıyor ,patlayan bombalar etrafı cehenneme çeviriyordu... GALATASARAY'lı 15-17 yaşındaki gençler birbirlerine sokulmuşlar ,korku dolu gözlerle bakışıyorlardı ki içlerinden biri bir zafer şarkısı söylemeye başladı... " Annem beni yetiştirdi bu ellere yolladı... Al sancağı teslim etti ALLAH'a ısmarladı..." Bu marşa yanındaki , onun yanındaki derken hepsi bir ağızdan katıldılar..Kurşunlar vınlıyor , bombalar patlıyor ecel tırpanı yaralıların acı feryatlarının yükseldiği mevzilerde ölüm dağıtırken GALATASARAY'lı gençler bu siperlerde ne için bulunduklarını sanki dünyaya ilan ediyorlardı... " Annem beni yetiştirdi bu ellere yolladı... Al sancağı teslim etti ALLAH'a ısmarladı... Boş oturma , çalış dedi , hizmet eyle vatana... Sütüm sana helal olmaz, saldırmazsan düşmana..." GALATASARAY'lı gençler o gün ölüme böyle meydan okudular... Arkadan "ALLAH ! ALLAH !" nidalarıyla birer yırtıcı panter gibi düşman mevzilerine saldırarak şehadet şerbetini içtiler... İstanbul'a gidip yolu Beyoğlu'na düşenler GALATASARAY Lisesi'nin bahçesindeki anıtta bu kahraman çocukların isimlerini görebilirler... Bu Vatan için , Din için, Bayrak için ; namus ve şereflerini korumak için çalışan ve CAN verenlerin yoluna canımız kurban olsun.O ebedi hayatta onlarla tanışıp , karşılaşmayı Rabbim bizlere nasip etsin... ------------------------------------------------------------------------- her zaman binlerce kişi biraraya gelip bağırmadık mı "seninle ağlarız seninle güleriz söyle senden başka kimim var benim".. biz A takımının ya da B takımının taraftarı değil GALATASARAY taraftarıyız...ne kötü günümüzde futbolcu dövdük... ne de tesis bastık...bu takıma biz , bizden öncekiler , ve ondan öncekiler .....dilek olay 100 yıldır destek veriyoruz... biz bu takımın senelerce şampiyon olamadığında da arkasındaydık....17 mayıs 2000 günü kopenhag da UEFA kupasını kaldırırken de...biz kadıköyde kafamız yarılıp stattan atıldığımız da vardık...sami yende de... bizdik Prekazileri statta izleyince okulda bütün arkadaşlarımıza günlerce anlatan ve yine bizdik Popescunun attığı penaltı da dakikalarca ağlayan... öyle büyük bi takımın taraftarıyız ki...bizden başka kimse çıkıp da " şunu da gördüm benim takımım bunu da yaptı" diyemiyor ve bellike yıllar boyu da diyemiyecek.... 23 yaşındayım....bu yaşıma kadar birebir kutladığım 10 şampiyonluk oldu...ve eminimki ben , çocuğum , ve torunlarım her 20 senede en az 10 şampiyonluk kutlıycaklar.... sokakta yürürken gururluyum çünki hiç tanımadığım hatta yurdumda olmayan bi insan bile sorduğunda göğsümü gere gere söylerim GALATASARAYLIYIM die...çünki bilirim ki o adam dünyanın diğer ucundan da gelse gezdiği ülkenin sadece "bir" takımını tanır...sadece Hakan Şükür' ü bilir bi de Dünya kupasından Hasan Şaş'ı... yakın zamanlarda hepimiz biliyoruz ki dışarıdan müdahelelerle yıllardır süren birlik ve beraberliğimiz bozulmak istenmektedir...ama onların bilmediği bir tek şey vardır...bu taraftar topluluğu A takımının ya da B takımının taraftarı değildir...bu taraftar ultrAslan 'dır... bazen şikayet ederiz tribünlerimiz dolmuyo diye...hayat zordur bu ülkede...40 milyon bilet parasına çok şey yapar belli bi kesim...ama o da kahvede ya da evde televizyonda maçı izlerken eleri soğuk soğuk terler...terler basar heryerine... kalbi çok hızlı çarpar...takımımın atacağı bir gol bile ona yeni doğan çocuğunun sevincini yaşatır belki de... ama aklında ve kalbindedir her zaman Hakanıyla Arifiyle Hasanıyla Galatasaray... Sami Yen in merdivenlerinden çıkıp yeşil çimleri görene kadar aklımda hep aynı düşünce dolaşır... ne kadar büyük bi takımın taraftarıyım diye...kimselerin göremeyeceği neler gördüm diye.... İşte bunun için ne gazetelerde yazılanlar ne de olimpiyat stadında bağıran üç beş terbiyesiz... hepimiz biliyoruz ki ne yazılan yazı ne de 3-5 cılız ses...ayırmadı bizi bu güne kadar bundan sonra da ayıramıyacak çünkü -------------------------------------------------------------------------- Neden Mi En Büyüğüz ? İşte Sırrımız !! toplumun farklı sosyal ve ekonomik katmanlarından gelen, farklı eğitimler, farkli terbiyeler almış, olayları ve gerçekleri değerlendiriş biçimi birbirinden farklı milyonlarca insanın tuttuğu takımın, milyonlarca farklı insanın bir araya getirerek oluşturduğu camianın karakterinden bahsetmek boştur. asılsız ve temelsizdir, havaya sallanan genellemelerdir. aslında bütün futbol kulüpleri aynıdır. mıdır? adını hatırlamadığım bir yazar abinin çok iyi hatırladığım bir sözü var: objektif olacaksam niye takım tutuyorum? 80'lerde doğmuş bir çocuğum. türkiye'ye beş yaşındayken gelmişim. etrafımda takım tutan bir tane bile erkek yok. babam futbolsever, ama o kadar. etraftaki çocukların hepsinin tuttuğu bir takımı var ama. zaten gazetelerin arka sayfalarında, televizyonda, ailece avrupa yakası'na kapalıçarşı'ya gittiğimizde yoldan geçen abilerin boyunlarında, hep ikili renkler var. kırmızıyla sarı mesela, yanyana gelince ateşi hatırlatıyor, bi sıcaklık var, canlılığı var. bi güzelliği var ama ne? yuvadaki el işlerini sarı-kırmızı yapıyorum, çok güzel oluyor. sonra 6 yaşındayım. babam hala takım tutmuyo, ama haberlerden sonra spor haberlerini de izliyoruz beraber: galatasaray yenilmiş, hakan yine gol atamamış. o gece yatmadan önce hakan şükür çok üzülmüş müdür acaba diyorum. (hakan'ı seviyorum, bizim gibi salak espiriler yapıyo, mutlu bi adam sanki) yenildiler diye kimse galatasaray'ı sevmezse ne kadar kötü olur diye düşünüyorum ve kendimce hiç kaçamayayım diye, çark edemeyeyim diye işi garantiye alıyorum: o gece ölene kadar galatasaraylı kalmaya yemin ediyorum. çok yıllar maçlara gidemiyorum, beni götürecek kimse yok. ben annem ve kardeşimle şehir dışındayken gazetelerden galatasaray haberlerini kesip saklaması için görevlendirdiğim babamda bir sarı-kırmızı sempatisi uyanıyor ama yavaştan, döndüğümüzde feldkamp çok iyi gidiyor (feldkamp gazetede karikatürü olan kocaman kafalı beyaz saçlı adam biliyorum), galatasaray şampiyon olucak diyor. galatasaray şampiyon oluyor. ben şampiyon takımın taraftarı oluyorum. futbolda gol, pas ve kaleci dışında birşey bilmiyorum ama övüncümün haddi hesabı yok. çünkü ben haklı çıktım, ben bırakıp gitmedim, ben geleceği gördüm. ben hepsinden güzel olanı tutuyorum. büyüdükçe diğerlerini gözlemliyorum, o sarı lacivertliçocuğa bakıyorum, gıcık oluyorum ona. bir maç kazandılar diye hemen şişiniyor, hemen etrafına laf atmaya başlıyor, yükseklerden atmaya başlıyor. ben pek birşey diyemiyorum. hem zaten biliyorum, arada ne olursa olsun en sonunda ben haklı çıkıcam, çünkü ben hepsinden güzel olanı tutuyorum. benim takımım alçakgönüllü. çok güzel oynayınca çok gurur duyar, başı dik gezer. şansı yaver gittiği için ezildiği maçtan 1-0 galip ayrılınca bununla övünmez, çok daha iyi oynayan karşı tarafın şanssızlığıyla yıllarca dalga geçmez; benim takımım için bu küçük düşürücü olur. çünkü benim takımım içi boş büyük lafların değil büyük icraatların takımıdır. önce çalışır, hakeder, yapar, sonra hak ettiğiyle övünür. o yüzden önce konuşup sonra başaramayınca maruz kaldığı tepkilerden ne yapacağını şaşırmış duruma gelmez. sonra galatasaray taraftarının paylaştığı, zaten istese de kimseye açıklayamayacağı bir sır vardır. avrupa'da kupa almanın yaşattığı gurur değildir bizimkisi, bunu kimse anlayamaz. bizim gururumuz senelerce her takımın kullandığı 'avrupa avrupa duy sesimizi işte bu türklerin ayak sesleri' tezahüratını en son kullanan olmaktır. levent özçelik 'korkunç bir şey' diye sayıklarken fatih terim'in yere çöküp ağladığı sahnedir. çünkü bizim başarımız o zamanın 'korkunç birşey'idir, bir rüyanın gerçek olmasıdır. 14 sene şampiyon olamadığı halde bir takımdan vazgeçmeyen taraftarın ödülünü haketmiş olmaktan duyduğu haklı gururdur. ilk olmaktır. bugün türk takımları için avrupa'da başarı değil başarısızlık anormalse bunun sebebi olmaktır. o kupayı da, daha iyilerini de başka türk takımları inşallah defalarca alacaklar, ama kimse ilk olmayacak. galatasaray ilkti, bizi sevincimizden gözlerimizde yaş kalmayana kadar, hüngür hüngür ağlatan takımdı. uefa kupası'ndan sonra dayanamayan babam beni ilk kez maça götürdü. ben ortama anında ayak uydurup zıplarken o şaşkın şaşkın etrafına bakındı, bir stadın hep bir ağızdan şarkı söylemesine güldü, beceriksizce eşlik etmeye çalıştı. galatasaray o maçı da kazandı, hem de iyi oynayarak. biz gururumuz hiç bitmeyecek sandık. haklıymışız zaten, hiç bitmedi: hiç utandırmadı bizi galatasaray, sadece üzdüğü ya da kızdırdığı, isyan ettirdiği zamanlar oldu. ezeli rakibimiz fenerbahçe bizi 1-0 yendi. onların tek kale oynanmış maçla sevinçten çıldırdığını görüp gurur duyduk. hasan şaş real madrid'e daha ilk yarı iki sıfır yenikken maçı bırakmadı, golünü attı lucescu'ya sarıldı, hagi roberto carlos'a bir öyle bir çalım attı ki, gurur duyduk. hagi'yi çok sevdik, bir de bülent korkmaz'ı. arif'e düzenbaz diyenlere göz yumabilirdik ama hagi'yle kaptan'a söz edenler gözümüzden düşerlerdi. onların özverisini örnek aldık. hagi'nin gollerden sonraki gülümsemesi, kaptan'ın sakat koluyla maça devam etmesi gözümüzün önünden hiç gitmeyecekti. her takımın inişleri çıkışları olur. ben galatasaray'ın iniş(ler)inde komik duruma düştüğünü hiç görmedim, gollerin zincir gibi geldiği 6-0lık maçın 5. golünde dayanamayıp kalkıp gitsem de galatasaray'dan o maçta bile utanmadım çünkü galatasaray 6 gol yiyecek kadar kötü değildi, fener 6 tane atacak kadar iyiydi. futbolcularımızın dövüldüğünü hiç görmedim, maçlarda küfür gidince susturan abileri gördüm. tezekler, çürük yumurtalar ve sidik torbalarıyla karşılandığımız stadtan sonra buna karşılık vermeyen taraftarı, boynunu eğmediği için küçük düşürülmeye çalışılan futbolcuları gördüm. hagi'nin 'giderken' verdiği basın toplantısını net göremedim, gözlerim ıslaktı. benim tuttuğum camiada taraftarların babaları, kardeşleri gibi sevdikleri, en yakın dostu gibi inandıkları şeyi emanet edebilecekleri, samimiyetinden şüphe etmeyecekleri, her şeyden önce saygı duydukları futbolcular, teknik direktörler, yöneticiler vardı. her maç bi umut vardı, çünkü karakter vardı. her maçta galatasaray'ı yeni baştan sevmek, ona yeniden bağlanmak güzeldi. galatasaray belki bu yıl, belki seneye, eninde sonunda yine şampiyon olacak, tüm diğer rakipleri gibi. o şampiyonluklar, arada kalan sürede galatasaray'a verdiğimiz emeğin karşılığı olacak, hatırladınız mı 'sevgi emekti'. biz, sapına kadar sübjektif, sapına kadar mantıksız, sapına kadar kör, sonuna kadar galatasaray'ın tarafında duracaklar biliriz ki, en güzeli galatasaray'ı üzgünken sevmektir. bir dostun en yakınında olmak, ona destek olmak, derdini paylaşmak derdi azaltır, sizi gerçek dostlar yapar ya, biz galatasaray bizi her gülümsettiğinde kupaların, ünvanların değil, emeğimizin karşılığını almanın mutluluğunu yaşarız. bu bizim sırrımızdır ------------------------------------------------------------------------- Gönüllerin Kaptanı Bülent KORKMAZ seveni de sevmeyeni de saygı duyar hırçın kaptana..zira tek derdi; takımının formasını her şeyin üstünde taşımak, terini sahada sonuna kadar akıtmaktır. fakat ne yazık ki, neredeyse türk futbol tarihinin köşe taşlarından biri olmuş büyük kaptan, faşist bir lise müdürü edasıyla koskoca bir klübü yöneten başkanın hışmına uğramıştır. "niye oynamak istiyor, yaşı oldu 37" diyenlere; maldini, costacurta, sheringham gibi isimleri hatırlatırım... bülent korkmaz, sevseniz de sevmesenizde, kabul etseniz de etmeseniz de mohikanların sonuncusudur. ne hakan şükür gibi maddi kaygılarla esen rüzgarlara kapılmış, ne de oynatılmadığında hır gür çıkarmıştır. bülent korkmaz, sınırlı yeteneklerini sonuna kadar kullanan, yeteneğinin yanına bol bol forma aşkı, inanç, hırs ekleyen özel bir isimdir. rakip takım taraftarları tarafından bu kadar küfür yediği halde, yediği küfürlerden daha da fazla saygı görmüştür. başka bir klüpte (avrupa tabii), sene sonuna kadar (en azından) takımda tutulur, gençlere, hiçbir zaman olgunlaşamayan hakan şükür ve faşist lise müdürlerinin anlatamayacağı şeyleri gösterirdi. bülent kaptanı, bir fenerbahçeli olarak biraz da hüzünlü gözlerle bu akşam son kez milli formayla izleyeceğim. ve aklımda şunu hiç çıkarmayacağım; büyük kaptanlar ait oldukları yere (gönüllere ve klübün şeref tarihine) çıkarken, diğerleri (milli formayla kaç gol atarsa atsın) ise gram saygı uyandırmadan sessizce istatistiklere giderler. faşist lise müdürü görünümlü başkanlar ise adları boşlukta öylece yankılanarak tarihin arka sokağına giderler... bundan 30-40 yıl sonra galatasaray ve türk futbol tarihine bakanlar, inanılmaz bir kariyerle karşılaşacaklar. 8 kez lig şampiyonu olmuş, 5 kez türkiye kupası kazanmış, 4 cumhurbaşkanlığı, 2 başbakanlık, 5 tsyd kupası'na adını yazdırmış bir yıldız... kariyerinin hemen başında şampiyon kulüpler kupası'nda yarı final oynamış, sonuna doğru ise uefa kupası ve süper kupa'yı kaptan olarak kaldırmış, şampiyonlar ligi çeyrek finali görmüş, avrupa şampiyonası çeyrek finali ve dünya kupası üçüncülüğüne ulaşmış bir abide. bütün bunları defalarca küllerinden doğarak yapmış bir savaşçı. bülent korkmaz, bugün galatasaray tarihinin en çok lig maçı oynayan futbolcusu. ulaştığı 404 rakamı belki 500'e kadar çıkacak. bugün 102 avrupa kupası maçıyla fenerbahçe ve beşiktaş'ın tarihi istatistiklerini geçmiş. şampiyonlar ligi istatistiklerinde ilk 50'ye girmiş. 93 kez a milli olarak bir rekorun sahibi. işte 30-40 yıl sonra tarihe bakanlar, bu inanılmaz kariyerin karşısında saygıyla ayağa kalkacaklar. hayretle bir kez daha, bir kez daha kontrol edecekler rakamları. ve o gün eğer türkiye tam anlamıyla bir sivil ülke olmuşsa, sporcular hak ettiklerini alıyor olacaksa, başbakanların değil sporcuların adı statlara veriliyorsa, galatasaraylılar hiç duraksamadan bülent korkmaz stadı diyecekler futbol mabetlerine. çünkü o, ali sami yen'den de, fatih terim'den de daha önemli bir isim olarak duracak önlerinde. bunu biz bugün anlayamayız ama o gün geldiğinde gerçek bu olacak. bülent korkmaz futbola başladığı büyük kulübünde her şeye rağmen kalmayı başarmış, gelen tüm tekliflere kulağını tıkamış olmasıyla da bunu hak edecek. o gün forması stadın tepesine çekilecek ve artık kimse o formayı giymeyecek. işte tablo budur... o gün bu kararı verenler, onunla konuştuklarında, yakınlarıyla, tanıyanlarıyla söyleşiler yaptıklarında da ne kadar haklı olduklarını anlayacaklar. onun ne kadar iyi bir insan olduğunu, insani ilişkilerde ne kadar başarılı olduğunu duyacaklar hep. sözünün eri olduğunu, sıcakkanlı olduğunu da... ama umuyorum o gün tarihe bakanlar, bir de şu maçları görelim demezler. "bakalım bir kaptan olarak sahada nasıl bir kişilik sergiliyor" diye sormazlar. ve ne şu pazar günü oynanan trabzon maçını, ne de diğer kendini kaybettiği, öfkesine teslim olduğu, her karara eti koparılıyormuşcasına isyan ettiği bu hallerini görmezler. çünkü o zaman kendilerini aldatılmış, ihanete uğramış hissedecekler. bir efsanenin kendilerini nasıl müthiş bir hayal kırıklığına uğrattığını görecekler. ve o zaman hata mı ettik diye soracaklar! pek maça gitmeyen birisi olarak, jübilesine kesinlikle gitmek istediğim futbolcuydu. jübile'yi reddetmesinin elbette kendince haklı sebepleri vardır. ama ben; omzu çıkmış halde arsenal'e karşı oynayan, nerdeyse kendimi bildim bileli galatasaray'da "top koşturan", türk futbolundaki birkaç gerçek efsaneden birisi olan; zaman zaman vahim hatalarıyla saçmasapan goller yedirtse de, topu uzaklaştırıyorum diye fezaya doğru rastgele savursa da (babamın "şişir bülent, şişir oğlum!" serzenişleri eşliğinde), reklamlara çıkıp kendini maymun etse de, hakeme itiraz edişine kurban olduğum, 70lerden feyz almış saç modeline yandığım, gözlerini beril beril açıp oyunculara adam tutma talimatı verişine hasta olduğum, bize üç gol birden atan nedved'i tutamayışını anlayışla karşıladığım, eskiden çok sevdiğim mustafa denizli'nin o eski haline, yerlere diz çöküp sevinçten ağlayan mustafa denizli'ye benzettiğim, sevmekten vazgeçemediğim, param olduğunda gidip gs store'dan uefa kupası maçlarının dvd'sini bana aldıracak olan, hagi karşısında hiç kompleks göstermeyerek güçlü bir karakteri olduğunu gösteren, fener maçlarında kırmızı kart görüşüne bittiğim, kelimenin tam anlamıyla, sade, saf ve hakiki anlamıyla "büyük kaptan" bülent'in yine de galatasaray'da jübile yapmasını isterdim. her şeye rağmen ben ve benim gibiler için, çünkü bizim varlığımızdan haberdar olduğundan eminim. teessüf ediyorum, ama "küstüm" diyemiyorum. küsmedim sana kaptan, yolun açık olsun -------------------------------------------------------------------------- Mutlaka Okuyun Duygulanacaksınız!!!!! Pencerenin arasından gelen güneş ışığı yatağında uyumakta olan küçük çocuğun uykusunu bir anda yoketmişti. Gözlerini zorla aralayıp etrafına bakmaya çalıştı ama uykunun ağırlığı gözkapaklarına hala bastırıyordu. Son bir gayretle bakınca bir az puslu da olsa babasının silüetini karşısında,yatağının yanında gördü. Babası sabah erkenden kalkmış,duşunu almış,traşını bile olmuştu. Özel bir nedeni mi vardı bunun? Biraz düşündü bulmak için ama çıkamadı işin içinden , babası işe gitmemesine rağmen traş olmuştu. En iyisi sormaktı : ‘Baba işe gitmeyeceğin halde neden traş oldun?’ Baba meraklı gözlerle soran yavrusuna ‘Babalar bayramlarda mutlaka traş olurlar, büyüyünce sen de olacaksın’ dedi. Uykusu iyice dağılınca yatağında doğruldu, babası gülerek ona bakıyordu. Günaydın dediler karşılıklı. Babasının elinde bir poşet vardı. Alelade bir poşetti bu yüzden hiç dikkatini çekmedi küçük çocuğun. Hep birlikte kahvaltıya oturdular. Baba gazetesini açtı bir yandan kahvaltısını yaparken. Bu sırada çocuk ‘Baba bugün ne bayramı?’ diye sordu. Babası gazeteden kafasını kaldırmadan ‘Bayram işte oğlum’dedi. ‘Bayrama gitmek ister misin?’ diye de sordu peşinden. ‘Evet’ dedi küçük çocuk ‘İsterim ama geçen sefer ki gibi olmasın gideceğimiz yer, ben orayı hiç sevmedim’dedi. En güzel kıyafetlerini giyip sokağa çıktılar, öğle saatini geçmişti ama sıcağın da etkisiyle sokakta çok az insan vardı. Otobüse bindiler, sıcak,kalabalık,ter kokuları arasında gidiyorlardı ama çocuk yine de mutluydu, çünkü bayrama gidiyordu babasıyla, o otobüsten inip başka bir otobüse bindiler, poşet hala babasının elindeydi ama çocuğun poşetle ilgilenecek zamanı yoktu onun aklı kaykaylarda, salıncaklarda,tahtrevallilerde, kaydıraklardaydı…. İndiler sonunda otobüsten, burası kendi mahallelerine hiç benzemiyordu, her taraf insan kaynıyor, vızır vızır geçip giden arabaların gürültüsü insanı sağır ediyordu. Acaba babası şaka mı yapmıştı, etrafta bayram yerine benzeyen hiç bir şey yoktu. Ama güveniyordu babasına, çünkü onu hiç yanıltmamıştı bugüne kadar. Garip bir yapı vardı bu kalabalığın içinde ve ona doğru yürüyorlardı, hiç bir şeye benzetemedi küçük çocuk bu yapıyı. Bilet alıp içeri girdiler, ‘Yuuuuh’ dedi küçük çocuk burası Erol Ağabey’lerin bahçesinden daha büyük dedi babasına. Hem bayrama gelenler için oturacak yerler bile var diye düşündü, mutlu oldu. Etrafına baktı, kendisi gibi küçük çocuklar da vardı,ablalar, teyzeler, amcalar, ağabeyler…. Büyükler daha çoğunluktaydı, demek ki çocuk bayramı değil di bugün. İyice kalabalık olmuştu. Oturdukları yerin üst katındaki ağabeylerinin seslerini duyuyor,şarkılarını dinliyordu ama bu sözler bayram şarkısı gibi değildi içinde 23 Nisan aradı bulamadı,19 Mayıs aradı yoktu… Başka, daha büyük bir bayram herhalde diye düşündü. Karşı tarafta oturanlar, yanlarındakiler, solundakiler, sağındakiler, herkes şarkı söylüyor, bağırıyordu. Şaşırmıştı küçük çocuk. Ama o coşkuya epeyce de özenmişti. Ve artık şarkıların perdesinin en yüksek noktaya eriştiği bir anda, küçük çocuğun Erol Ağabey’lerin bahçesinden bile daha büyük dediği o çimenlerin kenarından, yerin altından birkaç tane adam, bayram alanına çıktılar.. O dakikaya kadar sakin olmaya çalışan babası yumruğunu havaya kaldırmış ‘Aslanlarım’, ‘Hepiniz aslanlarımsınız ‘diye bağırıyordu. Babası bu kadar sevindiğine göre bu gerçekten bizim bayramımız olmalı diye düşündü çocuk. Yeraltından çıkan adamların üstlerine başlarına baktı.‘Hepsi de aynı kıyafetleri giymiş’dedi babasına. Bu söz babasına poşeti hatırlattı. Hemen açtı poşeti ve içinden o adamların giydiğinin aynısı bir kıyafet çıkarttı. ‘Bu senin’dedi oğluna, ‘Babanın sana bayram hediyesi’. Hemen giyindi küçük çocuk, Onu giyince hemen etrafına baktı. Daha önce dikkat etmemişti, hemen herkesin üzerinde kendisinde olan kıyafetten vardı. İlk defa aidiyet duygusunu orada hissetti küçük çocuk, bir yere ait olduğunu,sırtını dayadığı duvarın büyüklüğünü, sağlamlığını küçük kalbinde duydu. Artık hiç bir şeyden korkmuyordu. Üst kattaki ağabeyleri, yeraltından çıkan o adamları çağırıyorlardı. Çocuk saymaya başladı. Tam 11 kişiydiler ve elele tutuşup ona doğru geliyorlardı. Tam önlerine kadar geldi o 11 kişi. İstisnasız herkes alkışladı onları. Ama üst katta ki ağabeyleri alkışın dışında başka bir şey daha söylüyorlardı o 11 kişiye doğru ama küçük çocuk anlayamıyordu bunun ne olduğunu, babasına sordu. ‘Üst katta ki ağabeyler ne diyorlar baba, anlayamıyorum ‘dedi. Baba, çocuğunu kucağına aldı.’Önce dinle’ dedi. Babası söyledi, sonra o tekrar edip ‘Doğru mu babacığım’ diye sordu. Doğru dedi babası ‘Haydi yumruğunu havaya kaldır da şimdi ikimiz birlikte söyleyelim’dedi baba. Birlikte yumrukları havada gururla, sevinçle bağırdılar Re Re Re Ra Ra Ra GASSAY GASSAY CİM BOM BOM. Çocuk karşıdakilerin oturduğu yerin tavanında bir yazı var dedi babasına. Okumayı bilmediği için anlayamıyordu ne olduğunu ve babasına sordu. Babası orada yazan ‘ALİ SAMİ YEN ‘ oğlum dedi. ‘O ne demek baba’ diye sordu küçük çocuk. Babası böyle bir soruya hazırlıklıydı ve hemen cevapladı. ‘ Bak oğlum bu sabah ben sana bayram olduğunu söylemiştim ya hani, bu bayram yeri işte orada yazılı olan kişinin evi, bu bayram da O’nun bize hediyesi. Çocuk nedenini bilmediği bir sevinçle alkışladı. ‘Baba ben o ağabeyi çok seviyorum, bir gün beni O’nunla tanıştır’dedi. Bu istekten sonra babanın gözünden iki damla yaş süzüldü yanaklarına doğru, cebinden bir sigara yakıp üfledi O adamın isminin yazılı olduğu yere doğru. Küçük çocuk hâlâ alkışlıyordu kendilerine bayram hediye eden O ağabeyi. Baba ise bu görüntü karşısında ölse de gözleri açık gitmeyecek olmanın mutluluğuyla derin bir nefes daha çekti sigarasından... -------------------------------------------------------------------------- Ali Sami Yen Üzerine Bir Yazı Nazar etme ne olur... Çalış, senin de olur! Türk futbolunda hep ilkleri gerçekleştiren Cim-Bom’un ilk renkleri sarı-siyahtı... Ama kurucular sarı ve kırmızının uyumunu görünce, şimdiki renklerde karar kılındı... Yapmadığı iş kalmayan ve sayısız rekor kıran kurucu Ali Sami Bey, Atatürk’ün Nutuk’taki bazı konuşmalarını da Ulu Önder’in adına seslendirdi 1905’te kurulan kulübün önceleri bir ismi yoktu, ama liseli futbolcular böyle anılırdı Bir asır... 36.500 gün eder! 25 yaş ortalaması ile, 4 kuşak demektir. Avrupa 1. liglerinde, şu an 1.100 kadar kulüp var. Acaba kaçı, Galatasaray gibi 100 yıldan bu yana geliyor? 50 diyelim! 'Bir adet alana, bir de bizden bedava' kampanyaları var. Hadi 100 olsun... Herkes kesesinden yesin içsin, saltanatım var benim. Ne kadar bol keseden tahmin yaparsan yap, bir yerde durursun. Çünkü bir asır, herkese nasip olmaz. Avrupa liglerinin geriye kalan 900 takımı için; Galatasaray türbe gibi kalır. Gelip tavaf etsinler... Bereketleri artar. *** Bir asır bu... 100 yıl bu... Kolay söylenir mi? Kolay yazılır mı? Kolay silinir mi? Beşiktaş da bu yoldan geçti, ama Galatasaray üstüne asfalt döşedi... UEFA Kupası ve Süper Kupa; bu yolda yorgun düşenlerin oturup dinleneceği, nefes ve moral alacağı 2 benzin istasyonu oldu. Doldur buradan kurşunsuz süper benzinini full, bas gaza yeni başarılara... *** Gerçekleri tarih yazar. Tarihi Galatasaray... Bana da, o tarihin sayfalarını hatırlatmak kalıyor: Hatırla ey peri o mesut geceyi... Çamların altında verdiğin buseyi. Neuchatel Xamax'ı... Monaco'yu... Real Madrid'i... Hertha Berlin'i... Dortmund'u.. Palma de Mallorca'yı... Arsenal'i hatırla! Daha fazla saymayayım; başka kulüplere karşı nispet gibi olmasın. Bazıları Süper Baba'yı seyrederken, Galatasaray Süper Kupa'yı alıyordu. Nazar etme ne olur... Çalış, senin de olur! *** Bana 'Ali Sami Bey' derler... Galatasaray'ı kuran Ali Sami Bey'dir ama, o ben değilim. Olamam! Elime kalem vermişler; yanlış-doğru, aklıma geleni yazıyorum. Bunun dışında; bu memlekette taş üstüne taş koymuşluğum yok. Ama hakiki, öz be öz, Ali Sami öyle mi? Galatasaray'ı kurmuş... Galatasaray'ın ilk başkanı olmuş ve 14 yıl başında kalmış... Aynı zamanda Galatasaray'da top oynamış! Yalnız kulübünü örgütlememiş, Türk futbolunu da örgütlemiş... Bugünkü Futbol Federasyonu'nun temeli sayılan Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı'nın da kurucusu olmuş... Onun da ilk başkanı olmuş... Milli takımın ilk teknik direktörü... 1924 Paris Olimpiyatları'na katılan sporcularımızın kafile başkanı... Yetmedi, yetmedi! Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi'nin 1926-1931 yılları arasında 5 yıl başkanlığını da yaptı. Galatasaray müzesini kurdu... Sahada maç yöneten ilk Türk hakemi oldu... En önemlisi ne biliyor musunuz (Ki bunu bilmezsiniz); Atatürk'ün 'Efendiler' diye başlayan ve Nutuk'ta yer alan konuşmanın bir bölümünü, Büyük Önder'in adına o söylemiştir. 'Ben sporcunun zeki, çevik, aynı zamanda ahlaklısını severim' bunlardan biridir. Yani, Atatürk gibi adam! *** Ali Sami Bey'in yaptığı hizmetleri yaza yaza, parmaklarım dolama olacak. Yaz, yaz bitmiyor. Galatasaray kulübünde yalnız futbol oynatmadı ki; rugby, tekerlekli paten hokeyi, kriket, orienteering gibi ilginç sporlar da yaptırdı. Sporcular yetiştirdi... Ben de Ali Sami... O da Ali Sami... Ama aradaki korkunç, büyük, ulaşılmaz, inanılmaz farkı görüyor musunuz? 100 yıl önce başardıkları, bugün benim hayallerime bile sığmıyor. Kartvizitine bak, beynin yamulsun: Galatasaray Başkanı... Federasyon Başkanı... Milli Olimpiyat Komitesi Başkanı... Olimpiyat Kafilesi Başkanı... Milli takım teknik direktörü... Türkiye'nin ilk hakemi... Yani, sadece Galatasaraylıların sahiplenebileceği biri değil; hangi kulüpten olursa olsun, her sporcunun sahipleneceği bir idol... Bir dava adamı... Çorbaya tuz atmamış, çorbanın kendisini yapmış biri... Türk sporunun, Che Guevera gibi devrimcisi... Militanı... Kazanılan değerlerin yılmaz bekçisi... Gözünü budaktan sakınmayan bir lider! Onun başkanlığında, üst üste 3 şampiyonluğun geldiğinin ertesinde; futbolcusu Adnan İbrahim'e haksız verilmiş bir ceza yüzünden, Galatasaray'ı ligden çekti. Beyefendiliğinin arkasında sert bir kaya gibi duran otoriter kişiliği; asla taviz vermezdi. Korkularından, Galatasaray'a ceza bile kesemediler. Türkiye'de başta Ali Şen olmak üzere herkes; bir çok defa 'Takımımı ligden çekerim' tehdidi savurdu ama, gerçekleştirebilecek bir yürek çıkmadı. Bunu yapan, sadece Ali Sami Bey'dir. Gerisi hikaye... *** Galatasaray'ın 7 kişiyle, tam kadrolu F.Bahçe'yi 7-0 yendiği ünlü bir maç vardır. Ali Sami Bey, kadroda sürekli sağhaf olarak yer aldığı halde; 7 Şubat 1911'de oynanan o maçta, mecburen kaleye geçti. Çünkü yoğun lodos yüzünden, Kadıköy'e gelemeyen Galatasaraylı futbolculardan biri de, kaleciydi... Onun yerine kaleye geçti ve gol yemedi. Yani Ali Sami Bey, rekor kırılırken bile, karşımıza çıkıyor. Hem yönetici, hem sporcu olarak, gergef gibi her ilmiğe girmiş; değerli bir halı gibi, yaşamı rengarenk motiflerle işlenmişti. *** Galatasaray'ı kurma aşamasındayken, oynadıkları tek topun bakımı ona aitti... Lisedeki cimnastik öğretmeni Bedri hoca; yurt dışından getirttiği topu, Ali Sami Yen'e emanet etmişti. Ona gözü gibi bakıyordu. Eski İstanbul'da azınlıklar ve yabancıların domuz eti ihtiyacını karşılamak üzere açılmış kasapların bulunduğu, bir Domuz Sokağı vardı. Ali Sami Bey, buradan domuz yağı alır, ellerindeki tek topu özenle yağlar ve şişirirdi. Domuz yağı; ağızla üflenerek şişirilen topu, gerekli sertlikte tutabilmek için kullanılırdı. Ali Sami Bey topla ilgilenirken, arkadaşı Asım Tevfik ise formaların bakımını üstlenmişti. Ayrıca; ileride kurmayı tasarladıkları Galatasaray kulübü için, arkadaşlarından her hafta birer kuruş toplar, biriktirirdi. Bu işi o kadar titizlikle ve sebatla yapıyordu ki; kulüp kurulduğunda, muhasebe işi Asım Bey’e verildi. *** Galatasaray gayri resmi olarak kurulduğunda, adı Galatasaray değildi. Daha doğrusu kulübün adı henüz yoktu. Ancak oynadığı rakipler; onlar için 'Galata Sarayı efendileri' derdi. Milliyet'ten sevgili Halil Özer'in kitabı da, adını buradan alır. Gerçi kulübün tarihini vermez ama; Galatasaray'ın yakın dönemlerine ait, basına yansımamış ilginç olayları; çarpıcı bir şekilde okuyucusuna aktarır. Akıcı bir kitaptır. Gazeteci arkadaşlarımızdan Ahmet Çakır da? Galatasaray tarihi ve Fatih Terim üzerine, kaynak kitaplar yazmıştır. Eserleri, Türk spor basınının yüzakı olmuştur. Çok sayıda kitap yazmasına rağmen; nedendir, kendi meslektaşları arasında, gerçekten hakettiği desteği bulamaz. Ama o, bıkmadan ürün vermeğe devam ediyor. Hizmetleri için kendisine teşekkür ediyor, kaldığımız yerden devam ediyoruz. *** Evet; Galatasaray'ın adı önceleri Galatasaray değildi. Çünkü adı henüz konulmamıştı. Adını başkaları verdi. İşin tuhafı, Galatasaray'ın ilk renkleri sarı-kırmızı da değildi. Galatasaray'ın renklerinin sarı-kırmızı olmasını, sarı-kırmızı gül yetiştirmekle ünlü Gül Baba efsanesine bağlasalar da; bu pek doğru değildir. Çünkü bu konudaki gerçeği, Ali Sami Bey’in bizzat kendisi anlatır. Naklettiğine göre: Kulübe, (Sarı-siyah olarak) yeni forma kumaşları almak için; Bahçekapı'daki Şişman Yanko'nun mağazasına giderler. Tezgahtar bir ara; sarı ve kırmızı kumaşları yan yana tutarak gösterir. Sarı ve kırmızının uyumu, hepsini etkiler... Ali Sami Bey; iki rengin yüreklerinde uyandırdığı heyecanı, bir çok kez anlatmıştır. Kayıtlarda vardır ------------------------------------------------------------------------- *****Bir TARAFTARIN Biyografisi... ***** Yıllardan 1967 , bir Kış gecesi ilerde en büyük Rakibi olacakların mahallesinde Bankacı bir babanın tek evladı olarak doğmuş... 3 yaşında Ailesiyle Alamanyalara göçmüş... Babasının vazifesi nedeniyle GURBET ellerde görmüş çocuk yuvasını, bir süre sonra Vatana döndüklerinde , sevdiği Renkleri farketmiş , illa bir SARI yanınada KIRMIZI istemiş gönlü hep... Sonra ilkokul bir-iki derken ver elini tekrar Frankfurt demiş Ailesi... Ordaki ZOO'da bir hayvan sevmiş ne olduğunu bilmeden... "Ormanlar KRALI ASLAN'dır bu" demişler... Onun Muhteşem bir canlı olduğunu farketmiş... Posta ile yurttan gelen gazetelerde Spor sayfalarına bakarmış... Sevdiği renklerdeki parçalı Formayı görünce yüreği pırpır etmiş hep.. Heyecanına hakim olamazmış... Kafasında SEVGİ ile ilgili çok fazla bilgi yokmuş... Ama kesin olan GALATASARAY kelimesinin bile ona bir çok şey ifade ettiğiymiş , onunla ilgili en ufak bir haber, bir yazı ,bir resim tek tek özenle gazetelerden kesilip saklanırmış... Daha sonra onlara tekrar tekrar bakmak en büyük keyfiymiş... En beğendiği Renklerden , Sembolü olan Hayvana kadar hepsinin sevdiğinde biraraya gelen parçalar olduğunu farketmiş.. O parçalar biraraya geldiğinde bir bütün meydana geliyormuş... O bütün GALATASARAY'mış... Onun adını yazmaktan hiç mi hiç sıkılmıyormuş... Yüz kere ; bin kere yazıyormuş her yere adını... Tüm yollar farketmiş ki Ona çıkıyor... Demiş ki.."Ben GALATASARAY'lıyım ... Ne ana-babadan , ne de sonradan , doğuştan damardan..." Ve öyle yaşamaya karar vermiş... Ama GURBET acısı , sevdiğinden alıkoymuş.. Beklemiş , beklemiş...Sonunda muradına ermiş... Çünkü 11 yaşındayken Ailesi kesin dönüş yapmış İstanbul 'a... Yine rakibinin mahalllesinin göbeğinde oturmuşlar , ama O bundan hiç etkilenmemiş... Hergün sayıklamış adını , buna dayanamayan Babası onu sevdiğine kavuşturmuş ... G.SARAY-Kırıkkalespor maçı için İnönü'ye gitmişler... Gökmen'li kadronun 3-1 kazandığı bir maçmış bu.. Eski Açık Tribünde otururken , heyecandan nefesi kesilmiş şekilde STADIN en hareketli yerini göstererek sormuş... " BABA bu karşıdaki yer nedir..?" Cevap net gelmiş... "Orası KAPALI TRİBÜN oğlum.. En koyu , en ateşli TARAFTARLAR orda hep birlikte bağırarak ,STADI coşturup , Takıma destek verirler ... Orası TARAFTARIN kalbinin attığı yerdir..." O sözler ve görüntü kafasına çakılmış... Maç bitmiş , ama herşey Onun için yeni başlamış... CİM BOM BOM sesleri kulaklarını çınlatmış bütün gece... O SARI-KIRMIZI nefis manzarayı , O SESLERİ unutamamış... Ailesine her gün bir maça daha gitmek için yalvar yakar olmuş... Ama bu sefer o gıptayla baktığı yere takmış kafayı... Okulu karşıdaymış.. Artık kendi kendine gidip gelebiliyormuş zaten , bunu fırsat bilip , her gün yeniden Maça gitmeye ikna etmeye çalışırken , en sonunda bir Donanma Kupası maçına , hemde Tek başına gidebilmek için izin koparmış... Babasının elini öpüp , onun verdiği harçlıkla , sabahın ilk ışıklarında kafasında annesinin ördüğü Sarı-Kırmızı bir bereyle , 4 Büyüklerin katıldığı bu turnuva için İnönü'nün yolunu tutmuş...Motorcular Kadıköy iskelesinden bağırıyorlarmış..." MAÇA , MAÇA... Haydi MAÇA...Kalkıyor diye.. -------------------------------------------------------------------------- *****Bir varmış ....Bir yokmuş... ***** Bir varmış ....Bir yokmuş... Bir zamanlar bir Krallık ve onun Sarayında bir Okul varmış... 5 Asırdır varolan bu Okulda sayısız ilimadamı ve bilgin yetişirmiş.. Ve bu Krallık Sarayında tarihler 1905'i gösterdiğinde , bir kaç Okul öğrencisi biraraya gelip kendi Ordularını kurmaya karar vermişler...Amaçları yabancı orduları yenmek olan bu Ordunun , Başkomutanı ALİ adlı bir gençmiş.... Adı gibi.... YEN'mek için doğmuş ... Bu orduyu zaferden zafere koşturmak için ant içmiş... Bayraklarının rengi Sarı ve Kırmızı sembolleride ASLAN olan bu gençlerin Ordusu , halk tarafından kısa sürede çok sevilmiş... Öte yandan denizin diğer yakasında aynı Krallıkta , ama bostanda yaşayan lambacılar varmış... Saray gençlerini taklit edip, kendilerini gösterme çabasındalarmış... Kuruldukları yer olan yokluderede lambacılar Saraylıları düelloya davet etmişler... Papazın çayırında karşı karşıya geldiklerinde Saraylıların yarısı deniz engeli nedeniyle bu mücadeleye gelememiş... Ama Saraylılar yarım Orduyla bütün lambacıları perişan edip , 7 yerlerini işgal etmişler... Bozguna uğrayan lambacılar ne yapacaklarını şaşırıp senelerce kendilerine gelememişler... Gel zaman git zaman Saray ordusundaki bölünmeden ve Saraylıların Ordusunu , halkını, sadece Saray içinden "Seçme" insan ;"Seçme" askerlerden oluşturma niyeti , lambacılara fırsat olmuş... Lambacılar bundan faydalanıp zenginlerin yardımıyla halka "Şirinlik muskası"dağıtıp sayılarını arttıracak yöntemler geliştirmişler ve bunda "arabacılar" denen diğer ordu gibi başarılı olmuşlar... Ta ki 2 kule arasında sıkışıp kalan SARAY Halkına yeni bir KRAL gelene kadar... Bu METİN kişi inanılmaz OK atarmış TAY üzerinden... Attığı Oklar öyle isabetli ve güçlüymüş bir gün attığıyla KALESİNİ yıkmış lambacıların... Halk arasında efsane haline gelen bu TAÇSIZ KRAL sayesinde HALKIN SARAY sevgisi ve sayısı iki kule arasından çıkıp KRALLIĞIN tüm sınırlarına yayılmış... Servetleri reddedip SARAYINA gelen bu METİN kişiyle SARAY Ordusunun Krallık içinde ele geçirmediği Kale , kazanmadığı Zafer kalmamış... Sonra büyük bir kıtlık dönemine girilmiş... Lambacılar , Arabacılar ve yeni oluşan bir Laz ordusunun hükümleri ve güçleri artmış... Yinede SARAY HALKI zaferlere hasret ama giderek artan coşku ve sevgiyle Ordusunu teşvik ediyormuş... Aç ve susuz kalmışlar , ama SEVDALARINI asla terketmemişler.. Öyle bir güçle sevmişler ki ; 14 ASIR 14 gün gibi geçmiş... ORDUNUN başarısındaki esas temel HALKININ karşılıksız sevgisi ve desteğiymiş... Bu büyük ve sabırlı HALKI sayesinde tekrar eski bolluk günlerine dönmüşler...İlerleyen zaman içinde büyüyen SARAY Ordusuna çeşitli lejyoner askerler katılmış... Bazıları komutan düzeyindeymiş... Bunlardan ASLAN YÜREKLİ olanı Saray Ordusunun bir Zaferi sonrası onbinlerce lambacının arasından tek başına sıyrılıp Sarı-Kırmızı BAYRAĞI lambacıların merkezine ve tam Kalelerinin ortasına dikivermiş... O BAYRAK ordan çıkmamış... Yıkılmış ortalık ...Bu olayla TARİHE geçmiş... ULUBATLI lakaplı bu lejyoner tekrar yurduna dönünce yerine komutanlığa eski bir Ordu mensubu olan bir İMPARATOR gelmiş... Davranışları , hareketleri , yüreğiyle gerçek bir İMPARATOR... Ama elinde sadece içi geçmiş bitmiş denilen bir asker yığını varmış... Bu yığının arasına 3 tane lejyoner istemiş... 3'üde yaşlıymış gelenlerin , ama özellikle HACI olanı dünyaca tanınan çok usta bir savaşçıymış... Uzaktan attığı çok isabetli TOP atışlarıyla düşmanları yerle bir etmekte üstüne yokmuş , diğeri tecrübeli bir KALE ustasıymış ,önündeki diğer yaşlı Lejyonerde çok yetenekli bir savunma hattı kurucusuymuş... İMPARATORUN kurduğu bu Ordu çok çalışarak , azmederek ve HALKININ inanılmaz desteğiyle önce 4 yılda Krallık içindeki tüm savaşları kazanmışlar... Ardından sıra yabancı Krallıklarla mücadeleye gelmiş... İMPARATORU , ORDUSU ve HALKIYLA bütünleşen SARAYLILAR yıllarca Avrupa'da ezilmiş , horgörülmüş halkların yegane temsilcisi olmuş ve onların intikamını bütün sömürgecileri tek tek hiç yenilmeden yerle bir ederek almış... SARAYLILAR özellikle "kırmızı urbaların" kabusu olmuş... Milenyum tarihinde konfederasyonlar arasındaki en büyük 2. Savaşıda kazanıp Krallığına geri dönmüşler... TARİHİN en büyük DESTANLARINI yazanlar layık oldukları şekilde karşılanmışlar... Yer-Gök ... SARI ve KIRMIZI kesmiş.. Bunu hazmedemeyen lambacılar ve arabacılar aralarında"Kutsal ittifak "kurup Krallık halkını ve meclisi SARAY'a karşı ayaklandırmak ve kendine kukla bir Konfederasyon yapmak için yürüyüşler düzenleyip Yıldırım başkomutanları nezdinde çeşitli harekatlara girişmişler... Sonuç tüm HALKLARIN okkalı birer tokatıyla başarısız olmuş... Şeref meselesi yapılan bir yarışmanın Ödülü olan 3 YILDIZIDA önce SARAY Ordusu ve HALKI bileğinin hakkı ve gücüyle alınca iyice çıldıran ve çaresiz kalan lambacılar ve arabacılar usta lejyoner arayışına girişmişler... Onlarda yeniçerilerinin "İsterüz'ü" karşısında servetler ödeyerek , yeni bir HACI , yeni bir FATİH , yaratmak için yırtınmışlar ,ama suni maketini bile bulamamışlar , yeni bir SARAY olmak istemişler ama barınak bile olamamışlar... Onlar bu zaferlerin taklidi - hayali ile yaşarken , çok az takviyeli SARAYLILAR en büyük savaşın galibi olarak , AY-YILDIZ ve KRALLIK adına tüm DÜNYA'yı fethetmekten henüz geri dönmüş... Her gittikleri seferdede Tarihe yeni bir altın Sayfa eklemişler... -------------------------------------------------------------------------- GS li olmak demek Galatasaray'lı olmak demek ; Sadece şampiyonluklarla açıklanamayan , sadece kültürle tarif edilemeyen , sosyal dayanışmayla , sevgiyle , olağanüstü güçle kazanma arzusu ve sınır tanımaz büyüme hırsıyla anlatılamayan bir yaşam biçimine sahip olmak demektir... Dünden geleceğe uzanan tarihin sonsuz koridorlarında , Galatasaray'lı olmak demek ; Giderek büyüyen , giderek parlayan , erişilmesi mümkün olmayan bir ışık , inanılmaz uzaklıklara ulaşan bir ses ve hiç ölmeyecek bir ruha sahip olmak demektir... ------------------------------------------------------------------------- *****helal Olsun Sİzlere***** Onlar TÜrk Futboluna Cennetin Kapisini AÇtilar. Onlar Bize Kompleksten Kurtulmayi Ögrettiler. Futbolda, Hezimet Dolu GÜnlerin Acisini Çikarttilar. Yeni Nesile Boyun Egmemeyi Ögrettiler. O KÖtÜ GÜnler IÇin Intikamin Karanlik Sularindan IÇtiler. Onlar Firavun Gibi SÖzlerinden DÖnmediler. Hep Bildikleri Yoldan Gittiler. Real Madrid'e Elendiler, Ama Bize Çok Sey Ögrettiler. Kirik, Çikik Ayakla Sahaya Çiktilar. Cigerlerindeki Son Hava Kabarcigina Kadar MÜcadele Ettiler. Bir GÜn Yorulduk Demediler. Tatil Yapmadilar. Sevgililerini Terkettiler. Eslerini Ihmal Ettiler. Ne Kadar Dev Varsa Topraga GÖmdÜler. DÜnya Basinini Peslerinde Kosturdular. En Krizli GÜnlerde Bile TÜrk Insanini Sokaga DÖkÜp, Çigliklar Attirdilar. MÜzeleri Kupalarla Doldurdular. Hayalleri, RÜyalari GerÇeklestirdiler. Kahramanlar Yarattilar. Fatih Terimler, Hakan SÜkÜrler Ve Okanlar, Emreler, Suatlar, Ümitler. Haginin Tarihini Yeniden Yazdilar. AntrenÖrlerini DÜnyanin En Mutlu Insani Yaptilar. Kendilerini Takip Eden Gazetecilere Onur Yasattilar. Kimseye Ezilmediler, Yikilmadilar. Farkli Yenilgi Aldiklari GÜnler De Oldu. Ama Hep Inanip Bildikleri Yoldan Gittiler. Egilmediler, Dik Kaldilar. Evet, Madrid'e Yenildiler, Ama Bunlari Yaptilar. Arada Öylesine Fark Varki. GÜcÜmÜz Bir Yere Kadar. Bir MaÇta 2 Milyon Dolar Seyirci Hasilati Yapan Real Madrid, Diger Yanda Bizim Galatasaray. 100 Milyon Dolarlik Oyuncularla, YÜzbin Kisi ÖnÜnde Oynayan Takima Karsi Bu Çocuklar Ne Yapsin? Iman GÜcÜ Bir Yere Kadar .... Varsin Elensinler. Varsin Kaybetsinler. Varsin KÖtÜ Oynasinlar. Varsin Bizleri ÜzsÜnler. Onlar Bize O Kadar Çok Sey Ögretti Ki. Yazmiyorum Kardesim. Ben Bu Çocuklara KÖtÜ Yazmiyorum. Onlar Benim Kalbimde Ruhumda. Onlar Benim Beynimde. Yazmiyorum Kardesim Yazmiyorum . Bu MaÇi Elestirmiyorum. Kenarindan Bile Dokunmuyorum. O Zafer Dolu GÜnlerin Anisina Tek KÖtÜ SÖz Bile Etmem. HiÇ Olmazsa Bu Kadarina BorÇlu Hissettim Kendimi. Evet Onlar Yenildiler, Ama Ben Bernebaudan Bagiriyorum:helal Olsun Size! ------------------------------------------------------------------------- *****Biz Hep Galatasaraylıyız***** 80'li yillarda baslayan ve zirveyi UEFA Kupasi ve Süper Kupayı kazanarak ÜLKE ve KLUP bayragını en tepeye dikmis, apoletlerinde bu ünvanları tasıyan bir GALATASARAY ' lı olarak ; " olmaya " çalışanlara ; - Avrupa'lı olmak dediginiz ya da zannettiginiz kavram, biz AVRUPA'ya gitmeden önceydi . Artik " GALATASARAY'li olmak " kavrami vardi . Cunku biz gördük , çünkü GALATASARAY TARAFTARI olarak bize GALATASARAY Takımı gösterdi ki ; Avrupalı diye birsey yok . En Buyuk vardi . GALATASARAY'li olmak vardı . Biz zaten hep GALATASARAY'liydik . - Zor gunlerde hiç futbolcumuzu dövmedik . Ya da tesisleri basip yoneticilerimize , o bazi yoneticilerin sikayet ettiği " küfürleri " ağız dolusu boşaltmadık . Çünkü biz biliyorduk ki " ASiL olunmaz , ASiL dogulur ! " Aynı bayrağımızın KIRMIZI ' sının ASiLLiĞi gibi. Biz hep GALATASARAY ' lıydık ...... - üLKEMiZiN bayrağını , Ay-Yıldızlı bayrağımızı , o " olmaya " Çalıştıgınız yerde , gururla , basimiz dik taşıma " ŞEREFiNi " biz yaşadık ! Hep kendimiz kazandık, hep Tırnaklarımızla " olmaya " Çalıstığınız yere gitmek için gerekli puanları , içeride hep paçamızdan cekmeye çalışmalarına , çalışmanıza rağmen , vermeseler de o puanlari KOPARTTIK ALDIK ! Çünkü biz GALATASARAY ' lıydık .... - Hiçbir zaman BOYNUMUZ bükülmedi . Stadlar da sizin gibi bizde AGLADIK . Ama biz " olmaya " Çalıstığınız yerin en büyük kupasi dedikleri " UEFA KUPASINI " havaya kaldirdigimizda SEVINÇTEN AGLADIK ! Biz Istanbul ' da degil , KOPENHAG ' da " olmaya " çalıstığınız yerde AGLADIK ! Çünkü biz GALATASARAY ' lıydık .... - Hiç HEZIMETLERLE değil HEZIMETLE dahi dönmedik ! Biz elimizi yüzümüze götürdüğümüzde TERiMiZi , ALINTERiMiZi sildik !!! iki farklı yenikken hiç kimseye " sus " da demedik ! Cunku biz hep öndeydik ! Çünkü biz hep GALATASARAY ' lıydık .... - Bize hiç kimse yol göstermedi ! Çünkü bizden önce " olmaya " Çalıştıgıniz yer hayalden de öteydi ! Size HAYAL etmeyi de biz öGRETTIK ! Yetinmedik, kazandığımız puanları da verdik. Ama biliyorduk ki " GALATASARAY ' lilik " ruhunu veremezdik ! Turkiye sevgisini , CUMHURiYET sevgisini ise baska bir cumhuriyete veremedik. Veremezdik, Çünkü biz TüRKiYE ' idik , Çünkü biz GALATASARAY CUMHURiYETi değildik ..... - "Olmaya" Çalıştığınız yere giderken göreceğiniz ilk ayak izlerimiz , size umut verecek, belki biraz da cesaret. Ama unutmayın, biz hep karanlikta yürümeyi ögrendik ve ısığı gördüğümüz de " olmaya " Çalıstığınız yerdeydik. Hiç mağdur olmadık ! Hiç nankor de olmadık ! Hep TURK oldugumuz gibi , rakiplerimizi tökezletmek icin başka bayraklar da olmadık ! Hiç " olmaya " da çalışmadık! Çünkü BiZ GALATASARAY ' lıydık ... ... - Hiçbir zaman hiç kimseyi kücümsemedik ve onlara da öğrettik GALATASARAY ' i küçümsememeyi ! Evimizde herkesin EZELiNDEN bildiği TEK BüYüĞü , " olmaya " çalıştıklarınıza da EZE EZE ögrettik ! TüRKiYE ' ye TüRK insanına " şerefli yenilgileri " , " yenildik ama ezilmedikleri " UNUTMAYI da biz öGRETTiK ! Çünkü biz TüRKiYE CUMHURiYETi çünkü biz GALATASARAY ' lıydık .... - "Olmaya" çalıştığınız yere gitmek ya da "olmaya çalışmak" birkaç devrelik iş değil. Biz haddimizi de bildik ! Dönüp baktığımız da , haddini bilmeyenlerin çok gerilerde kaldığını da gördük! GALATASARAY ' lı " olamadınız " GALATASARAY ' lı " olamadılar " , " ASiL " olunmadığı gibi, Avrupalı " olabilme " yolunda izimizi takipte size başarılar ! Mektep ' li bir GALATASARAY ' li gibi, ÇüNKü BiZ HEP GALATASARAY ' lıydık ...... ------------------------------------------------------------------------- Her Sey Galatasaraydir Bana Yil 1905... Aylardan EKIM... Bugün benim dogumgünüm... Beyazit’in Asirlik Çinarlari... Gül Baba'nin mübarek fidanlari... Mekteb-i Sultani’nin çocuklari... GALATASARAY’i kuracaklari gündür bugün... Bugün... Bir Günes dogar , bu Topraklara... Bir Kültür ocagi... Bir Ali Sami Yen , bir kaç ögrenci ... Bir sinifin koridorunda... Biraraya gelir hepsi... Hayatlarinin ilkbaharinda... Yeni sevdalanmis ... Bir asik heyecaninda... Ama , acemi degiller ... Sahipler yillanmis kültür mayasina... Bir dervis gibi... “Türk olmayanlari yenmek "adina... Yola çiktiklari gündür bugün... Yil 1905... Aylardan EKIM... Bir mesin yuvarlagin , dünyayi döndürdügü devrin ... Çanakkale’de Sehitlerin ... Istiklal Yazari Tevfik'lerin ... Ilim , irfan yurdu binlerin ... Ata'nin mektubundaki harflerin... Zamanla Evrendeki herseyin... GALATASARAY dedigi gündür bugün... Baba Gündüz’ün, Aslan Nihat’in... Taçsiz KRAL ; METIN OKTAY’in... Ders verir gibi Adam'ligin... Kusaktan kusaga , çiglasan Sevda'nin... Içimize aktigi gündür bugün... Damardan girip Aklimiza... Sarisinin Kanimiza... Kirmizinin Canimiza ... Nakis gibi islendigi gündür bugün... Yil 1905... Aylardan EKIM... Dünyaya gelen bebelerin ... Rerere - Rarara’yi.. "En Büyük Cim Bom "yazmayi ... 14 yillik cefayi... Maglupken bile ,Tek Büyük olmayi ... En karasindan SEVDA’yi , tadacaklari gündür bugün... Kupa'nin degil , Arma'nin ... Hayatin anlamini bulanlarin... Ask Pesinden kosanlarin ... Ugruna canlar koyan... Karagünde bile TARAFTARIN... Senin için varoldugu gündür bugün... Isigin ardindaki gölge gibi gelmeyi GALATASARAY’i Ibadet eder gibi sevmeyi , Ögrenecekleri gündür bugün... Yil 1905... Aylardan EKIM... Her Irktan insan... Ister Afrika , ister Asya'da... Hasret basi dik dolasmaya... Milenyum yili Kopenhag'ta... Horgürülmüs Can'lara... Olacak GALATASARAY tek payda... Bir geceyarisi 3.'cü Dünya... Ilk defa Mutluluktan ..."Agla ,canim agla..." Gerçeklerin masala yaklastigi gündür bugün... Yil 1905 ... Aylardan EKIM... Ne parayla , ne büyüyle... Sadece akilla , sevgiyle... Sözde degil gerçekte... Izinden gidenlerle ... Türkiye'nin Tek-Yürek oldugu gündür bugün... 19.05 ...Atamizin gençlere... 1905...Bizlerin Ulu Öndere... Tarihte verecegi , en büyük Hediye... Seçildigi gündür bugün... Imkansiz nedir bilmeyen... Her TÜRK'e gurur veren... Tutku ötesi , sevilen ... Saraylarin , SARAY'I... Essiz GALATASARAY’i... Tarihin ciltlerine sigmadigi gündür bugün... Yil 1905... Aylardan EKIM... Böyle geldim..Böyle giderim... Sükürler olsun ki... GALATASARAY’li dogdum... GALATASARAY’li ölecegim... Bir gün gelecek... Devir-teslim edilecek... Bu Bayrak sonsuza dek sevilecek... Iste O zaman... Ogluma birakacagim en büyük Miras Ne bir Yali, Ne bir ihtiras... "Ne yaparsan yap ,Ne yazarsan yaz ... GALATASARAY Armani Kalbine As... Diyecegim gündür O gün... Yil 1905... Aylardan EKIM... Dünyaya bin kere gelsem yine SENI sevecegim... Geçmiste ...Bugünde ... Gelecekte ... Ayrilsakta ... Ölsem de ... Kiyamette ... Sana gelecegim gündür bugün... Bazen... Bazen ... Nefes almak degildir , yasamak... O'nunla gülüp, O'nunla aglamaktir... Sari -Kirmizi olmaktir , her an O'nu solurcasina... Bazen ... Özgürlük , çimlerde kosmak degildir... Sevdasi ugruna prangaya vurulmaktir... Hep O'na tutuklu kalmiscasina... Bazen ... Basari ... Para , Kupa kazanmak degildir... Insanlarin yüregine daglanmaktir ... Damarinda , kaninda yasarcasina ... Bazen ... Imparatorluk , ülkeleri ele geçirmek degildir... Bir Mesin yuvarlakla , Yürekleri fethetmektir... Sinir tanimadan hüküm kurmaktir , Milyonlarcasina... Bazen... ASLAN , bir hayvan degildir... Bir Simge , bir Semboldür ...Tarifsiz güçtür ... Ruhundaki asalete yazilmiscasina... Bazen ... Cehennem...Öbür dünya degildir... Taraftarla cosmus , SAMIYEN'dir ... Alev alev yanarcasina... Bazen ... Imkansiz ...Olmaz degildir... 7 kisi 7 Sifir yenmek , Aglari delmek , sampiyonluktur Milenyumda ... Hayalleri gerçek yapmaktir...Sahaya her çiktiginda... Bazen ... KRAL olmak , Taç giymek degildir... Soyunu sevgiden , Ünvani halktan almaktir... Her dogan bebenin METIN olmasidir... Kusaktan kusaga akarcasina... Bazen ... VEFA...Semt adi degildir.. 14 yil kan kusup , ölümüne arkasinda durmaktir... Her sartta , yikilmaz bir duvarcasina... Bazen ... Tarih, tozlu bir sayfa degildir... Gerçektir , yasamdir....1905'te dogup Ciltlere sigmamaktir... Destanlarin degismez yazari olurcasina... Bazen ... GÜÇ , bir sifat degildir... Evsiz barksiz , bes parasiz , en zorda , tüm dünyayi ayaga kaldirmaktir... Üstünde sade bir parçali formayla ; kolaycasina... Bazen ... Cesaret , Korkuyu yenmek degildir... Onbinlerce rakibin arasindan geçip, kalesine Bayragi dikmektir... Tek basina...Kimse yokmuscasina... Bazen ... Sevgi...Anne , Baba , Es , dost degildir... Onlardan ötedir...Tutkudur Renklere , Armaya ... Ayrilmaz parçanmiscasina... Bazen ... Hayat hersey degildir... Ama hersey bana GALATASARAY'dir... Dogumda ...Ölümde ...Yasamda ... Taparcasina ------------------------------------------------------------------------- Seninle Bir Ömür O zamanlar babamla maça gitmek istediğimde say bakalım bizim takımda kimler oynuyor diye sorardı; benim bildiğim futbol bir tek sen varken oynanırdı.İlk formamın arkasında senin adın yazılıydı.Artık saçlarımıda senin gibi kestirmek istediğim gün babam, benim kızım da Galatasaraylı demeye başlamıştı. Sonrasında geçen yıllarda yapmak istediğim meslekten, yaşamak istediğim şehre kadar birçok konuda değişimler başladı hayatımda (çoğunda da babamla aynı fikirde olmamışızdır J).Ama onca zaman sonra bile herşey hızla değişirken değişmeyen tekşey Galatasaraylı olduğumdu. Değişmeyen tekşey senin de hala Galarasaraylı olduğundu...(Doğuştan fanatik dedikleri bu olsa gerek J).Bu vefa gibi birşey değildi artık.Aşktı bu, Cimbom aşkıydı, değişilmez ve vazgeçilmezdi. Ve nihayetinde bugünler geldi.Yazık ki dün gelen birileri, bugün niyeti belli olmaksızın seni bizden ayırmak derdinde.Hangi güç yüreğimize hükmedebilir merak ediyorum.Kim seni içimizden söküp atabilir inanmıyorum.Birşey olacağından değil de yinede sana karşı yapılan her türlü yersiz hatta hadsiz davranışları kınıyor ve tüm yapılanlara rağmen bitmez tükenmez sevgin, gösterdiğin azim ve örnek bağlılığından ötürü sana olan aşkımızın asla bitmeyeceğini, herzaman, heryerde hep yanında olacağımızı bilmeni istiyoruz. Ben takımına aşık tek taraftar değilim ama sen takımıyla nefes alan en büyük Cimbomlusun.İyi ki de öylesin, iyi ki de varsın.Biliyorum ki bunu asla hiçkimse ve de hiçbir şey değiştiremeyecek.Önemli olan Galatasaray’da kalman, gerçek olan herzaman Galatasaraylı olman... Büyük Kaptan Bülent Korkmaz Sen Bizim Herşeyimiz ------------------------------------------------------------------------- Nazar etme ne olur... Çalış, senin de olur! Türk futbolunda hep ilkleri gerçekleştiren Cim-Bom’un ilk renkleri sarı-siyahtı... Ama kurucular sarı ve kırmızının uyumunu görünce, şimdiki renklerde karar kılındı... Yapmadığı iş kalmayan ve sayısız rekor kıran kurucu Ali Sami Bey, Atatürk’ün Nutuk’taki bazı konuşmalarını da Ulu Önder’in adına seslendirdi 1905’te kurulan kulübün önceleri bir ismi yoktu, ama liseli futbolcular böyle anılırdı Bir asır... 36.500 gün eder! 25 yaş ortalaması ile, 4 kuşak demektir. Avrupa 1. liglerinde, şu an 1.100 kadar kulüp var. Acaba kaçı, Galatasaray gibi 100 yıldan bu yana geliyor? 50 diyelim! 'Bir adet alana, bir de bizden bedava' kampanyaları var. Hadi 100 olsun... Herkes kesesinden yesin içsin, saltanatım var benim. Ne kadar bol keseden tahmin yaparsan yap, bir yerde durursun. Çünkü bir asır, herkese nasip olmaz. Avrupa liglerinin geriye kalan 900 takımı için; Galatasaray türbe gibi kalır. Gelip tavaf etsinler... Bereketleri artar. *** Bir asır bu... 100 yıl bu... Kolay söylenir mi? Kolay yazılır mı? Kolay silinir mi? Beşiktaş da bu yoldan geçti, ama Galatasaray üstüne asfalt döşedi... UEFA Kupası ve Süper Kupa; bu yolda yorgun düşenlerin oturup dinleneceği, nefes ve moral alacağı 2 benzin istasyonu oldu. Doldur buradan kurşunsuz süper benzinini full, bas gaza yeni başarılara... *** Gerçekleri tarih yazar. Tarihi Galatasaray... Bana da, o tarihin sayfalarını hatırlatmak kalıyor: Hatırla ey peri o mesut geceyi... Çamların altında verdiğin buseyi. Neuchatel Xamax'ı... Monaco'yu... Real Madrid'i... Hertha Berlin'i... Dortmund'u.. Palma de Mallorca'yı... Arsenal'i hatırla! Daha fazla saymayayım; başka kulüplere karşı nispet gibi olmasın. Bazıları Süper Baba'yı seyrederken, Galatasaray Süper Kupa'yı alıyordu. Nazar etme ne olur... Çalış, senin de olur! *** Bana 'Ali Sami Bey' derler... Galatasaray'ı kuran Ali Sami Bey'dir ama, o ben değilim. Olamam! Elime kalem vermişler; yanlış-doğru, aklıma geleni yazıyorum. Bunun dışında; bu memlekette taş üstüne taş koymuşluğum yok. Ama hakiki, öz be öz, Ali Sami öyle mi? Galatasaray'ı kurmuş... Galatasaray'ın ilk başkanı olmuş ve 14 yıl başında kalmış... Aynı zamanda Galatasaray'da top oynamış! Yalnız kulübünü örgütlememiş, Türk futbolunu da örgütlemiş... Bugünkü Futbol Federasyonu'nun temeli sayılan Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı'nın da kurucusu olmuş... Onun da ilk başkanı olmuş... Milli takımın ilk teknik direktörü... 1924 Paris Olimpiyatları'na katılan sporcularımızın kafile başkanı... Yetmedi, yetmedi! Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi'nin 1926-1931 yılları arasında 5 yıl başkanlığını da yaptı. Galatasaray müzesini kurdu... Sahada maç yöneten ilk Türk hakemi oldu... En önemlisi ne biliyor musunuz (Ki bunu bilmezsiniz); Atatürk'ün 'Efendiler' diye başlayan ve Nutuk'ta yer alan konuşmanın bir bölümünü, Büyük Önder'in adına o söylemiştir. 'Ben sporcunun zeki, çevik, aynı zamanda ahlaklısını severim' bunlardan biridir. Yani, Atatürk gibi adam! *** Ali Sami Bey'in yaptığı hizmetleri yaza yaza, parmaklarım dolama olacak. Yaz, yaz bitmiyor. Galatasaray kulübünde yalnız futbol oynatmadı ki; rugby, tekerlekli paten hokeyi, kriket, orienteering gibi ilginç sporlar da yaptırdı. Sporcular yetiştirdi... Ben de Ali Sami... O da Ali Sami... Ama aradaki korkunç, büyük, ulaşılmaz, inanılmaz farkı görüyor musunuz? 100 yıl önce başardıkları, bugün benim hayallerime bile sığmıyor. Kartvizitine bak, beynin yamulsun: Galatasaray Başkanı... Federasyon Başkanı... Milli Olimpiyat Komitesi Başkanı... Olimpiyat Kafilesi Başkanı... Milli takım teknik direktörü... Türkiye'nin ilk hakemi... Yani, sadece Galatasaraylıların sahiplenebileceği biri değil; hangi kulüpten olursa olsun, her sporcunun sahipleneceği bir idol... Bir dava adamı... Çorbaya tuz atmamış, çorbanın kendisini yapmış biri... Türk sporunun, Che Guevera gibi devrimcisi... Militanı... Kazanılan değerlerin yılmaz bekçisi... Gözünü budaktan sakınmayan bir lider! Onun başkanlığında, üst üste 3 şampiyonluğun geldiğinin ertesinde; futbolcusu Adnan İbrahim'e haksız verilmiş bir ceza yüzünden, Galatasaray'ı ligden çekti. Beyefendiliğinin arkasında sert bir kaya gibi duran otoriter kişiliği; asla taviz vermezdi. Korkularından, Galatasaray'a ceza bile kesemediler. Türkiye'de başta Ali Şen olmak üzere herkes; bir çok defa 'Takımımı ligden çekerim' tehdidi savurdu ama, gerçekleştirebilecek bir yürek çıkmadı. Bunu yapan, sadece Ali Sami Bey'dir. Gerisi hikaye... *** Galatasaray'ın 7 kişiyle, tam kadrolu F.Bahçe'yi 7-0 yendiği ünlü bir maç vardır. Ali Sami Bey, kadroda sürekli sağhaf olarak yer aldığı halde; 7 Şubat 1911'de oynanan o maçta, mecburen kaleye geçti. Çünkü yoğun lodos yüzünden, Kadıköy'e gelemeyen Galatasaraylı futbolculardan biri de, kaleciydi... Onun yerine kaleye geçti ve gol yemedi. Yani Ali Sami Bey, rekor kırılırken bile, karşımıza çıkıyor. Hem yönetici, hem sporcu olarak, gergef gibi her ilmiğe girmiş; değerli bir halı gibi, yaşamı rengarenk motiflerle işlenmişti. *** Galatasaray'ı kurma aşamasındayken, oynadıkları tek topun bakımı ona aitti... Lisedeki cimnastik öğretmeni Bedri hoca; yurt dışından getirttiği topu, Ali Sami Yen'e emanet etmişti. Ona gözü gibi bakıyordu. Eski İstanbul'da azınlıklar ve yabancıların domuz eti ihtiyacını karşılamak üzere açılmış kasapların bulunduğu, bir Domuz Sokağı vardı. Ali Sami Bey, buradan domuz yağı alır, ellerindeki tek topu özenle yağlar ve şişirirdi. Domuz yağı; ağızla üflenerek şişirilen topu, gerekli sertlikte tutabilmek için kullanılırdı. Ali Sami Bey topla ilgilenirken, arkadaşı Asım Tevfik ise formaların bakımını üstlenmişti. Ayrıca; ileride kurmayı tasarladıkları Galatasaray kulübü için, arkadaşlarından her hafta birer kuruş toplar, biriktirirdi. Bu işi o kadar titizlikle ve sebatla yapıyordu ki; kulüp kurulduğunda, muhasebe işi Asım Bey’e verildi. *** Galatasaray gayri resmi olarak kurulduğunda, adı Galatasaray değildi. Daha doğrusu kulübün adı henüz yoktu. Ancak oynadığı rakipler; onlar için 'Galata Sarayı efendileri' derdi. Milliyet'ten sevgili Halil Özer'in kitabı da, adını buradan alır. Gerçi kulübün tarihini vermez ama; Galatasaray'ın yakın dönemlerine ait, basına yansımamış ilginç olayları; çarpıcı bir şekilde okuyucusuna aktarır. Akıcı bir kitaptır. Gazeteci arkadaşlarımızdan Ahmet Çakır da? Galatasaray tarihi ve Fatih Terim üzerine, kaynak kitaplar yazmıştır. Eserleri, Türk spor basınının yüzakı olmuştur. Çok sayıda kitap yazmasına rağmen; nedendir, kendi meslektaşları arasında, gerçekten hakettiği desteği bulamaz. Ama o, bıkmadan ürün vermeğe devam ediyor. Hizmetleri için kendisine teşekkür ediyor, kaldığımız yerden devam ediyoruz. *** Evet; Galatasaray'ın adı önceleri Galatasaray değildi. Çünkü adı henüz konulmamıştı. Adını başkaları verdi. İşin tuhafı, Galatasaray'ın ilk renkleri sarı-kırmızı da değildi. Galatasaray'ın renklerinin sarı-kırmızı olmasını, sarı-kırmızı gül yetiştirmekle ünlü Gül Baba efsanesine bağlasalar da; bu pek doğru değildir. Çünkü bu konudaki gerçeği, Ali Sami Bey’in bizzat kendisi anlatır. Naklettiğine göre: Kulübe, (Sarı-siyah olarak) yeni forma kumaşları almak için; Bahçekapı'daki Şişman Yanko'nun mağazasına giderler. Tezgahtar bir ara; sarı ve kırmızı kumaşları yan yana tutarak gösterir. Sarı ve kırmızının uyumu, hepsini etkiler... Ali Sami Bey; iki rengin yüreklerinde uyandırdığı heyecanı, bir çok kez anlatmıştır. Kayıtlarda vardır. O yüzden; sarı-siyah diye almağa geldikleri Yanko'nun mağazasından, sarı-kırmızı kumaş alırlar -------------------------------------------------------------------------- Aranızdaki Fark (sakın ağlamayın) -------------------------------------------------------------------------------- ARANIZDAKi FARK... ---------------------------------------- Yıl 1999-2000.... Yer ALİ SAMİ YEN... Rakip dünya devi AC.MİLAN... Avrupa'da "Varolma ya da Olmama " maçı... GALATASARAY son maçında, H.Berlin'i deplasmanda 4-1 'lik skorla geçerek umudunu son maça taşımış... Bu maçı kazanmaktan başka hiç bir kapı UEFA'ya çıkmıyor... Hikayemiz bu maçın son 20-25 dakikasında geçiyor... Burda uzun uzun anlatılan diyaloglorın ve olayların hepsi , çok kısa anlardan oluşan , ama ÖMÜRBOYU unutulmayacak ders niteliğinde , birebir yaşanmış HAYAT hikayeleridir... Bu hikayedeki çoğu genç ,şu anda Tribünde yerini almaya devam etmektedir... En ufak bir abartma ve katkı yoktur... Olayın , yüzlerce şahidi vardır... Ama...Anlatılma nedeni ; Kahramanlık değildir ... Olması gereken , TARAFTARLIK anlayışı ve GALATASARAY Aşkını anlatmaktır... Onun sonuçlarıdır... İnancın nereye vardığıdır.. Verilmek istenen mesajdır... Çoğu zaman horgörülen KAPALI göbeğindekilerin gücüdür.. Kişilerin, adlarının değil yaptıklarının incelenmesini dileyerek başlıyoruz... ----------------------- Maçın son çeyreği oynanıyor ... Mabedimizde 2-1 mağlup durumdayız... Böyle biterse GALATASARAY , Avrupa'dan elenecek... MILAN Şampiyonlar Lig'ine devam edecek..Beraberlikte ise MILAN UEFA'ya , biz yine başka bahara kalacağız... MİLAN adının , bu DEV Futbol firmasının , rakibi sindiren rahatsız edici geçmişi ,başarıları , yetmezmiş gibi İTALYAN'ların maçın son bölümüne istedikleri skorla girmeleri , TRIBÜNDEKi Taraftarlarıda oyundan düşürmüş... Herkes kaderine razı bir şekilde maçı izlemeye koyulmuş... Hayatımızın en önemli 15-20 dakikasına giriyoruz... Hiç susmayan meşhur Davullar bile bu kara tablonun moralsizliğinde ritm vurmayı bırakmış... 80'lerin KAPALI'sının bir neferi ve şimdinin bir Tribün ağabeyi olarak bundan rahatsız oluyorum...Etrafa bakıyorum nerdeyse herkes maça dönmüş , çaresizce olacakları bekliyor... Bağırıyorum.."Kendinize gelin , kendinize.." Göbekteki tanıdık yüzler bana bakıyor... "Ne oldu ; niye susuyorsunuz...?"diye isyanım devam ediyor Doğru dürüst bir cevap gelmiyor ama herkesin umutsuzluğu yüzlere vurmuş... Tekrar yüksek tonla ... "Bana inanıp , benimle beraber dibine kadar bağırmak isteyen var mı..? Eğer varsa hemen yanıma gelsin.." O KAPALI'nın meşhur göbeğinde çoğu zaman hakir görülen , çapulcu, serseri , hain ve bilumum nitelikli(!) sıfatlara , yaftalara layık görülen ama aslında her biri ASLAN yürekli gençlerin 15 tanesi göbeğin değişik yerlerinden kopup yanıma geliyor... Çoğu senelerdir yanımda yetiştiğinden bana inaçları ve büyük saygıları var Serdar, Çağrı , Deniz , Sercan , Okan ...Ve belki adını unutup yüzlerini ASLA unutmayacağım o 15 çocuk bağırmaya geliyorlar... Onları hemen KAPALI'nın ortaya yakın sağ alt tarafında topluyorum... REIS' e bakıyorum kafasıyla , gözleriyle o da yaptıklarımı onaylıyor.. Onun da bu desteğiyle konuşmamı yapıyorum... "Sizden kalan sürede bağırmanızı istemiyorum, kendinizi parçalarcasına , SESİNİZİN tüm Futbolcuların kulağında patlamasını istiyorum...Yırtacaksınız kendinizi...Yenilsekte susarak değil ölümüne bağırarak , görevimizi yaparak yenileceğiz... Kaderimizi susarak değil , bağırarak yazacağız" diyorum Hepsi onaylıyor ...Ama gençlerden biri "Ağabey haklısın , güzel söyluyorsunda sayımız çok az sen şu yukardaki insanlarıda aramıza katsan onlarda bizle beraber bağırsa , daha iyi olmaz mı..? Sayıca çok azız.." dediğinde ona hak verip , maçı seyreden ,çekirdek çitletenlerden oluşan kalabalığın olduğu yere çıkıp onlara doğru konuşuyorum... "Arkadaşlar son 15-20 dakika , ne olur bize eşlik edin , biz tezahürat başlatacağız ,hiç susmayacağız ,sizde katılırsanız TARİHİ değiştirebiliriz vaktimiz var , herkes bağırırsa MİLAN'ı eleriz..." Önce bir sessizlik oluyor , sonunda sözcü olarak , aralarından bir Amca oturduğu yerden bana alaycı şekilde diyor ki... " Yahu ASLAN gibi adamsın..İşin mi yok git otur, maçını seyret.. Ne olacak yani bağırınca..Boşver maç gitmiş işte..." bu sözler üzerine yukardaki o bölümden önce gülümsemeler sonra kahkahalar yükseliyor.. Çok farklı bir TEPKİ koymak yerine , gülenlere ve Amca'ya "Göreceğiz.." şeklinde kafamı sallayıp aşağıya iniyorum... "Çocuklar tek başımızayız , işte bu kadarız , vazgeçen varsa gitsin, ben tek kalsamda , bağıracağım..." Yukarıyı işaret ederek.. "Onlar gibi olmak istersiniz..? Yoksa TEZAHÜRAT KOMANDOSU gibi TARAFTAR olmak mı...? Var mısınız benimle sonuna kadar..?" Cevap tek bir ağızdan gelircesine "Varız ağabey "olup biz Tezahürata başlayınca , REIS'inde izniyle DAVUL tekrar ritm vurmaya başlıyor..Boşluk içinde tiz bir SES , Çığlık oluyor... "CIM BOM BOM...CIM BOM BOM ...Saldır Saldır..CIMBOM BOM..." STADTA duyulan bu yegane SES hem Tribün'ün homurtularını kesiyor, hem de inaçları tazeliyor...Top taca , auta gidiyor, hatalı paslar oluyor ama TEMPO hiç değişmiyor... Tam tersi , inatla giderek eriyen zamana meydan okurcasına , kadere İSYAN edercesine , yükseldikçe yükseliyor.. Çok az kişinin yaptığı bu ayin tarzındaki SESİN inanılmaz bir etkileyiciliği var.. Tribündeki herkes bunun farkında , futbolcularda kıpırdanma var , rahatsız olan İTALYANLAR bu çığlıktan... Ritm tek bir davulla Erdal'dan geliyor , ama O da giderek arttırıyor gücünü davulun... Tezahürata katılan 15 kişide bir farkındalık , korkunç bir inanç birliği oluşmuş, tek vücüt gibi birleşik hareket ediyor... Set üstündeki tayfada katılıyor olaya... Kabus gibi bırakmıyoruz peşini tezahüratın... Sonunda bitime 5 dakika kala HAKAN ŞÜKÜR golü atıyor... Yer yerinden oynuyor...Durum 2-2... Az evvel , minderden poposunu kaldırmayanlarda bir sevinç var ki , sormayın gitsin...O hengamede Amca'yı arıyor gözlerim , bakıyor göremiyorum...Amcam kaybolmuş ... Golün etkisiyle , bize katılanların , bizle bağıranların sayısı gittikçe artıyor , şimdi o coşkuyla 10 katı bir kalabalık bize eşlik ediyor...İstediğimiz baskıyı koyuyoruz sahaya... Ve bazılarına göre bir "MUCİZE "gerçekleşiyor... Maçın son dakikasında bir PENALTI kazanıyoruz... ÜMİT DAVALA topun başına geliyor , Abbiati 'yide MILAN'ıda mağlup eden 3.'üncü golü atıp , bize doğru KAPALI'ya doğru koşuyor... SARI-KIRMIZI bir insan seli , üstümüzden akıyor adeta , herkes bir yerlerini parçalayıp , kendini boşluğa bırakıyor , bu kıyameti andıran dalga bize vurduktan yaklaşık 10 saniye sonra O 15 Kişiye avazım çıktığım kadar bağırıyorum... "ÇÖKÜN benimle bağıran herkes ÇÖKSÜN.." Bana bakıp anlamıyorlar dediğimi , belki gürültüden , belkide anlamsızlığından , o nedenle bazılarını kolundan tutup kendimle beraber dizüstü çökmesini sağlıyorum... İkince kez " ÇÖK.." dediğimde O bağıran 15 kişide birbirine bakarak çöküyor, insanlar hala üstümüzden atlarken , biz birbirimizi kollarından tutarak , orda eğilip kolkola çökmüş tek grup olarak , aralarında bulunuyoruz... Öyle bir tezat ki , bu ZAFERDE en çok kendine pay çıkartacak insanlar , yüreğinin sesinin ,damarındaki kanın , beynindeki adrenalinin aksine , hiç bir şey yapmamış gibi oturuyor , az evvel dalga geçenlerse üstlerinde zıplayıp , Olayı sahipleniyor... Bizim gençlerin içinden biri dayanamıyor.. "Ağabey biz niye çökuyoruz , anlamadım...???" Cevabım gecikmiyor.. "Oğlum Çökün ki ...ARANIZDAKİ FARK belli olsun..." Kısa bir sessizlik...Gençler şaşkın... O Çocuk kolunu sıvayıp diken diken olmuş tüylerini gösteriyor... Gözlerde anlatılmaz bir ifade... O sıra maç bitmiş , halaylar çekiliyor , Tribünlerde hep bir ağızdan , Zafer şarkıları söyleniyor , herkes hopluyor , zıplıyor ,coşuyor... Biz suskun , sakin ve mağrur..... "Şimdi maçta susanlar bağırsınlar , Caddeye , Bebeğe gidip , karılarla kızlarla ,dattiri dat dat korna çalıp, sabaha dek , eğlenip bunun sefasını sürsünler... SİZSE eve gidip , kimseyle konuşmayın, sıcak bir çorba için ve yatın... SİZE yemin ediyorum hayatınızın en güzel ve huzurlu uykusunu bu gece uyuyacaksınız... Yaptıklarınızı sizler ve ALLAH biliyor... Zaten...Gerisi boş... Çıkarken diyorlar ki... "Ağabey hayatımızda hiç bir şey öğrenmediysek , şu an çok şey öğrendik..Ömürboyu unutmayacağız..SAĞOL ------------------------------------------------------------------------ BEN GALATASARAY ---------------------------------- Hayat varsa ben varım... Ölüm varsa ben yokum... Ama Sen gelemezsin yanımda... O yüzden ayrılmak tek taraflı SENDEN... Çünkü SEN hep varolacaksın... Üzülme, milyonlarca BEN seninle paylaşmaya devam edecek yaşamı... İçtiğim SU ... Soluduğum HAVA'sın... Geceleri en güzel rüyam... Sabahleyin doğan GÜNEŞİM'sin... Bazen hüzün , genelde hep neşesin... Çılgın sevinçler , tarifsiz kedersin... Tatlı bir yorgunluk , huzur veren bir Denizsin... Yüreğimdeki kıpırtı , kulağımdaki Sessin... Şarkıdaki bir sözde , milyonlarca gönülde , Boğazımdaki düğümde , akan gözyaşımda SEN saklısın... Hayata dair ne varsa Sensin... Ben GALATASARAY , SEN bensin... Hani sinirlenirim ya bazen sana değildir , kendime kızarım , anama kızarım , babama kızarım , oğluma kızarım ama Sana asla... Beraber büyüsekte , Çocukluk işte... Yaşım kaç olursa olsun sana bir şey olacak diye korkuyorum... ASLA kimse bir şey yapamaz biliyorum ... Ama dedim ya dayanamıyorum...Sana kötü davranıldığında... Öfkem de büyük oluyor.. Hastalandığımda Şifam... Karagünlerde Umudumsun... Her derdime Deva oldun... Doğumdan , Ölüme...Hep SEN varsın.. Ne yapsam az geliyor uğruna... Birde ... Severken ayrılmak koyarmış ya her İnsana... Onu bilmek hırçınlaştırıyor beni... Ansızın yokolursam bir gün.. Ne olur küsme sakın ... Senden koptuğumda , SARI- KIRMIZI bir kefen yeter bana... Ararsan beni gökyüzüne bir bak... YILDIZ olurum belki... Samanyolunda seni sevenlerin arasında... SENİ SEVMEYEN ÖLSÜN GALATASARAY... ------------------------------------------------------------------------------------------ bitmez sana taraftarın sevgisi 1asırdır aşkımızınhikayesi sadece sana baglıyız yalandır gerisi aşıgız,doyamıyoruz CİMBOM'um sana 1905'de dünya düzeni kuruldu CİMBOM'um bir güneş gibi dogdu mazimiz tarihimiz başarılarla dolu aşıgız,doyamıyoruz CİMBOM'um sana yemin ettik biz dönmeyiz bu yoldan senden geçemeyiz geçeriz bu candan uefa,süper kupayı tekdir kaldıran aşıgız,doyamıyoruz CİMBOM'um sana 100.yılda bütün kupaları al bizim için taraftar canını verecektir sizin için forma için,renkler için,bizim için,türkiye için aşıgız,doyamıyoruz CİMBOM'um sana yüzyıldır senden başkasını sevmedik bu renklerden başkasına gönül vermedik taparcasına sevdik biz,bir anda terketmedik aşıgız,doyamıyoruz CİMBOM'um sana yeri geldi şampiyon olamasanda bu taraftar canı gönülden baglıdır sana türkün adını sen duyurdun dünyaya aşıgız,doyamıyoruz CİMBOM'um sana yüzyıllık şanımız başarılarla dolu senin aşkından gelir bu sevgi yolu ilerliyoruz en büyük hedefe dogru aşıgız,doyamıyoruz CİMBOM'um sana daglar duvar olsada geliriz sana yollar çamurlu olsada koşarız sana taraftar vefalı yanındayız her anında aşıgız,doyamıyoruz CİMBOM'um sana yüzyıllık çınar,bir tarih bir destan avrupada ismini altın harflerle yazdıran daima yanında,hep olacak ultrAslan aşıgız,doyamıyoruz CİMBOM'um sana sevdan kor olur yakar yüregimizi sarı ile kırmızı ayrılamazki bu sevdayı yaşamayanlar bilemezki aşıgız,doyamıyoruz CİMBOM'um sana yüzyıldır beraberdik,yine yanındayız bütün kupaları tek tek alacagız GALATASARAY fada olsun sana canımız aşıgız,doyamıyoruz CİMBOM'um sana ------------------------------------------------------------------------ bitmez sana taraftarın sevgisi 1asırdır aşkımızınhikayesi sadece sana baglıyız yalandır gerisi aşıgız,doyamıyoruz CİMBOM'um sana 1905'de dünya düzeni kuruldu CİMBOM'um bir güneş gibi dogdu mazimiz tarihimiz başarılarla dolu aşıgız,doyamıyoruz CİMBOM'um sana yemin ettik biz dönmeyiz bu yoldan senden geçemeyiz geçeriz bu candan uefa,süper kupayı tekdir kaldıran aşıgız,doyamıyoruz CİMBOM'um sana 100.yılda bütün kupaları al bizim için taraftar canını verecektir sizin için forma için,renkler için,bizim için,türkiye için aşıgız,doyamıyoruz CİMBOM'um sana yüzyıldır senden başkasını sevmedik bu renklerden başkasına gönül vermedik taparcasına sevdik biz,bir anda terketmedik aşıgız,doyamıyoruz CİMBOM'um sana yeri geldi şampiyon olamasanda bu taraftar canı gönülden baglıdır sana türkün adını sen duyurdun dünyaya aşıgız,doyamıyoruz CİMBOM'um sana yüzyıllık şanımız başarılarla dolu senin aşkından gelir bu sevgi yolu ilerliyoruz en büyük hedefe dogru aşıgız,doyamıyoruz CİMBOM'um sana daglar duvar olsada geliriz sana yollar çamurlu olsada koşarız sana taraftar vefalı yanındayız her anında aşıgız,doyamıyoruz CİMBOM'um sana yüzyıllık çınar,bir tarih bir destan avrupada ismini altın harflerle yazdıran daima yanında,hep olacak ultrAslan aşıgız,doyamıyoruz CİMBOM'um sana sevdan kor olur yakar yüregimizi sarı ile kırmızı ayrılamazki bu sevdayı yaşamayanlar bilemezki aşıgız,doyamıyoruz CİMBOM'um sana yüzyıldır beraberdik,yine yanındayız bütün kupaları tek tek alacagız GALATASARAY fada olsun sana canımız aşıgız,doyamıyoruz CİMBOM'um sana ----------------------------------------------------------------------- ben galatasaray'lıyım gururluyum onurluyum ben seninle mutluyum ben sana vefalıyım ben seni çok seviyorum ben sana sevdalıyım çünkü ben galatasaray'lıyım fani dünyadaki tek varlığım ne para ne mülk nede araba ben vurulmuşum yalnızca sana anılıyorsun destanlarınla tapıyorum renklerine kutsal formana çünkü ben galatasaray'lıyım ben sana vefalıyım yenilsende bazı bazı ERHAN'ın buna hep razı sefanı sürdüm bilirim cefayı sen iste yeter yakarımbu dünyayı çünkü ben galatasaray'lıyım ben seninle yaşarım şarkılarını çalar onları dinlerim posterlerine bakar hayaline girerim sana karşı öyle yücedirki sevğim bu canı hiç düşünmeden sdana veririm çünkü ben galatasaray'lıyım ben seninle her şeye varım mahşere kadar hep yanındayım her şeyimle seninimseninolacağım dünden buğüne yarınım feda olsun sana bu varlığım çünkü ben galatasaray'lıyım sensin benim bucağım evim barkım olmasada seninle birlikteyim yeter bana erkek sözüdür desteğim sana seninle daha mutlu yarınlara çünkü ben galatasaray'lıyım ben sana sevdalıyım hiç bir kızı sevmedim sana taptıgım kadar mumla arasan bulamazsın benim gibi taraftar çünkü ben galatasaray'lıyım sensin umudum yarınım işim gücümyok serseriyim alemde delikanlıyım ama efendiyim bir canım var sdana verebileceğim ölsem bile mezarda dahi seni seveceğim çünkü ben galatasaray'lıyım en büyük hayalim ALİSAMİYEN'i görebilmek cehennemin atmosferini hissedebilmek fenerbahceyi çimlere gömebilmek istiyorum kupaları kaldırabilmek çünkü ben galatasaray'lıyım ---------------------------------------------- milyonların kalbi senin için atar şampiyonumuz,gururumuzsun GALATASARAY kalbimizde yalnız GALATASARAY yatar şampiyonumuz,gururumuzsun GALATASARAY ALİSAMİYEN'dir kurucumuz senin sevgin bizde ölümsüz tek taraflı sevdik seni karşılıksız şampiyonumuz,gururumuzsun GALATASARAY taraftarı zırhlı bir asker şampiyonluktan başka ne ister adımız şanımız bizlere yeter şampiyonumuz,gururumuzsun GALATASARAY ultrAslan'dır taraftar grubu atkıdır,bayraktır uguru seni sevmektir tek kanunu şampiyonumuz,gururumuzsun GALATASARAY mazin dolu şeref ve şan zaten budur sana yakışan ultrAslan'dır hep seninle coşan şampiyonumuz,gururumuzsun GALATASARAY fethet yürekeri,çal bütün kalpleri mutlu et bütün sevgilileri unutmaz bu taraftar sizleri şampiyonumuz,gururumuzsun GALATASARAY taraftar gönülden seviyor seni deplasman AMİYEN hiç farketmedi her zman yanındayız,takip ettik gölğeni şampiyonumuz,gururumuzsun GALATASARAY hayatmış yaşammış hepsi unutulur ultraslan hep sevgnden yorulur tüm avrupa karşımızda selam durur şampiyonumuz,gururumuzsun GALATASARAY şampiyonluklarla coştur bizleri muhteşem taraftar destekliyor sizleri göster büyüklüğünü alkışlasınlar bizleri şampiyonumuz,gururumuzsun GALATASARAY damarımı kessen sen varsın kanımda akar kanlarım sarı ile kırmızınla senle ağlar gülerim,senle yaşarım hayatda şampiyonumuz,gururumuzsun GALATASARAY ALİSAMİYEN'n eseridir bu yüzyıldır takip ettik biz bu yolu şampiyonlukla biter her finalin sonu şampiyonumuz,gururumuzsun GALATASARAY dünyada bir seni sevmişiz gerisi yalan sensin bizleri peşinden koşturan canı yürekten seiyoruz buna inan şampiyonumuz,gururumuzsun GALATASARAY --------------------------------------------------------- AVRUPA FATİHİ kurucumuz ALİSAMİYEN her zaman bizimle hiç bitmeyecek sevgisi gönüllerde onunla yükselmiş CİMBOM'um zirvelere AVRUPA FATİHİ olacak daimayükseklerde 1905'deyükselmiştir onun sesi o var olduktan sonra,yalan olmuş gerisi sayılamaz derecede kupalarının serisi AVRUPA FATİHİ o,yeter bir kükremesi öyle güzel öyle geniştirki mazisi çeşit çeşit kupalarla doludur müzesi taraftarı canını koymuş hazırdır bedeni çünkü onun adı AVRUPA FATİHİ bizim sevgimiz tek taraflı,karşılık beklemeyiz CİMBOM aşkı için malı mülkü feda ederiz biz biriz,biz biziz,biz bize yeteriz AVRUPA FATİHİ için canımızı veririz her bir taraftar canını koyar ortaya canını al ama,GALATASARAY'ına dokunma şanlı CİMBOM ününü almış,nice maçlarda AVRUPA FATİHİ şanı,yakışıyor ona her kupada ayrı ayrı savaş vermiştir her türlü zorluklara,göğüs germiştir milan olmuş,madrid olmuş farketmez AVRUPA FATİHİ hiç bir zaman affetmez taraftar grubunun ismi ultrAslan bağdat'da oynasın, bağdat'a varan felsefesi bellidir, rakibi boğan AVRUPA FATİHİ şanı yakışıyor sana ASLAN sarı kırmızı renkleri oldu şarkımız destanlarla doludur her bucağımız arşa kadar yükselmiş,şanlı bayrağımız AVRUPA FATİHİ'ni canı yürekten alkışlamalıyız... --------------------------------------------------- SENİN İÇİN) sevdik biz ölümüne sana taparcasına damardaki kanlar akarcasına şu dünya cehennem olurcasına seviyoruz CİMBOM'um sırf senin için maçların trabzonda ta fizanda önümüze barikatlar kurulsada maç biletleri pahalı olsada geliyoruz CİMBOM'um sırf senin için hiç oturmadan çıplak betonda atkılar sallanır bayraklar havada bazen maplubiyetlerin olsada destekliyoruz CİMBOM'um sırf senin için uefayı aldın sevindirdin halkı sen yücelttin bu vatanı almak için şampiyonlar liği kupasını bekliyoruz CİMBOM'um sırf senin için bazen yensek bazen yenilsekte bazen sevinsek bazen üzülsekte uefa ve süper kupayı aldın diye alkışlıyoruz CİMBOM'um sırf senin için her maçın eziyet ayrı bir çile yinede geliyoruz sizlere muhteşem mabedin cehennemde yanıyoruz CİMBOM'um sırf senin için kimseyi sevmedik senden başka yok cehennem SAMİYEN'den başka ultrAslan olarak bu büyük aşka tapıyoruz CİMBOM'um sırf senin için hiç farketmez SAMİYEN deplasman yanındadır hep senin ultrAslan sözümüz var tanrıya şampiyon olmadan ölmüyoruz CİMBOM'um sırf senin için ------------------------------------------------------ ALİSAMİYEN her anımızda her maçımızda futbolcularınla imparatorlarınla yüce başkanınıla ultrAslan'ınla biz bir bütünüz AliSamiYen rakiplere cehennemi tatıtran stadı atmosferiyle ballandıran CİMBOM'u avrupada şahlandıran biz bir bütünüz AliSamiYen türkiye bilmesede kıymetimizi nice takımlar devirdik avrupa devlerini her maçta gelin gibi süslerdik seni biz bir bütünüz AliSamiYen müzemizde kupalar üstüne kupalar üst üste oluşur bütün yıldızlar yıllardır dostdur sana ultrAslan'lar biz bir bütünüz AliSamiYen hani biz pınar başı çekerken hani biz yeri göğü inletirken hani biz dolmabahçede yürürken biz bir bütünüz AliSamiYen sdata girildiğinde,bagırır tüm taraftarlar hep yan yana,tek yürektir ultrAslan'lar sdatın her bir yanına,asılır bütün bayraklar biz bir bütünüz AliSamiYen yoktur alemde,bu cehennemi görmeyen yoktur alemde,bu atmosferi hissetmeyen yoktur alemde,büyüklüğümüzü bilmeyen biz bir bütünüz AliSamiYen yaşımız yüz,yolun yarısı eder ASLAN'lar gibi,çağımızda cevher biz kralız,krallar önde gider biz bir bütünüz AliSamiYen -------------------------------------------------- SENİ BEN sen güllerden de güzelsin koklamakla tükenmezsin ey CİMBOM'um neredesin arıyorum seni ben aşk yarası acıdır acı yoktur bunun bir ilacı ne feneri nede kartalı özlüyorum seni ben bu taraftar hep el ele dönüşür bir anda cehenneme buluşmak için SAMİYEN'e bekliyorum seni ben yüce kurucumuz ALİSAMİYEN'le tarih yazan zaferlerinle sarı kırmızı renginle seviyorum seni ben ---------------------------------------------- yagmurlu havada karda çamurda en zor deplasman anında ekmegimiz suyumuz olmasada vefalıktır ultrAslan olmak 4 sene üst üste şampiyon olmak 3.yıldızı göğsümüze takmak uefa süper kupayı kaldırmak ayrıcalıktır ultrAslan olmak bayrağımızı aldık emanetle yürüyoruz yüce sevginle sevgimizi nesilden nesile taşımaktır ultrAslan olmak ne genç fenerliler nede çarşı kim görmüşki böyle bir aşkı CİMBOM'un rakiplerine karşı savaşmaktır ultrAslan olmak avrupa karşımızda selam durur yıkılmaz bu taraftar hep dik yürür aşkından cehennemde cayır cayır yanmaktır ultrAslan olmak seninle doğmuş seninle büyümüş dertlerine kanat germiş senin sevginle yücelmiş varolmaktır ultrAslan olmak avrupada ve türkiyede hedefe doğru rakiplerimizle bayrağı dikmek için ebn yükseklere yarışmaktır ultrAslan olmak 3.yıldızı takabilmeyi avrupada destanlar yazabilmeyi bütün kalpleri fethedebilmeyi başarmaktır ultrAslan olmak aşkın sevğinin yolu senle biter bu hayatın sonu hayatı CİMBOM sevgisiyle dolu dolu yaşamaktır ultrAslan olmak ---------------------------------------------------------------- bir ömür boyu sürsede ben seni sevdim daima sevecegim kör olsa gözlerim görmesede ben seni sevdim daima sevecegim ALİSAMYEN'in izinden yürüdüm bu yaşıma kadar sevginle büyüdüm seninle olsun benim ölümüm ben seni sevdim daima sevecegim her maçına gelemesemde sonsuz destegimi veremesemde canımı önüne seremesemde ben seni sevdim daima sevecegim geldi çattı 100.yıl sen hep destanlarınla anıl zirvede olup avrupaya katıl ben seni sevdim daima sevecegim genillikle yendin bazen yenildin hiçde önemi yok sen hep sevildin uefa kupasını bizlere hediye ettin ben seni sevdim daima sevecegim 100.yıllık tarihte kimler geldi kimler geçti hepside bişrer yıldız efsanelerdi fethettiler bütün kalpleri ben seni sevdim daima sevecegim sen sahaya çıkınca taraftar coşuyor pankratlar açılıyor,bayraklar sallanıyor ALİSAMİYEN cehennemlikjgine bürünüyor ben seni sevdim daima sevecegim bu alemin kralısın GALATASARAY mazinde uefa süper kupa var üst üste oluşur bütün yıldızlar ben seni sevdim daima sevecegim her gece mutlaka düşlerim seni düşünür hayalini özlerim seni bendeki platonik aşk seviyorum seni ben seni sevdim daima sevecegim soluduğum hava nefesim sensin dünyadaki tek varlığım her şeyimsin aşkım dobra dobra alemde teksin ben seni sevdim daima sevecegim -------------------------------------------------------- --->GALATASARAY<--- Sen benim burda olupta Seni destekledigimi bilmesende Hissediyorsundur elbette Sana olan tutkumu Bir sevdadir bu Sozlerle aciklanamayan Bir asktir bu Sirf mazide kalmayan Ama herzaman varolan ve kalbimde kalici bir yeri olan Senin gibi bir takimin Taraftari olmaktan gurur duyuyorum Herzaman orda olmasamda Ben ginede seninleyim Yaninda olmasamda Cunku sen benim herseyimsin Gozlerin icinde okunamayan Sadece herzaman hissedilen Sen bu dunyada her zaman tek ve ozelsin benim kalbimde CUNKU SEN BIR EFSANESIN CUNKU SEN SANI BUYUK GALATASARAYSIN ----------------------------------------------------------------------------- --->ALI SAMI YEN<--- Simdi senin taslarini birer birer yiksalarda sen bizim kalbimizde bir mabed'sin Ne efsanler geldi geti senin o guzel cimlerinin ustunden ne huzunlu ne sevincli anlar yasandi o soguk koltuklarinda kisin en soguk aninda olsa bile yada yazin en sicak zamaninda biz genede oturduk Gerci bazen heycandan Yerimizden hopladik zipladik ama Seni hic bir zaman kirmadik Taki o son maca kadar Ozur dileriz ama neyapalim Kusurumuza bakma Kalbimizde olsan bile Genede bir ani istedik evimizde Bir mabedsi, unutmadik, unutamadik, unutmayacagiz Simdilik elveda ama unutmaki elbette birgun geri donecegiz ve o guzel anlari yeniden yasayacagiz Cunku bizler sensiz yapamayiz ------------------------------------------------------ sarıkırmızı akar kanımız fedaolsun sana canımız seninle geçiyor hayatımız çünkü bizler ultraslan'ız ölümsüz başkanımız ALİ SAMİ YEN CİMBOM'un bizlere hediyen çatışmalarda canlar veren çünkü bizler ultraslan'ız 1905'de doğdu bir efsane adını altın harflerle yazdı tarihe hep yanındayız dünden bugüne çünkü bizler ultraslan'ız yaşasın yüzüncü yılımızdayız bütün kupaları kaldıracagız ölene kadar hep yanındayız çünkü bizler ultraslan'ız ömrümüz geçiyor deplasman yollarında bazen güneşli,bazen karlı havalarda bu taraftar her zaman yanında çünkü bizler ultraslan'ız koşulsuz destek veriyoruz her maçına geliyoruz inan ölesiye seviyoruz çünkü bizler ultraslan'ız küfür nedir bilmeyiz edenide sevmeyiz centilmenlikten ödün vermeyiz çünkü bizler ultraslan'ız şampiyonluk hakkımız bizim olacak cesur kaptanımız kupayı kaldıracak bu taraftar hep yanında olacak çünkü bizler ultraslan'ız SAMİYEN'nin kapalısında bütün taraftar omuz omuza destegimiz sonzuzdur sana çünkü bizler ultraslan'ız alnımız açık başımız dik yalnız sana gönül verdik ugruna canlar feda ettik çünkü bizler ultraslan'ız |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Aşığım Sana Galatasaray
![]() ![]() Giriş Tarihi: 17-03-2006
Yer: Ankara/Yenimahalle/Demetevler Takım:Galatasaray
Mesajlar: 1,400
Rep Puanı: 13846361
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
kalesinde devleşti panter oldu mondragon
taraftarından aldıgı yıldız notu on fener forvetlerini tam anlamıyla durdurdu unutmaz tarih (5-1)lik skoru defansımız çelik vermedi geçit hakan şükür acı vurdu fenerin kalesine kilkit yedi forvetle geldiler geçemediler mondragonu unutmaz tarih (5-1)lik skoru song,tomas,ergün,orhan fenerin forvetlerini durduran hakan şükür'ün son golü şampiyonluk turuydu unutmaz tarih (5-1)lik skoru taraftarın gönlünü çalan ribery oda gerçek galatasaray'lı,taraftara sevgili orta sahaya beyin gibi futbolcu unutmaz tarih (5-1)lik skoru milyonlarca insanın gözü derbideydi taraftarların yanısıra yüzlerce gazeteci bırakın avrupayı dünya izliyordu unutmaz tarih (5-1)lik skoru cesur kaptanımız kupayı kaldırdı milyonlarca taraftar hep ayaktaydı dakikalarca alkışladık biz CİMBOM'u unutmaz tarih (5-1)lik skoru bir sene boyunca emek verdik kupayı yalnızca biz hakettik şampiyonlukla bitti bu finalün sunu unutmaz tarih (5-1)lik skoru gerçekleri tarih,tarihide yazan hep galatasaray sayısı az olsada muhteşemdi taraftar taraftarın gönlünden geçen skor buydu unutmaz tarih (5-1)lik skoru biz galibiyeti kutlarken zafer turları atarken fenerbahçe taraftarları uyuyordu unutmaz tarih (5-1)lik skoru böyle skora can kurban fener oldu darmadağan tüm GALATASARAY taraftarı mutluydu unutmaz tarih (5-1)lik skoru bu skora taraftar kendinden geçti bayragını kapan sokakları inletti tüm yurtda ayrı bir sevinç ayrı bir coşku unutmaz tarih (5-1)lik skoru sahada 11 yürek 11 aslan 90 dakika pres,hiç durmadan savaşan öyle bir oynadık ki,fenerin aklı durdu unutmaz tarih (5-1)lik skoru fenerliler CİMBOM'u görünce bakakaldılar yerlerine oturup kalkamadılar taraftarın hepsi sessizce aglıyordu unutmaz tarih (5-1)lik skoru panter panter dediler,rezil oldu rüştü bu maçın sonunda,maskesi yüzünden düştü taraftarı ona lanet kusuyordu unutmaz tarih (5-1)lik skoru 22 senedir hasretiz kupayı alacagız dediniz 90 dakika sonunda,madara olup evinize gittiniz bak fener şu haline,şimdi sana ne oldu unutmaz tarih (5-1)lik skoru muhteşem taraftar coşkusu ile ribery,hakan şükür,necati ile CİMBOM türkiye kupası şampiyonu unutmaz tarih (5-1)lik skoru sen artık bir 22 sene daha beklersin onlarca yıldız daha getirirsin iyice ögerde gel sen bu futbolu unutmaz tarih (5-1)lik skoru kupayı 14 sene biz kazandık tabzona bile 2 fark attık ne yapalım bu CİMBOM'un huyu unutmaz tarih (5-1)lik skoru |
|
|
|
|
|
#3 |
|
Aşığım Sana Galatasaray
![]() ![]() Giriş Tarihi: 17-03-2006
Yer: Ankara/Yenimahalle/Demetevler Takım:Galatasaray
Mesajlar: 1,400
Rep Puanı: 13846361
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
canım kurban olsun senin yoluna
bu kalpler tek yürek senin ugruna koşacagız adım adım şampiyonluga bu canlar cimboma canan olur geldi yine şampiyonluk mevsimi tüm dümya duysun sesimizi ölene kadar sürdürecegiz sevgimizi bu canlar cimboma canan olur bilinir şampiyonlugun yolları taraftarı onun kulları büyüktür avrupa aslanları bu canlar cimboma canan olur ultrAslan adana biz hep seninleyiz fizanda oynasın oraya gideriz her maçta sana destek veririz bu canlar cimboma canan olur aşkın baki gönlümüzde nola görsekki ömrümüzde senin sevgin kalbimizde bu canlar cimboma canan olur aslanım saldırır akın akın aklında hep zafer vardır galatasaray'ın sana feda olsub bu canım bu canlar cimboma canan olur aslanım 4 sene üst üste şampiyon oldu türkiyenin ve avrupanın kralı oldu samiyen senin sevginle doldu bu canlar cimboma canan olur arif ,ile hasan mondragonda sevdasın gönüllerde bu canda şampiyonluk gününde kutlamalarda bu canlar cimboma canan olur |
|
|
|
|
|
#4 |
|
Aşığım Sana Galatasaray
![]() ![]() Giriş Tarihi: 17-03-2006
Yer: Ankara/Yenimahalle/Demetevler Takım:Galatasaray
Mesajlar: 1,400
Rep Puanı: 13846361
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Cehennemİn Atlilari Gelİyor....
Hadi Artık Doldurun Şu Cehennemi Rakiplerin Dizleri Titresin Slogonlar Devleşsin Çoşalım şu fb Maçında Gösterelim Nankör Taraftar Kimmiş Nefesimiz Bitene Kadar Ateşimiz Sönene Kadar Çılgınlar gibi Aşıklar gibi Hadi Uyan gsforumtr taraftarı Haykırışın Kadıköyden Duyulsun Ölene Kadar Sürer Bu Aşk Sakın Vazgeçme Sadece Destekle Burası Ali Samiyen Cehennemi YANMAYA HAZIR OLUN |
|
|
|
|
|
#5 |
|
Aşığım Sana Galatasaray
![]() ![]() Giriş Tarihi: 17-03-2006
Yer: Ankara/Yenimahalle/Demetevler Takım:Galatasaray
Mesajlar: 1,400
Rep Puanı: 13846361
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
1905 De DoĞdu AŞkimiz
Bazi bazi yaralandik, stadlarda tartaklandik Her cefayi cektik ama seni yanliz birakmadik Birakmadik cimbom birakmadik Yenilsende bazi bazi, taraftarin buna razi Sen sampiyon olmasanda cekecegiz bu cefayi Senin icin cimbom senin icin!!! 1905’de dogdu bu renkler Taparcasina sevdi bu kalpler Seni sevmekte cok hakliyiz biz Cunku sapina kadar galatasarayliyiz biz!!! Iste oldu Herseyim oldu 1905’de cimbomum dogdu Herzaman oldu en buyuk oldu Sari kirmizi rengin Vazgecilmez yeminim Sana canim feda galatasaray Gece yagmur ve soguk, Istanbul caddelerinde Seslerimiz kisildi cimbom diye diye Ne besiktas ne fener nede trabzon Kalbimizde herzaman cimbom sampiyon !!! 1905’de dogdu askimiz Sari kirmizi rengimiz Cimbombom herseyimiz Hic bir seye degismeyiz Cunku galatasarayliyiz biz !!! Sampiyon galatasarayim Ne istersen iste benden istersen donatalim dort bir yani bayraklarla istersen cinlatalim dort bir yani tezahuratlarla istersen eylenelim davullarla zurnalarla cimbombomum sen cok yasa canim feda olsun sana hic birseye degisilmez senin sevgin bu dunyada |
|
|
|
![]() |
| Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz |
| Konu Araçları | |
|
|
|
ForumTR Servisleri: ForumTR Video - ForumTR Haber - ForumTR Oyun - ForumTR Chat - ForumTR Mail - ForumTR IRC
Vize İşlemi | Haberler | Okul Arkadaşım Sitemiz bir forum sitesi
olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında
siteye yazabilmektedir. |