En Komik ve Eğlenceli Videolar Burada. * FrmTR Sohbet Kontrol Panelinizde.
Forum TR
Go Back   Forum TR > >
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]
 
 
Konu Araçları
Eski 04-12-08, 14:28  
Cяооkєd Hояи

5 Galatasaraylı Futbolcuların Hayatı ve Resimleri (eski ve yeni futbolcular)




Kariyeri boyunca sakatlıklarla boğuşan Kewell, aynı zamanda Avustralya Profesyonel Futbolcular Birliği'nin yürütme komitesi üyeleri arasında yer alıyor. Esas parlamasını 8 yıl formasını giydiği Leeds'te yaşadı. Leeds'in UEFA Kupası ve Şampiyonlar Ligi'nde yarı final oynayan kadrosunda yer aldı. Liverpool'a büyük umutlarla geldi ama sakatlıklardan dolayı
birçok maç kaçırdı. Geçen sezon 14 maçta oynadı ve 4 asist yaptı. Liverpool'un kontratını, maaşı azaltıldığı için reddetti. Portsmouth, Roma ve Rangers kendisiyle ilgileniyordu. Roma'nın çok ciddi teklifini geri çevirdi. Başarıları: Şampiyonlar Ligi (2005 Liverpool), FA Cup (2006 Liverpool), Okyanusya Milletler Kupası (1996, 2000, 2004 Avustralya) Yılın genç oyuncusu (2000 Leeds United)

Doğum tarihi: 22 Eylül 1978 Doğum yeri: Avustralya Boy: 1.82 Kilo: 74 Mevki: Orta saha sol / Forvet Karieri: 274 maç / 57 gol Milli Takım: 36 maç / 11 gol

OYNADIĞI TAKIMLAR:
Leeds United ......1995-2003
Liverpool.............2003-2008









MİLAN BAROS


Milan Baros kimdir?
Galatasaray'ın Fransa şampiyonu Olympic Lyon'dan transfer ettiği Çek golcü Milan Baros kimdir?
Ve Galatasaray bombayı patlattı, uzun zamandır gündemi meşgul eden santrfor transferini sonuçlandırdı. Sarı kırmızılıların resmi sitesinden yapılan açıklamada, Olympic Lyon forması giyen Çek yıldız Milan Baros'un 3 yıllığına transfer edildiği duyuruldu.
Ajansspor'un derlediği bilgilere göre; 28 Ekim 1981'de Çekoslovakya'nın (şimdiki adı ile Çek Cumhuriyeti) Vigantice bölgesinde dünyaya gelen Milan Baros kaydettiği 5 gol ile Euro 2004'ün gol kralı oldu.
Vigantice Profesyonel kariyerine 1998 yılında Banik Ostrava'da başlayan Çek golcü 2001-02 sezonu sonuna dek forma giydiği 76 maçta 23 gol atarak İngiliz devi Liverpool'un dikkatini çekti ve Kırmızılar 2002 yılında Baros'u renklerine bağladı. 2002 - 2005 yılları arasında Liverpool forması giyen ve 68 maçta 19 gole imza atan Baros, İstanbul'da oynanan unutulmaz Şampiyonlar Ligi finalinde Milan'a karşı 3-0 geriye düştükten sonra maçı 3-3'e getiren ve penaltılarla kupaya uzanan ekipte de yer almaktaydı.
Daha sonra Aston Villa ve Olympic Lyon maceraları yaşayan Baros istenen performansı sergileyemedi. İngiliz ekibiyle çıktığı 42 maçta 9, Fransız şampiyonu ile çıktığı 24 maçta 7 gol kaydeden Çek yıldız, 2008 yılında Portsmouth'a kiralandı ve 12 resmi maçta fileleri sarsma başarısı gösteremedi.
Lakabı "Ostrava'nın Maradonası" olan Baros, ilk olarak 25 Nisan 2001'de Belçika karşısında formasını giydiği ve golle buluştuğu Çek Cumhuriyeti milli formasıyla çıktığı 66 maçta 32 gol attı ve yaklaşık "2 maçta 1 gol" ortalamasına ulaştı.
Liverpool kariyerinde 2003 yılında Lig Kupası, 2005 yılında Şampiyonlar Ligi kupası bulunan Baros 2005 yılında Lig Kupası'nı, 2002 yılında da Charity Shield'ı finalde kaybetti.
Çek yıldız ayrıca Lyon ile 2007 yılında Barış Kupası, Fransa Ligi şampiyonluğu ve Şampiyonlar Kupası'na uzanırken Milli Takım kariyerine Euro 2004'deki gol krallığını sığdırdı.
Milan Baros Euro 2008'de Milli Takımımız'ın da bulunduğu A Grubu'nda mücadele eden Çek Cumhuriyeti formasını sadece 1 kez, Portekiz maçında giyerken Ay Yıldızlılarımızın muhteşem bir geri dönüşle 2-0'dan 3-2 kazandığı grubun son maçında forma giymedi.
Baros kariyerinde çıktığı toplam 222 maçta 58 gol atma başarısını gösterdi.


Ümİt karan


ÜMİT KARAN



Ümit Karan, 1 Ekim 1976’da Almanya’nın Berlin şehrinde doğdu. Futbol hayatına Berlin Kreuzberg Türkiyemspor’da ve Berlin takımı Hertha Zehlendorf gibi amatör takımlarda oynayarak başladı. 1995–1996 senelerinde Türkiyemspor Berlin takımında oynayan Karan, buradan Gençlerbirliğine transfer oldu. 2001 yılına kadar Gençlerbirliği forması giyen Ümit Karan, 2000 yılında takımının Türkiye Kupası’nı kazanmasında önemli rolü olan futbolcularda biriydi.
Bu performansı birçok büyük kulübün ilgisini çekiyordu. 2001 yılında Galatasaray’a transfer oldu ve yine takımının şampiyonluğa erişmesinde büyük rol oynadı.2004–2005 sezonunda Galatasaray’ın George Hagi ile anlaşmazlıklar yaşaması sonucu, Borissia Mönchengladbach, Hannover 96 ve Arminia Bielefeld ile sözleşme için masaya oturdu. Ancak Ümit Karan, Alman Bundesliga takımlarının tekliflerini geri çevirerek Büyükşehir Belediye Ankaraspor ile anlaştı. 2005′in yazına kadar Ankaraspor için oynayan Ümit Karan, henüz ilk maçında 2–1 galip gelen takımının iki gölünü de kendisi attı.
2005–2006 sezonunda tekrar Galatasaray’a dönen Ümit Karan, spor yazarlarına göre ‘’tamamen yenilenmiş, farklı bir futbolcu’’ydu. Ümit Karan, sezon içinde attığı 17 gol ile gol krallığına aday oldu. Ama geçirdiği sakatlık nedeniyle sezonu kapatarak gol krallığına da veda etmek zorunda kaldı. Bacağından başarılı bir operasyon geçiren Ümit Karan, bir sonraki sezon için hazırlıklara başladı. 2006–2007 sezonunda ise Galatasaray ile Şampiyonlar Ligi’nde 3 maçta sahaya kaptan olarak çıktı. İngiltere’de oynanan Liverpool-Galatasaray maçında 2 gol atarak dikkatli üzerine çekti. Halen Galatasaray forması giyen Milli futbolcumuz Ümit Karan, evli ve bir çocuk babasıdır.


Lİncoln


LINCOLN



Gerçek ismi Cássio de Souza Soares’dur.
Lincoln 9 yaşındayken Atletico Mineiro klübü tarafından keşfedilir.Profesyonel futbol yaşamına 1997 yılında bu klüpte başlar.2001 Yılına kadar Bu klüpte futbol yaşamına devam eder
22 Ocak 1979 yılı Brezilya doğumlu orta saha oyuncusu 1.77 m. boyunda ve 71 kilo.
Atletico Mineiro’da 2001 yılına kadar 50 karşılaşmada görev alan Lincoln, 4 gol kaydetti.
2001 yılında Almanya 1.Lig (Bundesliga) ekiplerinden Kaiserslautern’e transfer oldu. İlk sezondan itibaren dikkatleri üzerine çeken Lincoln, 2001-2002 sezonunda Bundesliga’da oynadığı 21 maçta, 8 gol kaydetti.
2001-2004 Kaiserslautern forması altında çıktığı 53 maçta, 12 gol attı.
2004 yılında Almanya 1.Lig (Bundesliga) Ekiplerinden Shcalke 04′e Transfer olur.Bu transfer rakamı 775.000 Dolar civarında olduğu söylenmektedir
2004-2005 sezonunda Schalke’nin Almanya Lig Kupası’na ulaşmasında büyük rol üstlendi. Aynı sezon Bundesliga’da çıktığı 28 maçta, 12 gol atan Lincoln, Schalke’yi Bundesliga ikinciliğine ve Almanya Kupası finaline taşıdı.
Lincoln 2004-2005 yılında Bundesliga da Yılın Futbolcusu seçilerek önemli bir başarıya imza attı
Geçtiğimiz sezon Bundesliga’da, Schalke 04 forması altında 23 karşılaşmada görev alan Cassio Lincoln, 3 gol kaydetti, 8 asist yaptı.
Lincoln, Schalke 04 forması altında çıktığı 83 maçta, 20 gol kaydetti.
Brezilya Milli Takımı’nda düşünülmeyen Lincoln’e, 2005 yılında, Almanya Milli Takımı için oynaması teklif edildi ancak bu öneri, teknik direktör Jurgen Klinsmann tarafından geri çevrildi. 2007 yılında göreve gelen Dunga tarafından aynı yıl düzenlenen Copa Amerika’ya çağırılan Lincoln beklenen patlamayı gerçekleştiremedi.
21 Haziran 2007 tarihinde Galatasaray’a transferi gerçekleşmiştir. Lincoln Galatasaray ile 4 yıllık anlaşmaya imza atmıştır Bu anlaşma kulübün internet sitesi ve dünya basınında da yer bulmuş ve Lincoln kesin galatasaraylı olmuştur.
Ayrıca 2005-2006 UEFA Şampiyonlar Ligi sezonunda İstanbul’da oynanan ve 3-3 biten Fenerbahçe-Schalke 04 maçında attığı 2 golle takımını kurtaran isim olmuştur.(Bu maçla gerçek bir Galatasaraylı olduğunu göstermiştir)
Çok iyi futbolculardan oluşan Brezilya Milli Takımı’nda düşünülmeyen Lincoln’e, 2005 yılında, Almanya Milli Takımı için oynaması teklif edildi ancak bu öneri, teknik direktör Jurgen Klinsmann tarafından geri çevrildi. 2007 yılında göreve gelen Dunga tarafından aynı yıl düzenlenen Copa Amerika’ya çağırılan Lincoln beklenen patlamayı gerçekleştiremedi.
Bireysel Başarıları
1. Almanya Kupası (1)
2. Lig Kupası (1)
3. Intertoto Kupası (1) (2004-Schalke 04)
4. 2004/2005 sezonunda ise Schalke’de yılın en iyi futbolcusu seçildi.


Abel Xavier


Abel Xavier (Galatasaray)
Premier Lig'de ilk kez uyuşturucu kullanmaktan dolayı 1 sene ceza alan Abel Xavier, David Beckham'ın transfer olduğu MLS takımlarından Los Angeles Galaxy ile anlaştı.

Daha önce Galatasaray forması da giyen Xavier, değişik saç tarzı ile dikkat çekerken, LA Galaxy Başkanı Alexi Lalas, Xavier'in transferinden mutluluk duyduğunu açıkladı.

34 yaşındaki oyuncu, Eylül 2005'te, Skoda Xanthi FC ile yapılan UEFA Kupası'nda doping kontrolünde, uyuşturucu kullandığı tespit edilirken, 18 ay ceza almış ardından 1 seneye indirilmişti


ABEL XAVİER







Abel Xavier resmen Galatasaray’da
Galatasaray, gece geç saatlerde İstanbul’a getirttiği Portekizli savunma oyuncusu Abel Luis Silva Xavier ile 1 yıllık kiralık sözleşme imzaladı.

RİGOBERT SONG'un HAYATI





Kamerun Millî Futbol Takımı'nın kaptanlığını yapmaktadır. Şu anda Trabzonspor'da futbol oynamaktadır. Ülkesinde "Büyük Ağabey" lakabıyla anılmaktadır.
Daha önce FC Metz, Salernitana, Liverpool,Galatasaray, West Ham United, Cologne, ve RC Lens1994 FIFA Dünya Kupası'da henüz 17 yaşındayken Brezilya maçında kırmızı kart görmüştür. Bu da FIFA Dünya Kupaları tarihinde en genç kırmızı kart gören oyuncu olarak kayıtlara geçmiştir.Arsenal'da oynayan Alexandre SongTrabzonspor teknik direktörü Ersun Yanal ile yaptığı görüşmeler olumlu sonuçlanmış ve 2 yıllık anlaşmaya varmışlardır. takımlarında oynamıştır.İlginç bir rekorada imza atmıştır. Rigobert Song'un yeğenidir.

Galatasarayda 4 numarayı giymiştir.








HAGI' NİN HAYATI

Doğum Tarihi: 5 Şubat 1965
Boyu :1.74
Kilosu:74
Mevki:Orta sahada oynuyor.
Futbol Kariyeri:FC Constanta'da başladığı futbol yaşamına, Sportul Studentesc, Steaua Bükreş, Real Madrid (1990), Brescia Calcio (1992), FC Barcelona (1994) ve Galatasaray'da devam etti.
1990, 1994 ve 1998 Dünya Kupaları'nda, EURO 96'da ve 3 maçta 2 kırmızı kart gördüğü EURO 2000'de forma giydi. 1985-86 sezonunda Sportul'da 31 golle gol kralı oldu.

İŞTE HAYAT HİKAYESİ

İki kere göç etmek zorunda kalan bir Makedon ailesinin çocuğu olarak yoksul bir çocukluk geçirdi. Köyde doğmuş, çamurların içinde, yalınayak, at kılından bir topun peşinde koşarak futbola başlamıştı. Romanya'nın komünist lideri Çavuşesku döneminde yıldız oldu. Ancak o devrildikten sonra yurtdışına çıkabildi. İşte İspanya'da aradığını bulamayan, Galatasaray'la UEFA Kupası'na uzanan Hagi efsanesinin kısa özeti... Gheorghe ve Sultana Hagi'nin oğlu Iancu, yine kendileri gibi göçmen olan Chirata'yla Köstence'de tanıştı ve çiftin dördüncü çocukları 5 Şubat 1965'da dünyaya geldi. Ailenin dördüncü çocuğuna büyükbabasının ve 9 aylıkken ölen ağabeyinin ismi verildi: Ama herkes ailenin yeni bireyine Gheorghe yerine, kısaca Gica diyordu.

İLK TOPU DOMUZUN İDRAR TORBASI
Gica'nın ilk topu, dedesinin kestiği domuzun idrar torbasını yıkayıp temizledikten sonra şişirip kuruttuğu ve torununa hediye ettiği yuvarlak biçimli oyuncaktı. Dört yaşında biraz daha ilerleme kaydetti ve büyükannesi Sultana'nın yaptığı kumaş topun peşinden koşmaya başladı. 6 yaşındayken ise Gica, annesinin kentten getirdiği ilk gerçek topuna sahip oldu. 1975 yılında antrenör Bükössi'nin himayesine giren Gica, yaşı tutmadığı için ilk resmi turnuvası için 1976 yılındaki İzciler Kulüpleri arasında Köstence'de düzenlenen çocuk turnuvasına kadar bekledi.
24 Mart 1978'de ise F.C. Köstence Kulübü'nün 97.515 No'lu kimliğine sahip oldu ve 13 yaşında resmi olarak da futbolcu olmuş oldu.
Gica artık yükselişteydi. Hem kendi takımında, hem de çocuk millilerde mucizeler yaratıyordu. Lisenin yanı sıra futbola da devam eden Gica, lise son sınıfa geldiğinde 1. lig takımları peşine düşmüşlerdi bile.

HAGİ İSMİNİN ANLAMI?
Makedonya tarihinde Hagi ismini sadece Kutsal Dağı ziyaret edenler taşıyordu. Osmanlılar'dan alınan 'Hagi' veya 'Hagiu' sözcüğü, Makedonlar'da övülmesi gereken kişi anlamına gelirdi.
Hagi'nin de atalarından biri Kutsal Dağı ziyaret ettiği için zamanla ailenin adı kaybolmuş, Hagi diye anılır olmuşlardı.

ÇAVUŞESKU AİLESİ VE HAGİ
Hagi, Romanya'da Çavuşesku ailesinin hüküm sürdüğü diktatörlük döneminde yetişti. Önce Üniversite takımı 'Universitatea Craiova' ile sözleşme imzaladı, Craiova Üniversitesi'nin İktisadi Bilimler Fakültesi'ne kaydını yaptırdı; Gençlik Bakanı ve Sportul Studentesc takımının fahri başkanı Çavuşesku'nun küçük oğlu Nicu tarafından istenince yatay geçişle Bükreş İktisadi Bilimler Akademisi'ne geçti. Sonra devreye Steaua Bükreş takımı girdi ve Hagi'yi almak için atağa geçti. Çavuşesku'nun kardeşi General İlie'nin araya girmesiyle Hagi sivil personel olarak orduya, bir başka deyişle Steaua Bükreş'e transfer edildi ve efsane Steaua Bükreş'te şekillenmeye başladı.

İLK MİLLİ MAÇ, LUCESCU VE İSTANBUL
1983'ün başında Milli takım antrenörü Mircea Lucescu, Hagi'yi kampa çağırdı ve Romanya Milli takımıyla 29 Ocak'ta dostluk maçı için ilk kez İstanbul'a geldi. Yıllar sonra Lucescu'yla İstanbul'da buluşacağını bilmeden maçı yedek kulubesinden izledi.

BARCELONA ONA YARAMADI
Hagi'nin sivil personel olarak orduya yani Steaua Bükreş takımına geçmesinden sonra profesyonel anlamda ikinci durağı Real Madrid oldu. 1990'da demokrasinin de gelişiyle yurt dışından teklifler almaya başlayacağından emindi. Avrupa'nın pek çok dev takımını peşinden koşturan Hagi, sonuçta Real Madrid formasını giyme kararı aldı.
94 sonrası Hagi'ye bu kez Johann Cruyff'un Barcelona'sı talip oldu. Anlaşma yapıldı ama Hagi'nin işi hiç de kolay değildi. Katalan takımında yabancı futbolcu konumunda Stoickov, Romario ve Ronald Koeman'la yarışması gerekecekti. Hagi'nin Barcelona günleri kariyeri açısından pek de iyi geçmedi ve 1996 yılının Mayıs ayında Hagi, Barcelona'daki son maçına çıktı.

YA MEKSİKA, YA TÜRKİYE
Barcelona macerasından sonra bir süre dinlenmek isteyen Hagi, 31 yaşına gelmiş olmasına karşın Avrupa'nın köklü kulüplerinden birinde forma giymekti. Menajeri Becali, Hagi'ye "Meksika'da oynamak ister misin?" diye sorduğunda önce büyük bir hayal kırıklığı yaşadı, daha sonra ise Türkiye'den bir takımın, Galatasaray'ın teklifini kabul etmeye karar verdi ve sarı-kırmızılı takımla 3 yıllık sözleşme imzaladı. VE GALATASARAY YILLARI
Galatasaray takımının Hagi'nin futbol kariyerinde yadsınamayacak bir katkısı var.Hagi de Galatasaray'ın kariyerinin ilerlemesi konusunda önemli adımlar atılmasını sağladı. Galatasaray'da 4 Lig şampiyonluğu, pek çok kupa ve UEFA Kupası şampiyonluğu yaşayan Hagi Türk futboluna çok şey kazandırmıştır.Teşekurler Hagi......




keşke galatasaraya geldiğinde daha genç olsaydı daha çok izleyebilecektim on.hayatımda en sevdiğim futbolcuydu o top onun ayağına geldiğinde çokheycanlanırdım.muhteşemdi füze gibi golleri vardı monacoya attığı golü hala unutamadım.işte o gol



Mário Jardel

GALATASARAY SPOR KULUBÜ' NÜN eski bir oyuncusu olan Mario Jardel, 18 Eylül1973 yılında Brezilya'nın Fortaleza şehrinde dünyaya gelmiştir. Sadece bir sene kaldığı Galatasaray'da attığı gollerle Galatasaray taraftarlarının büyük sevgi ve beğenisini kazanmıştır. Özellikle Super Kupa Finalinde Real Madrid'e attığı 2 golle bu kupanın Türkiye'ye gelmesinde büyük pay sahibi olmuştur.mario jardel brezilyanın dünyaca ünlü forvet futbolcusu olmanın yanı sıra 2 defa da avrupa gol kralı olmuştur.jardel en pahalı tansferler listesinde halen 16.sıradaki yerini korumaktadır


Iosif Rotariu


Iosif Rotariu (Galatasaray)
27.09.1962 Prigor (Caraş-Severin) doğumludur.Galatasaray'da orta sahada oyun kurucu olarak futbol oynadı. 1.80 cm boyunda 72 Kg. ağırlığında Rumen futbolcu idi. Oynadığı sezon ve takımlar aşağıda olduğu gibidir..
1980-1981 Politehnica Timişoara
1982-1983 Politehnica Timişoara
1983-1984 Politehnica Timişoara
1984-1985 Politehnica Timişoara
1985-1986 Politehnica Timişoara
1986-1987 Steaua Bucureşti
1987-1988 Steaua Bucureşti
1988-1989 Steaua Bucureşti
1989-1990 Steaua Bucureşti
1990-1991 Galatasaray Istanbul
1991-1992 Galatasaray Istanbul
1992-1993 Bakirköyspor Kulübü
1993-1994 Bakirköyspor Kulübü
1994-1995 CFR Timişoara
1995-1996 CFR Timişoara
1995-1996 Politehnica Timişoara
1996 OFK Kikinda B - -
1996-1997 Politehnica Timişoara
1996-1997 Steaua Bucureşti
1997-1998 Steaua Bucureşti
1998-1999 Politehnica Timişoara
1998-1999 FC Extensiv Craiova
1999-2000 FC Extensiv Craiova
1999-2000 Politehnica Timişoara
2001-2002 FC Bihor Oradea

Ismael Bouzid


Ismael Bouzid (Galatasaray)

Galatasaray, Kaiserslautern'in Cezayirli defans oyuncusu Ismael Bouzid'i renklerine kattı. Kaiserslautern ile sözleşmesi sona eren Bouzid ile her konuda anlaşmaya varıldı ve 3 yıllık sözleşme imzalandı.

G.Saray'ın yeni transferi Ismael Bouzid 1.90 boyunda ve 86 kg ağırlığında 1983 yılında Fransa'nın Nancy kentinde doğan Bouzid 2004 yılına kadar Metz'de forma giydi. Kaiserslautern'den transfer edilen Bouzid Cezayir milli takımında da forma giyiyor.

Oynadığı sert futbolla bilinen Bouzid, hava toplarında da etkinliğiyle biliniyor.

Serkan Aykut


Serkan Aykut (Galatasaray)
Serkan Aykut, 24 Şubat 1975 tarihinde Ankara'da doğmuş bir futbolcudur. Forvet pozisyonunda oynamaktadır.

Aykut, ilk olarak Samsunspor'da forma giymiştir. 1999-2000 sezonunda, 30 golle gol kralı olduktan sonra 5.9 milyon dolara Galatasaray'a transfer oldu. Bu kulüpte iki sezon başarılı maçlar çıkarmıştır ve bu kulüpte 2000 yılında bir Süper Kupa kazanmıştır. 1. Lig'de bulunduğu süre içinde 188 gol atmıştır ve 1. Lig tarihinin en çok gol atan 7. oyuncusudur.

Temmuz 2002'de Serkan Aykut, eski kulübü Samsunspor'la 4+1 yıllık sözleşme imzalamıştır. Şu anda Samsunspor'un kaptanıdır.

Zoran Simoviç


Zoran Simoviç (Galatasaray)

(d. 2 Kasım 1954) Galatasaray'da uzun yıllar kalecilik yapmış Karadağlı efsane futbolcudur. Galatasaray'ın 80'li yıllardaki yeniden dirilişinde en önemli oyunculardandır.


1954 yılında Karadağ'da doğan Simoviç futbol hayatına SZ Napredak takımında başladı. Yugoslav Milli Takımı'nda kalecilik yapan Simoviç 1984 yılında Galatasaray'a Jupp Derwall döneminde transfer oldu. Özellikle kurtardığı penaltı vuruşlarıyla ünlenen Simoviç, 1988-1989 sezonunda Almanya'nın Köln kentinde Monaco ile oynanan Şampiyon Kulüpler Kupası çeyrek final maçından sonra Türk Bayrağı ile tur atması Türk halkının gönlünde taht kurmasını sağlamıştır.

Simoviç, 1984 Avrupa Futbol Şampiyonası öncesinde en favori kalecilerden biri olarak gösterilmekteydi. Hatta o zamanlar İngiltere Liginin en önemli takımlarından biri olan Nothingham Forest kulübünün transfer listesinde yer almaktaydı. Ancak şampiyonada oynadığı maçlarda yediği hatalı goller gözden düşmesine yol açtı. Şampiyona bitiminden sonra kendini bir anda Türkiye'de Galatasaray forması altında buldu. Galatasaray 1984-1985 yılı futbol sezonu öncesinde o güne kadar görülmemiş oranda büyük bir transfer harekatına girişerek, Simoviç, Erdal, Abramczik, Burak, Yusuf, Semih, İsmail, Rıza, Levent gibi o dönemin önemli oyuncularını transfer etmiş ve şampiyonluğun en kuvvetli adayı olarak gösterilmekteydi. En son 1973 yılında şampiyon olan sarı-kırmızılılar, bu transferlerden sonra şampiyonluk hasretini dindireceklerini düşünmekteydi. Hatta Simoviç, lig başlamadan önce kendisine ilk gol atacak futbolcuya kol saati hediye edeceğini söylemişti (mizahi anlamda değil, gerçek kol saati)(2007 yılında Zaman gazetesine verdiği bir röportajında böyle bir söz vermediğini belirtmiştir). Ancak ligin ilk maçında Denizlispor Galatasaray'ı İstanbul'daki maçta 1-0 yenerek, bu özlemin daha birkaç yıl devam edeceğinin ilk işaretlerini verdi. Simoviç, başlangıçta Galatasaray forması altında da kötü maçlar çıkardı ve birkaç maç yedek kadroda yer aldı. Ancak ikinci yarı ile başlayan Türkiye Kupası maratonunda gerçekten büyük bir kaleci olduğunu ispatlamaya başladı. O yıl Galatasaray sadece Türkiye Kupası ile yetinmek zorunda kaldı. Ancak, Simoviç özellikle ikinci yarıda gösterdiği üstün performans ile ligin en başarılı kalecisi olduğunu gösterdi.

1985-1986 sezonunda Galatasaray namğlup ikinci olurken, Simoviç yine Galatasaray'ın en başarılı isimlerinden biri olarak ortaya çıktı. Ve, 1986-1987 sezonu geldiğinde, ki sezona yine bir mağlubiyet ile başlanmış ve taraftarlar "Vuslat başka bahara kaldı" diye düşünürken, Simoviç'in kalesini koruduğu sarı-kırmızılı takım 14 yıl aradan sonra lig şampiyonluğuna ulaşmayı başardı.

1987-1988 sezonunda Galatasaray üstüste ikinci kez şampiyonluğa ulaştı. Takip eden sezonda lig şampiyonluğu ezeli rakibi Fenerbahçe'ye kaptırılsa da o yılın akıllarda kalan en büyük olayı Fenerbahçe'nin lig şampiyonluğundan ziyade, Galatasaray'ın Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası'nda yarı finale kadar yükselmesidir. Bir Türk takımının ilk kez bu derecede önemli başarılar elde etmesi, sonraki yıllarda Türk futbolunun ufkunun gelişmesine katkıda bulunmuştur.

Simoviç Galatasaray forması altında oynadığı yıllarda Türkiye liglerinin en başarılı kalecilerindendi. Özellikle rakip forvet oyuncuları ile karşı karşıya kaldığı pozisyonlarda inanılmaz kurtarışlar yapmaktaydı.

Sarı kırmızılı forma ile iki Lig, bir kupa Şampiyonluğu yaşadı. 1990 yılında Everton maçıyla yaptığı jübileyle futbolu bıraktı

Metin OKTAY'ın HAYATı


Metin Oktay (Galatasaray)
1936 yılında İzmir'de doğan Metin Oktay, Damlacık kulübünde futbola başlamış, Yün Mensucat takımından sonra geçtiği İzmirspor'da kendini göstererek genç milli takıma yükselmiştir.


1956 yılında Galatasaray'a gelen Metin Oktay, İtalya'nın Palermo takımına transfer olduğu 1961-62 sezonu dışında sürekli Sarı Kırmrzılı formayı giymiştir.


Daha İzmirspor'da oynarken, attığı 17 golle İzmir Profesyonel Ligi gol kralı olan Metin Oktay, ondan sonraki yıllarda da bu unvanı nadiren başkalarına kaptırmıştır.


Metin Oktay kral olamadığı yıllarda da çok sayıda golle listenin hep ilk sıralarında yer almış, toplam 608 golle bir rekorun sahibi olmuştur. (Bazı kaynaklarda bu sayının 632 olduğu belirtilmektedir.) Bir sezonda attığı 38 golle oluşan rekor ise, tam 25 yıl sonra yine Çolak tarafından kırılabilmiştir. Metin Oktay, 36'sı A, 4'ü de genç olmak üzere Milli Takım formasını 40 kez giymiş, 7 kez kaptanlık yaparken, 19 gol atmıştır.

10 Haziran 1959'da Fenerbahçe kalesinin ağlarını yırtan golü , Türk futbol tarihine geçen büyük olaylarından biridir.


1965 yılında ''Taçsız Kral'' adlı bir filmde de rol alan Oktay, futbol yaşamı boyunca sadece 1 kez oyundan atılmıştı. Büyük bir golcü oluşunun yanı sıra, efendi ve sportmen kişiliğiyle de Türk futbolseverlerinin sevgilisi olan Metin Oktay, futbolu bıraktıktan sonra yine futbolla ilgili çeşitli işler yaptı. Sarı Kırmızılı kulüpte yönetici ve menajer olarak görev yapan Metin Oktay'ın son görevi spor yazarlığı idi. Oktay, Galatasaray ve Bursaspor'da teknik adam olarak da görev yapmıştı.


Türk futbolunun efsane golcüsü Metin Oktay, 13 Eylül 1991'de bir trafik kazası sonucunda yaşamını yitirmişti.


Metin Oktay'ın gol krallığı listesi şöyledir:

1956-57 İstanbul Profesyonel ligi, 17 golle,

1957-58 İstanbul Profesyonel ligi, 19 golle,

1958-59 İstanbul Profesyonel ligi, 22 golle,

1959 Türkiye ligi,11 golle,

1959-60 Türkiye ligi, 33 golle,

1960-61 Türkiye ligi, 36 golle,

1962-63 Türkiye ligi, 38 golle,

1964-65 Türkiye ligi, 17 golle,

1968-69 Türkiye ligi, 17 golle,


Richard Kingston


Richard Kingston (Galatasaray)
Richard Kingston ,diğer adıyla Faruk Gürsoy(d. 13 Haziran 1978) Ganalı kaleci. Şu anda isvec liginde Hammarby IF'da oynamaktadır. Türk vatandaşlığına geçen kaleci Faruk Gürsoy adını almıştır.

2006 FIFA Dünya Kupası'nda Gana Milli Futbol Takımı'nın kalesini korudu. Gelen Son Dakika Haberine göre İsveçin Hammarby Takımına Transfer Oldu
Kariyeri
1996-1998: Great Olympics
1998-1999: Sakaryaspor
1999-2001: Göztepe
2001-2002: Antalyaspor
2002-2003: Elazığspor
2003-2005: Galatasaray
2005-...: Ankaraspor

Felipe


Felipe (Galatasaray)

Felipe,tam adı Felipe Jorge Loureiro, (d. 2 Eylül 1977 - Rio de Janeiro, Brezilya)
Brezilyalı orta saha oyuncusu. 2002 yılında kısa süre Galatasaray'da da oynayan Felipe, şu anda Katar Ligi takımlarından Al-Sadd'da oynamaktadır.

Brezilya Milli Futbol Takımı formasını 8 kez giymiştir.


Kariyeri 1997-2001 - Vasco
2001-2001 - Palmeiras
2001-2001 - Atlético-MG
2002-2002 - Vasco
2002-2002 - Galatasaray
2003-2004 - Flamengo
2005-2005 - Fluminense
2005- - Al-Sadd

Flavio Conceicao


Flavio Conceicao (Galatasaray)

12 Haziran 1974’te Brezilya’da, Santa Maria de Serra’da dünyaya gelen Flavio Conceicao, profesyonel futbola ülkesinin Campeonato Brasilerio Liginde Palmeiras formasıyla adım attı. 1994-1996 yılları arasında Palmeiras formasını 40 maçta terletirken, defansif orta saha rolüne rağmen 5 de gol attı.
Conceicao’nun asıl 1996 Olimpiyat Oyunları’nda yıldızı parladı. Sambacılar ancak üçüncü olarak bronz madalyayı takarken, takımının liderliğine soyunup üç de gol atan Flavio, turnuvanın ardından La Liga’nın yolunu tutuyordu.
11 milyon Euro’ya geldiği ve 4 yıl mücadele ettiği Deportivo formasıyla son sezonunda İspanya Ligi şampiyonluğu da yaşadı. Büyük bir istikrarla 97 maçta yer aldı ve 10 kez de fileleri havalandırdı. 1997’de Copa America’da ve 1999’da ise hem Copa America’da hem de Konfederasyon Kupası’nda Brezilya Milli Takımı’nda başarıyla görev yaptı.


2000-2001 sezonunun başında kendisini isteyen kulüpler Juventus, Inter ve Real Madrid’in arasından İspanyol ekibini tercih ederek 25 milyon Euro maliyetle ‘Yüzyılın Kulübü’nün yolunu tuttu. Bu formayla çıktığı ilk resmi maçsa Monaco’nun 2. Louis Stadı’ndaki ‘Toyota Super Cup 2001’ mücadelesiydi. Jardel ve Raul’un karşılıklı penaltı golleriyle 1-1 berabere biten normal sürenin ardından, ‘Süper Mario’nun altın golüyle şampiyon Galatasaray oluyor, maçın en çok akıllarda kalan enstantanesi ise Hagi’nin Roberto Carlos’a attığı spektaküler çalım oluyordu.
Tecrübeli Flavio, Milliyet Gazetesi’ne verdiği bir demeçte, halen o maçtan Hasan Şaş’ı ve Galatasaray’dan henüz ayrılmış UEFA Kupası şampiyonu Hakan Şükür’ü unutmadığını söylüyor. Hatırladığı bir başka oyuncu da Real Madrid’den eski takım arkadaşı Elvir Baliç…
Liga’da üç sezon Real Madrid formasını giyen ve bu dönemde iki lig, bir de Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu yaşayan Conceicao, sık sık yaşadığı sakatlıklar nedeniyle Redondo’nun yerini dolduramıyor, 2003-2004 sezonu başında da Borussia Dortmund’a kiralanarak Bundesliga’nın yolunu tutuyordu.


Kötü bir dönem geçiren ve iki sezondur üst üste Avrupa kupalarından uzak kalan Dortmund’da zaten öne çıkması zor olan Conceicao’nun henüz 23 yaşında Deportivo’dayken dizinden geçirdiği sakatlık yakasını bırakmıyor, sadece 14 maçta yer alabiliyordu. Sezon sonu bonservisi elinde olan Madrid’e dönen oyuncuyu Jose Antonio Camacho da kadrosunda düşünmeyince, Real’in önündeki tek seçenek yine kiralama alternatifi oluyordu.
Galatasaray’a bedelsiz kiralanan Conceicao’nun Real’e getirdiği kazanç ise ödenmeyecek 4 milyon Euro’luk yıllık maaşı. 72 kez dünyanın futbolda en iyi ülkesinin milli formasını giyen, zaman zaman teknik direktörleriyle geçimsizlik de yaşayan orta saha oyuncusu, Galatasaray’da tekrar sakatlanmamayı ümit ediyor ve 30’unda yeniden doğmak istiyor. Tabii bir amacı da, İspanyol Marca Gazetesi’ne kendisi için ‘bitik’ diyen Butragueño’yu yanıltmak olacak

 
Eski 04-12-08, 14:32  
Cяооkєd Hояи

5 C: Galatasaraylı Futbolcuların Hayatı ve Resimleri (eski ve yeni futbolcular)


Ovidiu Petre


Ovidiu Petre (Galatasaray)
Baba Dumitru Petre, Moskova’da olimpiyat madalyasını kazandıktan yaklaşık bir buçuk yıl sonra 22 Mart 1982’de bu kez de Bükreş’te oğlunun doğumunun sevincini yaşar. Daha sonra en az babası kadar başarılı sporcu olacak Ovidiu, futbola başladığı National Bükreş formasını Romanya 1. Ligi’nde henüz 18 yaşında giydi. Üç buçuk yıl mücadele ettiği National’le 57 lig maçına çıkan Petre, defansa dönük görev almasına rağmen iki de gol attı.

ÖNCE ‘TEL’ SONRA ‘HAYALET’
1,88 boyundaki 74 kiloluk ince yapılı oyuncu, bu sebeple ülkesinde ‘Tel’ lakabını almış. Ama 2002-2003 sezonundaki başarılı performansı ona hem yeni bir lakap, hem de Avrupa yolu açtı.


Genç futbolcuları transfer edip, iyi değerlendirip, yüksek fiyatlara pazarlamasıyla ün yapmış Hollanda kulübü Ajax, Romanya’dan Petre’ye de kancayı taktı. 2003 Ocak’ında Amsterdam’ın yolunu tutan genç yıldız, hazırlık maçlarında da iyi performans göstererek Ajax teknik kadrosunun gözüne girdi. Burada Petre’ye, gol yollarında aniden bitivermesi nedeniyle ‘hayalet’ lakabı takıldı.

İLK MAÇ KABUSU
Futbolcuyu kadrosuna katmak için çalışma izni başvurusu yapan kulübe, bakanlıktan onay çıkmayınca, Ajax, Petre transferini tamamlayamadı. Bu arada Tamas’ı Galatasaray’a getiren menajer Becali, birkaç ay sonra Bratu ve Petre’yi Terim’e önerdi ve genç orta saha oyuncusu 13 Eylül 2003’te Konyaspor’a karşı ilk kez Galatasaray forması giydi. 1 milyon dolar bonservisi ve 300 bin dolar yıllığı ile benzeri oyunculara göre ‘ucuz’ sayılabilecek Petre’nin ilk maç şanssızlığı bu karşılaşmada da sürdü. National formasıyla ilk maçında da Rapid’e mağlup olan Rumen, Galatasaray formasıyla ilk tecrübesini de Konyaspor yenilgisiyle yaşadı.


3 yıllık kontratının ilk sezonunda Galatasaray’da 21’i ilk on birde olmak üzere 22 maçta forma giyen Petre, 1722 dakika sahada kaldı. Çok kart görme hastalığı Galatasaray’da da süren orta saha oyuncusu, 5 sarı 1 kırmızı kartla sezonu tamamladı. Cimbom’a kazandırdığı ilk gol, Malatyaspor’a karşı nefis bir vole oldu.
National Bükreş’le 6 kez UEFA Kupası’nda ter döken Petre, Galatasaray formasıyla da üç Şampiyonlar Ligi, iki de Kupa 2 mücadelesine çıktı. Son iki buçuk yıldır milli takım formasını da sırtından çıkarmayan genç oyuncu, 2002’de Polonya, Yunanistan ve Hırvatistan, 2004’te de Gürcistan, İskoçya, İrlanda ve 5-1’lik Almanya maçlarında başarıyla görev yaptı.



Alioum Saidou


Alioum Saidou (Galatasaray)
Alioum Saidou (d. 19 Şubat 1978, Kamerun) Kamerunlu futbolcu orta sahada oynar. Galatasaray'dan Fransa'nın Nantes takımına transfer oldu.

Daha önce Garouna, İstanbulspor, Malatyaspor ve Galatasaray takımlarında oynamıştır.



Hakan ŞÜKÜR'ün Hayatı


O Boğaz’ın Boğası... O duygu yüklü krampon. O Türkiye’nin ‘Kral’ı. O Milli Takım, Avrupa Kupaları ve lig tarihinde en çok gol atan futbolcu. O başarının adı...

Takvimler 1 Şubat 1989’u gösteriyor. Tanju Çolak Avrupa Gol Kralı ödülünü Gerd Müller’in elinden alıyor. Ve 25 gün sonrası, yani 26 Şubat 1989… Yer Eskişehir Atatürk Stadı. Saatler 14.00’ı gösteriyor. Es-Es’in rakibi Engin, Kemal Yıldırım, Turhan, Pesiç’li kadrosuyla ligin genç ve dinamik ekibi Sakaryaspor. Tribünlerde 5 bin 33 kişi var. Hasılat ise 10 milyon 629 bin 500 lira. Maçta dakikalar 61’i gösterirken Sakaryaspor’un hocası Necdet Niş, 2-1 gerideki takımının beraberliği yakalaması için oyuncu değişikliğine gider. Yücel’in yerine ince uzun boylu, sırım gibi bir delikanlıyı oyuna sokar. Delikanlı, hocasının yüzünü kara çıkarmaz ve 18 dakika sonra Boşnak kaleci Sedin Tanoviç’in bacak arasından meşin yuvarlağı filelerle kucaklaştırır. İnce uzun boylu delikanlı, sevinçle Sakaryasporlu taraftarların bulunduğu kale arkası tribünlerine doğru koşar. Aralarında babasının da bulunduğu taraftarlarla sarmaş dolaş olur.

İlk golden 18 yıl sonra… Tarih 12 Ağustos 2007. Yer, İstanbul Olimpiyat Stadı. G.Saray’ın rakibi Çaykur-Rize. İnce uzun boylu delikanlı artık orta yaşlara gelmiş. Maçın 84. dakikasında bir anda önünde bulduğu meşin yuvarlağı ayağının içiyle filelere gönderir. Bu, ince uzun boylu ‘delikanlının’ lig tarihindeki 240. golüdür. Ve tarihî bir goldür. Lig tarihinde en çok gol atan Tanju Çolak’a yetişmenin golüdür. Metin Oktay’a ait G.Saray formasıyla en çok gol atan oyuncu olma rekorunu da ele geçirmenin golüdür... Bu gol, Avrupalıların “Boğaz’ın Boğası” dediği, bizim Kral diye bağrımıza bastığımız Hakan Şükür’ün golüdür. Kim bilir, belki de Aksiyon’un basıldığı saatlerde oynanan Bursaspor maçında bu rekoru da kırarak zirvedeki yerini perçinleyecektir.

DUYGU YÜKLÜ KRAMPON

Kimileri ona duygu yüklü krampon dedi, kimileri bu topraklardaki en iyi profesyonel... O kimi zaman 70 milyonu aynı anda sevince boğdu. Kimi zaman ise saç baş yoldurdu. Ayağı, kafası, yüreğiyle yeşil sahalarımızda hep zirvede arz-ı endam ediyor. Onun başarıları ve rekorları saymakla bitmiyor. O, en çok gol atan Türk futbolcu. İşte Hakan Şükür’ün Sakarya’da başlayıp bugünlere uzanan hikâyesi.

Hakan Şükür, Arnavutluk göçmeni bir ailenin ikinci çocuğu olarak, resmî 1 Eylül 1971’de; ama aslında 29 Temmuz 1971 tarihinde Adapazarı Çıracılar Caddesi, Bostan Sokak’ta dünyaya gelir. Gerçek doğum tarihi 29 Temmuz 1971 olmasına rağmen, futbol âşığı babasının o sırada kampta olması nedeniyle nüfus kaydı ancak 1 Eylül tarihinde yaptırılır.

ANTRENMANLARA BEBEKLİĞİNDE BAŞLADI

Hakan’ın futbolcu olmamak gibi bir tercih hakkı neredeyse söz konusu değildir. Onu 8 yaşındayken Sakaryaspor’un alt yapısına emanet eden baba Sermet Şükür, oğlunun iyi bir futbolcu olmasını istiyordur. Baba Şükür de Sakaryaspor’da top oynamış; ancak dizlerinde oluşan rahatsızlık sebebiyle yeşil sahalardan erken kopmuştur. Futboldaki ideallerini oğlunun gerçekleştirmesini arzuladığından Hakan’ı 1 yaşında antrenmanlara başlatır âdeta. Yürüteçteki oğluna top atar!... Sermet Şükür yaşı biraz ilerleyen minik Hakan’a özel çalışmalar yaptırır. Sabahın erken saatlerinde krosa kalkan Hakan, akşam yatmadan önce de şınav ve mekik çalışmaktadır.

Babası Hakan’ı antrenman ve maçlarda sıkı takibe alır. Hatta bir maçta Hakan’ın faulden ürküp ayağını çektiğini gören Sermet Bey sahaya girerek oğlunu tekmelemeye başlar ve ona şunları söyler: “Hayatın boyunca sana atılan tekmelerin hepsi bunun binde biri kadar acıtacak canını. Bak bir şey oluyor mu, öldün mü, sakatlandın mı?”

Hakan uzun boylu olduğu için alt yapıdaki diğer çocuklara nazaran dikkat çeker. İlk hocası Ekrem Karaberber’dir. Hakan’ı sırasıyla sol açık, orta sahanın ortası, sağ kanat ve zaman zaman da libero oynatır. Son olarak santrfor mevkiinde forma giyen Hakan’ın, iyi bir golcü olarak yıldızı parlar.

Ekrem Karaberber’in o günlere dair söylediğine göre Hakan mücadeleden hiç yılmıyordur: “Sen vuruyorsun o saldırıyor, sen vuruyorsun o saldırıyor. Mücadeleciydi, asla pes etmezdi. Kaytarmazdı, çalışmayı da çok severdi.” Hakan ise o günleri şöyle anlatıyor: “Hava toplarında çok iyiydim. Basketbol oynadığım için sıçrama yeteneğim vardı ve zamanlamamı çok iyi ayarlıyordum. Gol sezgim zayıf olsa bile pozisyon sezgim çok kuvvetliydi. Pozisyonlara çok sık giriyordum. Ayrıca çok kuvvetliydim ve özel antrenmanlar yapmayı seviyordum. Topa karşı bir açlığım vardı ve hep onu kazanmak isterdim. Topun olduğu her yere koşardım.”

Bu arada belirtmekte fayda var; Hakan, futbolla beraber okul takımında basketbol da oynuyordur. Okulun basketbol takımıyla Türkiye şampiyonalarına gider. Atletizmde de başarılıdır. 1000 metre, uzun atlama, 4x4 bayrak yarışında birincilikleri vardır. Basketbolda Türkiye Şampiyonası’nda mücadele ettikleri gün TRT spikeri Tansu Polatkan’ı salonda görmek Hakan’ı çok heyecanlandırmıştır. Ayrıca Günaydın Marmara Gazetesi tarafından Marmara bölgesinin en iyi basketbolcusu da seçilir genç Hakan.

Hakan bu sporların dışında zaman zaman ünlü güreşçilerle antrenmanlara da çıkar. Bir dönem F.Bahçe’de oynayan ve Hakan’ın çocukluk arkadaşı Bülent Uygun’un babası Güreş Milli Takımı’nda antrenörlük yapıyordur. Yavuz Erçalan, Kenan Çınar, Erol Kemah ve Serhat Karadağ gibi ünlü güreşçiler o dönemde Şekerspor forması ile güreşmektedir. Serhat Karadağ’ın, Amerikalı rakibini 18-1 mağlubiyetten 20-18 yenerek, bütün Türkiye’yi gözyaşına boğduğu günler. İşte Hakan, bu ünlü güreşçilerle fizik gücünün gelişmesi için sık sık antrenmanlar yapar.

UZUN BOYLU SANTRFOR ARANIRKEN...
Sakaryaspor PAF takımında oynayan Hakan’ın artık sıçrama yapma zamanı gelmiştir. Takım arkadaşı Bülent Uygun, Genç Milli Takım’da oynamaktadır. Genç Milli Takım antrenörü Feridun Köse, bütün Anadolu’yu tarayarak yeni bir jenerasyon oluşturmak için kolları sıvamış; ancak uzun boylu bir santrafor bulamamıştır. Bülent Uygun, Feridun hocanın bu arayışını öğrenir öğrenmez ona Hakan’dan bahseder. Hocanın ‘hele bir izleyelim’ demesinden sonra Hakan seçmelere katılır. Oynadığı maçta 7 gol atar ve 44 kişinin arasından Genç Milli Takım kadrosuna dahil edilir.

İlginçtir, Hakan Şükür, Sakarya PAF takımında oynamasına, Genç Milli Takım’a seçilmesine rağmen futbolu meslek olarak yapmaya ailesinin düştüğü zor durumdan sonra karar verir. Mobilyacılık yapan Baba Sermet Şükür’ün işleri bir hayli bozulmuştur. İflastan kurtulmak için evlerini ipotek ettirip borç alır. Ancak bu durumu çocuklarından gizler. Olaydan sadece eşi Nermin Hanım’ın haberi vardır. Genç Milli Takım seçmelerinden dönen Hakan, eve girince annesini odada ağlarken bulur. Ve olayı öğrenir. Bunun üzerine annesine “Merak etmeyin, futbolcu olacağım ve size yeni bir ev alacağım.” der.

Genç Milli Takım’la ilk maçına Polonya karşısında çıkar. Varşova’da yapılan Avrupa Şampiyonası eleme maçında oyuna sonradan giren Hakan, takımda ilk golünü de o maçta atar. Hakan, 15 yaşında profesyonel olur. Sakaryaspor Yönetimi ondan 150 bin lira ile Doğan marka bir araba karşılığında imza atmasını ister. Ancak Hakan araba yerine ailesine ev almak istediğinden daha fazla para talep eder. Bu isteği kabul edilen genç futbolcu, daha önce oturdukları bloktaki daireyi satın alır ve kiradaki ailesiyle bu daireye yerleşir.

Profesyonelliğe adım atan Hakan, Zonguldakspor ile deplasmanda oynadıkları ve 5-0 kazandıkları maçı unutamaz. O karşılaşmanın ikinci yarısında maç 4-0 iken oyuna girer. O dakikaları Hakan şöyle anlatıyor: “Orta sahada duruyorum. Oğuz abi sırtıma hafifçe dokunarak ceza alanı içine koşmamı istedi. O anda Kemal abi hızla ceza alanına girdi. Sıfırdan ortaladı, ben boş kaleye topu yuvarladım. Ve profesyonel kariyerimdeki ilk golü Türkiye Kupası’nda attım.” Hakan Şükür, en başta anlattığımız 1. Lig’deki ilk resmî golünü ise bu golden yaklaşık bir yıl sonra kaydedecektir.

İLK FENER MACERASI
Fiziği ve oynadığı futbolla dikkat çeken Hakan, daha 16 yaşında F.Bahçe’nin transfer listesine girer. Sarı-Lacivertli kulübün başkanı Tahsin Kaya, Hakan’ı Sakarya’dan İstanbul’a getirir. Her konuda anlaşılan genç oyuncu bir hafta Kadıköy İskelesi’nin yanındaki Aden Otel’de misafir edilir. Ancak kulübüyle yetiştirme parası konusundaki pürüzler giderilemez ve bu transfer gerçekleşmez.

Hakan’ı F.Bahçe’den sonra Bursaspor ve Eskişehirspor da transfer etmek ister. O zaman Bursaspor’un başında Sakaryalı Yılmaz Vural vardır. Sakaryaspor’un Eskişehir’e 200 milyonluk borcuna istinaden Hakan, Kırmızı-Siyahlı kulübe verilir. Ancak orada hiç forma giymeden Vural’ın ısrarı ile Bursaspor’a geçer. Bursaspor’a imza atan Hakan, ilk defa gurbete çıkacağı için buruktur. Hatta imzadan sonra Sakarya’ya dönerken kendisini kurbanlık koyun gibi hisseden genç futbolcunun iki gözü iki çeşmedir. Baba Sermet Şükür ise iyi bir iş yapmanın mutluluğunu yaşamaktadır.

KULÜBEYE MIHLANDIĞI YILLAR
Bursaspor’da forma giyen Hakan, 4 bekar futbolcu arkadaşıyla kalır. Kalabalığa alışamadığı için daha sonra ayrı bir eve çıkar. Ama bu sefer de yalnızlık çeker. Bunun üzerine Sermet Bey, küçük oğlu Gökhan’ı abisinin yanında okumasına karar verir.

HADİ HAZIRLAN, BU FIRSAT KAÇMAZ
1990-91 sezonunda Bursaspor’a transfer olan Hakan’ı takıma kazandıran Yılmaz Vural o sezon görevinden alınır. Yerine F.Bahçe’nin eski futbolcularından Nur Veyler gelir. Yeni hocası Hakan’a büyük destek verir, onu her maçta oynatır. Bursa’da Balkan göçmeni çok olduğu için Hakan tribünler tarafından çok sevilir. Lakin işler kötü gidince Nur Veyler kovulur ve yerine Dorde Miliç getirilir. Miliç gelince Hakan âdeta kulübeye mıhlanır.

Bir gün Bursapor antrenmanında G.Saraylı yöneticiler gizlice izler genç futbolcuyu. Maç sonrası eve dönen Hakan’a telefon gelir. Karşıdaki ses, “Ben Ökkeş Polat. Seni G.Saray’a transfer etmek için İstanbul’dan geldim. Başkan seni verdi ama Yılmaz Vural vermek istemiyor. Biz senden söz istiyoruz” der. Şoka uğrayan Hakan, “Peki nasıl olacak abi?” diye sorar. Ökkeş Polat kararlıdır: “Sen hemen şimdi hazırlan ve İstanbul’da Florya Tesisleri’ne gel. Gece saat kaç olursa olsun biz seni bekliyoruz.”

Hakan’ın bu konuşmasına şahit olan dayısı da, “Hadi hazırlan, gidiyoruz. Bu fırsat kaçmaz.” der. O gece Hakan ve dayısı Bursa’dan, Baba Sermet Şükür de Sakarya’dan yola çıkar ve Topçular mevkiinde buluşurlar. Hep birlikte Florya Tesisleri’ne geldiklerinde saat gecenin 2’sidir. Hakan o anı şöyle anlatıyor: “Gecenin o saatinde Mustafa Denizli, Raşit Çetiner, Yurdeşen Karahasan, Ökkeş Polat, Ahmet Akcan’ın oturduğu masadayım. Hayran olduğum insanlarla aynı masada oturuyordum. Çok heyecanlandım. Uzun süre görüştük ve onlara G.Saray’a gelmek istediğimi söyledim.”

Görüşmeden sonra Ökkeş Polat, Hakan’ı bir odaya çekerek, önüne uzattığı kâğıdı imzalamasını ister. Ancak Hakan, “Abi imza atamam. Kulübüme ayıp olur.” der. Bunun üzerine Ökkeş Polat, Hakan’dan gelecek sezon için G.Saray’da oynayacağına dair söz alır.

Miliç tarafından yedek kulübesine mahkûm edilen Hakan, Ümit Milli Takım ve Olimpik Milli Takım’ın değişmez santrforudur. Akdeniz oyunlarında çok iyi oynar ve 5 gol atar. Bu maçlarda Hakan’ı izleyen A Milli Takım Teknik Direktörü Sepp Piontek, genç oyuncu hakkında ümitlerin hocası Fatih Terim’den bilgi alır.

Buradaki başarısından sonra Hakan, A Milli Takım’la birlikte Faroe Adaları’ndaki turnuvaya çağrılır. Piontek, yavaş yavaş kurmayı planladığı takımın santrfor mevkii için Hakan’ı düşünmektedir. Ancak o turnuvada genç oyuncu forma giyemez. Piontek o dönemlerde antrenmanlarda öğrendiği tek Türkçe kelime ile oyuncularına hep ‘mücadele, mücadele, mücadele’ diye bağırır. Tabii Hakan’ın en büyük özelliği mücadele olduğundan Piontek’in gözüne girmekte zorluk çekmez.

FENERBAHÇE’DEN İKİNCİ ‘KAÇIŞ
Hakan Şükür, Lüksemburg ile 25 Mart 1992 yılında oynanan milli maçta ilk kez ay yıldızlı formayı giyer. O maçtaki mücadelesini bir golle süsler. Arkasından Almanya ile deplasmanda oynanan ve 1-0 yenildiğimiz maçta forma giyer. O maçtan sonra Hakan’ın yıldızı iyice parlar ve G.Saray’ın yanında F.Bahçe ve Beşiktaş da genç futbolcuyu transfer etmek için düğmeye basar. Milli takım kampında F.Bahçe’den Oğuz ve Beşiktaş’tan Rıza onu bir an olsun yalnız bırakmaz. Ancak Hakan, G.Saray’a söz verdiği için iki oyuncudan köşe bucak kaçar. Oğuz abisi ile Sakarya’da başlayan dostluğu sebebiyle onu kırmak istememektedir.

Kamp dönüşü İstanbul’a geldiklerinde Oğuz, Hakan’ı havaalanından direkt F.Bahçe Başkanı Metin Aşık’ın Kadıköy’deki yazıhanesine götürmek üzeredir. O sırada Ökkeş Polat’ da, Hakan’ı çıkışta beklemektedir. Oğuz’un Hakan’ı götürmek istediğini gören Ökkeş Polat, Oğuz’a “Sen Hakan’ı kaçırmaya utanmıyor musun?” Hakan’a da dönerek, “Oğlum sen bize söz vermedin mi? Niye sözünde durmuyorsun?”diye çıkışır. Oğuz, Ökkeş Polat’ı tanımadığı için onu yönetici zanneder ve sesini çıkarmaz. Bunun üzerine Ökkeş Polat, Hakan’ı alarak Florya Tesisleri’ne götürür ve 1992-93 sezonu için boş mukaveleye imza attırır.

1991 yılında Avrupa Gol Kralı Tanju’yu elinden kaçıran ve bu futbolcunun yerini doldurmayı başaramayan G.Saray için Hakan adeta kurtarıcı olarak lanse edilir. G.Saray’a geldiği gün Hakan Şükür de bir dergiye şunları söyleyecektir: “Camiada benim Tanju’nun yerini doldurmam konusundaki beklenti normal. Ama önemli olan benim gol atıp atmamam değil. Önemli olan oynadığım takımın başarısı. G.Saray’da da kaç gol atacağımın, gol kralı olup olamayacağımın benim için fazla bir önem taşıdığını söyleyemem. Önemli olan şampiyonluk. Bu yıl G.Saray’da gol sorunu olmayacak. Bunu G.Saray’a geldim diye söylüyor değilim. G.Saray geçen sezon şansızlık yaşadı. Bu sezon bu olmayacak.”

Takımın başına Karl Heinz Feldkamp yeni getirilmiştir. Bir sezon önce Hakan’ı transfer etmek isteyen Mustafa Denizli’nin Hakan’ın transferiyle ilgili düşünceleri ise şöyledir: “Bana göre çok yetenekli bir futbolcu. Geçtiğimiz sezon Hakan’ın kiralık olarak alınmasını istemiştim ama olmamıştı. Hakan şu anda Türkiye’nin en iyi golcüsü değil belki ama verdiği bütün sinyaller olumlu. Kuşkusuz G.Saray gibi büyük bir takıma gelmenin, basının, seyircinin büyük baskısı olacak üzerinde. Milli Takım’ın santrforu olarak geliyor... G.Saray’a çok genç geldi görüşlerine de katılmıyorum.”

G.Saray Futbol Şube Sorumlusu Adnan Polat ise basına yaptığı açıklamalarda Hakan’ı takımın ileride uzun boylu bir oyuncuya ihtiyacı olduğu için transfer ettiklerini söyleyecekti.

EN KÖTÜ MACERA: TORİNO
Hakan, Sarı-Kırmızılı takıma geldiği ilk yıl şampiyonluk yaşar. İlk sezonunda 30 maçta 19 gol kaydeder. Sırasıyla Feldkamp, Hollmann ve Saftig hep Hakan’ı oynatır. Hava toplarındaki hakimiyeti ve pres gücü sayesinde zaman zaman gol atamasa da her zaman ilk 11’de görev yapar.

Hakan Şükür, hayatının en kötü tecrübesini İtalyan kulübü Torino’ya transferi sürecinde ve bu takımdaki üç aylık dönemde yaşar. Kötü olduğu kadar, çok acı bir tecrübedir bu. Kral o yıl, birçok Avrupa kulübü tarafından yakın takibe alınır. Basında sık sık Hakan’ı isteyen Avrupa kulüplerinin isimleri yazılır. Bu kulüplerden biri de Torino’dur. Torino kulübü ile yapılan pazarlıkta Futbol Şube Sorumlusu Adnan Polat, Hakan’a Avrupa’ya gidip gitmeyeceğini sorar. Yıldız futbolcu tek kelime ile ‘hayır’ cevabı verir. Polat, Torino’lu yöneticilerle yaptığı toplantıya Hakan’ı da çağırır. Hakan’la özel olarak görüşen Adnan Bey, elindeki kâğıdı ona uzatarak, “Bu, Torino kulübünce tek taraflı olarak hazırlanan protokol. İstersen imzala. Torina’ya gitmek istemezsen bu anlaşma senin için hiçbir yükümlülük içermiyor.” diyerek odadan çıkar. Hakan sözleşmeyi imzalar.

Ortada bir protokol bulunmasına rağmen Hakan, Torino’ya gitmek istememektedir. Protokol anlaşmasını iptal ettirmek için İtalya’ya giden golcü oyuncuya protokolü kabul etmediği takdirde olayın UEFA’ya götürüleceği ve tahminen 3 yıl ceza alacağı söylenir. Bir ara gözyaşlarına hâkim olamaz. Sonunda istemeyerek de olsa imzayı atar. Artık G.Saray’dan kopmuş, Torinolu olmuştur.

KÖTÜ RÜYA: İLK EVLİLİK VE BOŞANMA

Ağlaya ağlaya İtalya’ya gitmiştir Hakan; ama Türkiye de uzun bir aradan sonra Avrupa’ya futbolcu göndermiştir. İtalya’ya giderken birden evlilik konusu da açılır. Hakan, İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nde okuyan ve Sakaryalı Esra Elbirlik ile evlenmek ister. Ama Esra bir türlü bu evliliğe razı olmaz. Dönemin başbakanı Tansu Çiller devreye girer; Polat Rönesans Otel’de gerçekleşen düğünle dünya evine girer Hakan.

1995, Hakan için bir bakıma hüzün yılı olur. Yıldız futbolcunun Torino hayatı üç ay sürer. Boğaz’ın Boğası, İzlanda ile deplasmanda oynadığımız milli maçtan sonra İtalya’ya gitmeyerek İstanbul’a döner ve G.Saray ile iki yıllık sözleşme imzalar. O dönemde Hakan Torino’da yedek kulübesinde otururken, G.Saray’da da işler iyi gitmez. Teknik Direktör Souness yönetimindeki Sarı-Kırmızılılar, ligde kötü günler geçirir. Futbol Şube Sorumlusu Adnan Polat, kötü gidişe son vermek için Hakan’ı yeniden G.Saray’a alır. Ancak o sezon Hakan hem futbol hayatında hem de özel hayatında birçok hüsranı birlikte yaşar. Kötü oyunu sebebiyle ‘Torinolu Şaban’ lakabı takılan yıldız futbolcu, özel hayatındaki sorunlar sebebiyle de Esra Elbirlik’ten ayrılır.

MİLLİ TAKIM’DA ‘BAŞKA’ HAKAN
Kulüp takımlarında huzur bulamayan Hakan, Fatih Terim’in yönetimindeki Milli Takımda ise çok başarılıdır. Attığı gollerle Türkiye’nin tarihinde ilk kez Avrupa Şampiyonası’na gitmesinde büyük rol oynar.

1996-97 yılında Milil Takımı bırakan Terim’in G.Saray’ın başına getirilmesi Hakan’a da ilaç gibi gelir. Yıldız futbolcu, Terim yönetiminde forma giydiği Sarı-Kırımızılı takımda 4 yıl üst üste şampiyonluk ve 3 kez de gol krallığı sevinci yaşar. 1996-2000 yılları arasında hep zirvede yer alan Hakan, sarı-kırmızılı takımın UEFA Kupası’nı kazandığı efsane kadroda da yer alır.

1999 yılında Hakan’ın bir başka İtalya macerası başlar. O yılın Ocak ayında Juventus’un kapısından döner. Başarılı futbolcu devre arasında İtalya’nın Juventus kulübü ile tam 15 gün süren transfer pazarlığı yapar. Ama anlaşma son anda gerçekleşmez ve sarı-kırmızılı takımda kalır.

2000 yılında UEFA Kupası maçlarında iyi bir futbol sergileyen ve 2000 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda başarılı bir grafik çizen Hakan Şükür, Fatih Terim’in Fiorentina’ya gitmesinden sonra G.Saray’dan kopar. Sarı-Kırmızılı yönetimle uzun süren pazarlıklar sonucu anlaşamayan Hakan, 2000-2001 sezonunda İtalya’nın ünlü takımı İnter’e transfer olur. İlk haftalarda İnter’de başarılı maçlar çıkaran golcü oyuncu, Vieri ve Ronoldo’nun iyileşmesinden sonra bir anda kendini yedek kulübesinde bulur. 23 maçta sadece 5 gol atar.

DÜNYA KUPASINDA TARİHÎ GOL
İkinci sezonunda ise kiralık olarak Parma’dadır. Parma’da 15 maçta 3 gol atar. İtalya’da umduğunu bulamayan Hakan Şükür’ün yeniden G.Saray’a döneceğine dair haberler basında yer alır. 2001-02’de G.Saray’ı şampiyon yapan Lucescu’nun yerine takımın başına getirilen Fatih Terim, Hakan’ın transferine soğuk bakar. Hakan zor günler yaşadığı bu dönemde yine Milli Takım’da kendini bulur. 2002 Dünya Kupası elemeleri boyunca attığı gollerle Türkiye’nin 48 yıl sonra Dünya Kupası’na gitmesine büyük katkı sağlar. Şampiyonada ise kötü maçlar çıkartır. Ağır eleştiriler alır. Tek golü ise son maçta yani Türkiye’nin Dünya Kupası üçüncülüğü için karşılaştığı Güney Kore maçında atar. Hem de maçın 11. saniyesinde. Bu gol aynı zamanda Dünya Kupaları tarihinde atılan en erken goldür. Bu gole kendine has bir yorum getirir: “En erken goldü, ama benim için biraz geç oldu.”

Kupadan sonra İngiltere’nin yolunu tutar yıldız oyuncu. Souness’in çalıştırdığı Tugay’ın takımı B.Rovers’dedir bu kez. Tam formunu bulmuşken ayağı kırılır. Bu takımla 9 maça çıkar, 2 gol kaydeder. 2003-04 sezonunun başında G.Saray Başkanı Özhan Canaydın’ın ısrarıyla yeniden yuvaya döner. 29 maçta 12 gol atar.

ERSUN YANAL HÜSRANI
Nisan 2004’te A Milli Takım Teknik Direktörü Şenol Güneş’in görevden alınmasından sonra takımın başına getirilen Ersun Yanal’ın ona Milli Takım kapılarını kapatmasıyla adeta şoke olur. Yanal’ın Uzakdoğu turnesine götürdüğü ve burada yaptığı açıklamalarla övgüler yağdırdığı Hakan’ı daha sonra sistemine uymadığı gerekçesiyle kadroya almaması spor kamuoyunun gündemini uzun süre meşgul eder. Hakan bu olaydan çok etkilenir: “Etkilenmemeye çalıştım; ama açıkçası ilk 5-6 hafta bunu başaramadım. Sonra unutmaya çalıştım. Ama ne zaman stada çıksanız o olay hatırlatılıyordu. Ama alınmayışımın bir şekli olmalıydı. Bugüne kadar verdiklerimden dolayı böyle olmamalıydı.”.

O dönemde spor kamuoyu Hakan’ın takıma alınmama gerekçesine pek inanmaz. Bir sürü senaryo oluşturulur. Hatta Fethullah Gülen Hocaefendi’ye olan yakınlığından dolayı kadroya alınmadığı yazılır: “Hocaefendi, hakikaten tanımaktan dolayı büyük onur duyduğum bir insan. Bunu açık söylediğim için çok farklı yerlerden, çok farklı tepkiler aldım. Her insan her insanı sevebilir. Ama ben Millî Takım’a alınmayışımın bu sebepten dolayı olduğunu inanmıyorum.”

MİLLİ TAKIM’IN LOKOMOTİFİ
Ersun Yanal’ın Milli Takım serüveni uzun sürmez. Dönemin Federasyon Başkanı Levent Bıçakcı, Bodrum’da tatilde bulunan Fatih Terim’i Yanal’ın yerine Milli Takım’ın başına getirir. Terim, G.Saray’dayken transferine onay vermediği Hakan’a yeniden Milli Takım kapılarını açar. Hakan da Terim’i mahcup etmez. Dünya Kupası elemelerinde Arnavutluk, Ukrayna maçlarında ve İsviçre ile oynanan özellikle ikinci baraj karşılaşmasında iyi bir performans sergiler. 2008 Avrupa Şampiyonası elemelerinde de Terim’in gözdesidir kaptan. Malta, Macaristan, Moldova, Yunanistan, Norveç ve Bosna maçlarında sahadadır. Moldova’yı Frankfurt’ta 5-0 yendiğimiz maçta Hakan Şükür takımın 4 golünü atarak Milli forma altındaki gol sayısını 50’ye çıkartır.
2006-2007 sezonu ise ligde Hakan Şükür ve G.Saray için pek iç acıcı geçmez. Kral sık sık sakatlıklarla boğuşur. Teknik Direktör Eric Gerets de çoğu maçta Hakan’ı yedek bekletir. 14 maçta sahada yer alan Hakan sadece 4 gol atar. Geçen sezon Ankaraspor maçında attığı golle ligdeki toplam gol sayısını 238’e çıkartır. G.Saray forması ile attığı gol sayısı ise 217 olur. Bu aynı zamanda Metin Oktay’ın Sarı-Kırmızılı forma altında attığı gol sayısıdır. Hakan bu sezona G.Saray’daki ilk sezonundaki hocası Karl Heinz Feldkamp’ın takımın başına getirilmesiyle daha bir moralli başlar. Kalli, Hakan’a güvenmekte ve ona takımda önemli bir rol vermektedir.

Lig öncesi hazırlık kampında sakatlanmasına rağmen ligin ilk maçına yetişen Hakan Şükür, hocasını mahcup etmez ve Ç.Rizespor maçında rakip filelere 2 gol bırakarak ligdeki toplam gol sayısını 240’a çıkartarak Tanju Çolak’ın rekoruna ortak olur.

Kral’ın futbol hayatı devam ediyor. O, taraftarları bakalım kaç kez daha ‘Hakan Şüküüüüür’ diye gol sevincine boğacak? Belki siz bu satırları okurken 240’ı da çoktan devirmiş olacak. Bunca yıl zirvede olmayı başaran, iş ciddiyetinden ödün vermeyen, iyi bir aile babası ve profesyonel yaşantısıyla gençlere örnek teşkil eden Kral’a ülkemiz insanına tattırdığı onca mutluluktan dolayı teşekkür ediyoruz. Hakan’ın bugünlere gelmesinde büyük pay sahibi hocalardan Fatih Terim’in şu sözüyle yazıyı bitirelim: “Hakan Şükür; Türkiye’deki rekorları kırmayı anasının ak sütü gibi hak etti.”


Ekrem Karaberber (İlk hocası): BİZİM UZUN, ARSENAL’DE OYNAR DERDİM...

Hakan’ın ilk hocası; Oğuz Çetin, Aykut Kocaman, Turan Sofuoğlu, Beşiktaşlı Rahim Zafer, Recep Çetin, Bülent Uygun, İlker Yağcıoğlu gibi oyuncuları yetiştiren Ekrem Karaberber’di. Hakan, Ekrem hocanın yanına 8 yaşında geldi. “Hakan’ı bana getirdiklerinde çok küçüktü. Hakan’ın o yıllardaki lakabı Deve’ydi. Onun için hep ‘bizim uzun Arsenal’de oynar’ demişimdir. Hakan mücadeleden hiç yılmıyordu, sen vuruyorsun o saldırıyor, sen vuruyorsun o saldırıyor. Başarısı da buradan geliyor zaten.”

HAVA TOPU MÜCADELESİNİ NASIL ÖĞRENDİ?
Ekrem hoca Hakan’a kafa toplarına çıkmayı öğrettiği bir anısını da şöyle anlatıyor: “O zaman benim takımda Soner isimli bir stoperim vardı. Ben Hakan’ı santrfor oynatıyorum, Soner’i de stoper oynatıyorum antrenmanda; Soner Hakan’ı marke ediyor. Soner’e de dedim ki; geçir şuna bir tane havada. O da havada Hakan’a bir daldı, Hakan yere düştü tabii, ondan sonra Soner’e çıkışacak; ‘Ama Soner…’ derken, ben ‘Hadi hadi fazla konuşma, sen de gir, erkek oyunu bu. Ne o hemen Soner diye ağlamaya başlıyorsun!’ diye fırçaladım.” Yerden kalkan Hakan, Ekrem Hoca’nın tabiriyle ‘tingos tingos’ yerine gider.

Bu bir dönüm noktası olur Hakan için ve o da başlar havada mücadeleye. Soner bindirdiği zaman o da bindiriyor, kendi bir tarafa o bir tarafa derken Hakan kafaya çıkmayı öğreniyor.

Bülent Uygun: EVİNE BİLE KOŞARAK GİDERDİ
Bugün Sivasspor’u çalıştıran Bülent Uygun, Hakan’ın hem lisede basketbol oynadığı, hem de Sakaryaspor alt yapısına girdiği dönemdeki arkadaşı. O günlere dair Bülent’in Hakan ile ilgili anıları: “Hakan’la Sakarya yıldız takımında başladık. İncecik, sırım gibi bir fiziğe sahipti. Evine bile koşarak giderdi. Büyük futbolcu olma hayali vardı. Öyle günlerdi ki defterlerimizin yapraklarını yırtıp top şekline getirip okul bahçesinde oynardık. Okulun yanına her gelişinde babasından izin alırdı. İkimizi de Ekrem Karaberber hoca yetiştirdi. Ekrem hoca sürekli onun için ‘Bu dünyanın en büyük santrforu olacak’ derdi. Biz çocuk olduğumuz için Ekrem hocaya inanmazdık.”

MİLLİ TAKIM KAPISINI AÇTIM
Bülent, Hakan Şükür’e Milli Takım kapılarını açanın da kendisi olduğunu anlatıyor: “Takımdan Genç Milli Takıma ilk ben gittim. Hocamız Feridun Köse, uzun boylu bir santrfor arıyordu. Ona Hakan’dan bahsettim. ‘Getir bakalım’ dedi. Hakan’ı seçmelere gönderdim. Başarılı oldu. Daha sonra Polonya maçına gittik. Ben ortayı yaptım, Hakan kafayı yapıştırdı. Hakan’la Sakarya’da basket takımında da birlikte oynadık. O pivot oynuyordu. Takımı tarihinde ilk defa şampiyon yaptık. Türkiye’de tartışmasız, gelmiş geçmiş en büyük futbolcu Hakan Şükür’dür. Pres yapan, gol atan, attıran, takımı için özveriyle çalışan, karakterli, yaşamasını bilen bir futbolcu Hakan.”

Piontek (Milli Takım’daki ilk hocası): TAKIM İÇİN OYNARDI
“Hakan o günlerde belki gol atamıyordu ama takımı için canını dişine takarak oynuyordu. Hakan’ın o kadar koşması, pres yapması, takımın motivasyonu açısından iyi oluyordu. Hakan, Arif, Bülent gibi oyuncular beni hayal kırıklığına uğratmadı. Çünkü Hakan gibi bir oyuncuya hangi sistemde olursa olsun yer bulabilirsiniz. Hakan ne yaptı? Gol attı. Gol atmaya da devam ediyor. Bu, takım için çok önemli. Kendisini kutluyorum.”

Yılmaz Vural: BEN OLMASAYDIM BELKİ DE BURALARDA OLMAZDI

Hakan’ın bugünlere gelmesinde emeği geçen hocalardan biri de Yılmaz Vural. Vural’ın Hakan’la ilgili söyledikleri: “1989 senesi Bursaspor’u çalıştırıyordum. Adapazarı’ndaki arkadaşlarım ‘Sakaryaspor’da böyle böyle özellikleri olan bir oyuncu var. İstersen bir bak’ dediler. Adapazarı’na gittim. Necdet hoca onu alt yapıdan A takıma yeni almış. Onu izlediğim maçta son 15 dakika oyuna girdi. Önde oynuyor. Koşuyor, pres yapıyor. Bursa’ya döndüm, başkanımız İbrahim Yazıcı’ya ‘bu çocuğu alın’ dedim. Başkan ‘Bir çocuğa bu kadar para verilir mi?’ dedi ama Hakan’ı aldı. Sezon sonuydu bize imzayı attı. O geldi, ben takımdan ayrıldım. Benim yerime Miliç’i takımın başına getirdiler. O, Hakan’a pek şans vermedi. Takım kötü gitti. Son haftalara doğru takımı yine bana emanet ettiler. Geldikten sonra Hakan ile Vedat’ı forvete koydum. Hakan goller kaçırıyor, ben de onu oynattığım için eleştiriliyorum. Aldırmadım ve onda ısrar ettim. Hatta, onun özelliklerinden dolayı sistemimi değiştirdim. 3-6-1’e döndüm. Hakan’dan sadece rakibi çıkarmamasını istedim. ‘Gol atarsan üstüne kaymaklı kadayıf olur’ dedim. Onun sayesinde savunma oyuncularım 14-15 gol attılar. Hakan’ın fizik yapısı oturmaya başlayınca hem F.Bahçe hem de G.Saray onu transfer etmek istedi. O sıra F.Bahçe’de Aykut, Oğuz gibi oyuncular var. Ona dedik ki sen G.Saray’a git. Yurdaşen Karahasan ve Adnan Polat’a da ona zaman tanıyın dedim. Türkiye’nin en önemli oyuncusunun orijininde olmak ve onun ortaya çıkmasında katkıda bulunmak onur verici bir durum. Ben olmasaydım belki de Hakan bugün bu yerlerde olmazdı. Vefalı çocuktur. Her bayram da aramıştır.”

HAKAN ŞÜKÜR’ÜN BAŞARILARI:

Kulüp:

... UEFA Kupası: 2000 (G.Saray)

... Türkiye Lig Şampiyonluğu: 2005-2006, 1999-2000, 1998-1999, 1997-1998, 1996-1997, 1993-1994, 1992-1993 (G.Saray)

... Türkiye Federasyon Kupası: 2005, 2000, 1999, 1996, 1993 (G.Saray), 1989 (Sakarya)

... Cumhurbaşkanlığı Kupası: 1997, 1996, 1993 (G.Saray)

... İtalya Kupası: 2003 (Parma)

... Başbakanlık Kupası: 1995 (G.Saray)

Milli Takım:

... 2002 Dünya Kupası Üçüncülüğü

Bireysel Başarıları:

... Türkiye Ligi Gol Kralı: 1996-97 (32 maç 38 gol), 1997-98 (34 maç 32 gol), 1998-99 (33 maç 19 gol)

... 1997 FIFA Dünyanın En İyi Golcüsü Ödülü

... 1997 Bronz Ayakkabı Ödülü

... Avrupa Kupalarında en çok gol atan Türk futbolcu: 36 gol

... Milli Takım’da en çok gol atan futbolcu: 50 gol (38 defa Galatasaray’da, 7 defa İnter’de, 2 defa Torino’da, 2 defa Parma’da, 1 defa Blackburn Rovers’da)

... UEFA Kupası’nda ilk Türk Gol Kralı: (1999-2000) 10 gol

... Şampiyonlar Ligi’nde en çok gol atan Türk futbolcu: 8 gol

... Dünya Kupalarında en erken gol atan futbolcu: 11. saniye (Türkiye-Güney Kore: 3-2. (2002 Dünya Kupası Üçüncülük Maçı)

... Toplamda en çok milli olan Türk futbolcu: 159 defa (110 defa A Milli, 25 defa Ümit Milli, 13 defa A Genç Milli, 6 defa B Genç Milli, 5 defa Olimpik Milli)

... G.Saray forması ile en çok gol atan futbolcu: 219

... Hakan Şükür 498 lig maçında (Sakarya, Bursa, G.Saray, İnter, Parma, Torino, B.Rovers) 251 gol atarak halen dünyada en çok gol atan (faal) ilk 5 oyuncudan biridir.


MİLLİ TAKIM’DA GÖZ KAMAŞTIRAN KARİYER
Hakan Şükür A Milli formayı ilk kez Lüksemburg deplasmanında 25 Mart 1992 tarihinde giydi. İlk golünü Danimarka’ya attı. Milli formayı Rüştü’nün (114) ardından en çok giyen oyuncu da Hakan Şükür (110 kez ). Milli forma altında toplam 50 gol kaydetti. Hakan, A milli formayla 28 ayrı ülkeye gol atma başarısını gösterdi. En çok golü San Marino ve Moldova’ya attı (5’er gol). Hakan’ın gol attığı 36 karşılaşmadan 27’sini ay-yıldızlılar kazandı. 6’sında berabere kaldı, 3 kez de yenildi. A Milli Takım’da 32 kez kaptanlık pazubandı takarak Turgay Şeren’in (35 kez) rekoruna yaklaştı.

Hakan 25 kez Ümit, 13 kez A Genç, 6 kez B Genç, 5 kez de Olimpik Milli Takım formalarını giyerken, Ümit Millilerde 5, A Genç Millilerde 1, B Genç Millilerde 2, Olimpik Milli Takım da 4 gol kaydetti. Hakan Şükür böylece ay-yıldızlı formayı bütün kategorilerde toplam 159 kez giyip, 62 gol attı.

Hakan Şükür ayrıca, 36 golle Avrupa kupalarında en çok gol atan Türk futbolcu unvanını da açık ara elinde bulunduruyor. Onu 23 golle Hami Mandıralı, 16’şar golle Oktay Derelioğlu ve Arif Erdem, 15 golle de Metin Oktay izliyor.


KRAL, ÜÇ BÜYÜKLERİ BOŞ GEÇMEDİ
Hakan Şükür ligde F.Bahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor’a hatırı sayılır goller attı. Kral, F.Bahçe ve Trabzonspor’a Sakarya, Bursa ve G.Saray formaları ile gol atarken, Beşiktaş’a sadece G.Saray’da oynarken gol atma başarısı gösterdi. F.Bahçe’nin 9, Beşiktaş ve Trabzonspor’un kalelerine ise 10 gol bıraktı. Ama G.Saray’a hiç gol atmadı. Centilmen kimliğiyle de bilinen golcü, profesyonel kariyerindeki ilk sarı kartı Sakaryaspor-F.Bahçe maçında gördü. Bunca yıllık kariyerinde sadece bir kez kırmızı kart aldı. Kral’a bu kartı 26 Mart 2004 tarihinde deplasmanda oynadıkları Samsun maçında Bülent Uzun gösterdi.

90 KALECİYE 240 GOL
Sakaryaspor’daki ilk sezonunda sadece 3 maç oynayan Hakan, golle 1988-89 sezonunda Eskişehir deplasmanında tanıştı. İlk golünü Sead Tanoviç’e attı. En çok golü ise Şanver Göymen’e: 14 gol. Hakan Şükür 240 golü 90 farklı kaleciye atarken Bursaspor kalecisi Gançev’e 12, İstanbul ve Adana kalecisi Zdravkov’a 11 gol attı.

Şanver Göymen
Hakan’ın en çok gol attığı kaleci (Altay’ın eski kalecisi):


HAKAN’I AVRUPA’YA BEN GÖNDERDİM!
“En çok ben mi yemişim? Olabilir. Çünkü 1. Lig’de 6 sene oynadım. Hakan çok iyi golcü. Stoperlere onu biraz daha yakın marke edin diyordum, ama olmuyordu. Zaten ben hep derim, Hakan’ı ben yolladım Avrupa’ya diye. Aramızda geçen özel bir anımız yok. Zaten bizim G.Saray maçları genelde kötü geçiyordu. Buna rağmen bu maçlarda oynamaktan hiçbir zaman kaçmadım. Kaleciyiz, gol yiyeceğiz, normal bir şey. 240’ı da geçecek. Allah yolunu açık etsin Hakan’ın.”

Tanju Çolak: REKORLAR KIRILMAK İÇİN
“Onu kutlamak lazım. Hakan Şükür’ü her zaman takdir ettim. Önemli bir golcüdür. Önemli bir değerdir. Attığı goller ortadadır. Hem Milli Takım, Hem G.Saray, hem Avrupa’da attığı goller ortadadır. Gurur duyuyorum. G.Saray’lı kardeşim benden bu rekoru aldığı için çok mutluyum. Rekorlar kırılmak için. Hakan 240 golde kalmayacaktır. “


LİG TARİHİNDE EN ÇOK GOL ATAN FUTBOLCULAR

1. Hakan Şükür: Sakarya, Bursaspor, Galatasaray 446/240
2. Tanju Çolak: Samsunspor, Galatasaray, Fenerbahçe 276 maç/240 gol
3. Hami Mandıralı: Trabzonspor, A.Gücü 465/219
4. Metin Oktay: Galatasaray 252/217
5. Aykut Kocaman: Sakarya, F.Bahçe, İstanbulspor 355/200

İLK GÖRÜŞTE PEK ISINMADI; AMA MUTLULUĞU BEYDA İLE BULDU
Hakan Şükür ilk evliliğini 1995 yılında Esra Elbirlik ile yapar. Bu evlilik kısa zamanda boşanma ile neticelenir (Esra Hanım daha sonra 1999 depreminde vefat etti). Kral ikinci kez evlenmekten ise âdeta kaçar. Annesinin ve anneannesinin ‘evlen’ isteklerine her seferinde bir bahane uydurur. Yine günlerden bir gün anneannesinin çok beğendiği uzaktan akrabalarının bir kızı Hakan’a tavsiye edilir. Hakan konuyu basının duymasından ve kızın kendi ile anılmasından çekinir. Ama yine de kızın bir akrabasında gizlice görüşmeyi kabul eder.

İlk görüşmede Hakan, Beyda’dan çok elektrik alamaz. 15 gün sonra bir antrenmanda sakatlanır. Ayağında buz, evde yine uzanmıştır. Telefon çalar: “Hakan geçmiş olsun, çok üzüldüm sakatlanmana.” diyen bir ses vardır karşısında. Sesi tanımaz Hakan; ama ‘çaktırmayarak’ bir an önce telefonu kapatmaya çalışır. Karşıdakinin ‘Hakan beni tanıdın mı?’ sorusuna da ‘Tanımaz olur muyum?’ diye karşılık verir. Hayranlarından biri zanneder önce: “Nerden bileyim 15 gün önce görüştüğüm Beyda’nın beni aradığını?” Konuşma ilerleyince telefondaki sesin Beyda olduğunu fark eder ve bu görüşmeden annesine bahseder. O an Hakan’ın kalbinde Beyda’ya karşı bir muhabbet belirir.

Hakan cephesinde bunlar yaşanırken Beyda’nın da lise yıllarında en beğendiği futbolcu listesine koymadığı futbolcudur Hakan Şükür. Beyda bir gece rüyasında Hakan Şükür’ü görür. Hakan’ın burnu yoktur. Ertesi gün gazetelerde Alpay’ın Hakan’ın burnunu kırdığı haberleri vardır. Velhasıl aralarındaki görüşmeler tekrar başlar. Ardından da 1999 Haziran’ında Hilton Oteli’ndeki bir düğünle hayatlarının imzasını atarlar. Şükür çiftinin bu evlilikten Zeynep Sude ve Buse Selma isimli iki kızları, geçen yıl ise bir erkek çocukları dünyaya gelir. Üç çocuk babası hakan, aile değerlerine atfettiği önemle de biliniyor.








 
Eski 04-12-08, 14:36  
Cяооkєd Hояи

5 C: Galatasaraylı Futbolcuların Hayatı ve Resimleri (eski ve yeni futbolcular)


Volkan Arslan


Volkan Arslan (Galatasaray)
Krita (Samsunspor) ile mücadele anından

(d. 29 Ağustos 1978 Hannover, Almanya) Türk orta saha oyuncusudur. Şu anda Ankaraspor'da futbol oynamaktadır. Sinop, Ayancık'lıdır. 30 Ağustos 2006 tarihinde Galatasaray'dan Ankaraspor'a transfer olmuştur.

Daha önce Hannover 96, Adanaspor, Kocaelispor ve Galatasaray takımlarında oynamıştır.

Kişisel bilgileri
Doğum tarihi 29 Ağustos 1978
Doğum yeri Hannover, Almanya
Boy 1.79 m.
Kilo {{{kilo}}}
Kulüp bilgileri
Oynadığı Kulüp Ankaraspor
Pozisyon Ortasaha
Alt Yapı
- Hannover 96
Profesyonel kariyer*
Hannover 96
Adanaspor
Kocaelispor
Galatasaray
Ankaraspor



Özgürcan Özcan


Özgürcan Özcan (Galatasaray)
Forma No : 27
Mevki : Forvet
Doğum Tarihi : 1988-04-10
Doğum Yeri : Antalya
Geldiği Takım : Altyapı
Geldiği Yıl : 2005
Boyu : 184 cm
Kilosu : 83 kg


Vedat İnceefe


Vedat İnceefe (Galatasaray)

Cimbomumuzun "REİS" Lakaplı Futbolcusu !...

Futbol seyircileri alışıktır. Hemen her takımın bir efendisi, bir de efesi vardır. Saha içinde çıkan en ufak kavgada, nerede olurlarsa olsun kopar gelirler ve olaya dahil olurlar. Bir kargaşa olsa ona başvurulur. Galatasaray'da bu isim Vedat İnceefe. Gözü pek, delikanlının önde gideni... Vedat saha dışında da yüyüşüyle, tavırlarıyla bir futbolcudan çok, bıçkın bir delikanlıya benzer. Akıntı çağanozu gibi yan yan yürür mesela. Vedat'ı takım arkadaşları uzun bir süredir ‘‘Vedat’’ diye çağırmıyor. Artık ona ‘‘Reis’’ diyorlar. Takım arkadaşları, ‘‘Biz bir kabileyiz. O da kabilenin reisi. Bir tartışma durumunda ne derse o olur’’ diyerek takılıyorlar.

Her nedense magazin ağırlıklı futbolcularımız Galatasarayımızda pek barınamamıştır.. Bir kaç kişinin dışında.. İlk aklıma gelenler Varol Ürkmez, Emre Aşık gibi... Ama nedense Vedat İnceefe'miz tam verimli olacağı zamanlarda aniden yok oldu gitti...

Tanju Çolak


Tanju Çolak (Galatasaray)
1963 yılında Samsun'da doğan Tanju Çolak futbol hayatına Samsun Yolspor'da başladı. Daha sonra Samsunspor'a geçen Tanju Çolak bu forma altında 1984-85 ve 1985-86 sezonlarında gol kralı oldu. 1986-87 sezonunda Galatasaray'a transfer oldu. 1987-88 sezonunda ise 39 gol ile Avrupa Gol Krallığı ünvanını kazandı. Aynı yıl France Football Dergisi'nin düzenlediği Altın Ayakkabı ödülünü de aldı. Bu ödülü bugüne kadar alan ilk Türk futbolcu olarak da tarihe geçti. 1988'de 240 gol atarak Türkiye 1.Ligi'nde en çok gol atan oyuncu ünvanını 217 gol sahibi Metin Oktay'dan devraldı. 1991-92 sezonunda da gol kralı olan Tanju sezon sonunda Fenerbahçe'ye transfer oldu. Futbol hayatına İstanbulspor'da oynadıktan sonra son verdi. Tanju Çolak, A Milli Takım'da 31 kez forma giydi ve 9 gol attı. Gerek Neuchatel gerek Monaco galibiyetlerinde attığı goller ile takımının Şampiyon Kulüpler Kupası'nda yarı finale yükselmesinde büyük rol oynamıştır.

Sebastian Perez


Sebastian Perez (Galatasaray)

Kiralık olarak geldiği Galatasaray'da savaşçı futbolculuğu ile beğeni topladı... Gerçekten iyi bir profosyeneldi.. İşini çok iyi yapıyordu. Bence Galatasarayımız'a uzun yıllar hizmet edebilecek futbolculardandı.. Kişisel olarak Galatasarayımızdan gittiğine üzüldüğüm oyunculardan birisiydi., Olympic Marsilya'ya transfer olduktan sonra halen Fransa 2. Futbol Ligi'nde Istres forması giyiyor...

Bülent Korkmaz


Bülent Korkmaz (Galatasaray)
24 Kasım 1968 tarihinde İstanbul'da doğdu. Aslen Malatyalıdır.

1987 yılından 2005 yılına kadar sadece Galatasaray forması giydi. Son derece hırslı ve mücadeleci bir stoper olarak yıllarca takımı için sahada kanının son damlasına kadar savaştı. 2000 UEFA Kupası final maçında kolu çıkmasına rağmen kolunu sardırarak oynaması bir çok futbolsever tarafından takdirle karşılanmıştır. Bu olay kendisinin Galatasaray sevgisini en iyi şekilde anlatmaktadır. G.Saray için 37 yaşına kadar top oynadı. 102 defa milli takım formasını giydi ve 2002 yılında Dünya Üçüncüsü olan milli futbol takımında görev aldı.. 2005-2006 sezonunda Gençlerbirliği futbol kulübünde yardımcı antrenörlük görevinde bulunmuştur.2006-2007 sezonu ikinci yarısında Kayseri Erciyesspor takımına teknik direktörlük görevine getirilmiştir. 2006-2007 sezonu sonu Kayseri Erciyesspor takımından ayrılmış ve 2007-2008 sezonu için Bursaspor takımı ile anlaşmıştır.


Başarıları ;G.Saray tarihinin en çok lig maçı oynayan futbolcusu oldu. 630 lig maçında 15 gol attı, 13 asist yaptı.
Bugüne kadar 1 UEFA Kupası, 1 Süper Kupa, 8 Türkiye Ligi Şampiyonluğu, 6 Türkiye Kupası, 5 Cumhurbaşkanlığı, 2 Başbakanlık, 6 TSYD Kupası kazandı.
Tam 18 sezon G.Saray A Takımı'nda kadroya girerek, sarı-kırmızılı kulübün tarihinde sembol bir futbolcu haline geldi.
A Millî Takım'da 102 maç oynayan Bülent, 3 de gol attı. 4 kez Ümit Millî oldu.
Bülent, Avrupa Kupaları'nda en çok maç (101) yapan Türk futbolcusu unvanına da sahip. Lakabı "Büyük Kaptan" dır.
Türkiye liglerinde en çok şampiyonluk yaşayan iki futbolcudan biridir(Diğeri Suat KAYA)


SERGEN YALÇIN

Sergen Yalçın (Galatasaray)
Tam isim Ali Rıza Sergen Yalçın
Doğum tarihi 10 Mayıs 1972
Doğum yeri İstanbul, Türkiye
Boy 181 cm
Numarası 10
Pozisyon Orta saha, forvet
Alt Yapı
? - 1991 Beşiktaş
Profesyonel kariyer*
İstanbulspor
Fenerbahçe
Galatasaray
Trabzonspor
Galatasaray
Beşiktaş
Etimesgut Şekerspor








Berkant Göktan


Berkant Göktan (Büyük Kaptan Bülent Korkmaz ile)

Almanya’da dünyaya gelen Berkant Göktan’ın futbolla tanışması yine Almanya’da oldu. 6 yaşındayken ailesiyle birlikte yasadığı Münih kentinde, babası tarafından amatör bir kulübe yazdırıldı. Futbolcu olmak hayali olmasa da yeteneği nedeniyle kısa sürede keşfedildi. Çalışarak da kendini geliştirdi ve Bayern Münih’in alt yapısında oynamaya başladı. Bayern Münih’in A Takımı’na yükseldi ve toplam 12 yılı bu kulüpte geçti. 16 yasındayken Alman Milli Takımı'na çağrıldı, ancak tercihi Türkiye oldu. 17 yasında Bayern Münih formasıyla Manchester United'a karsı Avrupa Kupası’nda oynadı. Arminia Bielefeld ve Möenchengladbach’ta birer sezon kiralık oynadı. 2001 yılında Galatasaray’a transfer oldu. 2004-2005 sezonu öncesinde Beşiktaş’la 2 yıllık sözleşme imzaladı. 2005-2006 Almanya Kaiserslautern ve son olarak 2006-2007 sezonunda yine Almanya ve Üçüncü Lig Takımlarından TSV 1860 Münih ile sözleşme imzaladı.

Doğum Tarihi: 12. Aralık 1980
Doğum Yeri: Münih (Almanya)
Uyruğu: Türk/Alman
Boy-Kilo: 1,76 m / 72 kg
Oynadığı Takımlar: Kaiserslautern, Beşiktaş, Galatasaray, Bayern München , Arminia Bielefeld , Borussia M'gladbach, Bayern München, Helios München

Oynadığı Takımlardaki Başarısı: Almanya 1.Lig Şampiyonu 1999, 2001, Türkiye 1. Lig Şampiyonu 2002

Ayhan Akman


Ayhan Akman (Galatasaray)

Forma Numarası: 18

Oynadığı Mevkii: Orta Saha

Doğum Tarihi: 23.02.1977

Doğum Yeri: İnegöl

Oynadığı takımlar: İnegölspor, Gaziantep, Beşiktaş,Galatasaray

Boyu: 1.73 m

Kilosu: 69 kg

Ayhan Akman 23 Şubat 1977'de İnegöl'de dünyaya gözlerini açtı. 1990 yıllarının ortasında Gaziantepspor'da oynamaya başlayana kadar kimse adından söz etmiyordu.

Daha sonraki zamanlarda Ayhan, Beşiktaş'a transfer oldu ve 1998 - 2001 yılları arasında Beşiktaş formasını taşıdı. 2001 sonlarında yaşadığı sakatlıklar nedeniyle, son sezonun 3 ay gibi büyük bir döneminde kadroya giremedi. Ayhan, sakatlık yaşadığı ve bir türlü sahalara dönemediği dönemde, o zaman takımın teknik adamı Christoph Daum'un, Akman'ın gereksiz bir oyuncu olduğunu söylemesi kimse için süpriz değildi.

Ayhan tüm çabalarına rağmen Daum'un gözüne bir türlü giremiyor, sadece bununla kalmayıp taraftarın gözündede gün geçtikçe değer kaybediyordu.

Beşiktaş'ın Gaziantepspor'a 3-1 yenildiği maçta, Akman'ın klübede gülmesine kızan taraftarlar havaalanında Ayhan'ı tartaklıyor, güvenliğin araya girmesiyle olaylar dahada ciddileşmeden önleniyordu. Yaşananların ardından, Ayhan'ın ağzından şu ifadeler dökülüyordu:

"Oynamadığımda bile suçlanan ve saldırılan ben oluyorum, her başarısızlığın ardından öfkenin hedefi benim. Açıkçası sebebini anlayamıyorum."

Yaşanan tüm olayların ardından Beşiktaş'dan ayrılan Ayhan Akman, Gheorghe Hagi'nin futbolu bırakması, Okan Buruk ve Emre Belözoğlu'nun İnter Milan'a transferinin ardından 2001 senesinde ortasaha arayışı içinde olan Galatasaray'a transfer oldu.

Cesar Prates



Cesar Prates (Galatasaray)
Cesar Prates transferin gözdesi
İtalya'nın Livorno takımında oynayan eski Galatasaraylı Cesar Prates İtalya'da transferin gözdesi haline geldi. Birçok takımdan teklif alan Prates'in Lazio kulübüyle anlaştığı öğrenildi.


Brezilyalı futbolcunun menajeri Eugenio Ascari Lazio kulübünün tranferden sorumlu ismi Walter Sabbatini'nin Prates'i çok yi bildiğini ve onu takıma katmak için çok çaba sarf ettiğini açıkladı.

Daha önce G.Saray formasını da giyen Brezilyalı defans oyuncusu Cesar Prates 31 yaşında.
.........
Cesar Prates adı birçok Türk futbolseverlere pek de yabancı gelmeyecektir; Özellikle G.Saraylılara... Sarı-Kırmızılı ekipte forma giydiği dönemlerde, rakip defansı bunaltan sprintleri ve kritik zamanlarda attığı frikik golleriyle bilinen Cesar Prates yeni takımı Botafogo'da da gollerine devam ediyor. Sağ kanadı etkin ve seri bir şekilde kullanan Prates, sezonun henüz başı olmasına rağmen attığı 3 golle şimdiden taraftarların gönlünü fethetmiş durumda.


 
Eski 06-12-08, 11:13  
hakan6444

Varsayılan C: Galatasaraylı Futbolcuların Hayatı ve Resimleri (eski ve yeni futbolcular)


emeğine sağlık
 
Eski 06-12-08, 11:41  
SpOaK_BozKurT

Varsayılan C: Galatasaraylı Futbolcuların Hayatı ve Resimleri (eski ve yeni futbolcular)

Ellerine sağlık teşekkürler.....
 
 

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Taglar
joker
Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat