Son Dakika Haberlerini Takip Edebileceğiniz FrmTR Haber Yayında. * FrmTR Sohbet Kontrol Panelinizde.
Forum TR
Go Back   Forum TR > > >
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]
Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 25-01-07, 22:32   #1
huseyin2792

Varsayılan gıda kimyası proteinler(resimli)


01.Giriş

Protein Yunanca proteois kelimesinden gelir. Latince de yaşayan varlıklar için elzem azotlu bileşikleri ifade eder. Proteinler hücrede yalnız ribozomlarda sentezlenirler ve diğer organik bileşikler gibi temel olarak karbon, hidrojen ve oksijenden oluşurlar. Bunların dışında en önemli bileşenleri azot ve kükürttür.



02. Aminoasitler



Proteinlerin temel yapı taşı aminoasitlerdir. Bugüne kadar belirlenmiş 20 aminoasit bulunmaktadır. Aminoasitler dallanmış yapıda hidrokarbon zincirleridir. Aminoasitler birbirlerine peptid bağlarıyla bağlanarak peptidleri oluştururlar. Peptidler ise proteinleri meydana getirirler. Her canlının kendine özgü bir protein yapısı vardır. Bu durum farklı türlerin protein yapısının farklı yapıda olmasının yanında aynı türün bireyleri arasında da farklılıklar olduğu anlamına gelmektedir. Bitkiler kök ve yapraklarıyla sağladıkları inorganik bileşiklerden kendilerine özgü proteinleri sentezleyebilirlerken hayvansal organizmalar bunu gerçekleştiremezler. Bu nedenle proteinler besin zincirinde aşağıdan yukarıya doğru taşınır. Otobur beslenen canlılar bitki yapısındaki proteini sindirim sistemlerinde aminoasitlerine kadar parçalayarak kendilerine özgü proteinleri sergilerler. Etobur beslenen canlılar ise protein kaynaklarını başka hayvanlardan sağlayarak kendilerine özgü proteinleri sentezlerler.



Proteinler kaynaklarına göre farklı aminoasitleri farklı miktarlarda içerirler. İnsan vücudunda yaklaşık 20 farklı aminoasit bulunmaktadır ve 8 tanesi dışında organizma bunların hepsini sentezleyebilir. Sentez karaciğerde bir dizi transaminasyon reaksiyonuyla gerçekleşir ve bu reaksiyonda transaminaz enzimleri ile B6 vitamini görev alır. İnsan vücudunda sentezlenemeyen 8 aminoasit sağlığın korunması ve canlılığın devam edebilmesi için gereklidir ve mutlaka gıdalarla karşılanmalıdır. Bu aminoasitler lizin, alanin, valin, lösin, izolösin, metiyonin, threonin, triptofan ve fenilalanindir.



02.01. Aminoasitlerin Fiziksel ve Kimyasal Özellikleri



Aminoasitlerinin yapısında bulunan amino (-NH2) ve karboksil (-COOH) grupları sulu çözeltilerinin asidik, bazik ya da amfoter karakter kazanmalarına neden olur. Aminoasitlerin karboksil grupları bir proton verirken amino grupları bir proton alabilirler. Karboksil grubun verdiği proton amino grubu tarafından alındığında aminoasit çözeltisi amfoter özellik gösterir. Çözeltinin amfoter özellik gösterdiği pH ya izoelektrik nokta denir ve bu nokta her aminoasit için spesifik bir değerdir.



Aminoasitler tuz benzeri yapıları nedeniyle kararlı, kristal yapıda ve genellikle suda çözünürdürler. Polar karakterleri nedeniyle alkollerdeki çözünürlükleri düşüktür. Hidrofobik yapıda radikal gruplar içeren alanin, valin, lösin, fenilalanin gibi aminoasitlerin sudaki çözünürlüğü sınırlıdır.



Aminoasitlerin maksimum UV absorbsiyonunu ve floresans özelliğini farklı dalga boylarında gösterirler. Örneğin fenilalanin maksimum absorbansı 260 nm de gösterirken triptofan 278 nm de gösterir.



Glisin dışındaki tüm aminoasitlerin a-karbon atomu asimetriktir, yani dört farklı grup bağlanmıştır. Bu da optikçe aktif olmalarına neden olur. Doğal aminoasitler L formunda bulunurlar. D-aminoasitler atipik aminoasitlerdir ve bazı bakterilerin hücre duvarlarıyla antibiyotiklerin yapısında bulunurlar. Polarize ışığı sağa çevirenler “+, dekstrorotary”, sola çevirenler “-, levorotary” olarak bilinirler. Doğal aminoasitlerin çoğu polarize ışığı sağa çevirirler.






Şekil.2. Aminoasitlerde izomeri


02.03.Aminoasitlerin Kimyasal Reaksiyonları



Aminoasitler sahip oldukları reaktif grupların özellikleri nedeniyle çeşitli kimyasal reaksiyonlara katılabilirler. Bu özelliklerinden yararlanarak aminoasitleri, proteinleri veya kalıntılarının miktarlarını belirlemek mümkündür.



1. o-fitaldialdehit ile reaksiyonları: Aminoasitler o-fitaldialdehit ile 2-merkaptoetanol varlığında reaksiyona girdiğinde floresas veren bir ürün meydana gelir.



2. Karboksil gruplarının esterifikasyonu: Aminoasitler genellikle asitlerin katalizörlüğünde etil esterler oluştururlar.



3. Amino gruplarının alkolle inaktivasyonu: Aminoasitlerin sulu çözeltilerinde amino grubu proton bağlayarak NH3+ a dönüşürler. Ancak ortama alkol ilave edilirse amino grupları inaktive edilmiş olur.



4. Formol titrasyonu: Aminoasitler nötral veya hafif alkali çözeltilerde formaldehitle muamele edilirlerse formol serbest amino gruplarıyla birleşir. Böylece aminoasitin mono ya da dimetiol türevleri ya da schiff bazı oluşur. Bu da ortamda sadece karboksil gruplarının kalmasını sağlar. Aminoasitlerdeki karboksil grupları bu reaksiyon sonrasında yapılan titrasyonla belirlenir.



5. Ninhidrin reaksiyonu: Bu reaksiyon çok düşük miktarlardaki aminoasitleri belirlemede kullanılır. Aminoasitler ninhidrin gibi güçlü oksidatif ajanlarla ısıtıldıklarında mavi renkli bir ürün oluştururlar.



6. Floreskamin ile reaksiyon: Bu reaksiyon nicel olarak aminoasitlerin, peptid ve proteinlerin belirlenmesinde kullanılır. Bu bileşikler floreskaminle reaksiyona girdiğinde güçlü floresans özellik gösteren bir bileşik oluşur.



7. Isıl işlemle aminoasitlerin bozulma reaksiyonları: Proteinler pişirme işlemleri sırasında bir dizi bozulma reaksiyonuna uğrarlar. Bozulması sırasında oluşacak ürünlerin çeşidi ve miktarı aminoasit cinsine, uygulanan sıcaklığın şiddetine ve uygulama süresine göre değişir.



8. Nitröz asit reaksyonu: Aminoasitler nitröz asitle reaksiyona girdiğinde her bir amino grubu için bir molekül azot oluşur. Açığa çıkan azot miktarından aminoasit miktarı tespit edilir.



9. Tuz oluşturma: Cu+2, Co+2, Fe+2 gibi ağır metaller aminoasitlerin karboksil, amino ve sülfidril gruplarıyla tuz oluştururlar. Aminoasitlerin saf olarak elde edilmesi amacıyla bu reaksiyondan yararlanılır.


03. Proteinler



Bir aminoasidin karboksil grubu başka bir aminoasidin amino grubuyla bir mol su açığa çıkararak birleşirler ve peppdid zinciri oluştururlar. Peptidler peptid zincirinde yer alan aminoasit sayısına göre mono, di, tri gibi ön ekler verilerek isimlendirilirler. Genel bir kural olarak yapısında 10 kadar aminoasit içeren peptid zincirleri oligopeptid, daha uzun zincirli peptidler ise polipeptid olarak adlandırılırlar.
1.Proteinlerde primer yapı: Peptid bağlarıyla bağlanmış ve düz zincir yapıdaki proteinlerin hepsi primer yapıdadır ve L- konfigürasyonunda bulunurlar. Primer yapı belirlenirken aminoasit skalıntı sayısı ve aminoasitlerin sıralanış şekilleri belirlenir.






2.Proteinlerde sekonder yapı: Peptid zinciri üzerinde belirli bölgeler yan zincirlerle ve/veya kendi üzerine katlanarak bağlar oluştururlar. Polipeptid zincirindeki bu katlanmalar periyodik olarak tüm zincir boyunca yinelenir. İki elektronegatif atom arasındaki hidrojen bağı polipeptid zincirinde heliksel yapı oluşmasına neden olur. Sekonder proteinler heliksel yapıda ya da plakalı yapıda olabilir. Heliksel proteinler a-heliks, 310-heliks ve p-heliks yapıdadır. Bu yapılara kararlılık kazandıran aynı polipeptid zinciri üzerinde kurulan H köprüleridir ve en stabil yapı göstereni a-heliks proteinlerdir. a-heliks proteinlerin çoğunda heliksin bir yüzü hidrofobik iken diğer yüzü ve yan zincirler hidrofilik kalıntılarla bağlanmıştır.



















Plakalı protein yapısı heliksel yapıdan farklı olarak pili benzeri yapı oluşturacak şekilde katlanmalar gösterir. Plakalı yapılarda hidrojen köprüleri farklı polipeptid zincirleri arasında kurulur.



Bazı proteinler kollajen heliksi oluşturur. Bu üçlü bir sarmaldır. Kollajen proteinler yüksek elastikiyetlerini bu yapı sayesinde kazanırlar. Bu yapının kararlılığı çok sayıda hidrojen bağı içermesinden kaynaklanır.



İki paralel polipeptid zinciri seconder yapı oluşturduğunda zincirlerin birbirine yaklaştığı yerlerde kükürtlü aminoasitlerin aracılığıyla disülfit bağları oluşur. Kovalent yapıdaki bu bağlar son derece kararlıdır ve bu nedenle yapıya kararlılık kazandırır. Bu nedenle sekonder yapı denatürasyon koşullarında parçalanmaz.



3.Proteinlerde tersiyer yapı: Proteinlerde tersiyer yapı hidrojen bağlarının yanında van der Walls bağları, polar bağlar, sülfidril bağlar, iyonik bağlar gibi kovalent ve non-kovalent bağlar aracılığıyla oluşur. Bu yapıda çok sayıda farklı bağlarla oluştuğundan seconder proteinlere göre daha fazla katlanmalar meydana gelir. Globuler proteinler proteinlerin tersiyer yapısına örnek teşkil ederler.




4.Proteinlerde kuarterner yapı: Bazı proteinler tersiyer yapıda oluşan bağlarla bir araya gelmiş çok sayıda polipeptid zincirinden oluşur. Hemoglobin ve miyoglobin bu yapıdadırlar.






03.01.Proteinlerin Sınıflandırılması



Proteinleri değişik özelliklerini dikkate alarak farklı şekillerde sınıflandırmak mümkündür. İlk sınıflandırma sistemi protein yapısında aminoasitlerin dışında başka bileşiklerin olup olmadığına göre bir gruplandırma yapar. Yalnızca aminoasitlerden meydana gelen proteinlere homoproteinler (basit proteinler) denirken heteroproteinler prostetik grup olarak adlandırılan bir grup bileşiği daha içerirler. Lipoproteinler, glikoproteinler, hemoproteinler heteroprotein grubuna dahil iken albuminler, globulinler, prolaminler homoprotein grununa dahildir.

Kimyasal yapıları ve çözünürlükleri dikkate alındığında proteinler iki gruba ayrılırlar.

· Fibröz proteinler

· Globüler proteinler



Fibröz proteinler düz bir zincir üstünde sıralanmış polipeptidlerin ya da bu polipeptidlerin birbirlerine paralel uzanarak meydana getirdikleri yapılardır. Suda çözünmezler. Deri, tırnak, saç, kıkırdak, boynuz benzeri yapılar bu tür proteinlerden oluşur.



1. Kollajenler: Glisin, prolin, hidroksiprolin ve arjinin içerirler. Soğuk suda çözünmezler. Ancak seyreltik asit ve baz çözeltilerinde ya da suda kaynatılırlarsa çözünürler.



2. Keratin, fibrin, miyosin, elastin ve epidermin: asit ve bazik çözeltilerde çözünürlükleri azdır. Suda çözünmezler ya da çok az çözünürler. Fibrin kanın pıhtılaşmasında görev alır. Miyosin kas hücrelerinde bulunur. Elastin elastik bağ dokularda bulunur. Bir çeşit kollajen olsa da diğer kollajenler gibi ısıtıldıklarında jelleşmezler. Epidermin deride, keratin saç, tırnak, boynuz yapısında bulunur.



Globüler proteinlerde düz zincir yapısı kendine özgü kıvrılmalar meydana getirir. Bu nedenle üç boyutlu bir yapıları vardır. Hemen hemen tamamı sulu ortamlarda çözünürler. Enzimler, hormonlar, antikorlar, albuminler bu gruba dahidir.


1. Albuminler: Suda ve seyreltik asit çözeltilerinde kolayca çözünürler ve yüksek sıcaklıklarda koagüle olurlar. Amonyum sülfatla doyurulmuş çözeltilerinde çökelirler. Bazıları toksik özellik gösterir. Kükürlü aminoasitlerce zengindirler ancak glisin içermezler. Yumurta beyazındaki ovalbumin, buğdaydaki löykozin, sütteki laktalbumin bu gruptadır.



2. Globulinler: Seyreltik amonyumsülfat ve tuz çözeltilerinde çözünürler. Amonyum sülfatla yarı yarıya doyurulduğunda çökelirler. Albuminlerle oluşturdukları karışımlardan bu yolla ayrılırlar. Isıtıldıkalrında koagüle olurlar. Yumurta sarısındaki ovoglobulin, sütteki laktoglobullin bu gruba girer.


3. Glutelinler: Yüksek sıcaklıklarda kuagüle olurlar ve suda çözünmezler. Hububatlar için önemli bir proteindir. Gliadinlerle birlikte bulunurlar. Ekmek kalitesi açısından önemlidirler. Buğdayda glutenin, arpada hordenin, mısırda zeanin bu gruba örnek teşkil eder.



4. Prolaminler: %50-90 lık alkol çözeltilerinde çözünebilirlerken safa alkolde ve suda çözünemezler. Genellikler tohumlarda bulunurlar. Yapılarında lizin bulunmaz, histidin ve arjinin açısından fakirdirler. Lizin ve triptofan içeren glutelinler birlikte bulunmaları birbirlerini tamamlamalarını sağlar. Yine de düşük biyolojik yararlılık gösterirler. Buğdaydaki gliadin, darıdaki kafirin, arpadaki horderin ve mısırdaki zein bu gruptadır.


5. Protaminler: 15-21 peptidten oluşan, kuvvetli bazik bir proteindir. Kükürtlü aminoasit içermezler. Pek çok proteinin aksine ısıtıldıklarında koagüle olmazlar. Seyreltik asit ve baz çözeltilerinse ve suda çözünürler.



6. Histonlar: Hücre çekirdeğindeki nükleoproteinler bu yapıdadır. Suda çözünürler ve ısıtıldıklarında protaminler gibi koagüle olmazlar.



Aktin, miyosin ve fibrinojen gibi bazı proteinlerde hem fibröz hem de globuler yapıdadır.



Şu ana kadar genel özellikleri kısaca anlatılan proteinler aynı zamanda basit protein sınıfına dahildir. Bazı proteinler prostetik grup adı verilen ve protein yapısında olmayan bileşiklere bağlanırlar. Bileşik proteinler olarak adlandırılan bu proteinleri şu şekilde sınıflandırmak mümkündür.


1. Fosfoproteinler: Bu gruptaki proteinlerin prostetik grubu fosforik asittir. Serin ve treonin fosforik asitle bağlandığında protein asidik karakter kazanır. Fosfoproteinler suda neredeyse hiç çözünmezler. Nötral koşullarda ısıtıldıklarında koagüle olmazlar ancak asidik pH da ısıtıldıklarında koagülasyon gözlenir. Sütteki kazein, kinazlar ve fosforilazlar bu gruptadır.


2. Lipoproteinler: Proteinlerin lipidlerle kompleks yapılardır. Hücre zarında, kanda ve yumurta sarısında bulunurlar.


3. Proteolipidler: Lipoproteinlere benzer bir yapıları vardır. Çözünürlükleri lipoproteinlerin aksine lipidlerin özelliklerine yakındır. Miyelin ve lipovitelenin bu gruba örnek verilebilir.


4. Glikoproteinler ve Mukoproteinler: Amino şekerler, hekzuranik asitler ve silialik asit gibi karbohidratlar kovalent bağlarla basit proteinlere bağlanarak glikoproteinleri oluşturur. Mukoproteinler ve glikoproteinler birbirlerinde içerdikleri heksozamin (amino şeker) miktarıyla ayrılırlar. Buna göre mukoproteinler % 4 den az amino şeker içerirken mukoproteinlerde amino şeker oranı %4 den fazladır. Yapışkan vücut sıvılarında, deride, idrarda, tükürükte vb. yerlerde bulunurlar.


5. Nükleoproteinler: Bu proteinlerde prostetik grup RNA ya da DNA dır. Diğer bileşen bazik bir basit proteindir ama fazla miktarda fosfat içerdiklerinde asidik özellik gösterirler.


6. Kromoproteinler: Prostetik grup Fe, Mg, gibi bir metal içeren bir pigmenttir. Bu pigmentler porfirin yapıdadır. Hemoglobin, miyoglobin, sitokrmlar, katalazlar, sitokrom oksidazlar ve peroksidazlar bu grup proteinlerdir.


7. Metaloproteinler. Bu grupta prostetik grup metallerdir.


İşlevlerine göre sınıflandırıldıklarında proteinler üçe ayrılırlar. Yapısal proteinler, biyolojik aktivite gösterenler, gıda proteinleri. Keratin, kollajen, elastin gibi proteinler saç, deri, iç organlar gibi yapıları oluştururlar. Biyolojik aktivite gösteren proteinler enzimler,hormonlardır ve toksinlerdir. Biyolojik sistemlerde sentezlenen bütün proteinler gıda proteini olarak kullanılabildiğinden tüm gruplardaki proteinler bu grupta yer alırlar.
03.02.Protein Denatürasyonu



Proteinlerin sekonder ve tersiyer yapısını oluşturan bağlar bazı koşullarda parçalanarak üç boyutlu yapının bozulmasına neden olur. Denatürasyon sırasında kovalent bağlar korunurlar ancak disülfit bağları kırılarak çok sayoda sülfidril grubu açığa çıkarırlar. Proteinlerin denatürasyonunu tetikleyen etmenler ısıl işlemler, radyasyon, çeşitli kimyasallar, asidik, bazik çözeltiler, konsantre tuz çözeltileridir.



Protein denatürasyonu sonucunda:

· Proteazların protein yapısı üzerine etkisi azalır.

· Viskozite artar

· Çözünürlük azalır

· Enzimler ve toksinler aktivitelerini kaybederler

· Su bağlama kapasitesi azalır

· Rotasyon ve difüzyon stabilitesi değişir.

· Protein kristalizasyonu önlenir



Disülfit bağlarının kırıldığı ve konformasyon değişikliklerinin olduğu denatürasyonlar tersinmezdir. Proteinler kuru ortamlarda ısıl denatürasyona daha dirençlidirler. Ortamda suyun bulunması denatürasyonu kolaylaştırır ve sıcaklıktaki her 10 °C lik artış denatürasyon hızını iki katına çıkarır.Bazı proteinler soğuk uygulamalarında aktivitelerini kaybederler. Dondurulduklarında agregasyona ya da presipitasyona uğrayan proteinler çözünürlüklerini kaybederler ancak bu geri dönüşümlü bir durumdur. Lipazlar ve oksidazlar yalnız ısıl işlemlere değil aynı zamanda soğuk uygulamalarına karşı da dayanıklıdırlar.



Parçalama, yoğurma, çırpma gibi mekanik işlemlerde proteinler hava-sıvı yüzeyi arasına hapsolurlar ve buradaki enerji kitle fazın enerjisinden fazla olması proteinlerde konformasyonel değişime neden olur. Esnek olan proteinler diğerlerine göre daha kolay denatüre olurlar.



Bazı proteinler 50 kPa lın üzerindeki basınç uygulamalarında denatüre olurlar. Aromatik grup içeren proteinler ultraviyole ışınların bu grup tarafından absorbe edilmesi nedeniyle denatüre olabilirler. Absorbe olan UV ışınları disülfit bağlarının kırılmasına neden olurken konformasyonel değişiklikler de meydana gelir. (Proteinlerin denaturasyonu)



Proteinler jel oluşturabilirler: Proteinler belirli koşullarda sol halden jel hale geçreler. Jelleşmede ortam sıcaklığı, divalent iyonlar ya da bazı enzimler etkili olabilirler. Protein denatüre olduktan sonra ağ benzeri bir yapı oluşturur. Soğutulduklarında bu yapı bir miktar da suyu yapısında tutarak jel benzeri bir yapı oluşturur. Proteinlerin jel oluşturma mekanizması tam olarak bilinmemekle birlikte bu özellikleri gıda sanayiinde su tutma kapasitesini artırmak, köpük stabilizasyonu, kalınlaştırma gibi proseslerde yaygın olarak kullanılmaktadır.



Proteinler yapı oluşturma özelliğine sahiptiler: Bir çok bitkisel ve hayvansal protein gıda sanayiinde yapının geliştirilmesi amacıyla kullanılırlar. Bu yapısal özellikler çiğnenebilrlik, su tutma kapasitesi, yumuşaklık, serlik gibi sıralanabilir.



Bazı proteinler hamur oluşturma özelliğine sahiptir: Buğday endosperminde bulunan gluten hamur oluşumu sırasında karakteristik bir yapı oluşturur. Un suyla karıştırıldığında gluten proteinleri bellibir diziliş sergiler ve çapraz disülfit bağları meydana gelir. Bu çapraz bağlanma üç boyutlu viskoelastik bir yapının oluşmasına neden olur. bu ağ yapı nişasta ve diğer komponentleri yapısında hapseder. Ekmek ve diğer fırıncılık ürünlerinin pişirilmesi sırasında son ürünün hacmi ve diğer fiziksel özelliklerinden bu ağ yapı sorumludur.



Proteinler yüzey aktif bileşiklerdir: Proteinler disper sistemlerde iki yüzey arasında yüksek viskoelastik özellik gösteren bir film oluştururlar. Bu film gıdalara mekanik direnç kazandırır. Bu nedenle proteinlerle stabilize edilmiş köpük ve emülsiyonlar başka ajanların kullanıldığı sistemlere göre daha stabildir.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat