En Komik ve Eğlenceli Videolar Burada. * FrmTR Sohbet Kontrol Panelinizde.
Forum TR
Go Back   Forum TR > >
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]
Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 26-06-13, 20:09   #1
N0morethanME

Varsayılan Türk Filozoflar


Tarihte veya günümüzde en sevdiğiniz Türk filozofları kimdir? Hangi sebeplerden dolayı seviyorsunuz?

Sizce felsefe Türklerde yeterince gelişmiş midir? Gelişmemiş ise ne tür eksikleri var? Bu eksikler nasıl giderilir?

Sizce Türkiye bir filozof için uygun bir ülke midir? Ya da geçmişimizde uygun muydu?

  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 26-06-13, 20:22   #2
siradanbirinsan

Varsayılan C: Türk Filozoflar


Alıntı:
Gerçek Mesajı Gönderen N0morethanME Mesajı Göster
Tarihte veya günümüzde en sevdiğiniz Türk filozofları kimdir? Hangi sebeplerden dolayı seviyorsunuz?

Sizce felsefe Türklerde yeterince gelişmiş midir? Gelişmemiş ise ne tür eksikleri var? Bu eksikler nasıl giderilir?

Sizce Türkiye bir filozof için uygun bir ülke midir? Ya da geçmişimizde uygun muydu?

Aklıma ilk gelen Farabi.
Farabinin kökeni tam olarak belli değildir.
Türk ya da Fars.
Belki en 'im değildir ama en 'lerim arasındadır.
Ve eğer Türk olarak farz edersek;

Neden ?
İslam felsefesine zihinciliği getirmekle kalmamış, bu felsefenin ilk kez kapılarını açan da kendisi olmuştur.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 26-06-13, 20:28   #3
Tyler Saturday

Varsayılan C: Türk Filozoflar


Yunus Emre...
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 26-06-13, 20:30   #4
N0morethanME

Varsayılan C: Türk Filozoflar


Alıntı:
Gerçek Mesajı Gönderen siradanbirinsan Mesajı Göster
Aklıma ilk gelen Farabi.
Farabinin kökeni tam olarak belli değildir.
Türk ya da Fars.
Belki en 'im değildir ama en 'lerim arasındadır.
Ve eğer Türk olarak farz edersek;

Neden ?
İslam felsefesine zihinciliği getirmekle kalmamış, bu felsefenin ilk kez kapılarını açan da kendisi olmuştur.
Teşekkür ederim. Farabi hakkında bazı bilgiler de paylaşabilirsiniz. Böylece forumdaki bütün arkadaşlarımız bir şeyler öğrenir, konuyu açma amacım buydu.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 27-06-13, 11:30   #5
kadir2116

Varsayılan C: Türk Filozoflar

Farabi'nin düşünceleri:

* Bilim ile Şeriatı uzlaştırmaya çalışmıştır.
* Yunan felsefesindeki evrenin ezeli ve ebedi olması fikri ile İslamın yaratılmış alem fikrini birbiriyle uzlaştırmaya çalışmıştır.
* Benzer şekilde din felsefesi ya da dinin insanların ürettiği bir felsefe olduğu fikri ile peygamberliğin ilahi bir seçilme olduğu fikrini uzlaştırmaya çalışmıştır.
* Matematiksel bir sonuçlamadan başlayarak mistisizme ulaşır, fakat mistisizmi bir felsefi sistemden çok bir ruh hali olarak görür.
* Evrenin manevi bir ilkesi olduğunu varsayar ve bütün maddi olayları bu manevi ve ruhi ilkelere indirger. Farabi'nin sistemi eklektiktir ve bu eklektizmin temelinde Aristoculuk yer alır.
* Mantığın, hangi dilde olursa olsun doğru bir akıl yürütme için izlenmesi gereken kuralları sağlayan genel bir nahiv (gramer) olduğu şeklinde bir anlayışı benimser.
* Farabi'nin eserlerinin önemli bir kısmı mantık ve dil felsefesine ilişkindir.
* Farabi'ye göre felsefe, din, mantık ve dil bilimleri birbirlerine kopmaz bağlarla bağlıdır.
* Din, felsefenin mantık bilimlerinden sayılan hitabet ve şiir sanatlarının popüler biçimde kullanılarak ifade edilmesi olarak görür.
* Dilin bir defada değil, aşama aşama ortaya çıktığını kabul eder, bu da insan idrakinin gelişmesi ve ihtiyaçların artması ile olur.
* Platon ve Aristo gibi insanın ilk olarak "işaret dilini" kullandığını, ikinci aşamada sesli konuşmaya geçtiğini düşünür.
* Bilimden uzak bir toplumda, dil, sadece tabiattaki seslerin taklidinden ibarettir.
* Dil, varlık ve bilinç ile birlikte ortaya çıkar. Varlık Farabi'nin dil felsefesinde merkezi öneme sahip ve metafiziki bir kavramdır.
* Varlık tanımlanamaz, çünkü bir şeyin tanımlanabilmesi için kendinden daha geniş anlamlı bir ifadenin bulunması gerekir.
* İnsanın bilincinin açılması ile varlık kavramının insan bilincinde ortaya çıkması aynı anda olmuştur. Yani varlık, bilinç ve dil aynı anda ortaya çıkan şeylerdir. Dil, varlık ve bilincin bir surete bürünmesi ve konuşma aracılığıyla başkalarına aktarılabilmesidir.
* Mutluluğun anahtarının ise bilgide ya da başka bir deyişle felsefede olduğunu söyler.
* Varlık ile düşünceyi ilişkiye sokan şey surettir. Biz nesneleri onun suretine göre tanımlarız. Yani suret hem cismin kendisinde vardır hem de var olanın zihnimizdeki bir karşılığıdır. Varlığın işleyiş mekanizmasıyla, düşüncenin işleyiş mekanizması arasında da bir uyum vardır.
* Farabi'ye göre suret, cisimde, duyuda ve akılda bulunabilir ve bu bulunuşlar insan psikolojisinin aşamaları biçimindedir. Suretin cisimde bulunuşu maddi olarak etkilenme yoluyla olur ve onun dış dünyadaki varlığıdır. Suretin zihindeki bulunuşu ise idrak, yani soyutlama yoluyla gerçekleşir ve bu duyuda ve akılda olmak üzere iki biçimde gerçekleşir. Suretin duyuda bulunuşu bir etkilenme ile değil tasavvur yoluyla olur, yani duyu nesnenin suretini bulunduğu durumlar içinde idrak eder. Suretin akılda bulunuşu ise yine idrak yoluyla olur fakat bir takım zihinsel süreçler sonunda olan ve maddi olmayan bir bulunuştur. Suret işte bu aşamada cisimden ve maddi ilişkilerden tamamen soyutlanır ve bilgi dediğimiz şey de bu aşamada oluşur.
* Farabi'ye göre varlıklar dünyası ile düşünceler dünyası arasında uyum sağlanabilir ve bunu sağlayabilmek için mantık sanatının sağlayacağı bir zihin eğitimi gereklidir.
* Aristo'ya göre mantık, bilgi elde etmenin bir aracıdır. Farabi'ye göre mantık hem bir alet/sanat, hem de bir bilim'dir. Mantık dilbilim ile çok yakın bir ilişkiye sahiptir. Mantık düşünmenin evrensel kurallarını, dil bilim ise o dile özgü kurallarını belirler. Aynı şekilde Farabi'ye göre mantığın matematik ve geometri ile de çok yakın bir ilişkisi vardır. Bu yüzden mantık öğrenmek isteyenlerin önce geometri öğrenmeleri gerektiğini söyler.
* Gökleri(alemler, felekler) akıllar kuramına ve metafiziğe bağlar.
* Farabi'ye göre Tanrı'nın alemi yaratmasını sağlayan şey Tanrı'nın aklî faaliyetidir. Tanrının kendini düşünmesinin (tefekkür) bir sonucu olarak Tanrıdan ikinci bir akıl oluşur yani "sudûr" eder. Ortaya çıkan bu akıl hem kendini düşünür hem de kendisini yaratan Tanrı'yı yani ilk aklı düşünür. Tanrıyı düşünmesi sayesinde ortaya bir üçüncü akıl çıkar kendini düşünmesi sayesinde ise ilk semâ (felek), yani en dıştaki küre oluşur. Üçüncü akılın da aynı şekilde ilk aklı düşünmesi sayesinde dördüncü bir akıl, kendisini düşünmesi sayesinde ise ikinci semâ ortaya çıkar. Bu küre ise yıldızlardan oluşan küredir. Bu süreç tekrarlanır ve Tanrı'dan başka on akıl ile sıra ile iç içe Satürn, Jüpiter, Mars, Güneş, Venüs, Merkür semâları oluşur, en son olarak da ay-altı alemimiz, yani dünya oluşur.
* Bazı Eflatuncuların "Gök"ü mutlak olarak manevi kabul etmelerine karşın, Farabi göğün maddi olduğunda ısrar eder.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat