Forum TR
Go Back   Forum TR > Bilgi Bankası (Databank) (Ödev) > Lise Bilgileri > Felsefe Sosyoloji Psikoloji
ForumTR'ye Reklam Vermek İçin Tıklayınız: network@frmtr.com
Felsefe Sosyoloji Psikoloji Felsefe - Sosyoloji - Psikoloji Bilgileri Paylaşımlarınız Bu Forumdan

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 06-05-07, 01:56   #1 (permalink)
ℓσνє ιѕ ƒσяєνєя
 
Giriş Tarihi: 03-11-2005
Yer: In İstanbul/BakırköY School: In Akçakoca İş:Gez,Eğlen,Oku
Yaş: 20
Mesajlar: 4,193
Rep Puanı: 14136659
ѕєαη Rütbe: Artı 11ѕєαη Rütbe: Artı 11ѕєαη Rütbe: Artı 11ѕєαη Rütbe: Artı 11ѕєαη Rütbe: Artı 11ѕєαη Rütbe: Artı 11ѕєαη Rütbe: Artı 11ѕєαη Rütbe: Artı 11ѕєαη Rütbe: Artı 11ѕєαη Rütbe: Artı 11ѕєαη Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 141440
Thumbs up Realizm (Gerçekçilik)


Realizm (Gerçekçilik)
Varlığın, insan bilincinden bağımsız ve nesnel olarak varolmakta bulunduğunu ileri sürenlerin anlayışı.

1. İLKÇAĞ:

"Tımarhaneden ya da idealist düşünürlerin okulundan çıkmamış" her insan, çevresinde, bilinçten bağımsız bir dünya bulunduğunu bilir. Taşlan, toprakları, ağaçları vb. vareden insan bilinci değildir. Çünkü bunlar dünya üstünde insan varolmadan önce de vardı. Dünya, milyarlarca yılını, bu doğal varlıklarıyla birlikte insansız yaşamıştır.

Örneğin kuşların, kendi bilincinin ya da insan bilincinin ürünü olmadığını ve kendisinin dışında bağımsız olarak var bulunduğunu çocuklar bile bilir. Kendiliğinden maddecilik anlayışına uygun olarak ilk insanların bu gerçekçilik anlayışlarına kendiliğinden gerçekçilik ya da çocuksu gerçekçilik denir.

Düşünsel alanda Hint'te Vedenta, Çin'de Konfüçyüsçülük ve antikçağ Yunanlılarında Elea öğretisi ileri sürülünceye kadar bu sağlam gerçekçi anlayış sürmüştür. Bu anlayış sağlamdır, ama güçsüz yanları da vardır. Bu güçsüz yanlarının başında öz'le olgu'yu özdeşleştirmesi gelir. Nitekim idealist felsefe onun bu güçsüzlüğünden yararlanmış, özü bilinemeze ve varolma yana indirgeyerek olguyu, eşdeyişle görünüşü gerçekdışı saymıştır.

Kendiliğinden gerçekçiliğin ikinci güçsüz yanı, pek doğal bulduğu dünyanın varlığı sorununu önemsemeyişidir. Nitekim idealist felsefe onun bu ikinci güçsüz yanından da yararlanmış, örneğin Mach öğretisi dünyanın varlığı sorununun hiç bir önem taşımadığını ileri sürerek tek gerçekliğin duyumlar olduğunu ileri sürmüştür. Felsefe açısından bu güçsüzlüklerine rağmen, bu sağlam çocuksu anlayış maddeci felsefenin, bilginin ve bilimin temellerini oluşturmuştur.

2. ANTİKÇAĞ:

Nesnel gerçeği gerçek saymama anlamındaki ortaçağ gerçekçiliğinin tohumları antikçağ Yunanlılarınca atılmıştır. Elea öğretisi, Platon ve Aristoteles bu anlamdaki gerçekçiliğin kurucularıdır. Bu anlayışlara göre gerçek, bireysel olan değil, tümel olandır. Tümellerse ancak bireysellerde varolabilirler, kendi baslarına bir varlıkları yoktur. Örneğin dünyada eşekler vardır, ama eşeklik yoktur. Eşeklik bir tümel (soyut, ussal, genel kavram)'dir ve ancak bireysel bir eşekle varolabilir.

Gerçek olan, eşekler ı(bireysellikler) değil, eşeklik (tümel)'tir. Çünkü eşekliği ortadan kaldırın, dünyada eşek kalmaz. Eşek, varoluşunu eşekliğe borçludur. Bireysel eşeklerin varoluşları bulunduğu halde varlıkları bulunmamasına karşı, tümel eşekliğin varoluşu yoktur ama varlığı vardır. Gerçek "bağımlı varoluşu değil, bağımsız varlığı olandır". Dünyada bulunan bütün bireysellikler varlıklarını başka bir varlığa borçludurlar, bu yüzden gerçek değildirler. Tümellerse bağımsız varlıklardır, bu yüzden gerçektirler.

Bu yüzdendir ki varoluşları bulunan bireysellikler gerçek değildirler, görüntüdürler; varoluşları bulunmayan tümellerse gerçektirler. (Varoluşu bulunanın maddeselliğine ve varoluşu bulunmayanın maddesizliğine dikkat edilmelidir. Berkeley maddesizliğinin temeli bu savdır. İdealistlerin varoluş ve varlık kavramları arasında yaptıkları ve çok önem verdikleri ayırım da ayrıca vurgulanmalıdır). Antikçağ Yunan felsefesinde bu idealist savın gerçek sahibi Aristoteles'tir. Eleacılarla Platon bu savın tomurcuğunu taşırlar. Çünkü ne Eleacılar, ne de Platon tümellere (Eleacılarda bir ya da varlık, Platon' da idea'lar) bir varoluş yüklememe cesaretini gösterebilmişlerdir.

Parmenides'a göre tek olan varlık küre biçimindedir, demek ki maddeseldir ve varoluşu da vardır. Platon'da da idealar, bir idealar evreninde yaşamaktadırlar, yükselmiş ruhlar gidip onları görebilirler, demek ki birer varoluş içindedirler. İlk kez Aristoteles'tir ki idealizm açısından çelişkili olan bu sının aşmış ve tümellere ayrıca birer varoluş yüklememiştir. Tümeller ussal (çünkü usla yapılan soyutlamalardır), bireysellerse duyusal (çünkü duyularla algılanırlar)'dir. İdealist alan öylesine hazırlanmıştır ki artık bir yanda Berkeley nasıl eşekler olmadıkça eşeklik de olamazsa öylece masayı algılayan olmadıkça masanın da olamayacağını, öbür yanda Hegel gerçeğin ussal ve ussalın gerçek olduğunu rahatlıkla söyleyebilir.

3. ORTAÇAĞ:

Eleacılık, Platon ve Aristoteles temeline dayanan ortaçağ gerçekçiliği, bilimsel gerçeklik anlayışına tümüyle ters bir anlam taşır ve nesnel gerçekliğin gerçek olmadığını, asıl gerçekliğin düşünce ürünleri (tümeller, geneller ya da evrenseller) olduğunu ileri sürer. Tümeller gerçektirler ve tümel nesneden öncedir. Bu, şu demektir: Eşekler gerçek değildir, eşeklik gerçektir ve eşeklik eşeklerden önce gelir. Özellikle Anselmus'la Champeaux'lu Guillaume'un savundukları bu idealist sava karşı adcılar tümeller adlardır ve tümel nesneden sonradır savıyla karşı çıkmışlardır.

Tümeli gerçek saydıklarından ötürü gerçekçi adını alan düşünürlerin savları altında, Roma Katolik kilisesinin evrensellik savı yatar. Bundan başka Hıristiyanlık, başta Tanrı kavramı olmak üzere bütünüyle tümellere dayanır. Tümeller gerçek sayılmazsa Tanrı'nın da gerçek sayılmaması gerekir. Ne var ki tümellerin sözcüklerden, eşdeyişle adlardan ve seslerden ibaret bulunduğu açıktır, kırmızı bir addır ki ancak kırmızı bir çiçekte ya da kırmızı bir böcekte varlaşır, evrende bir özneye yüklenmeksizin kendi başına varlığı olan bir kırmızı yoktur.

Tümeller, nesnelerden, önce değil, elbette sonra gelirler. Önce kırmızı çiçekleri ve kırmızı böcekleri görür ve tanırız, sonra bunlardan kırmızı tümel kavramını soyutlarız. Ne var ki idealistler, bunun, zamansal bir öncelik değil, mantıksal bir öncelik olduğunu savunurlar. Ama ileri sürdükleri mantık, kendi mantıklarıdır. Kaldı ki bu savunmayı ileri sürenler de ortaçağ gerçekçileri, yani asıl gerçekçiler değil, çağdaş yeni gerçekçilerdir. Çağdaş yeni gerçekçiler, eski gerçekçilerin pek açık saçmalıklarını örtmek çabası içinde varlık ve varoluş deyimlerine de kendilerine özgü anlamlar verirler ve varlığı bulunanın varoluşu olamayacağını buna karşı da varoluşu olanın varlığı bulunamayacağını ileri sürerler.

Varlık, olgusal değil, mantıksaldır; bu yüzden de varoluş gibi bilincin dolaysızca karşısında olan değil, tam tersine, bizzat bilinç, düşünce, zihin ya da us olandır. Ama bu bilinç, düşünce, zihin ya da us olgusal, bireysel ve öznel değil, tam tersine, soyut, evrensel ve nesneldir. Gerçek, nesnel düşüncedir. Bu yüzden de gerçek, varoluşu bulunmayan bu mantıksal varlık, her şeyin kaynağıdır ve evrenin ancak onunla açıklanabileceği bir ilk ilke ya da son erektir. Görüldüğü gibi gerçekçilerin bu savları Hint Veda'cılığından, Çin Konfüçyüsçülüğünden, Yunan Platonculuğundan Augustinus, Thomas, Kant, Schelling, Hegel ve çağımızın yeni gerçekçiliğine, yeni Thomacılığına, kişilikçiliğine kadar tüm nesnel idealizmin temel savıdır.

Gerçekçilere ve genellikle nesnel düşüncecilere göre ilk ilke ve son erek terimleri özdeştir. Çünkü idealistler bilimsel nedenselliği yadsıyarak onun yerine metafizik erekselliği koyarlar. Onlara göre erek sebebin içindedir. Neden'den etki çıkarsanamaz ama sebep'ten erek çıkarsanır. Bundan ötürüdür ki son erekle ilk ilke aynı şeydir. Evrenin ancak onunla açıklanabileceği bu son erek ya da ilk ilke olan nesnel düşünce ne türlü bir düşüncedir? Bir düşünen olmadan düşünce olabilir mi? "Düşünce beyin olmaksızın varmış. Peki, bu beyinsiz düşünceyi savunan düşünürler de var mıdır? Vardır. Bunlardan biri de Profesör Richard Avenarius'tür".

Ne var ki gerçekçiler ve nesnel idealistler bu nesnel düşüncenin bizim anladığımız anlamda varolduğunu hiç bir zaman ileri sürmemişlerdir, "nesnel düşünce, düşünen birinin zihninde bulunamaz; bulunsa varolurdu ve o zaman da gerçek olmazdı" derler, üstelik bu soruyu sorana hak da verirler:: "Düşünceler, düşünen biri olmadan elbette varolamaz, ama tümeller zaten varolmaz ki, çünkü gerçek'tir onlar". Görüldüğü gibi idealizm terimi olarak gerçek, varolan değil, tam tersine, varolmayandır.

Ama her şeyin kaynağı olan ve evrenin ancak onunla açıklanabileceği asıl varlık da odur. Adcılarla gerçekçiler arasındaki ünlü kavga, gerçekte maddecilerle düşünceciler arasındaki temel felsefesel kavgayı yansıtır. Abaelardus, kavramcılık öğretisiyle, gizlemeye çalıştığı adcılığı desteklemiş ve tümel, ne nesneden önce, ne de sonradır, nesnenin kendisindedir demiştir.

4. ÇAĞIMIZ:

Yeni gerçekçilik, yeni Tomacılık, Kişilikçilik, varlıkbilimcilik vb. gibi nesnel düşünceci öğretiler hala ortaçağın gerçekçilik anlayışını sürdürmektedir. Yeni gerçekçilik, ortaçağ gerçekçiliğinin savlarına bir yenilik olarak tümellerin gerçek oldukları halde ansal olmadıkları savını katmıştır. Kimi çağdaş matematikçiler de matematik kavramların insan bilinci dışında gerçekten var olduğunu ileri sürmekle aynı geleneği izlemektedirler. Bunların dışında gerçekçilik, varlığın bilinçten bağımsız olarak var bulunduğunu dilegetirir ki diyalektik ve tarihsel maddecilik bu anlamda bir gerçekçiliktir.

Ne var ki "özellikle gerçekçilik terimi, olgucularla materyalizm ve idealizm arasında bocalayan öteki karışık kafalılar tarafından kötüye kullanıldığından, bu anlamdaki gerçekçilik terimi yerine, maddecilik terimini kullanıyorum ve bunu biricik doğru terminoloji sayıyorum". Böylelikle gerçekçilik terimi, maddecilik terimiyle de eşanlamlı kılınmıştır. Diyalektik ve tarihsel maddeci gerçekçilik, insanların, bütün yaratıcı eylemleriyle, oluş halindeki gerçeğe ve aynı zamanda da kendi oluşmalarına katkıda bulunmalarıdır.
ѕєαη çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks Kapalı
Pingbacks Kapalı
Refbacks Kapalı


Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 18:30
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.

Forums Directory eXTReMe Tracker Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Telefon Santrali | Daily News

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız sikayet@frmtr.com email adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to abuse@frmtr.com


Search Engine Optimization by vBSEO

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475