Forum TR
ForumTR Servisleri: ForumTR Video - ForumTR Haber - ForumTR Oyun - ForumTR Chat - ForumTR Mail - ForumTR IRC
Go Back   Forum TR > Bilgi Bankası (Databank) (Ödev) > Lise Bilgileri > Felsefe Sosyoloji Psikoloji

Schelling

Lise Bilgileri Kategorisinde ve Felsefe Sosyoloji Psikoloji Forumunda Bulunan Schelling Konusunu Görüntülemektesiniz => Alman filozofu. 27 ocak 1775'te Leonberg'de (Wurtemberg) doğdu, 20 ağustos 1854'te İsviç*re'deki Rûgatz banyolarında öldü. Burada, Kant ve Reinhold'u inceledi; ...

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 09-02-07, 14:27   #1 (permalink)
moderatör.php
 
Giriş Tarihi: 14-01-2006
Yer: Hacettepe University Beytepe Campüs - C.C Cafe
Yaş: 18
Mesajlar: 23,792
Rep Puanı: 85444640
Чσu Kиσω Rütbe: Artı 11Чσu Kиσω Rütbe: Artı 11Чσu Kиσω Rütbe: Artı 11Чσu Kиσω Rütbe: Artı 11Чσu Kиσω Rütbe: Artı 11Чσu Kиσω Rütbe: Artı 11Чσu Kиσω Rütbe: Artı 11Чσu Kиσω Rütbe: Artı 11Чσu Kиσω Rütbe: Artı 11Чσu Kиσω Rütbe: Artı 11Чσu Kиσω Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 854717

Exclamation Schelling


Alman filozofu. 27 ocak 1775'te Leonberg'de (Wurtemberg) doğdu, 20 ağustos 1854'te İsviç*re'deki Rûgatz banyolarında öldü. Burada, Kant ve Reinhold'u inceledi; Schulze' den Enesidemos'u okudu. Fichte'ye bağlandı; Jena'ya geldiği zaman, onu Kant Okuluna kar*şı şiddetle savundu; fakat sonra yavaş yavaş ondan ayrıldı. Zekâsı pek erken ge*lişmiş olan Schelling, daha 11 yaşındayken, hocaları ar*tık kendisine öğrete*bilecekleri bir şey kalmadığını itiraf etmişler*di. O, 16 yaşında, Kant'ın ‘’Saf Aklın Eleştirisi’’ adlı eserini yetkin bir surette kavramıştı. Öz*nellikten nesnelliğe yükselen ve kendini potan*siyel bir duruma getiren konuyu, yani kısacası gelişen bir özneyi ilke olarak almak koşuluyla felsefeye ilerleme (terakki) yöntemini ilk kez getirmeye muvaffak oldu. Schelling, Tübingen' de Tanrıbilim, sonra mitoloji ve nihayet İncil' in tarihsel açıklamalarıyla uğraştı. Büyük Fran*sız İhtilâlinin etkisi altında kaldı; Marseillaise'i Almancaya çevirdi. Bu şehirde Hegel'e sınıf arkadaşı oldu. Bu kez felsefeyle uğraşmaya baş*ladı. Kant, Fichte ve Spinoza'yı derinden ince*ledi. 1794 ve 1795'te Fichte'nin Bilim Doktrini' ni geliştirdi; daha önce bu filozofun derslerini dinlemek üzere Jena'ya gitmişti. Leipzig'de iki soylu gence eğitmenlik yaptığı zaman, doğa bi*limlerini inceleme fırsatını buldu. Burada, Ideen zu Einer Philosophie der Natur (Doğa Felsefesi İçin Düşünceler) (1795) adlı eserini yayımladı. 1798'de Goethe, Schiller ve Fichte' nin önerileriyle Jena'da bir süre ders verdi. Romantik felsefe bu şehirde kurulmuştu; Schlegel kardeşlerle bunların zekî eşleri, Novalis, Tieck, Steffens... vb. burada Schelling'e rastla*dılar. Bunlarla, Müstebitler Cumhuriyeti adını alan bir heyet teşkil edildi. Bunlar arasında fi*ziğe dair düşünceler kadar da edebiyatsal, din*sel ve felsefesel düşünceler, bazen ahenk için*de ve bazen de birbiriyle çatışkı halinde bir sel gibi akıyordu. Schelling'de doğa ve sanat coşkunluğu pek güçlüydü; Novalis'in dinsel coşkunluğu ona din düşmanlığını ilham etmiş, Epikürcü İman Mesleği başlıklı bir yazı yaz*mıştır. Bunu, Schlegel kardeşler Athenee'de yayımlamak istemişlerse de, Goethe'nin salık vermesiyle vazgeçmişlerdir. Fakat Schelling, bunun bir kısmını Spekülatif Fizik dergisinde bastırmış, tamamı da, Schelling'in Hayatından Parçalar (1869) adlı eserde yayımlanmıştır. Schelling, Jena'dan Avurtzburg Üniversitesine geçti. 1820'ye dek Güzel Sanatlar Akademisinin ebedî kâtibi ve Yüce Divan danışmanı olarak Münih'de kaldı. Burada ve Erlengen'de din felsefesine dair düşüncelerini verdiği derslerde geliştirdi. Hegel'in ölümünden sonra sol Hegelcilerden Straus ve Feuerbach üstatlarının dü*şüncelerinden, köktenci (radical) birtakım düşüncelere ulaştıkları için, romantizme bağlı olan Kral Friedrich Guillaum IV'un çağrısını kabul ederek 1841'de Berlin'e gitti ve kendisi*ne Hegel'in ders vermiş olduğu kürsü verildi.



Schelling, ilk eserini yirmi yaşındayken ver*di. Kırk yaşından altmışına dek bir şey yaz*madı. Tennemann, onu birçok bakımlardan Fichte'den üstün bulur; orijinalliklerle zengin ve parlak düşüncelerle dolu, hayal gücünün in*celik ve canlılığıyla seçkin bir filozof olduğunu anlatır. Bir ozan ruhuna sahip olan Schelling, olumlu (pozitif) bilimlere, tarihe, antikiteye ve ilkçağ felsefeleriyle doğa bilimlerine dair geniş bilgisiyle kendisini yalnız filozoflara değil, halk tabakalarına kadar tanıttı. Felsefesini sistemli bir belginlikle (precision) açıklamamışsa da, gençliğinde inandığı ve kurduğu düşünce man*zumesinden asla ayrılmamıştır. O, bir anlam*da hem şiir dehasıyla, hem de felsefe dehasıy*la doğmuş, ozan olmak istediği zaman, ozanlar arasında bir büyük filozof ve filozof olmak is*tediği zaman, filozoflar arasında bir büyük ozan görünümünü verdi. Schelling, Kant ve Fichte Okulunun etkisi altında yetişti; fakat onları aşmak isteğiyle uğraştı. Düşüncesinin derinliği için Yeni Eflatunculuktan G. Bruno'dan ve Spinoza'dan ilham aldı. Onda açıkça sezilen türlü düşünce değişmeleri arasındaki ülkücü panteizm ya da panteizmacı ülkücülük hep bu ilhamların etkisinden doğdu.



Schelling'in felsefesi 1815'e dek iki döneme ayrılabilir. 1800'e dek süren birinci dönemde, kendi kuvvetlerini denemiş ve düşüncelerini formülleştirmeye çalışmıştır. İkinci dönemde ise, düşüncelerini kesin bir emniyetle ve güve*nerek yerine getirmiş ve onu, yani düşünceleri*ni hasımlarına karşı geliştirmiş ve savunmuş*tur. 1792'de Tevrat'taki Tekvin (Yaratma -Oluş) bahsinin III. kitabına göre şerrin kayna*ğına dair felsefesel bir dissertasyon yazdı (bu*nun adı: Antiquissini de Prima Malorum Origine Philosophematis Explicandi Tentamen'dir). Onun bu konuyu seçmesi dikkate değer gö*rülür. Zira Schelling, daha pek erkenden tari*hin başlangıçlarını ve insanlığın sonunu, insa*nın düşüşünü ve yeniden itibar kazanmasını incelemişti. 1794'ten 1796'ya dek yazdığı ‘’Genel Olarak Bir Felsefe Şeklinin Olabilirliği’’, ‘’Fel*sefe İlkesi Olarak 'Ben' Hakkında’’, ‘’Dogmacılık ve Eleştiriciliğe Dair Felsefesel Mektuplar’’ adlı eserleri Fichte'nin etkisini taşırlar. Fichte, bu eserlerde kendisini açımlayan (şerh eden) bir düşünür bulduğu için Schelling'i alkışlar; fa*kat onun kendisini pek iyi anlamadığı olasılı*ğını düşünerek üzülür. Gerçekte ise Schelling. daha bu eserlerinde bile Kant ve Fichte'den uzaklaşmaya çalışmıştır. Bu kitaplarının birin*cisinde, felsefenin genel ilkelerini arar. Ona göre, bilim, birlik şekline bürünmüş bir bütün*lüktür. Bu birlik ise, ancak tek ve mutlak bir ilkeye dayanan bilimlerde olağandır. Bu itibar*la, en üstün bir bilim olan felsefe, gerek kap*sam (muhteva), gerek şekil itibariyle en yüce ve mutlak bir ilkeye dayanmak zorundadır. Bilimin şekil ve maddesini de bu ilkenin ver*mesi gerekir. Şu halde bütün diğer ilkelere de kaynak ve dayanak olan mutlak bir ilke bulunmalıdır. Bu karakter, ancak ben'de bulunur ve mutlak ilke de, ben, bendir'den ibaret ola*caktır. İkinci eserinde ise, Schelling, Fichte' ye hissedilir bir surette yaklaşır ve ülkücülüğü,, yavaş yavaş nesnel (objectif) olmaya eğilim gösterir. Bilginin en üstün (souverain) ilkesi olarak ileri sürdüğü ben, kendini ben-değil'le (non-moi) (ben olmayan'la) sınırlanmış hisseden ve bu sınırları aşmaya çalışan bireysel ben'in özgür faaliyetinden başka bir şey değildir. Bu, âdeta Spinoza'nın mutlak töz'ü (cevher) yeri*ne konmuş olan mutlak ben, özne ile nesnenin özdeşliğidir. Schelling, Spinoza'nın soluk bay*rağını yeniden onur direğine dikmekten uzak*tır. Hatta, tersine olarak, onu kendi silahlarıyla savaşarak yenmek iddiasındadır. Fakat ger*çekte, onu devirmez; mutlak özneyi, mutlak nesne yerine koymak suretiyle düzeltir. Ona göre, her bilgi ve gerçekliğin en yüce ve esaslı ilkesi olan ve kendinden başka bir temeli ol*mayan mutlak bir şeyi kabul etmek zorunludur. Bu mutlak ise, ne bir nesneyle belirlenmiş (determine) bir özne, ne de bir özneyle belir*lenmiş bir nesne olabilir. Zira, her iki halde de o, bağımsız olamaz. Bu itibarla onu, ya mutlak bir öznede ya da mutlak bir nesnede aramalıdır. Fakat mutlak, bir nesne içinde bu*lunamaz; zira her nesne, konulmuştur (etre pose) ve bir özne tarafından tanınmak ihtiyacındadır. Öyle ise o, kendini koyan ve kendi kendini belirleyen mutlak bir özne içinde bu*lunacaktır. Eleştirici ve deneyüstü ülkücülük, bilgi ve varoluşun en yüce ilkelerine dayanır. Mutlak özne, saf ben'dir; saf özdeşlik, saf birlik' tir; özgürlük, gerçeklik, mutlak tözellik (substantialite), içkin nedenlilik, sonsuz, bölü*nemez, değişmez ve saf varlıktır. Bu varlık, an*cak zihinsel bir sezgiyle kavranılabilir. Bundan doğan felsefe, nesnel âlemin mutlak gerçekliği*ni inkâr eden adi ülkücülük olmadığı gibi, bü*tün ben-olmayan' ı (non-moi) inkâr eden saf ül*kücülük de değildir. Deneyüstü ülkücülüğe gö*re ise, yaratma, ben'in sonsuz gerçekliğinin bir ifadesi, ruhun sonlu sınırları içinde olumlu ve gerçek bir gösterisidir. Zihinsel sezgi sayesinde mutlak varlık âlemine, kavranılabilir (intelligible) âleme yükseliriz. Bu âlemde her şey ben'dir ve orada ben, birdir. Bu ülkücülük, gerçekçilikle (realisme) uzlaşma iddiasındadır; bu yeni felsefe, ruh felsefesi olduğu kadar da doğa felsefesi olacağı gibi, dogmacı ve gerçek*çi olduğu kadar da eleştirici ve ülkücü olacak*tır.



Schelling, dış nesnelerin mutlak bir gerçek*liğini kabul eden doktrine karşı, bu nesnelerde özneye bağlı olmayan, hiç bir gerçekliği kabul etmeyen ülkücülüğü benimser ve olaysal şey*lere bağıntılı gerçeklikten başka bir şey ver*meyen Kant'ın eleştirici kuramı yerine, eşyayı düşüncelerin gerçek bir ifadesi sayan bir ülkü*cülüğü savunur. Schelling, Dogmacılık ve Eleştiriciliğe Dair Mektuplar adlı eserinde açık*ladığı bu felsefeye 'özdeşlik (identite) felsefesi' adını verir. Zira o, mutlak içine, düşünce ve varlığın, düşünceler ve eşyanın değil aynı za*manda tüm ayrımların (fark) ve karşıtların öz*deşliğini yerleştirir; aynı zamanda ülkücülük ve gerçekçiliği, özgürlük ve zorunluluğu, stoa*cılık ve Epikürcülüğü, ahlâklılık ve mutluluğu (felicite) uzlaştırmayı da savunur. Schelling, gerçeğin organı ve mutlak ölçüsü olarak önce aklı kabul eder. Zihinli insanın özü özgürlük*tür, mutlak bağımsızlıktır, ilkesinden hareket eder. İnsan zihninin yetkin bilim fakültesi ol*duğuna ve bunun Tanrısal akılla eşit bulundu*ğuna inanır ve onunla özdeşleştirir. Bu suret*le ruhun düşünce ve kanunlarını, eşyanın ol*duğu kadar da evrensel gelişmenin tipi olan aklı, bilincin gelişmesinin gerçeksel ölçüsü sayar. Düşüncenin ve varlığın mutlak'ta özdeş oluşu sayesindedir ki, ruh ve doğa bilimi bir aynı kapsamın özdeş ifadesi gibi belirir.

Чσu Kиσω çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 09:38
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.

Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Karel Santral | Daily News

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız sikayet@frmtr.com email adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to abuse@frmtr.com

Forums Directory

Search Engine Optimization by vBSEO

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512