|
||||
|
|
|||||||
|
|||||||
|
|||||||
| Felsefe Sosyoloji Psikoloji Felsefe - Sosyoloji - Psikoloji Bilgileri Paylaşımlarınız Bu Forumdan |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
|
|
#61 (permalink) |
![]() ![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 17-03-2006
Yer: misin yemez misin?
Mesajlar: 4,447
Rep Puanı: 18393537
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Aristoksenos (M.Ö. IV. yüzyıl sonları) Yunanlı gezimci filozof ve müzikçi. Tarentum'da doğan Aristoksenos Aristoteles'in çömeziydi. Suidas lugatçesine göre 453 eser yazdı; bunların en önemlisi filozof ve yazarları konu alan "Ünlü Kişilerin Hayatlar"dır. Aristoksenos, ünlü bir müzikçi olan babası Spintharos'un Sokrates ile ilgili anılarını kaleme aldı. Bugün elimizde, en eski müzik inceleme kitabı olarak bilinen Armonikon Stoikheion (Armoni Öğeleri) ile, Rythmika Stoikheia (Ritim Öğeleri) adlı incelemeden yalnız bir parça vardır. Aristoksenos, öğretiminde, duygu ile deneye büyük bir yer verilmesini isterdi. Bu görüş, Pythagoras'ınkine karşı bir tepki niteliğinde olduğu için, olumlu karşılandı. Sonradan, Aristoksenos ile Pythagoras'ın çömezlerini birbirinden ayırt etmek içi kulaktan armoniciler ve hesapçı armoniciler deyimleri kullanılır oldu. |
|
|
|
|
|
#62 (permalink) |
![]() ![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 17-03-2006
Yer: misin yemez misin?
Mesajlar: 4,447
Rep Puanı: 18393537
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Arkesilaos
(M.Ö. 316 - 241) Yunan filozofu. Pitane'de doğan Arkesilaos Yeni Akademia'nın kurucusuydu. Ona göre diyalektik, her meselede, lehte olanı ve olmayanı savunma sanatıdır. Hiç bir şeyin kesinlikle doğru olmadığını, ancak doğruluk derecesine göre karar vermek gerektiğini ileri sürdü. Şüpheci bir yaklaşım olan "yargıdan kaçınma" (epokhe) görüşünü savundu. "Karşı konulamaz izlenimler" kuramına bağlı olan Stoacılar ona, insanoğlunu kıpırdayamaz hale getirdiği ve felsefenin insanoğlunu güçlü ve mutlu kılmak olan amacını saptırdığı gerekçesiyle saldırdılar. Arkesilaos buna, akıllı bir insanın "usa uygun" (eulogon) olduğunu bilmekle yetineceği yanıtını verdi. Ayrıca, Stoacıların dogmatizmine, özellikle Kitionlu Zenon'a karşı, gerçeğin kesin belirtisi olmadığın, dolayısıyla, insanın düşünce ve yargısını kesinliğe vardırmaması gerektiğini savundu. |
|
|
|
|
|
#63 (permalink) |
![]() ![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 17-03-2006
Yer: misin yemez misin?
Mesajlar: 4,447
Rep Puanı: 18393537
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Athenagoras
(M.S. II. yüzyıl) Yunan filozofu. Hıristiyanlığı kabul eden Athenagoras Marcus Aurelius ile oğlu Commodus'a hitaben Presbeia peri Khristianon'u (y. 177 Hıristiyanlar İçin Elçilik) yazdı. Bu eserinde, Hıristiyanlığın inanç ve ibadet ilkelerini Yunan ve Roma dünyasına açıklamak, Hıristiyanları devlete sadakatsizlik ve ahlaksızlıkla suçlayan putperestlerin savlarını çürütmek amacıyla Yeni Platoncu kavramları ilk kez kullanmıştır. Öbür eseri Peri Anastaseos Mekron (Ölülerin Dirilişi Üzerine) başlığını taşır. Bu eserinde, bedenin ruhun zindanı olduğunu ileri süren Platoncu görüşü yadsır, madde ve ruhun birbirini bütünlediğini savunur. Ölülerin bugünkü bedenleri ile dirileceği savını, tanrının her şeye gücünün yettiği ve kendi suretini insanlara sonsuza değin göstermeyi amaçladığı temeline dayandırır. |
|
|
|
|
|
#64 (permalink) |
![]() ![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 17-03-2006
Yer: misin yemez misin?
Mesajlar: 4,447
Rep Puanı: 18393537
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Atinalı Ksenephon (M.Ö. 430 - 335) Yunan filozofu ve yazarı. Gryllos'un oğlu olan, Sokrates'in felsefesini benimseyen Ksenephon, Prodikos'dan ders almıştır. M.Ö. 401'de dostlarından biriyle (Thebai'li Proksenos) Anadolu'ya geçti. Asker olmadığı halde Pers Krallığı'na yapılan sefere katılıp savaşın yenilgiyle sonuçlanmasından sonra paralı askerlerin geriye dönüşünde önemli rol oynadı (Onbinlerin Dönüşü). Filozof, Anabasis (İç Ülkelerde Sefer) adlı eserinde bu seferi anlattı. Atina'da sürgün cezasına çarptırılınca Isparta'nın hizmetine girip Koroneia'da Atina'ya karşı savaştı (M.Ö. 396); daha sonra Isparta'nın Skillus'ta (Elis) kendisi için ayırdığı küçük bir araziye yerleşti. Burada karısı ve iki oğluyla (Gryllos ve Diodoros) yirmi yıl kadar yaşadı. Kitaplarının çoğunu Skillus'da yazdı. M.Ö. 371'de Isparta ile Elis arasında çıkan savaş yüzünden Skillus'u terk etmek zorunda kaldı ve Korinthos'a geçti. M.Ö. 365'e doğru Atinalılar Ksenephon'un sürgün cezasını kaldırdılar, ama filozofun bundan sonra Atina'ya dönüp dönmediği bilinmiyor. Ksenephon bir çok eser yazdı, bu eserlerin tümü günümüze kadar gelmiştir, yalnız ikisinin Ksenephon'a ait olduğu şüphelidir: Athenaion Politeia (Atinalıların Devleti) ve bir inceleme yazısı olan Kynegetikos (Av Üzerine). Ksenephon'a ait olduğu kesin olarak bilinen eserler arasında şunlar sayılabilir: Sokrates ile ilgili inceleme yazıları: Apologia Sokratus (Sokrtes Savunması); To Symposion (Şölen); Apomnemoncumata Sokratus (Sokrates'den Hatıralar); askeri hatıralar: Anabasis (Sefer); tarihi anlatılar: Hellenika (Hellen Olayları); Agesilas; tarihi ve felsefi bir roman: Kyru Paideia (Kyros'un Çocukluğu); iktisatla ve siyasetle ilgili eserler: Oikonomikos (İktisat Üzerine), Lakedaimonion Politeia (Isparta Devleti), Hieron (Kutsal), Paroi-Peri Prosodon Tes Athenaikes Politeias (Atina Devletlerinin Gelirleri Üzerine); teknik inceleme yazılar: Peri Hippikes (Binicilik Üzerine), Hipparkhikos (Süvarilik Üzerine). Ksenephon derin olmaktan çok açık görüşlü bir filozoftu. |
|
|
|
|
|
#65 (permalink) |
![]() ![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 17-03-2006
Yer: misin yemez misin?
Mesajlar: 4,447
Rep Puanı: 18393537
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Augustinus
(354 - 430) Origenes'in karşıtı ve aynı zamanda Kilise Babalarının en büyüğü olan ve en önemli kişi olarak kabul edilen düşünür "Augustinus"tur. Denilebilir ki, İlkçağ ile Ortaçağın sınırı üzerinde bulunan Augustinus ile Patristik dönem hem olgunluğa ulaşmış, hem de son bulmuştur. Augustinus, politeist (çok Tanrılı) Romalı bir subay ile Hıristiyan bir anadan doğmuştur. Önce çeşitli etkilerde kalan Augustinus, çok sonra Hıristiyan olmuştur. Hıristiyan olduktan sonra, gerek teorik ve gerekse pratik yönden, tüm yaşamını Kiliseye ayırmış, Kuzey Afrika'da piskopos olarak ölmüştür. Augustinus'un yaşamını, en iyi şekilde, kendisinin yazdığı bir eserden, "Confessiones" isimli eserinden öğreniyoruz. Confessiones'in dünya edebiyatında özel bir önemi vardır. Çünkü bu eserin, dünya edebiyatında ilk gerçek otobiyografi olduğu söylenebilir. Eserinde Augustinus bize önce gençliğini nasıl geçirdiğini anlatır. Bu gençlik, o dönemde Romalı bir genç için alışılagelen, öncelikle hazzı elde etmek isteyen ve öteki şeyleri ikinci plâna iten Epikürcü bir yaşam biçimidir. Onun yaşamında karakteristik olan şey, yaşadığı dönem ile ilişkisine birdenbire ve de tesadüfen son verişidir. İlk gençlik döneminin eğlenceye dönük yaşamından Augustinus'u Cicero'nun bir eseri ile tanışması caydırmıştır. Bu eser ile tanışmak, Augustinus'a yaşamının tamamını bilim ve felsefeye ayırma kararı verdiriyor ve bunun üzerine hitabet hocası oluyor. Bu görevi Augustinus fazlaca yadırgamıyor. Çünkü onun hitabete olan yakınlığı ve hâkimiyetini tüm eserlerinde görebiliyoruz. Yalnızca felsefe ile doyuma ulaşamayan Augustinus, dini bir görüşe de sahip olma gereksinimi duyar. Bu gereksinim onu, pek karakteristik olarak, Hıristiyan olmayan, daha çok Zerdüşt dininin temeli üzerinde kurulu Gnostik bir mezhep ile, "Mani" mezhebi ile ilişki kurmaya zorlamıştır. Bu mezhep Augustinus'tan tahminen yüz yıl kadar önce Mani isminde İranlı biri tarafından kurulmuştur. Zerdüşt dininin evreni biri ötekine karşıt iki gücün, iyi ile kötünün, bir kavga alanı olarak anladığını biliyoruz. İyi ve kötü başlangıcından bu yana vardır ve biri öteki ile sürekli kavga içindedir. Bu karşıt iki gücün gerçek savaş alanı insan ruhudur. Augustinus'un Mani mezhebine bağlanışı yalnızca bir rastlantı sonucu olmamıştır. Çünkü o da ötedenberi kötünün reel bir güç olduğuna inanıyordu. Bu inancı ile Augustinus Sokrat'ın karşıtı bir anlayışa sahiptir. O daha çok Paulus'a. yaklaşmıştır. Çünkü Sokrat'a göre "kötü" bir realite olmayıp yalnızca bir hatanın ürünüdür. Oysa Paulus'a göre insan "iyi "yi bilir, fakat iyiye göre davranmakta güçsüzdür, yetersizdir. Kötülük, insanın egosunda (nefs) bir türlü yenemediği bir güçtür. Augustinus bir süre sonra Manizmden ayrılmıştır. Buna, bu mesleğin başındakilerin boş olduklarını (kof olduklarını) görmesi ve ayrıca Gnostik mezheplerde tümüyle hayalci düşüncelerin fazlaca yer aldığının farkına varması neden olmuştur. Manizmden ayrıldıktan sonra sağlam bir temel bulamayan Augustinus, kendini bir süre "şüpheciliğe" kaptırmıştır. O dönemde şüphecilik henüz kendini koruyabilen bir akımdı Augustinus gibi gerçeği büyük bir tutku ile arayan bir ruhun şüphecilikte uzun süre kalamayacağı doğaldır. Bunun içindir ki Plotin'in felsefesini tanıması kendisi için gerçek bir kurtuluş olmuştur. Tüm şüphelerinden kurtulup bu kez de Yeni Eflâtuncu olan Augustinus, yaşamının sonuna kadar bu felsefeye olan sevgisini ve ilgisini korumuştur. |
|
|
|
![]() |
| Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz |
| Konu Araçları | |
|
|
ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.
Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Telefon Santrali | Daily News
Sitemiz bir forum sitesi
olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında
siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar
bulursanız sikayet@frmtr.com email
adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede
gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to
abuse@frmtr.com