Forum TR
Go Back   Forum TR > Bilgi Bankası (Databank) (Ödev) > Lise Bilgileri > Felsefe Sosyoloji Psikoloji
ForumTR'ye Reklam Vermek İçin Tıklayınız: network@frmtr.com
Felsefe Sosyoloji Psikoloji Felsefe - Sosyoloji - Psikoloji Bilgileri Paylaşımlarınız Bu Forumdan

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 20-01-07, 14:53   #1 (permalink)
Meraklı
 
Giriş Tarihi: 26-09-2006
Yer: яîžе
Yaş: 20
Mesajlar: 352
Rep Puanı: 83242
ѕмт Rütbe: Artı 11ѕмт Rütbe: Artı 11ѕмт Rütbe: Artı 11ѕмт Rütbe: Artı 11ѕмт Rütbe: Artı 11ѕмт Rütbe: Artı 11ѕмт Rütbe: Artı 11ѕмт Rütbe: Artı 11ѕмт Rütbe: Artı 11ѕмт Rütbe: Artı 11ѕмт Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 858
Varsayılan Sosyolojik Boyutuyla Televizyon


SOSYOLOJIK BOYUTUYLA TELEVIZYON

Televizyon… Üçte biri uyku üçte biri iş ve hayat koşuşturmasıyla geçen günlerimizin son üçte birinin rakipsiz talibi. Televizyon artık varlığının farkında bile olmadığımız fakat hayatımızın üçte birini kontrolünde geçirdiğimiz kronik bir alışkanlık, biraz daha realist bir bakışla bir hastalık. Peki nedir bizi kendi isteğimizle bağımlı yapan(bu bakımdan bir uyuşturucudan farksız olan) hayatla gerçek ilişkimizi koparıp onunla sanal bir bağ kurmamızı sağlayan bu teknoloji “harikası”.

Televizyonun etkilerinin üzerinde durmadan önce onun icadını nasıl çalıştığını ve ne zaman yaygınlaştığını öğrenelim:

Televizyon yani bir sürü resmi bir anda arka arkaya çekip sıralayabilen bir alet fikri ilk olarak 1873’te selenyumun ışıl elektrik özelliklerinin bulunmasıyla gündeme geldi. Daha sonra 1884’te yüksek hızla dönen Nipkow diskiyle ilk denemeler yapıldı, 1889 da bu alet aynalı çarkla değiştirildi, 1905 yılında Karl Braun’un geliştirdiği katot tüpüyle yeni bir adım attı ve en son 1935’te Zworkın’in ikonoskop adlı aygıtının kullanılmasıyla günümüzde bildiğimiz televizyon formatına girdi. Daha sonra 2. Dünya Savaş’ında kullanılan hertz demetlerinin televizyonlarda kullanıma girmesiyle görüntünün göze sanki olay gerçekten yaşanıyormuş gibi intikal etmesi sağlandı.

Televizyon bu dönemden sonra Avrupa, Japonya ve Amerika’da değişik şekillerde gelişimini sürdürdü. (405 SATIR, 625 SATIR, 819 SATIR- NTSC-SECAM-PAL) 1960’larda bu sistemler birleştirilip tek standart yapılmaya çalışıldıysa da başarılı olunamadı, ve bu işin zamanla çözümleneceği düşüncesine varıldı. Daha sonra farklı ülkelerin yayınlarının paylaşılabilmesi için çeviriciler geliştirildi.

Televizyon canlı yayının yapılmaya başlamasıyla farklı bir boyut aldı. Öyle ki 1963’te Amerikan Halkı Kennedy’nin katilini öldüren Jack Ruby’yi katili canlı yayında öldürürken izleyebildiler. Bunun dışında 1965’te Vietnam Savaşı canlı yayında televizyonlardaydı. Bütün bunlar (iyi veya kötü tartışmıyorum) günümüzde BBG, canlı realite şovları gibi şekillere büründü ve popülaritesi de binlerce kat artı.


Günümüzde televizyon üzerine tartışmaların en önemlisi yararlı olup olmadığı veya zararlarının yararlarından fazla olup olmadığı tartışmasıdır.

Kötü haberi sona saklayalım ve önce televizyonun faydalarından bahsedelim:

Televizyon bir kitle iletişim cihazıdır. Yani, televizyon dünyada olup bitenleri bize en kolay yoldan haber verebilecek, diğer insanlarla düşüncelerimizde benzerlik veya farklılık olup olmadığını sınayabileceğimiz, bütün bunların yanı sıra insanlarla ortak konular üzerine konuşmamızı sağlayan (diziler,maçlar,haberler) ve bu anlamda insanı sosyalleştiren(derinine inildiğinde tekdüzeleştiren) bir cihazdır. Televizyon işlerimizde de bize yardımcıdır, mesela ertesi gün havanın nasıl olacağını televizyondan öğreniriz ve buna göre önlemimizi alırız, veya köprüde trafik olduğu söylenirse 2. köprüden gideriz. Ayrıca ekonominin gidişatı yani bizim uğraştığımız meslekle ilgili bilgilere de televizyon sayesinde sahip oluruz. Mesela bir milletvekili dolar yükselecek derse; hemen dolara yükleniriz.
Aslında iyice düşününce televizyonla doğmuşsak onsuz yaşamanın zorluğunun göz ardı edilemeyeceğini görürüz. Çünkü televizyonu herkes izler, ve o dünyayı bizim ayağımıza getirmiyor desek yalan olur. UEFA kupası finalini televizyon olmasa nasıl izlerdik? Bir yolu var tabi ki; Maça gitmek, tamam gidersin ama bir gidersin iki gidersin insanın bütçesi dayanmaz buna, ayrıca her maçı izlemek isteyen stada akın etse bu etkinliğe stat dayanmaz. Bu örnek bence güzel bir örnek çünkü futbolu da popüler yapan televizyondan başkası değildir. Televizyon olmasa nasıl bukadar insan Real Madrid’de oynayan Zidane’dan bahsedebilirdi ki? Veya nasıl bir insan BBG Eray’ı tutabilirdi? Bu özelliğinin yanı sıra haberlerde fakirleri de görüp onlar hakkında içimizin sızlaması televizyonun duygularımızı da kontrol eden bir cihaz olduğunun kanıtıdır. Evet bunlar televizyonun güzel sayılabilecek tarafları…


Şimdi televizyonun zararlarına gelelim. Öncelikle ben bu konuda araştırma yapmadan evvel aklımda olan zararları sayacağım ondan sonra çeşitli kaynaklardan okuduğum kısımları size sıralayacağım:

Bence televizyonun en önemli zararı, vakit öldürmesidir. Saatlerce izlendikten sonra beş dakika oturup düşünürseniz ne izlediğinizi dediğimi anlarsınız. Benim yaşadığım şu: Neredeyse hiçbir şeyi hatırlamıyorum. Eğer siz de aynısını yaşıyorsanız buna vakit öldürmek değil de ne denir? İlk çağda da bizim yaptığımız tartışmalar yapılıyordu. O zaman tiyatro vardı Yunan toplumunda. Ve tiyatronun aynı zararı yapabileceği söyleniyordu. Peki tiyatro niçin bugünlere geldi? Çünkü tiyatro ve sinema izlediğimizde bir oyunculuk yeteneğinin duygularımıza yön vermesi söz konusudur. Bizim şu an da kötülediğimiz şey ise günümüzde tüketim toplumunun bir parçası olarak sıfatlanan bir televizyon kavramının olmasıdır. Böyle olunca sorunlar da beraberinde gelir.

Televizyonun bir diğer zararı da Lise 1’e kadar farkında olmadığım kitap okuma kavramını bilen insan sayısını 0’a doğru götürme eğiliminde olmasıdır. Babam bana Lise 1’de zorla bir kitap alıp okutmamış olsaydı( Monte Kristo) ben de herkes gibi günümün bana kalan üçte birini televizyona kaptırmıştım. Kitapta da fikirlerin empoze edilmesinden bahsedebilirsiniz, fakat televizyonun yozlaşmasını bir kenara bıraksak bile, kitap insanın kafasında kendine göre bir şeyler canlandırmasına bir başka deyişle saksıyı özgünce çalıştırmasına olanak sağlar. Televizyondaysa bu yoktur, izleriz ve yatarız: Ne üzerinde düşünürüz izlediğimizin ne hatırlamaya çalışıp televizyonun ne kadar büyük bir tuzak olduğunun farkına varmaya çalışız.

Bir üçüncü zararı radyasyon yaymasıdır. Bu gayet basit ve fiziksel gözle görünebilen kanıtlanmış ve bana katılmak zorunda olduğunuz bir unsurdur. Televizyonun yaydığı radyasyonun zararlarını kim inkar edebilir? Peki kitap radyasyon yayar mı?

Benim aklıma gelen son zararı ise insanları yozlaştırması: Mesela Laila’daki eğlenceyi Koç Lisesi’ndeki sözde mutlu öğrencileri gören bir Hakkari’li genç ne gibi duygular içine girer düşündünüz mü hiç? Adam ya bizden nefret eder, yada bize özenir atlar otobüse gelir İstanbul’a. Yani televizyon dediğimiz şeyin değişik bir boyutu da tarımda makineleşmeye benzer kısacası. Tarımda makineleşmeyse nasıl şehre göçler başladıysa, televizyonun yozlaşması yada günümüzdeki kelime karşılığı gelişmesiyle insanlar şehre göç etmektedir. Bir can alıcı örnek daha var ki bu örnek aklıma geldi diye sosyoloji dönem ödevi aldım diyebilirim. Benim kendi adıma emin olduğum bir şey. Bence hayatınızda yolunda gitmeyen şeylerin pek çoğunu televizyonunuz tetikliyor. Belki de siz karınızla Reha Muhtar’ın ruhunuza kodladığı agresif olmaya çalışan tavırlar yüzünden kavga ediyorsunuz. Belki insanları artık eskisi kadar sempatik bulmamanızın nedeni, Mehmet Ali Erbil’in sempati salgılama mekanizmanız üzerinde yaptığı büyük tahribat olabilir. Belki iş yerinizdeki mutsuzluğunuzun temelinde, size “Beş yüz milyar ister misiniz?” diye sormamaları yatıyordur. Belki o lanet yarışma yüzünden kendinizi hayatın en zayıf halkasında yaşıyormuş gibi hissediyorsunuz.

Şimdi benim düşündüğüm değil, gerçekten araştırması yapılmış ve kanıtlanmış bilgilere gelelim. Öncelikle Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Kamu ve Yayın Araştırmaları Daire Başkanlığı uzmanları tarafından yapılan bir araştırmaya göre, televizyon izleyenlerin yüzde 32.4’ünde uyuşukluk ve tembellik hali görülüyormuş. İzleyicilerin yüzde 8.5’unda da sinir hastalıkları ortaya çıkıyormuş. “Bu nedir ya?” demeden geçemiyorum. Evet.. Ben de sizin gibi “Allahım! Sigara gibi bir şeymiş demek ki bu” dedim bu yazıyı ilk okuduğumda.

Yukarıdakinin sadece başlangıç olduğunu bildirmekte fayda var. Geçenlerde okuduğum bir makalede Türk televizyonlarında yayınlananların %6 sının Türk aile tipine %20’sinin de Amerikan aile tipine ait olduğunu öğrendim. Bu da demektir ki ülkemizin dört bir yanında yaşayan insanlar, televizyonla entegre oldukları anda ki öyleler gerçeğin Amerikan aile tipini örnek alıyorlar. Onlara sorsanız
” Kahrolsun Amerika” sözünü duyarsınız, fakat hernekadar bu insanlar Amerika ile bir bağlarının olmadığına inansa da televizyon bir kültür aşılayıcı olarak onlara o kültürü empoze etmiştir. Sorun insanların gerçek hayatın televizyondaki hayat olmadığını anlamasıyla başlar. Bunu gördüğünde ise -ki insanların çoğu bunun farkında olmadan bu dünyadan göçüp giderler- artık gerçekte kendi benliğiyle bağdaşmayan yabancı kültür kronikleşmiştir bünyesinde. Bu konudan en çok etkilenenler sizin de tahmin edebileceğiniz gibi çocuklar ve gençlerdir. Çocuklar bu tip yozlaşmış bir televizyonla büyüdükleri zaman ilerde kendi benliklerini taşımaları, sanal dünyayla gerçek dünyayı ayırt edebilmeleri neredeyse imkansızdır. Bu noktada önemli bir örneğe deyinmeliyiz: Televizyonlarında daha çok şiddet içeren programlar yayınlayan Japonlarınkiyle, gülmeye önem veren Amerikalıların televizyonları arasında bu bağlamda bir ayrım vardır. Fakat Türk televizyonuyla Amerikan televizyonu arasında bir ayrım yapılamamaktadır. İşte sosyolojik boyutta sorun doğuran kısım budur. Böyle kullanıldığında televizyon insanları sadece yozlaştırır.

Bunların yanı sıra 1993’te Aile Vakfı tarafından yapılan bir araştırmaya göre, bambaşka yörelerde yaşayan fakat televizyon izleyen kitlelerin kendi durumlarıyla bağıntı kurmadan sorulan sorulara aynı cevabı vermesidir. Bunun televizyonun insanı tekdüzeleştiren düşman olarak tanıtmamda önemli kanıtlardan biri olduğu yadsınamaz.

Bir başka sorun ise dilimizdir. Dil bir ülkenin, bir ırkın benliğini kanıtlamasının yegane yolu olmuştur, ve sonsuza dek korunmalıdır. Ne yazık ki günümüzde televizyon programlarında kullanılan yabancı ve sözlükte hiçbir zaman yeri olamayacak olan kelimeler beynimize sinsice kazınmış ve bizi yepyeni bir boyutta daha yozlaştırmıştır.

Televizyonun şiddeti körüklediği de göz ardı edilemeyecek bir mevzudur. Özellikle çocuklarımızın bilinçsizce izlediği bir çok şiddet unsuru onların iliklerine kadar işlemekte ve hepsini ilerde potansiyel bir hasta yapmaktadır.

Evet böylece, televizyon hakkında genel bilgiyi, faydalarını zararlarını objektif bir şekilde somut örneklerle incelemiş olduk. Bundan sonra okuyucuya kalan bu konu hakkında araştırmalara başlayıp televizyon hakkında daha aydınlatılmayı bekleyen bir çok konuyu öğrenmesi ve doğru yolu yani gerçek hayatla televizyon arasındaki dengeyi bulmasıdır. İnternette “Turnoff Your Television” adlı bir sitede bulduğum paragrafın Türkçesi’yle yazımı bitirmek istiyorum: Televizyon hayatımızı, bizim ona atfettiğimiz önemden de fazla etkilemektedir. Bunu anında ve günlük etkilemeler olarak değil, bize başka bir dünyanın kültürünü ekerek oluşturmakta; zamanla ve sabırla hasatını almayı beklemektedir. Bu başka dünya, başka kültürlerin dünyası değil; bizim kendi yarattığımız bir dünyadır. Ama gerçek değildir.
ѕмт çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 16:05
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.

Forums Directory eXTReMe Tracker Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Telefon Santrali | Daily News

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız sikayet@frmtr.com email adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to abuse@frmtr.com


Search Engine Optimization by vBSEO

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477