Son Dakika Haberlerini Takip Edebileceğiniz FrmTR Haber Yayında. * FrmTR Sohbet Kontrol Panelinizde.
Forum TR
Go Back   Forum TR > > >
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]
Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 23-11-08, 18:26   #1
Gybraleon

Varsayılan Kişilik


KİŞİLİK

İnsanlar günlük davranışları içerisinde diğer insanların kendilerine ve çevrelerine karşı tutumlarını, davranışlarını inceleyip kişilik hakkında çıkarsamalarda bulunur. Çıkarsamaları da gözlemledikleri davranışlara dayandırırlar. Psikologlar da kişiliği davranışlardan çıkarsar. Davranışlarda ortaya çıkan genel belirleyici faktörleri de o kişinin gelecekte bulunacağı davranışları yordamakta kullanır. Kişilik tanımlarında bireysel ayrılıklar ön planda tutulur. Davranıştan yola çıkarak kişiliğe gittiğimiz için kalıcı bir kişilikten bahsetmek için davranışta tutarlılık ve devamlılık olması gerekir.
Kişilik kelimesinin İngilizcedeki kökleri “personality”dir. Persona= eski Yunancada tiyatro oyuncularının yüzlerine tuttuğu maskedir. Kelimenin kökeni insanın dıştan görünen yüzünü bize bir miktar anlatıyor. Kişi bazında ele alınırsa, kişinin başkalarına gösterdiği yüzü diye düşünülebilir.

İYİ BİR KİŞİLİK TANIMI NASIL OLMALI?

1. İnsanın tümünü kavrayan bir kişilik tanımı olmalı
2. İnsanın emsalsizliğini vurgulayabilmeli
3. Aynı zamanda değişebilirliğini de öngörmeli
4. Kişinin karmaşık yapısındaki ahenge bakarak sistematik bir organizasyonu da öngörmeli
5. Kalıtım gerçeğini de göz ardı etmemeli

• Organizmanın küçük parçalarını incelemek mümkündür ancak insanın izole edilmiş bir parçasını anlamak insanı anlamak ve tanımak için yeterli midir? Yararı olduğu kabul edilir ancak bütüncül bir şekilde yaklaşılması öngörülür.
• Tanım gereği zaten bireysel ayrılılar ön planda tutulur. Bu da insanın emsalsizliğini vurgular.
• İnsan farklı uyaranlar altında farklı davranışlarda bulunabilir. Yani belirli oranlarda davranışlarında değişiklik yapabilir.
• İnsan beklenmedik anda beklenmedik davranışlarda bulunabilir. Bu nedenle insanın davranışlarında, tek hücreli bir hayvana yaklaştığınız gibi yaklaşırsanız başarısız olursunuz.
• Her bireyin belirli bir kalıtım yükü bununda davranışlara etkisi olduğundan, tanım da bir ölçüde kalıtım gerçeğine de yer verilmeli

Örneğin Allport’un kişilik tanımını inceleyelim. “Bireyin içinde yer alan ve karakteristik duygu düşünce ve davranış örüntülerini yaratan psikofiziksel sistemlerin dinamik bir organizasyonu.”
Organizasyon: Sistemli bir organizasyonu yarattığı
Dinamik: Pasif bir oluşum olmadığını
Psikofiziksel: İnsanı bedeninden ayrı düşünmediğini
Davranış, düşünce ve duygu örüntülerini yaratan: Kişinin dış dünyayla kuracağı ilişkilerde nedensel bir faktör olduğunu söylüyor.
Karakteristik: tutarlılık ve devamlılık

Kişilik için yapılan tanımlar, kişilik tanımını belirli sınırlar içerisine aldığından özelliklerin hepsini kapsayamaz. Bu nedenle bakış açılarının farklılıklarından yola çıkarak kişilikle ilgili 4 (dört ) farklı formülasyon geliştirilmiştir.
1. Biyolojik Bakış Açısı: Bu bakış açısına göre kişilik kalıtsal miras, organizmanın farklı ardılanı, yaşamın ilk yılları arasındaki etkileşimler çerçevesinde ele alınmaktadır. Davranış ile davranışın biyolojik temeli arasındaki etkileşime odaklanır.
2. Deneysel Bakış Açısı: Bu bakış açısına göre kişilik, organizmanın gelecekteki davranışlarını etkileyen öğrenme, algı ve daha üst bilinçsel süreçler çerçevesinde ele alınmaktadır. Kişilik insan organizmasının öğrenme yaşantıları ve bilişsel süreçlerine dayandırılır.
3. Sosyal Bakış Açısı: Bu bakış açısına göre kişilik, bireyin geliştiği ve yaşadığı sosyal ortam ve bunu oluşturan kültürel modeller ve roller ile kültürün kendisinin anlaşılması çerçevesinde ele alınır. Kişilik kişinin içinde yaşadığı kültüre dayandırılır.
4. Psikometrik Bakış Açısı: Altta yatan özellik organizasyonlarını yansıtan yüklemler çerçevesinde ele alınmaktadır. Bireyin çeşitli özellik boyutlarını içeren bir profille kişiyi bize anlatır. Bu profilin nerede olduğunu ölçmek için ölçmeden yararlanır.

Bunların hepsini içene alan bir kişilik tanımı yapmak zordur. Birbirinden farklı kişilik bakış açıları önce dezavantaj olarak görülse de, her bakış açısı kişiliğin farklı yönüne ışık tutar ve gerçeğe doğru daha çok yaklaşmamızı sağlar.

KİŞİLİĞİ TANIMLAMAK İÇİN KULLANILAN YAKLAŞIMLARDA, ÇALIŞMALARDA İZLENEN YÖNTEMLER

1. VAKA ÇALIŞMASI: Bu yöntem bireyi bir bütün vaka olarak ele almamızı gerektirir. Annenin hamilelik döneminden başlar. Bireyin anlattıkları, çok çeşitli kaynaklardan birey hakkında bilgi toplama ve sistematik gözlemden yararlanılır. Kişiliği özellikler boyutunda incelemek için her zaman yararlı değildir. Bu yöntem genellikle kişiliğin gelişim süreci içinde oluştuğunu düşünen kuramcılar tarafından kullanılır. Örneğin psikodinamik yaklaşımda ve hümanistik yaklaşımda bu yöntem kullanılır.

2. DENEYSEL YÖNTEM: Bu yöntemle insan davranışlarının farklı uyarıcılar karşısında gösterdiği değişimler incelenir. Bazen doğal ortamda bazen laboratuar ortamında değişik uyarıcılara maruz kalan bireyin davranışındaki değişimler gözlenir. Bu yöntemin iki önemli özelliği vardır.
a. Bağımsız değişkenin manipülasyonu ve bağımlı değişkenin ölçümü
b. Karıştırıcı değişkenlerin kontrol altına alınması

3. KORELASYONEL YÖNTEM: iki ya da daha çok değişken arasında kendiliğinden oluşan ilişkileri inceleyen araştırma yöntemidir. Kişilik ölçekleri yoluyla kişilik özellikleri ölçülüp, kuramların gerçeği söyleyip söylemediğine bakılır. Bu yöntemle genellikle treyt ( özellik ) kuramlıları yararlanır.
• Bireyi bir bütün olarak çalışmak için en iyi teknik vaka çalışmasıdır.
• Deneysel çalışmadaki avantaj bilimselliğinden dolayı genellenebilir olması
• Değişilmemenin mümkün olmadığı durumlarda iki veya daha fazla değişkenin birbiriyle olan ilişkisini göstermek için kolerasyonel yöntem kullanılır.


BİLİMSEL YÖNTEMİN AŞAMALARI

Herhangi bir kişilik kuramı incelenirken, bilimsel doğruluğunun olup olmadığını anlamak için aşağıdaki aşamalar göz önünde bulundurulmalıdır.

1. Gözlem: Öncelikle bir olgunun ya da sorunun gözlenmesi, farkına varılması gerekir.
2. Betimleme: Gözlenen olgunun tanımlanması, sınıflanması
3. Hipotez Oluşturma: Betimlemesi yapılan olgu ya da sorun hakkında nedenini açıklamaya dönük bir hipotez oluşturulması
4. Yordama: Hipotezdeki neden olarak ortaya koyulan faktörlerden bir yordama yapılması ( tahminde bulunmak )
5. Sınama ( Test Etme ): Oluşturulan hipotez ve yordamayı bir yöntemle test etmek
6. Genelleme: Sınama sonucu ortaya çıkan sonuçlarla genellemeye varılması
7. Kuram Oluşturma: Kuram bir grup hipotezi gerektirir. Bir tek hipotezden kuram oluşturulmaz.(siz veya başkalarının yaptığı hipotezler).

Bu uyumlu hipotezler aynı yola doğru götürürse, ilk gözlenilen olguya ilişkin en genel genelleme yapılıp kuram oluşturmaya gider.
Ancak kuram oluşturulunca iş bitmez. Gözlenilen insan davranışıdır ve davranış süreklidir, bu yüzden kuramın sürekli test edilmesi gerekir. Olayı açıklayamayan karmaşık durumlar ortaya çıktığında kuramın revizyon edilmesi gerekir.

Kuramdan Gözleme = tümden gelim
Gözlemden Kurama = tümevarım

Kişilik kuramı geliştiren kuramcı büyük boşlukları felsefi varsayımlarla doldurur. Temel bir felsefi varsayım olmaksızın bir kuram olabilir mi? Mümkün değil. Hatta kuramın boşluğuna göre varsayımın miktarı değişebilir.

BİLİMSEL HİPOTEZİN ÖZELLİKLERİ

1. Bilimsel hipotezler, felsefe de olduğu gibi akıl yürütmeye değil doğrudan doğruya bir sorun ya da olgu gözlemeye dayanır.
2. Bilimsel hipotezler yapılan sınamayla doğruluğu ya da yanlışlığı sınanabilir olmalıdır.( bazen felsefi önermeler ne olursa olsun yanlışlanabilir olamıyor. Olgudan yola çıkmayanlarda).
3. Bilimsel hipotezler insanlara yararlı ve kullanışlı olmalıdır. ( sorgulandığı alanda arkasından zincirleme araştırma yapılmışsa yararlı bir hipotez olmuştur)
4. Hipotezin yordama gücü olmalı. Yordama gücü olmadan belirli bir sonuç getirmeyecektir. Örneğin; yordama gücü birey A koşulu her gerçekleştirdiğinde B davranışını sergileyecektir. Bunu yapamıyorsa hipotezin bir yanı hep eksik kalacaktır.
5. Hipotez karmaşık, anlaşılması güç, zihinde canlandırılması zor olmalı, yalın, basit olmalı
6. Hipotez ilgili olduğu konuda önceki bilgilerle bağlantılı olmalıdır.

Hipotez bilimsel olmalı, ancak bütün kuramlar bunu yapamayabilir. Konu insanı anlamak olunca felsefi bakış açısız da olmaz felsefi varsayım ise açık, mantıklı, tutarlı olmalıdır. Konuyla ilişkili, anlamlı, kavranabilir, inandırıcı olmalıdır.

FELSEFİ VARSAYIMIN ÖZELLİKLERİ

Felsefi varsayım görünenin ardındaki gerçeğe gönderme yapar. Gözlemlediklerimiz yüzeydekilerdir felsefi varsayım bunun altında yatan nedenlere bakar. Bütüncül evrensel olarak her duruma uygulanabilir eğilimde olmalıdır.

İYİ BİR KURAM AŞAĞIDAKİ HUSUSLARI GÖZ ÖNÜNE ALARAK POZİSYONU NET OLARAK BELİRTMELİDİR

1. Kuram insanı özgür mü yoksa geçmişinin mahkûmu geçmişine bağımlı mı görüyor? İnsan davranırken onu motive eden şeyler neler? Geçmişin etkisi altında mı yoksa bugünün etkisi altında mı?
Özgür------- Determinist (insanın geçmişinin yeni neden sonuç zincirinin bir mahkumu olduğunu söyler)

2. İnsanın davranışlarının temelinde ağırlıklı olarak neyi koyuyor. Kişinin davranışını yapısal faktörler mi yoksa durumsal faktörler mi ( kişinin dışında) belirler. Örneğin Freud kuramında alt benlik- benlik- üst benlik gibi yapıları öngörürken sosyal yöne ağırlık veren kuramcılar davranışı belirleyen faktörlerin çevresel yönüne vurgu yapabilir.
Yapısal------- Durumsal

3. İnsana emsalsizlik atfında bulunuyor mu? Ele alınan insan emsalsiz mi yoksa birbirine tıpatıp benzeyen organizmalar mı? Aynı ilkelerle yapılarla çalışan organizmalar mı?
Emsalsizlik -------- Evrensel

4. İnsan kendi insiyatifiyle mi davranır yoksa kendi kontrolünde olmayan uyaranların etkisi altında mı?
Proactive ----------------------- Reactive
(kendi insiyatifiyle) ( kontrolünün dışında)

5. İnsan olumlu bir varlık mıdır yoksa olumsuz bir varlık mıdır? İnsanın temel olarak iyiye yönelik olumlu davranan bir varlık olduğunu kabul ediyorsa optimistlik bakış açısına, tersine yıkıcı, yok edici eğilimine sahip olduğunu söylüyorsa pesimistlik bakış açısına sahiptir.
Olumlu---------- Olumsuz

Sonuç olarak iyi bir kuram bu boyutlar üzerinde kendini öyle bir yere koymalıdır ki kendisiyle çelişmesin. Tutarlı bir kuramın içerisinde zıtlıklar olmamalı, ben tutarsızlığına düşmemelidir.

BİR KURAMI DEĞERLENDİRİRKEN SORABİLECEĞİMİZ SORULAR

1. İnsan rasyonel (akılcı) bir varlık mıdır yoksa irrasyonel mi?
2. insan amaca yönelik mi davranıyor, makine gibi kurulu bir düzen mi var. Birey amaçlar belirleyip onun peşinden koşar mı yoksa her şey dış bombardımanın etkisiyle mi şekillenir? (koşullama gibi).
3. Kalıtımın etkisi var mı ne kadarı kişiliğimizin oluşmasında rol oynar? (kalıtımın davranışa etkisinin ne kadar olduğunu kuramında belirtmesi gerekir).
4. Öğrenmenin insan davranışında belirleyici rolü nedir? Kimi kuramda öğrenme en temel rolü alırken, kimi kuramda daha arka plandadır.
5. İçinde yaşadığımız kültürü belirleyici rolü nedir? Hiç mi yoksa arada bir yerde mi? Kuramların bunu belirtmesi gerekiyor.
6. Davranışlarımızın şekillenmesinde (ortaya çıkmasında) fiziksel çevre mi yoksa öznel algılarımız mı ağır basar.
7. Davranışımıza etki eden güdüler iç kaynaklı mı yoksa dış kaynaklı mıdır? İç kaynaklı= susamak, dış kaynaklı=sosyal güdüleyiciler, maddi güdüleyiciler
8. Davranışın bilinçdışı belirleyicileri var mı? Bilinçdışı var mı?
9. Kişilik gelişimi devamlı mıdır yoksa bu aşamalar birbirinden bağımsız mıdır? Gelişimin ilk aşaması mı yoksa sonraki aşamaları mı önemlidir?
10. Kuramcının kişiyi merkeze koyup koymadığı
11. İnsanın psikolojisi ve organizması bir bütün olarak mı incelenir yoksa organik işleyişi ayrı olarak incelenebilir mi? Bazı kuramcılar kişiliği organizmayı temel alarak bazıları ise psikolojik işleyişi temel alarak açıklar.
12. Kişilik kuramı ideal, normal insan davranışına mı yoksa anormal psikopatik davranışa mı odaklıdır?

Bir kuramı değerlendirirken veya oluştururken bu maddelere kısmen de olsa tutarlı bir biçimde cevap verebilmelidir.

KİŞİLİĞİ İNCELEYEN TEORİLER KAÇA AYRILIR?

7 Ayrı yaklaşım ( bakış açısı, model, üst kuram) vardır.

1. BİYOLOJİK YAKLAŞIM: Bu yaklaşım insanın biyolojik bir varlık olduğu gerçeğini vurgular. Bu yaklaşım içine giren kuramların bir kısmı davranışın ne yönde gelişeceğini evrimle veya kalıtımla açıklarken bir kısmı insan davranışları üzerinde sinir sistemi ve hormonların öneminden bahseder. Bu yaklaşım kişiliği biyolojimizin göstergesi (dışa vurumu) olarak açıklar.
2. PSİKOANALİTİK YAKLAŞIM: İnsanın biyolojik bir hayvan olduğunu kabul etmekle birlikte kişiliğin kalıtsal özelliklerinin geçişi üzerinde durmaz. Doğduktan sonraki insanın üzerinde durup, hayvani yönünün baskılandığı bir bilinçdışı öngörür. Bu yaklaşıma göre insan hayvan olarak doğar daha sonra sosyalleşir.
3. NEOANALİK YAKLAŞIM: Psikoanalitik yaklaşımdan belirgin farklar gösteren ancak merkezde kişiliğin temel dinamiklerini işleyen bir yaklaşım olarak ortaya çıkar. Psikoanalitik ve neoanalitik yaklaşım temel olarak birbirinden ayrılmaz (sınırlar belirgin olarak zorlanır) ikisine birden “psikodinamik yaklaşım” denilebilir.
4. ÖĞRENMECİ YAKLAŞIM: Davranışların yaşantılar sonucunda sistemetik bir biçimde değişmesinin insanın en önemli niteliği olduğunu söyler. İnsan kişiliğini yaşantılar sonucu elde ettiği sonuçlar ve edimler oluşturur (kişiliği öğrenme yaşantıları oluşturur.
5. BİLİŞSEL YAKLAŞIM: Temel olarak öğrenmeci yaklaşımdan çıkmakla birlikte bazı noktalarda onlardan ayrılır. Öğrenmeciler uyarıcı-davranış ( U-T) arasına bir şey koymazken, bilişselciler, U-T arasında algı, depolamacı, duyum gibi süreçlerin olduğu söyler. Başka bir deyişle öğrenmecilerin U-T arasında bıraktıkları kara kutuyu aydınlatmaya çalışan yaklaşım.
6. FENOMENELOJİK YAKLAŞIM: Her insanın öznel yaşantısının emsalsiz, anlamlı ve değerli olduğunu söyleyen bireyselliğe önem veren yaklaşımdır. Bu yaklaşıma göre insan kendi varlığını kendi özünde bulur, hayvan tarafı yoktur, özgür iradesiyle karar verir. Amacı kendini mükemmelleştirmek, var olan kapasitesini iyi yönde geliştirmek olan insanın kişiliğini anlamak için emsalsizliğe ve özgürlüğe odaklanmamız gerekir.
7. TİP VE ÖZELLİK (TREYT) YAKLKAŞIMI: Bu yaklaşım insanların doğuştan sabit ve derinlerde gizlenmiş bir takım niteliklere, treylere (özellik) ve onların yapılarına sahip olduğunu ve bunların her yerde her zaman davranışlarına yön verdiğini savunur. Kişilik bu şekilde oluşur.

Tip: Tipe göre ayrımlar yapılır. Yani kişilik faklılıkları tiplere göre belirlenir. Hatta olay fenolojiye kadar gider. Kafanın şekline göre ayrım yapılır. Kökeni eski yunana dayanır.

PSİKANALİTİK YAKLAŞIM

FREUDCU KİŞİLİK KURAMI

• Topografik Model
• Yapısal Model
• İçgüdüler (Eros ve Thanatos)
• Kaygı
• Savunma Mekanizmaları
• Psikoseksüel Gelişim Dönemleri
• Kullanılan Yöntem ve Teknikler
• Freudcu Kuramın Güçlü Yönleri ve Eleştirisi

KURAMIN İNSANA BAKIŞ AÇISI
(FREUD’UN İNSAN ANLAYIŞI)

1. Freud’a göre insan kişiliği 5 yaşına kadar gelişir. Yani insan kişiliği 5 yaşında neyse sonrasında da odur.
2. İnsan kendisinin gerçek kişiliği ve bunun nasıl geliştiği konusunda çok az bilgiye sahiptir. Kişiliğin asıl ağırlıklı yönünün farkında değildir.
3. İnsan kendi yaşamına özgün iradesi ile yön vermez. Her şey kendi kontrolü dışında belirlenir. İnsan davranışı farkında olmadığı bir neden-sonuç zincirinin halkasıdır.
4. İnsan davranışlarının çoğu irrasyonel doğadadır (akıl mantık dışıdır).
5. İnsan davranışının en temel güdüleyicileri cinsellik ve saldırganlık gibi içsel dürtülerdir.
6. İnsanın yaşamı boyunca birçok iç çatışmaları olur.
7. İnsan gerçek benliğini tanımaktan korkar. Kişiliğinin hoş olmayan yönleri kendisinden saklar(farkında olmadan).Topluma aykırı dürtüler baskı altında tutulur.
8. İnsanlar çocukluk yıllarının belli bir döneminde karşı cinsten ebeveynlerine ilgi duyarlar.
9. Kadın ve erkek psikolojik yaşantılarının farklılığından dolayı birbirine eşit değildir.
10. İnsanın var olan kişiliğini değiştirebilmesinin yegane yolu psikanalizden geçer. Bunu da ancak eğitilmiş uzman bir psikolog yapabilir.
11. Davranışın belirleyicileri bilinçdışı güçlerdir.

TOPOGRAFİK MODEL
a. Bilinç
b. Bilinç Öncesi
c. Bilinçaltı (bilinçdışı)


  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 25-11-08, 17:17   #2
CL 65 AMG

Varsayılan C: Kişilik


KİŞİLİK

Kişiyi başkalarından farklı kılan ve toplumsal ilişkilere içinde gözlemlenebilen örgütlü ruhsal, bedensel işlevsel özellikler bütünü.
Kişiler arasındaki benzerlik ve farklılıkları saptamak, bir dizi benzerlik ya da farklılığın bir kalıp ya da model halinde nasıl örgütlendiğini araştırmak amacıyla değişik kişilik kuramları geliştirilmiştir. Eski Yunan’da, kişinin bedensel ve ruhsal sağlığını suyuk adı verilen 4 beden sıvısı arasındaki dengeye bağlı olduğu ve her kişilik özelliğinin bir suyuktan kaynaklandığı kabul edilirdi. Buna göre kan heyecanlı, kara safra melankolik, sarı safra öfkeli, balgam kayıtsız kişilik özelliklerine yol açıyor ve bu sıvıların vücutta ki oranı ruh durumunu belirliyordu.
Çağdaş kuramlar; Tip, nitelik, durum, özellik ve davranış kuramları gibi başlıklar altında toplana bilen çağdaş kişilik kuramlarında, çoğunlukla tekil özelliklerden yola çıkarak genellemelere gitme eylemi ağır basar.
Tip kuramlarında kişilik beden yapısına göre sınıflandırılır. Alman psikiyatr Ernst Kretschmer’in öncülük ettiği bu kuram, 3 temel beden tipine (somatotip) dayanır. Geniş gövdeli, kısa kol ve bacaklı, şişmanlama eğilimindeki kişilerin oluşturduğu piknik tip, Kretschmer’in klinik gözlemlerine göre manik – depresif psikoza ve siklotimi denen duygusal dalgalanmalara yatkındır. Bunun karşıtı olan astenik tipin özelliği ince uzun gövde, uzun kol ve bacaklar, kilo almama eğilimidir; astenik tipler şizofreniye yatkındır. Geniş omuzlu ve dar kalçalı atletik tipler ise ruh ve akıl hastalıklarına en az yatkın olan kişilerdir. Daha sonra tanımlanan displastik tip, bu 3 tipin hiçbirine tam uymayan karışık beden özellikleri gösterir. Önceleri ilgi gören, hatta popüler bir nitelik kazanan bu sınıflandırma, bedensel özelliklerle kişilik arasında kesin bir bağlantı olmadığı gerekçesiyle giderek terk edilmiştir.
Durum kuramları ya da analitik kuramlar Sigmund Freud’un psikanaliz kuramından türemiştir. Bu kuruma göre kişilik üst benlik, benlik ve ilkel benlik denilen ruhsal katmanlara ayrılır ve bunlar arasında ki etkileşimin sonucu olarak gelişir. Çoğunlukla cinsel içerik taşıyan biyolojik kökenli dürtüler de bu etkileşimde belirleyici bir rol oynar. Kişilik gelişiminin tümüyle bilinç dışı süreçlerle açıkladığı, tarihsel ve toplumsal koşulları göz ardı ettiği gerekçesiyle eleştirilmesine ve çeşitli değişikliklere uğramasına karşın bu yaklaşım, çağımızın en etkili ve popüler kişilik kuramlarındandır.
Carl G. Jung da, Freud’unki kadar kapsamlı bir kişilik kuramı geliştirmemekle birlikte, gene bilinç dışı öğelere ağırlık vermiş ve bu kavramı daha da geliştirerek, kolektif bilinç dışı kuramını ortaya atmıştır. Jung’a göre kolektif bilinç dışı insanın ortak fiziksel ve davranışsal özelliklerini belirler; kişi bilinçli “aklı” ile kendini tanır, ama kolektif bilinç dışı onun tarihi ve bilinçsiz olan yanıdır. Öte yandan kişi, Jung’un persona adını verdiği bir tür maske aracılıyla kişiliğin bilinç dışı öğelerini dışa vurmaksızın toplumda kabul görebilir.
Alfred Adler, Freud ile Jung’un toplumsal etkenleri dışta bırakan kişilik kuramlarına karşı bireysel psikolojinin öncülüğünü yaptı. Kendi kişilik kuramında insanın gücünü ve bilinçli etkinliğini vurgulayarak eksiklik duygusunun giderilmesine yönelik çabaların kişilik gelişimine temel olduğunu öne sürdü. Bu çabalar olumlu yönde geliştiğinde kişiliğin de olumlu nitelikler kazanacağını yoksa saldırgan dürtülerin gelişeceğini savundu. Kendini gerçekleştirme adını verdiği bu sürecin adı topluma uyum sağlama ve kabul görmeydi.
ABD’li psikolok Henry A.Muray, kişiliğin gereksinimler içinde oluştuğunu öne sürdü. Onun hazırladığı gereksinimler listesi, kişiliğin istatistik yöntemleriyle çözümlenmesine yönelik testlerin temelini oluşturdu. Bu testlerin bilinç dışı davranışları ortaya çıkarma amacı taşıması, kişiliğinde bilinç dışı süreçlerinin ürünü olduğu savına yol açmıştır.
ABD’li psikolok Gordon W.Allport kişiliği tümüyle bireysel ve tekil özelliklerden oluşan bir bütün olarak ele aldı. Ona göre insan davranışı değişmeyen, tümüyle öznel ve tekil kişilik özelliklerince belirleniyordu.
ABD’li psikolog William McDougall’ın kişilik özellikleri (trait) kuramına göre ise kişilik, kalıtsal (birincil) ve öğrenilmiş (ikincil) özellikler bütünüdür. Kişilik özelliklerini tek tek ele almaya dayanan bu yaklaşımlar sonucu 1936 larda, faktör analizi denen istatistiksel yöntem ortaya çıktı. Test verilerinin ölçümü sonucunda faklı “faktör” ler, yani iddacı candan, duygusal, vicdanlı gibi kişilik özellikleri belirleniyordu. Faktör analizinin amacı bu tür kişilik özelliklerinin olabildiğince değişmez bir biçimde sınıflandırılması ve bunun kişiliklerin gruplara ayrılmasında ya da psikiyatrik tanıda kullanılmasıydı.
Kişiliğin toplumsal boyutu; Kişilik sorunu tartışmalarının temelini, kişisel ile toplumsal olan arasındaki fark ve ilişkiler oluşturur. Deneyici kuramlar kişiliği öznel, toplumsal olandan bağımsız, değişmez özellikler bütünü biçimde ele alırken, diyalektik kurumlar kişiliği, öznel olanın toplumsal olanla etkileşimi içinde gelişen ve yaşam boyu değişim gösteren bireysel özellikler olarak nitelendirir.
İnsanın amacı, eylemleri ve kimliği, bu tartışmanın bir başka boyutudur. Eğilim, gereksinim, ilgi ve ülküler insanın amacını oluşturur. Belirli bir etkinliğe olan eğilim ve ilgi sonucunda belli gereksinimler ortaya çıkar. Çocuklukta oyunla başlayan ve giderek işe dönüşen etkinliğe yönelik ilginin belirmesinde toplumsal etkenlerin rolü büyüktür. Eylemler ise ilgiye yönelik belirli beceri ve yeteneklerin sonucudur. Ürün verici bir işin doğması gereksinimleri artırır, çeşitlendirir, değiştirir ve böylece yeni ilgi alanları ile ülküler belirir; yetenekler yeniden gelişir ve artar. Dolayısıyla insanın amacı ve eylemin açıklanması da toplumla ve topluma sunulanla geri besleme ilişkisi içinde sürekli değişim gösterir.
İnsanın kimliğini ise mizaç karakter kavramlarıyla birlikte ele almak gerekir. Mizaç kişiliğin dinamik yanını oluşturur. Bir yandan tez canlılık, atılganlık gibi özelliklerle etkinliğin hızını belirlerken, duygusal etki, etkileşimdeki kalıcılık ve güçlülüğü de içerir. Mizacın hareket ve duygu alanında ki bu ikili özelliği, beyin kabuğu ile beyin sapı arasında ki yapısal ilişkinin dengesine bağlıdır. Rus fizyolog İvan Pavlov, beyin kabuğunda oluşan uyarılma ve ketleme süreçlerine göre mizacı güçlülük, dengelilik, hareketlilik çizgisi içinde 4 tipe ayırır.
Güçlü, dengeli, hareketli – canlı tip
Güçlü, dengeli, hareketsiz – sakin, yavaş tip
Güçlü, dengesiz engelsiz tip
Zayıf tip

Kişinin dış dünya, toplum, toplumsal değer yargıları ve başka insanlarla ilişkilerinde toplumun kişiye vermiş olduğu değer biçiminde tanımlanabilen karakter, yapısal ve kalıtsal bir nitelik taşımaz, çevre koşullarınca belirlenir. Toplumsal ve kişisel açıdan önemli olan koşul ya da davranışlar arasında ki uyum, karakteri önemli ölçüde etkiler. Ödev ve sorumluluk içinde belirlenen bu etki tutum ve davranışlara yansır; güdülenim süresince giderek alışkanlık biçimine bürünür. Toplumsal ve kişisel davranışlar arasındaki çelişkinin derinleşmesi sonucunda dış dünya ile çatışmalı karakter oluşur.








KİŞİLİK ÖLÇÜMÜ VE DEĞERLENDİRİLMESİ

Kişiliğin ölçümü ve değerlendirilmesinde kullanılan yöntemler genel olarak test yöntemleri ve test dışı yöntemler biçiminde 2 ye ayrılır. Başlıca test dışı yöntemler görüşme ve gözlemdir. Görüşme, genellikle soru yanıt biçiminde gerçekleşir. Bununla birlikte konuşmanın planını, sistemli ve standart olması önemlidir. Bu yöntem hiçbir zaman bir iç gözlem aracı olarak değerlendirilmemelidir. Genellikle işe almada, işe yatkınlık, iş deneyimi ve amacı gibi konuların araştırılmasında ya da psikiyatrik görüşmede sorunu ve hastalığı saptamada kullanılır. Nesnel gözlem de denen davranış gözlemi, insan davranışlarının doğal ya da oyun gurubu gibi yapay bir ortamda incelenmesi ilkesine dayanır. Gözlemin öznellik ve etkilenmeden uzak biçimde tümüyle dışarıdan yapılması ve değerlendirmenin ruhsal süreçlere özleştirilir ve öznel değerlendirme ortaya çıkar. Gözlem ve görüşme verilerinin standartlaştırılması amacıyla çoğu zaman değerlendirme tabloları kullanılmaktadır. Kişinin güvenilir, yararlı bir biçimde saptanmasını amaçlayan ve zeka testleri örneğinden yola çıkarak oluşturulan kişilik testleri, özellikle Batı ülkelerinde yaygın kullanım alanı bulmuştur.

TEMEL KİŞİLİK ÖZELLİKLERİ

Dört çift temel kişilik özelliği şunlardır;
Dışa dönüklülük (D) ve İçe dönüklülük (İ)
Bunlar, iç dünya ile dış dünya arasındaki tercihimizi belirler.
Duyumsama (Du) ve Sezgisellik (S)
Bunlar, çevremizdeki dünya hakkında ki bilgileri nasıl edindiğimizi belirler.
Düşünme (Dş) ve Hissetme (H)
Bunlar, karar verme sürecimizin göstergesidir.
Yargılama (Y) ve Algılama (A)
Bunlar, daha düzenli bir yaşam tarzıyla, daha esnek bir yaşam tarzı arasında ki tercihimizi gösterir.

BERY SHEDDEN’den temel kişilik özellikleri hakkında küçük bir hikaye;

VİŞNELİ PASTA YERKEN

Dışadönükler, çok yorgun değillerse veya ilgileri henüz sönmemişse pasta ve diğer herşey hakkında konuşma gereği duyacaklardır. (Bir (Y) değilde (A) iseler, olasılıkla ağızları doluyken)
İçedönükler, İSDş iseler, ya da henüz bir tartışmadan çıkmışlarsa, sessizce pastayı yiyeceklerdir. İduDş iseler ve uzun süredir yalnız kalmışlarsa yerken konuşabilirler, ama bunun D’lerin konuştukları konular olması gerekmez.
Duyumsayanlar bunun vişneli bir pasta olduğunu dikkat edecek ve tadına varacaklardır;
Ddu’lar, aslında çok açık olsa da bunun hakkında yorum yapacaklardır. DuY, önce kekini yiyip vişneleri sona saklayabilirler, ama daha ziyade, çatallarına geleni yiyeceklerdir. DuA’lar, vişneyi seviyorlarsa önce onları yiyeceklerdir.
Sezgisel tipler bunun vişneli pasta olduğunu fark etmeye bilirler, ancak kesinlikle yarın ne gibi pasta çıkacağını merak edeceklerdir. Ortamın havasından aslında kendilerinin de çiğnemekte oldukları şeyi herkesin beğenip beğenmediğini anlayacaklardır.
Düşünenler vişneli pasta hakkında düşüneceklerdir. DuDş’lar olasılıkla pastanın tarifini çıkarmaya çalışacak ve bunun başka hangi tariflerde kullanılacağını düşüneceklerdir. Sdş’ler tümüyle başka bir şeyi düşünüyor olabilirler, örneğin yediğimiz şey hazımsızlık yapar mı, ya da kilo sorunumu arttırır mı vb... D’lerin yorumlarından bir tanesi bile İSDş’lerin dikkatini çekebildiyse (İSDşA’ların dış etkilere kapalı olduğunu hatırlayın), İSDşY’ler bir süre düşündükten sonra açık bir dille “insanlar yedikleri şeylerle ilgili böyle büyük tantana yapmamalılar; hayatta düşünecek çok daha önemli şeyler var” diyebilirler!

KİŞİLİĞİNİZİ TANIMANIN YOLLARI
Hissedenler pastayı beğenip beğenmediklerini fark edecek, buna göre ya mutlu olacak ya da kendileriyle aynı şeyleri hissettiklerine emin oldukları diğer insanlar için kaygılanacaklardır. Herhangi birisi H’nin hissettiklerine ters bir duyguyu dışa vurursa, H gerçekten de çok üzülecektir. HY iseler, gruptaki bu uyumsuzluğa neyin neden olduğunu bulmaya çalışacak ve bu nedeni ortadan kaldırmaya çalışacaklardır. Eger DHY iseler, olasılıkla garsona başka ne seçenekler olduğunu soracaklardır. DduHY, şikayette bulunanlara şunu soracak kadar işi ileri vardırabilir: “Kim pastanın kekini, kim vişneleri tercih ediyor?” ve değiş tokuş yapmayı (kendi tercihi olsun olmasın) önerebilir, böylece mırın kırın edenler istediklerini elde ederler ve yeniden barış sağlanır.
Yargılayıcılar vişneli pasta yemenin normal ve kabul edilebilir yolunu göstermek isteyeceklerdir.
Algılayıcılar pastalarının tadını çıkaracak, kırıntıları parmaklarıyla toplayacaklardır!
Ve TÜMÜ DE İYİ VAKİT GEÇİRMİŞ OLACAKTIR!!!!

FARKLI KİŞİLİK TİPLERİNİN PROFİLLERİ

Bu bölümde 16 tipin profilini ele alacağız. Buna başlamadan önce her tipte bulmayı umduğumuz özellikleri bir hatırlayalım. Bu özellikleri kendimizde ve çevremizdekilerde açıkça tanıyabiliriz. Çok kısaca tiplerin özelleri şunlardır;

Dışadönükler dışarıya daha açıktırlar, konuşmak onlar için kolaydır, diğer insanlarla çalışmayı ve oynamayı severler

İçedönükler daha çekingendirler, daha az konuşurlar ve kendi başlarına kalmaya ihtiyaç duyarlar

Duyumsayanlar bugünde yaşarlar, gerçeklere güvenirler ve pratik sorunlarla iyi başa çıkarlar; her şeyin belirli ve ölçülebilir olmasından hoşlanırlar

Düşünenler mantık ve nesnel irdeleme yoluyla karar verirler; yüreklerinden ziyade kafalarını kullanırlar

Hissedenler diğer insanları daha çok önemserler ve onların ihtiyaçlarını karşılamayı severler; kafalarından ziyade yüreklerini dinlerler

Yargılayıcılar düzenli olmayı severler, projeleri bitirmek için çalışmaya başlarlar

Algılayıcılar esnek olmayı severler, sürekli bilgi topladıkları için değişikliğe de açıktırlar

Bu kısa tanımlara bakarak her tipi çabucak gözümüzde canlandırabiliriz. Örneğin, bir DduDşY tip, dışarı dönüktür, gerçeklere güvenir, mantıklı ve düzenlidir. Bir İSHA tip çekingen, yaratıcı, insanları önemseyen ve esnek bir insandır. Her tipin kendine özgü özellikleri vardır. İzleyen tip profilinde kendi tipinizi okuduktan sonra sizin tam zıddınız olan tipin profilini de okuyun, bu, zorlandığınız bazı şeyleri görmenizi sağlayacaktır.
Diğer bir nokta da, her tipin genel toplumun yüzde kaçında bulunduğunu görmektir. Örneğin, tüm Ddu tipler, kendi özelliklerini taşıyan birçok insana yaşar ve çalışırlar, buna karşın tüm İS tiplerin kendilerine benzer insanlarla karşılaşma olasılıkları düşüktür, bu da bazen bir yalnızlık duygusu verir.





DIŞADÖNÜK-SEZGİSEL-HİSSEDEN-YARGILAYICI (DSHY)
Dışa açık yaratıcı insanları önemser düzenli
İnsanlara karşı sıcak ve ilgili bir yaklaşım ve her şeyi düzenleme ve önerilerde bulunma yetisi DSHY’leri grupların gözde liderleri haline getirir. Bir DSHY bir şeye inandığında, çevresindekileri de heveslendirir ve akıcı konuşması ve ikna edici yaklaşımıyla diğer insanların kendi fikirlerine uymasını sağlar. DSHY’ler diğer insanların yaklaşımlarına yanıt verirler, bu da onları popüler yapar.

İÇEDÖNÜK-SEZGİSEL-HİSSEDEN-YARGILAYICI (İSHY)
Çekingen yaratıcı insanları önemseyen düzenli
İSHY’ler çok derin duyguları olan insanlardır; çevresindeki herkese karşı ilgi ve şefkat gösterirler. Diğer insanların kişisel gelişimine katkıda bulunma arzuları güçlüdür ve insanlar için esin kaynağı olabilirler.
Ne var ki, birçok kişi İSHY’nin en iyi niteliklerinden yararlanamaz, çünkü karşısındakini iyi tanıyıp güvenmedikçe kendini açmaz. İnsanlar İSHY’nin iyi bir insan olduğunu hissederler ama onu biraz soğuk bulurlar. İSHY’ler hiç de soğuk değildirler ve yoğun duyguları vardır, ancak en derin ve en karmaşık düşünce ve duyguları içlerinde kalıp asla diğer insanlarla paylaşılmayabilir. Anlayışlı bir DS tip içgüdüsel olarak bu zengin iç yaşamı görebilir ve İSHY’nin bunu çevresindekilerin yararına kullanması için ona yardımcı olabilir.
İnsanlar her zaman bir İSHY’nin işini zamanında bitireceğine, toplantılara tam vaktinde katılacağına ve sözünü tutacağına güvenebilirler. Projeleri ve işleri vakitlice yaparlar son dakika koşuşturmasından hoşlanmazlar. Sözlerini tutamamaktan nefret ederler ve bunu önlemek için ellerinden geleni yaparlar. Çalışkan ve inatçıdırlar, bazen işleri bitirme gereksinimi, düşünme ve hayal kurma gereksinimiyle savaşa tutuşur.

DIŞADÖNÜK-SEZGİSEL-HİSSEDEN-ALGILAYICI (DSHA)
Dışa açık Yaratıcı İnsanları önemser Esnek
DSHA’ların dolu ve değişken bir yaşam tarzları vardır ve yaşamları boyunca birçok iş değiştirmek onlar için olağandır. DSHA’lar çalıştıkları işe sıcaklık ve coşku getirirler ve hayal güçleri ve zekalarıyla, yeteneklerini kendilerini çeken herhangi bir şey için kullanabilirler. Diğer insanlar onların güler yüzle ve insancıl tutumlarından hoşlanırlar ve bu onları genellikle popüler yapar.


İÇEDÖNÜK-SEZGİSEL-HİSSEDEN-ALGILAYICI (İSHA)
Çekingen yaratıcı insanları önemser esnek
İSHA’lar ileri derecede duyarlı ve sezgisel oldukları için sıradışı insanlardır. İlgilenmeyi seçtikleri konularda cömert ve aşırı bir tarzları vardır. Çok geniş bir bilgi dağarcıkları ve algıları vardır, bunları da genellikle öğretme veya yazma şeklinde ortaya koyarlar. Günlük ilişkilerde bazı insanlar İSHA’ların çekingen ve uzak olduklarını düşünebilirler, ancak bu yanlış bir hükümdür.

DIŞADÖNÜK-SEZGİSEL-DÜŞÜNEN-YARGILAYICI (DSDşY)
Dışa açık yaratıcı mantıklı düzenli
Bu tipten insanlar samimi ve doğru sözlüdürler, doğrudan iletişim kurarlar. Diğer insanlar onların ne kastettiklerini çoğunlukla anlar. Bu yaklaşım, bazen daha yumuşak tiplere saldırganca gelebilir. Ancak DSDşY’ler diğer insanlara her şeyi açıklama ve netleştirme ihtiyacı duyarlar. DSDşY’nin büyük bir örgütleme gücü vardır. Özellikle de zamanı ve insanları etkili şekillerde kullanma konusunda. Sıklıkla yönetici konumlara getirilmelerinin nedeni budur.

İÇEDÖNÜK-SEZGİSEL-DÜŞÜNEN-YARGILAYICI (İSDşY)
Çekingen yaratıcı mantıklı düzenli
İSDşY’lerin öngörüşlü ve yaratıcı zihinleri hep yeni bir proje ile meşguldür. İşler yolunda gidiyor gibi görünse bile, İSDşY hoşnut olmaz ve bir şeyleri düzeltmenin yollarını arar. İSDşY, mümkün olabildiğince planlarını eyleme koymaya gayret eder.
İşte, İSDşY’ler geleceği görebilen ve plan yapabilen orijinal insanlar olarak görülürler. Bu değişiklik ve gelişmeyi tüm düzeylerde sağlama arzuları, projeleri bitirme konusunda iyi örgütleme güçleriyle desteklenir.

DIŞADÖNÜK-SEZGİSEL-DÜŞÜNEN-ALĞILIYICI (DSDşA)
Dışa açık yaratıcı mantıklı esnek
DSDşA’lar çeşitli etkinliklere katılırlar ve genellikle çok değişken ilgileri ve projeleri aynı anda yürütebilirler. Fikir üretme konusundaki müthiş yetenekleri, yollarına çıkan hemen her şeyde kullanılır. Her an akıllarına yeni fikirler gelir, ve zihinlerinde yeni fikirler sürekli dönüp dolaşır. DSDşA’lar hep projeden projeye atılırlar ve bu sırada yeni bilgiler edindikçe fikirleri de değişir.
Diğer insanlar, özellikle de daha Y tipler bunu bazen rahatsız edici bulabilir; bir yolu izlemeye başmışlarsa ve DSDşA dönüp artık başka türlü düşündüğünü söylerse, akıları karışabilir. DSDşA’ların kaynakları zengindir. Düşünceleri öyle hızlıdır ki pek az insan onlara ayak uydurabilir.

İÇEDÖNÜK-SEZGİSEL-DÜŞÜNEN-ALGILAYICI (İSDşA)
Çekingen yaratıcı mantıklı esnek
İSDşA’lar tüm düşündüklerinde mantıklı ve akılcıdırlar ve genellikle zeka olarak üstün oldukları düşünülür. Bunun nedeni, belirli bir konuda çabucak önemli verileri toplamaları ve önemsiz şeyleri ayıklamalarıdır. İSDşA’lar genellikle onların karmaşık mantık sistemlerini izlemeyen diğer insanların bir adım önündedirler.
İSDşA yeni bilgiler edindikçe, zihinleri hemen bunalar uyum sağlar ve o anki düşünce kararları buna göre değişir. İSDşA bunu yaparken mutlu olur yaşamdaki her şeyin değişmeyi ve genişlemeyi sürdürdüğünü hisseder. Sorunları genellikle, özgün bir yanıtı olan belirli ve değişmez durumlar olarak değil, ortaya çıkan ve gelişen durumlar olarak görür.

DIŞADÖNÜK-DUYUMSAYAN-DÜŞÜNEN-YARGILAYICI (DduDşY)
Dışa açık direktiflere uyar mantıklı düzenli
DduDşY’lar, ayakları yere basan, pratik insanlardır. Çevrelerindeki dünyada neler olup bittiğinin farkındadırlar çünkü genellikle olayların orta yerindedirler. Doğrudan ve açık sözlü oldukları için insanlar DduDşY’nin kendileri hakkındaki düşüncelerini bilirler. İşte insanların güvenilir ve üretken olmalarını beklerler. DduDşY’lerin yüksek standartları vardır ve diğer insanların da bunlara sahip olmasını beklerler.
Fikirler ve kuramlar, ancak uygulamada nasıl işleyeceklerini bildiği durumlarda DduDşY için yararlı kabul edilirler. Bir şeyin yararlı bir sonucu olacağını hissederlerse onu desteklerler, aksi halde o fikir işe yaramaz kabul edilir.

DIŞADÖNÜK-DUYUMSAYAN-HİSSEDEN-YARGILAYICI (DduHY)
Dışa açık direktiflere uyar insanları önemser düzenli
DDuHY sıcak, dışa açık, ayağı yere basan ve düzenli insanlar olarak birçok kişiyi çeken bir tiptir. İnsanlara onlarla ilgilenildiği duygusun veren bir ilişki şekilleri vardır. Örneğin eve geldiklerinde paltolarını tutmak, besleyici bir yemek hazırlamak ya da nasıl olduklarını sorup ihtiyaçlarını karşılamak gibi. Kadınlar evdeki rollerinden memnundurlar, genellikle aileyi evde tutarak ve hafta sonlalı eve gelmelerini teşvik ederek bunu uzatmaya çalışırlar. Erkekler de aynı şekilde şefkatli babalar olarak görülürler.
DDuHY’ler çok dost canlısıdırlar ve işi konuşmacılardır. Aile yaşamı ya da işte çalışanların yaşamlarıyla ilgili sonsuz ayrıntılar hakkında söyleycek pek çok ş eyleri vardır. Çocuk sahibi olmayan DDuHY kadın büyük bir üzüntü ve düş kırıklığı yaşar.

İÇEDÖNÜK-DUYUMSAYAN-HİSSEDEN-YARGILIYICI (İduHY)
Çekingen direktiflere uyar insanları önemser düzenli
Sessiz, ciddi, özenli ve sıkı çalışan sıfatları İduHY’yi tanımlar. İduHY nadiren kendi borusunu öttürür ve yaptıkları için nadiren takdir toplar – bunun nedeni diğer insanların onun taklılarının sıklıkla farkında olmayışıdır. İduHY genellikle kendini belli etmeden yardımcı olur ve nadiren dikkatleri üzerine toplar.
İduHY yıllarca aynı işte çalışabilir. Başkalarının sıkıcı bulacağı işleri sakince ve sabırla yürütür. İduHY yaptığı için insanlara hizmet eden bir yanı olmasını ister, böylece diğer insanlara yararlı bir şeyler yaptığını hisseder. Muhasebe, bankacılık, sigortacılık gibi bir işte çalışıyorsa, insanlarla kişisel temas kurmayı sever. Kadın İduHY’ler hemşirelik, sekreterlik, resepsiyonculuk, yemek şirketlerinde bir iş ve tıbbın idari işlerinde çalışmaya yönelirler. Bu işleri dikkat ve doğrulukla yaparlar.

DIŞADÖNÜK-DUYUMSAYAN-DÜŞÜNEN-ALGILAYICI (DduDşA)
Dışa açık direktiflere uyar mantıklı esnek
Her zaman söyleyecek ilginç bir şeyi olan DduDşA herhangi bir toplantının odak noktası olarak insanların dikkatini çeker. Kendilerinin ya da diğer insanların başından geçmiş dramatik ve ilginç öyküler anlatabilirler. Yaşamlarının heyecanlı ve değişik olmasını isterler. Günlük yaşamın rutinliği ve evcimenliği onları çabucak sıkar ve genellikle bundan kaçmayı başarırlar. Bu, erkekler için daha kolay olabilir çünkü hem işlerinde hem de çok sevdikleri gezme yoluyla değişiklik yaratabilirler. DduDşA’ların aktif olmaya ihtiyaçları vardır.



İÇEDÖNÜK-DUYUMSAYAN-DÜŞÜNEN-ALGILAYICI (İduDşa)
Çekingen direktiflere uyar mantıklı esnek
Eylemi sözcüklere yeğleyen İduDşA çok konuşmayabilir, ancak bu dünyanın somut gerçeklerinin çok işi farkındadır. İduDşA’lar gözlemcidirler ve küçük pratik ayrıntılara dikkat ederler – iş dünyasında önemli bir beceri. İduDşA önüne çıkan fırsatları görür ve genellikle ne zaman harekete geçeceğini bilir – gereksiz eylemler üzerinde ender olarak enerji harcar. Dedikoduyu ve boş lafı sevmedikleri için insanlar onların ne kadar keskin ve kurnaz olduğunu pek fark edemezler.

DIŞADONÖK-DUYUMSAYAN-HİSSEDEN-ALGILAYICI (DduHA)
Dışa açık direktiflere uyar insanları önemser esnek
DduHA’lar genellikle popüler kişilerdir. Kuram ve analiz DduHA’nin pek ilgisini çekmez, çünkü onlar bir şey hakkında düşünmektense, hareket neredeyse orda olmayı severler. Aynı anda çok sayıda pratik işi yürütebilirler, çünkü konsantrasyonlarını bir işten diğerine verebilme yetisine sahiptirler.
Evde DduHA’lar bir çok işe başlamış olabilirler, ancak çoğu yarımdır. Kendi tamiratlarını yapmak ilgilerini çekmekle birlikte, daha çekici bir iş çıktığında yarım bırakabilirler. Yarım kalmış işler onları endişelendirmez, çünkü bir eşi başlanmış olması onlar için yeterlidir. Bu, her işin tamamlanması gerektiğini düşünen Y bir eşi huzursuz edebilir.

İÇEDÖNÜK-DUYUMSAYAN-HİSSEDEN-ALGILAYICI (İduHA)
Çekingen direktiflere uyar insanları önemser esnek
İduHA’lar, sessiz, yumuşak ve alçakgönüllü oldukları ve nadiren seslerini yükselttikleri için genellikle yanlış anlaşılırlar. Gözlem yetenekleri çok iyidir, her ayrıntıya dikkat ederler, ancak yorumda bulunmayabilirler. Şu anda yaşarlar, eğer yaptıkları şeyden hoşlanıyorlarsa onları başka bir şey yapmaya ikna etmek zordur. Diğer insanlar İduHA’ların yaşamda belli bir yönü olmadığını düşünebilirler, ancak onlar kendileri ve çevrelerindeki dünyanın fazlasıyla farkındadırlar.
Çocuklarla ve hayvanlarla iyi anlaşırlar ve doğayla çok güçlü bağlantıları vardır. Hayat anlayışları “yaşa ve yaşat”tır. Nadiren insanları değiştirmeye çalışırlar, çünkü insanların ve doğanın uyum içindi yaşaması gerektiğine inanırlar. Doğayla bütün olma duygusu, hayvanlarla, çiftçilikle veya doğa korumacılığıyla uğraşmaya yöneltebilir.
Dans, resim ya da müzik gibi konularda İduHA’ların sanata yeteneği olabilir. Konuşmaktan ziyade, kendilerini diğer insanlara bu yollarla ifade ederler. Uzun alıştırmalar veya provalar, plan ya da hazırlık değil de, bir şey “yapmak” anlamına geldiği için onlara yorucu gelmez. Özgürce ve düşünmeden bunu yapabildiklerinde, enerjileri kendilerini çalışmaya zorlayan insanlarınkinden çok daha uzun süre canlıdır.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 25-11-08, 20:40   #3
kingmacer

Varsayılan C: Kişilik



paylaşım için saoL........................
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 30-11-08, 21:49   #4
ALFONZO34

Varsayılan C: Kişilik



++++++++++++++
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat