06-11-07, 20:39
|
#1 (permalink)
|
|
Çevrimdışı..ÖSS :(:(:(
Giriş Tarihi: 14-08-2005
Yer: ¤¤« ƒσяυмтя »¤¤ Takım:Galatasaray
Mesajlar: 15,104
Rep Puanı: 25846051
         
Rep Gücü: 258649
|
Feminizm
Feminizm
1- Genel olarak, fakat dar bir anlam içinde, kökleri 19. yüzyılda bulun*makla birlikte, daha ziyade 1960’lu yıllarda gelişen, ve kadınlar için erkeklerle eşit sos*yal ve politik haklar talep eden hareket veya öğreti. Feminizm, erkeklerin kadınlar üze*rindeki, bir işbölümüyle sonuçlanan cinsel farklılıklardan kaynaklanmış, tahakküm ve sömürüsünün oldukça uzun bir tarihi oldu*ğunu öne sürerken, en ılımlı düzeyde cinsel ayırımcılığın son bulmasını ister, fırsat eşit*liği talebinde bulunur. 2- Özel olarak, ama daha geniş bir çerçeve içinde ve ikinci kuşak feminizmi anlamında erkek ve kadın cinsiyetleri arasındaki ilişkiyi bir eşitsizlik, tabiyet ya da baskı ilişkisi olarak gören ve dolayısıyla bu baskının kaynaklarını ya da nedenlerini ortaya çıkarıp, baskıyı ve eşit*sizliği ortadan kaldırmayı amaçlayan teori.
Buna göre, feminizm, özellikle ikinci ku*şağıyla birlikte daha felsefi unsurlar kazan*dıkça, kadınlar tarafından algılanan sosyal eşitsizlikleri sorgulamadan daha fazla bir şeyler yapmaya, gitgide daha yoğun bir teo*rik çerçeve kazanmaya başlamıştır. Bu çer*çeve içinde feminizm, kadınları erkeklerle ilişki içinde, kaçınılmaz olarak oldukça de*zavantajlı bir konuma yerleştiren hayli de*rinlere kök salmış ideolojik yapılara yöne*lir. Örneğin, Batının politik kurumlarını haklılandırmada oldukça önemli bir yer işgal eden toplumsal sözleşme öğretisi bu tür ideolojik yapılardan biridir. Bu düzlem*de, bilinç ya da benliğin öznelliğin merkezi olmadığını gösteren Lacancı psikanalizin vukuflarından ilham alan feminizm, dil, fel*sefe ve hukuktaki toplumsal cinsiyet eğilim ve yönelimlerini sorgular. Dolayısıyla femi*nizm bu aşamada, feminizmin sosyal eşitlik talebiyle ortaya çıkan ilk düzeyinden farklı olarak, kadınların sadece erkekler gibi ol*mayı amaçlamamaları gerektiğini öne sürer. Kadınları bekleyen görev, özü itibariyle dişil olan yeni bir dil, hukuk ve felsefe ge*liştirme mücadelesi içinde olmaktır. Kadını sözde erkeğin eksik ve aşağı ötekisi olarak tanımlayan bir düşünce geleneğine meydan okuyan feminizm, o halde daha radikal bir düzeyde, dil, toplum ve kültürün erkeğin perspektifinden, eni çıkar ve arzuların ev*renselleştirilmesi temeli üzerinde inşa edil*diğine ve kadının tam ve gerçek temsile yeni bir toplumsal inşa temeli üzerinde ula*şılabileceğine inandığı için, toplumsal do*kunun yeni baştan düzenlenmesini ister.
Feminizm, son çözümlemede en azından kurumlaşmış bir iktidar ilişkisi olarak gör*düğü şeye saldırdığı için, genel yönelimi iti*bariyle bir sol hareket olarak tanımlanır.
|
|
|