Forum TR
Go Back   Forum TR > Bilgi Bankası (Databank) (Ödev) > Lise Bilgileri > Felsefe Sosyoloji Psikoloji
ForumTR'ye Reklam Vermek İçin Tıklayınız: network@frmtr.com
Felsefe Sosyoloji Psikoloji Felsefe - Sosyoloji - Psikoloji Bilgileri Paylaşımlarınız Bu Forumdan

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 02-11-07, 15:43   #1 (permalink)
I ♥ ForumTR
 
Giriş Tarihi: 04-03-2007
Yer: İstanbul
Mesajlar: 782
Blog Mesajları: 6
Rep Puanı: 26099113
pHoTo_tR Rütbe: Artı 11pHoTo_tR Rütbe: Artı 11pHoTo_tR Rütbe: Artı 11pHoTo_tR Rütbe: Artı 11pHoTo_tR Rütbe: Artı 11pHoTo_tR Rütbe: Artı 11pHoTo_tR Rütbe: Artı 11pHoTo_tR Rütbe: Artı 11pHoTo_tR Rütbe: Artı 11pHoTo_tR Rütbe: Artı 11pHoTo_tR Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 261015
Varsayılan Kendini Öldüren İnsanlık


Yeryüzünü cennetin küçük bir misâli olarak insanların hizmetine sunan Allah (cc), sonsuz ilmi ve kudreti ile yarattığı dünyamızı, bitki ve hayvanlarla şenlendirerek biyolojik bilimlere mevzu olacak bir ‘ekosistem’ ve binlerce isminin tecellisini gösterdiği bir sergi sarayı kılmıştır. Bu saraydaki mükemmel işleyişlere her an müdahale ederek hassas dengeler üzerinde hayatımızı idame ettiren Sâni-i Hakîm’in ihdas ettiği programlar ve işleyiş prensipleri, sathî bir nazarla anlaşılmayabilir. Ancak O’nun verdiği kalb gözü ve aklı birlikte çalıştırdığımızda, niyet ve nazarlarımız da bulanmamışsa, ekosistemdeki mükemmel işleyişlere bakarak onlarda Rabb’imizin binlerce isminin tecellisini görebiliriz.
İnsanoğlu, hayatını tanzim etmesi için verilmiş lâtifeleri terk edip; hırs, bencillik ve gurur gibi menfî hislerin elinde oyuncak olduğunda, yeryüzü cennetini kolayca cehenneme çevirebilir. İnsanlık, bilhassa son yüz yıl içinde, yeryüzünü cehenneme çevirmek için olanca hızıyla çalışmaktadır. Maalesef bunu yapanların ekseriyeti iyi niyetlerle yola çıktığını ve insanlığa hizmet etmek için çalıştığını söylemektedir. Ancak yapılan tahribatın acı neticeleri gazete ve dergilerde yayımlanmakta, insanlığın nasıl korkunç bir sona koştuğu bilim-kurgu filmlerinde işlenmektedir.
Gözünü hırs bürümüş şefkat ve merhametten mahrum, tabiatın işletilişindeki âhenk ve nizâmdan habersiz, Darwinizmi sosyalleştirerek hayatına düstur edinmiş, tabiî seleksiyonu her şey gören, tüketim ekonomisinin oyuncağı olmuş, dünyayı sömürülecek **** gibi değerlendiren bir zihniyete sahip insanların hâkim olduğu asrımızda, dünyanın korkunç sonu hakkındaki emareler artık gizlenemez hâle gelmiştir: Kırım-Kongo kanamalı ateşi, SARS ve delidana hastalıkları, AIDS, ebola, köpek ve Batı Nil Virüsü ve daha ismini koymadığımız birçok hastalık sebebi mikroorganizmaların elinde, insanlığın sonunun ne olacağı tartışılmaya başlanmıştır.
Materyalist ve pozitivist bakış açısının sebep olduğu çevre felâketlerine karşı, samimi niyetlerle yola çıkan bir grup insan ise, temelde Allah’ın varlığına ve isimlerinin tecellilerine ait bilgiden mahrum oldukları için sadece akıntıya kürek çekmektedir. Son yıllarda çevre haberlerindeki artışa rağmen çevreci faaliyetlerin büyük çoğunluğu, medyadaki bazı sloganlardan öteye geçmediğinden, bu hususta ciddi bir başarıya imza atılamamaktadır. Çevreci faaliyetlerdeki bazı kısmî güzellikler, temeldeki niyet ve nazar bozukluğu sebebiyle hayata geçirilememektedir. Günümüz çevrecileri tabiattaki her varlığın bir yaratılış hikmeti olduğunu hissetseler bile, bunu materyalist bir çerçeveye oturttukları için, yapılanlar “kutsanmış bir doğa” anlayışına ağıt yakmaktan öte geçmemektedir. Varlıklardaki hikmeti ilk başta anlayamayanlar, bu canlılar yok olmaya başladığında bunu anlasalar bile, artık yapacak fazla bir şey kalmamaktadır.
Kuddüs isminin tecellisi olarak çalıştırılan, ölü hayvanları yiyerek beslenen akbabalardan, çeşitli kuşlara, balıklardan omurgasızlara kadar birçok tür, bugün yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Meselâ; Pakistan ve Hindistan’daki akbaba populasyonu 1990’dan bu yana % 95 nispetinde azalmıştır. Akbabaların ölümüne böbrek rahatsızlıklarına yol açan bazı ilâçların sebep olduğu tahmin edilmektedir.1
ABD’nin Minnesota şehrinde ortaokul talebeleri 1995 yılında gerçekleştirdikleri kır gezisinde kurbağaların % 30-40’ında şekil bozuklukları olduğunu tespit eder. Normalden daha küçük, bir ayağı daha kısa veya hiç ayağı olmayan kurbağalar çocuk dergisi Earth Focus’ta yayımlandığında büyük yankılara sebep olur.2 Daha sonra dünyadaki amfibilerin (kurbağa ve semenderler) sayısında bariz bir azalma olduğu tespit edilir. Bu sıralarda değişik yerlerde SARS gibi salgın hastalıkların ortaya çıkması, birçok bilim adamında bazı şüpheler oluşturur. Acaba bu iki hâdise arasında bir münasebet var mıdır?
Tabiî hayatın yok edilmesi ve çevre kirliliğiyle hastalıkların artması arasındaki münasebet, zaman zaman gündeme getirilse de, genelde geçiştirilmiştir. Bilhassa kanser artışı ile gıda, su ve hava kirlilikleri, radyoaktivite ve ağır ****llerin birikmesi arasındaki münasebet, sanayi devlerinin baskılarıyla sürekli unutturulmaya çalışılmıştır. Dünyamızın nüfusu altı milyarı aşmış durumdadır. Bu dev nüfus, yeryüzünün yarıya yakın bir kısmında ikamet etmektedir. Son yirmi yılda dünya atmosferindeki karbondioksit gazı % 30 artmıştır. Havadaki diğer zehirli gaz ve taneciklerin miktarı da giderek artmaktadır. Kullanılabilir su kaynaklarının yarıdan fazlasını tüketmiş durumdayız. Önümüzdeki yıllarda su sıkıntısının en önemli meselelerden biri olacağı belirtilmektedir. Dünyamızı, daha doğrusu yaşadığımız evi hızlı bir şekilde kirletmekte ve yok etmekteyiz. Yaptığımız birçok üretim faaliyetinin tesirleri uzun bir zaman diliminde ortaya çıktığından, olup bitenleri hemen fark edemeyebiliyoruz. Ama denize atılan bir şeyin eninde sonunda kıyıya gelmesi gibi, çevreye verdiğimiz zarar da bir gün bizlere veya torunlarımıza dönüp gelecektir. Bu menfî durumlardan biri de son yıllarda kurbağaların hızla ölmesine bağlı olarak ortaya çıkan hastalıklardır.
Seksenli yılların başında Trakya’da amfibiler hususunda yapılan çalışmalarda, suların kirlenmesine bağlı olarak nesli tükenen amfibilerden ve muhtemel hastalık risklerinden söz edilmekteydi.3 Bunun birinci sebebi kurbağaların yaşadığı sulak alanların azalması ve sanayii atıklarıyla zehirlenmesine bağlı olarak kurbağaların hastalanmasıdır. Parazitik hastalıklar kurbağalarda toplu ölümlere sebep olmaktadır. Sulak alanlara dökülen kimyevî maddeler, gübreler ve yabancı türden hayvanlarla temas, kurbağaların önemli hastalık faktörlerinden sayılmaktadır. Yaratılışından beri yabancısı olduğu bir hayvanla temasın hayvanlarda enteresan bazı neticelere yol açtığından bahsedilmektedir. Meselâ danaların yemlerine hayvanî gıdaların karıştırılması, deli dana hastalığının sebeplerindendir. Bu durum insana insan eti yedirmek gibi bir şeydir. Kurbağalar hassas hayvanlar olduğundan, çevreden kaynaklanan herhangi bir tesire hemen cevap verirler. Bu yüzden kurbağaları biyolojik indikatör (belirleyici, işaret edici) olarak adlandıran bilim adamları da vardır. Kurbağalar, sayılarının azalması ve vücutlarındaki sakatlıklar ile bizlere önemli şeyler söylemektedir. Bakalım bu ikazlara ne zaman kulak vereceğiz.
Son yıllarda ebola, marburg, AIDS ve SARS gibi otuza yakın yeni hastalık ortaya çıktığı gibi, yirmiye yakın eski hastalık da tekrar görülmeye başlanmıştır. Son 10 yılda köpek virüsü, tavuk virüsü gibi virüsler, bilhassa yaban hayatı yaşayan hayvanlarda büyük ölümlere sebep olmuştur. Meselâ; köpek virüsü, Afrikadaki yaban köpeklerinde, aslanlarda ve diğer et yiyen hayvanlarda büyük ölümlere sebebiyet vermiştir.
1989 yılına kadar kurbağalarda bu tehlike fark edilememiştir. Bu tarihten günümüze kadar 125 amfibi (kuyruklu ve kuyruksuz kurbağa) türü yok olmuş veya yok olmak üzeredir. Günümüzde bilinen 6.041 amfibi türü vardır. Bu rakam1962’de 2.155, 1982’de 3.264 ve 1986’da ise 3.952 idi. 2004 yılındaki tür sayımlarında 5.581 olan rakam, günümüze kadar 6.000 rakamını aşmıştır. Hâlen bazı balta girmemiş tropik ormanlarda yeni yeni türler keşfedilmektedir. Bu rakamlar, bilim adamlarının yaptıkları keşif gezileri, sistematik araştırmalar ve bulunan yeni türlerle artmıştır; fakat bütün bunlara rağmen bir taraftan da geçmişten beri bildiğimiz bazı türler yok olmaktadır.
Yeryüzünün tamamını ilgilendiren ısınma, kurbağalar için de tehlikeli bir çevre faktörüdür. Son 50 yılda yeryüzünün satıh sıcaklığı 0,5 ºC artmıştır. Bu yarım derecelik artışla atmosferdeki buharlaşma faaliyetleri değişmiş, şiddetli hava hâdiseleri kurbağaların hayatına kötü tesir etmiştir. El-Nino hâdisesi bunlardan biridir. Basın yayın organlarında zaman zaman bir facia olarak da sunulan El-Nino, aslında Allah’ın (cc) yeryüzüne ihsan ettiği ve binlerce senedir süren bir gıda nakliye hâdisesidir. Gıda bakımından zengin olan soğuk sular, El-Nino hareketleri ile sıcak ve gıda bakımından fakir yerlere taşınır. Bu değişiklik 2-7 senede bir olur. El-Nino’nun tersi olan La-Nino ise, Pasifiği örten soğuk bir battaniye olarak adlandırılır. Ekseriyetle düzenliyken, son 15 yılda bu hava hareketlerinin sıklığı, süresi ve yoğunluğu değişmiştir. Neticede Pasifiğin kuzeybatı bölgelerinde kış aylarındaki kar ve yağmur miktar, azalmıştır.
Enteresan olan husus ise, bu bölgede Saprolegnia ferax adlı mikrop sebebiyle çok sayıda kurbağa ölümlerininde aynı zamana denk gelmesidir. Bazı araştırmacılara göre bu ölümler ozon tabakasının incelmesiyle alâkalıdır. En zararlı ultraviyole ışını olan UV-B ile kurbağa ölümlerinin gerçekten bir münasebeti olabilir. Ancak bu tesir, iklim değişiklikleri kadar kuvvetli değildir. Yağışların az; su derinliğinin sığ olması neticesinde, kurbağa yumurtaları UV ışınlarına daha fazla mârûz kalmış ve % 50’ye varan ölümler rapor edilmiştir. 1999 yılında Kosta Rika’da kırka yakın kurbağa türü yok olmuştur. İklimin kuraklaşmasına bağlı olarak suların azalması neticesinde ortaya çıkan virüs hastalıkları, kurbağa türlerini yok olmasına sebep gösterilmiştir. İklim değişiklikleri sadece kurbağalara tesir etmekle kalmamaktadır. 1991 yılındaki El-Nino hareketlerinden sonra 600 bin kolera vakası ortaya çıkmıştır. Bu rakam 1988’de 50 bindir. Bu demektir ki, mahallî küçük hâdiseler neticesinde bile geniş ölçekli zincirleme tesirler meydana gelebilir. Dolayısıyla, küçük şey yoktur. Çevremize bir çöp attığımızda veya ozon tabakasına zarar verecek bir maddeyi atmosfere saldığımızda ‘Ne olacak canım!’ diyemeyiz. Altı milyar kişi ‘Ne olacak canım!’ derse, canımızdan olabiliriz. SARS vakasında olduğu gibi, kısa bir sürede toplu ölümler görülebilir.
Trematoda takımından yassı şerit kurtları, hayat devr-i dâimine sularda başlar. Daha sonra yine suda yaşayan başka bir canlıya geçer. Dünyada milyonlarca insana tesir eden hastalıklar bunlar vasıtasıyla yayılır. Trematodlar ile kurbağa ölümleri arasında enteresan bağlantılar vardır. Amerika’nın 46, Kanada’nın da 5 eyaletindeki kurbağalarda ayak sakatlıkları rapor edilmiştir. 1700’lü yıllarda da benzer raporlar vardır. % 5-6 civarındaki sakatlıklar kurbağalarda normal kabul edilir. 1700’lü yıllardaki raporlara bu yüzden çok önem verilmemiştir. Ama son yıllarda bu nispet % 15-90 arasında değişmektedir. Trematoda takımının Ribeiroia lârvaları (cercarialar) konakçı olarak sulardaki küçük salyangozları kullanır. Bunların kurbağalar tarafından yenilmesi ile bu lârvalar kurbağa vücuduna yerleşir. Lârvalar kist hâline geçince kurbağanın normal bacak gelişmesi engellenir. Ayaksız veya çok ayaklı hilkat garibesi kurbağalar yaratılır. 2002 yılında Winconsin Üniversitesi araştırmacıları Trematod lârvaları ile sakat kurbağalar ve ziraî gâyeler için yapılmış havuzlar arasında bir münasebet buldular. Bu havuzlar hayvan gübresi ve kimyevî maddeler bakımından zengin olduğundan, küçük salyangozların yoğunluğu buralarda normalin çok üzerindedir. Kuşlar ve kurbağalar da bu havuzları kullanmaktadır. Schistosomiasis denen trematod hastalığı her yıl bir milyon kişiye bulaşmaktadır. Bunun sebebi olarak baraj inşaatları, ormanların yok edilmesi ve düşüncesizce yapılan ziraî faaliyetler gösterilmektedir. Halbuki insanlık binlerce yıldır bu canlılarla belirli bir denge içinde dostça yaşamaktaydı. Yapılan hatalardan geri dönülmesi ise, her zaman pek mümkün görünmemektedir.
Kimyevî ilâçlar, böcek öldürücüler ve bitki zehirleri çevre için genelde tehlikeli maddeler olduğu hâlde, günümüzde maalesef aşırı şekilde kullanılmaktadır. 1940’larda yılda 50 milyon kg ile başlayan bu sektördeki kapasite 50 katlık bir artışla yılda 2,5 milyar kg’a ulaşmış durumdadır. Kimyevî maddeler, bilhassa kurbağaların bağışıklık sistemine menfî tesir ederek hastalık sebebi olan âmillerin vücuda kolayca girmesine yol açar. Atrazine ve Malathion adlı iki bileşiğin kurbağalar üzerindeki tesiri ile ilgili yapılan araştırmalarda, içme suyuna karışan az miktarların bile kurbağalarda eozinofil gibi bağışıklık sistemi hücrelerinin azalmasına ve kistlerin artışına sebep olduğu gösterilmiştir.
Batı Nil Virüsü hastalığı, sivrisineklerden insana, atlara ve kuşlara bulaşan öldürücü bir hastalıktır. Bu hastalık 2002-2003’te 13.000 kişide görülmüş ve bu insanlardan beş yüzü ölmüştür. SARS hastalığı da 2003 yılında toplu ölümlere sebep olan virütik bir hastalıktır. Uzmanlarca hazırlanan bir haritaya bakıldığında kurbağaların sayılarının azaldığı ve nesillerinin tükendiği yerlerde SARS, Batı Nil Virüsü ve 2004 yılında Japonya’da başlayan Tavuk virüsünün sebep olduğu bazı hastalıkların bariz şekilde ortaya çıktığı görülmektedir.
Neden böyle olmaktadır? Çevre biyolojisi ve ekosistem üzerinde çalışanlara göre insanoğlu tabiatın dengesini bozuyor. İnsanoğlu Yaratıcı’nın koyduğu ve her an tasarrufu altında bulunan temel kaideleri ihlâl ederek, biyolojik çeşitliliği öldürüyor. Bu vahim gelişmelerin neticesine de yine insanoğlu katlanıyor; bedelini ağır bir şekilde çeşitli hastalıklara ve çevre problemlerine mârûz kalarak ödüyor. Biyolojik çeşitliliğin çok önemli olduğu hususu geçmişte tam olarak idrâk edilemiyordu; fakat bugün geliştirilen hassas araştırma teknikleri, ufacık bir canlıya bile çok mühim vazifeler yüklendiğini göstermektedir. Deniz altında gözle göremediğimiz mikropları bile çok çok önemli işlerde istihdam etmek üzere hassas cihazlarla donatarak yaratan Rabb’imizin bizlere verdiği akıl ve ilim nimetini kullanarak; petrol ve kömürün bitmesi durumunda, bu canlıların çıkardığı ****n gazından gelecekte enerji kaynakları keşfedebiliriz.
2002 yılındaki bir çalışma, biyolojik çeşitliliğin önemini açıkça göstermektedir: Geyiklerde bulunan bir kene türü insanlarda tehlikeli Lyme hastalığına sebep olur. Biyolojik çeşitliliğin olduğu ortamlarda ise bu hastalık ortaya çıkmaz. Çünkü kan emen bu kene, beslenmek için insan dışındaki canlıları tercih eder. Çeşitlilik azalınca aç kalan kene en sonunda insanlara musallat olmaktadır. 2003 yılında fareler ve Leucopus mikrobu ile yapılan bir çalışmada da biyoçeşitliliğin insanlardaki hastalıkların yayılmasını önlemede mühim bir unsur olduğu bulunmuştur.
Bütün bu tespitler; kâinat ve insanlığın yaratılış gâyesini anlamayanların, sonunda bu yeryüzü cennetini yaşanmaz bir çöplüğe ve hastalık yuvasına çevireceğini açıkça göstermektedir. Bu kaçınılmaz gibi görünen kötü neticenin ortaya çıkmasının önüne geçmek için, üzerinde durulması gereken birinci husus; varlık ve eşyanın yaratılışındaki hikmet ve gâyeleri anlamaya çalışan ilim adamlarının yetiştirilmesidir. İkinci husus ise; bu ilim adamlarının ortaya koyacağı merhamet, şefkat ve hikmet boyutlu yeni ekolojik anlayışlara uygun gerekli düzenlemeleri yapmaktır. Aksi takdirde 21. yüzyıl, insanlık için ‘kendi kuyusunu kazdığı’ kıyamet öncesi felâket yüzyılı olabilir.
pHoTo_tR çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 14:47
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.

Forums Directory eXTReMe Tracker Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Telefon Santrali | Daily News

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız sikayet@frmtr.com email adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to abuse@frmtr.com


Search Engine Optimization by vBSEO

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477