Forum TR
Go Back   Forum TR > Bilgi Bankası (Databank) (Ödev) > Lise Bilgileri > Felsefe Sosyoloji Psikoloji
ForumTR'ye Reklam Vermek İçin Tıklayınız: network@frmtr.com
Felsefe Sosyoloji Psikoloji Felsefe - Sosyoloji - Psikoloji Bilgileri Paylaşımlarınız Bu Forumdan

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 31-10-07, 18:01   #1 (permalink)
I ♥ ForumTR
 
Giriş Tarihi: 04-03-2007
Yer: İstanbul
Mesajlar: 783
Blog Mesajları: 6
Rep Puanı: 26099113
pHoTo_tR Rütbe: Artı 11pHoTo_tR Rütbe: Artı 11pHoTo_tR Rütbe: Artı 11pHoTo_tR Rütbe: Artı 11pHoTo_tR Rütbe: Artı 11pHoTo_tR Rütbe: Artı 11pHoTo_tR Rütbe: Artı 11pHoTo_tR Rütbe: Artı 11pHoTo_tR Rütbe: Artı 11pHoTo_tR Rütbe: Artı 11pHoTo_tR Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 261015
Varsayılan İletişimle Gelen Şiddet


Bir ağacın, neslini ve türünü devam ettirmesinde, çekirdek ve tohum ne ise, insan için de çocuk aynı şeydir. Çocuklarını ihmal eden milletler inkıraza, onları yabancı ellere ve yabancı kültürlere terk edenler de özlerini kaybetmeye mahkûmdurlar. Bu bakımdan geleceklerini garanti altına almak isteyen her toplum, yarın kendisinin mirasçısı olacak olan nesli yetiştirme hususunda son derece titiz davranmalı ve bu konuda bütün imkânlarını seferber etmelidir.

Kitle iletişim vasıtalarıyla dünyanın âdeta bir köy hâlini aldığı günümüzde, çocuklarımızın ve neslimizin, hem bunların zararlı yönlerinden sakındırılması hem de faydalı taraflarından azamî ölçüde istifade etmelerinin sağlanması çok önemlidir. En az 50 TV kanalı, video filmler, sinemalar bilgisayar oyunları, internet, binlerce gazete ve dergi bizi ve neslimizi bombardımana tutarken, gözümüzü ve kulaklarımızı bunlara karşı kapalı tutmak bir çözüm değildir. Çözüm değildir, çünkü, bütün bu vasıtaların hayra ve insanlık hizmetine kullanılması da mümkündür ve neslimiz bundan önemli ölçüde yararlanmanın yollarını aramalıdır. Fakat zararlarını bilmek ve bunlardan neslimizi uzak tutmaya çalışmak, sadece milletimiz açısından değil, insanlık açısından da büyük önem arz etmektedir. Çünkü, modern kitle iletişim araçları sayesinde artık dünyanın bir yerinde olan bir çılgınlık veya kötülük, anında her yana yayılmakta, âdeta ışık süratiyle her ülkeyi kısa zamanda etkisi altına almaktadır. Özellikle iyi terbiye görmemiş, ruhî melekeleri gelişmemiş, önüne millî varlık ve ruhunu koruma gibi hedefler konmamış nesillerde bu menfi etkilenme daha süratli olmaktadır.

Günümüzde kitle iletişim araçlarının gençliği tehdit eden pek çok problemi (sigara, alkol, uyuşturucu, pornografi, şiddet vb.) yaygınlaştırdığından şüphe yoktur. Bunların içinde en Önemlisinin, 1999 Nisanında, ABD'nin Colorado eyaletinin Littleton kentinde iki öğrencinin bir liseyi basarak 12 öğrenciyi ve bir öğretmeni öldürmesiyle dikkatleri üstüne çeken "şiddet" olduğu anlaşılmıştır. Benzer bu tür olayların ülkemiz liselerinde de birkaç hafta arayla meydana gelmiş olması, tehlike çanlarının bizler için de çaldığının bir göstergesi olup, sebep ve tedbirlerinin araştırılması ülkemiz için de büyük önem arz etmektedir.

Daha önce ABD'nin çeşitli okullarında bu tür olaylar nadiren olmasına rağmen ülkenin büyüklüğü ve gündemin yoğunluğundan dolayı fazla etkilenmeyen Amerikan kamu oyu, bu olaydan sonra âdeta ayağa kalkmış, olayın sebep ve sonuçları hakkında büyük bir arayışa girmiştir. Birçok genci pençesine alan, insana ve kâinattaki canlı-cansız bütün varlıklara karşı bir sevgi tükenişinin simgesi olan şiddetin nasıl engellenebileceği ve neslin bunun etkisinden nasıl kurtarılabileceği konusu, toplumun önemli ortak bir problemi hâline gelmiştir.

Yapılan araştırmalarda, şiddeti besleyen en önemli faktörler üç grupta toplanmaktadır: Bunlardan birincisi aile ve çevre, ikincisi eğitim sistemi, üçüncüsü ve belki de en etkilisi medya (Amerika'da büyük bir sektör olan video oyunları, video filmleri, Tv ve sinema) yer almaktadır. Yapılan araştırmalarda bilhassa Colorado katliamının suçluları olan Dylan Klebold ve Eric Harris'in arkadaşlarını öldürürlerken, yüzlerce defa oynadıkları bir video oyunurdaki hareketleri tekrarladıkları ve bu oyundaki cadı gibi hareket ettikleri belirlenmiş ve video oyunlarının gençleri şiddete sevk eden önemli bir faktör olduğu anlaşılmıştır.

Gerçekten, bu video oyunları o kadar realistçe ve acımasızca hazırlanmaktadır ki, çocukların kendisini ona kaptırmaması çok zordur. Oyun bittiğinde, kendinizi, bütün düşmanlarını haklayabilen, merhamet nedir bilmeyen, kan akıtmaktan zevk alan, insan üstü/dışı bir varlık olarak bulmanız mümkündür. Tabiatıyla bunun gibi en canice oyunlarla, işlenen cinayetler arasında birebir ilişki olmadığını söylemek zordur. Fakat, pek çok ailenin çocuklarını bu tehlikeli oyunlardan koruyamadıkları ve bu konudaki zayıflık ve acizliklerinden dolayı eğlence endüstrisini suçladıkları bir gerçek olmakla beraber, bir kültürel problemin varlığını da dile getirmekte yarar vardır. O da şudur: şiddet içerikli oyunlarda milyonlarca genci eğlendirmek veya zihinlerini meşgul etmek için sanal ortamda insanları öldürmek mubah hâle getirilmektedir. Zira, gençlerin, özellikle de çocukların müptelâ oldukları bu oyunlarda, öldürmek, yaralamak, sakat bırakmak, temel eğlence unsurlarıdır.

Bu katliamdan sonra ABD'de yapılan bir araştırmada, değişik eyaletlerden seçilmiş 4. ve 8. sınıflar arasındaki 900 öğrenci incelenmiş, yarısının en beğendikleri elektronik oyunların şiddet içerenler olduğu ortaya çıkmıştır.

Şiddete özendirme sadece bu video oyunlarıyla sınırlı değildir. Amerikan toplumunun, diğer ülkelerden daha fazla medya şiddeti ile tanıştığı bir gerçektir. Amerikan Psikoloji Birliğinin yaptığı bir araştırmaya göre; bir çocuk ilkokuldan mezun olana kadar 100.000'den fazla şiddet ihtiva eden Tv görüntüleri arasında en az 8.000 cinayet görüntüsüne şahit olmaktadır. Dolayısıyla, öldürmeyi normal gösteren medya ve yayıncılık anlayışının doğrudan olmasa da büyük oranda sosyal bir etkisi olduğunda şüphe yoktur.

Video oyunlarındaki tehlike ve tehdit diğerlerinden daha önemlidir. Çünkü video oyununda oynayan kişi, oynadığı sürece oyunun kahramanının kimliğine bürünmektedir. Belki bu oyunların, gerçekle fantezi arasındaki farkı bilen çocuklar için zararsız bir aktivite olduğu iddia edilebilir. Fakat bu oyunların daha ziyade şahsiyeti henüz oturmamış, gerçekle fanteziyi ayırmaktan aciz çocuklar tarafından oynandığı bilinmektedir. Hattâ, bunların çoğu, kötü muameleye maruz kalmış veya reddedilmiş, yalnız başına bırakılmış (baba ve anne işte, çocuk evde yalnız) çocuklardır. Zira bu oyunları oynamanın ilk amacı, zihni sürekli meşgul etmek, yalnızlık duygusundan kurtulmaktır. Bilhassa ergenlik çağındaki çocuklarda görülen, topluma küskünlük ve olaylar karşısındaki güçsüzlük, kendilerini bu ölüm oyunlarına vererek bir nevi tatmin olmalarını sağlamakta, dolayısıyla, bu oyunlar bazı çocukları suç işlemeye eğilimli hâle getirmektedir.

Arkansas State Üniversitesi'nden (aynı zamanda emekli bir subay olan) psikolog David Grossman: "Nişan al ve ateş et" tipindeki video oyunlarının, askerlerdeki öldürmeye karşı olan nefreti kırmak için kullanılan askerî stratejinin etkisine sahip olduğunu söylemektedir; ifadesine göre "II. Dünya savaşı sırasında bütün Amerikan askerlerinin sadece % 15-20'sinin silâhlarını ateşledikleri belirlenmiştir. Bu olumsuzluğu ortadan kaldırmak için, atış talimlerinde hedef bir insan olarak canlandırılmaktadır. Bu tarz canlandırma, ordunun askerlerde öldürmeyi bir refleks hâline getirmek için geliştirdiği bir stratejidir." Halbuki video oyunları, ordunun geliştirdiği bu keşiflerin çok daha güçlü versiyonlarını gerçekleştirmiştir. Yine ABD'de Kentucky eyaletinin

Paducah kentinde gerçekleşen olayda, kaatil öğrenci Michael Cameal'in davranışlarında öldürmeyle ilgili video oyunlarının etkisi görülmüştür. M. Carneal, soğukkanlı bir biçimde arkadaşlarına dokuz el ateş etmiş, sekizini vurmuş; hattâ onların da beşini başından ya da boğazından isabet ettirerek öldürmüştür. Birçok video oyununda, kafadan vurmalara ekstra puan verildiği bilinmektedir.

Video oyunlarında realistik temalar, fantezi ile gerçek arasındaki sınırın bulanmasına yardımcı olmaktadır. Meselâ silâhlar, feryatlar, ses efektleri, yaralar, hattâ ağır bir silâhın geri tepmesi bile sanki gerçekmiş gibi modellendirilmektedir. Ayrıca bazı yeni oyunlar, çocukların acıma hissini ve insanî duygularını yok etmeye yönelik olarak hazırlanmaktadır. Meselâ eski video oyunlarında, genellikle kurbanlar suçlular ve gangsterler arasından seçilirken, şimdilerde, yanlış hiçbir şey yapmamış sıradan insanlar (yayalar, çocuklar, sütçüler, gazete dağıtıcıları vb.) arasından seçilmektedir. Bu oyunlarda ateş eden kişi. bir kahramana değil âdeta bir şiddet hastasına dönüştürülmektedir. Hattâ büyük bir elektronik firmasının hazırlattığı böyle bir video oyununun reklamında şu çarpıcı ifadeler yer almakta: "Tetiği çek, vuruşlarının sayısını artır, bombalamayı da unutma, öldürürken soğukkanlı ol." Bu ifadeler ve diğer cinayet çağrıları, bir şaka veya fantezi olarak değerlendirilebilir. Fakat bu işin sonu, çocukları, savunmasız ve sıradan insanları öldürmekten hoşlanmaya götürebilmektedir. Video oyunlarında gelinen en son nokta, kurbanların, artık sıradan insanlardan değil, özel timler, polisler ve kanun adamlarından seçilmeye başlanmasıdır. Bu durum, kanunu uygulayanlara karşı duyulan rahatsızlık ve küskünlüklerin istismar edilerek, gerçek hayatta da buna yol açabilecektir. Nitekim bu tür video oyunlarının iyi para etmesinden cesaret alınarak büyük masraflarla gerçekleştirilen "Matrix" filminde bu durum çok net görülmektedir. Filmin, Goth Stili kıyafetli kahramanı, uzun siyah trençkotu ve sayısız ağır ve modern silâhlarıyla kanunu uygulayan pek çok masum kişiyi öldürmeye mecbur edilmektedir.

Aslında çocuklarda ve gençlerde şiddeti besleyen ve bu oranda yaygınlaşmasını sağlayan faktör, içinde bulundukları aile ve çevrenin kültürel ortamıdır. Bu durum Colorado örneğindeki kaatil öğrencilerde bariz olarak göze çarpmaktadır. Bu öğrencilerokullarında kendi hâlinde başı boş ve dışlanmış çocuklardır. Öğle yemeklerini genelde merdiven altlarında yerler ve okuldaki sosyal elitin acımasız şakalarına katlanırlar -tâ ki bir şeyler onları çizginin ötesine itinceye kadar. Bundan sonra topluma düşmanlık, kendini ispatlama iç güdüsü ve şiddet gelir. Aslında Amerika'daki yetişme çağındaki çocuklar (sadece Amerika'daki değil bütün dünyadaki) aynı bozuk aile yapısı ve kültürel ortamla karşı karşıyadır."

Çocuklarımızın acımasız kaatiller veya onların kurbanları hâline gelmelerini engelleyen bir ortam şu an söz konusu değildir. Fakat bu bütün bütün çaresiz olduğumuz anlamına gelmemelidir. Çocuklarımızın bülûğ çağına kadarki gelişmelerinde onların şiddet yanlısı kişiler hâline gelmesini engelleyen ve müspete kanalize eden kriterler elbette mevcuttur. Yeter ki her aile ve toplum bu konuda gerekli titizliği göstersin ve bu kriterleri ciddiyetle uygulasın.

Çocukların uzun süren bulûğ çağından diğer sıkıntılı dönemlere kadar kat ettikleri mesafede, özellikle ebeveyn için bir takım uyarıcı işaretler vardır: okulda notların düşmesi, depresyon, okul aktivitelerinden uzaklaşma, iştah kaybı, uykusuzluk, yalnızlığın çoğalması, ailesinin tanımadığı birtakım arkadaşlar edinme ve arkadaş gruplarına katılma (ki bunların çetelere dönüşmesi çok kolay olur)... Böyle durumlarda genelde aile, kendi içinde veya çok yakın çevresinde bu problemleri büyümeden çözebilmelidir. Genelde en iyi yöntem, çocuğu, güvenilen ve ruh zenginliğine inanılan bir arkadaş çevresinin içine (mümkünse fark ettirmeden) sokmaktır. Eğer çocuklar ateşli, delici ve yırtıcı âletlere, cinayet ve yaralamaları konu alan hikâyelere, romanlara, çizgi romanlara, filmlere, video oyunlarına ilgi gösteriyorlarsa, vaziyet biraz daha vahimleşmiş ve uzman yardımı gerekli hâle gelmiş demektir. Baltimor Sağlık Enstitüsü'nden çocuk psikiyatristi Susan Villane, çocukların bu hâle gelmelerinde ve gittikçe kontrol dışına çıkmalarında şu sebepleri sayıyor: Tv, internet, yazılı basın, sinema ve video oyunlarında şiddet gösterilerinin gittikçe artması, tek velinin olması (boşanmış anne veya baba) veya ebeveynin çalışmasından dolayı çocuğun ihmali ve yeterince terbiye edilememesi ve büyük okullarda çocuğun kontrol dışı kalması.

Bu konuda Amerikan Psikiyatristler Birliği tıbbî bölüm müdürü Deborah Zarin. ailelere, almaları gereken bazı tedbirleri tavsiye ediyor: "Artık her yerde rahatlıkla ulaşılabilen bir araç konumundaki internetten çocuklarınızı belli bir döneme kadar uzak tutmalısınız, ki onlar bomba yapmayı, silâh kullanmayı, öldürmeyi, pornoyu, nazi sevgisini anlatan Web sitelerinde sörf yapmaktan kendilerini alıkoysunlar. Aynı hususlar video oyunları ve Tv için de geçerli. Çocuklarınızın özel hayatı da olmalı, fakat zamanlarının büyük kısmını boşa harcamalarına müsaade etmemelisiniz. Ayrıca çocuklarınızı çok İyi gözlemleyin. Onları ciddiye alın ve onların dertli veya problemli oldukları zamanı fark edin. Yahut onlarda bir farklılık olduğunda bunu hissetmeye çalışın."

Gerçekten bugün, hakkında en az bilgi sahibi olduğumuz varlıklar, (güya en kıymetli varlıklarımız olduğunu iddia ettiğimiz) çocuklarımızdır. Acaba onların zamanlarını nerede, nasıl ve kimlerle geçirdiklerini biliyor muyuz? Onlar hangi sinemalarda, hangi video klüplerinde, hangi filmleri seyrediyor (Colorado kaatillerinin katliamdan önce defalarca "natural born killers-kaatil doğanlar" filmini seyrettikleri belirlenmiş), hangi müzikleri dinliyor haberimiz var mı? Bunları muhakkak bilmeliyiz. Ayrıca, arkadaşlarını ve arkadaşlarının ailelerini sorumluluğumuzun bir gereği olarak tanımalıyız.

Cornell Üniversitesi Aile Hayatı Geliştirme Merkezi müdürü James Garbaniro "bugünkü modern hayatta, ailelerin çocuklarnı pek çok bakımdan ihmal ettiğini, çok erken yaşta başıboş bıraktığını ve dolayısıyla çocuklarının fiziken ve ruhen nerede olduklarını bilmediğini" ifade etmektedir.

Sonuç olarak, yetişmekte olan çocuklarımız bizim en kıymetli varlıklarımızdır. Pek çok ebeveynin kendi boğazından ve giyim kuşamından kısarak çocuklarına sari ettikleri ve hattâ gerektiğinde onlar için canlarını vermeye hazır oldukları toplumsal bir gerçektir. Fakat aynı hassasiyetin, kıvamlarını bulacakları delikanlılık veya genç kızlık çağlarında onların müspete yönlendirilmesinde gösterilmediği de bir gerçektir. Hem anneler hem babalar, çocuklarının duygu ve düşüncesini hem kendine hem de topluma yararlı olacak şekilde geliştirirlere, millete sağlam bir rükün kazandırmış olurlar. Onu insanî duyguları itibarıyla ihmal etmişlerse cemiyetin içine herhangi bir haşere salmış olduklarında şüphe yoktur.
pHoTo_tR çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 07:19
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.

Forums Directory eXTReMe Tracker Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Telefon Santrali | Daily News

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız sikayet@frmtr.com email adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to abuse@frmtr.com


Search Engine Optimization by vBSEO

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477