Forum TR
ForumTR Servisleri: ForumTR Video - ForumTR Haber - ForumTR Oyun - ForumTR Chat - ForumTR Mail - ForumTR IRC
Go Back   Forum TR > Bilgi Bankası (Databank) (Ödev) > Üniversite Bilgileri > Felsefe / Psikoloji / Sosyoloji

DavraniŞin NÖrobİyolojİk Temellerİ

Üniversite Bilgileri Kategorisinde ve Felsefe / Psikoloji / Sosyoloji Forumunda Bulunan DavraniŞin NÖrobİyolojİk Temellerİ Konusunu Görüntülemektesiniz => A. Beyin ve davranış arasındaki ilişki konusunda 2 alternatif (farklı) görüş geliştirilmiştir. B. Beynin bölgeleri farklı işlevler görmek üzere değişime ...

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 15-01-07, 01:24   #1 (permalink)
JVC
V.H.P
 
Giriş Tarihi: 30-11-2005
Yer: Only Program Download
Mesajlar: 18,876
Rep Puanı: 28389827
JVC Rütbe: Artı 11JVC Rütbe: Artı 11JVC Rütbe: Artı 11JVC Rütbe: Artı 11JVC Rütbe: Artı 11JVC Rütbe: Artı 11JVC Rütbe: Artı 11JVC Rütbe: Artı 11JVC Rütbe: Artı 11JVC Rütbe: Artı 11JVC Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 284121

Varsayılan DavraniŞin NÖrobİyolojİk Temellerİ


A. Beyin ve davranış arasındaki ilişki konusunda 2 alternatif (farklı) görüş geliştirilmiştir.
B. Beynin bölgeleri farklı işlevler görmek üzere değişime uğramıştır.
C. Konuşma ve diğer bilişsel (kognitif) işlevlerin merkezleri beyin kabuğunda yer alır.
D. Duygusal (affektif) ve ırasal (karakter) özellikler de belli anatomik bölgelere yerleşiktir.
E. Karmaşık zihinsel süreçler, beyinde gerçekleşen basit işlemler (elementary operations)
sonucunda ortaya çıkar.
İnsan davranışının temelinde yatan biyolojik süreçleri anlama çabaları oldukça eskilere
dayanır. Örneğin, M.Ö. beşinci yüzyılda Hippocrates şöyle diyor:
"İnsanoğlu bilmelidir ki neşe, sevinç, keder ve elem gibi tüm duygularımız keza
kahkahalarımız ve göz yaşlarımız beyinden, yalnızca beyinden kaynaklanır. Onun aracılığı
ile düşünürüz; görür, işitir ve çirkini güzelden, kötüyü iyiden, hoş olanı olmayandan ayırt
ederiz. Bizi çıldırtan, içimizi korku ve dehşetle dolduran, gece ya da gündüz uyku veren,
uygun olmayan hatalar, amaçsız bunaltılar, dalgınlık ve alışılmışa ters davranışlar getiren
de yine odur."
SİNİR SİSTEMİ
Bir insanın yaşamını sürdürebilmesi için çevresiyle sürekli olarak ilişki içinde bulunması ve
alt sistemleri arasındaki etkileşimlerin sürmesi gerekir ki, bunu sağlayan bütünleştirici
sistemlerin en önemlisi sinir sistemidir.
Nöron
Sinir sistemini oluşturan özgül yapısal ve işlevsel birimlere (hücre) nöron denir. Canlının her
tür davranışı, beynin belli bölgelerinde yer alan bir nöron kümesinin etkinliğiyle gerçekleşir.
İnsan beyninde 10 milyar dolayında nöron ile doğar, sonraki yıllarda beynin büyümesi
nöronların büyümesi ve aralarındaki bağlantıların çoğalmasıyla gerçekleşir. Nöronlar
ölünce yenilenmez.
Nöron gövdesinin (soma) çapı 1/10 - 200 mm arasında
Akson uzunluğu 1 mm ile 1mt arasında
Nöronlar bir uyarıyı iletir ya da iletilmesini engeller.
Sinir sistemi 2 gruba ayrılır:
1.Merkezi sinir sistemi
A. Beyin (cerebrum) Ağırlığı bedenin % 2'si kadardır
I. Arka beyin: Medulla, beyincik, pons
II. Orta beyin: (Görme, işitme) Beyin sapı, RAS
Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı
- 2 -
III. Ön Beyin: Talamus, hipotalamus, limbik sistem, beyin kabuğu (korteks)
B. Omurilik
İstem dışı davranışlar, refleksler
2. Çevresel sinir sistemi
A. Somatik sinir sistemi: Dış dünya
B. Otonom sinir sistemi: İç organlar, salgı bezleri
Bugün çağdaş nörobiyoloji de davranışın beyin işlevinin bir yansıması olduğu görüşünü
savunmaktadır.
Bu görüşe göre ruhsal- zihinsel süreçler beynin bir dizi işlevinin ürünüdür.
Nasıl ki yürüme, soluk alma, gülümseme gibi basit motor devinimler beyin işlevinin birer
ürünü ise; duygulanım, öğrenme, düşünme, beste yapma gibi karmaşık duygusal ve bilişsel
davranışlar da beyin işlevinin birer ürünüdür.
Bu açıdan bakıldığında, duygusal ve bilişsel bozuklukların görüldüğü psikiyatrik
hastalıkların, beyin işlevinin bozulmasıyla ilintili olduğu söylenebilir.
A. Beyin ve davranış arasındaki ilişki konusunda 2 alternatif (farklı) görüş geliştirilmiştir
Beyin ve davranış konusundaki bugünkü görüş; geçen yüzyıldan başlayarak anatomi,
histoloji, fizyoloji, farmakoloji ve psikoloji bilimlerinin katkılarıyla oluşmuştur.
19. yüzyılın başlarında Avusturyalı bir hekim ve nöroanatomist olan Franz Joseph Gall'ün
öncülük ettiği phrenology akımı; zihinsel süreçlerin beyinden kaynaklanan biyolojik bir
temeli olduğunu ileri sürer. Bu görüşe göre beyin üniter bir organ olmayıp, her biri özgül
bir zihinsel süreçle ilintili en az 35 değişik merkezin toplamından oluşmaktadır. Gall sevgi,
cömertlik gibi soyut zihinsel işlevlerin bile beyin kabuğunda ayrı birer merkezi olduğunu
düşünür.
Kişilik yapısıyla beynin anatomisi arasında bir ilişki kurmaya çalışır (anatomical
personology)
Phrenologistlerin bu görüşü yine 19. yüzyılın başlarında Pierre Flourens tarafından hayvan
deneyleri aracılığıyla sınanır. Flourens hayvan beyinlerinin değişik bölgelerini çıkararak, bu
bölgelerin hayvanın davranışlarıyla ilintisini araştırır ve bu deneyler sonucunda; zihinsel
süreçlerin belli bir bölgeye yerleştirilemeyeceğini, zihinsel süreçlerin beynin bütün
bölgelerinin (özellikle de ön beyin) katılımıyla gerçekleştiği sonucuna varır.
Flourens 1823'de şöyle yazar: "Bütün algılamalar, bütün istemler beynin aynı yerinde
bulunur dolayısıyla algılama, tasarlama ve isteme yetileri gerçekte tek bir temelden
kaynaklanır."
Bu görüş, zihinsel işlevlerin biyolojik bir temeli olduğunu savlayan materyalist görüşe karşıt
olması yönüyle de hayli yandaş bulmuştur.
(aggregate field, toplam alan)
19. yüzyılın ortalarında İngiliz nörolog J.H. Jackson fokal epilepsi konusunda yaptığı klinik
çalışmalar sonucunda, değişik motor ve duyusal işlevlerin beyin kabuğunun farklı
bölgelerinde yerleştiğini ortaya koymuştur. Bu görüş daha sonra Alman nörolog
Wernicke'nin çalışmalarıyla da desteklenmiştir.
Wernicke'ye göre sinir hücreleri (nöron) beynin sinyal salan bağımsız birimleri olup işlevsel
kümeler oluşturacak bir biçimde birbirleriyle sıkı sıkıya bağlantılıdırlar. (cellular
Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı
- 3 -
connectionism, hücresel bağlantı)
Buna göre değişik davranışlar beynin farklı bölgelerinin katılımıyla gerçekleşir ki, bu
bölgeler arasındaki bağlantıyı özgül nöral yolaklar sağlar.
B. Beynin bölgeleri farklı işlevler görmek üzere değişime uğramıştır.
Simetrik ve bilateral bir yapısı olan santral sinir sistemi 6 ana parçadan oluşur: Omurilik,
medulla oblangata (bulbus), pons (beyincik dahil), orta beyin (pedonculus), diensefalon ve
serebral hemisferler.
Çağdaş görüntüleme teknikleri bu yapıların yaşayan insanda da görülebilmesini
sağlamaktadır.
Deneysel yöntemlerle özgül işlevlerin değişik bölgelerle ilintili olduğu gösterilmiştir. Bunun
sonucunda beynin değişik bölgelerinin farklı işlevler için özgülleştiği görüşü çağdaş
nörobiyolojinin temel taşlarından biri durumuna gelmiştir.
Öte yandan Flourens ve diğer araştırmacıların görüşü ise sinir sisteminin "koşut süreç
(parallel processing)" denen bir başka (örgütlenme) ilkesiyle uyuşmaktadır. Birçok motor,
duyusal ya da diğer zihinsel işlev, birden çok nöral yolak aracılığıyla gerçekleşmektedir. Bir
bölge ya da yolak zarar gördüğünde diğerleri sıklıkla bunun yerini alarak işlev yitimini
kısmen telafi edebilmektedir.
C. Konuşma ve diğer bilişsel (kognitif) işlevlerin merkezleri beyin kabuğunda yer alır.
Beyin yarıkürelerinin her birinde beyin kabuğu 4 farklı anatomik loba ayrılır: Frontal,
parietal, oksipital, temporal.
Her lob özgül işlevler üstlenmiştir.
Frontal lob: Geleceğe dönük tasarım, devinimlerin denetimi
Parietal lob: Bedensel duyumlar ve beden imgesi
Oksipital lob: Görme
Temporal lob: İşitme, öğrenme, bellek ve duygular
Her lobun yüzeyinde birtakım girinti (sulcus ya da fissur) ve çıkıntılar (gyrus) bulunur (bunun
nedeni evrim sürecinde her bir lobun yüzeyini genişletebilme çabasıdır). Belli başlı girinti ve
çıkıntılar her bireyde hemen hemen aynıdır ve özel adlarıyla anılır(presentral girus gibi).
Beyin kabuğunun yapılanması 2 temel özellik gösterir:
Birincisi; beyin yarıkürelerinin her biri karşı beden yarısının motor ve duyusal işlevleriyle
doğrudan ilintilidir. Örneğin bedenin sol yarısından alınan duyusal bilgi, omurilikte ya da
beyin sapında çaprazlaşarak beynin sağ yarıküresine iletilir. Beynin sağ yarıküresinde
bulunan motor merkezler, bedenin sol yarısını denetler.
İkincisi; Hemisferler benzer görünmelerine karşın yapısal ve işlevsel olarak asimetri
gösterirler; diğer bir deyişle yapılanmaları ve işlevleri farklıdır.
Beyin kabuğundaki yerleşimi en iyi bilinen işlevlerden biri konuşmadır; bunun afazi (inme
geçiren hastalarda görülen bir konuşma bozukluğu) konusunda yapılan çalışmalara
borçluyuz.
1861'de Fransız nörolog Broca konuşulanı anlayan ama konuşamayan (motor afazi) bir
Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı
- 4 -
hasta tanımladı; hastada ağız, dil ya da ses tellerini tutan bir felç söz konusu değildi. Tek
tek sözcükleri söyleyebiliyor ama cümle kuramıyordu; düşüncelerini yazıyla da
anlatamıyordu. Hastanın ölümünden sonra yapılan beyin incelemesinde frontal lobun arka
bölgesinde bir lezyon bulundu.
Broca benzer özellikte 8 hastayı inceledi; hepsinde lezyon aynı bölgedeydi (şimdi bu bölge
Broca alanı diye anılıyor) ve hepsinde lezyon sol hemisferde idi.
Bu bulgulardan sonra Broca "Sol hemisferimizle konuşuruz." Dedi.
Hitzig ve Fritsch 1870'de köpeklerde beyin kabuğuna elektrik akımı verilince kollarda ve
bacaklarda tipik devinimlerin ortaya çıktığını buldular. Frontal lobun arka tarafında
bulunan ve motor alan adı verilen bölgenin karşı beden yarısının devinimlerini
denetlediğini saptadılar. Böylece birçok kişinin yazı yazma ve motor becerileri için
kullanıldığı sağ elin de, tıpkı konuşma gibi sol hemisfer tarafından denetlendiği sonucuna
ulaşarak, sol hemisferin dominan hemisfer olduğu kanısına vardılar.
Sağ elini kullananların %95'inde sol hemisfer dominant iken; sol elini kullananlarda bu
oran %60 dır. Konuşma için major (dominant) hemisfer yeterlidir. Ancak minor hemisfer
lezyonlarında konuşmanın duygusal içeriği anlaşılamaz.
1876'da Wernicke yeni bir afazi tipi tanımladı. Hasta konuşabiliyor ama söyleneni
anlamıyordu. Wernicke buna receptif (duyusal) afazi adını verdi. Bu hastalarda lezyon
temporal lobun arka bölgesinde bulunuyordu.
Wernicke kendisinin ve önceki araştırmacıların bulgularından yola çıkarak bir konuşma
kuramı geliştirdi. Wernicke'ye göre "Ancak yalın motor ve duyusal işlevlerle ilintili en temel
zihinsel süreçler belirgin (tek) bir kortikal alana yerleşim gösterir." Bu alanlar (merkez)
arasındaki bağlantılar ise daha karmaşık zihinsel işlevlerin gerçekleşmesini olanaklı kılar.
Tek bir davranışın değişik bileşenleri, beynin farklı alanlarının katılımıyla
gerçekleşir.(distributed processing).
Wernicke'ye göre konuşma motor ve duyusal olmak üzere 2 değişik bölgeyle ilintilidir;
frontal lobda bulunan Broca alanı konuşmanın motor bileşenini , kendisinin bulduğu
temporal bölgedeki alan ise duyusal (sensory) bileşeni denetlemektedir.
Bu modele göre işitilen (işitsel) ya da okunan (görsel) sözcüklerin algılanması ve
anlaşılması Wernicke alanında gerçekleşir; Konuşmanın gerçekleşmesi için Wernicke
alanından yola çıkan duyusal içerikli nöral uyaranın Broca alanında motor nitelik
kazanması gerekir, bu dönüşüm olamıyorsa kişi sözle ya da yazıyla
kendini ifade edemez.
20. yüzyılın başlarında Almanya'da Brodman ve ark. beyin kabuğunu farklı işlevsel
bölgelere ayırma girişimde bulundular (cytoarchitectonics); buna göre değişik bölgelerde
bulunan sinir hücreleri farklı bir yapılanma ve düzen gösteriyordu.
Buna göre Brodman insanın beyin kabuğunda, işlevleri birbirinden farklı, 52 bölge ayırt
etti.
Ancak yine de 20. yüzyılın ilk yarısında, zihinsel işlevlere beynin bir bütün olarak katıldığı
görüşü (aggregate field) ağır basıyordu.
Örneğin Lashley'e göre beyin işlevlerinde, nöronal yapılanma (architecture) değil, beynin
kütlesi (bütünü) önemliydi.
Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı
- 5 -
1930'ların sonlarına gelindiğinde, beyin işlevlerinin belli bölgeler yerleştiği görüşünü
destekleyen bulgular bildirilmeye başladı.
1950'lerde Penfield epilepsi nedeniyle beyin ameliyatı geçirmekte olan, ayık durumdaki,
hastaların beyin kabuğunu küçük elektrotlar aracılığıyla uyarmayı denedi. Özellikle
ameliyat bölgesinin dışında kalan ve konuşma bozukluğuna yol açan kortikal alanları
uyarıyordu; ve hastaların söylediklerine dayanarak Broca ve Wernicke'nin çalışmalarını
doğruladı.
Yakın zamanda geliştirilen pozitron emisyon tomografisi (PET) zarar verici olmayan bir
görüntüleme tekniği olup; okuma, konuşma, düşünme gibi beyin işlevlerine eşlik eden
beyindeki kan akımı ve metabolizma değişikliklerini görebilmemizi sağlar. Şimdiye kadar
edindiğimiz bilgiler beyni herhangi bir biçimde hasar görmüş insanlara ait iken artık PET
sayesinde sağlıklı insanlarda da araştırmalar yapabiliyoruz.
D. Duygusal (affektif) ve ırasal (karakter) özellikler de belli anatomik bölgelere yerleşiktir.
Duygusal işlevlerin beyinde belli bir yere yerleşik olmadığı beynin bütününü ilgilendirdiği
sanılıyordu.
Son zamanlarda bu görüş biraz değişti.
İnsanlarda ve deney hayvanlarında değişik duyguların beynin farklı bölgelerinin
uyarılmasıyla ilintili olduğu görüldü.
Konuşma Bozukluğu, Temporal Epilepsi ve Panik Atak gibi üç değişik hasta grubunda
yapılan çalışmalar, duyguların temporal lobda yerleşdiğini ortaya koydu.
Konuşmanın duygusal içeriği sağ hemisfer tarafından belirlenir; Wernicke alanı ile
homolog (benzeşik) sağ temporal lezyon varsa: konuşmanın duygusal içeriği anlaşılamaz;
Broca alanı ile homolog (benzeşik) sağ temporal lezyon varsa: konuşmanın duygusal
içeriği ifade edilemez.
Temporal epilepsili hastaların çoğunluğu duygusallık, saldırganlık, aşırı dindarlık, katı
ahlakçılık ve mizah duygusundan yoksunluk gibi özellikler gösterir.
Kendiliğinden başlayan, kısa süreli ve yineleyici bunaltı duygusuyla karakterize olan Panik
Atak sırasında temporal (özellikle sağ) bölgelerde kan akımının arttığı gösterilmiştir.
Bu çalışmalar, duygusal ya da bilişsel olsun yüksek zihinsel işlevler de dahil bütün
davranışların beynin özgül bölgelerine yerleştirilebileceğini ortaya koymaktadır.
E. Karmaşık zihinsel süreçler, beyinde gerçekleşen basit işlemler (elementary operations)
sonucunda ortaya çıkar.
Beynin belirli bölgelerine lokalize edilebilen işlevler, karmaşık yetiler olmayıp basit
işlemlerdir;
Karmaşık işlevler değişik beyin bölgelerinin katılımıyla gerçekleşebilir;
Dolayısıyla belirgin (tek) bir bölgenin hasar görmesi özgül bir zihinsel işlevin tümüyle
yitirilmesi sonucunu doğurmaz;
Kaldı ki, işlev yitirilmiş olsa bile bir süre sonra sağlam kalan bölgelerin reorganize
olmasıyla kısmen geri döner.
Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı
- 6 -
Her zihinsel süreç birbirinden bağımsız birçok bilgi-işlem komponentini içerir ve en basit
bilişsel işlem birçok beyin alanının koordinasyonunu gerektirir.
JVC çevrimiçi   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 02:05
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.

Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Karel Santral | Daily News

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız sikayet@frmtr.com email adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to abuse@frmtr.com

Forums Directory

Search Engine Optimization by vBSEO

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512