Son Dakika Haberlerini Takip Edebileceğiniz FrmTR Haber Yayında. * FrmTR Sohbet Kontrol Panelinizde.
Forum TR
Go Back   Forum TR > >
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]
Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 05-01-07, 17:41   #1
Lorents

Varsayılan Prof. Dr.tamer Dodurka İle KÖpek Psİkolojİsİ Hakkinda Her Şey (1)


PROF. DR.TAMER DODURKA İLE KÖPEK PSİKOLOJİSİ HAKKINDA HER ŞEY (1)

Tamer Dodurka�yı tanımayananız yoktur. Üstelik hepimizin ona soracağı, ondan öğreneceği çok şey var şüphesiz. Biz de bundan yola çıkarak kıymetli zamanını bize ayırması için kendisinden rica ettik ve kabul cevabıyla yola çıktık. Levent Veteriner Polikliniği�nde sevgili Prof. Dr. Tamer Dodurka�nın sıcak karşılamasıyla söyleşimize başladık. Meğer bilmediğimiz ne çok şey varmış...

O bir köpektir, insan değil
Öncelikle bize köpek psikolojisinden bahseder misiniz?
Köpek evcilleşen ilk hayvan olup arkeolojik bulgulara göre en az 14 bin yıl insanlarla birlikte yaşamaktadır. Vahşi kurtların evcil torunları olan bu hayvanlar insanla birlikte olabilmek vahşi yaşama için gerekli olan birçok içgüdüsel dürtülerini bir kenara bırakmak zorunda kalmışlardır. Evcilleşme sürecinde 14 bin yıl çok uzun bir süre sayılmaz. Bu süreç boyunca köpeğin çevresel yaşam koşulları o kadar hızlı gelişmiştir ki, hayvanın iç dinamikleri bu değişime tam uyum sağlayamamıştır. Böylece içsel yapı ile çevresel koşullar arasındaki bu farklılık köpekte içsel çelişkilerin en önemli nedeni olmuştur. Bu içsel çelişkiler strese, stres ise agresyon, depresyon ya da endişe gibi birtakım psikolojik tepkilere yol açar. Köpek insana en yakın canlı olması nedeniyle, psikolojisi, yakın çevresini oluşturan insandan en fazla etkilenen canlıdır. Dolayısıyla en sık davranış bozukluğu sergileyen evcil hayvan türü köpektir. Bizim en yakın dostumuzu bu sorunlardan uzak tutmak için psikolojisi hakkında bilgi sahibi olmak insani bir sorumluluktur.

Hayvan sahipleri sizce onların psikolojik durumları ile ilgili duyarlılığı gösteriyor mu?
Hayvan sahipleri köpekleri ile ya da kedileri ile iletişim kurabiliyorsa elbette onun sorunu olduğunu, mutsuz olduğunu fark edebilir. Ama önemli olan hayvan sahiplerinin bu bilince ulaşmasıdır. Bu bilince ve duyarlılığa sahip olan hayvan sahipleri bundan rahatsız olup elbette veteriner hekime gidiyor. Ama bunu başarabilen hayvan sahipleri çok fazla değil. Bu duyarlılığa sahip olabilmek için hayvan sahiplerinin şunu bilmesi gerekiyor; o bir köpektir, insan değildir. Olaylara onun gözüyle bakabilmek gerekir. Onun gözüyle bakarsak onun psikolojik tavrını çözebiliriz. Ama çoğu hayvan sahibi maalesef olaylara onun gözüyle bakmayı pek beceremiyor.

Peki, hayvan psikolojisi insan psikolojisi kadar karışık mı?
Hayır, değil çünkü hayvanların gerek fiziksel gerek ruhsal yapısı genel olarak insan kadar gelişmiş değil. Köpeğin psikolojik yapısını etkileyen çevresel faktörler de insanın ki kadar çok fazla değil. Aslında psikolojik yapıları bu kadar sade olsa da onları anlayamamak bizim yetersizliğimizdir. Bu konuda zorlanıyoruz çünkü onları kendi ölçütlerimizle anlamaya çalışıyoruz. Köpekleri kendimizin değil, onların bakış açısıyla değerlendirebilsek çok kurallı ve oldukça düzgün bir psikolojik yapıya sahip olduğunu görebiliriz. İçlerindeki çatışmaları önlemenin çok zor olmadığını fark edebiliriz.

O zaman bir köpek ile birlikte yaşamak için, onu anlamak için belli bir bilinç ve eğitime sahip olmamız gerekiyor, yanılıyor muyum?
Bir cep telefonu kullanırken bile bazı şeyleri bilmemiz gerekiyor. Ki köpekler son derece gelişmiş, sosyal ve akıllı canlılardır. Köpeğin doğduktan sonraki 3. ve 12. haftalar arasındaki dönem yaşamsal öneme sahiptir. Sosyalizasyon dönemi dediğimiz bu dönemde köpeğin davranış yapısı yaşadığı ortama uyum sağlamak amacıyla biçimlenir. Köpeğin ilerdeki yaşamını belirleyen bu dönem çok kısa olduğu için daha köpek alınmadan bu dönemin nasıl değerlendirileceği planlanmalıdır. Yani köpek bakımı ile ilgili bilgileri daha köpek sahibi olmadan önce edinmemiz gerekiyor.

Ya edinmezsek, aksi takdirde ne olur?
Aksi takdirde ne olur onu da söyleyeyim. İnsanlardan, gürültüden,arabalardan, başka hayvanlardan korkan, bu korku nedeniyle kendisinden büyük köpeklere bile çok agresif bir şekilde havlayan, bir türlü sakinleşmeyen, heyecanlı köpekler olur. Kısacası yeterli bilinç olmaması nedeniyle sosyalizasyon dönemi sahipleri tarafından yeterince değerlendirmeyen köpeklerin yaşamı hem kendisi hem de çevresi için çekilmez hale gelebilir.

Köpeklerde endişe, korku ve strese dikkat
Köpeklerdeki hangi davranış bozukluklar psikolojik problem olarak kabul edilir?
İnsanların hoşuna gitmeyen bir çok davranış köpek için son derece normal olabilir. Örneğin havlama önemli bir iletişim aracıdır ama aşırı olduğu takdirde sahipleri ve çevresini rahatsız edebilir. Territoryal agresyon dediğimiz, bekçilik saldırganlığı köpeklerde sık rastladığımız ancak hem onun için hem de bekçilik görevinin yerine getirilmesi için gerekli bir davranıştır. Ancak, davranış ne kadar doğal olursa olsun kendisi ve çevresi için zararlı olmaya başlamışsa bu bir sorundur ve düzeltilmesi gerekir. Örneğin, geniş alanlarda yaşayan köpeğin toprağı eşelemesi kimseyi rahatsız etmez ama aynı köpeği çiçeklerle dolu ufak bir bahçeye alırsak toprağı kazması kabul edilecek bir davranış olmaktan çıkacaktır. Bunları istenmeyen davranışlar kategorisine alabiliriz ama stres, endişe, korku vb. tarzındaki bireye zarar veren psikolojik tepkiler tam anlamıyla psikolojik sorundurlar.


Sizin anlattığınız durumla ilgili üyelerimizden birinin yönelttiği bir soru var.
2.5 yaşında Chihuahua cinsi bir köpek ve son 3 aydır olur olmadık herşeye havlıyormuş. �Uyarılar sonucunda bu havlamalar küçük mırıltılara dönüyor. Bunun sebebi ne olabilir� diye soruyor üyemiz. Sizce bu bir psikolojik sorun olabilir mi?

Havlama köpekler için son derece önemli ve doğal bir tepkidir. Ama uzun süredir havlamayan bir hayvan, çeşitli sinyaller alıp havlıyorsa o sinyallere bakmamız gerekiyor. Bu sinyaller çevreden mi yoksa köpekte çelişkiler doğuran içsel bir nedenden mi kaynaklandığını bilmemiz gerekiyor. Yani bunun psikolojik bir sorun olup olmadığını anlamamız için havlamayı doğuran sebepleri bulmak gerekiyor. Ama köpek hiç bir sinyal olmaksızın, sebepsiz yere havlıyorsa aynı insanların nara atmaları gibi , bağırıp çağırmaları gibi bir bozukluksa bu psikolojik bir tepki olabilir. Belirttiğiniz örnekteki köpek, sahibinin uyarılarıyla susuyorsa olasılıkla bir uyaran nedeniyle havlama davranışı dürtüleniyor ama sahibini de kıramadığı için içindeki o havlama dürtüsünü bastırmak zorunda kalıyordur. Bunun psikolojik bir sorun olup olmadığı ancak yapılacak tetkiklerle anlaşılır.

Hemen başka bir üyemizin sorusuna geçmek istiyorum.
Evde bazen aile bireyleri arasında şiddetli tartışmalar oldugu zamanlarda köpeğimiz bundan çok etkileniyor,sürekli havlıyor, kasılıyor. Acaba bu krizlerin nedeni psikolojik olabilir mi?

Evdeki olaylar köpekleri etkiler. Kargaşaya, huzursuzluğa onların dünyasında yer yok. Bu tür kargaşalar onun kafasını çok karıştırır ve hayvan, bu olanları kafasında bir yere oturtamaz. Bazı köpekler bu tarz durumlara daha hassastır ve daha sert tepkiler verebilirler. Hatta sinir krizi bile geçirebilirler.

Peki, merak ettiğim bir şey var yine köpeklerin ruh sağlığı ile ilgili. Bir köpek şizofren olabilir mi? Ya da herhangi bir akıl hastalığı geçirebilir mi?

İnsanlarda görülen psikiyatrik bozuklukların önemli bir bölümü köpeklerde de görülür. Psikopatik kişilik bozuklukları, takıntı, korku, anksiyete bozuklukları, depresyon gibi gibi rahatsızlıklar köpeklerde gözükebilir. Ama şizofren gibi kalıtımla da ilgisi olabilen bazı hastalıkların köpeklerdeki varlığı tartışmalıdır.

Duyarsızlaştırma tedavisi
Hazır depresyon demişken soralım. Köpekler neden depresyona girer?

Hayvanın iç ortamı yaşadığı dış ortamla çelişkiye düştüğü durumlarda bu çelişkiyi aşamıyorsa yapacağı tek şey kendine kapanmasıdır. Çünkü dış ortamla mücadele edememektedir. Bundan kurtulmak için kendi kabına sığınacaktır, depresyon onun için kurtuluş ve bir savunma tepkisi olacaktır. Tabii ki bunun tedavisi için o çelişkiyi doğuran faktörü bulup ortadan kaldırma ya da hayvanı o faktöre duyarsızlaştırmak gerekecektir. Diyelim ki hayvanı korkutup neticede depresyona iten bir başka hayvan var. Bu durumda yapacağımız iki şey var. Birincisi ya o hayvanı başka bir yere alacağız ya da köpeğimizi bu hayvana karşı duyarsızlaştıracağız. Bu amaçla genel psikoloji yöntemlerini kullanabiliriz.

Peki, duyarsızlaştırma tedavisi nedir?
En önemli tedavi yöntemlerinden biri olduğunu söyleyebilirim. Örneğin hayvan gürültüden korkuyordur. Yapmamız gereken o gürültü anında hayvanı teskin edecek sözler söylemek bile bu duyarsızlaştırma tedavisine örnek olabilir. Hayvanı teskin edip onunla iletişime geçersek hayvan korkulacak bir şey olmadığını sahibi tarafından teskin edilerek öğrenir. Ama aslında bu söylediğim gibi basit değil, özel bir tedavi yöntemidir. Mesela bu uygulamalar zamanında yapılmazsa , örneğin hayvan korktuktan sonra yapılırsa bu korkunun hayvanda iyice yerleşmesine sebebiyet verir. Çünkü korktuktan sonra sevip onu teskin edersek korkuyu ödüllendirmiş dolayısıyla hayvanı korkuya koşullandırmış oluruz. Beyinde farlına varılmadan gelişen bu olaylar bize imkansız gibi gelebilir ama insanlarda bile bir çok ağrı, bayılma gibi olayların temelinde bu hatalı ödüllendirmeler olabilir.Tabii her olay için aynı tip duyarsızlaştırma tipi yoktur. Her durumda değişik tedavi yöntemleri dizayn edilir.

Biraz önce hayvanlarda depresyonu konuştuk hemen sormak istiyorum depresyon tedavisinde ilaç kullanıyor mu? Biz insanlarda bu tip vakalarda genelde serotonin salgılamamıza yardımcı ilaçlar verilir. Hayvanlar da durum nedir?

Evet, aynen söylediğiniz gibi biz insanlar da nasıl serotonin düzeyini artıran ilaçlar kullanıyorsa hayvanlarda da yine aynı ilaçlar kullanılır. Çünkü metabolizma aynıdır. Hatta tedavi sürelerinin, tedavi sonuçlarının hatta yan etkilerin bile aynı olduğunu görmekteyiz.



Yalnızlık endişesi psikolojik rahatsızlıktır

Üyelerimizin sorduğu sorulara geçelim. Bu biraz genel bir sorun, bizim forum sayfalarında kemirme ilgili bir çok soru görüyordum. Üyemizinde sorusu özetle şu şekilde; �8,5 aylık dişi goldenım ile yaşadığım en büyük problem kemirme. Son 3 haftadır yalnız kaldığında duvar köşelerini ve süpürgelikleri kemirmeye başladı. Sorunu ne olabilir?�...

Bu bizim �yalnızlık endişesi� dediğimiz psikolojik rahatsızlık olabilir. Köpeklerin doğasında ne olursa olsun yalnızlık yoktur. Köpeği anlamamız için her zaman köpeğin kalıtımını ve gelmiş olduğu yerden kalan kalıtımsal davranışlarını incelememiz gerekiyor. Köpeklerin ataları olan kurtlar kolektif yaşar ve yalnız bırakılmazlar. Yalnızlık ve bilinmeyenler köpeği tedirgin eder. Böyle köpekler endişe halini gidermek için havlama, işeme, eşyalara zarar verme gibi istenmeyen davranışlar sergileyebilirler.

Köpeklerin doğasında yalnızlık yok dediniz. Peki köpekler hiç yalnız kalamazlar mı?
Kalırlar tabii ama nasıl... Özellikle sosyalizasyon döneminde onları yalnızlığa alıştırmak gerekiyor. Köpek yavaş yavaş yalnız bırakılmaya alıştırılır ve sonuçta kaldığı yerin güvenli olduğunu ve sahibinin mutlaka geri geleceğini öğrenmiş olur.


Peki, daha önce üyelerimizden gelen bir soruyu hatırladım, hemen sormak istiyorum. Tasmasız köpeğin psikolojisi farklı mı olur? Yani tasmalı iken yürüyüşe çıkardığımız köpeğimiz gayet uysalken, tasması çıkarıldığı anda sürekli etrafına havlıyorsa bu neyin işareti olabilir?

Bu tamamen bireysel bir olay, yani, tasmalı köpek psikolojisi ya da tasmasız köpek psikolojisi diye bir şey yoktur. Bu olayda, köpeğin yaptığı davranışın nedenini ortaya koymak gerekir ama sanırım şunu söylemek yanlış olmayacaktır. Tasmaya alışmış köpek birden tasmasız kalırsa davranışlarını kontrol edmeyebilir. Çünkü tasmalı köpek kontrolünü sahibine vermiştir. Böylece kendini ve sahibini güvende hisseder. Ama tasması çıktığı zaman bu güven kaybolur ve fobik reaksiyonlar başlayabilir. Hele ki tasmasız dolaşma da tecrübesizse yani küçükken tasmasız dolaşmaya alışmamışsa tepkileri daha sertleşebilir. Sahibi köpeğin cesaretinden dolayı havladığını zannedebilir, hatta ufacık köpekler kendinden büyük köpeklere bile havlayabilir ama bu bir korku havlamasıdır.


Dikkat! Stres, köpeğinizi hasta edebilir
Hemen köpeklerin psikolojik rahatsızlıklarına dönmek istiyorum. Biliyorsunuz insanlarda bir çok fiziksel rahatsızlık ve hastalıkların kaynağı olarak stres ya da duygusal sarsılmalar gösteriliyor. Hayvanlar içinde aynı şey söz konusu olabilir mi? Psikolojik sorunları olan bir köpeğin bu sorunu fiziksel bir hastalığa neden olabilir mi?

Elbette, stresin neden olduğu psikosomatik hastalıklar görülebilir. Bunun en belirgin örneği mide ülserleri, kalın bağırsak iltihaplarıdır. Hatta bu hastalıklara yakalanmış hayvanların kliniğe getirilirken bile diazem ile sakinleştirilip getirilmelerini istiyoruz ki ülser bir kanamaya yol açmasın.

Başka hangi hastalıklar var stres kaynaklı?
Bir kere stres bağışıklık düşürücü önemli bir etkendir. Stres esnasında bağışıklıktan sorumlu olan T hücreleri baskılanır ve direnç düşer, dolayısıyla hayvan her türlü enfeksiyona açık hale gelir. Sonrasında dolaşım sistemi etkilenirse kalp ve dolaşım hastalıklarına bağlı çeşitli hastalıklar görülebilir. Örneğin kan basıncı üzerine stres, korku vb. olayların önemli etkisi vardır. Yani kısaca stresin etki etmeyeceği tetikelmeyeceği hastalık yok gibi. Çünkü neticede vücutta ki bütün organları kontrol eden bir sinir sistemi var ve bu sistem etkilendiği zaman doğal olarak bütün organlarımız etkileniyor.

Aman dikkat diyoruz ve hemen üyelerimizden gelen sorulara dönüyoruz. Bir üyemiz gelin adayı bulunamadığından çiftleşemeyen bir köpeğin psikolojik sorunları olup olamayacağını sormuş...

Erkeklik hormonu olan testosteron erkeklerde bir yığın davranış bozukluğunun tetikleyicisidir. Bunların başında erkekler arası rekabet, gelir. İkincisi hakimiyet saldırganlığı ya da dominant agresyon dediğimiz davranış bozukluğudur. Ülkemiz de en fazla görülen davranış bozukluğu hakimiyet saldırganlığıdır. Problem, bu hormonun yeterli düzeye ulaştığı ergenlik çağında görülmeye başlanır. Hormonal sebepler davranış bozukluklarının önemli tetikleyicisidir.Ancak çiftleşen köpeklerde cinsiyet hormonlarının bu tür davranış bozukluklarını tetiklemeyeceği anlamı çıkmasın. Çiftleşse de çiftleşmese de hormonal sorunlar şekillenebilir. Ancak çiftleşmeyen ya da yeterli sayıda çiftleşmeyen köpeklerde eşyalara cinsel nesne gibi davranma, kendi kendini tatmin benzeri davranışlar daha sık görülür.


Peki, dişilere dönelim. Sorumuz kısırlaştırılmış bir köpeğin anne olmaması onun etkileyip etkilemeyeceğiyle ilgili.

Hiç bir şekilde etkilemez çünkü annelik köpeklerde bir iç güdüdür. Sadece o hormon etkisiyle vücutta oluşan değişiklikler, mesela memelere süt gelmesi, rahimin büyümesi bir takım değişimler olur o zaman bu dürtü bir uyarıdır. Bu iç güdüyü tetikleyen hormon olmadığı zaman köpek hiç bir zaman �ben anne olmadım� ya da �anne olamayacağım� gibi bir kaygı duymaz.

Köpeğiniz ya da kediniz endişe hallerinde kıl dökebilir

Bir çok hayvan sahibinin ortak sorunu kıl dökme. Bazı durumlarda damlalar, ilaçlar bile fayda etmiyor. Kıl dökme pskolojik olabilir mi?
Özellikle kedilerde endişe hallerinde görülebilir. Psikojenik kıl dökme dediğimiz bir hastalık var. Sadece stres nedeniyle oluşan kaşıntı sonrasında o bölge kaşınıyor ve o bölgede bir kıl dökümü meydana geliyor. Bazen veteriner kliniklerine girer girmez, kedinin endişe nedeniyle ciddi bir şekilde kıl döktüğünü izliyoruz.


Hazır siz kedilerden bahsetmişken soralım. Kedilerle köpekler bir arada nasıl yaşarlar?
Yaşar ama iki hayvanında mizacı çok önemli. Bu iki hayvanın aynı evde yaşayamasının en önemli sebebi birbirlerinin davranışlarını yanlış anlamalarıdır. Mesela köpeğin oyuncu davranışları kediler tarafından çok tolere edilen bir davranış değildir. Artı, köğek kedinin kaçmasını oyun olarak algılar ve onu kovalamaya başlar. Bu nedenle birbirlerini anlamadıkları ya da yanlış anladıkları için iletişim zorluğu vardır. Ama eğer sosyalizasyon dönemini birlikte geçirmişlerse birbirlerini daha iyi anlarlar. Kedilerle köpekler anlaşamazlar derler ama bu görüşü yıkan çok örnek gördük. Birbirlerini koruduklarını , birbirlerinin hastalıklarına üzüldüklerini gördük. Önemli olan mizaçları ve birbirlerini anlamaları. Peki, psikolojik rahatsızlıklar en çok kediler demi yoksa köpekler de mi görülüyor?
Köpekler de daha çok görülür. Çünkü kediler insanların etkilerinden daha bağımsız yaşarlar. Doğada da kediler daha güçlü olup yaşamları ve avlanmaları için grup kurma ihtiyacı duymazlar. Bu nedenle kimseye yaltaklık yapmazlar ve dolayısıyla kurdukları ilişkilerden fazlaca etkilenmezler. Ama ataları grup halinde yaşayıp birbirleriyle güçlü sosyal bağlar kuran köpekler sahibipleriyle çok fazla özdeşleşiyor, sahibinin mimiklerini kapacak kadar çok yakın bağlar kuruyor. Bu durum da köpekler sahiplerinin ve yakın çevresinin hatalı tutumlarından çok daha fazla etkileniyorlar.

Köpeği sadece eğitmen değil, sahibide eğitmelidir

Hemen bir üyemizin daha sorusuna geçmek istiyorum. Üyemizin merak ettiği şey şu; köpek eğitmenden mi yoksa sahibinden mi eğitim almalı?
Köpeği eğitebiliyorsa elbette sahibinden almalı. Ama şunu belirtmem lazım. Köpek eğitimi sadece 2 aylık 3 aylık bir süreç değildir. Köpek eğitimi köpeğin doğduğu andan başlar ve ölene kadar sürer. Bunu tabii ki hayvan sahibi yapacak, fakat, hayvan sahibinin bir takım şeyleri öğretmesi için bilgisi olmaz, zamanı olmaz işte bu durumda elbette bir eğitmenden yardım almalı. Ama köpeği bir yere bırakıp eğitilmesini istemek doğru bir tutum olamaz. Köpek sahibi mutlaka eğitimde bulunmalı ve önce kendisi eğitilmelidir.
Yani, köpeği eğitmene teslim edip bir ay sonra almak mantıklı olamaz değil mi?
Aslında genel olarak yapılan bu uygulama çok sağlıklı olmayabilir. Eğitimin en ideali az önce belirttiğim gibi üçlü bir çalışma içerisinde olmasıdır. Yani, köpek sahibi, köpek ve eğitmen şeklinde. Köpeği eğitmenin gözetiminde sahibi eğitmelidir.

İtaat eğitimini en çabuk alan köpekler

�Üç aylık bir Husky�miz var ve hiç bir şekilde �hayır� komutunu dinlemiyor, ne yapabiliriz� diye bir soru gelmiş. 3 Ay biraz erken mi sizce bu tarz şikayetler için. Yani sonuçta hala bebek ve belki biraz şımarıklık yapmak istiyor.
Şimdi burada 2 durum var. Birincisi; evet, 3 ay biraz erken diyebiliriz bazı şeyleri öğretmek için. İkinci ise; husky itaat bakımından en kötü köpeklerden bir tanesidir. Yani bu hayvanımız maalesef ilerde de pek �hayır� komutunu dinlemeyecek gibi gözüküyor. Yine de imkansız gibi düşünülmesin ama böyle köpekleri eğitmek için çok daha fazla bilgi ve efor gerekiyor.

Peki, en iyi eğitimi hangi ırklar alıyor?

Eğitim bir çok alanda verildiği için itaat eğitimini baz alırsak Alman çoban, labrador, border collie üst sıralarda yer alıyor. Ama husky, chow chow, jack russel gibi ırklar bayağı alt sıralarda yer alıyor.

Köpeklerde aşılama ilgili bir sorumuz var. Kaç yaşına kadar devam etmeli ve 10 yaşına gelmiş bir köpeğin hangi aşıları olması gerekir?
10 yaşına gelmiş bir köpeğin daha önce ki aşıları düzenli olarak yapılmışsa bundan sonra aşı olmasına gerek yok. Ama ben yine debu yaştaki köpeklere iki yılda bir kere karma aşı öneriyorum.
Veterinerlik fakültelerinde hayvan psikolojisinin yeri

Evet, Sevgili Prof. Dr. Tamer Dodurka ile söyleşimiz bitiyor, elimizde ki bütün soruları sorduk, hepsine en güvenli elden yanıtlarını aldık, çayımızı içtik, sohbetimizi ettik. Site dahilinde bütün üyeler ve hayvan severler olarak hayvan psikolojisinde tek uzmanın kendisi olduğunu biliyoruz. Ama merak ediyoruz ve soruyoruz...

Veterinerlik fakültelerinde psikoloji eğitimi ne durumda?
Bugün asistanım bana �bizim okulda neden hayvan psikolojisi eğitimi verilmiyor� diye sordu. Bu gerçekten çok önemli bir soru. Hayvan psikolojisi çok önemli, çünkü bir veteriner kliniğine gelen hayvan bir yığın korkuyla geliyor. İçeride duyduğu kokular bile orada korkulacak bir şeyler olduğunu hissettiriyor. Düşünün ki az önce buradan çıkan bir hayvanın korkmuş olduğu kokusunu bile hissedebiliyor. Ee durum böyle olunca biz bu hayvanı hemen ağzını bağlar masaya yatırırsak bu hayvan elbette buraya gelmek istemeyecek ve hep aynı korkuyu yaşayacak. Bu nedenle veteriner hekimin gerek hayvanın gerek hayvan sahibinin psikolojisini bilmesi gerekir. Bakın sadece hayvanın psikolojisini bilmek yetmez, çünkü hayvan sahibi de otaya geldiğinde psikolojik bir çöküntü yaşıyor. Belki orada düşüp bayılacak, belki depresyona girecek bir tarmva yaşayacak. Bu yüzden veteriner hekim bilgi sahibi olmak zorunda. Psikoloji eğitimi çok önemli ama kendisi hayvan sahibi olmayan bir veteriner hekimin sadece teorik derslerle kendisini yetiştirebilmesini çok zor görüyor bu nedenle her zaman öğrencilerime zaman geçirmeden hayvan sahibi olmalarını öneriyorum. Bu mümkün değilse birçok hayvanın bulunduğu barınaklar, ahırlar, çiftlikler vb. yerlere geniş zaman ayırmaları gerekiyor.

Peki bu durum bu kadar önemliyken veteriner hekimlerin gördüğü bir ders var mı?
Maalesef hiç bir veteriner fakültesinde bu konuyla ilgili bir ders yok. Sadece etholoji dersleri var. Etholoji dersleri de hayvanların olağan davranışlarını, tepkilerini anlatan çok önemli bir ders. Ama psikoloji ayrı bir branş. Avrupa�da bu konuyla ilgili enstitüler var. Biz de bu dersin fakültelerde yer alması için zamanında çok çaba gösterdik ama çeşitli nedenlerle fazla başarılı olduğumuz söylenemez.
Şimdiye kadar iki kitap çıkardınız? Üçüncü kitap olacak mı?
Tamamlanmış olan, davranış sorunlarının çözümü üzerine oldukça detaylı bir çalışmam var, sanırım yakında piyasada olacak. Kedi psikolojisiyle ilgili ve psikolojik olmayan diğer hastalıklarla ilgili bir çalışmalarım devam ediyor.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 16-07-07, 10:34   #2
Burhanliza

Varsayılan C: Prof. Dr.tamer Dodurka İle KÖpek Psİkolojİsİ Hakkinda Her Şey (1)


bilgiler için teşekkür ederim
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 09-01-13, 12:23   #3
eceiremy

Varsayılan C: Prof. Dr.tamer Dodurka İle KÖpek Psİkolojİsİ Hakkinda Her Şey (1)


Merhaba. 1,5 yaşında dişi labradorum var.
Normalde tuvalet alışkanlığı olmasına rağmen son 2 aydır salona tuvaletini yapıyo sebebi ne acaba?
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat