En Komik ve Eğlenceli Videolar...   *   FrmTR Facebook App   *   FrmTR Android App
Forum TR
Go Back   Forum TR > Eğlence > Fan Club > Eski Konular
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin Tıklayınız: [email protected]

██▓▒░ ღ ♪ ♫ ŞEBNEM FERAH™ Fan Club ♫ ♪ ღ ░▒▓██

Fan Club Kategorisinde ve Eski Konular Forumunda Bulunan ██▓▒░ ღ ♪ ♫ ŞEBNEM FERAH™ Fan Club ♫ ♪ ღ ░▒▓██ Konusunu Görüntülemektesiniz => Şebnem'den Hazır Cevaplar Röportaj: Anadolu Rock/Bahar Şenkal/31 Mart 2004 - Hayatınızda en çok utandığınız an..? ŞF: Düştüğüm zaman hem çok ...

 
 
Konu Araçları
Eski 25-06-06, 17:33   #41
Republic Of Fenerbahçe
 
Giriş Tarihi: 03-11-2005
Mesajlar: 571
Varsayılan Cvp: ██▓▒░ ღ ♪ ♫ ŞEBNEM FERAH™ Fan Club ♫ ♪ ღ ░▒▓██


Şebnem'den Hazır Cevaplar

Röportaj: Anadolu Rock/Bahar Şenkal/31 Mart 2004

-Hayatınızda en çok utandığınız an..?
ŞF: Düştüğüm zaman hem çok gülerim hem de çok utanırım.

-Savaş deyince aklınıza ne geliyor..?
ŞF: Ölüm, silahlar, silah üretip satıp mutluluk duyanlar... Peter Gabriel’in "Passion" albümü..

-Hangi yardım kuruluşunda gönüllü olarak çalışmak istersiniz..?
ŞF: Sanırım yaşlı ve kimsesi olmayan insanlara yardım edebilirim..

-İstanbul’un en sevdiğiniz semti..?
ŞF: İstanbul’da olduğumu en çok Beyoğlu’nda hissederim. Bir de köprüden geçerken Ortaköy’ü
severim. Ortaköy ve Beşiktaş arasındaki caddeye bayılırım. Ağaçlı ağaçlı..

-Hobileriniz..
ŞF: Evimdeki konsol, masa vb. ahşap eşyaları zımparalar sonra da boyarım. Bahçemle ilgilenirim.

-Buzdolabınızda olmazsa olmazlar..?
ŞF: Su, kola, domates suyu ve meyve bulundururum.

-Dünya mutfaklarından hangisi favoriniz..?
ŞF: İtalyan mutfağı.

-Moda sizin için ne ifade ediyor..?
ŞF: Benim hayatımda belirleyici hiç bir yönü yok. Giysilerimi kendi estetik anlayışıma göre kombine etmeyi severim. Çoğu zaman da bir kot bir tişört giyerim. Yurtdışına gittiğimde ikinci el satan mağazalardan alışveriş yaparım.

-Giyim zevkiniz nasıl..?
ŞF: Rahat, eğlenceli, içimden geldiği gibi, tezatlıklar da barındırabilen..

-Asla giymem dediğiniz..
ŞF: Çok kadınsı kıyafetleri hem kendime yakıştırmıyorum, hem de rahat edemiyorum. Dergi sayfasından fırlamış gibi tamamen uyumlu bir kıyafetim olmadı.

-Evlilik sizin için ne ifade eder..?
ŞF: Çok düşündüğüm bir şey değil, çok anlam yüklediğim bir şey de değil.

-İdeal tatil..
ŞF: Ruh halime ve geçirdiğim döneme bağlı. Çok çalışmış ve yorulmuşsam kafa dinleyeceğim sakin bir tatil.. Bir de yeni ülkeleri keşfetmek..

-Bir erkekte aradığınız özellikler..
ŞF: Algılarının mümkün olduğunca açık, eğlenceli, kolay iletişim kurulabilir ve çalışkan olması önemli.

-En son izlediğiniz film, aldığınız kitap ve albüm hangileri..?
ŞF: En son okuduğum kitap; "Can Kırıkları". En son aldığım albüm "Audioslave". Film ise sinemada oynarken
kaçırdığım bir film: "Being John Malkovich".

-Sizi en çok etkileyen film hangisiydi..?
ŞF: "Leon", mükemmel bir filmdi.

-En çok beğendiğiniz oyuncular..?
ŞF: Gary OLdman, Jack Nicholson, Anthony Hopkins, Haluk Bilginer, Şener Şen, Nurgül Yeşilçay.

-En çok etkilendiğiniz sahne..?
ŞF: "Piano" filminde oyuncunun kesik parmağıyla piyano çalması.

-En sevdiğiniz müzik aleti..?
ŞF: Gitar, keman.

-Müzikle ilgilenmeseydiniz, ne işle uğraşırdınız..?
ŞF: Sanırım öğretmen olabilirdim.

-Türkiye’de rock müzik..
ŞF: Türkiye’de çok başarılı, çok değerli müzisyenler var ama müzik sektörü sosyal ve ekonomik bir dejenerasyon geçiriyor.
elmariachi1907 çevrimdışı  
Eski 25-06-06, 17:38   #42
Republic Of Fenerbahçe
 
Giriş Tarihi: 03-11-2005
Mesajlar: 571
Varsayılan Cvp: ██▓▒░ ღ ♪ ♫ ŞEBNEM FERAH™ Fan Club ♫ ♪ ღ ░▒▓██


Röportaj: Şebnem Yine İsyanlarda...

Şebnem Ferah 'Can Kırıkları'nda yine hayata isyan ediyor. Çünkü başını yastığa koyan herkesin düşündüğü türde şeylerin şarkılarını söylüyor...

Şebnem Ferah'ı beş yıldır tanıyorum. Ne zaman bir albüm yapsa damlıyorum kendisine. Seviyorum yaptığı müziği, hayattaki duruşunu. Lakin, her gördüğümde daha bir duygusal, daha üzünçlü, daha romantik buluyorum kendisini. Yıllar geçtikçe dertlenme katsayısı artıyor gibi geliyor. Onun şarkılarını dinlerken gözlerindeki hüznün, şarkılarına çığlıklar şeklinde yansıdığını düşünüyorum. O da, 'İyi ki, bir şarkıcıyım iyi ki, böyle çığlık atabiliyorum' diyor. Gerçekten de öyle güzel çığlık atıyor ki, insanın ağzını sulandırıyor. Çünkü öylesine tatsız şeyler yaşıyoruz ki, öylesine bir tükenmişliğimiz var ki, bağır bağır bağırmak, çığlıklar atmak, isyanlar etmek geliyor insanın içinden. Sonuçta ortalık can kırıklarıyla doluyor. Şebnem Ferah da zaten Pasaj Müzik'ten çıkan albümünün ismini 'Can Kırıkları' koymuş.
Neden böyle oldu, neden ortalık can kırıklarından geçilmiyor?
Ben aslında bunun hep böyle olduğunu, ama insanın yaşı ilerledikçe tecrübelerini arka cebine koymaya başladıkça algılama mekanizmasının daha yoğun çalışmaya başladığını düşünüyorum. Yani geçmişe bakacak olursak, dünya hiçbir zaman çok da eğlenceli bir yer olmamış. Dünya hep çıkarlar için, çok büyük topluluklar için insanların öldürüldüğü bir dünya. En azından bugünden daha büyük katliamlar olmuş. Bütün bunların yer aldığı ama bir taraftan da mucizevi gibi görünen güzellikte bir yer üstünde yaşıyoruz. Nasıl algılayacağımız galiba yaşadıklarımızla değişiyor.
Kırıkları doğal karşılıyorsunuz yani.
Evet bu herkesin hayatı. Herkesin hayatı çok zor. Herkesin de koskocaman birer dünyası var, yani kimse kimseden bunları daha yoğun ya da zor atlatıyor denemez. Herkesin gerçekten elinde olmadan, istemeden içinden geçtiği tüneller var. O tünellerden geçtikten sonra belki, ilk gün ışığını gördüğümüzde mutlu oluyoruz. O ışık bizi yeniden şarj edebiliyor. Ama karanlığı tanımış oluyoruz.
Albümünüzde denizden çok söz ediyorsunuz. İyi midir aranız denizle?
Evet, sahil kasabasında büyüdüğüm için denizle aram iyidir. Benim babam denizi çok severdi. En mutlu zamanlarım belki denizde geçirdiğim zamanlardı. Bir kere o denizin her karışını tanımak isterim. Onu iyi becerebiliyor muyum, iyi dalıp çıkabiliyor muyum, her gün şaşırmaya devam ediyorum. Bir taraftan da güçlü bir yüzücü olduğumu söyleyebilirim. İyi miyim, kötü müyüm bilemiyorum ama güçlüyüm. En azından bundan yorulmuyorum. Yorulmam. Gerçekten dibinde ne var, her şeyini görmek isterim. Çıktığımda 'oh' diye nefes almak ne kadar güzeldir. Bütün bunları yaşamak isterim. Sinir uçlarımın ihtiyacı.
Ya yüz ya da boğul...
Bu hayat denizinde ya iyi yüzeceksin ya batıp gideceksin derler. İkisinin arası çok yorucu olurmuş. Yani yüzmeyi pek becerememek... Hayat boyu dalıp çıkarsın. Hep bir boğulma hali. Çok doğru, kesinlikle. Zaten belki de o yüzden hayatla özdeşleştirmişim denizi. Çünkü ben açıkçası farkında değildim bu mefhumu bu kadar çok kullandığımın. Sonra tümüne baktığım zaman farkına vardım. Belki de bazı gerekliliklerin içinde kendimizi sonradan buluyoruz ya hayatı yaşarken, yüzmek de öyle bir şey ya. Öğreneceksin ya da boğulacaksın, az biliyorsan debelenerek gelip gideceksin, nefessiz kalacaksın, tekrar nefes alacaksın, yönünü şaşıracaksın. Aslında hakikaten benzeştirilecek bir şey. Belki de o yüzden çok kullanıyorum, bilmiyorum ki.
Boğulur gibi hissettiğinizde ne yapıyorsunuz? Çığlık atıyorsunuz gibi...
Söylediğim lafı anlatabilmek istiyorum ben şarkı söylerken. O zaman gerçekten müzik benim için hakikaten amacına hizmet etmiş oluyor. Böyle bir şey benim hayatımda hop diye çekilip alınırsa ben ne yaparım cidden bilmiyorum. Müziği, benim özgürce yaklaşımımı, istediğim zaman çığlık atıp, istediğim zaman mırıldanabilme özgürlüğümü bana aslında yaşadığım hayat ve ona bakış açım sağlıyor. Onsuz ne yapardım bilmiyorum.
Hüzün biraz da kanımızda var galiba, hüzünlü mü yetiştiriliyoruz?
Geleneklerimizde var tabii. Aslında bu yaşayış biçiminin Türklere has olduğunu da düşünmüyorum. Geleneklerde de var, kahkaha atarken ağzını kapatma refleksi, çok gülerken kötü bir şey mi olacak gibi bir şekilde yaşantımıza yerleşmiş olan, nereden çıktığına akıl sır erdiremediğim gelenekler bizim üzerimizde böyle bir etki yaratmış olabilir. Aslında hüzün hakikaten dünyanın neresinde, her insanda, daha az ya da daha çok diyebilir miyiz, her ırktan, her gelenekten, her dinden insanın hücrelerinde olan bir şey bu, tersini düşünemiyorum. Ama bizim geleneklerimizde bunu abartabilme potansiyeli var.
Pardon ama sizin albümler de biraz hüzünlü oluyor.
Benim böyle bir iddiam, böyle bir müzik anlayışım yok. Hakikaten müzik yapmak istiyorum. Bir şekilde yer işgal edeceksem onu inandığım şekilde yapmalıyım, fikrini savunan biriyim sadece. Ama mesela albümde bir parça var, 'Kırmayalım birbirimizi' diyen. Aslında basit ama bana sorarsanız, bazı şeylerin derinliği de basitliğinde olabilir. Bugün bir arkadaşım, 'Bu parçayı dinledikten sonra telefona sarıldım ve dün kız arkadaşımı kırmıştım onu aradım' dedi. Yani bu bile insanın tüylerini diken diken ediyor. Bütün insanların başını yastığa koyduğunda böyle şeyler hayal edebildiğini biliyorum. Hepimiz kendi kendimize kaldığımızda bunları düşünürüz öyle değil mi? İnsani ilişkilerimizi, ailemizi, arkadaşımızı, o gün istemeden kırdığımız ya da bizi kıran birilerini.
Birinin kalbini kırdığında canın acımaz mı, düşünmez misin yalnız kaldığında. Uykunuz kaçmaz mı?
Uyku sorunum olduğu için kimsenin kalbini kırmıyor, rahat uyuyorum. Birilerinin kendini yalnız hissettiği anlarda kalbine üç dakikalık bir su serpme, bir paylaşım etkisi yaratabilirse şarkılarım o zaman çok mutlu olurum gerçekten. Çünkü benim de dinleyip 'Demek ki bunu herkes yaşıyor' dedirttiğim, rahatlattığım parçalarım var. Hepimiz insanız ve hepimiz aslında aynı duyguları sadece başka tecrübelerle yaşıyoruz.
'Can kırıkları' isimli şarkınızda 'İçimde bir deniz var' diyorsunuz. Ben de buna inanırım. Gözyaşıyla denizin tadı aynı gelir bana.
Bedenimizin dörtte üçü sıvı. Böyle teknik bir gerçek de var. Fakat bazı şeylerin özü birbirinin o kadar aynı ki. Yani terin, gözyaşının tadının benzemesi bana hep bir şeylerin özü gibi gelir. İnsan çalıştığı zaman terler, insan üzüldüğü zaman ağlar. Bunu kelimelere dökemem, ama bütün insanların ortak buluştuğu nokta var. Evet, gözyaşı ile terin tadı aynı. Bütün bunlar, aslında birbirimizi ayrı tutan noktaları saf dışı bırakıp, çok benzer olduğumuzu, ayrıştığımız noktaların kendi seçimimiz olduğunu ifade eden güzel ayrıntılar değil mi? O kadar saçma sapan şeylerle dolduruyoruz ki, kendimizi, kendi kendine dolu olan bir şeyi boşaltıp, içine canımız ne istiyorsa onu koyuyoruz. İşte deniz de, içine ne atarsan at, kendini yenileme potansiyeli olan bir şey. Belki sembol olarak onun için bu kadar ağırlıklı seçmiş olabilirim. Dünyanın yükünü taşıyor, bütün pislikleri içine atıyor ama duruyor dünya var olduğundan beri. Ve bir de hayatlar barındırıyor içinde.

Röportaj Hızır Tüzel
Radikal 24.07.05
elmariachi1907 çevrimdışı  
Eski 25-06-06, 17:43   #43
Republic Of Fenerbahçe
 
Giriş Tarihi: 03-11-2005
Mesajlar: 571
Varsayılan Cvp: ██▓▒░ ღ ♪ ♫ ŞEBNEM FERAH™ Fan Club ♫ ♪ ღ ░▒▓██



Kim Kimdir?

Buket Doran (Bas Gitar)

Üniversite yıllarında bas gitar çalmaya başlayan Buket Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü Mezunudur. Şebnem ile tanışması Volvox yıllarına dayanır dağılmadan önceki son kadroda oda vardı. Müzisyen kişiliğinin yanı sıra Öğrendiğimiz kadarı ile Dalgıç olan Buket, Motosiklete ve Ata binmeyi çok seviyormuş. Kırmızı motorun üstünde kaskında taşan saçlarıyla onu tanıyabilirsiniz. Ayrıca Şebnem Ferah fanlarının can dostudur , çünkü konserlerde ona ulaşırsanız Şebnemle tanışmak garanti gibidir. Bir çok Şebnem Ferah hayranı onun sayesinde Şebnem Ferah'la tanışıp imza almıştır. Bir dönem Zaga da basıyla kulağımızın paslarını silen Buket artık bolca Şebnem Ferah kliplerinde ve özellikle konserlerdeki performansı ile bizleri kendisine hayran bırakmaktadır. Son olarak belirtmek gerekirse Türkiyenin en iyi Bayan bascı olduğu gibi kendide bir çok bascı yetiştirmiştir.


Aykan İlkan (Davul)
1973 doğumlu Aykan müziğe 1986 yılında metal müzik ağırlıklı olarak bir giriş yapmış ve ilk grubunu sawdust adı ile kurmuş. Geniş kitlelere ilk olarak kargo grubunun ilk albümünde ulaşmıştır. Çok iyi bir rock davulcusu olmasının yanında klasik arabalara olan düşkünlüğü ile bilenen Aykan kendi duruşu ile çok hoş bir kombinasyon oluşturan Pontiac Firebird'e sahiptir. 2006 yılına Emel Çavuş ile evli olarak girmiş ve bu haber Şebnem Ferah tarafından bize 2006 nın ilk saatlerinde verilmiştir. 1997 den bu yana albüm ve sahne performanslarında Şebnem Ferah'ın yanında olan Aykan İlkan kimi Şebnem Ferah parçalarının düzenlemesinde de katkıda bulunmuştur.


Metin Türkcan (Elektro Gitar)
1971 yılında Karabük de doğdu ve orta eğitimini orta son sınıfa kadar burada tamamlayıp orta son sınıfta Kadıköy Anadolu Lisesine geçti. İstanbul Üniversitesi Dericilik 2. Sınıftan ayrılıp müzik kariyerine yöneldi ve iyi ki de öyle yaptı. Bu gün elektro gitar deyince akla ilk gelen isimlerden … Kendi kurduğu “ Metafor” isimli grubun yanısıra bazı gruplarla çalıştı ve albümlerinde çaldı. Pentagram'a hem albüm çalışmalarında hem de sahne performanslarına eşlik etti ve bizleri o zamandan büyülemeye başladı. Uzun süre gitarının üzerinde gülen bir surat resmi vardı ki zaten onu tanıyan herkes çok neşeli ve komik bir insan olduğu konusunda hem fikir. 1997 yılından beri Şebnem Ferah'a sahne ve albümlerinde eşlik etmekte ve birçok şarkısına gitar düzenlemeleri yapmaktadır. Tüm bunların yanında Şebnem Ferah'la her konserde süper uyumları ve gitar soloları ile bizleri kendine hayran bırakmaya devam etmektedir.


Ozan Tügen (Klavyeler)
20 Mayıs 1976 Antalya doğumlu. 1993'te Galatasaray üniversitesi Endüstri Mühendisliği'ni kazanmıştır. Ancak 1997 yılında bu okuldan ayrılmaya karar vermiştir, arkadaşlarının anlattığına göre bu kararı bir belediye otobüsünde vermiştir ve şu an ne zaman oradan arabası ile geçse yavaşlar ve o anı anarmış. Sonrasında 1998 yılında Bilgi Üniversitesi müzik bölümü kompozisyon bölümüne girmiş ve bu bölümden mezun olmuştur. Anne ve babası müzik öğretmeni olan Ozan, cümbüşten klavyeye birçok müzik aleti çalabilmekte ve ayrıca biri Japonca olmak üzere üç yabancı dil bilmektedir. Ve yakın arkadaşları arasında bilindiği üzere çok usta bir playstation oyuncusudur. Sertab Erener, Sezen Aksu, Emre Altuğ, Burak Kut, Serdar Şensezgin, Nazan Öncel gibi şarkıcıların canlı performansları ve albüm kayıtlarında birlikte çalışmış ve birçok radyo/tv jingle prodüksiyonlarında aranjörlük yapmıştır. 2001 tarihinden bu yana Şebnem Ferah'ın albümlerinde aranje/klavye olarak çok başarılı işlere imza atan Ozan, Mor ve Ötesinin de klavye düzenlemelerini yapmakta, Şebnem Ferah'ın ve Mor ve Ötesinin tüm canlı performanslarında klavyede bizlerle buluşmaktadır.


Ceren Tügen (Vokal)
Şebnem Ferah tarafından grubun küçük meleği olarak adlandırılan Ceren Tügen Mimar Sinan Üniversitesi Mimarlık bölümü öğrencisi ... Ceren aynı zamanda Ozan Tügen'in kardeşidir.. Konserlerde Şebnem Ferah'a geri vokal yapan Ceren, grubun en son üyesi.. Ve Şebnem Ferah fanları tarafından da çok sevimli ve sıcakkanlı olarak bilinir...



Mesajı son düzenleyen elmariachi1907 ( 25-06-06 - 18:07 )
elmariachi1907 çevrimdışı  
Eski 25-06-06, 17:48   #44
Republic Of Fenerbahçe
 
Giriş Tarihi: 03-11-2005
Mesajlar: 571
Varsayılan Cvp: ██▓▒░ ღ ♪ ♫ ŞEBNEM FERAH™ Fan Club ♫ ♪ ღ ░▒▓██


Şebnem Ferah Konserinde Dalıp Gittim

Zaman nasıl hızla geçiyor ve insan bu gerçeği nasıl da unutuyor!

10 küsur yıl geçmiş üzerinden.

Banaysa dün gibi geliyor!
Ortaköy'deyiz, Sis Bar'da. O yıllar, yani 90'ların başında zaten her gece ya orada ya Flatline'da ya da Kemancı'dayız...

Sis Bar kalabalık. Çünkü rock'ın Bursalı prensesleri, Volvox o gece ilk kez çalacak...

Aramızdan bazıları burun kıvırıyor; "hepsi kızlardan oluşan grup olur mu canım! Rock bu kadar yumuşaklık kaldırmaz" havasında olanlar var!

Kimileri, o sıralar aynı yerde "kapalı gişe" çalan Mercury adlı grubun o gece de çalmasını tercih ediyor. Ama bir yandan da "bakalım kızlar nasıl" merakı var, heyecan var!

Volvox deyip geçmemeli! Klavye ve vokalde özlem Tekin, gitar ve vokalde Şebnem Ferah!

Sahneye çıkıyorlar.
İçerisi sıcak, tıklım tıkış, duvarlar bile terliyor...

Özlem Tekin, şimdi inmayacaksınız tabii, hanım hanımcık! Sade bir bluz, kısa bir etekle bankadaki işinden sahneye ucu ucuna yetişmiş gibi!

Basçı Ebru Bank'in "serin" bakışları pek gizemli. Davulda Gül, sahneye arkadan itilmiş gibi tedirgin! Salon, bar gruplarında davul çalarak ünlenmiş erkek arkadaşlarıyla dolu, kolay değil!

Ya Şebnem?..
Gitarını omzuna asarken hep aşk kırgını ifadesi taşıyan gözleriyle bizi şöyle bir süzüyor! Sonra grup arkadaşlarına da müthiş otoriter, müthiş güçlü bir bakış atıyor.

Ve şarkı patlıyor!
O dönem En Vogue adlı tanınmış bir grubun şarkısı Free Your Mind'ın sert bir rock yorumu işittiğimiz!

Aman Allahım!
Bu nasıl söylemek, nasıl çalmak, nasıl bir sahne hakimiyeti!..

Nasıl da içerden kopup gelen ve dinleyenin başını döndüren bir ses!..

Hepimiz öylece donup kalıyoruz!

Kalabalık bir arkadaş grubuyuz. Müzisyeni, müzik seveni, hepimiz o an karar veriyoruz: Her Volvox gecesinde Sis'te olacağız! Daha ileriki yıllarda bu ısrarımızı Kemancı'daki Volvox gecelerinde de sürdürüyoruz.

Şebnem zaman içinde arkadaşımız oluyor. O "katı" görüntüsünün ardında sımsıcak bir kalp sakladığını öğrenip seviniyor, onu daha da çok seviyoruz.

Hiçbirimizin kuşkusu kalmıyor; hepimiz eminiz ki bir gün bütün Türkiye bu kızı tanıyacak, dinleyecek!

***

Geçen perşembe akşamı Kuruçeşme Arena'nın sahnesinde Şebnem Ferah'ı izlerken o günleri hatırladım. Hayatımın en hoş, en renkli dilimlerinden birini yani...

Yine eşsiz bir sahne hakimiyeti!

Yine büyük söylüyor; dinleyene çarparak, onu şöyle bir tutup sarsarak söylüyor!

Ve ah... Yeni albümüne adını veren, o jilet kıvamındaki şarkı yok mu bir de!

Gitarın insanı her türden sancıya usul usul hazırlayan akustik yankılarıyla başlayan şarkı hani!..

Can Kırıkları...
"Bu kalabalığın içinde yapayalnız hissetmektense dünyanın bir ucunda tek başımayım / Kir göstermeyen renkleriniz sizin olsun / Korkmaktansa bulanıklığın tam içinde bir başımayım."

Sonra müzik dalga dalga yükseliyor, kabarıyor sanki..

"Benim belki de gizli bir bildiğim var / elbette ağlarım / benim can kırıklarım var / Senin gördüğün yanağımdan süzülenler / Asıl içimde, içinde yüzdüğüm bir deniz var!"

Öyle bir "isyan" şarkısı ki, hem "beni yalnız bırakın" hem de aynı anda "anla beni, bunun için daha ne kadar geç kalacaksın!" der gibi...

***

Kuliste sarıldık birbirimize...
O eski güzel günleri andık.
Mayın Tarlası'ndan Can Kırıkları'na; nasıl böyle güçlü, bu kadar yoğun dokulu şarkılar yazabilir insan!

Bunu belki anlayabilirim diye, gözlerine baktım Şebnem'in.

Yine aynıydılar, yıllar önceki gibi!

Aynı anda sıcak ve mesafeli, aynı anda neşeli ve kırgın!..

O gece konserden eve dönerken yıkanıp aklanmış paklanmış gibiydim...

Yağmurda denize girip dalmış, sonra yağmur damlalarının su yüzeyinde oluşturduğu kabarcıklara bakmış gibiydim...

Öyle işte!

(Vatan Gazetesi - Haşmet Babaoğlu - 30.08.2005)
elmariachi1907 çevrimdışı  
Eski 25-06-06, 18:09   #45
Republic Of Fenerbahçe
 
Giriş Tarihi: 03-11-2005
Mesajlar: 571
Varsayılan Cvp: ██▓▒░ ღ ♪ ♫ ŞEBNEM FERAH™ Fan Club ♫ ♪ ღ ░▒▓██

VoLVoX



VoLVoX 1988 yılında Şebnem Ferah tarafından kurulmuş, tamamı kızlardan oluşan Bursa'lı bir hard rock grubu. Grupta Şebnem Ferah'ın yanı sıra Duygu Karpuz, Ebru Bank, Gül Ağırca, Arzu Özbakış (Kaprol), Buket Doran ve 1992 yılında gruba dahil olan Özlem Tekin boy gösterdi.

Şebnem Ferah – Elektro-gitar ve vokal
Arzu Özbakış (Kaprol) - Klavye
Duygu Karpuz - Gitar
Ebru Bank(Eroğlu) - Bass
Gül Ağırca - Davul
Özlem Tekin - Klavye ve geri vokaldeydi.


Arzu Özbakış (Kaprol), grubun ilk kurulduğu dönemlerde grupta klavye çalıyordu. Gruptan ilk ayrılan kişi olmuştur. Daha sonra Ebru Bank gruptan ayrılınca yerine Buket Doran geçti. Buket grupta Bass Gitar Çalıp Geri Vokal Yapıyordu.

O dönemde Şebnem Ferah ODTÜ Ekonomi, Ebru Bank Boğaziçi İngiliz Dili ve Edebiyatı,Gül Ağırca Marmara Güzel Sanatlar Endüstri Tasarımı, Özlem Tekin Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı Müzikoloji bölümünde okumaktaydılar.

Duygu, Ebru ve Şebnem Bursa Kolejinde tanışmışlar, Gül Ağırca ile de Bursa'da tanışmışlar. 1988 yılında kurduğu grubuyla önce yadırganan sonra konser teklifleri alan Şebnem Ferah, Sedat Yıldırım Sarıcan'ın da katkılarıyla düzenlenen 1989 yılındaki "Bursa 1. Rock Station Günleri"nde kardeş grup "PeNTaGRaM" la aynı sahneyi paylaştı. (Şebnem Ferah daha sonra çıkaracağı solo albümlerinin ilk ikisinde de Pentagram elemanlarıyla çalışmıştır.)

VoLVoX Bursa'da Tayyare Sinemasında konser verdi. Şebnem Ferah o zamanın en iyi grubu sayılan Bursalı "Bandaj" grubuna vokal yaptı ama sadece konserde. Bursa'da bir takım konserler verdikten sonra ilk İstanbul konserlerini 28 Nisan 1991"de Pentagram’la birlikte Pangaltı İnci Sinemasında verdiler. Biletler 20.000 TL'dı. Boğaziçi Üniversitesinde, ODTÜ Festivalinde, Bilsak Rock Cafede, İzmir Club 33 de unutulmaz konserler verdiler. 1992 yılında Duygu Karpuz'un gruptan ayrılmasıyla klavye ve geri vokal olarak Özlem Tekin VoLVoX’ da yerini aldı. Özlem Tekin'in sahne tecrübesi olmasına karşın diğer hatunların sahne tecrübeleri yoktu. Çünkü o zamana kadar sadece konser vermişlerdi. Bunun üzerine ilk sahne tecrübelerini Bedri Baykam'ın açtığı Dadaist barda gerçekleştirdiler. Sonra Sis ardından da Kemancı geldi. Sis ve Kemancı grubun okulu haline gelmişti. Bu iki mekân gruba müzik adına pek çok şey öğretti. Önceleri kızlardan oluştuğu için yadırganan VoLVoX sonradan Kemancı ve Sis barın vazgeçilmez simaları haline geldi.

Konserler, sahne çalışmaları birbirini kovaladı. Derken kaset çıkarmaya karar verdiler. Provalar yaptılar, demoyu hazırladılar, parçaların tamamı İngilizce olarak hazırlandı, besteler, enstrümanlar hazırdı. Ne olduysa kaseti çıkartamadılar!!!

Şimdi Şebnem Ferah'ın müzik arşivinin en güzel yerinde "VoLVoX"un demosu duruyor. Daha sonra Ebru Bank gruptan ayrıldı onun yerine Buket Doran (Bass) geçti. Fakat albümün çıkartılamaması ile başlayan ve gruptan ayrılmaların devam etmesi sonucunda Ebru Bank'tan sonra Özlem Tekin'de gruptan ayrıldı. 1994 yılında "VoLVoX" dağıldı.

VoLVoX dağıldıktan sonra Şebnem Ferah ve Özlem Tekin müzik kariyerlerine yalnız devam ettiler ve halen devam etmekteler. Özlem Tekin beş adet solo albüm çıkardı. Ebru Bank "VoLVoX"tan ayrılınca Cenk Eroğlu ile evlendi, Cenk'le birlikte Mirkelam'ın "Her Gece" ve Tüzmen'in "Son Rüya" adlı kliplerinde rol aldı. Şimdilerde Boğaziçi Üniversitesinde öğretim görevlisi olarak çalışmakta ve bir de kızı var. Ebru Bank gruptan ayrılınca onun yerine bass gitara Buket Doran geçmişti. Buket hala Şebnem'in gerçek kadrosunda yer alıyor ve menajerliğini yapmakta. Gül Ağırca ise bir ara "Indians" grubunda perküsyon çalıyordu. O da Şebnem'e konserlerinde bir süre perküsyon çalarak eşlik etti. Duygu Karpuz ise "VoLVoX"tan ayrıldıktan sonra pek gündeme gelmemiş. Arzu Kaprol (Özbakış) ise günümüzün ünlü moda tasarımcılarından olup Şebnem Ferah ve pek çok ünlünün sahne kostümlerini üretmektedir. Şebnem Ferah ise müzik yolculuğuna Temmuz 2005’te çıkarmış olduğu 5. stüdyo albümü “Can Kırıkları” ile devam etmektedir.
elmariachi1907 çevrimdışı  
 

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



Tüm saatler GMT +2. Şuan saat: 12:32
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


FrmTR Facebook | FrmTR Twitter | Vidyotup | YorumTR | Haberler | Okul Arkadaşım | Kıbrıs | Kısa Link | Domain
5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Search Engine Optimization by vBSEO