Forum TR
Go Back   Forum TR > Bilgi Bankası (Databank) (Ödev) > Üniversite Bilgileri > Ekonomi / İktisat / İşletme
ForumTR'ye Reklam Vermek İçin Tıklayınız: network@frmtr.com
Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 14-03-08, 17:43   #1 (permalink)
Geçerken Uğradım
 
Giriş Tarihi: 18-01-2008
Yer: istanbul, sakarya, marmara adası
Yaş: 19
Mesajlar: 69
Rep Puanı: 37313
sebo10 Rütbe: Artı 11sebo10 Rütbe: Artı 11sebo10 Rütbe: Artı 11sebo10 Rütbe: Artı 11sebo10 Rütbe: Artı 11sebo10 Rütbe: Artı 11sebo10 Rütbe: Artı 11sebo10 Rütbe: Artı 11sebo10 Rütbe: Artı 11sebo10 Rütbe: Artı 11sebo10 Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 379
Varsayılan Değer Paradoksu Nedir?


Değer Teorileri

Değer teorisi, ekonomi biliminin kurucusu sayılan Adam Smith'in The Wealth of Nations adlı kitabında makro düzeyde geliştirilen ekonomik büyüme modelinin mikro-ekonomik temelini oluşturmaktadır. Smith, değer sorununu tanımsal bir paradoks ile sunmuştur. "Değer kelimesinin iki farklı anlamı olup, bazen belirli bir şeyin faydasını, bazen de bu şeye sahip olmanın diğer malları satın alma gücünü ifade etmektedir. Birincisine kullanma değeri, ikincisine mübadele değeri denilebilir. Kullanma değeri çok yüksek olan şeylerin birçok halde çok az mübadele değeri vardır ya da hiç mübadele değeri yoktur.
Mübadele değeri çok yüksek bazı malların ise kullanma değeri çok azdır ya da hiç yoktur. Sudan daha faydalı bir şey düşünülemez; fakat su ile bir şey satın alınamaz. Buna karşılık, bir elmasın kullanma değeri yoksa da, elmas karşılığında birçok mal elde etmek mümkündür."
Klasik ekonomistler bu değer paradoksunu, yani kullanma değeri ile mübadele değeri arasındaki farkı çözümleyememişlerdir; çünkü onlar, piyasada marjinal değerlemelerin varlığını ve önemini açıklamaya yönelmemişlerdir. Smith, mübadele değerinin ya da nispi fiyatın zaman içindeki değişimini açıklamaya çalışmıştır. Herhangi bir mala sahip olup da bu malı kullanmak ya da tüketmek niyetinde olmayan, bunu başka mallar ile mübadele etmek niyetinde olan bir kişi için o malın değeri, satın alabildiği veya hükmedebileceği emek miktarına eşittir. Bu nedenle, emek, bütün malların mübadele edilebilen değerinin gerçek ölçüsüdür.
Ancak toplumda stok birimi ve toprağa sahip olma süreci başladıktan sonra, emek tek başına piyasa fiyatını açıklamaya yetmez. Smith, cari (piyasa) fiyatla tabii fiyat arasında bir ayırım yapmaktadır. Cari (piyasa) fiyatı, kısa dönemde arz ve talebin karşılıklı etkileşimi belirler; tabii fiyatı ise uzun dönemli üretim maliyetleri belirlemektedir. Ricardo'nun Değer Teorisi: Ricardo'nun değer teorisi, bir gerçek maliyet teorisidir. Ricardo, Smith'ten ayrılarak, değer teorisini ilkel toplumlara özgü bir teori olmanın ötesine götürmüştür.
Ricardo, genel kuralın bazı istisnaları olabileceğini kabul etmiştir. Bazı malların değeri tamamen kıtlıkla belirlenmektedir. Emekle bu malların üretimini artırmak mümkün değildir. Bu yüzden, arzı artırmak yoluyla bu tür malların değerini düşürmek mümkün değildir. Bir Renoir tablosu bu tür bir istisnadır.
Ricardo'nun teorisine diğer bir istisna sermayenin rolü ile ilgilidir; sermaye dolaylı ya da kristalleşmiş emek olarak kabul edilmiştir. Sabit döner sermaye ayrımı yapan Ricardo, sabit sermayenin döner sermayeye oranı yükseldiği ve sermayenin dayanıklılığı arttığı takdirde, değerin artacağını kabul etmiştir. Sermaye, malların değerini iki bakımdan etkilemektedir. Üretimde kullanılırken yok olan sermaye, ürününün değerine bir ek yapmaktadır. Diğer taraftan, zaman birimi başına kullanılan sermayenin, cari faiz oranına göre karşılığının hesaplanması gerekmektedir.
Analitik bakımdan Ricardo değeri, emeğin ve sermayenin reel maliyetlerine oturtmuştur. Smith'ten farklı olarak da rant'ı maliyetlerin dışında tutmuştur. Klasik ekonomistlerden Senior, Ricardo'nun değer teorisine şu değişiklikleri getirmiştir: Değerin fayda teorisini kabul etmiş, ancak Ricardo'nun üretim maliyeti ve tam rekabet varsayımını eleştirmiştir. Servet, değer ve fayda kavramlarını tanımlarken servetin faydaya sahip olan, nispeten kıt olan ve transfer edilebilen bütün mal ve hizmetleri kapsadığını ifade etmektedir. Bu tanım Smith'in tanımından daha geniştir; çünkü fizik üretimin yanı sıra hizmetleri de kapsamaktadır. Aynı zamanda bu tanım son gelişmelere de uygundur; çünkü hem talep faktörlerinin (fayda), hem de arz faktörlerinin önemini kabul etmektedir. Diğer bir deyişle fayda ve kıtlık beraberce değeri belirlemektedir.

John Stuart Mill, mübadele değerini incelerken arz ve taleple fiyat arasında fonksiyonel bir ilişki görmüştür. Arz ve talebi -kendisinden öncekilerin ifade ettikleri gibi- bir oran şeklinde değil, birer denklem şeklinde ifade etmiş, aynı zamanda fiyatın arz ve talepte yaptığı değişmelerle arz ve talebin fiyatta yaptığı değişmeler arasında önemli bir ayırım yapmıştır.
Karl Marx'a göre ise değerin esası emektir. Değer her malın objektif bir özelliği olup, arz ve talep kuvvetleri gibi yüzeysel faktörlere bağlı olamaz. Piyasa kuvvetlerinin etrafında değiştiği şey, üretim maliyetidir.
Marx'a göre üretim maliyeti emek maliyetinden ibarettir. Bu nedenle de değeri belirleyen piyasa kuvvetleri değil, üretimin kendisidir.
Eğer mübadele değerinin esası emekse, emeğin mübadele değeri neye eşittir? Emeğin değerini ikiye ayıran Marx, sosyal bakımdan gerekli emeğin kendi mübadele değerini belirlediğini ve bunun ücret olduğunu, geriye kalan kısmın ise artık değeri oluşturduğunu ve kapitalist tarafından alındığını ifade etmiştir. Bu yüzden "artık değer" mübadelede değil, üretimde oluşmaktadır. Emeğin mübadele değeri (geçinme) ile kullanım değeri(emeğin ürününün değeri) arasındaki fark, emek talebinin oluşmasının tek nedenidir.
Marjinalist Okula göre, bir malın değeri olması için, insanların belirli ihtiyaçlarını giderirken, aynı zamanda belirli bir mal üzerinde hakimiyetleri olduğunu görmeleri gerekmektedir.
Fayda, bir malın insan ihtiyaçlarını karşılama kapasitesidir. Ekonomik olmayan malların da faydası labilir; çünkü kullanımla ihtiyaç arasındaki subjektif değerlendirme belirli bir miktarla ilgilidir. Kullanım değeri ise yalnız ekonomik mallar için söz konusudur. Marjinalist okulunun bu konudaki katkısı, mübadele değerinin ancak mübadele değeri ile açıklanabileceğini ortaya koymasıdır.

Değer Paradoksu

Modern iktisadın yapıtaşı sayılan The Wealth of Nations (1776) kitabının yazarı Adam Smith’in temel kavramlarından biridir. A. Smith, şu soruyu sormuştur.
“Nasıl oluyor da çok yararı olan suyun fiyatı o kadar düşüktür de, lüzumsuz bir mal olan elmasın fiyatı o kadar yüksektir?” Bugün iktisada yeni başlayan bir öğrenci bile bu soruya doğru cevap verebilir; “Bu sorun çok basittir; suyun arz ve talep eğrileri o şekillerdedir ki, düşük bir fiyat düzeyinde kesişmektedir.” Bu yanlış bir cevap değildir. Adam Smith böyle bir cevap veremezdi; çünkü zamanında arz ve talep eğrilerini çözümleme araçları henüz ortaya çıkmamıştı.
Bu çözümleme araçları ancak o tarihten 75 yıl sonra iktisat teorisine girdi. Bu cevap Adam Smith’e verilseydi aşağıdaki soruyu soracaktı: “Fakat suyun arz ve talep eğrileri niçin bu kadar düşük bir fiyatta kesişiyor?” Bu soruya verilecek cevap iki kısımdan oluşur: Elmas nadirdir; yenisini üretmek için katlanılan maliyet yüksektir; oysa su nispeten boldur ve dünyanın birçok yerinde maliyeti çok düşüktür.
Yüz yıl önce yaşamış klasik iktisatçılar cevabın bu kısmına itiraz edemeyecek, fakat maliyetle ilgili bu görüşleri dünyadaki suyun, dünyadaki elmas arzından daha yararlı olduğu fikriyle bağdaştıramayacaklardı. Aslında Adam Smith bu paradoksu çözmüş değildir. Ancak kullanılış değeri ile mübadele değeri arasında bir ayırım yapmıştır: Bir malın kullanılış değeri iktisadi refaha yaptığı katkıdır; mübadele değeriyse malın satışından elde edilen toplam nakdi değer ya da gelirdir. Smith, marjinal faydayı, toplam faydadan ayırt edecek noktaya gelememiştir.
Bugünkü bilgilerimize göre yukarıdaki maliyet düşüncelerine şunları eklemeliyiz: Suyun toplam yararı onun fiyatını ya da talebini belirlemez.

Suyun son biriminin nispi yararı ve maliyeti suyun fiyatını belirlemektedir. Neden? Çünkü fertler bu son birimi alıp almamakta serbesttirler. Eğer suyun fiyatı son yararından yüksekse, suyun bu son biriminin faydasına eşit oluncaya kadar düşmeye devam edecektir.
Bundan başka, suyun her birimi diğer birimlerle aynı olduğuna göre ve tam rekabet piyasasında fiyat tek olduğu için, her birim, son en az yararlı birim fiyatından satılacaktır. (Toplam yerine marjinal yarar üstünde dikkatlerimizi toplamalıyız.) Demek ki bir mal bollaştıkça, toplam yarar her ek birimle artmasına rağmen, bu malın son küçük birimine istek nispeten azalmaktadır. Böyle olunca büyük miktarlardaki suyun neden düşük fiyatı olduğu anlaşılmaktadır. Ya da, havanın geniş yararlarına rağmen niçin serbest mal olduğu anlaşılır. Sonradan gelen bir sürü birim, bütün birimlerin piyasa değerini değiştirmektedir.

GÖRÜNMEYEN EL

Serbest piyasa mekanizmasını ifade eden bu kavram, Adam Smith tarafından ortaya atılmıştır. İktisadi hayatta düzeni sağlayan ve hangi malların, kimler için, ne miktarlarda üretileceği gibi temel ekonomik sorunları çözümleyen bir görünmez el (serbest fiyat mekanizması) vardır. O nedenle hükümetler ekonomik hayata müdahale etmemelidirler görüşü, Görünmeyen El Mekanizması'nın savunucusu konumundaki Neo-Klasik iktisatçılar tarafından hararetle savunulmuştur.
Görünmeyen El Mekanizması sayesinde, ekonomide oluşan arz veya talep fazlalığı erir ve piyasa tekrar denge noktasına geri döner. Görünmeyen El Mekanizması talebin tamamiyle kırıldığı 1929 Büyük Buhranı esnasında, piyasaları dengesizlikten kurtarmaya yetmemiştir, bir mekanizma olarak çalışamamıştır.
sebo10 çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks Kapalı
Pingbacks Kapalı
Refbacks Kapalı


Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 17:18
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.

Forums Directory eXTReMe Tracker Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Telefon Santrali | Daily News

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız sikayet@frmtr.com email adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to abuse@frmtr.com


Search Engine Optimization by vBSEO

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475