|
||||
|
|
|||||||
|
|||||||
|
|
#1 (permalink) |
|
Ölüm Artık Daha Yakın...
![]() ![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 22-08-2007
Yer: mi Tek Kurşunda ?
Yaş: 16
Mesajlar: 3,874
Blog Mesajları: 7
Rep Puanı: 39607185
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Kapalı bir ekonomide milli gelir ve istihdam düzeyini belirleyen iki harcama kalemi vardır: Yatırım (I) ve Tüketim harcamaları (C). Yatırım harcamaları tüketim harcamalarına nazaran daha çok dalgalanmalar gösterir ve çarpan etkisi (multiplier effect) ile milli gelir ve istihdam üzerinde daha geniş etkiler yapar. Böylece yatırım yoluyla yaratılan gelir bu amaçla yapılan harcamalardan birkaç daha fazla olmaktadır.
Yatırım: Belli bir dönemde bir ekonomide mevcut sermaye malları ve teçhizat stokuna yapılan net ilavedir.Eskime ve aşınma bedeli (depreciation) kadar yatırıma telafi edici(ikame) yatırım denir.Menkul değerlerin (hisse senedi,tahvil..) satın alınması yatırım değildir; çünkü yeni üretim kapasitesi yaratmamıştır. Hangi Harcamalar Yatırım Harcamalarıdır? Alet, makina, teçhizatgibi sermaye mallarına Bina, yol, köprü, baraj ve benzeri inşaatlara Firmalarca depolarında bulundurdukları ham, yarı ham ve mamul mallara (bu üçüne envanter ya da stok da denir) yapılan harcamalar yatırım harcamalarıdır. Otonom (autonomous) yatırımlar milli gelirdeki değişimlerden etkilenmezken uyarılmış (induced) yatırımlar etkilenir. Sermayenin Marjinal Etkinliği (marjinal efficiency of capital): Bir firmanın yatırım konusunda vereceği karar şu üç değişkene bağlıdır: Yatırım için gerekli bina, makina teçhizatın arz fiyatı Yatırımdan ömrü boyu getirmesi beklenen hasılat, Cari faiz oranı NOT: Bizim kitapta yatırımı real interest rate, sales, business confidence etkiler deniyor. İleriki bir dönemde elde edilecek hasılatın bugünkü değerini hesaplamak için K = R / ( I + i )t formülü kullanılır.K bugünkü değeri R ileride elde edilecek geliri, i faiz oranını, t de dönemi göstermektedir. İşte yatırımın ömrü boyu getireceği hasılat tahmin edilip onun bugünkü değeri hesap edilir ve buna R denirse, R'nin şu an yatırım mallarına yapılan harcamalardan fazla olması gerekir ki girişimci yatırım yapsın. Sermayenin marjinal etkinliği sermaye malından ömrü boyu getirmesi beklenen hasılat dizisinin bugünkü değerinin söz konusu sermaye malının arz fiyatına eşitleyen iskonto oranıdır, r ile gösterilir.Yatırım yaparken r ile cari faiz oranı(i) karşılaştırılır. r > i olduğu sürece yatırım yapılır. Yatırımlar arttıkça üretimde sermayenin payı artacak ve azalan verimler kanunu harekete geçecektir. Eğer yatırımlar belli bir kesime yapılıyorsa diğer koşullar sabitken arzın artması o kesimde üretilen malların fiyatlarını düşürecektir. Yatırımlar arttıkça yatırım mallarının fiyatları yükselecektir. Tasarruf - Yatırım Eşitliği Keynes S = I eşitliğini gelir ve harcamalarda meydana gelen değişmelerle açıklar (Klasik iktisatçılar faiz ile açıklıyordu). Yatırımı üretim kapasitesi ve sermaye mallarını yaratmak için yapılan harcamalar olarak düşündüğümüzde yatırım olayının harcamalar ile başladığını anlarız.Örneğin 10 milyar liralık yatırım yapacak kişi bu 10 milyarı çeşitli yerlere(arsa, demir, çimento) harcar. İşte bu harcama girişimciye gerekli mal ve hizmeti verenlerin geliri olacaktır.Fakat bu kişiler elde ettikleri gelirin tamamını harcamayacak bir kısmını tasarruf edecekitir. Tasarruf etmeyip harcadıkları kısım bir üçüncü kişi ya da kişilerin geliri olacakonlar da bir kısmını harcayıp bir kısmını tasarruf edecektir.Sonuçta yatırım harcamaları kendisi kadar bir tasarruf artışı sağlayacak S=I eşitliği kurulacaktır. Diğer bir ifade ile tasarruflar yatırımın bir fonksiyonudur ve yatırımın artması tasarrufları artırırken azalması tasarrufların da azalmasına neden olur. Tasarruf Paradoksu Yatırım harcamaları milli geliri artırıcı istihdam hacmini yükseltici bir etki yapar.Tasarrufların böyle bir etkisi yoktur.Kısa dönemde milli geliri azaltııcı etki yaparlar. Ancak yatırımlara gerekli fonu hazırlayan tasarrufların yatırımlara dönüşerek uzun vadede gelir ve istihdam artırıcı unsur oldukları açıktır. Yatırım Çarpanı (çoğaltanı) İlke olarak bir ekonomideki bağımsız tüketim harcamaları ile otonom yatırım harcamaları kendilerinin birkaç katı oranında gelir ve istihdam hacmi yaratmaktadır.Buna çarpan ya da çoğaltan etkisi (multiplier effect) denir.Tüketim harcamalarını bir yana bırakırsak yatırım harcamaları ile ilgili iki ütür çarpan vardır: Basit Çarpan : Yatırım çarpanı formülü: k = 1 / ( 1 - deltaC / deltaY ) deltaC / deltaY hatırlayacağınız gibi marjinal tüketim eğilimi(MPC)dir ve yatırım çarpanı ile doğru orantılıdır. Ancak yatırım çarpanının milli gelirde artış sağlayabilmesi için ekonominin eksik istihdamda olması gerekir (bak Eksik İstihdam ) Süper Çarpan: Yatırım gelirleri birkaç kat artırdığında bu artışın mal ve hizmetlere olan talebi de artırır. Bu artış yeni yatırımlara yol açar.Bu yeni yatırımların( ki bunlar uyarılmış yatırımlarıdır) da tekrar milli geliri birkaç kez artıracağı kolayca anlaşılır.Süper yatırım çoğaltanı formülü: ks = 1 / ( 1 - deltaC / deltaY - deltaI / deltaY ) olur. Burada I uyarılmış yatırımlardır. Hızlandıran Prensibi: Bir ekonomide belli bir dönemde bir önceki döneme nazaran nihai tüketim mallarına olan talepte meydana gelen artış yatırım mallarına olan talepte çok daha fazla bir artışa yol açmaktadır. İşte bu etkiye hızlandıran prensibi(acceleration prenciple) denmektedir. Denge Geliri, Deflasyonist Açık ve Enflasyonist Açık Kapalı bir ekonomide(ithalat ve ihracat yok) toplam talebin tüketim ve yatırım harcamalarından (C +I ) oluştuğunu söylemiştik. Ayrıca otonom harcamalardaki( I, G, X ) artışın toplam talebi de (çoğaltan etkisiyle) artıracağını belirttik |
|
|
|
|
|
#2 (permalink) |
|
Ölüm Artık Daha Yakın...
![]() ![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 22-08-2007
Yer: mi Tek Kurşunda ?
Yaş: 16
Mesajlar: 3,874
Blog Mesajları: 7
Rep Puanı: 39607185
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Yabancı sermayenin ne anlama geldiğini ekonomik literatürde irdeleyecek olursak birçok tanımla karşılaşırız. Yabancı sermaye, bir ülkedeki mevcut olan sermaye stokuna, başka bir ülkenin sahipliğindeki ilave sermaye katkısıdır. Yabancı sermaye ülkenin doğal kaynaklarını kullanılabilir hale getirmek ve mevcut üretim faktörlerini etkin bir şekilde kullanmak için , ülke içinde olmayan veya daha elverişli koşullarda ülke dışında bulunan sermayeyi içeri almalarına denir. Yabancı sermayenin bir ülkeye girişi iki değişik yolla olabilmektedir.Bu yollardan biri dolaylı yabancı sermaye yatırımı diğeri ise dolaysız yabancı sermaye yatırımıdır. Yatırımcının doğrudan yatırım yapmayarak başka bir ülkedeki bir firmanın hisse senetlerini veya tahvillerini satın alması sonucu dolaylı yabancı sermaye yatırımı oluşmaktadır.Böylece yabancı sermaye dolaylı yoldan ülkeye girmiş olur.Böyle yatırımlara portföy yatırımı da denilmektedir. Bir şirketin üretimini ana merkezinin bulunduğu ülke sınırları dışına yaymak üzere yabancı ülkelerde üretim tesisi kurması veya mevcut tesisleri satın alması bir dolaysız yabancı sermaye yatırımıdır. Dolaysız yabancı sermaye yatırımlarında çeşitli ülkelerde faaliyet gösteren şubeler tek bir ana merkeze bağlı bulunurlar.Bu şekilde farklı ülkelerde kurduğu şubelere aynı anda birçok ülkede birden üretim faaliyetine katılan şirketlere çok uluslu şirket adı verilmektedir. Dolaylı ve dolaysız yatırımlar arasında bazı farklar bulunmaktadır.Portföy yatırımlarında tahvil veya hisse senedi alırken, şirket yönetiminin bizzat denetlenmesi mümkün değildir.Ayrıca yabancı yatırımcı portföy yatırımlarında sadece sermayesini koyabilir.Yine bu tip yatırımlarda yatırımcı, gerçek kişi ya da çok uluslu bir şirket olabilir.Bir de bu tip yatırımlarda gelir ve anaparanın ödenme koşulları bellidir. Dolaysız yatırımlara baktığımızda yabancı yatırımcının, sermaye dışında üretim faktörlerini de koyabileceğini görüyoruz.Bu tip yatırımı genellikle çok uluslu şirketler yapar.Dolaysız yabancı sermaye yatırımlarında, çoğunlukla işletmenin kazanç durumu ve hükümetlerin kazanç üstüne koydukları kısıtlamalar yüzünden yatırımların geri ödenmesi belirsiz ya da değişkendir. Yabancı sermaye hakkında temel birkaç tanım yaptıktan sonra Türkiye’nin yabancı sermaye durumunu incelemeye geçebiliriz. Ancak asıl odaklanmamız gereken 1980 sonrası döneme geçmeden bazı değerlendirmeler yapmayı uygun görüyoruz. Türkiye Cumhuriyeti’nde yabancı sermayenin nasıl bu duruma geldiğini görebilmemiz için geçmişe uzanmamız gerekecektir.
1) Cumhuriyet Öncesi Dönem Türkiye Cumhuriyeti öncesinde aynı topraklarda hüküm süren Osmanlı İmparatorluğu’nun yabancı sermaye ile tanışması 1535 yılına dayanır. Osmanlı İmparatorluğu dış politikada vs. Fransa’ya o tarihlerde yakın duruyordu. Bu yakınlık 1535 yılında Osmanlı İmparatorluğu'nun Fransa’ya ticari bağışlarda bulunmasına kadar dayandı.Kanuni zamanında Fransa’yı koruyan İmparatorluğun sağladığı ticari bağışlarda yabancı sermayeyi etkileyen hususlar şunlardı; a ) Her iki ülke sularında gemi taşımacılığı karşılıklı olarak serbest olacaktır. b ) Fransa tüccarları Osmanlı ülkesinde ticaret yapacaktı ve 10 yıl süreyle vergi vermeyeceklerdi. c )İthal edilen Fransa mallarına %3 gümrük resmi uygulanacaktı. III. Selim, IV. Mahmut döneminde de bu ticari bağışlar artarak devam etti.Perde arkasına baktığımızda bu masum görünen ticari bağışlardı aslında kapitülasyonların temeli oluşturuyordu.Ancak bu tehlike ne yazık ki erkenden bertaraf edilemedi. 1740 tarihinde Fransa ile resmi ticari antlaşma yapıldı.Bu antlaşma ile önceden ticari bağış diye nitelendirdiklerimiz artık hak özelliği kazanmış oldu.Bu antlaşmanın 84. maddesine göre imtiyazlar değişmezlik kazandı yani kalıcı hale geldi. 1838 yılında 1535 yılından beri gelişen kapitülasyon süreci son aşamaya geldi. Daha önceleri Fransızlara, sonraları İngilizlere, tanınan imtiyazlar 1838 senesinden sonra Sardunya, İsveç, Norveç, İspanya, Felemenk, Belçika, Prusya ve Danimarka gibi ülkelere de verilmiştir. Bu derece geniş imtiyazlardan sonra yabancı sermaye anlamında bir hareketlilik yaşandı.Bunlara birkaç misal vermek gerekirse; -1840 yılında ilk defa portföy yatırımı (dolaylı yatırım) diye adlandırılan dış borçlanma işlemi gerçekleşmiştir.184 yılında çıkarılan hazine tahvilleri Londra’da bulunan bir bankaya satılmıştır. -1856 yılında dolaysız yabancı sermaye diye nitelendirdiğimiz bir işlem gerçekleşmiştir.Bu yılda demiryolu yapımı maksadıyla ilk defa Osmanlı’ya dolaysız yabancı sermaye girişi olmuştur. Bunlar yanında finans sektöründe birçok gelişme daha olmuştur.1856 yılında Osmanlı Bankası kurulmuştur.Osmanlı tahvilleri yabancı ülkelerde, Osmanlı’nın zararına olacak şekilde , rağbet görmüştür. Osmanlı İİmparatorluğu, kısaca fazlasıyla borçlanmıştır.Dış borçlanma 1914 yılına kadar da sürmüştür. Burada dikkat çeken bir nokta, alınan kimi dış borçların yatırım amaçlı kullanılmasıdır. Osmanlı İmparatorluğu'nda dolaysız yatırımın en yoğun olduğu dönem 1888-1896 yılları arasındaki dönemdir. Dokuz yıllık bu dönemde 30 milyon sterlinlik bir dolaysız yatırım olmuştur.Bu miktar 1914 yılına kadar giren dolaysız yatırımların % 40’ını oluşturmaktadır. 1914 yılına kadar süren bu yabancı sermaye-yatırım dalgası I. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla hızını çok yavaşlatmıştı.Bunda devlet politikalarının payı büyüktür. I. Dünya Savaşı’nın etkisiyle devlet, yabancı şirketlerin elinde bulunan liman, demiryolu gibi stratejik noktaları satın aldı, kamulaştırdı. Bu politika “Millileştirme” diye adlandırıldı. 2) Cumhuriyet Dönemi Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulduğu ilk yıllarda, ülkedeki millileştirme politikasının etkisiyle yabancı sermayeye kuşkulu bakıldı.1950 ‘li yıllara kadar ülkeye sınırlı bir sermaye akımı vardı.Aslında savaştan yeni çıkmış bir ülke olarak Türkiye Cumhuriyeti yabancı yatırımların ilgi odağı sayılırdı.Ancak Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün izlediği bazı politikalar yatırımcıların kabaran iştahlarını doyurmamıştı.Bu politikalar içerisinde, yabancı yatırımcının yatırım yapmak istediği araziyi devletin belirlemesi gibi devletin zararına bir yatırımı önleyici tedbirler var idi. 1950’li yıllarda ülkemizde teşvik edici ve de koruyucu kanunlar çıkmıştır.Bu teşvik edici birkaç kanuna rağmen yabancı sermayede 1980’li yılların ilk yılları da dahil istikrarlı bir artış görememekteyiz.Bu istikrarsızlığın sebepleri arasında şüphesiz siyasi istikrarsızlık vardır.Yaklaşık 30 seneye tekabül eden bu süreç içerisinde ülkemiz ikisi darbe bir tanesi muhtıra olmak üzere üç askeri müdahale ve de çok sayıda hükümet değişikliği görmüştür.Bunların sebep olduğu ekonomik istikrarsızlık ta yabancı sermayeyi çok olumsuz etkilemiştir. |
|
|
|
![]() |
| Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz |
| Konu Araçları | |
|
|
ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.
Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Telefon Santrali | Daily News
Sitemiz bir forum sitesi
olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında
siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar
bulursanız sikayet@frmtr.com email
adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede
gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to
abuse@frmtr.com