Son Dakika Haberlerini Takip Edebileceğiniz FrmTR Haber Yayında.
Forum TR
Go Back   Forum TR > Bilgi Bankası (Databank) (Ödev) > Üniversite Bilgileri > Ekonomi / İktisat / İşletme / İstatistik
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]

Enflasyon nedir?Türkiye'deki durumu

Üniversite Bilgileri Kategorisinde ve Ekonomi / İktisat / İşletme / İstatistik Forumunda Bulunan Enflasyon nedir?Türkiye'deki durumu Konusunu Görüntülemektesiniz => ENFLASYON NEDİR - NEDEN KAYNAKLANIR VE TÜRKİYE’DEKİ DURUMU Enflasyonun temel mekanizmaları, tarihi bir perspektif içinde Türkiyede günümüze kadar olan gelişmelerin ...

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 17-01-07, 17:53   #1

Varsayılan Enflasyon nedir?Türkiye'deki durumu


ENFLASYON NEDİR - NEDEN KAYNAKLANIR VE TÜRKİYE’DEKİ DURUMU
Enflasyonun temel mekanizmaları, tarihi bir perspektif içinde Türkiyede günümüze kadar olan gelişmelerin özeti. Enflasyon genel fiyat seviyesindeki artış, ölçüsü TÜFE ve TEFE. Fiyat seviyesindeki artış neye kıyasla? Kullandığımız para birimine oranla. Banknotlardan önce para altın, gümüş, bakır gibi kıymetli metallerden yapılıyordu. Tarih içinde, dünyada yeni altın ve gümüş madenlerinin keşfedildiği dönemlerde bu metaller ve bunlardan yapılan paralar cinsinden bir fiyat enflasyonu görüyoruz Yani başka bir açıdan parayı herhangi bir mal olarak düşünün - bunun arzı artarsa fiyatı düşer. Paranın fiyatının düşmesi de - paraya kıyasla diğer mal ve hizmetlerin fiyatının artması demek Cumhuriyetten önce, Osmanlı döneminde enflasyonun hızlandığı dönemler vardı. Paranın içindeki gümüş oranı düşürülüp daha fazla para basıldığı dönemlerde enflasyon artıyordu - Bu konuda Prof. Şevket Pamukun kitabını tavsiye ederiz. Şevket Pamuk paranın içindeki gümüş miktarını hesaplayarak fiyat seviyesine bakıyor, bu seviye hayli sabit - daha doğrusu diğer Akdeniz ülkeleriyle aynı seyrediyor. Yani enflasyon büyük ölçüde gümüş miktarını düşürerek piyasaya daha fazla para sürülmesiyle ortaya çıkıyor. Peki Osmanlılar bunu niye yapıyorlardı diyeceksiniz. Cevap gayet basit. Devletin geliri giderini karşılayamadığı - genellikle savaş harcamaları olan - dönemlerde oluşan bütçe açığı ek para arzıyla karşılanıyordu. Bu tabii sadece Osmanlılara mahsus değildi. Kağıt paranın ortaya çıkmasıyla durum bir bakıma kolaylaştı. Banknotların basım maliyeti üzerinde yazan rakama kıyasla çok düşük. Böylece Devlet dilediği kadar parayı basar piyasaya sürer. (Tabii bu arada sahte para basan kalpazanlara çok ağır cezalar vermek durumunda.) İlk zamanlar Devletler kasalarındaki altın rezervlerine orantılı bir miktarda banknot basıyorlardı. Sonradan anlaşıldı ki paranın değerini esas tayin eden kasadaki altın değil, piyasaya sürülen paranın miktarı. Yani banknotları Devlet kasasındaki altın miktarı ile orantılı tutmanın esas işlevi piyasaya sürülen paranın miktarını kısıtlamak. Ekonomiyi çevirebilmek için belli miktarda para lazım. Ülkedeki toplam üretimi genel fiyat seviyesinden değerlendirirsek ve paranın elden ele dolaşım hızını sabit tutarsak, belirli bir miktar para stoku lazım. P*Y = M*V Üretim (Y) artmadan bu para stokunu (M) artırırsak, paranın el değiştirme hızı (V) sabitse, fiyat seviyesi (P) yükselir - yani enflasyon meydana gelir. Başka değişle paranın fiyatı düşer. Modern ve bağımsız - otonom - bir merkez bankasının asli görevi fiyat istikrarını korumak. Bu kapsamda para arzını kontrol altında tutacak. Hazine, yani Devlet bana para bas ver ben harcayım dediği vakit - hayır - git sen harcamanı düşür yahut vergini arttır bütçeni öyle denkleştir - yapamıyorsan git piyasadan borçlan neticelerine de katlan diyecek. Cumhuriyetin ilanından itibaren Türkiye sıkı bir maliye ve para politikası izliyordu. Yani Devlet bütçesi pek açık vermiyor ve para basarak finansman yolu zorlanmıyordu. Neticede II. Dünya savaşına kadar Türkiye Cumhuriyetinin enflasyon problemi yoktu. Savaş yıllarında, allak bullak olan dünya ekonomisi Türkiyeyi de etkiledi ve ithal mallarındaki kıtlıklar neticesi yüksek bir enflasyon yaşandı. Savaş sonrası durum normale döndü. 1950-51 yıllarında enflasyon eksi yani negatifti. 1950li yıllarda Türkiye çok partili demokrasinin getirdiği hürriyetlerin yanısıra popülist politikalardan nasibini aldı. Devletin harcama furyası para basılarak finanse edilince 1954 de iki haneli enflasyona geçildi ve 1959da enflasyon % 25i aştı. 1960 müdahelesi bir rejim değişikliği ile bu süreci durdurdu. Devlet Planlama Teşkilatının kurulduğu, 5 yıllık kalkınma planlarının ciddiye alındığı bu dönemde ekonomi daha dengeli ve nisbeten daha hesaplı yürütüldü. 1970 yılına kadar enflasyon tek haneli olarak seyretti. Yalnız bunun yanıltıcı bir yönü de vardı. Bütçe açıkları yine para basarak finanse ediliyordu. KİTler tarafından üretilen malların fiyatları suni olarak düşük tutuluyor, KİTlerin zararları bütçeye yansıyordu. Enflasyonist süreç yine alevlenmişti. İthal ikamesi yoluyla sanayileşme ithalatın kotalara tabii, döviz kurunun ise düşük tutulmasını içeriyordu. İhracatın yok denecek bir düzeyde olması, ekonomik büyümenin hızlandığı dönemlerde döviz rezervinin erimesine ve ülkede kıtlıklara yol açıyordu. 1971de politik sürece yeniden bir müdahele yaşandı. Saklı tutulan enflasyon ve baskı altındaki döviz kuru ayarlandı. Enflasyon artık iki haneliydi. 1973te petrol fiyatları dört misli arrttı. Buna ilaveten Kıbrısa müdahele etme zorunluluğu Türkiyeye önemli bir maliyet getirdi. Bu şokları tüketim ve yatırımından kısmadan, iç tasarrufu arttırmadan atlatmaya çalışan Türkiye 1979 gelinince zamanın deyimiyle 5 sente muhtaçtı. Enflasyon patlayarak % 60 ı geçmişti. Ama bu dahi gerçeği saklıyordu. Benzincilerde, tüpgazcılarda kuyruklar oluşmuştu. Böylece gelindi 1980 liberalizasyon kararlarına ve politik sistem bunu sırtlayamayınca rejime yapılan müdaheleye. 24 Ocak 1980 kararları fiyatlar, döviz kuru, ithalat ve nihayet faizi piyasa koşullarına bırakan süreci başlattı. Serbest bırakılan fiyatlar ilk yıl % yüzü aştı, sonra % 30-40 düzeyinde bir platoya oturdu. Türkiye 1970lerde yapmaya direndiği kemer sıkma politikasını gerçekleştiriyordu. Uluslararası konjönktür açısından şanslıydı. 1980lerin ilk borç batağına düşen ülke olunca ve dış borçların bir kısmının üzeri çizildi. Latin Amerika ülkelerinin çoğu aynı duruma birkaç sene sonra hep birlikte düştüklerinde işleri çok daha zor oldu. Borçlarının hafifletilmesi yıllar sürdü ve daha ağır bir kemer sıkma zorunda kaldılar. 24 Ocak 1980 kararlarıyla biri hariç, kademeli olarak, tüm fiyatlar piyasalara bırakılmıştı. Yani mallar, sermaye veya faiz vedöviz. Emek piyasasına gelince durum farklıydı. Orada pazarlık yasaktı. 1980-1987 arası reel ücretler % 60 düştü. Yani kemeri esasen ücretliler sıktı. Politik süreç normalleşince bir yıl içinde ücretler tavana vurdu. Bu prensipte haklı bir telafiydi ama ekonomi için büyük bir şok demekti. Böylece enflasyon tekrar % 60-80 aralığına sıçradı. Bu arada bütçe açığı ve bunun para basarak finansmanı nasıl gidiyor bakalım: Bütçe yine açık veriyor ve Hazine Merkez Bankasından avans adı altında para istiyor, Merkez Bankası da parayı basıp veriyor, ama artık iş o kadar kolay değil. Birinci neden, faizler serbest bırakılmış, artık vatandaş bankada vadeli hesaba iyi faiz alıyor.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat