Reklamsız Forum İçin Tıklayınız. * FrmTR Sohbet Kontrol Panelinizde. * FrmTR'nin resim sitesi Resimci.Org yayında
Forum TR
Go Back   Forum TR > > >
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]
Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 11-01-07, 02:57   #1
JVC

Varsayılan Poliçeler


POLİÇE

1-POLİÇENİN MAHİYETİ

Poliçede de havalede olduğu gibi, üçlü bir ilişki vardır: Keşideci ve muhatap arasındaki ilişki, keşideci ile lehdar arasındaki ilişki ve nihayet lehdar ile muhatap arasındaki ilişki. Birincisine karşılık (provizyon) ilişkisi, ikincisine bedel ilişkisi, üçüncüsüne de havale ilişkisi denir.
Keşideci ile muhatap arasındaki mevcut ilişkiye göre, keşideci muhatap üzerine poliçe keşide eder. Bu ilişkinin mahiyeti çeşitli olabilir: Keşideci ile muhatap arasında satım, kira veya kredi ilişkisi olduğu gibi, keşideci muhatap üzerine hatır senedi de çekebilir. Provizyon ilişkisi kavramı geniştir: bütün bu ilişkileri kapsar.
Keşideci, senedi lehdara belli bir karşılık için vermiştir. Başka bir deyişle, keşideci lehdara olan borcunun karşılığında kendisine senet verir. Keşideci lehdara olan borcunun karşılığında kendisine senet verir. Keşideci ile lehdar arasındaki ilişki de bedel ilişkisi ismini taşır.
Poliçe ile muhataba ve lehdara yetki verildiğinden lehdar ile muhatap arasındaki ilişki havale sayılır. Havalede çifte yetki vermektedir.

2-POLİÇEDE BULUNMASI GEREKEN UNSURLAR

A-MECBURİ UNSURLAR:

Poliçenin mecburi unsurları; poliçe kelimesi, belli bir bedelin ödenmesi hususunda kayıtsız şartsız havale, muhatabın adı ve soyadı, keşide tarihi ve keşidecinin imzasından ibarettir. Bu gruba dahil bulunan unsurlardan biri bulunmadığı takdirde, senet poliçe niteliğini kaybeder.
i-Poliçe kelimesi: Senet metninde, poliçe kelimesinin ve eğer senet Türkçeden başka bir dille yazılmış ise o dilde poliçe karşılığı olarak kullanılan kelimenin bulunması gerekir.
Poliçe kelimesinin senet metninde bulunmasına dikkat edilir. Bu suretle, herhangi bir senedin üzerine sonradan poliçe kelimesinin yazılması suretiyle o senede poliçe niteliği verilmesi tehlikesi giderilmiş olur.
Senette, poliçe için gerekli bütün şartlar mevcut olabilir: fakat sadece poliçe kelimesi yoksa bu gibi senetler emre yazılı havale sayılır.
Bu senetler, bir çok yönden poliçe hükmündedir. Ancak, emre yazılı havale, kabul için arz olunmaz. Bu itibarla da bu senetler, kabul için arz edilir ve kabulde de imtina olunursa, hamilin bu senetten dolayı hiçbir müracaat hakkı söz konusu olamaz. Fakat emre yazılı havaleyi muhatap kabul etmiş olduğu takdirde bu kabul, poliçenin kabulü hükmündedir. Bununla beraber, muhatap poliçeyi kabul etmiş olsun olmasın, vadeden evvel iflas etmiş olur veya ödemelerini tatil etmiş bulunur veya aleyhine yapılan icra takibi semeresiz kalır ise hamil vadeyi beklemeden, müracaat hakkını kullanamaz. Kabul edilmemiş bir emre yazılı havalenin keşidecinin (havale edenin) iflası halinde de durum aynıdır.
İcra-İflas kanunun, çekler, poliçeler ve bonolar hakkındaki takibe ilişkin hükümleri emre yazılı havaleye uygulanmaz.
ii-Belli bir bedelin ödenmesi hususunda kayıtsız şartsız havale: Havale kayıtsız şartsız olmalıdır. Mesela “Nezdinizde doğacak alacağımdan 500 TL ödeyiniz” şeklinde düzenlenen bir senet poliçe hükmünde değildir.
Poliçe ile bir nakit ödenmesi söz konusudur. Bu itibarla poliçe ile bir misli eşyanın veya kıymetli evrakın verilmesi emrolunamaz. Bununla beraber, mutlaka Türk parasının mecburiyeti söz konusu değildir.
Bedel (yabancı paraya göre düzenlenen senetlerde), vade günündeki rayiç üzerinden Türk parası olarak tespit edilir. Buna karşılık, altın esası üzerinden poliçe düzenlenemez: çünkü altın mal hükmündedir. Keza, poliçeye “yabancı para veya Türk parası” kaydı da konamaz. Mesela “50 Dolar veya 500 TL ödeyiniz” kaydı poliçenin niteliğini kaybettirir.
Esas itibariyle poliçede faiz şartı caiz değildir; ancak görüldüğünden belli bir süre sonra ödenecek poliçelerde keşideci tarafından poliçeye faiz şartı da konabilir. Bu iki grup poliçede, poliçenin ne zaman ödenmek için muhataba ibraz olunacağını tayin etmek mümkün değildir. Bu itibarla faiz, hesaplanıp poliçe bedeline ilave edilemez. Bu sebeple de, bu tür poliçelerde faiz şartına cevaz verilmiştir. Diğer poliçelerde faizi peşinen hesaplayıp bedele ilave etmek mümkün olduğundan faiz şartının poliçeye konulması yasaklanmıştır. Faiz miktarının poliçede gösterilmesi şarttır; aksi takdirde faiz şartı yazılmamış sayılır. Aksi öngörülmemişse faiz, poliçe keşide edildiği günden itibaren işlemeye başlar.
Poliçe bedeli hem yazı hem de rakam ile gösterilip de iki bedel arasında fark bulunursa yazılı olan gösterilen bedele itibar olunur. Poliçe bedeli yalnız yazı ile veya yalnız rakamla müteaddit defalar gösterilmiş olup da bedeller arasında fark bulunursa en az bedel muteber sayılır.
iii-Muhatabın adı ve soyadı: Poliçede birden fazla muhatap gösterilebilir. Muhataplardan birinin poliçeyi kabul etmesi halinde, hamilin müracaat hakkı doğar. Poliçede, muhatapların alternatif bir şekilde gösterilmesine müsaade edilmemektedir. Mesela “Ahmet Gider bu poliçeyi kabul etmediği takdirde poliçe Emin Çerez’e arz edilecektir.” Şeklinde muhatap gösterilemez.
Poliçede muhatap olarak gösterilmiş bulunan kimsenin hayal mahsulü olması önemli değildir. Bu hal poliçenin niteliğini etkilemez.
iv-Lehdarın adı ve soyadı: Poliçe kime veya kimin emrine ödenecekse poliçede onun ad ve soyadının bulunması gerekir. Lehdarın ad ve soyadının senet metninde bulunması şartı poliçelerin hamile düzenlenemeyecekleri kuralını teyit eder. Bununla beraber, poliçenin beyaz ciro ile devri mümkün olduğuna göre, beyaz ciro ve teslim ile devredilen poliçe hamile yazılı senedin hükümlerini doğurur.
Poliçede birden çok lehdarın gösterilmesi caizdir. Bu takdirde, lehdarlar birlikte ciro ve teslim ettikleri poliçe muhteviyatından dolayı müteselsilen sorumlu olurlar. Lehdarlar arasında, aynı zamanda, müteselsil alacaklılık olduğu söylenebilir. Muhatap, lehdarlardan birine poliçe muhteviyatını ödemek suretiyle borcundan kurtulur. Lehdarların alternatif bir şekilde gösterilip gösterilemeyeceği konusu ise ihtilaflıdır.
v-Keşide tarihi ve yeri: Keşide tarihinin poliçede mutlaka gösterilmesi gerekir. Keşide yeri ise, poliçeye uygulanacak hukuk bakımından önemlidir. Keşide yeri gösterilmeyen poliçe, keşidecinin soyadı yanında gösterilen yerde keşide edilmiş sayılır.
vi-Keşidecinin imzası: Keşidecinin imzasının senet muhteviyatını kapsayacak şekilde, poliçenin altında bulunması gerekir.
“Temsile yetkili olmadığı halde bir şahsın temsilcisi sıfatıyla bir poliçeye imza koyan kimse, o poliçeden dolayı bizzat mesul olur ve poliçeyi ödediği takdirde temsil olunanın haiz olacağı haklara sahiptir. Yetkisini aşan temsilci için dahi hüküm böyledir.” Görüldüğü üzere yetkisi olmayan ya da yetkisini aşan temsilci, keşideci gibi sorumlu tutulmaktadır.
Senedi başkası adına imzalayan kişi keşideci sayılır. Keşideci ile hesabına poliçe tanzim edilen kimse arasında komisyon ilişkisi vardır. Bu itibarla keşideci aynı zamanda komisyoncu durumundadır.
vii-Ödeme yeri: Ayrıca yazılmamışsa, muhatabın soyadı yanında yazılan yer ödeme yeri ve aynı zamanda da muhatabın ikametgahı sayılır. Bu şekilde dahi ödeme yeri tespit edilmiyorsa senet poliçe olmaktan çıkar.

B-ALTERNATİF DURUMLAR

Kanun koyucu bazı unsurların da poliçe yer almasının gerekli olduğunu hüküm altına almıştır; ancak bunların poliçede mevcut olmaması halinde poliçedeki başka unsurlar bunların yerine geçer. Bu suretle senet, poliçe niteliğini kaybetmez. Bununla beraber her iki unsur da poliçede yer almamışsa, senet poliçe niteliğini kaybetmektedir.
i-Keşide yeri: Keşide yerini gösterilmemesi halinde senet poliçe niteliğini kaybetmez; keşidecinin isminin yanında yazılı yer keşide yeri sayılır. Keşidecinin adının yanında herhangi bir yer gösterilmemişse senet poliçe niteliğini kaybeder.
“Poliçe ile yapılan taahhütlerin şekli, bu taahhütlerin imzalandığı memleketin kanunlarına tabidir.”
ii-Ödeme yeri: Ödeme yeri gösterilmemişse, poliçe muhatabının adının yanında yazılı yerde ödenir. Bu da gösterilmemişse senet poliçe olma niteliğini kaybeder.
Ödeme yeri muhatabın ikametgahının bulunduğu yerde ve fakat başka bir adreste olabilir. Buna “adresli poliçe” denir. Keşideci, muhatabın ikametgahının bulunduğu mülki birlik içinde başka bir adres gösterebilir. Cirantalar adresli poliçe düzenleyemezler.
Ödeme yeri muhatabın ikametgahının bulunduğu yeri mülki sınırları dışında ise buna “ikametgahlı poliçe” denir. Muhatap ve cirantalar ikametgahlı poliçe düzenleyemezler.

C-İHTİYARİ UNSURLAR (ZORUNLU OLMAYAN ŞEKİL ŞARTLARI)

a-Vade: Vadenin poliçede gösterilmemiş olması senedin poliçe niteliğini etkilemez.
TTK m.615’e göre bir poliçeye ancak dört türlü vade yazılabilir. Buna göre vadesi bakımından poliçeleri dört gruba ayrılır.
 Muayyen bir günde ödenecek poliçeler
 Keşide gününden muayyen bir müddet sonra ödenecek poliçeler
 Görüldüğünde ödenecek poliçeler
 Görüldükten muayyen bir müddet sonra ödenecek poliçeler
Vadesi bunlardan başka bir şekilde yazılan veya birbirini takip eden vadeleri gösteren poliçeler batıldır.
Ancak, bir poliçede vadenin gösterilmesi de şart değildir. Vadesi poliçe metninde gösterilmeyen poliçe görüldüğünde ödenmesi şart edilmiş sayılır.
b-Poliçeye konabilecek diğer kayıtlar: Bunlardan bir kısmı, zaten kanunda öngörülen hususlardır. Mesela, keşidecinin kabulden sorumlu olmayacağını öngörmesi, kabule arz yasağı veya mecburiyeti getirmesi, protestodan muaf olacağını yazması bu tür kayıtlar olup, konmaları keşidecinin iradesine bağlıdır. Bunun dışında çok yaygın olarak, bu tür senetlere, bu senetlerden doğan uyuşmazlıkların çözümünde yetkili olacak mahkeme ve mercileri tayin eden kayıtlar konulmaktadır.

3-AÇIK POLİÇE

Senedin muhataba ibrazı anında gerekli şartları taşımış olması lazımdır. Gerçekten, poliçenin tedavüle çıkarken tamamen doldurulmuş olması şartı ileri sürülmemektedir. Tamamen doldurulmadan tedavüle çıkarılan poliçe açık poliçe ismini alır.
Keşideci senedi, boş olarak, sadece bir imza ile cirantaya devredebilir. Ciranta senedi doldururken keşideci ile aralarındaki antlaşmaya uymak zorundadır. Ancak ciranta bu anlaşmaya uymaz ise senedin ikinci bir cirantaya devri halinde bu kimseye ve sonraki cirantalara karşı poliçenin aradaki anlaşmaya uymadığı defi ileri sürülemez. Bununla beraber, hamil poliçeyi kötü niyetle iktisap etmiş olsun veya poliçenin iktisabı sırasında hamilin ağır kusuru varsa, bu defi hamile karşı ileri sürülebilir.
Açık poliçe, sonradan mecburi şekil şartlarına uygun olarak doldurulursa, kendisine dayanılarak hak talep edilebilecek bir senet haline gelir.

4-POLİÇENİN DEVRİ

Poliçe emre yazılı senetlerdendir ve ciro ve teslim yoluyla devredilebilir. Poliçenin ciro ve teslim yoluyla devredilebilmesi için, onun açık bir emre yazılı olması şart değildir. Keşideci “emre yazılı değildir” kelimelerini veya eş anlam taşıyan bir kaydı poliçeye koyarsa, senet alacağın temliki yoluyla devreder ve alacağın temlikinin hukuki sonuçlarını doğurur.
Poliçe esas itibariyle, ciro ve teslim yoluyla devreder; ancak istisnai hallerde alacağın temlikinin hükümlerine tabidir. Poliçenin devri ile ilgili iki önemli müessese vardır: Ciro ve teslim

A-CİRO

a-Cironun mahiyeti
Ciro çifte yetki bir veren bir havaledir. Ciro, hukuki mahiyeti itibariyle poliçe gibi mevsuf bir havale olup, senetten doğan hakların devri maksadıyla yapılan ve çifte yetki veren hukuki bir işlemdir. Bu yönden ciro ile poliçenin hukuki mahiyetleri arasında fark yoktur. Ciroda ciranta, muhataba ödeme yetkisi, ciro edilene kabz (alma) yetkisi vermektedir.
Cironun asıl fonksiyonu, senetten doğan hakların devrini sağlamasıdır. Ama senet bedelinin tahsili veya bu bedelin rehin edilmesi suretiyle teminat olarak gösterilmesi maksadıyla da kullanılabilir.
b-Cironun şekli
Ciro, poliçe ve poliçeye bağlı olan alonj üzerine yazılır. Cironun poliçenin yüzüne veya arkasına yazılması mümkündür. Ancak, poliçenin yüzüne yazılan cironun tam ciro olması gerekir. Çünkü, poliçe yüzüne atılacak imza aval hükmünde sayılır. Poliçenin arkasına sadece imza atılması ciro beyanı için yeterlidir.
Ciro beyanı çeşitli şekillerde ifade edilebilir.
Ciranta, ciro yapacağı kimsenin adını, soyadını ve “ödeyiniz” kelimesini yazıp altına da imzasını atarak veya sadece “ödeyiniz” kelimesini yazıp altına da imzasını atarak ya da sadece imzasını atmak suretiyle senedi ciro edebilir.
Ciro edilen kimsenin adının, soyadının ve belli olduğu ciroya “tam ciro”, cirantanın ödeyiniz yazıp imzalayarak ya da sadece imzalayarak yaptığı ciroya da “beyaz ciro” denir.
Ciro da tarih atmaya gerek yoktur. Bununla beraber cirantanın ciro yaptığı sırada ehil olup olmadığını veya cironun ne zaman yapıldığını saptamak yönünden tarih koymakta yarar vardır. mesela, tarihsiz ciro, protestonun düzenlenmesi için gerekli olan sürenin geçmesinden önce yapılmış sayılır.
c-Ciro kimlere yapılır
Ciro, üçüncü şahıslar dışında, poliçeyi kabul etmiş olsun ya da olmasın muhataba, keşideciye veya poliçe borç altına girmiş olanlardan (ciranta veya aval veren gibi) herhangi birine yapılabilir.
Muhataba yapılan ciro sonucunda senet bir süre tedavülden çekilmiş sayılır. Çünkü, muhatap hem borçlu hem de hamil sıfatıyla alacaklı durumundadır. Başka bir deyimle, alacaklı ve borçlu niteliklerinin birleşmesi sonucunda borç sükut eder. Poliçe yönünden bu kurala istisna getirilmiştir. Alacaklı ve borçlu niteliği birleştiği halde borç sükut etmemektedir. Bu itibarla, muhatap, elindeki poliçeyi tekrar ciro ederek tedavüle çıkarabilir. Bu halde, muhatap, hem bu nitelikle hem de ciranta niteliğiyle sorumludur. Çeklerde durum değişiktir. Çeklerde muhataba ciro makbuz hükmündedir; meğer ki, muhatabın birden fazla şubesi olup da ciro çekin üzerine çekildiği şubeden başka bir şube üzerine yapılmış olsun.
Keşideciye yapılan ciro bir bakıma senedin tedavülden kaldırılması anlamındadır. Keşideci poliçeyi tekrar ciro edebilir, bu takdirde hem ciranta hem de keşideci niteliğiyle sorumlu olur.
Poliçeyle borç altına giren kimselere (ciranta,aval veren, araya giren) senet ciro edebilir ve bunlar da senedi tekrar ciro ile devredebilir.
d-Cironun şartları
i-Cirosu yasak edilmemiş bir ciro olmalıdır.
aa-Ciro yasağı keşideci tarafından getirilmişse, bu senedin ciro yoluyla devri mümkün olmayıp, ancak alacağın temliki yoluyla devredecektir.
bb-Ciro yasağı, başka bir ciranta tarafından getirilmişse, bu senedin ciro yoluyla devri yine mümkündür, ancak ciro yasağı koyan ciranta sonra ciro edilenlere karşı sorumlu olmaz.
ii-Cironun kayıtsız şartsız olması gerekmektedir. Yazılmaması gereken şeylerin ciroya eklenmesi cironun sıhhatine helal getirmez; o kayıtlar yazılmamış sayılır.
Kısmi cironun batıl olduğu hüküm altına alınmıştır.
iii-Ciro çizilmemiş olmalıdır.Çizilen cirolar, ciro silsilenin tayinin de yazılmamış sayılır. Çizilmiş cirolar da yazılmamış hükmündedir.
e-Cironun zamanı
Bir poliçe, ödeninceye kadar ciro yoluyla devredilebilir.
Ciro vadeden sonra da yapılabilir. Vadeden sonra yapılan ciro, vadeden önce yapılan ciro hükümlerini doğurur. Ancak, ödememe protestosu keşide edildikten ve bu protestonun düzenlenebilmesi için gerekli süre geçtikten sonra yapılan ciro, alacağın temliki hükmündedir.
f-Cironun türleri
Ciro, ciro edilenin belli olup olmaması ve cironun amacına göre iki yönden sınıflandırılabilir.
i-Cironun, ciro edilenin belli olup olmaması yönünden sınıflandırılması: Bu yönden ciro tam ve beyaz cirodur.
Tam ciroda, ciro edilen kimse bellidir. (Ahmet Bilek’e ödeyiniz. İmza Nükhet Dağlı)
Beyaz ciroda ise, ciro yapılan kimsenin ismi belli değildir. Ciranta “ödeyiniz” kelimesini yazar ve imza eder ya da sadece senedin arkasına koyacağı imza ile senedi devreder.
Ticari senedin ön yüzüne beyaz ciro anlamında imza atarsak keşideci adına kefil (avalist) oluruz.
ii-Cironun amaca göre sınıflandırılması: Ciroyu bu yönden temliki, terhini ve tahsili ciro olmak üzere üç gruba ayırabiliriz.
 TEMLİK CİROSU: Poliçeye bağlanmış olan hakkın devri maksadıyla yapılan cirodur.
Bir poliçeden doğan hak ve yetkilerin temliki maksadıyla yapılan ciro üç ayrı fonksiyon icra eder.
• Temlik fonksiyonu: Senetten doğan hak ve yetkiler, senedin teslimi ile birlikte ciro edilene geçer.
• Teşhis fonksiyonu: Bir kimsenin elinde bulundurduğu poliçenin yetkili hamil olup olmadığı 598. maddeye göre incelenip tespit edilecek düzgün ciro silsilesinin mevcudiyetine göre tayin edilir.
• Teminat fonksiyonu: Aksine bir şart öngörülmemişse, ciranta ciro ettiği poliçenin kabul edilmemesinden ve ödenmemesinden sorumludur. Burada, keşidecinin sadece poliçenin kabul edilmemesinden sorumlu olmayacağını öngörmesinin mümkün olduğunu belirtmekte yarar vardır.
 TAHSİL CİROSU: Poliçe bedelinin bir başka kimse tarafından tahsil edilmesini sağlamak amacıyla yapılan ciroya tahsil cirosu denir. Ciro bedeli “tahsil içindir”, “kabz içindir”, “vekaleten” veya sadece “tahsili” ifade eden bir kaydı taşımalıdır.
• Senedi tahsil cirosu ile elinde bulunduranların hakları: Bu şahıs poliçeden doğan bütün hakları kullanabilir. Ancak bu yetkilerini kullanmak maksadıyla, senedi sadece tahsil cirosu ile devredebilir. Ciro edilenin bu hak ve yetkileri cirantanın ölümü veya medeni hakları kullanma ehliyetini kaybetmesi halinde dahi sona ermez. Borçlu cirantaya karşı haiz olduğu defileri, vekil durumundaki ciro edilene karşı da ileri sürebilir. Ama, ona karşı haiz olduğu defileri, ciro aslında tahsil cirosu olmadığı ispatlarsa kullanabilir. Tahsil cirosunun teminat fonksiyonu yoktur.
 REHİN CİROSU: Poliçeye bağlanmış olan hakların rehini maksadıyla “Bedeli rehin içindir”, “Bedeli teminattır” gibi ibarelerle yapılan cirodur.
• Senedi elinde bulunduranların hakları: Bu şahıs poliçeden doğan bütün hakları kullanabilir. Ancak yetkilerini kullanmak maksadıyla senedi sadece tahsil cirosu ile devredebilir. Rehinli alacağın sükutu halinde ise yetkileri sona erer.
• Senedi elinde rehin cirosu ile bulundurana karşı ileri sürülebilecek şahsi defiler: Bir poliçeyi rehin cirosu ile elinde bulunduran şahsın, borçlunun sadece ona karşı haiz olduğu şahsi defileri ileri sürmesi mümkündür. Borçlunun cirantaya haiz olduğu şahsi defiler, senedi rehin cirosu ile elinde bulunduranın senedi iktisap ederken bilerek onun zararına hareket etmiş olması halinde ileri sürülebilir. Rehinli alacak sükut eder ve borçlu bunu herhangi bir suretle öğrenirse, cirantaya haiz olduğu defileri kullanabilir. Aksini savunan yazarlar olsa da rehin cirosunun da teminat fonksiyonu vardır. aksini kabulü, zaten kabul edilmeyeceği ve ödenmeyeceği bilinen bir poliçenin kötü niyetle rehin cirosu ile devrine ve alacaklıyı belki de tamamen teminatsız bırakmaya göz yummak olur.

B-TEMSİL

Poliçenin devredilebilmesi için ciroyu takiben senedin de devredilmesi gerekir. Teslim ayni bir sözleşme niteliğindedir. Poliçenin tesliminin geçerli olabilmesi için, kural olarak, teslim eden ile tesellüm edenin hür bir iradeye sahip olmaları gerekir; aksi halde sözleşme vücut bulmaz. Başka bir deyişle, teslim edenin iradesi dışında bir sebeple senedin elinden çıkması halinde, sözleşme meydana gelmemiştir. Bu esaslar, poliçe yönünden geçerli değildir. Poliçe, herhangi bir sebeple hamilin elinden çıkmış ise, yeni hamilin iktisabı geçerlidir. Buna, kanun koyucu şu istisnayı getirmiştir: Yeni hamil poliçeyi kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisabında ağır bir kusur bulunduğu takdirde o poliçeyi geri vermekle mükellef olur. Burada açılacak dava, poliçenin iadesine ilişkindir.
Ciroyu yapan lehdar veya ciranta ise, bu kimseler hamile karşı, ehliyetsizlik sebebiyle, sorumsuz oldukları definde bulanabileceklerdir. Buna karşılık keşideci ehliyetsiz ise, senet hükümsüzdür.
Keşidecinin ehil olmaması halinde poliçenin istirdadı söz konusu olmamaktadır. Keza, cirantalardan birisinin ehliyetsizliği de senedin iadesini istemeye hak vermez, sadece ciranta sorumsuzluk definde bulunur.

5-POLİÇEDE KABUL

A-KABUL BEYANININ MAHİYETİ VE ŞARTLARI

Kabul, keşidecinin poliçeye yazdığı ödeme emri ile ödenmesini havale ettiği bedeli ödeyeceğini kabul ettiğini bildiren bir beyanı poliçeye yazması ve bunu imzalaması suretiyle yapılan tek taraflı mücerret bir irade açıklamasıdır. Muhatabın kabul beyanı, onu poliçenin asıl borçlusu durumuna sokar.
Kabul, tek taraflı, mücerret ve kayıtsız şartsız bir beyandır. Poliçede, keşideci muhataba ödeme, lehdara kabz yetkisi verir. Muhatap, poliçe bedelini ödemek mecburiyetinde değildir. Ancak muhatap poliçe üzerine kabul şerhini koyduktan sonra, bu beyanı dolayısıyla, poliçe bedelinin sorumlusu olur.
Kabul, poliçe bedelinin bir kısmına hasredilebilir. Mesela, poliçe muhteviyatı 2000 TL ise, muhatap sadece 500 TL için kabul şerhi koyabilir. Bunun dışında; kabul şerhi poliçe münderecatından farklı olursa, poliçe kabul edilmemiş sayılır.

B-POLİÇENİN KABULE ARZ ZAMANI

Keşideci, muhatap üzerine poliçe keşide etmiş ve muhataba kabul şerhini yazdırdıktan sonra, poliçeyi lehdara vermiştir. Bu poliçe daha az emniyetle tedavül eder. Çünkü poliçenin yegane sorumlusu keşideci ve varsa cirantalardır. Halbuki, kabul şerhi konulmuş bir poliçede ayrıca muhatap da sorumludur. Kabul şerhi konulmadan lehdara verilmiş olan poliçeyi, hamil kabul eder. Hamil, poliçeyi vadesine gelmesine kadar kabule etmek yetkisine sahiptir. Vade günü, arz süresine dahil değildir. Bununla beraber, vadede veya vadeden sonra poliçeyi kabul eden muhatap da bu beyanı sebebiyle genel hükümler çerçevesinde poliçe bedelinden dolayı sorumlu olur. Poliçe vadesini keşideci belirlemiştir.
Poliçe, vadesinin dolmasına kadar hamil veya poliçeyi elinde bulunduran herhangi bir kişi tarafından muhatabın ikametgahında onun kabulüne arz olunur.
Esas kural keşidecinin kabule arz süresini istediği şekilde belirleyebilmesidir. Cirantalar ise kabule arz süresini ancak kısaltabilirler.
Görüldükten belli bir süre sonra ödenecek poliçelerde keşideci, kabule arz için belli bir süre tayin etmemiş ise, poliçenin keşide gününden itibaren 1 yıl içinde kabule arz edilmesi gerekir. Böyle bir poliçenin vadesi, kabul şerhinde yazılı tarihe göre tayin olunur. Kabul şerhinde tarih yazılmamış olduğu hallerde, hamil protesto keşide ederek poliçenin kabule arz edildiği tarihi saptamalıdır. Kabul şerhinde tarih gösterilmemiş ve protesto ve protesto da çekilmemiş ise poliçe, kabule arz için öngörülen sürenin son günü kabul edilmiş sayılır. Başka bir ifadeyle, keşide tarihinden itibaren 1 yıl sonra poliçe kabule arz edilmiş sayılacaktır.
Kural, kabule arzın ihtiyari olmasıdır. Yani hamil elindeki poliçeyi hiç kabule arz etmeksizin vadeyi bekleyebilir.

C-POLİÇEYİ KABULE ARZ EDEN KİMSE

Poliçenin kimin tarafından kabule arz edileceği keyfiyeti önemsizdir. TTK 603 m.de poliçenin hamil veya onu elinde tutan herkes tarafından kabule edilebileceği hüküm altına alınmıştır.

D-POLİÇEYİ KABUL EDEN KİMSE

Poliçeyi muhatap, muhatabın mümessili veya araya girme suretiyle poliçeyi kabul edecek kimse kabul edebilir.
Birden fazla muhatap varsa, poliçenin bunlardan yalnız birine arzı yeterlidir. Bu takdirde muhatap poliçeyi kabul etmezse, hamil kabul etmeme protestosu çekerek poliçe borçlularına başvurur.
Muhataba aval vermiş olan kimseye poliçenin kabul için arz edilmesi gerekmez. Hamil, muhatabın poliçeyi kabul etmemesi halinde, aval verene arz etmeden, kabul protestosu çekebilir.

E-POLİÇENİN KABULE ARZ EDİLDİĞİ YER

Poliçe muhatabın ikametgahında arz olunur.

F-KABUL ŞEKLİ

Muhatap kabul beyanını poliçe üzerine yazar ve altını imzalar.
Genellikle “kabul edilmiştir” kaydı ve bunun yerine geçen bir deyim kullanılır. “Görülmüştür” veya “ibraz edilmiştir” gibi deyimlerin kabul anlamı taşıyacağı tereddütlüdür.
Kabul beyanının mutlaka poliçe üzerine yazılması gerekir. Başka bir yere (hatta alonj üzerine) kabul beyanının yazılmış olması muhatabı poliçe borçlusu durumuna sokmaz.
Poliçe üzerine muhatabın yalnızca imza koyması da kabul hükmündedir. Bu itibarla “kabulümdür”, “ödeyeceğim” şeklinde ibare mevcut olmasa dahi muhatap poliçe borçlusu durumuna gelir.
Kabul şerhinin altına imza konulması şart değildir. Bununla beraber bazı poliçelerde tarih konulması gereklidir. Görüldükten belli bir süre sonra ödenmesi şart kılınmış poliçelerle, özel şart gereğince belli bir süre içinde kabule arz edilmesi mecburi hale getirilmiş poliçelerde tarih koyulmalıdır.

G-KABULDEN RUCU (DÖNME)

Kabul, tek taraflı ve karşı tarafa ulaşması gerekli bir irade beyanıdır. Bu itibarla irade beyanında bulunan kimse, bu beyan karşı tarafa ulaşıncaya kadar, kabul beyanından rucu edebilir.
Poliçeyi hamil muhatabın eline vermeden kabul şerhini yazdırmış ise, muhatabın bu beyandan rucu etmesi söz konusu olamaz. Çünkü kabul beyanı hamile ulaşmıştır. Buna karşılık, hamil, poliçeyi muhataba vermiş ise, muhatap poliçeyi iade edinceye kadar, kabul beyanını çizebilir. Çünkü kabul beyanı hamile ulaşmamıştır.
Çizilmiş kabul beyanı, poliçenin kabul edilmemiş olduğu hükmündedir.
Muhatap, hamile, poliçede imzası bulunan bir kimseye, poliçeyi kabul etmiş olduğunu yazı ile bildirmiş olursa, bunlara karşı kabul beyanı dairesinde sorumlu olur.

H-KABULE ARZIN MECBURİ OLUŞU

Poliçeyi kabule arz etmek ihtiyaridir. Poliçeyi kabule arz etmeyen hamil, vadeden evvel poliçe borçlularına müracaat hakkını kullanamaz. Ancak bazı poliçelerin kabule arzı mecburidir: Görüldüğünden itibaren belli bir süre içinde ödenmesi gereken poliçelerin kabule arzı mecburidir, çünkü, poliçenin vadesi kabulden itibaren işlemeye başlar.

I-KEŞİDECİNİN KABULDEN SORUMLU OLMAMA KAYDI

Keşideci, poliçenin kabul edilmemesinden ve ödenmemesinden dolayı sorumludur. Poliçeye konacak kayıtla, keşideci, poliçenin kabul edilmemesinden doğan sorumluluktan kendisini kurtarabilir ancak poliçenin ödenmemesinden doğan sorumluluktan kendisini kurtaramaz.

J-POLİÇENİN KABUL EDİLMEMESİNİN VEYA KABULÜ İLE İLGİLİ KAYITLARA UYULMAMASININ SONUÇLARI

Poliçenin kabul arzı esas itibariyle ihtiyaridir. Hamilin poliçeyi kabule arz etmesinin herhangi bir menfi sonucu olamaz. Ancak hamil, poliçeyi kabule arz eder muhatap da kabul etmiş olursa, muhatap da poliçe borçlularının arasına girer ve hamilin durumunu kuvvetlendirmiş olur.
Poliçeyi kabule arz eden kimsenin bazı imkanlardan yararlanması söz konusu olabilir.
(1) Poliçeyi muhatap kabul etmediği takdirde, hamil kabul etmeme protestosu keşide ederek, vadesinden evvel poliçe borçlularına müracaat imkanı elde eder. Keza, kabul etmeme protestosunun çekilmiş olması halinde, ödememe protestosu keşide etmeye gerek kalmaz. Poliçeyi ödeme için ibraz etmeye ihtiyaç yoktur.
(2) Muhatap poliçeyi kısmen kabul ederse, hamil kabul etmeme protestosu keşide ederek, kabul edilmeyen kısım için poliçe borçlularına karşı müracaat hakkını kullanabilir.
(3) Poliçe, konulmuş bulunan arz yasağına uyulmaması halinde ise hamil, vadeden evvel müracaat hakkını kullanamaz.
Poliçeyi kabul etmeyen muhataba artık başvurmak mümkün değildir. Ancak, keşideci ile arasındaki diğer münasebetler sebebiyle keşidecinin, bu münasebetlere dayanarak ona başvurması mümkündür. Poliçenin kabul edilmemesi halinde hamilin yapacağı şey, kabul etmeme protestosu çekerek müracaat borçlularına (cirantalar, avalistler, keşideci, lehdar gibi) başvurmaktır. Hamilin bunu yapmak için vadenin dolmasını beklemesine gerek yoktur. Ancak, yapılan ödemeden, vade dikkate alınarak iskonto yapılır. Muhatap poliçeyi kısmen kabul etmişse aynı işlemler kabul edilmeyen kısım için yapılabilir.

6-POLİÇEDE ÖDEME

Poliçede ödeme, senet bedelinin, senet alacaklısı olan yetkili hamile devredilmesidir.
Poliçede herhangi bir vade gösterilmemişse, poliçe bedelinin, poliçe ibrazında ödenmesi gerekir.

A-Poliçede vade

Vadeyi poliçe bedelinin muaccel olduğu gün şeklinde tanımlayabiliriz.
Poliçedeki müracaat hakkının kullanılması halinde hamil, gecikme faizi vade gününden itibaren işler. Keza, kabul eden muhatap hakkındaki üç yıllık zamanaşımı da vade gününden itibaren işlemeye başlar. Buna karşılık ödeme için ibraz, ödeme gününde veya onu izleyen iki iş gününde yapılır. Ödeme protestosu da ödeme gününü izleyen iki iş günü içinde çekilmelidir.
Vade, poliçe ve bonolarda söz konusudur. Çekler bir ödeme aracı oldukları için ibrazında ödenir ve bunlarda vade söz konusu değildir. Çeklerde ibraz süreleri vardır.
Poliçelerde dört tür vade vardır:
(1) Belli bir günde kaydını taşıyan poliçeler
(2) Keşide gününden belli bir süre sonra ödeme kaydını taşıyan poliçeler
(3) Görüldüğünde ödenecek poliçeler: Bu gibi poliçelerin keşide gününden itibaren bir yıl içerisinde ödeme için ibraz edilmeleri gerekir.
(4) Görüldükten belli süre sonra ödenmesi kaydı taşıyan poliçeler
Poliçede, önceden belirlenmiş bulunan vadenin uzatılabilmesi caizdir.
Poliçe borçlularından hepsi, vadenin uzatılması hakkında mutabık kalırlarsa, vade uzatılmış olur ve uzama herkes için hüküm ifade eder. Uzatmayı kabul etmemiş bulunanlar için yeni vade hüküm ifade etmez. Vadenin uzatılmasına muvafakat etmiş bir borçluya aval vermiş bulunan bir kimse hakkında da bu uzatma geçerlidir.

B-Poliçenin ödenmesi için ibrazı ve ödeme ile ilgili sorunlar

Poliçenin vadesi geldiğinde, muhatap tarafından ödenmesi sonucunda borç ortadan kalkar. Ödeme poliçe ilişkisine son verir. Poliçenin ödenmesi amacıyla muhataba ibrazı gerekir.
i-Poliçenin ödenmesi amacıyla ibraz süresi: Görüldüğünde ödenecek poliçelerin ibrazında ödenmesi gerekir. Başka bir deyişle, bunların vadesi, poliçenin muhataba ibraz edildiği gündür. Böyle bir poliçe, keşide gününden itibaren 1 yıl içinde ödenmek üzere ibraz olunur.
Belli bir günde, keşide gününden veya görüldükten belli bir süre sonra ödenecek poliçeler ise, ödeme gününde muhataba ibraz edilir.
ii-Poliçeyi ödeme için ibraza yetkili kimse: Poliçenin ödenmesi için muhataba ibrazı ancak yetkili hamil tarafından yapılmalıdır. Çünkü meşru hamile poliçe meblağını ödeyen muhatap, borçtan kurtulur.
Cirolar arasında teselsülün düzenli olup olmadığı dikkate alınarak, yetkili hamil tayin olunur; muhatap imzaların sıhhatini araştırmaya mecbur değildir. Muhatabın hile veya ağır kusuru bulunması halinde, ciro silsilesi düzenli olsa dahi , borçtan kurtulamaz.
iii-Poliçeyi ödeyecek olan kimse: Poliçe ödeme için, vadesinde muhataba ibraz edilir. Birden fazla muhatap bulunduğu takdirde hamil, muhataplardan birinin ödemeyi reddetmesi halinde ödememe protestosu keşide etmeden evvel senedi diğer muhataplara da ibraz etmek mecburiyetinde değildir. Muhataplardan birinin ödememesi ödememe protestosunun keşidesi için yeterlidir.
Adresli ve ikametgahlı poliçelerde senet, gösterilen adres ve ikametgahtaki şahsa, ödeme için ibraz olunur.
Poliçenin takas odasına ibrazı da ödeme için ibraz yerine geçer.
iv-Poliçenin ödenmesi zamanı: Poliçe vadesinde ödenir. Hamil, vadeden poliçe meblağını almaya zorlanamaz. Poliçenin vadesinde ödenmesi muhatap yönünden de emniyet unsurudur. Vadesinden poliçeyi ödeyen muhatap, rizikoyu üzerinde taşır. TTK 662 m. son fıkrası hükmüne göre, poliçeyi vadesinde ödeyen muhatap, sadece ciro silsilesinin düzenli olup olmadığını dikkate almak durumundadır. Hile ve ağır kusuru bulunmayan muhatap sorumlu olmaz. Ancak, poliçe vadesinden önce ödenirse, muhatap gerçek hamile yapılmayan ödemeden dolayı sorumlu olur; hile veya ağır kusurunun bulunmadığını hatta kusurunun bulunmadığını ileri süremez.
v-Poliçe meblağının tamamının veya bir kısmının ödenmesi: Poliçe bedelinin tamamının ödenmesi halinde, poliçenin muhataba iadesi gerekir.
Poliçenin bir kısmının ödenmesi de mümkündür. Hamil kısmen yapılan ödemeyi reddedemez. Kısmı ödeme halinde muhatap durumun poliçe üzerine yazılmasını ve kendisine bir makbuz verilmesini isteyebilir. Hamil, poliçenin ödenmeyen kısmı için, ödememe protestosu çekerek poliçe borçlularına başvurabilir.
vi-Ödememe için poliçenin ibraz edilmemesi: Muhatap vadesi geldiğinde poliçeyi ödemek suretiyle borçtan kurtulmak isteyebilir. Buna karşılık, hami, vadesinde poliçeyi ibraz etmeyebilir. Muhatap bu takdirde, gider ve hamile ait olmak üzere poliçe meblağını notere tevdi etmek suretiyle borçtan kurtulabilir. Vadesinde senedin ibraz edilmemesi halinde ise muhatap mütemerrid duruma düşmez. Muhatabın mütemerrid duruma düşmesi için, poliçenin ibraz edilmesi gerekir. Bu itibarla, muhtabın poliçe muhteviyatını notere tevdi etmesi temerrüd ile ilgili değildir.
vii-Yabancı para kaydı taşıyan poliçeler: Yabancı para “multiplkatör” rolü oynadığı takdirde, vade yerinde ve günündeki rayice göre hesap yapılarak o ülke parası ile ödenir.
Yabancı paranın aynen ödenmesi kaydı varsa, yabancı para ödenir.
viii-Poliçe meblağını ödememenin sonuçları: Muhatap poliçe meblağını ödediği takdirde, poliçe borcu ortadan kalkar.
Muhatap poliçe borcunu ödemediği takdirde;
Muhatap poliçe üzerine kabul şerhi koymuş ise, poliçenin asli borçlusu haline gelmiştir. Bu itibarla, muhataba zamanaşımı süresi içinde, her zaman başvurulabilir. Hamil kanunda gösterilmiş bulunan süre içinde ödemem protestosu keşide ederek poliçenin diğer borçlularına da başvurma imkanı sağlar.
Muhatap poliçeyi kabul etmemiş ise muhataba başvurma söz konusu değildir. Hamil, yerine göre kabul etmeme veya ödememe protestosu keşide ederek müracaat borçlularına yönelir.
Her iki halde de, ödememe protestosu keşide edilmemesi müracaat borçlularına yönelme imkanını ortadan kaldırır, ödememe protestosundan muafiyet halleri istisnadır.

7-POLİÇENİN KABUL EDİLMEMESİ VEYA ÖDENMEMESİ DOLAYISIYLA SÖZ KONUSU
OLAN MÜRACAAT HAKKI

Poliçenin esas muhatabı, kabul etmiş muhataptır. Ancak, muhatabın kabul etmemesi veya ödememesi halinde, durumu protesto ile saptatarak, ciro silsilesinde kendisinden önce gelenlere (keşideci, tüm cirantalar varsa avalistlere), sıra gözetmeksizin bunlardan birisine, birkaçına veya tümüne birden poliçe bedelinin ödenmesi için başvurulabilir. Bir kişiye başvurma, diğerlerine başvurma hakkının düşürmez. Hamilin başvurduğu kişi ödemede bulununca, bu kişi de kendisinden önce gelenler keza sıra gözetmeksizin aynı koşullarda başvurabilir ve bu başvuru işlemi keşideciye kadar sürer. Mesela, lehdar sadece keşideciye ve koşulları varsa muhataba, keşideci ise sadece muhataba başvurabilir.

A-Poliçenin borçluları

Poliçenin asli borçlusu, muhatap ve muhataba aval verenlerdir.
Müracaat borçluları ise, keşideci, cirantalar ve bunlara aval veren kimseler ile araya girme suretiyle kabul edenlerdir. Bütün bu kimseler hamile karşı müteselsil biçimde sorumludurlar. Hamil maddi ve şekli şartlara uymak kaydıyla bunlardan birine, birkaçına veya hepsine poliçe meblağının tümü için başvurma hakkını kullanabilir.

B-Müracaat borçluları yönünden müteselsil sorumluluk esası

Hamil, maddi ve şekli şartlara uymak suretiyle, muhatabın alamadığı poliçe meblağı için müracaat borçlularına gidebilir. Hamil, poliçe meblağının tümünü cirantalardan birinden tahsil eder ise, o ciranta da kendisinden önceki cirantalardan birine birkaçına veya hepsine poliçe tutarının tamamı için başvurabilecektir. Bu suretle herkes kendinden sonra gelen cirantaya karşı müteselsilen sorumludur.

C-Hamilin veya onun yerine geçenlerin müracaat haklarının kapsamı

Hamil müracaat yoluyla;
 Poliçenin kabul edilmemiş veya ödenmemiş olan bedelini ve eğer şart kılınmışsa işlenmiş faizi
 Vadenin gelmesinden itibaren itibaren işleyecek % 30 hesabıyla faizi
 Protestonun ve hamil tarafından tebliğ, olunan ihbarnamelerin masraflarıyla diğer masrafları
 Poliçe bedelinin % 0.3’ünü (binde üçünü) aşmamak üzere komisyon ücretini isteyebilir.
Eğer müracaat hakkını vadenin gelmesinden evvel kullanırsa, poliçe bedelinden iskonto yapılır. Bu iskonto müracaat tarihinde hamilin ikametgahında cari olan resmi iskonto hakki üzerinden hesap edilir.
Ödeyen müracaat borçlusu, poliçe bedelini ödemiş olan kimse kendisinden evvel gelen borçlulardan
 ödemiş olduğu meblağın tamamını
 ödeme tarihinden itibaren bu meblağın %30 hesabıyla faizini
 yaptığı masrafları
 poliçe bedelinin % 0.2 (binde iki) sini aşmamak üzere komisyon ücreti
isteyebilir.

D-Müracaat hakkının kullanılabilmesi için gerekli şartlar:

Hamil, muhataba başvurup da, muhatap poliçeyi kabul etmediği ve ödemediği takdirde hamilin, diğer poliçe borçlularına başvurması bazı maddi ve şekli şartların gerçekleşmesine bağlıdır.
a-Müracaat hakkının kullanılabilmesi gerekli maddi şartlar
Hamilin, müracaat hakkını kullanabilmesi için senedin vadesinin gelmiş olması ve senedi muhataba ödeme için ibraz etmesi, poliçe meblağını muhatabın ödememesi gerekir. Muhatap, poliçeye kabul şerhini koymamış ise poliçenin borçlusu değildir.
Hamil bazı hallerde müracaat hakkını vadenin gelmesini beklemeden kullanabilir.
i-Muhatap, kabulden tamamen veya kısmen kaçınmış ise
ii-Muhatap, iflas etmiş veya sadece ödemeleri tatil etmiş yahut aleyhindeki icra takibi semeresiz kalmış ise
iii-Kabule arzı yasaklanmış bir poliçenin keşidecisinin iflas etmiş olması halinde
b-Müracaat hakkını kullanabilmesi için gerekli şekli şartlar
Müracaat hakkını kullanabilmesi için poliçenin kabul edilmedi veya ödenmediği hususunun belgelenmesi gerekir.
i-Protesto keşidesi: Hamil, poliçenin kabul edilmediğini veya ödenmediğini kabul etmeme veya ödememe protestosu düzenleyerek belgeler.
ii-Protesto keşidesine gerek olmaması
• Keşideci, ciranta yahut aval veren kimse senet üzerine “masrafsız iade”, “protestosuz” kayıtlarını veya bunlara benzer herhangi bir ibareyi koyarak imzalamak suretiyle hamili müracaat hakkını kullanmak için kabul etmeme veya ödememe protestosu çekmekten muaf tutabilir.
• Kabule arzı yasak edilmiş poliçe için kabul etmeme protestosu çekilemez. Bununla beraber, hamil ödememe protestosu çekmek mecburiyetindedir. Ödememe protestosu çekilmedikçe müracaat hakkı kullanılamaz.
• Cirantalar poliçeye, poliçenin ödenmemesinden sorumlu olmayacaklarına ilişkin kayıt koyabilirler. Bu takdirde ilgili cirantaya müracaat edilemeyeceği için onun yönünden ödeme protestosu keşide edilmesi gerekmez. Diğer cirantalara müracaat için protesto keşide edilir.
• Poliçenin kabulüne ve ödenmesine ilişkin mücbir sebepler 30 günden fazla sürerse kabul etmeme veya ödememe protestosu çekmeye gerek kalmaz.
• Poliçeyi kabul etmiş olsun olmasın muhatap veya kabule arzı yasak edilen bir poliçenin keşidecisinin iflas etmesi
iii-Protesto çekmek veya ayrıca protestoya bazı belgeler eklemek
Kanunen muayyen olan müddetler içinde poliçenin ibrazı veya protesto keşidesi, bir devletin mevzuatı veya herhangi bir mücbir sebep gibi aşılması imkansız bir mani yüzünden mümkün olmamışsa, bu muameleler için müddetler uzatılır.
Mücbir sebeplerin ortadan kalkmasından sonra hamilin, poliçeyi gecikmesizin kabul veya ödeme maksadıyla ibraz ve icabında protesto keşide etmesi lazımdır.

E-Protestonun şekli

• Protestoda, bunu çeken kimsenin adı ve soyadı veya ticaret ünvanı,
• Protesto çekilen kimsenin adı ve soyadı veya ticaret ünvanı bulunmalıdır.
• Poliçeyi kabul etmeyen muhatap hakkında çekilecek protestoya, kabul etmeme keyfiyeti vs yazılabilir.
• Muhataba müracaat yapıldığı yer ve gün de protestoya kaydedilir.
• Poliçede bunu düzenleyen noterin imzası bulunur.
• Bazı istisnai haller de ortaya çıkabilir. Mesela, muhatap kısmi ödemede bulunmuş olabilir. Bunun protestoda gösterilmesi gerekir.
• Protestoyu noter düzenler.
Noter tarafından imza edilen protesto kanuna uygun olarak tanzim edilmediği veya içindeki kayıtlar yanlış olduğu takdirde dahi muteber sayılır.

F-Protesto keşidesinin sonuçları

Kabul etmeme protestosu keşide etmeyen hamilin müracaat hakkı düşmez. Bu kurala istisna getirilmiştir: Görülmesinden itibaren belli bir süre içinde ödenecek poliçelerle, kabule arzı mecburi olan poliçelerde kabul etmeme protestosu çekilmemesi müracaat hakkını düşürür.
Buna karşılık kabul etmeme protestosu keşide etmek bazı avantajlar sağlar. Hamil, müracaat hakkını kullanabilmek amacıyla ödememe protestosu çekmek mecburiyetinden kurtulur; ayrıca vadeden önce poliçe borçlularına müracaat etmek imkanı kazanır.
Ödememe protestosu keşide edilmediği hallerde ise, hamil müracaat hakkını kaybeder. (istisnalar saklıdır.)
Protesto keşide edildiği takdirde, muhatabın poliçeyi kabul etmediği veya ödemediği haller saptanmış olur. ticari itibarı sarsılan kimse de muhataptır.

8-İHBAR

Kabul etmeme veya ödememe protestolarının, poliçeden dolayı rücuya maruz kalacak kişilere bildirilmesi gerekir. Böylece bunlara gerekli önlemleri alma olanağı sağlanmış olur.
İhbar, hamil tarafından kendi cirantasına veya aynı zamanda da keşideciye yapılır. Hamil, bu ihbarı, protestolu poliçelerde protesto gününü, protestosuz poliçelerde de ibraz gününü izleyen dört işgünü içinde yapar. Her ciranta da ihbarı aldığı tarihten itibaren iki iş günü içinde durumu, senedi kendine ciro eden kişiye bildirir. Bu suretle, keşideciye kadar sırayla ihbar yapılmış olur. Keşideciye durumu hem hamil hem de kendinin senedi ciro ettiği kimse bildirir. Aval vermiş olan kimselere de durumun ihbar edilmesi gerekir.
İhbar bilinen adrese yapılır. Ciranta, adresini hiç yazmamış veya okunması mümkün olmayacak surette yazmış ise, ihbarın ondan önceki cirantaya yapılması yeterlidir.
İhbar, noter marifetiyle veya poliçenin iadesi suretiyle yapılır. İhbar yapılmış olmasına rağmen hami, poliçe borçlularına başvurabilir. İhbarın yapılmaması sebebiyle bir zarar doğarsa, ihbar yapmayan kimse bundan sorumlu olur.
İhbarı yapmakla mükellef olan kimse, bunu belli süre içinde yaptığını ispat etmek zorundadır.

9-RETRET

Hamil veya rücu hakkı sahibi, bu hakkını, poliçede aksine kayıt yoksa, kendisinden önce gelen cirantaya veya avalistlerden birinin üzerine çekeceği ve bu kimsenin “ikametgahında” görüldüğü anda ödenmesi şart olan yeni bir poliçe ile de yapılabilir. Bu özel tip poliçeye “retret” denir. Retret mutlaka “görüldüğünde vadeli” olarak düzenlenmelidir, meblağı da “ödenmeyen poliçe tutarı, TTK m637 ve 638’de öngörülen protesto giderleri, faiz, komisyon ve tellallık ücreti ve damga resminden” oluşur.
Retret cirantalardan birinin üzerinde çekilebilir. Bu ciranta retreti ödeyecek olursa, yine ödememe protestosu keşide edilecek ve diğer poliçe borçlularına müracaat olunabilecektir; ancak üzerine retret keşide edilenin ödememe durumu protesto ile belgelenmiştir. Bu ise, üzerine retret keşide edilmiş cirantanın ticari itibarının sarsılması sonucunu doğurur.

10-ZAMANAŞIMI

Hamilin poliçeyi kabul etmiş muhataba karşı açacağı davalar vadenin geldiği tarihten itibaren 3 yıllık zamanaşımına tabidir.
Hamilin, keşideci ve cirantalar aleyhine açacağı davalar hakkında ise, bir yıllık zamanaşımı süresi söz konusudur. Bu sürenin başlangıç tarihi, ödememe protestosunun keşide edildiği tarihtir. Ödememe protestosundan muaf olan poliçelerde bu süre vade tarihinden itibaren işlemeye başlar.
Cirantaların başka bir cirantaya veya keşideciye karşı açacakları dava ise altı aylık zamanaşımına tabidir. Bu süre, cirantanın poliçeyi ödediği tarihten itibaren işlemeye başlar.
Zamanaşımını kesen haller: Dava açılması, takip talebinde bulunulması, davanın ihbar edilmesi, alacağın iflas masasına bildirilmesi
Zamanaşımını durduran haller: TTK’ da zamanaşımının hangi hallerde duracağına ilişkin bir hüküm yoktur. Dolayısıyla Borçlar kanunu m.132’deki zamanaşımını durduran nedenlerin poliçelere de uygulanacağı kabul edilmiştir.

11-AVAL

Aval, poliçedeki bedelin ödenmesi hususunda poliçe borçluları lehinde verilen, şahsi teminat niteliğinde mevsuf bir kefalettir. Poliçedeki bedelin ödenmesi, aval suretiyle tamamen veya kısmen temin olunabilir.
Bir kimse, poliçe borçlularından biri için aval vererek ve doğrudan doğruya cirantalar arasında yer almak suretiyle poliçeyi, hamil yönünden daha teminatlı bir hale getirebilir.
Aval bir kefalettir. Aval veren kimse, bu suretle senedin tamamen veya kısmen ödenmesini teminat altına almış olur.
Aval poliçeye bağlı bir kefalettir. Bu itibarla, poliçe bu niteliği taşımadığı takdirde, avalin sıhhatinden söz edilemez. Keza, lehine aval verilen kimse poliçe borçlusu durumunda değilse, aval hükümsüzdür.
Kefaletten farkları
i-Kefalet bir akde, aval ise tek taraflı bir taahhüde dayanır.
ii-Kefalet asıl alacağa bağlı feri bir teminattır. Aval ise, asıl alacaktan bağımsız müstakil bir teminattır.
iii-Kefilin sorumluluğu feridir. Aksi öngörülmemişse ve ticari bir borç söz konusu değilse önce borçluya müracaat gerekir. Aval veren, bir taahhüdü ile müstakil bir poliçe borçlusu haline gelir ve doğrudan doğruya ona müracaat etmek mümkündür. Çünkü aval verdiği şahıs gibi sorumludur.
iv-Kefil, asıl borçluya ait bütün defileri dermeyan ile mükelleftir. Buna karşılık, aval veren sadece kendisine ait şahsi defileri kullanabilir. Aval verdiği şahsa karşı ileri sürülebilecek defilere de muhatap değildir.
e-Ödeyen kefil, borçlunun haklarına halef olur. Aval veren, aval verdiği şahsa ve ona karşı poliçe gereğince sorumlu olanlara karşı poliçeden doğan hakları iktisap eder.
Şekli
Aval “Aval içindir” tabiri ile veya buna eşdeğer herhangi bir ibare ile ifade edilerek veya aval şahıs tarafından imzalanmak suretiyle yapılır. Aval şerhi poliçe veya alonj üzerine yazılır. Poliçenin üstündeki keşidecinin veya muhatabın imzaları dışındaki her imza, aval için sayılır. Yani, sadece imza ile avalin yapılması mümkündür. Ama kimin için verildiği açıklanmayan aval, keşideci lehine verilmiş sayılır.
Hüküm ve neticeleri
i-Aval ile aval veren (avalist), aval verilen gibi sorumlu olur.
ii-Aval verenin borcu, aval verdiği şahsın borcundan ayrı bağımsızdır. Bunun iki neticesi vardır:
 Aval veren kimsenin temin ettiği borç, şekli noksanı dışında herhangi bir sebeple batıl olsa dahi, aval veren sorumlu kalmakta devam eder. Burada söz konusu olan şekil noksanı, aval verenin sorumluluğunu ortadan kaldıran bir şekil noksanıdır. Mesela, onun imzasının taklit edilmiş olması. Poliçedeki şekil noksanı, senedi poliçe olmaktan çıkarır ve bundan herkes istifade eder.
 Aval veren, aval verilen ile poliçe alacaklısı arasındaki mevcut doğrudan doğruya ilişkiye dayanamaz. Yani, onun şahsi defilerini kullanamaz. Onun temin ettiği bedeli ödemesi halinde de, hem aval verdiği şahsa, hem de poliçe gereğince sorumlu olanlara karşı müstakil bir rücu hakkı kazanır. Yani, aval verdiği şahsa karşı kullanılabilecek defiler, ona karşı kullanılamaz.

12-ARAYA GİRME SURETİYLE KABUL VE ÖDEME

Keşideci ve cirantalardan veya aval verenlerden herbiri, poliçeyi lüzumu halinde kabul edecek ve ödeyecek bir kimseyi gösterebilir.
Muhatap da dahi her üçüncü kişi veya poliçeyi kabul eden kimse hariç olmak üzere poliçeden dolayı zaten borçlu olan herkes araya girerek poliçeyi kabul edebilir veya bedelini ödeyebilir.
Araya girmek suretiyle kabul veya ödemede bulunan kimse, lehine araya girdiği borçluya keyfiyeti iki iş günü içinde bildirmeye mecburdur. Bu müddete riayet etmezse, ihbarda bulunmamış olmasından doğan zarardan, poliçe bedelini aşmamak üzere sorumludur.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat