Forum TR

Forum TR (http://www.frmtr.com/index.php)
-   Ekonomi / İktisat / İşletme / İstatistik (http://www.frmtr.com/ekonomi-iktisat-isletme-istatistik/)
-   -   Kayıt Dışı Ekonominin Etkileri (http://www.frmtr.com/ekonomi-iktisat-isletme-istatistik/701604-kayit-disi-ekonominin-etkileri.html)

χмαη 23-12-06 18:13

Kayıt Dışı Ekonominin Etkileri
 
KAYIT DIŞI EKONOMİNİN ETKİLERİ
1-Giriş

Günümüz ekonomilerinin önemli sorunlarından birisi olan kayıt dışı ekonomi, nedenleri, sonuçları ve işleyişi bakımından karmaşık ve çok boyutludur. Bu sebeple, kayıt dışı ekonominin kayıt altına alınması hem gelişmekte olan ülkeler için hem de gelişmesini tamamlamış ülkeler için çözüm getirilmesi gereken bir sorun olmaktadır.

Ülkeler ve ekonomiler için çeşitli açılardan etkileri olan kayıt dışı ekonomi olgusunun bir noktadan sonra ele alınması gerektiği ve göz ardı edilemeyeceği açıktır.

2- Kayıt Dışı Ekonomi

Kayıt dışı ekonomimin tüm yönlerini ve özelliklerini kapsayan bir tanımını yapmak oldukça güçtür. Bunun en önemli nedeni de kayıt dışı ekonominin ülke ekonomisinin diğer bölümleriyle yoğun iç içe geçmişliğidir. Çünkü kayıt dışı ekonomi, ülkenin ekonomik performansını gösteren rakamlara dahil edilmemesi nedeniyle istatistikle, vergi gelirlerinde kayıplara yol açması nedeni ile maliyeyle, vergi kaçırmanın yasa dışı olması nedeniyle hukukla, maliyetlerle direkt ilişkili olması nedeniyle de uluslar arası ve ulusal rekabetle iç içe geçmiştir(Çokgezen, 1993; s.22).

Kayıt dışı ekonominin çeşitli tanımlarını verecek olursak:
Kayıt dışı ekonomi, ya hiç belgeye bağlanmayarak, ya da içeriği gerçeği yansıtmayan belgelerle, gerçekleştirilen ekonomik olayın (alım-satım), devletten ve işletme ile ilgili öteki kişilerden (ortaklardan, alacaklılardan, kazanca katılan işçilerden vb.) tamamen ya da kısmen gizlenerek, kayıtlı (resmi) ekonominin dışına taşınmasıdır(Altuğ, 1999; s.257).

Kayıt dışı ekonomi, geleneksel ölçüm teknikleri ile ölçülemeyen resmi makamlara yansımamış ve belli bir çıkar karşılığında mal ya da hizmet olarak sunulan faaliyetlerin tümünü kapsar(Özsoylu, 1996; s.111).

Kayıt dışı ekonomi, “ben değil, o vergi ödemiyor” kanısın toplumda yaygınlaştırmak, “inanç” haline dönüştürmek, istisna ve muafiyetlerle kimi kesimlerin azalan vergi yüklerinin üstünü örtmek, dikkatleri başka yöne çevirmek için bulunmuş bir söylem, bir yöntem, bir çaredir(Şengül, 1997; s.1).

Olaya sadece vergi idaresi açısında bakıldığında ise kayıt dışı ekonomi için, vergi kaçırmak güdüsü ile vergi idaresinin bilgisi dışına çıkarılan ve kamu gelirlerinde azalmaya yol açan tüm işlemler kayıt dışı ekonomi olarak tanımlanmaktadır(Derdiyok, 1993; s.54).

3. Kayıt Dışı Ekonominin Etkileri

Kayıt dışı ekonominin toplumsal ve ekonomik hayata etkileri konusunda iktisatçılar hem fikir değillerdir. Bazı iktisatçılar kayıt dışı faaliyetleri, ekonomik ve toplumsal sistemin “sigortası” olarak görürken, bir kısım iktisatçılar da bu tip faaliyetlerle yoğun olarak mücadele edilmesi gerektiğini savunmaktadır. Tartışmasız kabul edilen iki türlü etki vardır:

*Kayıt dışı ekonomik faaliyetler ekonomik göstergeleri çarpıtır ve ekonomik durumun yanlış değerlendirilmesine neden olur.

*Devlet bütçesi olumsuz etkilenir, yeterince vergi toplanamaz. Bu da başta kamu harcamaları olmak üzere sosyal devlet anlayışını zedeler.

Bu iki etkinin yanı sıra tartışmalı olmakla beraber kayıt dışı ekonominin diğer olumsuz etkileri:
*Sosyal sigorta primleri ödenmediğinden, sosyal sigorta kurumları üzerinde olumsuz baskının oluşmasına neden olur.
*Rekabeti olumsuz etkiler ve resmi sektörde faaliyet gösterenler “cezalandırılmış” olur.
*Vergi kaçakçılığı yaygın olduğundan, resmi sektörde faaliyet gösterenlerin vergi yükü artacak ve gelir dağılımı olumsuz etkilenecektir.

Yukarıda sayılan etkiler genellikle kayıt dışı ekonomi için ileri sürülen, ülkemiz açısından da olumsuz olarak nitelendirilebilecek etkilerdir(Özsoylu, 1996; s.104).

Şimdi kayıt dışı ekonominin gerek olumlu gerekse olumsuz etkilerine başlıklar halinde bakalım.
3.1. Kaynak Kullanımında Etkinliğe Etkisi

Kıt olan ekonomik kaynakların etkin kullanımı; hem özel hem de kamu kesiminde önemli bir sorundur. Kaynak kullanımı etkinliği, kıt kaynakların israfının önlenmesini ve maliyetlerin minimize edilmesini sağlayan bir üretim sürecinin kullanılmasını ifade eder (Pehlivan, 1998; s.75). Ya da mevcut üretim araçlarının en rasyonel biçimde ve en geniş ölçekte toplumsal ihtiyaçları karşılayacak düzeyde kullanılması şeklinde tanımlanır ve kayıt dışı ekonomi ile doğrudan ilişkilidir.

Yukarıdaki tanımdan hareket edildiğinde; gerek resmi ekonomide sınırı kaynakların, gerekse mevcut üretim araçlarının rasyonel kullanımı bakımından kayıt dışı faaliyetler olumlu etkiler yapmaktadır. Kayıt dışı ekonomi, resmi ekonomide ya yeterince ya da hiçbir şekilde kullanılmayan üretim faktörlerini kullanarak faaliyette bulunur. Kayıt dışı ekonomik faaliyetler, işgücü yoğun faaliyetler olduğundan, üretim faktörü olarak emek ön plana çıkar. Böylece resmi ekonomide istihdam edilmeyen (ya da yeterince istihdam edilemeyen) işgücü; toplumsal ihtiyaçları karşılayıp toplumsal faydayı en üst düzeyde sağlayacak biçimde devreye girmektedir.

Üretim faktörleri sınırlı olmalarına göre fiyatlandırılmadığından rasyonel biçimde toplumsal ihtiyaçları karşılayacak düzeyde kullanılmaları da mümkün değildir. Nitekim ülkemizdeki kalifiye olmayan işgücünün işverene maliyetinin yüksek olması kayıt dışı ekonomiyi arttıran en önemli etkenlerden biridir. İşveren işgücü maliyetlerini en aza indirmek için ya sermaye yoğun üretime geçmekte ya da düşük ücretlerin geçerli olduğu kayıt dışı ekonomik faaliyetlere yönelmektedir. İşverenin resmi ekonomide kalıp sermaye yoğun teknolojiyi seçmesi kaynak kullanımını olumsuz etkilerken, kayıt dışı faaliyet göstererek üretimde bulunması, kaynak kullanımında etkinliği arttırmaktadır.

Kaynak kullanımında etkinlik sağlanması; hangi mal ve hizmetlerin, hangi ölçülerde, ne şekilde ve hangi kaynaklarla üretileceğine ilişkin kararlarla önem kazanır. Kararların hangi üretici birimler grubu tarafından verileceği esas olarak bir sistem seçimi sorunudur. Bu kararların verilmesinde ağırlıklı olarak piyasa talebinin öncelikli olduğu piyasa ekonomisi birimleri, ya da siyasal talebin öncelikli olduğu kamu ekonomisi birimleri arasında seçim yapılmalıdır. Eğer üretim piyasa talebine göre piyasa ekonomisi birimlerince yapılması öngörülmüş ise –ki Türkiye’de seçim bu doğrultudadır- kayıt dışı ekonomi daha da önem kazanır. Piyasa ekonomisinin kabul edildiği bir ortamda, piyasa ekonomisi ile bağdaşmayan uygulamalar varsa, kayıt dışı ekonomi güç kazanır ve kaynak kullanımında etkinliğin sağlanmasında olumlu roller üstlenir:

*Kayıt dışı faaliyetler hiçbir kısıtlamanın ve müdahalenin olmamasının nedeniyle rekabet imkanı sağlar. “Daha fazla çalışma daha fazla kesinti” değil “daha fazla gelir” olduğundan çalışma ve verimlilik teşvik edilmektedir.

*Bürokratik ve düzenleyici masraflar olmadığından kaynaklar doğrudan mal ve hizmetlerin üretimine kanalize olur, üretim artar.

*Kayıt dışı sektörde üretim daha düşük maliyetle gerçekleşir ve buna bağlı olarak fiyatlar resmi sektöre göre düşüktür. Böylece, oluşan “üretici artığı da”, sosyal kesinti ve vergi kaçakçılığı sebebiyle oluşan “üretici artığı da” ek talepler oluşturur ve ekonominin canlı kalmasını sağlar.

Bu tespitlerden hareket edildiğinde kayıt dışı ekonominin piyasa ekonomisi şartlarında kaynak kullanımında etkinliği ve toplumsal refahı arttırdığı iddia edilebilir(Özsoylu, 1996; s.105)

3.2. Ekonomik İstikrara Etkisi

Ekonomik istikrar, birinci olarak fiyat istikrarının saplanması ve ikinci olarak tam istihdam düzeyinde ekonominin dengede bulunmasıdır. Başka bir deyişle ekonomik istikrar, tam istihdam düzeyinde devamlı hareket halinde bulunan bir ekonomide fiyat istikrarının sağlanması ve korunmasıdır(Karaçor, 2001; s.4). Kayıt dışı ekonomi ekonominin istikrara kavuşmasında etkili olur.

Yukarıda da belirtildiği gibi, kayıt dışı sektörde bürokratik işlemler ve kamunu düzenleyici müdahaleleri (regulations) olmadığından üretim hem daha ucuz hem de daha fazladır. Üretimin artış göstermesi ekonomin arz kapasitesini olumlu etkilerken üretimin ucuz olması genel talebi olumlu etkiler. Ayrıca, kayıt dışı sektörde çalışanlar ve işverenler ek gelir elde ettiklerinden talep canlı olacaktır. Kayıt dışı üretim, resmi sektörde oluşacak olumsuz (konjonktürel) dalgalanmaların, kayıt dışı sektör yardımı ile etkileri minimuma indirgenecektir.

Kayıt dışı ekonomi, tanım gereği geleneksel istatistik yöntemleri ile hesaplamalara dahil edilemeyen faaliyetler olarak ifade edildiğinden, resmi ekonominin belirlediği enflasyon rakamları, işsizlik oranları ve büyüme rakamları gerçekte farklıdır(Özsoylu, 1996; s.107)

3.3. Gelir Dağılımına Etkisi

Gelir dağılımı veya bir ekonomide yaratılan gelirin bölüşümü belirli bir dönemdeki toplam gelirin elde edilmesine katkıda bulunanların bu gelirden almış oldukları paylara denir. Amacı, ekonomideki gelir farklılıklarının ortaya çıkarıldığı ekonomik ve sosyal sonuçları ortaya koymaktadır(Karluk, 1999; s.67).

Bir ülkede gelir dağılımının adil olması demek, ülke refahının artması toplumun oluşturan kesimler arası sosyal huzursuzlukların ve fırsat eşitsizliklerinin azalması, vatandaşların milli gelirden adil şekilde pay almaları demektir(Öner, 1998; s.129).

Kayıt dışı ekonomi istihdam yaratıcı ve yoksulluğu hafifletici unsurlar taşıdığından gelir dağılımına önemli katkılar sağlar.

Yukarıdaki tanım çerçevesinde incelenecek olursa, kayıt dışı ekonomi öncelikle ek kaynaklarla kayıtlara girmese de üretim arttırılması (bölünecek pastanın büyümesi) demektir Ek istihdam olanakları oluşturulduğundan “pastadan” pay alma imkanı da sağlar. Bu anlamda sosyo-ekonomik etkileri de olumludur. Kayıt dışı ekonomi, ülkemizde, (yüksek olasılıkla) yüz binlerce aileye iş ve gelir ( ya da ek gelir) sağlayarak, onların geçimine katkıda bulun- makta ve çok çeşitli mal ve hizmetlere talep yaratarak, kayıt altındaki ekonomide üretim ve gelirlerin düşmesini önlemektedir.

Kayıt dışı ekonomi sayesinde her ne kadar üretim artıyor ve önemli bir kesim gelir elde ediyor ve yoksulluk azalıyor ise de gelir dağılımında adalet sağlanıyor mu sorusu konunun esas can alıcı noktasıdır. Bu soru, önemli olan en düşük seviyede gelir elde edenlerin konumunu iyileştirmek ve yoksulluğun mümkün olduğunca en aza indirilmesi yaklaşımı ile cevaplandırılacak olursa yanıt olumludur. Ancak gelir dağılımında adalet, yukarıdaki tanımda olduğu gibi “üretim faaliyetlerine katılanların dengeli ve adil bir şekilde paylarını almaları” şeklinde incelenecek olursa sorunun yanıtı bu kadar kesin değildir. 1980’li yıllarda yapılan uluslar arası çalışmalarda kayıt dışı ekonomik faaliyetlerin homojen bir yapı göstermediği tespit edilmiştir. Kayıt dışı sektörde bir tarafta dinamik girişimciler ve kalifiye işgücü faaliyet gösterirken diğer tarafta da özellikle kalifiye olmayan niteliksiz bir kesim faaliyet göstermektedir. Müteşebbisler ve kalifiye elemanlar kayıt dışı faaliyetlerle yüksek gelirler elde ederlerken, önemli çoğunluktaki niteliksiz işgücü sahipleri en fazla asgari ücret kadar gelir elde edebilmekte, sosyal sigorta hizmetlerinden de yararlanmamaktadır. Kayıt dışı ekonomik faaliyetler istihdam yaratıp, yoksulluğu hafifletici unsurlar taşımakla beraber, gelir dağılımında adaleti sağladıkları şüphelidir. Ancak sosyal barışı sağlama da olumlu katkılarda bulunmaktadır(Özsoylu, 1996; s.108).

Kayıt dışı ekonominin kişisel refahı arttırdığı bir gerçek olmakla birlikte toplumsal refahı arttırıp arttırmadığı tartışmalıdır. Ülkemizde kayıt dışı ekonominin aşırı büyümesi nedeni ile; kayıt dışı ekonomi, kayıtlı ekonomiye kaynak sağlamakta, istihdam yaratmakta, ekonominin büyümesine belirli ölçüde katkıda bulunmaktadır. Olumlu sayılabilecek bu özelliklerin yanında, devlet bütçesine direkt katkı sağlamadığı için gelir dağılımını bozmakta; başka bir ifade ile vergi verenler fakirleşirken bu kesimde faaliyet gösterenler haksız zenginleşmektedirler. Çünkü bu insanlar vergi ödeyen insanlardan toplanan paralarla yapılan kamusal mal ve hizmetlerden karşılıksız veya yeterince karşılık ödemeden yararlanmış olmaktadırlar(Şeker, 1995; s.76).

3.4. Sosyal ve Ahlaki Değerlere Etkisi

Kayıt dışı ekonominin toplumun manevi değerleri üzerinde de etkisi vardır. Zira, yasal olmayan şekilde, haksız ve kolay yoldan para kazanma düşüncesinin kabul görmesine neden olmaktadır. Kayıt dışı faaliyetlerin, kayıtlı faaliyetler karşısında sağladığı avantajlar nedeniyle gelirlerini kayıt dışında bırakmak isteyenler, ikametgahlarını gizlemekte, bir takım bilgileri gerekli yerlere vermekten kaçınmakta ve kayıt dışında kalmaya çalışmaktadır. BU durum kamu güvenliği, seçmen kütüklerinin oluşturulması, yargının etkin işlemesi, nüfus sayımı ve ekonomik anlam taşımayan diğer istatistiksel bilgilerin elde edilmesi açısından da sakıncalar doğurmaktadır(Koban, 1998; s.75)

Ayrıca kayıt dışı gelirlerin büyükçe bir kısmı çıkar amaçları suç örgütlerince haraca bağlanmak suretiyle toplanmakta, bu haraçlar kamu kurum ve kuruluşlarında bu suç örgütlerinin işlerini takip eden veya onların önündeki her türlü bürokratik engeli ortadan kaldıran bazı kamu görevlilerine rüşvet olarak dağıtılmaktadır. Bu durum, bürokratik ve toplumsal yapıyı çürütmekte; toplumun yapısını ve dokusunu yozlaştırmakta, toplum ahlakında çöküntü yaratmaktadır(Kaçar, 2001; s.68).

Bunun yanında, kayıt dışı ekonominin bütçe açığına ve vergilemede adaletsizliğe neden olması, ekonomik göstergelerin güvenilirliğini azaltarak ekonomi yönetimini zorlaştırmasını, haksız rekabete ve sosyal güvenlik sisteminde bozulmaya yol açması, hukuk devletine ve dolayısıyla rejime olan inancı zayıflatarak ahlaki değerleri yozlaştırmaktadır (Toptaş, 1998; s.78).


Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 09:16
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)