Son Dakika Haberlerini Takip Edebileceğiniz FrmTR Haber Yayında.
Forum TR
Go Back   Forum TR > Bilgi Bankası (Databank) (Ödev) > Üniversite Bilgileri > Ekonomi / İktisat / İşletme / İstatistik
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]

İşletmelerin Kuruluş Çalışmaları

Üniversite Bilgileri Kategorisinde ve Ekonomi / İktisat / İşletme / İstatistik Forumunda Bulunan İşletmelerin Kuruluş Çalışmaları Konusunu Görüntülemektesiniz => İŞLETMELERİN KURULUŞ ÇALIŞMALARI 1.KURULUŞ YERİ SEÇİMİNDE ROL OYNAYAN ETKENLER İşletmelerin en uygun kuruluş yeri ve seçimini yapabilmek için çok dikkatli ...

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 20-11-10, 23:44   #1

Varsayılan İşletmelerin Kuruluş Çalışmaları



İŞLETMELERİN KURULUŞ ÇALIŞMALARI

1.KURULUŞ YERİ SEÇİMİNDE ROL OYNAYAN ETKENLER

İşletmelerin en uygun kuruluş yeri ve seçimini yapabilmek için çok dikkatli bir inceleme ve hazırlık
çalışması yapması gerekmektedir. Kuruluş yeri seçimini etkileyen birçok etken vardır. Belli bir yerde
gerçekleştirilen üretim faaliyetine maliyet veya kâr yönünden üstünlük sağlayan her şey kuruluş yeri
etkeni olarak isimlendirilir. Başlıca kuruluş yeri etkenleri şöyle sıralanabiliri:
-Ekonomik etkenler
-Doğal etkenler
-Sosyo-Psikolojik etkenler
-Politik etkenler
Şekil 8:Kuruluş Yeri Etkenlerinin Görünümü
EKONOMİK ETKENLER KURULUŞ
-Hammadde
-Pazar
-İnsan Gücü
YERİ -Ulaşım
DOĞAL ETKENLER
-Enerji - Yakıt
ETKENLERİ -Su – İklim
SOSYO – PSİKOLOJİK
ETKENLER
POLİTİK ETKENLER
1.1.Ekonomik Etkenler
Bir endüstri işletmesi mal üretebilmek için, en çok hammaddeye gereksinim duyar. Bu nedenle,
hammaddenin yakın, ucuz, güvenilir olduğu ve sürekli bulunduğu yeri kuruluş yeri olarak seçmek
gereklidir. Örneğin; bir şeker fabrikasının şeker pancarının ekildiği alana, bir orman işletmesinin ormana,
bir balık konserve fabrikasının deniz ya da göllere, bir termik santralin kömür ocaklarına yakın yerde
kurulması gibi.
Üretilmiş malların pazara uzaklığı da ayrıca üzerinde durulması gereken önemli bir noktadır.
Örneğin, hammaddenin sağlanması zor olmayıp, taşınması yüksek ücret gerektirmiyorsa, işletme için
tüketiciye yakın yerlerde kuruluş yerinin seçimi ön plana geçebilir. Üretilen malın ağırlığı fazla ise, taşıma
maliyeti yükselir, diğer yandan çabuk kırılabilir mallar için ambalaj giderleri yüksek olabilir. Bazı malların
çabuk bozulabilir olması, tüketim merkezlerine yakın yerde işletmenin kurulmasını zorunlu kılabilir.
İşletmeler doğal olarak, işçilik ücretlerinin düşük olmasını ve maliyetlere az yansımasını isterler. Bu
nedenle, eğer işletme emek yoğun bir yapıda ise, çalışacak işgörenlerin sayısı çok olacağından, özellikle
bunların kolaylıkla bulunabildiği alanlara kaymak gerekecektir. Uzman işgören çalıştırılmak gerekiyorsa,
büyük yerleşim bölgeleri seçilecektir.
Bunlardan başka, hammaddenin işletmeye taşınmasından, üretilen malın tüketiciye iletilmesine ve
işgücünün iş yerine günlük geliş ve gidişinin sağlanmasına kadar her zaman taşıma ve ulaşım sorunlarıyla
karşılaşılır. İşletmenin kuruluş yeri seçilirken, ulaşım kolaylıkları da araştırılmalıdır. Liman, istasyon, kara
yolunun kapasitesi, köprüler gibi ulaşım olanakları göz önünde bulundurulmalıdır.
1.2.Doğal Etkenler
İşletmeler hareket halinde olan bir araca benzetilirse, bu araçların yürümesi için enerji ve yakıt
vazgeçilmez birer etkendir. Enerji, elektrik ve nükleer kaynaklardan elde edilir. Elektrik enerjisi, hidrolik
(su) ve termik (kömür) santrallerinden ya da jeneratör gücünden elde edilebilir. Bunlardan en ekonomik
olanının seçileceği doğaldırii.
İklim ve arazinin durumu işletmelerin kuruluş yerini önemli ölçüde etkilemektedir. Toprağın yapısı,
arazinin yüksekliği, deprem bölgesinde bulunup bulunmaması, bölgedeki rutubet ve ısı değişimleri, su
kaynakları işletmenin kuruluş yeri seçilirken üzerinde durulması gereken önemli doğal etkenlerdiriii.
1.3.Sosyo - Psikolojik Etkenler
İşletmeler kuruluş yeri belirlerken, işletmede çalışacak işgörenin gereksinimlerini karşılayacak
sosyal tesislerin bulunduğu yerlerde kurulmaya özen gösterirler. Ayrıca işletmenin yapacağı gürültü, hava
ve çevre kirliliği karşısında toplumun göstereceği tepkilerde göz önüne alınmalıdır. Toplum güvenliği ve
sağlığını çevre temizliğini düşünen yerel ve merkezi yönetimler kuruluş yerleriyle ilgili yasal ve idari
önlemler almaktadırlar. İşletmeler kurulurken bu gibi kısıtlamaları da dikkate almak zorundadırlar.
Bunlardan başka, işletmenin kurucuları kendi bölgelerine hizmet etmek ya da o bölgede işletme
kurarak çevrede saygınlık kazanma amacını güdebilirler. Tersi düşünüldüğünde başka yörede işletme
açılması durumunda o bölgeye gelecek işgücünün bağlı bulunduğu yöreden, gelenek ve göreneklerinden
kopması, yalnızlık ve özlem duygularına neden olabilir. Özellikle yurt dışına giden Türk işçilerinin bu tür
duyguları aşırı biçimde taşıdığı bilinmektedir. Bu kişilerin yurda dönüşlerinde kendi yörelerinde el ele
vererek, fabrika kurma eğilimine girdikleri izlenir.
1.4.Politik Etkenler
İşletmelerin kuruluş yeri seçilirken, devletin sağladığı özendirici önlemlerin de göz önünde
bulundurulmasında yarar vardır. Devlet, bölgelerarası ekonomik kalkınmışlık farklılıklarını gidermek
amacıyla işletmelerin az gelişmiş bölgelerde kurulmasını özendiren bazı önlemler getirebilmektedir. Diğer
yandan, devlet, güvenlik ve sağlık nedenleriyle belirli bölgelerde işletme kurulmasını yasaklayabilir.
Görüldüğü gibi, devlet bazen özendirici, bazen yasaklayıcı gücüyle işletmelerin kuruluşunu
etkileyebilmektediriv.
2. KURULUŞ YERİ SEÇİMİNDE KULLANILAN YÖNTEMLER
Kuruluş yeri seçimine yönelik sistematik çalışmalar ilk kez 1826 yılında Alman iktisatçılardan J. H.
Von THUNEN tarafından başlatılmıştır. Daha sonra 1909 yılında Alfred Weber tarafından
yoğunlaştırılmıştır. İkinci dünya savaşından sonra doğrusal programlama, girdi-çıktı analizleri ve dinamik
programlama gibi yöneylem teknikleri geliştirilerek en uygun kuruluş yeri matematiksel programlama
yoluyla belirlenmeye başlandıv.
Kuruluş yeri seçiminde kullanılabilecek yöntemlerin başlıcaları şöyle sıralanabilirvi:
-Karşılaştırmalı yöntemler,
-Ulaştırma modeli,
-Doğrusal programlama modeli,
-Karma tam sayılı programlama modeli.
Yukarıda sayılan yöntemlerden son üç tanesi, yöneylem araştırması içinde yer alan matematiksel
programlama yöntemlerinin, işletmeciliğe ilişkin çeşitli sorunların çözümlerinde kullanılan özel şekilleridir.
Anketler, araştırma ve soruşturmalarla derlenen bilgilerin sınıflandırılması ve değerlendirilerek,
optimizasyon analizleri ile en uygun kuruluş yeri seçilebilir.
İşletmenin en uygun kuruluş yeri seçimi, "ölçülebilir maliyet unsurları ile uzun vadeli ve
görünmeyen maliyet unsurlarının toplamını minimum kılan çözüm şeklinin bulunmasıdır". Hammadde ve
enerji, arazi ve inşaat maliyeti, ulaştırma vb. unsurlar önceden hesaplama sonucu belirlenebilir. Ancak
sosyal çevrenin etkisi, uzman işgücü kaynaklarının gelecekteki durumu, bölgenin gelişmesi, vergi
kolaylıkları vb. maliyet faktörlerinin, önceden belirlenmesi oldukça zordur.
İleri düzeyde matematik bilgisi ve bilgisayar programlamayı gerektirmeyen karşılaştırmalı
yöntemlerin başlıcaları "faktör karşılaştırma veya puanlama yöntemi", "maliyetleri karşılaştırma yöntemi"
ve "kârlılıkları karşılaştırma yöntemi" daha ayrıntılı biçimde şöyle incelenebilir:
2.1.Faktör Karşılaştırma veya Puanlama Yöntemi
Bu yöntemi başlıca iki biçimde uygulamak olasıdır:
1.Yarı kantitatif özellikteki bu uygulama biçimini, 1'den fazla değişkenin birlikte analizi için elverişli
olduğundan, yalnızca kuruluş yeri seçiminde değil, değişik işletme faaliyetlerinde karar aracı olarak da
kullanmak olasıdır. Bundan başka, değişkenlerin kantitatif olması da önemli değildir. Çünkü bu durumda
bazı ölçekleme yöntemleriyle ölçülebilir duruma getirilip, değerlendirmeye alınmaları sağlanabilir. Böylece
kuruluş yeri seçiminde, kuruluş yeri için gerekli nicel ve nitel özelliklerin birlikte değerlendirilerek bir seçim
yapılması da kolaylaşır. Yöntemin bu biçiminin kullanılmasında kuruluş yeri özellikleri bir liste biçiminde
saptandıktan sonra, şu aşamalardan geçirilir:
-Faktörlerin farklı yoğunluk dereceleri için bir derecelendirme yapılır. Bu derecelere göre, her
faktörün farklı yerler için derecesi belirlenir.
-Tüm kuruluş yeri faktörlerine, alınacak karar içindeki önemlerine göre tartı veya ağırlık verilir.
-Her kuruluş yerine ilişkin değişik faktörlerin derece sayısı ile sabit tartı sayısı çarpılarak, tartılı
değerler belirlenir ve tablo düzenlenir. Her yer için tartılı değerler toplanır ve en yüksek toplam değere
ulaşan aday, kuruluş yeri olarak seçilir.
Örneğin; eğer işletme için en önemli faktör hammaddeye yakınlık ise, A kuruluş yeri seçeneği,
hammaddeye yakın olma koşulunu yerine getiriyor ise, tam puan alacaktır. Bu biçimde yürütülen bir
çalışma ile en yüksek puan alan kuruluş yeri seçeneği seçilir. Puan değerleri toplamı ise 100'dürvii.
Tabloya göre yapılacak değerlendirme sonucunda, kuruluş yeri seçenekleri arasında B Yeri öncelik
kazanacak ve seçilecektir.
Tablo 12:Kuruluş Yeri Faktörleri Puan Değerleri
Kuruluş Yeri Faktörleri Puan Değeri A Yeri B Yeri C Yeri
1.Pazar 14 10 14 11
2.Hammadde 16 16 15 10
3.Ulaştırma 8 6 5 8
4.Enerji 7 5 4 2
5.İşgücü 10 7 10 7
6.İklim 4 3 4 2
7.Su Temini 4 3 2 2
8.İnşaat 7 7 5 6
9.Jeoloji 8 5 7 6
10.Kamuoyu 10 9 8 10
11.Teşvik Tedbirleri 12 11 12 7
Toplam 100 81 86 71
2.Faktör karşılaştırma yönteminin ikinci uygulama biçiminde ise, her kuruluş yeri faktörünün
alınacak karar içindeki önemine göre tartı veya ağırlık verilir. Sonra, her faktörün tartısını tam puan
derecesi olarak kabul edip, aday kuruluş yerinde o faktör için ayrı ayrı puan verme yoluna gidilir. Daha
sonra, her faktörün puan derecesi ile her aday yerdeki puanı çarpılarak, ağırlıklı puan belirlenir. Daha
sonra, tablo düzenlenerek en yüksek toplam ağırlıklı puana ulaşan aday yer kuruluş yeri olarak seçilir.
Tablo 13: Kuruluş Yeri Faktörlerinin Katsayıları
Yapılan değerlendirme sonucunda, kuruluş yeri olarak B seçilir.
Her ikisi de faktörleri ağırlıklı değerlerle karşılaştırmaya dayanan bu iki uygulama biçiminin belli
başlı farkı, birincisinde toplam 100'e ulaşan oransal bir önem derecesi saptanması ve yoğunluk
derecesinin her yer için ayrı olarak belirlenmesidir. İkincisinde, her faktörün her kuruluş yerinde, genel
olarak saptanan önem derecesini tam puan olarak benimseyip, onun üzerinde değerler verilmesidir.
Puanlama yöntemlerinde, analize katılan faktörlerin kuruluş yerini etkileme veya önem dereceleri
(tartı ve ağırlık) ile yoğunluk derecesini (puan durumunu) saptamak çok önemlidir. Bu yöntemin başlıca
sakıncası, dereceleme ve puanlama işleminde sübjektifliğin fazla olmasıdır. Bunun yanında, basit ve kolay
uygulanabilir olması, yararlı yönüdür.
2.2.Maliyetleri Karşılaştırma Yöntemi
Bu yöntemiki şekilde uygulanabilir:
1.Maliyet karşılaştırmaya dayalı bir yöntemde, farklı aday kuruluş yerlerinden "en küçük birim
üretim maliyeti"ne ulaşacağı tahmin edilen yer en uygun kuruluş yeri olarak belirlenir. Belirlenen üretim
kapasitesinde, "A", "B", "C", "D" vb. gibi farklı aday yerlerde kurulması durumunda, işletmenin birim
değişken maliyetlerin ve birim sabit maliyetlerin ne olacağı tahmin edilir. İşçilik, hammadde, yardımcı
madde vb. değişken giderlerle, vergi, sigorta, kira vb. sabit giderlerin toplamından birim üretim başına
düşen miktar hangi yerde daha düşükse orası seçilir.
Uygulamada bu yöntemle ilgili en büyük sorun, maliyetlerin önceden tahminindeki güçlüktür.
Birim maliyetlerin belirlenmesinde, maliyet muhasebesinde kullanılan tahmini maliyet ve standart maliyet
hesaplama yöntemlerinden yararlanılır. Ancak bu hesaplamaların yapılabilmesi, maliyet karşılaştırmaya
dayandığı için, aday kuruluş yerinde aynı mamulü üreten kurulu bir işletmenin bulunması gerekir.
2.Maliyet karşılaştırma yönteminin bir diğer uygulama biçimi ise, toplam maliyetlerin ağırlıklı
miktarlarının karşılaştırılmasıdır. Bu uygulama biçiminde, farklı kuruluş yerleri için belli başlı faktörlere
faaliyet giderlerinde tahmin edilen paylarına göre oransal bir ağırlık verilir. Daha sonra, "A", "B", "C", "D"
vb. gibi aday kuruluş yerlerinin her birinde kuruluş yeri faktörleri için en az maliyet ve en yüksek maliyet
tahminleri yapılır. Her faktör için saptanan katsayı (ağırlık), değişik bölgelerdeki kuruluş yerleri için her
faktörün en düşük ve en yüksek maliyetleriyle çarpılır. Sonuçta, her aday yer için belirlenen ağırlıklı
maliyetler en az ve en yüksek olmak üzere toplanır. En düşük toplam maliyetleri veren yer, en uygun
kuruluş yeri olarak seçilir.
Burada, diğer yöntemlerden farklı olan önemli nokta, en uygun kuruluş yerinin seçiminde en
yüksek değer veya puana sahip olan yerin değil, en düşük toplam maliyetleri (minimum ağırlıklı toplam
maliyet ve maksimum toplam maliyet olmak üzere iki grup) gösteren yer seçilir.
2.3.Kârlılıkları Karşılaştırma Yöntemi
İşletmelerin kuruluş yerlerinin seçiminde maliyetlerin yanında kârlılıkların da göz önünde
bulundurulması ve aday kuruluş yerlerinin tahmin edilen kârlılıklar bakımından karşılaştırılması daha
anlamlı bir seçim sağlayacaktır. Ancak, maliyetlerin ve özellikle de satış gelirlerinin tahmin edilmesinde
karşılaşılan güçlükler, bu yöntemin başarıyla uygulanmasını kısıtlayan bir durum yaratır. Maliyet
faktörlerinin tahmini, oldukça kolaydır. Üstelik piyasanın istikrarsız olduğu bir dönemde satış gelirlerinin
ve buna dayalı olarak da işletmenin kârlılığının belirlenmesi oldukça güçlük yaratan bir noktadır. Böyle bir
durumda matematiksel yöntemler de içinde tüm yöntemler yetersiz kalmaktadır. Yine de mevcut
yöntemler arasından matematiksel programlama tekniklerinin daha ileri çeşitlerini uygulamaya koymak,
diğer yöntemlere göre daha sağlıklı sonuçlar verebilir.
Kârlılıkların karşılaştırılması modeline göre en uygun kuruluş yeri, yapılan yatırım harcamasına
karşılık, en büyük güçlük, maliyetlerin ve satışların sağlıklı bir biçimde tahmin edilmesinde yatmaktadır. Bu
yöntemin uygulanışına ilişkin bir örnek, aşağıdaki tabloda sunulmuşturviii.
Tablo 14: Kârlılıkların Karşılaştırılması Yöntemi
Bu örneğe göre, %
40'lık bir kârlılık oranı sağlayan "A" şehri, en uygun kuruluş yer olarak seçilmelidir.
3.KONUMLUK YERİ VE ORGANİZE SANAYİ BÖLGELERİ
Bu başlık altında, işletme binasının ve tüm tesislerin kurulacağı alan olan "konumluk yeri",
"organize sanayi bölgeleri" ve organize sanayi bölgelerinin küçük ölçekli tipik bir modelini oluşturan
"sanayi siteleri" incelenmektedirix.
3.1.Konumluk Yeri
Kuruluş yeri seçiminde bir bölge seçimi sözkonusu iken, konumluk yeri seçiminde, işletmenin
binalarının kurulacağı alan ya da arsa seçimi amaçlanır. Seçilecek arsanın ucuz, gereksinimleri karşılayacak
kadar geniş ve jeolojik yapı olarak bina kuruluşuna uygun olması gerekir. Konumluk yerinin yerleşim
merkezlerinin içinde ya da çok yakınında olması, alt yapı tesislerinden ve belediye hizmetlerinden
yararlanma gibi kolaylıklar sağlamasına karşın, günümüzde endüstri işletmelerinin kent dışında kurulması
daha uygun görülmektedir.
Konumluk yeri kadar önem taşıyan bir konu da, işletmenin fiziksel yapısıdır. Eğer kent dışında
geniş bir arsa bulunmuşsa, kurulacak binanın genellikle tek katlı olması tercih edilir. Bunun nedeni, makina
ve aygıtların fiziksel organizasyonu, iş akışının düzenlenmesi, aydınlatma ve üretim sürecinin
gerçekleşmesi bu tür tek katlı geniş binalarda daha kolaylıkla ve düşük maliyetle sağlanabilmektedir.
Konumluk yerinin kent dışında seçilmesi, çalışanlar açısından ulaşım sorunu yaratır. Bu sorunu gidermek
için fabrika civarında sosyal tesisler, özellikle işgörenler için lojmanlar kurulabilir. Ancak, bu tür tesisler ve
lojman inşaatları, yüksek maliyetlere yol açtığı için, işletmelerin çoğu bu konuya fazla ilgi duymazlar. Oysa,
işgörenlerin de ekonomik katkılarıyla sanayi bölgelerine yakın yerlerde konutların yapılması gerekir. Bu
yönde atılacak her adım, çalışanları işletmeye daha çok yaklaştıracak, işine ve işletmesine bağlılığını
artıracaktır. Konut sorununa gereken önem verilmediğinde, sanayi bölgelerinin çevresinde gecekondu
modeli sağlıksız bir kentleşme yönünde gelişmeler izlenir. Bu konuda işletmelerin olduğu kadar devletin
de sorumluluğu vardır. İşletmeler ve devlet ortak projeler geliştirerek sağlıklı ve sürekli bir yerleşim alanı
oluşturabilirler. Bunun en tipik örneği, uydu kent olarak bilinen yerleşim bölgelerinin kurulmasıdır.
3.2.Organize Sanayi Bölgeleri
Günümüzde endüstriyel işletmeler için en ideal yerleşim modeli olarak organize sanayi
bölgelerinin oluşturulması önerilmektedir. Büyük yerleşim merkezlerinin çevresinde işletmelerin düzenli
ve planlı biçimde bir araya gelerek toplandığı bölgelere, organize sanayi bölgesi denilmektedir. Bu
bölgelerin başlıca özellikleri şunlardır;
-Belirli bir plan doğrultusunda, uygun bir arazi seçilerek parsellenir.
-Bu arazi üzerinde gerekli üst düzeltmeler yapılır.
-Seçilen bu bölge, kurulacak işletmelerin tüm gereksinimlerini karşılayacak alt yapı tesislerine
kavuşturulur.
-İşletmeler bir araya toplanarak düşük maliyetle ortak çalışmalar yürütürler.
İşletmeler tek başlarına alt yapı tesisleri kurmaya kalktıklarında çok büyük giderler ile karşılaşırlar.
Oysa belirli bir bölgede daha önceden yol, su, elektrik, kanalizasyon, PTT, sağlık ve eğitim merkezleri,
lokanta, banka, bakım onarım merkezleri, gezici vinç, araştırma ve geliştirme büroları gibi çeşitli
tesislerinin yapılmış olması, işletmelerin kuruluşunu büyük ölçüde kolaylaştırır.
Organize sanayi bölgelerinin kuruluş biçimleri 3 model üzerinde incelenebilir:
-Belirli bir arazi parçasının seçilerek parsellendiği ve üst düzeltmelerin yapılarak işletmelere
satıldığı ya da kiralandığı bölgeler.
-Belirli bir arazi parçasının seçilerek parsellendiği ve alt yapı tesislerinin oluşturulduğu bölgeler.
-Parsellenen arazi üzerinde alt yapı tesisleri oluşturulduktan sonra, çeşitli fabrika binalarının inşa
edilerek satıldığı ya da kiralandığı bölgeler.
Organize sanayi bölgeleri özellikle gelişmekte olan ülkelerde alt yapı maliyetlerini karşılamakta
yetersiz kalan ya da yeterli sermaye birikimine sahip olmayan işletmeler için en elverişli bir kuruluş yeri
seçimidir. Bu nedenle, eğer özel işletmeler kendi aralarında anlaşarak ve alt yapı maliyetlerini paylaşarak
böyle bir bölge seçimine ve bina yapımına gidemiyorsa, kamu kuruluşları ya tek başlarına ya da özel
işletmelerle ortaklaşa olarak organize sanayi bölgesi yapımına girişirler. Böylelikle büyük yatırımlara
girişmek isteyen işletmelere organize sanayi bölgeleri kurarak ya da kurulmasına katkıda bulunarak devlet
yardımcı olmak istemektedir.
Organize sanayi bölgelerinin sağladığı yararlar içinde iki önemli noktaya değinmek gerekirse;
-İşletmelerin büyüme ve gelişme amaçlarına en uygun bölgelerdir.
-Bu bölgeler, kent dışına kurulmakla yerleşim merkezlerini tehdit eden kirli hava, artıklar ve çevre
kirliliği gibi sorunları önemli ölçüde gidermektedir.
Konuya ekonomik, sosyal ve insancıl açıdan bakıldığında; organize sanayi bölgelerinin
kurulmasında önemli gelişmeler sağlanmıştır. İlk kez Bursa'da kurulmaya başlayan bu bölgeler, daha sonra
Konya, Kayseri, Gaziantep, Eskişehir ve diğer birçok ilde ve ilçede irili ufaklı kurulmaya başlanmıştır.
3.3.Sanayi Siteleri
Organize sanayi bölgelerinin küçük ölçekli tipik bir modelini oluşturan sanayi siteleri, kente daha
yakın yerlerde ve özellikle küçük ya da orta büyüklükteki işletmeler için hazırlanan site tipi binalardır.
Organize sanayi bölgelerinin kuruluş modellerini incelerken, üçüncü model olarak sunulan, başka
anlatımla, üstünde fabrika binaları kurularak kiralanan ya da satılan bölgeler sanayi siteleri tanımına daha
uygun düşmektedir. Sanayi siteleri, çeşitli dokuma, makine, oto yedek parçaları üretim ve onarımı gibi
atölye modeli çalışan işletmeleri barındıran ortak tesislerdir. Bu sitelerde, yol, su, elektrik gibi temel
nitelikli alt yapı tesisleri kurulur ve arazi üzerinde çoğu standart, işletme binaları inşa edilir. Bitişik düzen
içinde yapılan bu binaların maliyeti düşük olduğundan, işletmeler arası sıkı ilişkiler kurulduğu, çeşitli
üretim girdi ve çıktıları ile birbirlerini bütünledikleri izlenir. Örneğin; bir torna atölyesinden çıkan mallar,
aynı sitedeki taşlama atölyesine verilir ve orada temizlenir, taşlanır, böylelikle sanayi kuruluşlarına bir ara
mal olarak hazırlanır.
4.YAPILABİLİRLİK ARAŞTIRMASI
Başarılı bir işletme kurmak için, bir dizi ana ilkeye uygun olarak kuruluş çalışmalarının başlatılıp
yürütülmesi gerekir. Bu ilkeler, kuruluşun her basamağında en ince noktalara kadar planlamayı ve
incelemeyi zorunlu kılar. Bilim adamları genellikle kuruluş aşamasındaki işletmeye proje veya yatırım
projesi demektedirler. Proje, ileride daha çok yarar sağlamak amacıyla, yapılacak olan yatırımlar ve
bunların üretecekleri, yararlarla ilgili, bugünden yapılan bir plandırx. Proje ile hangi hammaddeler
kullanılarak, hangi üretim yöntemi uygulanarak, ne karar ve hangi niteliklerde malların üretileceği
belirlenir. Yatırım kavramına gelince, işletme kuran herkes yatırım yapar. Bakkal dükkânı açan kişinin
yaptıracağı vitrinler, tezgah, dolap vb. hep yatırımdır. Büyük bir işletmenin kurulması için alınan işletme
malzemesi, tüm tesisler, taşıt araç ve gereçleri birer yatırımdır.
Ekonomide yatırım, ulusal gelirin yeni üretim birimleri kurmak veya eskiyen birimleri yenilemek
için ayrılan kısmı anlamına gelmektedir.
Girişimci için yatırım, nakdi sermayenin, ayni sermayeye, üretim yapacak makine ve donanıma
dönüşmesidir. Dolayısıyla yatırım, amortisman (yıpranma payı) ve karlarla tekrar nakdi sermayeye
dönüşecek ve girişimciye geri gelecektir.
Finansman biliminde yatırım, gelir getirmeyen nakdi varlığın yani paranın, daha az likit aktiflere
çevrilmesiyle, gelir getirir duruma dönüştürülmesidir. Örneğin; bankaların topladıkları mevduat ile devlet
tahvili satın almaları gibi.
Bir yatırım kararı alabilmek için, girişimci, kendisine en yatkın olan konulara ve yatırımı yapmak
istediği yere ilişkin ön fikirleri toplar ya da toplatır. Bu amaçla, daha önce sözü edilmiş bulunan kuruluş
sorunlarını da göz önüne alarak;
-yatırım için gerekli hammadde durumuna,
-yatırım mallarının iç ve dış Pazar durumuna,
-üretilecek malların maliyetine,
-malların fiyat esnekliğine,
-projenin büyüklüğüne ve yerine,
-gerekli kapasitelere,
-yatırım tutarına,
-yatırım finansmanına
ilişkin bilgileri toplar. Bu bilgilerin ışığı altında, yatırım konularından birisini seçer. Bu tür
çalışmalar, yapılabilirlik araştırması (fizibilite etüdü veya ön proje etüdü) olarak bilinirxi.
Yapılabilirlik araştırması, yatırım öncesi çalışmaları içerir. Yatırım, bir işletme kurmak amacı ile
eldeki parasal değerlerin fiziksel değerlere dönüşümünü belirtir. Aslında her yatırım, daha sonra tekrar
para getiren bir ekonomik değeri anlatır. İşletme kurmak isteyen kişi ya da kişiler, yatırım eğilimine
girdiklerinde yapılabilirlik araştırmasının çıkarılmasına büyük önem verirler. Bir yatırıma girişmeden önce
ekonomik, teknik, finansal, yasal, örgütsel araştırmalar yapılarak işletmenin kurulmasının kârlı ve yararlı
olup olmayacağını ortaya koyan çalışmalara yapılabilirlik araştırması denilir.
Yapılabilirlik araştırması işletme açısından çok yönlü yararlar sağlayan araştırmalar toplamıdır. Bu
araştırmaların amaçları şöyle sıralanabilirxii:
-İşletmede kesin proje çalışmalarına geçmeden önce, geleceğe dönük ön proje çalışmalarını
gerçekleştirerek araştırma giderlerini azaltmak: Çünkü ön proje, kesin projeye göre daha ucuz bir
araştırmadır.
-İşletmenin kuruluş ve konumluk yerini belirlemek: Kuruluş yerinin seçiminde rol oynayan çeşitli
etkenler çok yönlü olarak araştırılır, en verimli ve kârlı olacağı bölgeye (kuruluş yeri) ve en etkin alana
(konumluk yeri) kurulma kararı alınır.
-İşletme sahiplerine yatırımın toplam tutarı hakkında yaklaşık bilgiler vermek: Böylelikle işletme
kurmak isteyenlerin karşılaşacağı finansal sorunlara ışık tutulacaktır. Eğer kendi olanakları ile yeterli
sermaye sağlanamayacaksa, yapılabilirlik araştırmasında hangi yabancı kaynaklardan kredi sağlanabileceği
belirlenir ve bu kredinin maliyet hesapları yapılır.
-Gümrük muafiyeti ve yatırım indirimlerinden yararlanmak: Yapılabilirlik araştırması yazılı olarak
hazırlandıktan sonra, ülkemizde Devlet Planlama Teşkilatına ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına sunulur.
Bu kuruluşlardan onay alınırsa, yurt dışından getirtilecek makine, araç ve gereçler işin gümrük vergisinden
muafiyet sağlanabileceği gibi, yatırımın yapıldığı bölgeye göre yatırım indirimi denilen vergi
kolaylıklarından yararlanılabilinir.
Şekil 8:Yatırım Projesinin Aşamaları
-Kredi olanaklarından yararlanma: Devlet Planlama Teşkilatının onayını almış bulunan
yapılabilirlik araştırmaları kredi kuruluşlarına (özellikle bankalara) sunularak uzun vadeli borç para
sağlanabilir. İşletme kuracakların önemli finansal sorunları olduğu için yapılabilirlik araştırmasının mutlaka
çıkarmak zorunluluğu doğar. Bazı iş adamları, yapılabilirlik araştırmasının gereğine inanmaz ve kendi bilgi
ve cesaretlerine dayanarak yola çıkarlar. Çoğu kez yapılabilirlik araştırmasını göstermelik hazırlatarak
yalnızca kredi sağlamakta bir araç olarak kullanmak isterler. Oysa ciddi bir araştırmanın yapılması hem
işadamına kredi kolaylıkları sağlayacak hem de onun işletme kuruluşundaki verimlilik ve kârlılık
sorunlarına ışık tutacak, karşılaşılabilecek birçok sorunları tanımlama ve çözüm bulmada etkili bir araç rolü
oynayacaktır.
Büyük ölçekli işletmelerin kuruluşunda, özellikle endüstri işletmelerinde kuruluş kararı vermeden
önce bir yapılabilirlik araştırmasının yapılması, çağdaş işletmeciliğin ilk adımı olarak benimsenir. Uzman
elemanlar tarafından hazırlanan ve oldukça zaman alan bu tür çalışmaların sonucunda bir rapor çıkarılır.
Bu raporda;
-İşletmenin büyüklüğü,
-İşletmenin nerede kurulacağı,
-Üretim kapasitesi,
-Döviz gereksinmesi,
-İşgücü gereksinmesi,
-Örgütsel yapısı,
-Verimlilik ve kârlılık hesapları
gibi ayrıntılı bilgiler çıkartılır. Bu hazırlık çalışmalarını daha açık bir biçimde ortaya koymak için
ekonomik, teknik, finansal, yasal ve örgütsel araştırmaları ayrı ayrı incelemekte yarar vardır. Yapılabilirlik
araştırmalarının aşamaları Şekil 8’de gösterilmiştirxiii.
4.1.Ekonomik Araştırma
Kurulacak işletmenin verimli, kârlı ve rasyonel olup olmayacağı ekonomik açıdan analiz edilerek
saptanmaya çalışılır. Bu araştırma kapsamı içinde öncelikle işletmenin kurulacağı yerin seçimi, işletmenin
üretim konusu ve kapasitesi istatistiki verilerden yararlanılarak talep tahminleri ve pazar araştırması gibi
çalışmalar yapılır. Örneğin; bir tekstil fabrikası kurulacaksa, bu fabrikanın pamuk ve yün gibi
hammaddelere yakın olması ya da büyük yerleşim merkezlerine ürünlerini kolaylıkla pazarlayabilecek
yakın yerde kurulması gerekir. Bunun dışında işgücü, enerji, yakıt, ulaşım, iklim, taşıma kolaylıkları ve
bunların ucuz biçimde sağlanmaları kuruluş yerinin seçiminde önemli rol oynayan etkenler olarak
sayılabilir.
Ekonomik araştırmada işletmenin ne üreteceği, ne kadar üreteceği ve kime satacağı saptanmaya
çalışılır. Burada en önemli konu, tüketici taleplerini saptamaktır. Üretilecek mal veya hizmetin kapasitesi,
maliyetleri, satış fiyatı, dağıtım kanalları, tüketici davranışları, diğer rakip işletmelerin potansiyeli araştırılır
ve bu veriler en gerçekçi biçimde değerlendirilerek işletmenin ekonomik yapısı saptanmaya çalışılır.
Bir işletme kurulurken yapılacak pazar araştırmasının amacı, işletmenin üretim aşamasında
karşılaşacağı talep miktarını ve malın fiyatını tahmin etmektir. Bu amacı gerçekleştirmek için genellikle
kurulması düşünülen işletmede üretilecek mal ve hizmetler konusunda aşağıdaki bilgiler toplanırxiv.
-Araştırmanın yapıldığı yılda geriye doğru on yıllık süreyi kapsayacak biçimde inceleme konusu
malın yıllara göre tüketim miktarı, fiyatı, rakip malların tüketim miktarları ve fiyatları.
-Üretilecek mal veya hizmetlerin kullanım yerleri ve özellikleri.
-Üretilecek malların pazardaki mevcut satış fiyatları ve maliyetleri.
-Tüketici özellikleri.
-Yurtiçi ve yurt dışı arz kaynakları.
-Dağıtım kanalları.
-Rakip mal ve hizmetler.
-Mevsimlik değişmeler.
-Hükümetin izlediği veya izleyeceği ekonomi politikaları.
İşletme kurma çalışmalarının diğer aşaması, üretilmesi düşünülen mal ve hizmetlere karşı pazarda
oluşması olası talep düzeyinin tahmin edilmesidir. Talep tahmininin en az 5 yıl veya daha uzun bir süre için
yapılması gerekir. Talep tahminlerinin zaman aralığı büyüdükçe, yapılan tahminlerin gerçeğe uygunluk
derecesi azalır. Bu nedenle, yapılan tahminlerin zamanla değişebileceği göz önünde tutularak, işletme
kuruluncaya kadar ve işletme kurulduktan sonra sık sık değişen koşullara göre düzeltilmeleri gerekir.
Talep tahmininde sağlıklı ve geçerli veriler kullanılmalıdır. Bu veriler değişik kaynaklardan elde
edilebilir. Veri kaynakları birinci elden veriler ve ikinci elden veriler olmak üzere iki kısımda incelenebilir.
Birinci elden veriler, doğrudan tüketicilerden elde edilir. Burada, hedef pazarı en iyi temsil edebilecek bir
örnek kitlesi üzerinde anket çalışması yapılabilir. Anket çalışmaları ile sağlıklı veri elde edebilmek için,
soruların doğru bir biçimde hazırlanması, örnek kitlenin iyi seçimi ve anketörlerin eğitilmiş olması gibi
özelliklerin göz önünde bulundurulması gerekir.
İkinci elden veri kaynakları ise, daha önce başka kişi ve kurumlarca yapılmış araştırmalardaki
verileri kapsar. Bu kişi ve kurumlara örnek olarak, devlet istatistik enstitüsü, sanayi ve ticaret odaları,
üniversiteler, devlet planlama teşkilatı vb. sayılabilir. Buralarda, değişik sosyal ve ekonomik konularda
yapılan bazı araştırmalarda yer alan bilgiler talep tahmini çalışmalarında veri olarak kullanılabilir.
Yapılacak talep tahminlerinin geçerli olabilmesi için, bunların sağlıklı bilgilere dayandırılması gereği
kadar, kullanılacak olan yönteminde geçerli olması gerekir. Talep tahminlerinde kullanılan başlıca
yöntemler şöyle gruplandırılabilir;
-deneyim ve sezgiye dayanan talep tahmin yöntemleri,
-geçmişin uzantısı biçimindeki yöntemler
-nedensel tahminleme yöntemleri.
Deneyim ve sezgiye dayanan yöntemler; iyi verilerin yokluğunda kullanılır. Bu grupta yer alan
yöntemler arasında “Delphi tekniği” ile “Kolektif Düşünce” ve “Yöneticilerin Düşünceleri yöntemi”
sayılabilir. Delphi tekniği, sosyal ve ekonomik çevreye ilişkin uzman görüşlerinden yararlanarak talep
tahmini yapılmasının içerir. Bu teknikte uzmanlara görüşleri sorulur. Kolektif düşünce yönteminde önce
satıcılardan satış bölgelerine ilişkin tahminleri istenir, daha sonra işletmenin izleyeceği genel politika ve dış
etkenlerde göz önünde tutularak son satış programı hazırlanır. Yöneticilerin düşünceleri yönteminde,
yöneticilerin ayrı ayrı hazırlayacakları tahminleri ortak bir tartışma sonucunda, son tahminlemeye ışık
tutması söz konusudur.
Geçmişin uzantısı biçiminde tahmin yöntemleri ise değişik tekniklerle gerçekleştirilebilir:
-Yarım ortalamalar tekniği.
-Hareketli ortalamalar tekniği.
-Üssel düzeltim tekniği.
-En küçük kareler tekniği.
Yarım ortalamalar tekniğinde, seri üzerindeki değerler iki eşit gruba ayrılarak ortalamaları alınır.
Bu ortalamalar temsil ettiği bölümün ortasına gelecek biçimde belirtilir. Ortalamalardan geçen doğru
çizilir ve gelecek yıllara uzatılarak tahmin yapılırxv. Örneğin bir çimento fabrikasının araştırma raporunda
çimento tüketimi aşağıdaki gibi gösterilmiştir.
Tablo 15: Yarım Ortalamaların Hesaplanması
Ortalamalar: 8.20 / 3 = 2.73
12.30 / 3 = 4.10
Yarım ortalamalar tekniği, basittir, kolayca uygulanır ve sonuçları objektiftir. Ancak, doğrusal
eğilimli çizgilerin yer aldığı durumlarda kullanılır. Ortalamalar, aşırı sapmaların etkisinde kalarak gerçek
değişmeyi yansıtmayabilir.
Hareketli ortalamalar tekniğinde, elde edilen verilerin yıllar itibariyle gösterdikleri
dalgalanmaların hareketli ortalaması alınır. Bu teknikte ele alınan seri üçerli, dörderli veya daha fazla
sayıda gruplandırılır. Birinci grubun ortalaması, orta değerin karşısına yazılır. Örneğin yukarıdaki serinin
üçerli gruplara ayrılması 2.20, 3.80, 2.20 değerinin ortalaması 8.20 / 3 = 2.73 tür. Bu rakam 3.80 rakamının
karşısına yazılır. Gruplar çift alınıyorsa veya 4’lü gruplar halinde alınmışsa, elde edilen ortalama, bu
rakamların ortasına düşen 2 değerin arasına yazılır. Birinci grubun ortalamasından sonra, ilk rakam
gruptan çıkarılır. İkinci grubun ilk rakamı gruba katılarak işleme devam edilir. Böylece işlem zincirleme
olarak devam eder. Örnek seriye göre ikinci işlem 3.80, 2.20, 3.10 ortalaması 9.10 / 3 = 3.33. Bu rakam
2.20’nin karşısına yazılır.
Tablo 16: Hareketli Ortalamaların Hesaplanması
Üssel düzeltim tekniğinde ise, aşağıdaki formülden yararlanılır.
St = a.Dt + a (1-a) Dt-1 + a (1-a)2 Dt-2 + ..... + a (1-a)k Dt
St = t+1 dönemi için t döneminde yapılan tahmin
Dt = t dönemi talep verisi
A = ağırlık katsayısı
“a” Simgesi ile gösterilen ağırlık katsayısı, 0 ile +1 arasında değer alır. Ağırlık katsayısının 1’e
yaklaşması durumunda, son yılların verilerinin tahmini sözkonusu olan yıl üzerindeki etkisinin artması
sonucunu doğurur. Dolayısıyla, son yıllardaki değişmelerin, yapacağımız tahminlemede daha fazla ağırlığa
sahip olmasını istiyorsak, “a” katsayısını yükselterek 1’e yakın bir değerde saptamamız gerekecektir.
Ağırlık katsayısının saptanması, analizi yapan kişinin kişisel yargılarına dayandığı için, bu teknik sübjektif
özellik gösterir.
Bu konuyu bir örnekle göstermek gerekirse;
YILLAR TALEP
2003 100
2004 120
2005 150
2006 180
2007 250
2008 320
a =0.60
St = 0.60.320+0.60 (1-0.60).250+0.60 (1-0.60)2.180+ .... +0.60 (1-0.60)5.100
=192+60+17.28+5.76+1.84+0.61
S2009 =277.49
En küçük kareler yönteminde ise, eldeki verilerin gelecekteki eğilimleri matematiksel bir eşitlikle
belirlenir. Genellikle en çok kullanılan üç eşitlik tipi şunlardır:
Y=ax + b (doğrusal eşitlik)
Y=ax2 + bx + c (parabolik eşitlik)
Y=bax (üssel veya yarı logaritmik eşitlik)
Araştırmalar sırasında her üç eşitlik de denenmelidir. Bunlar içinde zaman serisine en uygun olanı
seçilir. Uygun olan eşitliğin seçilebilmesi için, her birinin standart hata değerleri karşılaştırılır. Standart
hata değeri en küçük olan eşitlik, uygun olan eşitliktir.
Tablo 17: En Küçük kareler
Y = nb + ax
XY = b.Sx +ax2
20.50 = 6b + 15 a
58.50 = 15b + 55a
Bu denklemde herhangi bir değişkenin katsayısını eşitlersek çözüm kolaylaşır. Birinci denklemi, 2.5
ile çarpabiliriz.
51.25 = 15b +37.5 a
58.50 = 15b + 55a
Birinci eşitliği ikinciden çıkarırsak,
7.25 = 17.5 a
a = 0.414
“a” için bulunan bu değeri denklemlerden birinde yerine koyarsak (örneğin 1. denkleme
uygulanırsa);
20.50 = 6b + 15 (0.414)
6b =14.29
b = 2.38
Bu değeri yerine koyduğumuzda,
Y = 0.414x + 2.38
Başlangıç yılı sıfır kabul edilmiştir. Bu yıl 2003 yılıdır. Son yıl ise, (2008 yılı) 5’tir. Bu bir x değeridir.
2009 yılını tahmin etmek istediğimizde, bu yıl verilen hesaba göre 6. Yıl olmaktadır.
Y2009 =0.414 (6) + 2.38
=4.864 Milyon ton çimento talep edilecektir.
Nedensel tahminleme yöntemlerinde ise, regresyon ve korelasyon analizi yer alır. Regresyon
analizi, değişkenler arasında neden-sonuç ilişkisini inceler ve çok değişkenli modeller kurulabilir. Bu tür
modellerde, talep bağımlı değişken olarak belirlenirken, onu etkileyen gelir düzeyi, fiyatlar ve milli gelir
gibi değişkenler bağımsız değişkenler olarak tanımlanabilir. Burada, bağımsız değişken sayısını artırmak
olasıdır. Bilgisayar yardımıyla yapılan analiz sonucunda, aşağıdaki forma benzer eşitlik elde edilebilir.
Y = a + bx1 + cx2 + dx3
Korelasyon analizi ise, değişkenler arasındaki ilişki derecesini ölçmemize yarar. Böylece talebin en
fazla ilişkili olduğu etkenlerin belirlenmesi ve bunların seyredecekleri eğilimlerin öngörülmesiyle, talebin
de göstereceği eğilim tahmin edilmeye çalışılır.
Talep tahmin çalışmaları, pazar araştırması ile birlikte ele alınmalıdır. Pazar araştırması
kapsamında, tüketicilerin zevk ve tercihleri, gelir düzeyi, yaş ve cinsiyet gibi konular araştırılmalıdır.
Tüketicilerin nitel ve nicel olarak incelenmesi tamamlandıktan sonra, rakipler hakkında da inceleme
yapılmalıdır. Rakiplerin izledikleri fiyatlandırma, dağıtım, kalite, ambalaj ve tutundurma gibi pazarlama
politikaları araştırılmalıdır. İkame ve tamamlayıcı mallar belirtilmeli ve bunlar hakkında bilgiler
toplanmalıdır.
Pazar araştırması bir anlamda, pazarın, teknolojik, ekonomik, yasal ve sosyal açısından
incelenmesi sürecidir. Bu sürecin sağlıklı gerçekleştirilmesi, talebin de sağlıklı tahminlenebilmesi sonucunu
doğuracaktır. Pazar araştırması ve talep tahmini çalışmalarının istenen ölçüde gerçekleştirilmesi ise,
kapasite seçimi ve kuruluş yeri seçimi çalışmalarının da sağlıklı olmasına olanak verecektir.
4.2.Teknik Araştırma
İşletme, üretim eylemi gerçekleştiren teknik bir birimdir. Çeşitli kaynaklardan sağlanan üretim
faktörleri, işletmede çeşitli bileşimlerden geçirilerek, sonuçta bir mal üretimine dönüşür. İşletme
kurulmasına karar verilirken, hangi üretim teknolojisinin kullanılacağı, iş akış şeması, makinelerin yerleşim
planı, fabrika organizasyonu, fabrika binasının inşaatı, yönetim ve sosyal tesisler, alt yapı tesisleri ve
artıklar olacaksa bunların nasıl değerlendirileceği gibi konular incelenir.
Bir işletmenin kuruluş öncesinde yapılan yapılabilirlik araştırmasının teknik araştırma bölümü
genellikle üç önemli konuda yoğunlaşır. Bunlar;
-üretim yöntemi seçimi,
-makine ve donanım değerlemesi,
-arazi, bina ve inşaat etüdleridir.
Üretim yöntemi seçimi ile ilgili etüdte şu konular incelenir:
-Alternatif üretim yöntemlerinin özellikleri,
-Lisans sahibinin öne sürdüğü finansal koşullar,
-Yöntem sahibi işletmenin piyasada tanınmışlığı.
Makine ve donanım değerlemesi ile ilgili etütte şu konular incelenir:
-Yurt içi ve yurt dışından sağlanma olanakları,
-Tedarik maliyetleri,
-Tesis ve montaj maliyetleri,
-İşletme maliyetleri,
-Yedek parça durumu, onarım ve bakım durumu,
-Garanti süreleri.
Arazi, bina ve inşaat etüdü ise, arazi etüdü ve bina ve inşaat etüdü olmak üzere iki aşamada
yapılır. Arazi etüdlerinde, doğal, ekonomik, yasal, sosyal ve politik etkenler dikkate alınır. Bina ve inşaat
etüdlerinde, seçilecek yerle ilgili inşaat etkenleri, tesis ile ilgili arazi tanzim işleri, ana fabrika yapıları ve
yardımcı işletme binaları incelenirxvi.
4.3.Finansal Araştırma
Yapılabilirlik araştırması bir bakıma işletmenin ilk planlama çalışmalarıdır. İşletme kurulduktan
sonra, karşılaşılabilecek tüm sorunlar araştırılır, çözüm yolları önerilir. Bu çalışmalar içinde en önemli bir
araştırma konusu da, işletmenin finansal sorunlarına nasıl çözüm bulunacağının saptanmasıdır. Burada en
önemli konu, işletmenin yatırım tutarını hesaplamak ve kara geçiş analizini yapmaktır. Daha sonra, iç ve
dış finansal kaynaklar ve işletmenin gereksindiği krediler belirlenir ve bunların nasıl, ne zaman ve ne
miktarda ele geçirileceği araştırılır.
a.Yatırım Tutarının Hesaplanması
Yeni kurulacak bir işletme için, toplam yatırım tutarının hesaplanması iki ayrı çalışma ile
gerçekleştirilir. Bu çalışmalarla, değişmez sermaye ve döner sermaye gereksinimlerinin belirlenip,
toplamının alınması gerekir. Değişmez sermaye, tesisinin kurulması için gerekli değişmez varlıklara ayrılan
sermayedirxvii. Değişmez sermaye yatırımını oluşturan giderler şunlardır:
-Etüd ve proje hazırlama giderleri: Yapılabilirlik araştırmasından kesin projenin hazırlanmasına
kadar yapılan harcamalardır. Mühendislik ve danışmanlık hizmetleri bunun içindedir.
-Patent ve know-how: Patenti başkasına ait olan bir mamulü yapmak, bir olanağı kullanmak veya
bir teknik yöntemden yararlanmak üzere yapılan ödemeler burada gösterilir.
-Arsa bedeli,
-Arazinin düzenlenmesi,
-İnşaat işleri,
-Ulaştırma yatırımları,
-Makine ve teçhizat,
-İthal ve gümrük vergileri,
-Genel giderler: Kuruluş sırasında yapılan işgören giderleri, kırtasiye,, posta, ısıtma ve su giderleri
bu gruba girer.
-Tesis dönemi faizleri,
-Beklenmeyen giderler: Projeye kaçınılmaz bazı eklerin yapılması ve fiyat artışlarının giderilmesi
gibi sonradan ortaya çıkması söz konusu olabilecek harcamalardır.
Döner sermaye, işletmenin faaliyete geçmesi anından itibaren hammadde, enerji ve işçi
ücretlerinin ödenebilmesi için gerekli sermayedir.
b.Kara Geçiş Analizi
İşletmenin kuruluş ve gelişiminde kullanılan geleneksel yöntemlerden biride kara geçiş analizidir.
Bazı kaynaklarda, başabaş noktası ya da ölü nokta olarak kullanılan kara geçiş analizi; işletmede elde
edilen toplam gelirlerin, toplam giderlere eşit olduğu noktanın araştırılmasını amaçlar. Bu noktaya, kâr ya
da zarar söz konusu olmadığından, başabaş noktası da denmektedir. Böyle bir noktada, toplam satış
gelirleri ile satılan malın toplam maliyeti birbirine eşittir. Satış gelirleri öne geçtiği zaman kar, maliyetler
satış gelirlerini aştığı zaman zarar söz konusu olur.
Kara geçiş analizinde temel veri olarak giderler ve gelirler kullanılır. Bir işletmenin kuruluşunda
gider ve gelirler tahmin yoluyla hesaplanır. Giderler değişir ve değişmez olarak 2’ye ayrılır.
-Değişir giderler; işletmenin üretim kapasitesine bağlı olarak artan ya da azalan giderlerdir.
Örneğin; hammadde, işçilik, satış giderleri, vergi, yakıt gibi.
-Değişmez giderler; işletmenin üretim miktarına bağlı olmaksızın yapılan giderlerdir. Üretim az ya
da çok olsun, işletmenin yapısına ilişkin giderler olarak değişmez nitelik taşırlar. Örneğin; kira, amortisman
(yıpranma payı), faiz, ısıtma ve aydınlatma gibi giderlerdir.
Diğer yanda ikinci bir veri türü olarak kara geçiş analizinde gelirler toplamı ele alınır. Bu toplam,
belirli bir dönemde satılan malın miktarı ile satış fiyatının çarpımı sonucu bulunur.
Kara geçiş analizleri, yalnızca işletmenin kuruluşunda kullanılan bir ekonomik analiz tekniği
olmayıp, aynı zamanda işletmenin üretim ve satış kapasitesi, genel giderlerin denetimi, üretim planlaması
gibi konularda yararlanılan bir tekniktir.
Kara geçiş analizi bir grafik aracılığıyla gösterilebilir (Şekil 9). Aşağıda çizilen örnek grafikte, yatay
eksen (X), Üretim kapasitesini ve satış miktarını gösterir. Dikey eksende (Y), gelirler (satış gelirleri) ve
giderler gösterilir. Yatay eksene paralel olarak değişmez giderler doğrusu çizilir. (X) ve (Y) ekseninin
kesiştiği (0) noktasından başlamak üzere ise satış doğrusu (toplam gelirler) çizilir. İşte bu doğru ile toplam
giderler doğrusunun kesiştiği nokta, kara geçiş noktası olarak tanımlanır. Bu noktanın alt kısmındaki
boşluk zarar, üst kısmı ise kâr bölgesini gösterir.
Şekil 9: Kara Geçiş Grafiği
Kara geçiş analizi genellikle 2 ayrı formül kullanılarak hesaplanır. Üretim miktarı ve satış tutarına
göre yapılan bu hesaplamalarda kullanılan formüller şöyle açıklanabilir.
Üretim Miktarına Göre Kara Geçiş Noktasının Hesaplanması:
Örneğin; -toplam değişmez giderler : 3.000.000.000.-TL.
-Birim satış fiyatı : 100.000.000.-TL.
-Birim başına değişir giderler : 50.000.000.-TL
3.000.000.000
K:G:N: = -------------------------------------- = 60 Birim
100.000.000 -50.000.000
Bunun anlamı, işletme 60 birim mal ürettiği noktada (ölü nokta ya da başabaş noktası) kâr ya da
zararın olmadığı, ancak 60 birimlik üretimden sonra kara geçiş sağlanacağıdır.
Satış Tutarına Göre Kara Geçiş Noktasının Hesaplanması:
Örneğin; -Toplam değişmez giderler : 30.000.000.000.-TL
-Toplam değişir giderler : 80.000.000.000.-TL
-Toplam satışlar : 200.000.000.000.-TL
30.000.000.000
K:G:N: = ----------------------------------- = 50.000.000.000.-TL
80.000.000.000
1 - --------------------------
200.000.000.000
Bunun anlamı, işletme 50.000.000.000.-TL satış yaptığı noktada kâr ve zararın olmadığı ya da
50.000.000.000.-TL satıştan sonrası kara geçiş sağlanacağı biçiminde yorumlanabilir.
Kara geçiş analizi, belirli varsayımlara dayanarak hesaplanır. Bu varsayımlar şunlardır.
-Giderlerin, değişmez ve değişebilir olarak ayrılabilir olduğu.
-Değişir giderlerin, faaliyet hacmiyle doğru orantılı olarak değiştiği.
-Belirli kapasite sınırları içinde gider eğiliminin saptandığı.
-Satış fiyatının değişmediği. Üretilen malın değişmediği kabul edilir.
-Eğer birden çok mal üretiliyorsa, o zaman her mal için ayrı bir kara geçiş grafiğinin hazırlanması
gerekir.
-Sonuncu bir eleştiri olarak da kara geçiş analizi; geçmişe ilişkin verilerden yararlanarak ya da
geleceğe ilişkin tahminler yürütülerek yapılan bir ekonomik analiz çalışmasıdır. Ancak, gelecekteki
verimlilik koşullarının her zaman değişebileceği unutulmamalı ve kara geçiş analizlerine tek başına geçerli
bir araç gözüyle bakılmamalıdır.
c.İşletmenin Gelir ve Gider Tahminleri
Buna, işletme gelir ve gider bütçelerinin hazırlanması da denilebilir. İşletmenin gelir ve giderlerinin
ne olacağı ayrı ayrı hesaplanır. İşletmenin toplam gelirlerinden, yıllık işletme giderleri saptanarak çıkartılır.
Bu hesaplama her yıl için ayrı ayrı yapılarak karşılaştırılır. Vergi ve diğer kesintiler de hesaba katılarak
işletmenin net kârı tahmin edilir.
d.Finansman Etüdü
Bir ön projede yapılan finansman etüdünün amacı, işletmenin en uygun biçimde ve zamanında, iç
ve dış para gereksinmesinin karşılanması, bu amaçla alınacak önlemlerin işletme kurulmadan
saptanmasıdır. Başka bir anlatımla, proje için ne kadar para ve zaman sağlanacaktır, sorusunun yanıtını
bulmaktır.
Ön-proje raporunda finansman etüdü genellikle, sermaye katkılarının işletmenin emrine hazır
olması gereken tarihler, finansman kaynakları, iç ve gerekli ise dış parayla finansman miktarları, kaynaklar
ve kullanım tabloları, gelecekte işletmenin finansal yapısının sağlamlık derecesini gösteren katsayılar ve bu
gibi konuları içerirxviii.
4.4.Yasal Araştırma
Bir işletmenin yapılabilirlik raporunda, yasal model seçimine de yer verilir. Daha önce işletmelerin
yasal niteliklerine göre sınıflandırması yapılırken belirlendiği gibi, şahıs ve sermaye işletmesi olmak üzere
öncelikle iki model arasında seçim yapılması ve daha sonra nasıl bir şirket kurulacağının belirlenmesi
gerekir.
Yasal kimlik belirleme çalışması yapılırken göz önünde bulundurulması gereken etkenler şöyle
sıralanabilirxix:
-Yönetsel değerleme: Elde ettiği belirli bir sermayeyi kendi başına bağımsız bir iş alanına yatırma
ve hem sermaye hem de yönetim gücüne sahip olma isteği varsa, tek kişi işletmesi seçilir. Böyle
işletmelerde pazardaki eğilim ve değişmelere daha rahatlıkla uyma ve koşullara uygun nitelikte esnek
karar alma şansına sahip olunur.
-Sermaye gereksinmesi: Yönetsel bağımsızlık sağlanmasına karşın, tek kişi işletmelerinin büyüme
şansı kişisel sermaye ile sınırlıdır. İşletme hızlı biçimde gelişiyorsa, yeni finansal kaynaklar (öz ve yabancı
sermaye) bulmaya yönelir. İşveren, yönetimde etkinliğini sürdürmek istiyorsa, komandit şirket ya da az
ortaklı limited şirket kurabilir. Ancak büyük yatırımlara girişmek gerektiğinde en kolay sermaye sağlama
yolu anonim şirket kurmaktır.
-Vergilendirilme Farklılığı: Kolektif, komandit gibi şirketler kurumlar vergisine tabi değildir. Her
ortak, kendi payına düşen gelirinden kişisel olarak vergi öder. Bu ödemelerde gelir düzeyi artıkça, vergi
oranı da yükselir. Oysa, sermaye işletmelerinde kurumlar vergisi, kazanç miktarına bakılmaksızın sabit
oranda (Türkiye'de % 40 civarında) ödenir. Bu özelliği ile anonim şirket ortaklarının kişi işletmelerine göre
daha az vergi ödedikleri anlaşılmaktadır. Kaldı ki sermaye şirketlerinde ortak yöneticilere ödenen ücret,
ikramiye, huzur hakkı gibi ödemeler gider sayılarak vergiden düşülür. Şahıs işletmelerinde böyle bir
uygulama yoktur.
-Mali sorumluluğu sınırlama: İşletmeyi kuranlar, alacaklılara karşı yalnızca işletmeye koydukları
sermaye oranında sorumluluk taşımak isterlerse, sermaye işletmelerini seçerler. Diğer yandan, riski büyük
olan işletmeler için, en uygun model limited şirketlerdir.
-Kredi sağlama: Kredi açısından banka kuruluşları şahıs işletmelerinin sorumluluklarının sınırsız
olması nedeniyle seçerler. Bununla birlikte, sermaye şirketlerinin kurulmasını özendiren devlet, bu tür
kuruluşlara kredi kolaylığı sağlayabilmektedir.
-Kuruluş giderleri: Kuruluş formalite ve giderleri açısından özellikle anonim şirketlerin çok yüklü
oldukları izlenir. Küçük ve tek kişi işletmelerinin kuruluşu oldukça kolay ve az masraflıdır. Bununla birlikte,
kuruluş gider ve formalitelerinin, işletmeleri çok büyük ölçüde etkiledikleri söylenemez.
-İşletmenin yapısı: İşletmelerin bir kısmı yapısı gereği belirli yasal modeli zorunlu olarak seçerler.
Örneğin; banka ve sigorta işletmelerinin, ülkemizde bir anonim şirket biçiminde kurulması yasal
zorunluluktur. Diğer yandan, ürettikleri malı en iyi biçimde pazarlamak için tarım satış kooperatiflerinin
kurulması en uygun model seçimi olur.
Bir işletmenin kuruluşuna karar verdikten sonra, çeşitli yasal işlemlerin yerine getirilmesi ve ilgili
kuruluşlardan izin alınması gerekir. İşletmelerin yasal yapısına göre değişmekle birlikte, genel olarak
yapılması gereken formaliteler şöyle sıralanabilirxx:
-Ticaret ve Sanayi Odası'na üye olma,
-Çevre Sağlığı yönünden izin ve işlemler,
-Bölge Sanayi Müdürlüğüne başvurma,
-Belediyeden izin alma,
-Vergi Dairesine kayır,
-Sosyal Sigortalar Kurumuna bildirim.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat