Son Dakika Haberlerini Takip Edebileceğiniz FrmTR Haber Yayında.
Forum TR
Go Back   Forum TR > Genel Kültür > Edebiyat
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]

Komik Skeçler (Kısa Kısa)

Genel Kültür Kategorisinde ve Edebiyat Forumunda Bulunan Komik Skeçler (Kısa Kısa) Konusunu Görüntülemektesiniz => Kısa skeçler BOŞANMA HİZMETLİ: (Ortalığı temizler, avukatın masasını temizlerken avukat oturmaktadır.) Vallahi avukat bey çok zekisin avukat yazısının altına Made ...

Beğenenler1Beğenen
  • 1 Post By SouL

Kapalı Konu
 
Konu Araçları
Eski 16-11-09, 19:51   #1

Alarm Komik Skeçler (Kısa Kısa)


Kısa skeçler


BOŞANMA

HİZMETLİ: (Ortalığı temizler, avukatın masasını temizlerken avukat oturmaktadır.) Vallahi avukat bey çok zekisin avukat yazısının altına Made in Japan yazdırmakla iyi ettik galiba, herkes Japon malı sanıyor sizi. Televizyonun, elektronik eşyaların Japon malı olanları var da avukatın Japon malını ilk kez görüyorum. Japon malı avukat Ahmet Adıgüzel.
AVUKAT: Japon malı deyip durma işine bak be...
HİZMETLİ: Ayten isimli bir bayan aradı ve sizinle görüşmek istediğini söyledi. Bir iki saat sonra geliyorum dedi. Miras işiymiş.
AVUKAT: Miras işi mi? Tamam ilginç bir olay ama parasıyla değil mi ilgileneceğiz. Sen bu günlerde fazlaca kilo aldın, onları versen iyi olur. Küt diye kereste gibi devrilir, geberirsin valla! Sekretersin, kendine dikkat etmelisin.
HİZMETLİ: Yok canım, kilom fazla mı ?
AVUKAT: Büyüyünce fil olacakmış gibi bir halin var.
HİZMETLİ: Yapmayın avukat bey. O kadar değil tartıldım seksen beş kiloyum. Yani bir eşeği tartsan daha ağır gelir.
AVUKAT: Zaten biraz daha kilo alırsan ondan farkın kalmayacak. Bol bol egzersiz yap. Kilo ver. Sonra kalp krizinden gidersin vallaha...
HİZMETLİ: Sahi mi söylüyorsunuz ?
AVUKAT: Tabi ki, sürekli çalış iş yap. En iyi zayıflama yolu çalışmaktır, ev işi yapmaktır.
HİZMETLİ: Ben eve gideyim o zaman.
AVUKAT: Akıllı, ev işi yapmak için eve gitmeye gerek yok, burada da aynısını yapabilirsin. Bol bol temizlik yap. Kilo verirsin.
HİZMETLİ: Ne güzel !
AVUKAT: Evet mesela şu sehpayı getir, masanın üstüne koy. (Hizmetli sehpayı alır getirir koyar.)Yakıştı mı ?
HİZMETLİ: Yooo.
AVUKAT: İyi o zaman geri götür, yerine koy.
HİZMETLİ: Zayıflamak için devamlı böyle mi yapacağım ?
AVUKAT: Buna benzer işler... (Kapı çalar.) Kapıya bak.
HİZMETLİ: Buyurun.(İçeri bir erkek bir bayan girer.)
AVUKAT: Buyurun hoş geldiniz.
KOCA: Hoş bulduk.
KADIN: Hoş bulduk .
AVUKAT: Hayırdır, bir avukata ihtiyacınız var herhalde.
KOCA: Hayır efendim, bizim anlayışa, sevgiye, düzene, mutlu bir yuvaya ihtiyacımız vardı. Ama olmadı. Şimdi mecburen avukata ihtiyacımız var. Boşanmak istiyoruz.
AVUKAT: Öyle mi? Ne güzel! Değil tabi. Demek boşanacaksınız. Biliyorsunuz ki boşanmak ciddi bir durumdur. Çok iyi düşünmeniz gerekir.
KOCA: Evet, düşündük, taşındık... Zaten o düşünemiyor. Ben onun yerine de düşündüm ve karar verdim.
KADIN:Niye düşünemiyor muşum? Başlamayalım yine.
KOCA:Tabi başlamaya gerek kalmadı, zaten bitti... Her şey bitti.
AVUKAT: Efendim şimdi niçin boşanmak istediğiniz konusuna açıklık getirelim isterseniz.
KOCA: Tabi getirelim, açıklık getirelim, niçin boşanıyoruz ulan biz?
KADIN: Bunun için boşanıyoruz işte!
KOCA: Evet bunun için boşanıyoruz değil mi? Bunun için bizi boşayın hakim bey, pardon avukat bey. Hatta Made in Japon Bey.
AVUKAT: Tamam, önce şu konuya bir açıklık getirelim. Beyefendi niçin boşanıyorsunuz?
KOCA: Efendim şunun için boşanıyoruz. Eee eee şey için eee anlaşmıyoruz...
AVUKAT: Tamam, demek bunun için boşanıyorsunuz Allah Allah
KOCA: (Karısına) Görüyor musun? Adam bile, bize hak verdi. Allah Allah bile dedi.
AVUKAT: Hanımefendi siz neden boşanıyorsunuz?
KADIN: Efendim ben eee şey için boşanıyorum. Eee işte anlaşamıyoruzmuşuz, bunun için boşanıyoruz.
AVUKAT: Ne güzel! Demek boşanacaksınız.
KOCA: Tabi avukat bey, üstelik boşanmak için bu kadar çok sebep varken dün bir de demez mi? Ben Fenerbahçeliyim diye. İşte ipler o zaman koptu. Evlenmeden önce arkadaşın kendisini uyarmıştım.
AVUKAT: Ne diye?
KOCA: Fenerbahçe’nin adını ağzına almayacaksın diye. Fenerli olduğunu yıllarca gizlemiş. Yıllardır bir Fenerliyle evliymişim de, haberim yokmuş.
KADIN: Fenerbahçeli olmak suç mu şimdi yani?
KOCA: Evet suç. Ulan tutacak başka takım mı yok? Mesela git Mersin İdmanyurdu’nu tut
AVUKAT: Şimdi tam anlayamadım da. Siz karınızdan FB’li olduğu için mi boşanıyorsunuz.?
KOCA: Tam olarak öyle değil tabi. Mesela hanımefendinin matematiği ve kimyası da oldukça zayıf. Yani böyle olmaz ki. Anlaşamıyoruz. Lisedeyken müzik dersi de zayıfmış zaten.
KADIN: Her akşam eve sarhoş geliyorsun, senin eziyetini çekiyorum sürekli, bıktım artık. Dayanamıyorum. İnsan evlenince huzur, mutluluk ister. Biz hiç huzur bulamadık mutlu olamadık ki. Ben mutluluğu pembe dizilerde seyrettim.
KOCA: Görüyorsunuz zeytinyağı gibi üste çıktı. Huzurlu değilmiş miş miş miş. Çarpılırsın ulan yalan söyleme. Sana huzur bulasın diye Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Huzur adlı romanını bile aldım.
KADIN: Yine suçlu ben oldum. Sen çocuğumuzun kız olmasından bile beni sorumlu tuttun.
AVUKAT: Çocuğunuz da mı var ?
KOCA: Evet Ona çocuk denirse var. Daha doğrusu, o kız hanımefendinin. Önceden anlaştık, erkek olacaktı, olmadı. Bir erkek çocuk bile veremedin bana, yazıklar olsun!
KADIN: Tamam, onun suçu da benim, suçsa tabi.
AVUKAT: Bu tartışmalara bakılırsa aranızda çözülmeyecek sorunlar var. Siz en iyisi boşanın olmaz mı?
KOCA: Eeee bak bu çok iyi bir fikir, bunu hiç düşünmemiştim. Hatırlattığınız için teşekkürler avukatçığım. (Sinirlenir) Kardeşim biz buraya boşanmak için geldik, sen ne diyorsun?
AVUKAT: Hanımefendi siz ne diyorsunuz ?
KADIN: Ben ne diyeyim, kocam her şeyin en iyisini bilir.
AVUKAT: Kocanız sizden boşanmak istiyor.
KADIN : Kocam bilir valla! Ben ne diyeyim?
AVUKAT: Hanımefendi siz çalışıyor musunuz?
KOCA: Evet, ev işleri yapıyor, çamaşır, bulaşık falan...
AVUKAT: Öyle değil, paralı maaşlı bir işte çalışıyor mu ?
KOCA: O ne demek ulan? Kafamda boynuz falan görüyor musun sen ?
AVUKAT: Beyefendi konuyu saptırmayın. Hanımefendi çalışmıyorsa ve boşanmak istemezse ona boşanınca nafaka vermek zorunda kalacaksınız.
KOCA: Nafaka mı o ne? Sadaka gibi bir şey mi?
AVUKAT: Hayır aylık belli bir miktar parayı sürekli vereceksin.
KOCA: Hadi ya! İyi valla! Karıyı hem boşayalım, hem de para verelim. Ulan nişanlanırken para, evlenirken para, boşanırken para, boşadıktan sonra para... Ne ulan bu kadın milletinden çektiğimiz? Medeni Kanun değişsin, böyle olmaz arkadaş!
KADIN: Vallahi avukat bey kocam en iyisini bilir. Geçende bir filmin sonunda ne olacağını bile bildi. Şaştım kaldım.
KOCA: Salak, o filmi önceden izlemiştim .
AVUKAT: Sizin boşanma kararınız kesin mi ?
KADIN: Vallahi ne desem bilmiyorum. Babam beni bu adama verdi. Birkaç kere telefonda konuştuk, sonra evlendik. Ben üzerime düşen görevleri yapıyorum. Temizlik, bulaşık, yemek, çamaşır falan, ama kocam olan bu adam da üzerine düşeni fazlasıyla yapıyor: İşe gidiyor, geliyor, hatta fazlasını yapıyor. İşten yorulup geliyor, bir de beni dövüyor, iyice yoruluyor, ben bu duruma üzülüyorum. İki yaşında kızımız var, onu gözümüz görmez oldu neredeyse.
KOCA: Kızımız deme o senin kızın. Kahvede bile herkes benimle dalga geçiyor, “kız babası” diye. Çok zoruma gidiyor. Üstelik çocuk 2 yaşına geldi, çarpım tablosunu bile bilmiyor.
AVUKAT: Bu tartışma uzar gider. Siz kararınızı verin, beni de boş yere yormayın. Evet hanımefendi, boşanmak istiyor musunuz ?
KADIN: Tabi ki gururlu, şerefli bir insan olarak, beni sevmeyen benle yaşamak istemeyen biriyle evli kalmak istemem.

SKEÇ-1: AT HIRSIZI
HASAN : Hayrola Rüstem, üzgün görünüyorsun, ne oldu?
RÜSTEM : Ben üzülmeyeyim de kim üzülsün Hasan?
HASAN : Hele anlat bakalım seni bu kadar perişan eden olay neymiş, merak ettim yahu!
RÜSTEM : Bütün paramı verip bir at almıştım.
HASAN : Ee, at öldü mü yoksa?
RÜSTEM : Ölse teselli olacak bir yanı var?
HASAN : Ne oldu peki?
RÜSTEM : Dün gece ahıra bir hırsız girip atımı çalmış.
HASAN : Yapma yaa... İnan ki çok üzüldüm. İnşallah bulursun atını.
RÜSTEM : Pek sanmıyorum bulabileceğimi ama hayırlısı neyse o olsun. Ne diyelim.
HASAN : Benim acele bir işim var, gitmek zorundayım. Hadi kal sağlıcakla...
RÜSTEM : Yolun açık olsun Hasan.
HIRSIZ : Lanet hayvan yürüsene be!
RÜSTEM : Aman Allah´ım rüya mı görüyorum yoksa! Bu at benim atım yahu! Hey, heey, bu benim atım!
HIRSIZ : Yanlışın var Beyim. Bu at yıllardan beri benimdir.
RÜSTEM : Madem ki bu at yıllardan beri senin, o halde söyle bakalım, bu atın hangi gözü kör?
HIRSIZ : Hangi gözü mü kör? Bunu bilmeyecek ne var, tabi ki sol gözü kör.
RÜSTEM : Bilemedin.
HIRSIZ : Pardon pordon, ben sağ gözü diyecektim, yanıldım. Evet evet, sağ gözü kör bu atm.
RÜSTEM : Sen sadece hırsız değil ayrıca beceriksiz bir yalancısın da.
HIRSIZ : Niye?
RÜSTEM : Bu atın iki gözü de sapasağlam çünkü! Ver atımı...

SKEÇ-3: BİR GARİP DAVA


MUHAFIZ :Padişahım üç adam geldi. Bir davaları varmış. Huzurunuza çıkmak istiyorlar.
PADİŞAH :Gelsinler bakalım.
MUHAFIZ : Geçin bakalım şöyle. Padişahımız sizi bekliyor.
PADİŞAH :Hoşgeldiniz ağalar. Anlatın bakalım derdinizi.
SAKALLI :Efendim biz üç arkadaştık. Üçümüz beraber bir iş yaptık. Ve iyice bir para kazandık. Birbirimize de hiç güvenmiyorduk.
PADİŞAH :Ee...
PALABIYIK: “Paramızı hepimizin güveneceği birine verelim” dedik ve bu arkadaşa teslim ettik.
PADİŞAH : Sonra ne oldu peki?
SAKALLI : Parayı bu arkadaşa emanet ederken « üçümüz birlikte gelmedikçe parayı hiçbirimize verme » diye sıkı sıkı tembih ettik.
PALABIYIK: Tembih etmemize rağmen emanete ihanet etti bu adam.
SAKALLI :Evet ihanet etti. Parayı tek başına gelen diğer arkadaşımıza verdiğini söylüyor.
PADİŞAH : Doğru mu söylüyor bunlar efendi?
KESE : Doğru efendim ama eksik anlattılar.
PADİŞAH :Nasıl yani?
KESE :Evet, bunlar bana bir kese para bıraktılar. „Üçümüz birlikte gelmedikçe parayı hiçbirimize verme.“ dediler.
PADİŞAH :E niye verdin o zaman paraları diğer adama?
KESE :Ama padişahım, henüz elli adım bile gitmemişlerdi ki içerden biri geri geldi ve paraları istedi. Bu ikisine uzaktan bağırdım. “Bakın bu arkadaşa veriyorum.” dedim.
PADİŞAH : Bunlar ne yaptı peki?
KESE :Vallahi ikiside kafa sallayıp “Tamam ver” dediler.
PADİŞAH :Siz söyleyin bakalım, bu beyefendi doğru mu söylüyor?
SAKALLI :Valla padişahım, keseyi emanet edip gidiyorduk ki şimdi burada olmayan arkadaşımız aniden durdu. “Akşam yiyeceğimiz yemeğin parasını alalım.” dedi. Biz de “yemek parası al gel, bekliyoruz dedik..” Meğer adam tüm parayı almış.
PADİŞAH : Demek arkadaşınız parayı alıp kaçmış ha?
PALABIYIK :Evet ama bu emanetçiye “Biz üçümüz birlikte gelmezsek, hiçbirimize parayı verme” demiştik. O da kabul etmişti.Vermeseydi. Versin bizim paramızı...
PADİŞAH :Ne diyorsun efendi? Adamlar paralarını istiyorlar.
KESE : Doğru, paralarını vermem gerekiyor ama anlaşmaya bağlı kalıyorum ben. Bu yüzden şu an paralarını vermem.
PADİŞAH :Ne demek o?
KESE :Şu demek padişahım. Anlaşmaya göre, bunlara parayı vermem için üçünün birlikte gelmesi gerekiyordu. Getirsinler diğer arkadaşlarını da vereyim paralarını!
PADİŞAH oğru. Hadi bakayım, getirin üçüncü arkadaşınızı, alın paranızı!Bir daha da güvenmediğiniz insanlarla iş yapmayın.

SKEÇ-5: GÜLSÜM'ÜN KISMETİ


BABA : Biliyor musun Hanım, Gülsüm’e ne çıktı?
ANNE : Piyango mu çıktı yoksa bey?
BABA : Onun gibi bir şey, bil bakalım.
ANNE : Kısbet mi çıktı?
BABA : Pehlivan mı bu? Ne kısbeti? Kısmet demek istedin herhalde.
ANNE : He ya, tam onu diyecektim.
BABA : Aferin sana, evet ondan çıktı.
ANNE : Peki kim?
BABA : Kim kim?
ANNE : Herif, kısmet kim?
BABA : Kısmet de kim?
ANNE : Ayol, Gülsüm´e çıkan kısmet kim?
BABA : Düşünüyorum, sen de düşün.
ANNE__ : Olur.
GÜLSÜM : Ana, baba, ne oluyor burada?
ANNE : Ne bağırıyorsun kız! Otur sen de düşün.
GÜLSÜM : Oluur.
BABA : Yahu Hanım, ne düşünüyoruz biz?
ANNE : Gülsüm´e çıkan kısmetin adını...
GÜLSÜM : Nee! Bana kısmet mi çıktı?
BABA : He ya...
GÜLSÜM : Ne duruyorsunuz öyleyse, verin gitsin.
BABA : Kime vereceğiz kız?
GÜLSÜM : İsteyen adama...
BABA : O kim? îşte onu düşünüyoruz.
GÜLSÜM : Baba, beni kim istedi?
BABA : Karşı köyden biri.
ANNE : Herif, madem biliyordun neden söylemedin?
BABA : Ne düşünüyorduk demin biz?
ANNE : Gülsüm´ün kısmetini düşünüyorduk!
BABA : Hay Allah ben de ne düşünüyoruz diye düşünüyordum.
GÜLSÜM : Peki kim bu adam baba?
BABA : Çiftçi. Seni de şehzade istemez ya...
GÜLSÜM : Nerede görmüş beni?
BABA : Görmemiş ki...
ANNE : Bey, bu nasıl iş? Kızı görmeden mi alacak bu adam?
BABA : Görmeden olur mu kadın? Görecek tabi.
ANNE : Ne zaman?
BABA : Nerdeyse gelir.
GÜLSÜM : Amanın! Ana kız, hemen ortalığı toparlayalım.
BABA : Kapı çalınıyor, kim o?
DÜNÜR : Benim, haber yollamıştım. Aldınız mıydı?
BABA : Haber bu, kaybolur mu? Aldık tabi.
ANNE : Gülsüm! Gel kız buraya!
GÜLSÜM : Süsleniyorum ayol, herif gelip beni böyle mi görsün?
BABA : Şeey, bizim kızımız biraz şeydir...
ANNE : Akılsız...
DÜNÜR : Aman efendim, akıllı kadın daha tehlikeli olur.
BABA : Zaten ben hiç akıllı kadın görmedim.
GÜLSÜM : İşte geldim. Deminden beri ne bağırıp duruyorsunuz yahu? Bu da kim?
BABA : İşte, bu kısmetin...
DÜNÜR : Adım İsmet.
ANNE : Kızım hele bi sor. Kısmet efendi ne içmek ister?
GÜLSÜM : Ne içecek! Şıra tabii.
DÜNÜR : Neden?
GÜLSÜM : Bizim şıramız iyi de ondan. Aptal değilsen şıra içersin.
BABA : Kusura bakma oğul bizim kız kıt akıllıdır.
DÜNÜR : Aman aman, böylesi daha iyi.
GÜLSÜM : Anaaaa, anaaaaa, üüüüüüüüü,üüüüü...
ANNE : Ne oldu kız? Niye ağlıyorsun?
GÜLSÜM : Ağlarım tabi.
ANNE : Kız, kocaya gidiyorum diye ağlanır mı?
GÜLSÜM : Ona ağlamıyorum. Şu baltaya ağlıyorum.
ANNE : Baltanın nesine ağlıyorsun?
GÜLSÜM : Ben evlenince çocuğum olmayacak mı?
ANNE_ : Olacaak!
GÜLSÜM : Çocuk buraya şıra olmaya gelmiyecek mi?
ANNE_ :Geleceek!
GÜLSÜM : O balta yavrumun kafasına düşerse ya...
ANNE : Essahtan kuz. Vah benim torunum. Vay talihsiz yavrum!
BABA : Nooluyor orada be!
ANNE : Beey, bey yetiş!
BABA . :Noldu?
ANNE : Bu balta ilerde torunumuzun kafasına düşerse nolur halimizİ bir düşünsene...
BABA : Amanın, bunu ben hiç düşünmemiştim yahu. Vay torunum/
DÜNÜR : Yahu sabahtan beri sizi dinliyorum oradan. Çok safsınız ha...
BABA : Vay yavrum, oy torunum, ooy!
DÜNÜR : Yahu kesin şu ağlamayı. Bakın baltayı aldım oradan. Artık çocuğunuza bir şey olmaz.
BABA : Vaay, ne kadar akıllıymış bu kısmet yav! Allah razı olsun evladım.
DÜNÜR : Bakın, ben Gülsüm´ü akıllı değil diye alacaktım ama, dünyanın en aptal kızıyla da evlenemem.
GÜLSÜM : Ana, ana, almayacak bu adam beni!
DÜNÜR : Belki en aptal değildir. Bunu öğreneceğim.
BABA : Nereden öğreneceksin?
DÜNÜR : Şimdi yola düşeceğim. Eğer kızınızdan daha aptal birini görürsem gelir kızınızla
evlenirim. Beni beklesin.
BABA : Zaten kim alır ki onu? Mecbur bekleyecek.
GÜLSÜM : Benden aptal insan yoktur dünyada. Bulamaz. Evlenemiyeceğim.
DÜNÜR : Sözüm söz. Hadi hoşça kalın
BABA : Merak etme kızım, buralar aptal doludur. Döner alır seni.
- sahnenin önünde
DÜNÜR : Kolay gelsin hemşerim!
ÇOBAN : Kolaysa başına gelsin. Anamdan emdiğim süt burnumdan geldi.
DÜNÜR : Ne yapmaya çalışıyorsun?
ÇOBAN : Eşeği yukarı, ağaca çıkaracağım.
DÜNÜR : Zor bir iş ama, eşek ağaçta ne yapacak?
ÇOBAN : Görmüyor musun, hayvanın karnı aç. Hadi aslanım, çık yukarı.
DÜNÜR : İyi de eşek ağaçta ne yapacak?
ÇOBAN : Manzara seyredecek! Tövbe yarabbi! Karnını doyuracak karnını!
DÜNÜR : Yani ağaca karnını doyurmak için mi çıkacak?
ÇOBAN : Len git işine! Sorgu meleği misin sen?
DÜNÜR : Kızma, sahiden merak ettim.
ÇOBAN : Ağaçta ne var?
DÜNÜR : Yapraak...
ÇOBAN : Haa, demek kör değilsin. Ya kör olmalıydın ya aptal. Demek ki kör değilsin.
DÜNÜR : Eşek ağaçta ne yapacak?
ÇOBAN : Len hemşerim, "hayvan aç" diyorum.
DÜNÜR : Haa, anladım. Çıkarıp onları yedireceksin.
ÇOBAN : Afferin sana.
DÜNÜR : Ama şöyle yapsan, dalı tutup aşağı çeksen öyle yedirsen daha kolay olmaz mı?
ÇOBAN : Vaay canına!...
DÜNÜR :Yaa!...
ÇOBAN : Yahu sen sandığım gibi aptal değilmişsin be.
DÜNÜR : Sana bu kadarı yeter. Hadi eyvallah.
ÇOBAN : Uğurlar ola!
sahnede --------------
GÜLSÜM : Hoş geldiniz. Bak geçen gün şıranı içmemiştin. Sakladım. îç.
DÜNÜR : Yani sen üç gündür elinde bardakla beni mi bekledin?
GÜLSÜM : Ne var bunda? Başka işim mi var ki?...
DÜNÜR : Ya hiç gelmeseydim?
GÜLSÜM : Babam "mutlaka geri döner" dedi. Benden daha aptal insan çokmuş. Söyle bakalım beni alacak mısın?
DÜNÜR : Alacağım Gülsüm
GÜLSÜM : Yaşasın, demek benden aptallar da var şu dünyada. Ne gördün, anlatsana. DÜNÜR : Bir adam gördüm. Aç olan eşeği zorla ağaca çıkarmaya çalışıyordu. Eşek ağaca çıkınca oradaki dalları yiyecekmiş. Zavallı hayvanı itip duruyordu.
GÜLSÜM : Hah hah hah ha! Aptal adam. Eşek öyle itmeyle ağaca çıkar mı? Önce kendi ağaca çıkıp, sonra iple eşeği yukarı çekseydi ya!.
(Halk Hikayeleri´nden Uyarlanmıştır.)

Mesajı son düzenleyen ||Crazy_gfb_onuR|| ( 16-11-09 - 20:12 )
 
Eski 18-11-09, 15:39   #2

Varsayılan C: Komik Skeçler (Kısa Kısa)


Eklemek İstediğiniz Skeçleri Bu konu Altına Yazabilirsiniz...
 
Eski 18-11-09, 16:11   #3

Varsayılan C: Komik Skeçler (Kısa Kısa)


Yanlız Türk Edebiyatı değil diğer devletlerin de edebi bilgileri vc eserleri de paylaşılabilir.
isibaba bunu beğendi.
 
Kapalı Konu

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat