Son Dakika Haberlerini Takip Edebileceğiniz FrmTR Haber Yayında.
Forum TR
Go Back   Forum TR > İslam ve İnsan Bölümleri > Dini Sohbetler
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]

Kâr Payı Harammıdır???

İslam ve İnsan Bölümleri Kategorisinde ve Dini Sohbetler Forumunda Bulunan Kâr Payı Harammıdır??? Konusunu Görüntülemektesiniz => Öncellikle arkadaşımızn tartışmaya açtığı konu genel faiz değil Finnas kurumlarının aldığı kar payıdır.Bu ikisi arasındaki farklar şunlardır. Kar payı ve ...

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 30-01-07, 08:29   #6

Varsayılan C: Kâr Payı Harammıdır???


Öncellikle arkadaşımızn tartışmaya açtığı konu genel faiz değil Finnas kurumlarının aldığı kar payıdır.Bu ikisi arasındaki farklar şunlardır.

Kar payı ve faiz arasındaki farklar

1- Faiz miktarı baştan belli olur. Verilen borcun kullanılmış olması ile olmaması, eğer kullanılmışsa o işin kârla veya zararla sonuçlanması ödenecek faiz açısından önemli değildir. Kâr ise alınan mal satılmadan ortaya çıkmaz.
Bir yıllık vadeli mevduata %15 faiz veriliyorsa bankaya 100 lira yatıran kişi, bir yıl sonra 115 lira alacağını ilk günden bilir.
Ortaklık sistemiyle çalışan finans kurumları ise, bir kâr garantisi veremezler. Onlara 100 lira yatıran kişi dönem sonunda ne kadar kâr alacağını değil, o parayla elde edilecek kârdan ne kadar pay alacağını bilir. Finans kurumu bu parayı çalıştırır. Eğer kâr ederse, vade sonunda ona düşen payı verir. Mesela, bir yıl vadeli fonlardan her 100 liraya 15 lira kâr düşmüşse onu verir.
Bazıları bunları karıştırır ve “İkisi de faizdir; ikisi de %15 veriyor ama birisi adına faiz, diğeri de kâr diyor” derler. Hâlbuki bu ikisi arasında rakam benzerliği dışında bir benzerlik yoktur. Eğer kâr miktarı önceden belirlenirse mudarebe geçersiz (fasit) olur. Mesela l00 liraya 15 lira kâr verilmesi, kalan kârın mudaribe ait olması kararlaştırılsa bu akit fasit olur.
2- Kâr için en az iki işlem gerekir. Bunlardan biri alım, diğeri de satımdır. Alış fiyatına maliyetler de eklendikten sonra satışın daha yüksek fiyatla olması halinde kâr meydana gelir. Mal daha yüksek fiyatla satılmazsa kâr elde edilmesi söz konusu olmaz. Tüccar, 100 liraya aldığı mal için 5 lira masraf yapmış olsa ve o malı 106 liraya satsa 1 lira kâr etmiş olur. 105 liraya satarsa başa baş fiyata satmış, daha az fiyatla satarsa zarar etmiş olur.
Sanayi de ticaretin bir koludur. Sanayicinin tüccardan farkı, aldığı maldan yeni bir mal üreterek satmasıdır. Satış fiyatı maliyetinden fazla ise o fazla kısım sanayicinin kârı olur.
Faiz için bir tek işlem yeterli olur. Para sahibi, faizli ödünç verdiği an ondan ne kadar faiz geliri elde edeceğini bilir.
3- Kredi sistemi faizle, ortaklık sistemi de kâr ile ayakta durur. Faiz geliri elde edebilmek için eldeki parayı belli bir süre bir başkasına vermek ve süre bitimine kadar beklemek gerekir. 100 lira %20'den 1 yıl vadeyle verilmişse, 120 lirayı alabilmek için 1 yıl beklemek gerekir. Ticarette kâr etmenin böyle bir süresi ve sınırı yoktur. 100 liraya aldığınız malı aynı gün satar 20 lira kazanabilir¬siniz. Hatta 100 lira peşinle 500 liralık mal alır, onu kısa sürede satar, kârı 100 liraya çıkarabilirsiniz.
Ortaklık sermayesi ile yüzlerce alım satım yapılır. Ortaklar devre sonunda bunlardan elde edilen kârı paylaşırlar. Zarar olursa onu da sermayelerine göre bölüşürler. Toplam 100 adet alım satım yapılsa, bunlardan 40'ında zarar 60'ında da kâr edilse, ortaklık kâr etmiş gözükür. İşte özel finans kurumları da yaptıkları işlerin çoğundan kâr edince kâr etmiş gözükürler.

4- Kredi sisteminde, bankanın mevduat sahibiyle yaptığı sözleşme belli bir süreyle sınırlıdır. Finans kurumlarının fon sahipleriyle olan mudarebe (karar ve zarara katılma) akdi de belli bir süresi vardır. Bu Hanefî mezhebine göredir. Ancak mudarebedeki vade sonu kavramı ile kredideki vade sona kavramı farklıdır. Kredide vade sonu, anaparanın ve faizin alınacağı gündür. Ama mudare¬bede vade sonu, nakit sermayeyi kullanmanın sonu günüdür. Mesela 31 Ağustos son gün ise sermayeden nakit olarak bulunan ne varsa o gün kullanılabilir. Tasfiye 1 Eylülde başlar. Bu tarihten sonra mallar nakde çevrilir, ala¬caklar tahsil edilir, sermaye çıkarılır ve bakılır; eğer bir kâr varsa paylaşılır. Kâr yoksa yapılacak bir şey de yoktur. Zarar edilmişse bu zarar tamamen sermaye sahibine yansıtılır. Mudaribin zararı da bu süre içinde boşuna çalışmış ol¬maktır. Bu sebeple mudarebede kârın ne zaman paylaşılacağı ön¬ceden belli olmaz, sadece bir tahmin yapılabilir. Buna tahsil esası denir.
Finans kurumunun tahsil esasına göre kâr dağıtması için mudarebe havuzuna giren yüzlerce fonu ayrı ayrı takip edip sonuçlanmasını beklemesi veya her vade için belli bir fon kabul günü ilan edip o gün gelen fonları birlikte takip etmesi gerekir. Türkiye'deki finans kurumları bunu yapmadıkları için tahakkuk esası denen yeni bir usul icat etmişlerdir. Buna göre satılan mallardan doğan alacakların tahsil edildiği varsayılarak bunlardan elde edilecek kâr, havuzda bulunan fonların geliri olarak kaydedilmektedir. Böylece zamanı gelip katılma hesabını çekmek isteyenler bu kârı alırlar. Buna tahakkuk esası denir. Doğrusu tahsil esasıdır. Onu uygulamanın yolları aranmalıdır(prof.Dr.Abduaziz Bayındır)

Başta borsa olmak üzere diğer iktisâdî konularda sıhhatli bir bilgi edinebilmek için bu alanlarda mütehassıs, mevzuunda Türkiye'deki ehil insanlardan biri Hayrettin Karaman hocaefendidir.Sözkonusu makalesini anlamadan kraldan daha kralcı gözükmek yanlıştır.Tüm islam alimleri zorunlu durumlar haramları helal kılar demişlerdir.Hocamızda burada zorunluluktan bahsetmiştir.Sen ömür boyu sürünmeyi göze alabilirsin.Ama eşin ve çocuklarını zalim insanların elinde yıllarca ezmeye hakkın yoktur,haklarına girersin.Şimdi da Hyrettin Hocanın Arkadaşımızın dediği gibi borsa ile ilgili değerlendirmesine geçelim.

Borsa

"Hisse senedi alım satımına iki farklı yönden bakmak gerekir."

1- İmal edilmesi, ticarî hizmeti caiz olan bir konu ile meşgul bulunan bir şirketin hisse senedini alarak ona ortak olmak. Şüphesiz bu tasarruf caizdir. Alan, şirketin malvarlığına hissesi nisbetinde ortak olur, kâr ve zararına katılır, dilediği zaman da hissesini başkasına satabilir. (Piyasada bu tip holdinglerin sayısı da oldukça fazladır.)

2- Ait olduğu iktisadî değerden bağımsız değer kazanıp kaybeden bir hisse senedini eldeki parayı değerlendirmek, değerini korumak, iniş çıkışları gözeterek para kazanmak maksadıyla alıp satmak ki, borsadaki alışverişler daha çok bu ikinci maksada yöneliktir.

Bu manada borsaya yatırım yapmak tam olarak değilse de biraz kumara, piyangoya benziyor. Gerçek değerin üstünde ve dışında kâğıtların pahalanıp ucuzlamasına sebeb oluyor.

Ekonomiye ve üretime önemli bir katkısı olmaksızın paralar kazanılıyor ve kaybediliyor. İste bu bakımdan borsada "oynamayı" makbul bir ticaret olarak görmüyorum. (1)

Haram konusunda hile de haramdır.

Bir yolunu bularak, kitabına uydurarak veya ismini değiştirerek haramı işlemek sorumluluğu kaldırmaz, aksine bu yollar ve çareler haramdır.

Resul-i Ekrem (sav)’in “Ümmetimden bir grup başka bir isim koyarak şarabı helâl sayacaklar" (2) buyruğu da buna işaret etmiştir. Müstehcen gösteri, eser ve hareketlere "sanat" faize "sermaye kârı" demek bunları helal kılmaz. (3)

Esefle belirtmeyim ki bugün birçok insan sermaye kârı, düşük kredi, yardım fonu gibi isimler altında bilerek veya bilmeyerek bu hataya düşmektedirler.

Nebi sallallahu aleyhi ve sellem bu konuda şöyle der:

"Faizi yemek için hileli yollara saptığınız, öküzlerin kuyruklarına yapışıp ziraatla geçindiğiniz ve cihadı terkettiğiniz zaman Allah üzerinize zilleti (aşağılanma, horlanma, zaafa düşmeyi) musallat kılar ve dininize dönmedikçe onu üzerinizden sıyırmaz." (4)

Menkul kıymetler borsası hakkında yine Türkiye'nin önemli âlimlerinden Abdülaziz Bayındır efendi İslâm açısından borsa panelinde şunlardan bahseder.

MENKUL KIYMETLERİN

HALKA ARZI VE SATILIŞI

Şirketin hisse senedini almak isteyen kişilerin şirketle ilgili bilgilere (tam anlamıyla) sahip olmadıklarından, mallarını görme hakkına sahip olmadıklarından izahnâmede yazılan bilgilerle yetinmek zorunda kalacaklardır. İslâm hukukunda görme muhayyerliği alım satımda satın alan kişinin temel hakkıdır. Zira Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

"Kim görmediği bir şeyi satın alırsa görünce onun muhayyerliği vardır." (5)

İzahnâmede verilen bilgilerin gerçeğe aykırı olduğu daha sonradan çıksa veya gerçeğe uymayan abartılmış beyanlar olduğu tesbit edilecek olsa bu yüzden zarar gören kişilerin zararı hiçbir şekilde tazmin edilememektedir.

Örneğin; halka açılan A.Ş yaptığı reklamlarla 2000 liralık hisse senedini 3000 liraya veya daha fazlaya satsa, vatandaş da aldatıldığını anlarsa vatandaşın hakkını arayacağı bir merci yoktur.

İslâm'a göre gabn-ı fahiş (haksız kâr) olduğu an aldanan taraf alım satımı feshedebilir. Bu da menkul kıymetlerde %20 oranındaki aldanmadır.

2000 lira olması gereken hisseyi 2500 liraya alan tekrar bunu fabrikaya geri verebilmelidir.

Halbuki menkul kıymetlerde gerçeğe aykırı ceza verenleri SPK'nın ceza düzeninin 47. maddesinin A fıkrasının 1. bendine göre 100 bin liradan 1 milyon liraya kadar ağır ceza ile tecziye edilir.

Kısa süreli hapislerin de genelde paraya çevrildiğini düşünürsek ortada bir sömürülme vardır.

Sömürülense........

KÂR DAĞILIMI

Şirketlerin bilançoları üzerinde çeşitli oyunlar oynayabildikleri ve kâr oranını düşük gösterebildikleri herkes tarafından bilinmektedir.

Şirkete hisse senediyle ortak olan şahıs hak ettiği kârı nasıl tespit edip nasıl tahsil edecektir?

SERMAYE ARTIŞI YOLUYLA YAPILAN HAKSIZLIKLAR

Mevcut enflasyon ve şirketin mal varlığında görülen değişmeler sebebiyle sermaye artışına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu sermaye artışını şirket yeni yatırımlar içinde yapabilir ve bu sermaye artışlarında şirketlerin mal varlığını yeniden değerlendirme mecburiyetleri yoktur.

Mesela 100 milyon liralık hisse senedi alan bir firma sermaye artışı 1 milyara çıkarılan sermayesi.

İlk etapta % 10'una sahip olan şahsın sermaye artışına katılamadığında hissesinin % 90lık bir bölümü elden çıkıp % 1 lik bir hissesi kalacaktır.

Hakkının gaspedilmiş olduğunu ispat etmek ve bunu geri alma hakkı olmayacaktır.

HİSSE SENEDİ FİYATLARINDA SUN'İ DALGANIŞ

Şirket sahipleri bir sene hisse senedi fiyatlarının artmasına sebep olur. İkinci senede şirketi kötü durumda göstererek hisse senedi fiyatlarını düşürebilirler. Fiyatların düştüğü sene hisse senetlerini satın alıp basın ve yayın organlarını kullanıp hisse senedi fiyatlarını artırdıklarında ise zengin olmaktadırlar ve kanunlar çerçevesinde bunu önlemek imkansızdır. Yüksek fiyatla borsada müşteri bulan hisse senetlerinin kasıtlı davranışlarıyla düşebilir. Şirket yöneticileri büyük ölçüde kredi alıp bu krediyi bir başka şirketlerini kârlı hâle getirmek için kullanabilir.

Böylece halka açılmış bir şirketten başka bir şirkete kâr aktarması yapılabilir. Usulüne uygun yaptıkları takdirde bunu denetlemek mümkün değildir.

(O halde piyasadaki hisse senetlerinin tümünü toplasa da -ki bu imkansızdır- yine de şirketteki hissesi % 49'u geçmeyecek ve % 51'in tahakkümü altında sömürülmeye razı olacaktır.)

SONUÇ

Bugünkü anonim şirket yapısı ve borsanın işleyişi karşısında hisse senetlerinin Menkul Kıymetler Borsası'ndan alım satımına İslâmî açıdan cevaz vermek mümkün değildir. Çünkü bu bile bile insanları ateşe atmak ve insanların mallarının haksız yere yenmesine göz yummak olur (6)

Allahu Teâlâ Hazretleri iktisadî faaliyetlerin temeli olarak kabul edilen bir ayet-i kerimede söyle buyurur.

"Müminler! Karşılıklı rızaya dayanan ticaret hali dışında mallarınızı aranızda haksız sebeblerle yemeyin, kendinizi öldürmeyin. Şüphesiz Allah size karşı çok merhametlidir." (7)

Parayı faizle nemalandırmaya karşı borsanın bir meşru seçenek olduğunu ancak ve ancak yeni düzenlemelerle borsadan çok istifade edileceği muhakkaktır.

Hak nizamı tahakkuk edince cahiliyedeki iktisadî ve muaşeret yapılarını sona erdirmek yerine, istifade edilebilecek şeylere yeni düzenlemeler getirmiştir ve getirecektir. Yani borsayı kaldırmak yerine oraya katılan müşterilerin haklarını muhafaza edecek bir sisteme ihtiyaç vardır.

VE BİR FIKRA

Samimi temiz bir müslüman kredi alacak arkadaşını uyarır; Bak der, Allah faizi yok edeceğini söylüyor, ki o yalandan müstağnidir, 100.000 lira bile çeksen mutlaka sürünürsün. Hem herkesin rızkı muayyendir. Sen kredi de çeksen sana belirlenen rızkı artıramazsın, bilakis sana helâl yoldan gelecek rızkı haramlaştırırsın, der.

- Arkadaşıysa işte Ermeniler çekiyor zengin oluyor, Yahudi çekiyor zengin oluyor, benim niye bir evim olmasın, benim niye arabam olmasın, biz müslümanlar niye güçlü olmayalım. Sanki İslamiyet zengin olmanın yollarını kapayan bir sistemmiş gibi diğer arkadaşını mihnet altında, bırakmaya uğraşır.

Arkadaşı: Senin bu halin bana İslam'a yeni giren ve ganimetlerden pay bekleyen kişilerin peygamberi mihnet altında bırakmak için, hadi biz müslüman olduk, gibi sözlerini hatırlattı.

Halbuki Allah söyle cevap verdi.

"Müslüman olduk diye seni mihnet altında bırakıyorlar. Onlara de ki: (Ey Muhammed) müslüman olduk diye beni mihnet altında bırakmaya çalışmayın bilakis Allah sizi imanla hidayete erdirdiği için siz minnet altındasınız eğer sadıklardansanız." (8)

Allah'ın bizleri müslümanlıkla şereflendirmesi yetmez mi?





Kaynaklar:

1- Hayrettin Karaman, Günlük Hayatımızda Helaller ve Haramlar. İst. 1999 S. 265
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-03-07, 21:55   #7

Varsayılan C: Kâr Payı Harammıdır???


ya arkadaşım sen faize istediğin kadar kar payı de anca kendini kandırırsın bu yüzden bu konuda inat etmeyinde Allahı küçümsüyo gibi olmasın
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 10-03-07, 20:57   #8

Varsayılan C: Kâr Payı Harammıdır???


mantığa bak sonuçda parayı çalmıyosun etmiyosun sistemin sana verdiği bir para bu neden haram olsun bizim burdaki hocada faiz haramdır diyodu o parayla 5 katlı bina dikti
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 10-03-07, 22:45   #9

Varsayılan C: Kâr Payı Harammıdır???


ya bunlar neyse de..
yeni yeni görüyorum finans bankaları umre'ye gidenler için de finans sağlıyor..
Allah Allah..umre'ye gidecek ama faizli para ödeyerek!
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 26-04-10, 00:12   #10

Varsayılan C: Kâr Payı Harammıdır???

arkadaslar allah katında tabıkı bır cok seyın hesabını verecez konuya su sekılde bakın.Sızın olmayan yada sızın emegınız ıle bır ugrasınız olmadan kazanılan para helal degıldır denılıyor.Ama sız yok helal dıyorsanız nıyue haram olsun paramın degerını koruyorum falan fılan dıyorsanız oda sızın kendı dusuncenız.

Arkadasımın tekıde hocanın tekı faız haram dıyor ama kendı faızle 5 katlı bına dıktı dıyor.O hoca peyganber mıkı hata yapmasın o senden benden ıyı bılıyor gunah ısledıgının her koyun kendı bacagından asılır.Sende 5 katlı bına yaptırt senı tutan yok paranı koy faıze senınde cok seyın olur ama olsa ne olacak kac sene yasayacaksın ki sefa sürmek için fravun dunyaların sahıbıydı de ne oldu ?????????


SAygılar....
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat