Reklamsız Forum İçin Tıklayınız. * FrmTR Sohbet Kontrol Panelinizde. * FrmTR'nin resim sitesi Resimci.Org yayında
Forum TR
Go Back   Forum TR > >
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]
Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 23-10-12, 08:05   #1
herkul02

Cool Nİhat hatİpolu’na bİr kaÇ uyari


Bizim de daha önce ehli sünnet dediğimiz ve öyle bildiğimiz Nihat Hatipoğlu katıldığı bir programda bazı meseleler hakkında ilginç yorumlar yaptı. Mesela bütün İslam alimlerinin ittifak ettiğini söylediği bir konu için itirazı olan alimlerden bazıları derken “Reşid Rıza ve Abduh” gibi masonların ismini zikretmesi tepkiye yol açtı. İşte o konuşmadan örnekler ve Cübbeli Hoca’nın reddiyesi:
Geçen pazar akşamı Nihat Hatipoğlu Hoca Efendi kıyamet alametleriyle alakalı konuşmak üzere Habertürk kanalına çıktı, tabi ki kendisinin Ehl-i Sünnet olduğunu söyleyen biri olarak bir kaç hususta konuşmasını eleştirmem icap etti:
a) Kendisi: “Kur’ân bize yeter hadislere lüzum yok” diyenlerin yanlış yolda olduğunu söyledi, çok doğru söyledi. Sonra İsa (Aleyhisselâm)ın ineceği hususundaki bazı hadîs-i şerifleri beyan etti, bunların manen mütevâtir olduğunu, ekseri ulemânın kabul ettiğini de beyan etti ama Abduh ve Reşit Rıza gibi bazı alimlerin bunları kabul etmediğini, kimi âlimlerin de tevakkuf ettiğini yani sessiz kalıp bir karar vermediklerini beyan etti.
Evet durum böylecedir lakin izaha vakit olmayan kısa bir programda bunların denilmesi insanların kafasını karıştıracağından hiç uygun olmadı zira kendi beyanıyla bunca mütevâtir hadis varken ve 1300 senedir hiçbir âlim buna itiraz etmemişken Mason Abduh gibilerin muhalefeti ne anlam ifade edebilir?!
Yahut Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)in açık ifadelerle bildirdiği bir konuda duraklama yapan son dönem âlimlerinin bu davranışının ne manası olabilir?! Bunlar nakledilerek milletin kafasının karıştırılması yanlış olmuştur.
b) Hoca Efendi’nin kendi beyanıyla ikinci delilim hadîs-i şeriflerken, sünnet Kur’ân’ın tefsiri mahiyetindeyken Deccal, Dâbbetülarz, Yecüc ve Mecüc gibi konularda “Bunlar hakkında kesin konuşmak doğru olmaz. Deccal’in bir adada olduğu hadîs-i şerîf ile sabittir, şekli hakkında rivayetlerde vardır ama bu insan mıdır? Başka bir mahluk mudur? Fesatçı bir oluşum mudur? Dabbe âyet-i kerîme ile sabittir ama hayvan mıdır? Başka bir mahluk mudur? Yecüc ve Mecüc âyet-i kerîme ile sabittir ama insan mıdır, ırk mıdır, hayvan mıdır? Kesin konuşamayız. Fırat’ın altından altın çıkacağı hadisi sahihtir ama bu gerçek altın mıdır? Su mudur? Petrol müdür? Bilemeyiz” şeklinde yaptığı açıklamalar çelişkili olmuştur.
Zira bütün bu sayılanlar hakkında açık ifadeli hadîs-i şerifler mevcuttur ki bu hadislerde Deccal’in İsfahan Yahudilerinden olduğu, Dabbe’nin Mekke’den çıkacak bir hayvan olduğu, Yecüc ve Mecüc’ün şekilleri tarif edilen 2 kardeş insan ırkı olduğu, Fırat’ın altından altın madeni çıkacağı sarih bir şekilde açıklanmıştır.
Dolayısıyla “Birileri ne der?” şeklindeki düşüncelerle bu kıyamet alametlerini hadîs-i şeriflerle açıklanan mahiyetlerine uymayan bir takım felsefi tevillerle ve mantiki yorumlara açık bırakmak halkımızı hadis inkarcılarının tuzağına düşürebilir.
Bize düşen bu husustaki hadîs-i şerifleri beyan edip “Her haberi doğru çıkmış ve çıkacak Muhbir-i Sâdık (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)in kıyamet alametleriyle ilgili buyurduklarının hepsi haktır ve gerçektir. Zamanı geldiğinde aynen tahakkuk edecektir. Bunların bazısını aklımız almasa da imanımız alır, o gün yaşayanlar görür” deyip geçmektir.
Çünkü hadîs-i şeriflerde açıklanan bir konu hakkında mesela “Altın Dağı” buyrulduğu yerde “Petrol de olabilir” denilmesi “Altın olmayabilir” demek olur ki bu laf Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)in ifadesinin olmayabileceği anlamına gelir.
Halbuki o gün halkın anlamayacağı bir şey dahi olsa Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem): “Kıymetli bir madde yahut maden” buyurarak ona işaret edebilirdi. İlla ki petrol demeyebilirdi ama madem «ذَهَبْ» yani altın buyurdu o zaman bu sözün başka manaya ihtimali olmaz. Diğer konularda buna kıyas edilebilir.
c) Sunucu kadın İstanbul’un kıyamete yakın bir daha fethedileceği hadîs-i şerifini sorunca Hoca Efendi: “O fetih, İstanbul’un İslam merkezi olacağı anlamına gelebilir” dedi. Yani lafı harp sonucu bir fetih olmayacağı anlamına getirdi.
Oysa İmâm-ı Berzencî (Rahimehullâh) 200 sene evvel İstanbul Osmanlı payitahtı iken yazmış olduğu “el-İşâ‛a” isimli eserinde bu hadîs-i şerifin izahı sadedinde: “Bu hadîs-i şerifte geçen Konstantiniyye ifadesi, İslam’ın başkenti olan İstanbul’dan bahsetmiyor. Çünkü öyle olsa bu, İstanbul’un âhir zamanda Müslümanların elinden çıkacağı anlamına gelir ki bundan Allâh-u Te‛âlâ’ya sığınırız.

Konstantiniyye sözünün iki manası vardır ki birisi suğra, diğeri kübradır. Küçük Konstantiniyye, İstanbul’dur ki orayı Sultan Muhammed Fatih fethetmiştir. Büyük Konstantiniyye ise Roma’dır ki orası hala fethedilememiştir. Orayı Hazreti Mehdi fethedecektir. Kıyamete yakın zamanda gerçekleşecek bu fethin akabinde Deccal’in çıkmasının hadîs-i şerifte belirtilmesi de bunu anlatmaktadır” şeklinde bir açıklama yapmıştır.
Yani hadîs-i şerifte “Fetih” geçiyorsa bunu hemen manevi fetih yahut İslam merkezi olma gibi tevillerle yorumlamaya lüzum yoktur. Ancak Konstantiniyye’nin neresi olduğunu, kaç farklı yer hakkında kullanıldığını düşünmek icap eder. Roma’ya da Konstantiniyye denildiğini anladığımız zaman zaten fethin hakiki manada olduğun kabul etmek kaçınılmaz olur.
Yani diyeceğim şudur ki âyet-i kerîmelerde ve hadîs-i şeriflerde geçen ifadelerin hakiki manalarını keşfetme imkanı olduğu sürece mecazi yorumlara yol açmamak icap eder.

Mesela birçok hadîs-i şerifte cennette inciden, altından köşkler saraylar olduğu bildirilmiştir. Şimdi birilerinin aklı havsalesi inciden yahut altından 70 bin kapılı büyük bir kıta kadar hacimli köşklerin nasıl olacağını almıyor diye hemen tevillere sapmamak gerekir.
Nitekim 13 ekim tarihli bazı gazetelerde, bilim adamlarının dünyaya 40 ışık yılı uzakta bir gezegen keşfettikleri, bu gezegenin yüzeyinin su ve grafit yerine karbon ve elmasla kaplı olduğu haberi yer aldı ve bu haber “Elmas gezegen bulundu” başlığı ile verildi.
Efendi Hazretlerimiz’in: “Yerin altında bunca madenleri gizleyen, bunları yer üstüne çıkaramaz mı?!” buyurduğu gibi, kim bilir fezada insanların sayamayacağı kadar fazla miktarda kıymetli madenlerden oluşan nice gezegenler vardır ki Allâh-u Te‛âlâ’nın beyanıyla bütün hepsi kıyametle birlikte yok edilecektir.

Dünyadan kaç kat büyük, bizce sayısı meçhul bunca gezegeni bir süreliğine yaratıp sonra yok edecek olan Allâh-u Te‛âlâ ebedi âhirette Müslümanların sonsuz ikameti için şu an mevcut olanların kat katını ve ebedi olanlarını yaratmaz mı?!
Elbette Yüce Rabbimiz her şeye kadirdir, öyleyse Habîb-i Edîbi Muhammed Mustafası (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) vasıtasıyla bize bildirildiği bütün hakikatlere de “Acaba” demeden “Nasıl olur?” diye düşünmeden, zerre kadar dahi tereddüt etmeden, buyrulduğu vecihte, beyan edildiği şekilde şeksiz, şüphesiz inanmamız ve kimsenin bu konuda bizi “Şunlara bak! Nelere inanıyorlar” diye eleştirmesinden asla çekinmememiz icap eder.

Zaten gayba iman da bundan ibarettir. Yoksa aklın mümkün saydığı şeylere zaten herkes iman eder. Gerçek iman, akıl ötesi işlere, görmeden görmüşten öte inanabilmektir.
Ne mutlu bize ki Mahmud Efendi Hazretleri gibi bir âlime ve mürşide eriştik de hakka kavuştuk, bu hakikatlere kolayca inanabildik. Felsefeci hocaların eline kalsaydık halimiz nice olurdu?! Bu meselelere inanmakta çok zorlanırdık. Artık hepimiz mensup bulunduğumuz kamil mürşitlere ve talebesi olduğumuz Ehl-i Sünnet âlimlere kulak verelim, diğer görüşlere kulak tıkayalım ki hidayetten sonra kayanlardan olmayalım.
[Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız]
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat