Son Dakika Haberlerini Takip Edebileceğiniz FrmTR Haber Yayında.
Forum TR
Go Back   Forum TR > İslam ve İnsan Bölümleri > Dini Sohbetler
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]

Başörtü Evrimi

İslam ve İnsan Bölümleri Kategorisinde ve Dini Sohbetler Forumunda Bulunan Başörtü Evrimi Konusunu Görüntülemektesiniz => Kur'an da Çarşaf Var mı? KURANI KERİMDE VE HADİSİ ŞERİFLERDE BAHSEDİLEN ÖRTÜ Ahzab Suresi, 59: “ Ey peygamber! Hanımlarına, kızlarına ...

Beğenenler12Beğenen

Kapalı Konu
 
Konu Araçları
Eski 04-07-12, 10:45   #11

Varsayılan C: Başörtü Evrimi


Kur'an da Çarşaf Var mı?

KURANI KERİMDE VE HADİSİ ŞERİFLERDE BAHSEDİLEN ÖRTÜ
Ahzab Suresi, 59:

Ey peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına hep söyle de cilbablarından (dış elbiselerinden) üzerlerini sımsıkı örtsünler. Bu onların tanınmalarına, tanınıp da eziyet edilmemelerine en elverişli olandır. Bununla beraber Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

Nur Suresi Ayet, 31:

“Mü'min kadınlara da söyle: "Gözlerini (harama çevirmekten) kaçındırsınlar ve ırzlarını korusunlar; süslerini açığa vurmasınlar, ancak kendiliğinden görüneni hariç. Başörtülerini, yakalarının üstünü (kapatacak şekilde) koysunlar.

Kuranı kerimde tesettür ile ilgili ayetler bunlardır. Peki, bu ayetlerden yola çıkarak İslam’da çarşafın olduğu nasıl iddia edilir? Görüldüğü gibi ayette ne çarşaf geçiyor nede başka herhangi bir örtünün adı. Öyleyse bu hususta Müslümanlar serbest midir? Dileyen dilediği gibi örtünebilir mi? Eğer öyle ise çarşaflı da, yırtmacından dizlerine kadar tenini gösteren de, mini etek giyen de tesettürlümü sayılacak? Bu konuda bir tanımlama, sınırlandırma yok mudur?

Elbette bu sorulara, kendi akıl ve mantığımız doğrultusunda sıradan bir konuda görüş beyan eder gibi konuşmamız doğru olmaz. Ve elbette bilgi birikimi, tefsir, hadis gibi ilim dallarından ve tabi ki insaftan nasipdar olmak gerekir. Çevremize baktığımızda küçükte olsa ticari müesseselerin dahi kendine has kıyafetlerinin olduğunu görürüz. Bu onları ifade eden tamamlayıcı bir unsurdur ve kaçınılmazdır. Cihanşümul, kıyamete kadar devam edecek olan; insanoğlunun maddi-manevi, ferdi-içtimai, dünya-ahiret hayatına tertip-düzen kazandıran yüce İslam dinin, tamamen insanın kişilik, şahsiyet ve ahlak gibi kimliğini ifade eden kıyafet hususunda kayıtsız kalması ve inananları bu hususta başıboş bırakması düşünülemez. Öyleyse başta Allah resulü olmak üzere sahabe efendilerimiz, onlardan sonra gelen tabiin ve ilk dönem İslam âlimleri bu ayetleri nasıl tefsir etmişlerdir.

Âyâtü-l Ahkam tefsiri nin yazarı, şer'î ilimlerin birçok alanında ve Kur'ân ilimlerinde kendisini ispat etmiş derin bir ilme sahip olan Şeyh Muhammed Ali es-Sâbûnî, bu ayetin tefsirinde şöyle demiştir,

“İkinci Hüküm: Örtünmenin Şekil Nedir? Allahu Teala mümin kadınlara, iffet ve haysiyetlerinin korunması için yabancı erkekler karşısında uzun bir örtü İle elbiselerinin üzerinden Ör­tünmelerini emretmiştir. Âlimler bu tesettürün nasıl olacağı hususunda İhtilaf ederek birkaç görüşe ayrılmışlardı:

1- Taberî İbni Sirin'den şöyle rivayet eder: “Abide es-Selmanî radıyellahü anha’ya «...dış elbiselerinden üstlerine giymelerini söyle.» ayetinin mana­sını sordum. Büyük bir çarşaf alarak onunla bütün vücudunu örttü. Başını ta kaşlarına kadar kapattı. Yüzünü de tamamen kapattı. Yalnız sol gözü­nü açık bıraktı. Böylece ayeti fiilî olarak tefsir etti.” (Taberi, Hazin, el-Cemel, Celaleyn Haşiyesi. Ebu Hayyan)
2- Taberî ve Ebu Hayyan İbni Abbas radıyellahü anh'tan şöyle rivayet etmişler­dir: “Kadın cilbabını alnının üzerine İndirir ve oradan sıkar. Alttan da bur­nunun üzerine kadar kapatır. Yalnız gözleri dışarıda kalmalıdır. Yüzünün kalan kısmı ile göğsünü tamamen kapatmalıdır.”
3- Yüzü örtmenin keyfiyeti hakkında Süddî'den şöyle rivayet edil­miştir: “Örtü, kadının sol gözü hariç bütün yüzünü kapatmalıdır.” Ebu Hayyan şöyle der: “Endülüs'teki adet de Süddi’nln tarif ettiği gibi idi. Ka­dın bütün vücudunu Örter, yalnız tek gözü açıkta kalırdı.”
4- Abdürrezzak ve bir cemaatin rivayetine göre müminlerin annesi Ümmü Seleme radıyellahü anha şöyle demiştir: “Bu âyetin nüzulünden sonra Ensar kadınları siyah çarşaflara büründüler. Sanki hepsinin başına birer karga konmuştu.”
El-cami li-ahkamil Kur’an, Kurtubî Tefsirinde de şöyle geçmektedir, "Cilbablarını..." buyruğunda geçen "el-celâbib; cilbablar" lafzı "cilbâb"ın çoğuludur. Bu ise, başörtüsünden daha büyükçe bir örtüdür. İbn Abbas ve İbn Mes'ud'dan gelen rivayete göre bu, ridâ (elbisenin üstüne giyilen üst el­bisedir, bunun kina' (başörtüsü) olduğu da söylenmiştir. Sahih olan şudur: Cilbab bütün vücudu örten elbise, demektir. Müslim'in Sahih'indeki rivaye­te göre Ümmü Atiye radıyellahü anha’dan şöyle dediği kaydedilmiştir. Ey Allah'ın Rasûlü dedim: Bizden herhangi birimizin cilbabı yoksa (ne yapsın?) Peygamber: "kardeşi ona kendi cilbabını giyinmek üzere versin." diye buyurdu. (Buharı, I, 123, 139, 333, II, 595; Müslim, II, 606; Darimî, I, 458; İbn Mace, I. 414; Müsned, V, 84.)

Cilbabın Örtülmesi Keyfiyeti: İnsanlar cilbabın nasıl örtüleceği hususunda farklı görüşlere sahiptirler, ibn Abbas ve Abîde es-Selmanî şöyle demişlerdir: Kadın sadece kendisiyle önünü görebileceği bir tek gözü dışında bu örtüye bürünür. Yine İbn Abbas ve Katade şöyle demişlerdir: Kadın bunu alnının üzerinden büker ve bağlar, sonra da burnunun üzerinden onu çevirir. İsterse iki gözü görülsün. Şu ka­dar var ki, cilbab göğsü ve yüzün büyük bir bölümünü örtmelidir. el-Hasen dedi ki: (Cilbab ile) yüzünün yarısını örter.

Osmanlının son devir âlimlerin Ömer Nasuhi Bilmen hazretleri de bu ayetin tefsirinde geçen ‘cilbab’ kelimesini şöyle izah etmiştir,Celâbıb; Kadınların örtündükleri çarşafları, feraceler, elbiselerinin üzerinden giydikleri giysiler, yani çarlar demektir. Müfredî Cilbâb'dır.

alikarahoca sitesinden alıntıdır.
 
Eski 04-07-12, 11:07   #12

Varsayılan C: Başörtü Evrimi


Alıntı:
Gerçek Mesajı Gönderen derinilim Mesajı Göster
Bu konuda güzel bir açıklamayı paylaşmak istiyorum...

Nur Suresi 31.ayet
Mümin kadınlara da söyle: Bakışları ölçülü olsun ve cinsel organlarını korusunlar. Süslerini, kendiliğinden görünenler hariç açmasınlar. Örtülerini yaka açıklarına koysunlar. Süslerini şu kişilerden başkasına göstermesinler: Kocaları, yahut babaları, yahut kocalarının babaları, yahut oğulları, yahut kocalarının oğulları, yahut kardeşleri, yahut kardeşlerinin oğulları, yahut kendi kadınları, yahut ellerinin altında bulunanlar, yahut kadına ihtiyaç duymaz olmuş erkeklerden kendilerinin hizmetinde bulunanlar, yahut kadınların mahrem yerlerini henüz anlayacak yaşa gelmemiş çocuklar. Gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler, hepiniz topluca Allah’a tövbe edin ki kurtuluşa erebilesiniz.


Kadını, kendi zihniyetine göre yaşatmak isteyen zihniyetin çarpıttığı ayetlerin başında bu ayet gelir. Bu ayetteki “hımar” kelimesi geniş manalı bir kelime olup “örtü” manasına gelir. Eski Arap yazılarına bakılırsa “hımar”ın yere konulan, masaya örtülen veya herhangi bir örtüyü tarif edebileceğini görürüz. “Hımar”, başı örterse başörtüsü olur, masaya konursa masa örtüsü olur. Eğer “hımar” kelimesi ile başın örtülmesi istenseydi “hımar ürres” gibi bir vurgulama ile başörtüsü denebilirdi. Böylece “res” kelimesi ile baş bölgesi vurgulanır ve “hımar” ile beraber başörtüsü net bir şekilde anlaşılırdı. Nitekim abdest alınmasıyla ilgili ayette başın sıvazlanması söylenirken, baş kelimesi Arapça karşılığı “res” ile vurgulanır.

Üstelik ayette kapatılacak yerin “yaka açığı” olduğu geçer. Yani “hımar”ın başı kapatması değil, “yaka dekoltesi”ni örtmesi istenir. (“Yaka açığı” manasına gelen “cuub” kelimesi hem bu ayette kapanılacak bölgeyi belirtmek için, hem de Hz. Musa’nın yaka açığına elini soktuğunu belirten ayetlerde geçer.) “Hımar” kelimesi sırf başörtüsü manasına gelseydi bile bu ayetten başı örtmek değil, yine “yaka dekoltesi”ni kapatmak anlaşılacaktı. Üstelik başörtüsünü Kuran’a maletmek isteyen zihniyet, açık bir saptırma yaparak; “felyedribne” fiilini “salsınlar” diye tercüme etmektedir. Böylece ayet, “başörtüsünü yaka açıklarına salsınlar” şeklinde okunacaktır. Oysa hiçbir şekilde “darabe” kökünden türeyen “felyedribne” fiili “salsınlar” manasına gelmez. Bu fiille, örtünün “yaka açığına konulması” yani “yaka açığının kapatılması” anlatılır. Kuran’da “salsınlar, indirsinler” manasında “felyüdnine” kelimesi kullanılır. Allah böyle bir ifade kullanmak isteseydi “felyedribne” fiili yerine “felyüdnine” fiilini kullanmaz mıydı? Bu örnek bize, gelenekçi zihniyetin, kendi fikirlerini doğru çıkartmak uğruna gereğinde Kuran’daki kelimelerin manasını kaydırmaktan çekinmediğini göstermektedir.


Ayette diğer dikkat etmemiz gereken nokta “süsler” kelimesi ile neyin kastedildiğidir. Bizim kanaatimize göre “süsler” kelimesi ile özellikle “göğüsler” kastedilmektedir. Çünkü ayetteki tüm noktalarla, mantıklı bir şekilde, göğüs bölgesinin uyum sağladığı kanaatindeyiz. Birincisi, ayette “yaka açıklarının kapatılması” geçiyor, yaka açıklarından ise göğüsler gözükür. İkincisi, ayette gizlenen süslerin belli edilmesi için “ayakların yere vurulmaması” geçiyor. Ayaklar yere vurulduğunda vücutta belli olacak yer özellikle göğüslerdir (sütyenin o dönemde icat edilmediğini düşünürsek, bu daha da iyi anlaşılır). Üçüncüsü, ayetten kendiliğinden görünenler hariç süslerin kapanması söylenmektedir. Ne kadar kapatılmaya çalışılırsa çalışılsın özellikle iri göğüsler, çeşitli fiziksel hareketlerde, hatta rüzgarın esmesiyle elbise yapışınca bile kendini belli edebilir. Ayetten bunun doğal olduğu anlaşılır. Dördüncüsü, ayette süslerin kimlerin yanında açılabileceği söylenir. Kuran’daki diğer ayetlerden kadınların bir kısmının iki yıl gibi uzun bir süre çocuklarını emzirdiğini görüyoruz. Kadının, babası gibi yakınlarının yanında, çocuğu acıktığında ve ağladığında onu emzirmesi gerekebilir. Ayetteki bu açıklamanın özellikle bu konuda kadınlara büyük kolaylık sağlayacağı kanaatindeyiz. Ayetteki bahsedilen ifadelere, göğüs gibi uyan başka bir bölge bulunmadığı için süslerle özellikle göğüslerin kastedildiği sonucuna varabiliriz.


“Süsler” kelimesinden takı gibi maddelerin anlaşılamayacağı ayetin bütünsel olarak ele alınmasıyla açığa çıkar. Çünkü ayette, kadınların süslerini kendi kadınları yanında açabileceği geçiyor. Takı gibi maddeler tahrik unsurundan daha çok hava atma unsuru olabilir. Eğer bu hava atma olayı engellenilmeye çalışılsaydı, buna ilk olarak, karşı cins erkekler yerine, aynı cinsten olan kadınlar dahil edilirdi. Ayrıca ayakları yere vurunca hangi takı eşyası belli olur? Kendiliğinden gözüken takı ne olabilir? Araf suresi 31’de ziynet eşyalarının mescid yanında giyilebileceğinin söylenmesi; takıların, cami yanı gibi en kalabalık yerlerde de teşhir edilebildiğini, yani saklanmasına gerek olmadığını gösterir. Görüldüğü gibi mantıksal bir elemeyle gidildiğinde; ayetin, özellikle göğüs bölgesinin kapanmasını vurguladığı anlaşılır.
Hocam çok özür dilerim. Tefsir işi mantık işi değildir. Bir ayeti tefsir (açıklayabilmek) için arapçadaki kelime anlamını bilmek yetmez. Ayetin indirilme sebebi, ayetteki kelimelerin gerçek, mecazi ve kinayeli anlamlarını bilmek, hangi olay üzerine indiğini bilmek gerekir. ( şu an aklıma gelenler bunlar) Birde ayet mealinden örnek vermişsin. Meal kimin meali. Şu an en sağlıklı görünen Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır'ın mealinde dediğiniz gibi ziynet yerini örtsün demiyor. Baş örtüsü diyor.

Konuyla ilgili ne kadar rivayet varsa hepsi başörtüsü olduğunu belirtiyor.

Buyrun ayetin meali.
Nur Suresi 31.Ayet.
"Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mümin kadınlar), ellerinin altında bulunan (köleleri), erkeklerden, kadına ihtiyacı kalmamış (cinsî güçten düşmüş) hizmetçiler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına zinetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye, ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler! Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki, kurtuluşa eresiniz."
nakkash, mehmet1973 ve kartal7000 bunu beğendi.
 
Eski 04-07-12, 11:23   #13

Varsayılan C: Başörtü Evrimi


Alıntı:
Gerçek Mesajı Gönderen merve9220 Mesajı Göster
Bildiğim kadarıyla bu siyah çarşaf yani gözlere kadar kapalı olma durumu arap kültürüyle alakalı normalde islamda böyle bir durum yok
Kardeş zaten islami giyim yere yöreye göre değişim gösterebilir her yerin iklimi farklıdır mesela doğuda atkı şalvar modeli de tam tesettürdür o şalvarın içine 5tane ben sığarım yani..
 
Eski 04-07-12, 14:41   #14

Varsayılan C: Başörtü Evrimi


Arapça kelimelerin anlamını bilenden Alim olsaydı Arapların tümü Alim olurdu.
gold_star veSmenkhkare bunu beğendi.
 
Eski 04-07-12, 15:46   #15

Varsayılan C: Başörtü Evrimi

NOT:Arkadaşlar bakın ilk 6 resim Allah korkusu ile kapananlar.Son 6 resim ise Aile zoruyla kapananlar.
 
Kapalı Konu

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat