Forum TR
ForumTR Servisleri: ForumTR Video - ForumTR Haber - ForumTR Oyun - ForumTR Chat - ForumTR Mail - ForumTR IRC
Go Back   Forum TR > Genel Kültür > İslam ve İnsan > Dini şiirler

Hac anıları

İslam ve İnsan Kategorisinde ve Dini şiirler Forumunda Bulunan Hac anıları Konusunu Görüntülemektesiniz => Hac anıları Beş Mart 1999 Cuma (Hicri: 17 Zilkade 1419 Senesi) Sabah namazından sonra Köln’den minibüsle çıktık yola, vardık üç ...

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 18-03-08, 16:25   #1 (permalink)
Sadık Üye
 
Giriş Tarihi: 02-06-2007
Yer: Frmtr.com/Private-Serverlar
Yaş: 17
Mesajlar: 3,171
Rep Puanı: 30500887
IbydadasI Rütbe: Artı 11IbydadasI Rütbe: Artı 11IbydadasI Rütbe: Artı 11IbydadasI Rütbe: Artı 11IbydadasI Rütbe: Artı 11IbydadasI Rütbe: Artı 11IbydadasI Rütbe: Artı 11IbydadasI Rütbe: Artı 11IbydadasI Rütbe: Artı 11IbydadasI Rütbe: Artı 11IbydadasI Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 305056

Send a message via MSN to IbydadasI
Varsayılan Hac anıları


Hac anıları

Beş Mart 1999 Cuma
(Hicri: 17 Zilkade 1419 Senesi)

Sabah namazından sonra
Köln’den minibüsle çıktık yola,
vardık üç saat sonra Frankfurt havaalanına.
Öğleye yakın uçtuk Suud Hava Yollarıyla:
Önce bir saat Cenevre’de verdik mola,
yüze yakın yeni yolcular bindi uçağa,
ve oradan da kanatsız kuş gibi uçtuk Medine’ye,
Medinet’ün-Nebi’ye (Hz.Peygambner’in Şehrine)
Medinetü’l Münevvere’ye: (Aydınlık şehir Medine’ye),
indik yedi saat sonra Medine Havaalanına,
kazasız-belasız, şükürler olsun Allah’a.

Mescid-i Nebi (Hz.Peygamber’in Mescidi):
Tam girerken Medine’ye geceyarısı,
gözlerimi aldı mübarek Mekân’ın Cennet Şuası,
on minareden sanki seller gibi nurlar akıyordu,
elde olmadan insanın gözleri doluyordu.

Sübhanallah, sübhanallah! Sanki bir deniz o ışıklar!
Sanki bütün dünyayı onlar aydınlatıyorlar.
Sübhanallah! Bunu anlatmaya yetmiyor kelimeler,
Maşallah! Ne güzel Mescid’in var ya Rasulallah!

Sübhanallah, Sübhanallah ve Maşaallah!
Af Allah’tan, Şefaat senden ya Rasulallah.

Dört bir yanında duşlu tâharat yerleri
Beşer katlı, hem de yürüyen merdivenli
Hepsini saydım kadın-erkek ayrı, onbeş idi
Temizliğin imandan geldiği böyle belli!

Bern de geldim karşına ezile ezile,
günahlarım belki afedile,
o en son hesp gününde
yalnız bana değil, tüm Ümmetine
Şefaatini bizden esirgeme!
Ya Ahmed Muhammed Mustafa!
Şefaat et ki, hazırlanalım o büyük hesaba.
Ümmetin senden yardım umar
Affolunsun diye günahlar
Ve hesap günü “aklananlardan” olsunlar.

Elhamdülillah, eda ettik kırk vakit namaz vaktini:
Susayınca içtik her köşedeki
Fıçılardan mübarek “Zemzemi”,
Onbinlerce (Kur’an-ı Mübin) süslemişti
Mescid-ı Nebi’nin her köşesini.
Binlerce Müm’in ellerindeki Kur’an-ı Kerim’den
Hatimler indirdi namazları eda etmeden.
Eda eyledik ayrıca tüm ziyaretleri,
Gezdik ve gördük diğer mübarek yerleri.
Görmeye çalıştık Peygamberimizin ayak izlerini:
Hicret esnasında ilk Cuma namazı eda ettiği
(MESCİD-İ CUMA)’yı,
Mescid-i Nebevi’nin doğusundaki
(CENNET’ÜL BAKİ) Baki Kabristan’ı,
Namaz esnasında Kâbe’ye döndüğü
(MESCİD-İ KIBLETEYN)’i,
Hnedek Savaşı bölgesindeki (MESCİD-İ SEB’A)’yı,
Yedi Mescitleri,
Uhut Savaşı meydanını ve tepelerini
Ve orada yatan (UHUT ŞEHİTLERİ)’ni.

Buralar Senin Mekânların ya Muhammed!
Allah’ım , bu ne heybet, bu ne güzellik, bu ne haşmet!
Yüzbinler diziliyor saf-u saf, ediyorlar türbeni tavaf.
Maşaallah, Maşaallah ve Sübhanallah!
Cennet gibi Mescidin var ya Rasulallah!

Sübhanallah, Sübhanallah!
Bu güzellikleri gören gözlerden
Olduğum için Elhamdülillah!

Alölahım! Ne güzel dizi dizi oluyor insanlar.
Afrikalı, Asyalı, Avrupalı, Amerikalılar,
Esmerler, sarılar, beyazlar ve kapkaralar,
Anlatmakla bitmiyor, yetmiyor sözler,
Türlü türlü, yüzlerce çeşitli diller.
Gözkamaştırıcı, renk renk giysiler,
ve de dünyanın her yerinden gelmişler,
ama ibadette hepsi aynı duaları ederler.
Seni güzel Camiinde
“RAVZA-İ MUTAHHARA’da,
diziliyor insanlar Senden şefaat dilemek için.
Hepsi ayrı dilde, dilek iletiyorlar dualarla,
ve dualarla birlikte getirdikleri selamlarla.

Ne güzel Mescidin var,
Minarelerinden nurlar akar!

Tövbe estağfirullah.
Şefaat Sen’den ya Rasulallah!
Şefaat ya Nebiyyel evveline vel ahirin!
Şefaat diler Sen’den Ümmetin.

Mescid-i Nebevi’ye Veda Zamanı:

Medinet-ül Münevvere’de geçti günler su gibi
Ve artık ayrılmak zamanı geldi-çattı şimdi:
Allahaısmarladık ya Rasullah Sen’i,
Şefaatinden mahrum etme Ümmetini!

Onaltı Mart 1999 Salı
(Hicri:28 Zilkade 1419 Senesi)

Elveda ya Habiballah, ey Mescid-i Nebevi!
Şefaatin korusun dünyada ve ahirette bizleri.
Şimdi çıkıyoruz Mekke-i Mükerreme’ye
Doğru yola.
Allah bilir bu güzel Makam’ı
bir daha görmek ne zaman nasip ola?
Güzel ve nurlu Mescidinde namazlar eda ettik,
her seferinde Allah’tan af, Sen’den şefaat diledik..
Eksiğiyle, yanlışıyla eda ettik namazlarımızı:
Kabul eyleye Allah,
biz zayıf kullarının naçizane dualarını..

Elveda ya Ahmed Muhammed Mustafa!
Allah gelmeyi tekrar nasip ede buralara
ve de henüz gelemeyen kullarına!
Gelsinler de nurlu Mescidinde namaz kılsınlar,
Şefaatine onlar da mazhar olsunlar.
Elveda derken şimdi „MESCİD-İ NEBİ“ye
Temizlendik ve girdik „İHRAM“ içine.

Medine’nin on kilometre dışında
„MİKAD MAHALLİ“nde
„İHRAM“ namazını eda ettik grup halinde.
Yolumuz dörtyüzelli kilometre ,
Akşam namazaını eda ettik yol üzerinde bir camide.
Tekbir, Telbiye ve Salavat getire getire,
geldik altı saat sonra,
gecenin yarısında ulaşabildik minibüsle
O güzel „MEKKE-İ MÜKERREME“ye.
Beytullah’ın olduğu Saygıdeğer „MEKKE“ye.
Hz.İbrahim’in yaptığı o güzel Ev’e
„Esselâmüaleyküm!“ dedik
„KÄBE“ye.

Önce kamaştı gözlerim,
kör gibi oldum Camii’nin güzelliğinden.
Sonra tutuldu dillerim, dua edemedim,
„BEYTULLAH“ın heybetinden.

Öyle birden çıkıverdi ki karşıma,
tıpkı bir „NUR-U CİHAN“ gibi
şıkları nüfuz etti, sardı her yerimi
O an Cennetteymişim gibiydi sanki!
Bir an olsun kendimi „MAHŞER“ gününde ayakta sandım.
Ayaklarım tutmadı, bir anda dondum kaldım, duygulandım.
SANA uygun kelime bulanmıyorum, anlatmaya;
Affet beni, yakışmayan kelimeler söylüyorsan SANA.
ALLAH; ALLAH; KEBİR-ALLAH, nedir bu insan seli!
Dönüyorlar KÄBE etrafında, sanki ezecekler birbirlerini,
Sanki mahşer günü mahkemeye koşuşuyorlar,
sırtlarında kefenleri.
Hepsinin tek dilde duaları, „günahları affolunsun“ tek arzuları.

UMRE
Grup halinde niyet ettik „UMRE“ ibadetini yapmaya,
ve de başladık arkasından „BEYTULLAH“ı tavaf etmeye,
ve her dönüşümüzde duaları grup halinde okuduk,
„BEYTULLAH“ın etrafında tam yedi defa döndük durduk.
Her dönüşte „HACER’ÜL ESVED“ köşesinde
„Bismillah-Allah’ü Ekber“ dillerimizde.
Ve her „ŞAVT“ esnasında
O güzel dualar çınladı havalarda.
Tavaf bittikten sonra „SA‘Y“ başladı:
Dillerimizde dualar tekrarlandı,
„MERVE VE SAFA“ yürüdük yedi kere,
ve ibadetler bittikten sonra geldik evlerimize.
Tıraş ve temizlikten sonra „İHRAM“dan çıktık.
Elhamdülillah, „UMRE“yi de böylece eda ettik.

Bir başka seferinde yalnız başıma
Niyet ettim „TAVAF“a;
Daldım o yüzlerce kişilik kalabalığa,
ne anam, ne babam, çocuklarım;
ne de eşim, kimse yoktu yanımda.
İşte demekki Mahşer günü de tıpkı böyle,
bugün gibi olacak:
Herkes kendisinden sorumlu, ellerini havaya kaldıracak.
Zaman mefhumu kaybolmuş, şu anda saat, dakika, gün yok,
herkes bir tek yere ulaşmak istiyor,
ölüm-kalım savaşı yok.
Bütün insanlar dönüyorlar „BEYTULLAH“ın etrafında,
Hz.Peygamberin de öptüğü Taş’a dokunma arzusuyla.
O, HACER-ÜL ESVED’ki Makam-ı Cennet,
O’nu öpmeye çalışıyor Ümmet-i Muhammed..
Şu anda nur misali ışıklarla süslenmiş bir Mahşer günü,
ama Mahşer gününde ışık olmayacak, karanlıktır belki.
Öylesine bir ortam ki, insan unutuyor zevkleri,
tüm dünya dertlerini,
insanlar kefenleriyle mezardan çıkmış gibi,
bugün işte o hesap vakti sanki.
En azından üç kere güçlükle
Dokunabildim „Rükn’i Yemani“ye.
Elhamdülillah kısmet oldu bana öpmek
O mübarek köşeyi de.

ÇÜNKÜ, „BEYTULLAH’IN HER YANI
MÜBAREKTİR“ bence!

Çok istediysem de kalabalıktan yaklaşamadım
„Hacer’ül Esved“ köşesine;
Umud ediyorum ki bu da mümkün olur
inşaallah bir başka sefere.

Yedi kere dönüp her seferinde
„BİSMİLLAH ALLAH’Ü EKBER“ dedim,
Her seferinde „HACER’ÜL ESVED“ köşesinde başladım.
Işığın etrafında dönen kelebeklere benzedim.
Işığın ateşinden yanmadım,
ama her dönüşte herkes bencildi,
ve hatta ezdik birbirimizi.
Tavaf bitince şimdi de Sa’y denen Mahşer’i yaşadık
„MERVE ve SAFA“ tepeleri arasında Hz.Hacer su aramıştı
ve sanki o günlerdeki duygular ruhumuzu sarmıştı.
O’nun gibi iki tepe arasında yedi kere yürüdük,
sanki biz de O’nun gibi su aradık ve susadık.
Sakatlar, yürüyemeyenler arabalarla, sallarla omuzlarda
Taşındılar, sürüldüler onlar için yapılmış özel yollarda.
Diğerleri koşuştular, yürüdüler onlarla,
dudaklarından düşmeyen dualarla.
İşte bu „SA’Y“ esnasımda, o mübarek zamanlarda,
„CEBRAİL A.S.“ın ökçesinin altında,
kaynamaya başlayan o mübarek suyun kaynağında.
Yüzümüzü yıkadık, „ZEMZEM“ suyu içtik kana kana.
Tavaf esnasında mini-miniler omuzlarda,
tüm aile tavaf etmekte, hep bir arada.
Kimbilir ne zaman kısmet olur bir daha?
Mini-miniler hatırlarlar bu günleri,
yıllar geçip uzun ömürden sonra!

‚Beytullah“ın etrafında namaz esnasında
mini-miniler bazan uykusuz ağlamakta,
ayrıca kuş cıvıltıları da buna karışmakta,
onlar da sanki ibadet etmekteler Allah’a.

Çıktım yukarı katlara uzaktan bu görmek için
Bu Mahşer yerini,
bu manzara öylesine büyüledi ki beni,
sanki yeniden kefene girdim şimdi!

Ayrıldım bu güzel Mekân’dan bu duygularla
ve sonradan ben de daldım çarşılara,
şimdi anladım ki;
Geri dönmüşüm Mahşer’den sonra bu dünyaya.
Tıklım tıklım dolu dolu, ana-baba mahşer çarşılarda.
Alış-verişe öylesine dalmışlar ki;
Az evvelki Mahşer’den eser kalmamış şimdi.

Düşmüşler insanlar yeme-içme derdine,
inci-boncuk, hediye; gözler doymak bilmeye!
Bu dünyadaki bu günlük yaşam, bu koşuşma,
unutturuyormuş insana demek ki,
o büyük hesap gününü, o hakiki Mahşer’i.

Ve „MAHBES’ÜL CİN‘=Şeytanın hapishanesi;
Oturduğumuz mahallenin ismi.
Gitmek için bindik bir taksiye,
„BEYTULLAH’ın önünde, taksinin içinde
başladı bir arbede:

Gerek şöför ve gerek yolcular „Beytullah“ı unuttular.
Bu gürültünün sonunda indirildi zorla tüm yolcular!
Heyhat! Ne acı durum Ya Rabbi!
Beş dakika evvel denemek için Mahşer’de değildik sanki!
Zannederdim ki, insan Hacca gidince,
o mübarek yerleri, Beytullah’ı ziyaret edince,
değişir tepeden tırnağa, gönlünce, fikrince?
Unutur zannederdim eskileri; yeniler kendini.
Aslında budur bütün insanların istekleri!
Zira Mahşer’i yaşıyor insan o yerlerde,
sanki bir an için buluyor kendini „HUZUR’U MAHŞER“de.
Herkes kendinden sorumlu, herkes kendi derdinde,
günahlar, sevaplar tartılıyor sanki ol ilâhi terazide.

Allah’u Ekber! Sen Büyüksün, Affedicisin,
Sen Ğafur-ur-Rahimsin ya Allah!
Esselâmüaleyküm! Esselâmüaleyküm!
Sen de kusurumuzu bağışla ya Ğafurallah!

Ve böylece ibadetlerle geçti günler;
Tavaflar, Sa’y-lar ve Umre’ler
Ve „MEKKE-İ MÜKERREME“de ziyaretler:
„RASULALLAH“ın doğduğu ev,
Beytullah’ın karşısı,
Vahy’in ilk geldiği „CEBEL’İN NUR“ Hira Dağı,
Hicret esnasında Hz.Ali, Rausallah’ın yatağında yattığında,
Rasulallah, Hz. Ebubekir ile saklanmıştı „SEVR“ mağarasında,
Hz.Adem ile Hz.Havva buluşmuştu „ARAFAT‘ta“,
ve Rasulallah „VEDA HUTBESİ’ni 632 yılında“
yüzbinden fazla müslüman karşısında
okumuştu bu mübarek „CEBEL’İR RAHME“ Mekânda.

Yirmibeş Mart 1999 Perşembe
(hicri: 7 Zilhicce 1419 Senesi)

HAC FARİZASI (Hac Görevi)

Sabah saatlerinde yürümeye başladı onbinler,
Arafat’a doğru çoluk-çocuk grup halinde hep beraber,
öğleye kadar sürdü bu, yürüdüler yüzbinler,
öğleden sonra kafileler oluşturdu otobüsler.

Akşama kadar aktı insanlar bir nehir, bir sel,
onları sonradan takip etti otobüsler.
Dünyada bir tek bu, Hac’da görülmeye değer,
dünyanın hiç bir yerinde böyle olmazmış meğer.

Ve biz de „İHRAM’a girdik kefen misali,
Arafat’a taşındı yüzbinler, otobüs kervanı,
görmek ister gibiydik Hz.Adem Aleyhisselam’ı.
olsun diye hepimize
„Ahmed Mahmud Muhammed Mustafa“ şefaati!
O da okumuştu orada tüm insanlığa „VEDA HUTBESİ’ni.

Çadırlarda beraberce dua ve niyazlarla sabahladık,
sanki o Mübareklerin zamanlarını yaşamayı arzuladık.
Ama bunların hepsi birer arzu, birer heves idi,
bunların hepsi bu dünyada „MAHŞER“ denemesiydi.

Yirmialtı Mart 1999 Cuma (AREFE)
(Hicri: 8 Zilhicce 1419 Senesi)
Sabah uyanınca anladım,
çadır şehri olmuştu Arafat, şimdi farkına vardım,
gözünün alabildiğine onbinlerce çadır vardı,
burası sanki dünyadan uzak bir Mekândı.
Onbinlerce çadır, yüzbinlerce Müslüman,
burada toplanmışlardı dünyanın her yanından.
Konuşsalar da her türlü lisanları,
el-yüz işaretiyle yine de anlaşıyorlardı.

Ve bu Mahşer’ler devam etti, işte bugün Arefe!
Bu sene de tam mübarek bir CUMA gününde!
„HACC’ÜL EKBER“ Büyük Hac
ne mutlu bini da idrak edenlere!
Gün boyunca hoparlörlerden dini program dinledik,
gün boyunca huşu içinde ikindiyi bekledik,
„MESKUN“ yer olmadığı için
„CUMA NAMAZI“ kılmadık:
(CEM-i Takdim) Öğle ve ikindiyi beraber kıldık,
Güneş batınca yine yüzbinler yollara döküldük,
bazıları yürüyerek, bazılarımız otobüslere bindik,
akşam namazından sonra „MÜZDELİFE“ye indik.
Orada da (CEM’i Tehir) akşam ve yatsıyı beraber eda ettik.
Uçsuz, bucaksız bomboş bir meydan iken
„M Ü Z D E L İ F E“
gece yarısından sonra döndü Mahşere’e.
Her gelen kafile hemen namazlarını kıldı,
yine bu Mahşer’de öncekilerle benzerlik vardı:
Yüzbinler dizildiler yan yana, diz dize !
Evet, hadislere göre Mahşer olmalıydı böyle.
Yüzbinler kefenlerle idi her yerde böylesine,
ay ışığında ihramlı insanlar
kar gibi serpilmişti tepelere.
Sık sık megafonlardan sesler geliyordu,
kaybolanlar birbirlerini arıyordu.
Mahşer’de de tanımayacaktı zaten kimse kimseyi,
Evet, burası da dünyadaki bir Mahşer di.

Yirmiyedi Mart 1999 Cumartesi
KURBAN BAYRAMI BİRİNCİ GÜN
(Hirci: 9 Zilhicce 1419 Senesi)
Ve geceyarısından sonra yaklaşırken sabaha
Tekbir ve salavat ile çıktık „MİNA“ ya yola.

Yine „MESKUN“ yer olmadığı için
„BAYRAM NAMAZAI“ kılınmadı.
Tam gün kaldık bu kez çadırlarda, hepsi klimalı,
Eda edildi böylece sabah, öğle ve ikindi namazları.
Ve bütün Hacılar başladık bayramlaşmaya.
Ne mutlu bu günleri tekrar yaşayacaklara!
Şeytanları taşlamak düşüncesi ile kafalarda,
ceplerimizde yedişer taş, büyük şeytan ilk fırsatta.
Öğleden sonra saat dörtte yine düştük yollara.
Bazan kafilellerle yan yana, arka arkaya,
ve yukarı kata çıktık diğer kafilelerle birlikte,
„BİSMİLLAH, ALLAH-Ü EKBER“ bütün dillerde.
Küçük ve ortancayı geçtik, sıra şeytanın büyüğünde,
sembolik olarak yedi taş attık, şeytanın kör gözüne.
Hz. İsmail de şeytanın gözünü kör etmişti,
Allah tan sanki ona kuvvet gelmişti.
Kör edelim nefsimizi, yenelim şeytanın kuvvetini,
Allah ım bol bol ihsan et bize hidayetini!
Aslında şeytana değil, içimizdeki şeytana,
kurtulmak ve son vermek için günahlar.
Yedi taş atmakla her kötülük son bulsa
Oh! Ne mutlu bize, Elhamdülillah Yaradan a!
Hemen grup halinde açtık hasırlarımızı,
eda ettik imam ile oracıkta akşam namazımızı.
Ve sonra eve doğru çıktık, üstü kapalı yolda,
dünyanın her yerinden insanlar yerlerde yatmakta.
Hem yiyip içiyor, yatıyorlar kenar yerlerde,
hem yemekler hazırlayıp satıyorlardı önlerinde.
Kilometreler boyu uzundu açık hava oteli,
kilometrelerce uzundu dünyanın en uzun çarşısı;
Sağlı-sollu kaplamışlardı yolun her iki yanını,
gördüğüm kadar hiç birisinin yoktu derdi, tasası.
Çinlisi, Malezyalısı, Hindistanlısı, Pakistanlısı,
Sudanlısı, Fas-Tunus-Cezayirliai, Libyalısı.
Herhalde bulamamışlar belli ki bir otel odası,
güzel gelmişti Mübarek Şehir in açık havası.

Yirmisekiz Mart 1999 Pazar
KURBAN BAYRAMI İKİNCİ GÜN
(Hicri: Zilhicce 1419 Senesi)
Sabah namazını Beytullah ın etrafında kıldık,
Mübarek Makam-da „VEDA TAVAF“ ını eda ettik.
Sonra da Sa-y için „MERVE“ ve „SAFA“ da gezdik
Ve böylece „BEYTULLAH=ALLAH İN EVİ“ ne veda ettik.
Elhamdülillah „HAC FARİZASINI“ eda ettik.

Yirmidokuz Mart 1999 Pazartesi
KURBAN BAYRAMI ÜÇÜNCÜ GÜN
(Hicri: 11 Zilhicce 1419 Senesi)
Ve üçüncü gün değişmeyen manzara:
Çünkü dünyanın en büyük açık hava oteli bedava.
Bugün de hepsi birden üç şeytan taşlanacak,
yüzbinler yine her üç şeytana yedişer taş atacak.
Yine sabahtan giderken taşlamaya yüzbinler,
birbirleriyle selamlaştı taşlamaktan dönenler.
Sabah giden otobüsler uzun konvoylar oluşturdu,
ve trafik binlerce otobüs ve minibüsle tıkandı.

Otuz Mart 1999 Salı
KURBAN BAYRAMI DÖRDÜNCÜ GÜN
(Hicri: 12 Zilhicce 1419 Senesi)
Akşam namazından sonra yine,
son kez olarak her üç şeytanın gözüne,
yedişer taş atmak için kendi kendime,
tek başıma katıldım yüzbinlerin kafilelerine.
Böylece bütün taşlamalar da bitti:
Bütün „HAC MENASIKI=İbadetler“ sona erdi
Ve sonunda kafileler, gruplar kuşlar gibi,
Mübarek yerlere birer birer veda etti.

Dünyanın en büyük açık hava oteli kapandı,
dünyanın en büyük açık hava çarşısı boşaldı.
Göçmen kuşlar gibi Hacılar yüzer, biner ayrıldı,
kafalarda hatıralar ve yeni yıllara planlar kaldı.
Ve ben de yedi Nisan 1999 sabah saat yedide,
uçtum bir Jumbo-Jet içinde dört yüz yolcu ile.
Altı saat sürdü uçuş, Cidde-den Düsseldorf şehrine,
geldim, Allah-a sonsuz şükürler Köln-deki evime.
Sağ-salim kavuştum kızıma, oğluma ve eşime.
Dilerim Allah-tan Hac ziyaretini aile fertlerime
Ve de bütün gitmeyenlere nasip ede !

KÖLN, Nisan 1999
IbydadasI çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 07:32
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.

Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Karel Santral | Daily News

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız sikayet@frmtr.com email adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to abuse@frmtr.com

Forums Directory

Search Engine Optimization by vBSEO

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512