|
||||
|
|
|||||||
| ForumTR'nin Diğer Hizmetlerini Gördünüz mü?: - ForumTR Video - ForumTR Oyun - ForumTR Chat - ForumTR Mail - ForumTR IRC | |||||||
|
|||||||
|
|||
| ForumTR'ye Reklam Vermek İçin Tıklayınız: network@frmtr.com (istatistik: Günlük 350 Bin Tekil Hit, 1.7 Milyon Sayfa Gösterimi) | |||
|
|
|||
|
|||
|
|||
| Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi Bilgileri |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
|
|
#1 (permalink) |
|
JOGA BONİTO GS
![]() ![]() Giriş Tarihi: 14-10-2006
Yer: ankara
Mesajlar: 1,167
Rep Puanı: 8051995
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
FORUMTR ÖDEV TİM
![]() lise1 ÜNİTE 5 HÜRRİYET VE BAĞIMSIZLIK HÜRRİYET Hürriyet; zorlama yokluğu, zorba bir iktidarın baskısı altında bulunmayan bir halkın durumu; yabancı bir devletin hakimiyeti altında bulunmayan bir ülkenin durumu, başka bir kimsenin hakimiyeti altında bulunmayan kimsenin hali, engellenmeden hareket etme gücü, kendi kendimize karar verebilme gücü, engel, baskı, zorlama yokluğu..Bu tariflerde, kişinin bir başkasının değil kendi istediği şeyi yapması, yabancı bir baskı ve zorlama olmaması şeklinde dile getirilen hususlar, farklı yönlerde üç değişik anlamı belirlemektedir: 1) Benzetme ve genelleme yoluyla hürriyetin insana ve hatta canlı olmayan varlıklara da uygulandığını göstermektedir. 2) Sosyal ve siyasi bakımdan, vatandaşın veya kişinin toplum ve devlet ile ilişkilerinde belirli bir durumu ortaya koymaktadır. 3) İnsana yabancı olan kuvvet ve eylemlerin var olduğuna dikkat edilerek, bizzat onun içten bağımsız olup olmadığı yönlerinden incelenmesi gerektirmektedir. Bu itibarla hürriyet, fertlerin veya grupların kendilerinden başka fertler, gruplar, hükümetler veya toplumlar tarafından zorla kabul ettirilebilinecek her türlü kısıtlama veya yasaklamalardan uzak kalması halidir.Bununla beraber, hürriyet kavramı, bütün çabalara rağmen, üstünde kesin olarak anlaşmayı kesin kılacak bir şekilde tarif edilememiştir. Üstelik bu yoldaki çalışmalar yetersiz kalmaya mahkumdur. Çünkü hürriyet havramı çok yönlüdür ve bu çok yönlülüğün ötürü de, tarifinde birlik sağlanması güçlük göstermiştir. Nitekim özgürlük ve hürriyet kavramları, çok defa aynı anlamda kullanılmaktadır. Özgürlük aslında, bağımsız eylemin müspet olarak içten görünüşüdür; bu itibarla, bir kimsenin kendi tercihine göre hareket etmesidir. Halbuki hürriyet, niteliği yönünden, sadece dış zorlamanın yokluğu anlamında menfi bir yön bildirmektedir.Mesala, bir kimsenin hürriyeti kısıtlansa bile, özgürlüğünü kaybetmeyeceği pek tabidir.Buna mükabil, bir kimse hürriyete sahip olduğu halde, tercihini belli edecek iradesi yoksa, özgürlüğü felce uğramış demektir. B ununla beraber, çok defa özgürlük ile hürriyet aynı anlamda kullanılmakta, bir ayırım yapılmamaktadır. İnsan toplumların faydalandığı hürriyet kavramı mutlak nitelikte değildir. Çünkü toplumun güvenliği ve refahı için fertlere ve gruplara yüklenen sorumluluklar, bir takım kısıtlamaları gerekli kılmaktadır ki; bu da hürriyetin izafi olması sonucunu doğurur.Bununla beraber hürriyetin var olması için 1) harekete geçme isteği 2) hareketi kısıtlayan bir engelin bulşunmaması 3)hareketi tesirli kılacak vasıta ve imkanların bulunması gerekmektedir. Atatürk’de hürriyet hakkında şöyle demiştir; “Hürriyet, insanın düşündüğünü ve dilediğini mutlak olarak yapabilmesidir. Bu tarif, hürriyet kelimesinin en geniş manasıdır. İnsanlar bu manada hürriyete hiç bir zaman sahip olamamışlardır ve olamazlar. Çünkü malumdur ki; insan tabiatın mahlukudur. Tabiatın kendisi dahi, mutlak hür değildir, kainatın kanunlarına tabiidir. Bu sebeple, insan ilk önce tabiat içinde, tabiatın kanunlarına, şartlarına, sebeplerine, amillerine bağlıdır. Mesala; dünyaya gelmek veya gelmemek insanın elinde olmamıştır ve değildir. İnsan dünyaya geldikten sonra daha ilk anda tabiatın ve birçok mahlukların esiridir. Himaye edilmeye, beslenmeye, bakılmaya, büyütülmeye muhtaçtır.” (Atatürk’ün El Yazıları, s.450) “Hürriyet olmayan bir memlekette ölüm ve çöküntü vardır, Her ilerlemenin ve kurtuluşun anası hürriyettir.” (Atatürk’ün S.D. c.II s.1) “Hürriyetten doğan buhranlar ne kadar büyük olursa olsun, hiç bir zaman fazla baskının temin ettiği sahte güvenlikten daha tehlikeli değildir.” (Asım Us, Hatıra Notları, s.21) “Hürriyet,Türk’ün hayatıdır.” (Atatürk’ün El Yazıları, s.464) “Varlığını anlamış olan, hürriyet ile esaret farkını takdir eden, ölümü esarete tercih eden, ve bunu hergün fiilen ispat etmekte olan bir milleti, mutlaka imha zalim arzusuna düşmek kadar dünyada vahşet düşünülebilinir mi?” (Atatürk’ün S.D. c.II s.36) (Prof. Dr. Utkan Kocatürk, Atatürk’ün Fikir ve Düşünceleri, s.246-247) BAĞIMSIZLIK Bağımsızlık; siyasi, mali, iktisadi, askeri, kültürel ve benzeri her hususta tam serbestliği ifade eder. Bu sayılanlardan herhangi birinden mahrumiyet, millet ve memleketin gerçek manasıyla bütün bağımsızlığından mahrumiyeti demektir. Bu tam bağımsızlığın temini olmadan barış ve sükuna erişilemez. (Nutuk II, s.623-624) Atatürk bağımsızlığın önemini vurgularken şöyle demiştir; “Bağımsızlık ve hürriyetlerini her ne karşılığında olursa olsun, zedelemeye ve kısıtlamaya asla müsamaha etmemek, bağımsızlık ve hürriyetlerini bütün manasıyla koruyabilmek,bunun için gerekirse son ferdin son damla kanını akıtarak insanlık tarihini şanlı örnek ile süslemek, işte bağımsızlık ve hürriyetin hakiki mahiyetini, geniş manasını, yüksek kıymetini, vicdanında kavramış milletler için temel ve ölmez prensip!...” (Atatürk’ün S.D. c.II s.249) Milletimiz ve bağımsızlığı yan yana koyduğunda ise Atatürk şunları söylemiştir; “Esas, Türk milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. Bu esas, ancak tam bağımsızlığa sahip olmakla temin olunabilir. Ne kadar zengin ve refaha kavuşturulmuş olursa olsun, bağımsızlıktan mahrum bir millet, medeni insanlık karşısında uşak olma mevkiinden yüksek bir muameleye layık olamaz. Yabancı bir devletin himaye ve desteğini kabul etmek, insanlık özelliklerinden mahrumiyeti, beceriksizlik ve miskinliği itiraftan başka birşey değildir…Halbuki; Türk’ün haysiyet, onur ve şerefi çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir millet esir yaşamaktansa yok olsun daha iyidir. Bundan ötürü, ya bağımsızlık ya ölüm!...” (Nutuk I s.13) (Prof. Dr. Utkan Kocatürk, Atatürk’ün Fikir ve Düşünceleri, s.27-29) BAYRAK SEVGİSİ Bayrak bir milletin şerefi, istiklal ve hürriyetinin sembolüdür. Peygamberimizin zamanında yapılan savaşlarda İslam ordularında bayrak bulunur ve buna çok önem verilirdi. Hayber savaşında büyük kahramanlık gösteren Hz. Ali’ye, bayrağı bizzat Peygamberimiz teslim etmiştir. İstanbul’un fethinde Ulubatlı Hasan bayrağımızı surlara dikerek fethin ilk müjdesini vermiş, kendisi diktiği bayrağın dibinde şehit olmuştur. Müslümanlarla Bizanslılar arasında 629 yılında yapılan Mut’e savaşında İslam ordusunun kumandanı Hz. Zeyd idi. Peygamberimiz İslam ordusunu Medine’den uğurlarken sancağı kendi eliyle ordu kumandanı olan Zeyd’e teslim etmiş ve; “Eğer şehit olursan sancağı Cafer alacak…” demişti. Zeyd şehit düşünce Peygamberimiz buyurduğu gibi sancağı H.z Cafer almıştı. Savaş bütün şiddeti ile devam ederken bayrağı taşıyan Cafer’in sağ eli kesilince onu sol eline almış, o da kesilince iki kolu arasına alıp sımsıkı sarılmış, şehit oluncaya kadar bayrağı yere düşürmemiştir. Görülüyor ki bayrağa Müslümanlıkta kutsal bir değer verilmiş, saygı duyulmuştur. Rengini şehitlerin kanından alan ay-yıldızlı bayrağımız Türk milletinin istiklal ve hürriyetinin sembolüdür. Bayrak Milletimizin namus ve şerefinin nişanı olan manevi değeri çok yüksek bir varlıktır. (Seyfettin Yazıcı, Temel Dini Bilgiler, s.222-223) Bayrağımızı sevmek milletimizi sevmektir. Bayrağa saygı göstermek milletimizin namus ve şerefine saygı göstermektir. İSTİKLAL MARŞI Birinci Dünya Savaşından sonra elimizde kalan son vatan parçası Anadolu düşmanlar tarafından işgal edilmiş, ezan sesleri susmuş, Türk milleti tarihinin en karanlık günlerini yaşıyordu. Türk ordusu milleti ile bütünleşerek dört koldan yurdumuza saldıran düşmanlara karşı bir ölüm kalım savaşına girişti. İstiklal Marşı, Türk milletinin yürüttüğü bu kahramanca mücadeleyi dile getirmek, Ordumuzun manevi gücünü yükseltmek amacıyla yazıldı. İstiklal Marşı, 12 Mart 1921 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edildi. Mehmet Akif, Türk milletinin kan ağladığı o karanlık günlerde, Anadolu’yu dolaştı, milletlerin dertlerini yakından gördü ve kurtuluş çarelerini gösterdi. Halkı düşmana karşı mücadeleye çağırdı. İstiklal Marşı milletimizin varlığının, istiklal ve hürriyetinin bir ifadesidir. İstiklal Marşında milletimizin imanı, kahramanlığı, şan ve şerefle dolu tarihi yatmaktadır. İstiklal Marşında, Türk Milletinin tarih boyunca kutsal emanet olarak taşıdığı bayrak, vatan, millet, din, iman, istiklal ve hürriyet gibi milleti millet yapan maddi manevi değerler yer almıştır. İstiklâl Marşı, milli varlığımızın sembolüdür. Mehmet Akif, bu şiiri kahraman ordumuza hediye etmiş, Safahat kitabına bile almamış, “Bu benim değil milletimindir.” demiştir. Türk milletinin evlatları olarak İstiklâl Marşının heyecanını duymak, ona derinden saygı duymak hepimizin görevidir. (Seyfettin Yazıcı, Temel Dini Bilgiler, s.223-224) |
|
|
|
![]() |
| Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz |
| Konu Araçları | |
|
|
ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.
Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Telefon Santrali | Daily News
Sitemiz bir forum sitesi
olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında
siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar
bulursanız sikayet@frmtr.com email
adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede
gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to
abuse@frmtr.com