Forum TR
Forum TR
Go Back   Forum TR > Bilgi Bankası (Databank) (Ödev) > Lise Bilgileri > Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
ForumTR'ye Reklam Vermek İçin Tıklayınız: network@frmtr.com
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi Bilgileri

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 09-01-07, 17:46   #1 (permalink)
Gαℓαтαѕαяαу ѕк || мσd...!
 
Giriş Tarihi: 04-01-2006
Yer: Jαρσηуα
Yaş: 19
Mesajlar: 17,500
Rep Puanı: 30902193
Deniz_mx Rütbe: Artı 11Deniz_mx Rütbe: Artı 11Deniz_mx Rütbe: Artı 11Deniz_mx Rütbe: Artı 11Deniz_mx Rütbe: Artı 11Deniz_mx Rütbe: Artı 11Deniz_mx Rütbe: Artı 11Deniz_mx Rütbe: Artı 11Deniz_mx Rütbe: Artı 11Deniz_mx Rütbe: Artı 11Deniz_mx Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 309225
Arrow Modern DÜnyada Dİn


Dinin önemi ve toplumsal konumu hakkındaki büyük değişiklikler geçen çeitli asırlar içerisinde batı toplumlarında ortaya çıkmıştır. Hiç gelimemiş ya da gelişmekte olan ülkeler bu değişimi yaşayamamışlardır. Modern dünyada dinin konumu farklıdıı; dinle ilgili toplumsal ve bireysel yaşam bağlantıları değişmiş durumdadır. Dini değişikliğin doğasındaki herhangi bir uygulama, toplum yapısı içerisinde diğer büyük değişikliklerin anlaşılması temeli üzerine tesis edilmelidir.

Sekülerleşme tezi, tarihi yöntemlerin anlamını ortaya çıkarmak için çoğu sosyal bilimciler tarafından kullanılan bir yorumlama paradigmasıdır. Bu telakkinin anlamı üzerinde derin anlaşmazlıklar mevcuttur. Gerçekte sekülerleşme tezi, modern dünyada ortaya çıkan durumu açıklamak için bir teşebbüstür; zira pek çok düşünür modern toplumun önceki durumundan kesin olarak farklı olduğunu düşünmektedir (Luckman, 1977:16,17). Biz, bu karşıt tezler arasında kompleks olanlardan daha ziyade, modern toplumlardaki dinin durumunu daha iyi anlayabilmek için genel sekülerleşme teorilerinin bazıları üzerinde durmakla yetineceğiz.

1- Modern Toplumlarda Dinin Konumu

Toplumsal değişimin çeşitli süreçleri dinin durumunu etkiler: Bunları kurumsal farklılık, meşrululaştırmanın yetkili esasları, akılcılaştırma ve özelleştirme şeklinde sıralayabiliriz. Toplumsal değişimin yorumlamaları, dinin yeri ve doğası içerisindeki değişiklikleri önerirler, ancak zorunlu bir şekilde düşme eğilimini ima etmezler. Onlar sadece dini değişimlerin önemli yönlerini vurgularlar.

1.1- Kurumsal Farklılık

Kurumsal farklılık, toplumda görevi ve özel fonksiyonları ile biri diğerlerinden ayrılmış olan çeşitli kurumsal alanlara işaret eder. Örneğin, dini kurumlar özel dini kurumlar içerisinde odaklaşmış olur, eğitim, politika ve ekonomi gibi diğer kurumlardan ayrılırlar. Daha basit toplumlardaki farklılaşma fikrinin geri planındaki karşıt düşünce, inançlar, değerler ve dinsel gereksinimler küresel var oluş içerisindeki davranışları doğrudan etkilerler ve din toplum içerisinde bir baştan bir başa yaygın etkisini gösterir. Çalışanlar, (işçiler) her bir çalışma gününün başlangıcında, tezgahları başında dua edebilirler, bir dini ritüel içerisinde grup içi çatışmalar söz konusu olabilir. Karmaşık toplumlarda, her bir kurumsal alan dereceli bir şekilde diğerlerinden farklılaşmıştır. Aynı şekilde karmaşık toplumlardaki iş bölümü, her biri farklı fonksiyon için uzmanlaşmış rollerle tefrik edilirler. Yüksek bir biçimde farklılaşmış toplumsal sistemlerde normlar, değerler ve dinsel uygulamalar diğer alanlar üzerinde sadece dolaylı bir nüfuza sahiptirler; örneğin ticaret, siyaset, boş zaman aktiviteleri, eğitim ve diğerleri gibi (Parsons, 1971:101). Bununla birlikte, din, her bir toplumsal alan içerisinde aktif rol alan insanların tutum ve davranışlarına, kişisel bir biçimde başvurdukları değerlere, özel dini kurumlardan, örneğin kiliseden daha fazla nüfuz eder .

Bazı teorisyenler, dini nüfuzun azalmasının delili olarak farklılaşmaya işaret ederler, onlar, dini gerçekliklerin toplumun her tarafına yayılamadığını, dini kurumların diğer kurumsal alanların üzerindeki azalan kontrolünü dinin yasama yeteneğinin ve azalan gücünün delili olarak yorumlamaktadırlar. Toplumsal değerlerden sapma ve sosyal kontrol deneyimi üzerindeki baskısının azalması özellikle önemlidir (Wilson,1976:42). Orta çağ boyunca, kiliseler hem formal (e.g.,church courts), hem informal önlemlerle (e.g.,confession or communitı ostracism) sosyal kontrol uygulamalarında sapkın davranışı sınırlandırmışlar, kanuni takipte bulunmuşlardır. Bunun aksine çoğu modern toplumlar, böyle doğrudan kontrole sahip değillerdir, mahkemeler daha bağımsızdırlar ve yasalar uzmanların yetki alanlarındadır. Tıp kurumları, benzer bir şekilde toplumsal sapmanın tanımını hastalık ve tıbbi sosyal kontrol önlemlerini ‘‘terapi’’ olarak isimlendirmek suretiyle, toplumun kontrolünde çok güçlü kazanımlar elde etmişlerdir. Önceden kiliseye bırakılmış sosyal kontrol alanları için, müstakil enstitü (kurum) uzmanlarının rekabet etmeleri bu farklılaşmanın net bir sonucudur. Dini kurumlar, çoğu modern toplumlarda sınırlandırılmış nüfuzlarına rağmen, toplumsal sapkın davranışlar üzerinde etkili olduklarını iddia etmektedirler.

Artan kurumsal farklılaşmanın hipotezlerini destekleyen delillerin çoğu, tarihsel çalışmalardır. Diğer bir delil, paylaşılmış bir fonksiyonun kontrolü hakkında kurumsal alanlar arasındaki çatışmadan çıkarılabilir. Örneğin mahkemeler, çeşitli kurumsal alanların temsilcileri vasıtasıyla sivil itaatsizlik ve ötenazinin rekabet eden yargılama hakları üzerinde fikir birliği sağlayamamaktadırlar (Barkan,1979; Fenn,1978;Willen ,1983). Bu bölümün sonunda gösterildiği gibi farklı kurumlar aynı zamanda sağlık, hastalık ve tedavinin tanımı üzerinde rekabet ederler. Bu çağdaş konular, kurumsal farklılaşmanın sınırlarını şekillendiren yöntemlere örnek teşkil ederler.

I. II- Bireysel Deliller

Kapsamlı kurumsal farklılaşmanın birey ve toplum için olmak üzere iki önemli göstergesi vardır: Birey için farklılaşma süreci çatışmacı bir gelişim içerir, diğer bir deyişle farklılaşma toplum içerisinde bireyin kendini keşfiyle elden ele geçmesiyle meydana çıkar. Din, bireysellik üzerine vurgu yapan önemli bir faktör olmuştur (Bellah,1964). Diğer bir deyişle, farklılaşma bireyselliğin çeşitli rollerinin ayırt edilmesiyle sonuçlanır. Anne olarak bir kadının rolü, bir belediye başkanının rolü ile ilişkilendirilemez.

İş bölümü içerisindeki ihtisaslaşma, sadece kurumsal alanların farklılaşmasıyla değil, her biri içerisinde her bir rollerin ihtisaslaşmasıyla yaygınlaşır. Bir kimse sadece bir fabrika işçisi olmayıp, aynı zamanda daha da ihtisaslaşmış şekliyle, montaj alanından gelen nesnenin sol tarafında üçüncü bir kolu çeviren birisi de olabilir. Her bir kurumsal alan, bireyselliğin kendi beklentilerini etkiler; böylece erkek veya kadının bu rolün etkin bir uygulayıcısı olması gerekir. Kurumsal fonksiyonun icapları, bireyin kişisel amaçları, tercihleri veya ihtiyaçları ile sıkça çatışır. Reklam uzmanının rolü, bazı elbise türlerini giymeyi, özel yerlerde yemeyi ve içmeyi, saygılı olmayı, övgü çekmeyi, kendini göstermemeyi, nazik olmayı hatta müşterilerini memnun etmek için hesapları tutmada dalkavukluk etmeyi gerektirebilir (Berger, 1964; Hochschild, 1983; Terkel,1975).

Mesleklerin rol gereksinimleri değişebilir, ancak hepsi organizasyonun amaçlarını başarmak için katkı yapmayan yetenekleri hariç tutma eğilimindedirler. Değerler, örneğin ahlaki umutsuzluklar, kendini fark etme zorunlu bir şekilde görmezlikten gelinmez; onlar, basit bir şekilde bir diğer kurumsal alanla ve düşünülmüş konuyla ilgisi olmayan işle ilişkilendirilirler. Biz diğer süreçler içerisinde ima edilmiş olan bu gelişmeleri daha ileride tartışma konusu yapacağız. Sosyal rollerin beklentileri ve kendi hedefleri, ihtiyaçları arasındaki çatışma, bireyselliğin kilit noktasıdır (see Simmel, 1959,1971).

I.III- Toplum İçin Göstergeler

Benzer bir şekilde farklılaşma süreçleri, onun üyelerinin hareketliliği içerisinde bireyin çaba ve yapıp etmelerine, toplumsal güçlüklere katkı sağlar. Farklı bir alandan gelen değerler, bir diğeri içerisindeki davranışı gönüllü olarak motive etmezler. Bir seçimde niçin oy kullanılır, orduda niçin hizmet edilir veya bir işte niçin görev alınır? Toplumlar göreceli bir şekilde, küçük kurumsal farklılaşmalarla birlikte, çalışma esnasındaki tutumu, politikaları, toplumsal veya askeri hizmetleri, gelenek, din gibi farklı alanlardan gelen değerlerle sıkça motive ederler. Çağdaş toplumlarda ise genel alanlar içerisinde başlıca motive edici gücün bazı tüketim seviyelerinin (ekonomi) göstergesi olacağı anlaşılmaktadır (Fenn, 1974:148).

Farklı süreçler değiştirilemez değildirler. Orada uzmanlaşma etkinlikleri için sınırlamalar ortaya çıkabilir. Bazı iş alanları çalışma motivasyonunu artırma ümidiyle, deneysel bir şekilde uzmanlaşma alanlarını daraltırlar. Böyle durumlarda deneyimler, ekonomik alanın kriterleriyle dikte edilirler, onların amaçları işi (çalışmayı) anlamlı yapmak olmayıp, üretimi artırmaktır. Yine de farklılaşma süreçleri çağdaş toplum içerisinde dinin konumu için önemli göstergelere sahiptirler.

Bu bölümde din, daha fazla detaylandırılmış bir gelişim şeklinde özel bir alanla ilişkilendirilmektedir. Bireyin anlama ve ait olma arzusu özel bir alanda takip edilmelidir. Herhalde kendini keşfetmeyi mümkün kılan aynı farklılık, aynı zamanda insan sınıfını görmezlikten gelen veya bireylerin kendi kontrollerindeki özerkliği etkisiz hale getiren kurumları özgürleştirir. Toplumsal seviyede kurumların istek ve ihtiyaçları ile bireyin istek ve ihtiyaçları arasındaki gerilimi, din sosyolojisi ve genel sosyoloji öncelikli bir konu olarak görür.

1.1V- Yasalarla Bağdaşmayan Kaynaklar

Meşruiyet, 6. bölümde tanımladığımız gibi, verilen hükmün, alınan kararın ciddiye alınacağını ümit eden bir bireyin, grubun veya kurumun yetkilerinin esasına işaret eder (Fenn,1978:XIII). Yasa, bireylerin, grupların veya kurumların yapısında var olan bir özellik değildir, aksine insanların iddialarının diğerleri tarafından kabulü esasıdır. Bir birey ‘‘Amerikalıların gaz ve yağ (petrol) tüketimlerini % 15 azaltmaları kesinlikle zorunludur’’ derse, bu kişinin ne kadar ciddiye alınacağı iddia edilebilir? Böyle bir ifade Birleşmiş Milletler Başkanı tarafından söylendiğinde, bu, yasanın değişik bir kaynağına dayandırılacaktır. aynı şekilde, bu cümle, Bilim Adamları Birliği Sözcüsü, Newsweek dergisinin editörü, Milli Kiliseler Konseyi veya Chicago Asansör operatörü tarafından da söylenebilir.

Çağdaş toplumlarda dinin konumu, yasa ilkelerindeki sosyal değişiklikleri yansıtır. Nispeten istikrarlı toplumların yasa kaynakları da belirgin bir biçimde sağlamdır. Böyle toplumlarda temel (kıstas) kriter geleneksel yetki ya da kraliyet yoluyla geçmiş yetkidir. Kurumsal değişiklik, sıklıkla değişik bir tür yetki üretir (ortaya çıkarır): bir ‘‘ofis’’de uzmanlaşmış bir mal sahibinin yetkisi gibi. Ciddiye alınan iddialar, o kişinin kim olduğu değil, hangi pozisyona sahip olduğu esasına dayanır. Örneğin, bir hakimin yetkisi onun kişiliğine değil, sahip olduğu unvan esasına dayanır.

Din, geleneksel toplumlarda yetkiyi, toplumda yayılmış ilişkiler vasıtasıyla dolaylı bir biçimde meşrulaştırmaya çalışır. Mit (efsane) ve örf (adet) ler tüm yaşam alanlarının ciddiyetini destekler. Başkan, rahip veya kabile reisi olan bayan yetkili olarak konuşabilir; çünkü onların görevi budur ve insanlarla ilgili kutsal yetkiyi yansıtır. Tarihteki dinler, 7. bölümde gösterildiği gibi, yetkiyi doğrudan meşru (hukuki) olarak kabul etmektedirler, böyle tarihi dinler, Hyristiyanlık, İslamiyet ve Yahudilik eğitim, hukuk, ekonomi, bilim, aile hayatı, spor, sanat ve müzik konusunda benzeri yetkilerini ilan etmişlerdir. Dolaylı ya da dolaysız olarak yürürlüğe konmuş kutsal imge ve semboller de bir yasa kaynağıdır (Fenn,1978:XIII). Dinin bir yasa kaynağı olarak tartışmasız kabul edilme özelliği tüm bu önceki sosyal durumların simgesi olmuştur.

1.V- Yetkinin Çatışan kaynakları

Çağdaş toplumlarda meşrulaştırmanın ana özelliği, meşrulaştırma yetkisinin değişik kaynakları arasındaki sürecin rekabet ve çatışma ile sonuçlanmasıdır. Bellah’ın (1964) dediği gibi, tarihi ve ilk modern dinler bu rekabeti belli ölçülerde yapmışlardır. Dinin, politik kurumlardan farklılık göstermeye başlaması, dini kurumların politik kurumlarla çatışmaya başlaması demektir. Tarihte kiliseler, bir ülkenin savaşla meşgul olmasını yetkili bir şekilde değerlendirmiş ve iş uygulamalarını yetkili bir şekilde eleştirmişlerdir. (örneğin; haksız kredi, faiz oranların yükselmesi). Çağdaş toplumda, tam tersine, dini kurumlar diğer yasa kaynaklarıyla aktif olarak rekabet etmek zorundadır. Kişisel, sosyal ve politik yetki daha kararsız ve belirsizdir.

Meşrulaştırma (yasa) ile ilgili bu rekabet son yıllarda pek çok konuda görülebilir. İnsan haklarına halkın itaatsizliği ve Vietnam ile Orta Amerika’daki savaşlar yaygın resmi ve politik çeşitlilikten çok değişik bir yetki kaynağına dayanmaktadır. Halk itaatsizliği ve sivil otoriterlerle çatışmanın temelinde, dini veya daha yüksek insani değerlerin olduğu sıkça iddia edilir. Bazen mahkemelerde pek çok çelişkili yasa kaynakları birbirine karıştırılır. Son zamanlardaki bir mahkeme olayında iddialar yasal, tıbbi, ana-babayla ilgili ve dini yetki esaslarına dayandırıldı. Genç bir insan aylardır komadaydı ve görünüşte ölü gibiydi. Teknolojiyle vücudu canlı tutuluyordu, nihayet anne ve babası hayatına son verilmesi için resmi izin istedi. Hiçbir yetkili bu hususta meşruiyet tartışmasına girmedi. Dava karışıktı. tıp uzmanları ölümün tıbbi tanımını kendilerince yaptılar. Resmi uzmanlar koma hastalarının velilik ve yasal haklarının korunması meselesini ortaya çıkardılar. İlahiyat uzmanları ölüm ve yaşam sınırı hakkında bilgi verdiler; kızın babası beklentisiyle ilgili olarak tasalı bir durumda kaldı. Bu mesele sadece sonucu belirsiz bir olay değil, mahkemenin tıbbi, resmi, dini ve anne- baba figürlerinin kendi fikirlerinin ciddiye alınması için rekabet ettiği bir alan olduğunu ortaya çıkarmıştır (Fenn,1982; Willen,1983).

1.V1- Çoğulculuk (Pluralizm)

Bu meşrulaştırma belirsizliğinin bir muayyen kaynağı çoğulculuktur ve hiçbir dünya görüşü içermeyen temel düzeni olan sosyal bir durum demektir. Bu özellikle Amerika ve Kanada’nın dini görüntüsünün önemli özelliğidir (see D.Martin,1978:1-99, for a sophisticated description of factors related to secularization in nonpluralistic as Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi IV (2004), Sayı: 1 261 well as plurastic societies). Tarihi dinler kendine özgü olarak monolitiktir: Bu dinler o toplumun dünya görüşünü meydana getirmiş bireyin ve ortak hayatın en son, en önemli mantığına uygun temel düzenini oluşturmuşlardır. Baskın olanla, alternatif görüşler aynı anda varolunca, alternatif görüşler ya benimsendi, topluluğa katıldılar ya da etkin biçimde bastırıldı ve sindirildiler. Benimseme örnekleri, kilise kontrollü manastır ilkelerini ya da Hinduizmin içerisinde gelişen mezhepleri kapsamaktadır. Ortaçağ Yahudilerinin alternatif dünya görüşünü, Hyristiyanlar, Zoroastrianlar (i.e.,Pasees) ve Hindular kendi dünya görüşlerine tehlike olarak görmüyorlardı. Çünkü azınlık dinler etkin biçimde bastırılıp birbirinden ayrılmaktaydı (Berger1967:134,135).

Çoğulculuk, gerçekliğin rekabet eden versiyonları, politik veya sosyal toleransı tanımlamak için bazı kereler daha dar bir anlamda kullanılmıştır. Birleşmiş Milletler, Kanada, Avustralya gibi yüksek çoğulcu toplumların belirli biçimde dünya görüşleriyle rekabet eden pek çok değişik grupları vardır. Bunun tersine İspanya ve Rusya genel olarak tekelci konumdadırlar. Bu iki kutup arasında, bir sürü seçenek vardır. İngiltere ve İskandinav ülkelerinde resmi kilise vardır ve bir dereceye kadar azınlıklara tolerans söz konusudur. Kuzey İrlanda’da daha skı bir durum vardır. Fakat toplumsal seviyede resmi toleransla, birazda gruplar arası tolerans vardır. Hollanda daha az değişken fakat bölünmüş toplumdur. Toplum pek çok yönden karşılıklı olarak birbiriyle bağdaşmayan üç gruba ayrılır: Roman, Katolik, yenilikçiler-reformcular ve Neo-Kalvinistler gibi. Politik gruplar, medıa, gençlik kulüpleri ve okullar tamamen bu dini görüşleri doğrultusunda belirlenmişlerdir. Bu üç grup da politik ve sosyal olarak tanınmaktadırlar (Laeyendecker,1972).

Berger, çoğulculuğun (pluralizm), hem bu sınırlı anlamayı, hem de önceden tanımlanmış dinin durumunu fazlasıyla etkilediğini vurgulamaktadır. Farklı dünya görüşleri nerede var olursa ve birbirlerine akılcı alternatiflerle rekabet ederse, orada tamamının güvenilirliği baltalanır. Çoğulculuk durumu, rekabet eden dünya görüşleri ile bağlantılıdır ve dinleri tartışmasız kabul etmekten mahrum eder (Berger, 1967:151). İspanya’da bir çiftçi ailesi (nüfusunun sadece yaklaşık olarak 0.1’i Katolik değildir.) Roman Katolik dünya görüşünü tartışmasız kabul eder (cf.Almerick,1972:462). Çünkü bu onların arkadaşlarının, akrabalarının ve komşularının dünya görüşüdür ve o günlük yaşamın bir parçasıdır. Topluluğun üyeleri dindarlık ve dini aktiviteler olarak değişebilir olmasına rağmen, Katolik olmayan dünya görüşleri belki de edebi olarak tasavvur olunamaz.

Bunun tersine, çoğulculuk durumunda hiçbir dünya görüşü geçerli değildir. Birleşik Devletler’de, sadakatli (inançlı) bir Roman Katolikin komşuları Baptist (Hyristiyan), Yahudi , Unitarian, Lutheran, atheist ve Zen Buddhist olabilir. Hükümet ya da toplum (en azından resmi olarak) bu dünya görüşlerine belli bir yasa koymaz ve kimsenin tanrısına o yanlış inançlardan kurtulmak için bir yaptırımda bulunmaz. Eğer insanlar doğru olduğuna inandığı dünya görüşünü korumayı arzu ederse, onlar kendilerini diğer alternatif dünya görüşlerinden uzaklaştırmak zorundadır. Birleşik Devletlerde, özellikle ve nispeten kentsel yerleşimlerde, bunu yapmak çok kolay değildir. İşte, okulda, medıada, bir politik parti veya toplumsal bir kurumda çalışan hatta softball oyuncusu bile -komşulukta, sosyal klüplerde ve partilerde- onların görüşünden farklı dünya görüşü olan Amerikalıları açıklarlar. Çoğulculuk durumunun etkisi şudur ki, toplumda değişik dünya görüşleri de yasalar için rekabet ederler. Her görüş meşruiyet sınırları içinde kalmak ister. Çünkü bir şeyi yetkili olarak açıklayan kişi ciddiye alındığından emin olmayı bekler (Berger,1967:151). Dini çoğulculuk, ifadenin en geniş anlamıyla, Rotary ve Kiwanis arasında seçim yapmaya benzemez. Dünya görüşlerinin çoğulculuğu, kurum ve yakın ilişki çoğulculuğundan nitelik olarak değişiktir; çünkü tartışmasız kabul edilen nitelikli herhangi bir dünya görüşü çoğulculuk tarafından baltalanır. Farklılaşma diğer kurumsal alanlardan gelen bir varoluşsal ayırım olarak dinin anlaşılmasını, dahası, çoğulculuk, dinleri düşünmeyi, insanların kişisel olarak inanmayacakları bir anlam sistemini mümkün kıldı (Hammond,1974:119,120).
Deniz_mx Çevrimiçi   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks Kapalı
Pingbacks Kapalı
Refbacks Kapalı


Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 16:43
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.

Forums Directory eXTReMe Tracker Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Telefon Santrali | Daily News

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız sikayet@frmtr.com email adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to abuse@frmtr.com


Search Engine Optimization by vBSEO

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465