Forum TR
Go Back   Forum TR > Bilgi Bankası (Databank) (Ödev) > Lise Bilgileri > Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
ForumTR'ye Reklam Vermek İçin Tıklayınız: network@frmtr.com
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi Bilgileri

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 19-01-08, 10:17   #1 (permalink)
gуzєм
 
Giriş Tarihi: 14-12-2007
Yer: Şehr - İ stanbul
Mesajlar: 12,884
Rep Puanı: 16594381
FatihTürker Rütbe: Artı 11FatihTürker Rütbe: Artı 11FatihTürker Rütbe: Artı 11FatihTürker Rütbe: Artı 11FatihTürker Rütbe: Artı 11FatihTürker Rütbe: Artı 11FatihTürker Rütbe: Artı 11FatihTürker Rütbe: Artı 11FatihTürker Rütbe: Artı 11FatihTürker Rütbe: Artı 11FatihTürker Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 166078
Varsayılan Mutlu Aile Yuvasinin Psikolojik Temelleri


Bir kurum olarak aile yuvası, başta karı-koca olmak üzere o kurumun meyveleri olan çocukları ve nihayet bütün toplumu ilgilendirir. Dolayısıyla aile müessesesi kurulurken karı-koca, doğacak çocuklar ve toplum faktörleri bir bütün olarak ele alınmalı, bu üç unsuru da yerli yerine oturtacak şekilde oluşturulmalıdır. Yani kurulacak ailenin, onu, eşler için huzur kaynağı; çocuklar için ilgi uyandıran, eğiten ve güven duygusu veren bir yuva; toplum için de bacasından buram buram mutluluk tüten örnek bir kurum kılacak özellikleri taşımasına özen gösterilmelidir.

Bunu sağlamak için yüce dinimizin ortaya koymuş olduğu bazı teklifler vardır. Bunlara biz, ‘ailenin ahlâkî (psikolojik) temelleri’ de diyebiliriz. Bu çalışmamızda, onları sizlere aktarmaya gayret edeceğiz. Ancak öncelikle şunu belirtelim ki, aile yuvası kurulurken gözetilecek psikolojik (ahlâkî) temelleri incelememiz, ailenin dayanacağı ekonomik ve sosyal temelleri ihmal etmemiz anl----- gelmemelidir. Aksine ekonomik temel elbette çok önemlidir. Evlenecek erkeğin elbette iyi bir sosyal statüsü ve bu statüye uygun bir ekonomik gelirinin olması, bu gününün olmazsa olmaz şartlarındandır. Buna dikkat edilmelidir.
Şüphesiz rızkı veren Allah’tır. Fakat Allah Teâlâ’nın o aile için takdir etmiş olduğu geçim kaynağını bulup ailenin hizmetine sunma işi, dinimize göre aile reisinin, yani erkeğin görevidir. Zira Nisâ sûresi 34. âyette Allah Teâlâ, aile içinde erkeği, hem aile reisi, hem de ailenin makbul bir ölçüde geçimini temin etmekle görevli insan olarak bizlere takdim etmektedir. Ailenin geçimine katkıda bulunmak maksadıyla gönüllü olarak kadının herhangi bir işte çalışması, sadece erkeğine yardımcı olmak içindir. Yoksa dinimize göre kadının böyle bir mecburiyeti yoktur. İşte aile reisliği gibi önemli bir görevi üstlenen erkeğin bunu yerine getirebilmesi için ticarî, sanayi, hizmet vb. gibi alanlarda iş yapacak bir bilgi birikimine ve yetkiye (diplomaya) sahip olması şarttır. Bu hususu bugün tabi olarak insanlar inceleme ve araştırmaktadırlar. Bu sebeple ayrıca ele alıp genişçe incelemeye gerek yoktur. Biz konunun önemini vurgulayıp dinimizin, aile yuvasının kuruluşunda dikkat edilmesini istediği ahlâkî (psikolojik) tekliflere geçelim.

Söz konusu tekliflerin ilki, seçilecek eşin dindar olmasına dikkat etmektir. İslâm’a göre, insanın dünyaya gönderiliş gayesi Allah’a kulluk etmek, kendisiyle, evrenle ve Yaratıcı’yla barışık yaşamak, yani bir bütün olarak İslâm’ı yaşamaktır. Buna dindarlık da denilebilir. Dindar olan bir erkek veya kadının yuva kurarken farklı inanç veya kanaatlere sahip olan insanla bu işi yapması gerçekte büyük bir riskin altına girmesi demektir. İşte evlenecek kişilerin böyle tehlikeli durumlara düşmemeleri için bu önlem alınmıştır. Esasen ömür boyu sürecek bir beraberliğe, herkesin kendi anlayış ve inancına yakın ya da onu kendisiyle paylaşan birisiyle girmesi insan psikolojisi açısından da tabiî bir hareket tarzıdır. Bu konuda Sevgili Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:

“(İnsanlar) kadınlarla dört şey için evlenirler: Ekonomik gücü, fizikî güzelliği, aile yapısı (soyu-sopu) ve dinî yaşantısı. Siz dinî yaşantısı olanını, yani dindar olanı seçiniz, huzur bulursunuz.”(1)

Bir âyet-i kerîmede Allah Teâlâ şöyle buyurur: “İman etmedikçe müşrike kadınlarla evlenmeyin, iman etmedikçe müşrik erkekleri de (kızlarınızla) evlendirmeyin. Onlar (müşrikler) cehenneme çağırırlar. Allah ise, izni ve (yardımı) ile sizi cennete ve bağışlanmaya çağırır.”(2) Bu âyette belirtildiği gibi ayrı inanç-inançsızlık ve kanaatlere sahip olan insanlar evlenseler dahi bir diğerini kendi düşünce ve kanaatini kabul etmeye çağıracaktır. Bu çağrıya olumlu cevap verilmediği zaman çeşitli yollarla kabul ettirmeye kalkışma durumu olacaktır. Bu ise karı koca arasında ilk önce soğukluk, sonra kırgınlık, daha sonra da sürtüşme meydana getirecektir.

Aynı durum belki katlanarak çocuk eğitiminde de ortaya çıkacaktır. Karı-kocadan her biri, canları kadar sevdikleri yavrularını kendi inanç ve kanaatleri doğrultusunda yetiştirmek isteyecektir. Fakat her ikisinin birbirine zıt inanç ve görüşlerinden dolayı çocukların eğitiminde büyük sorunlar yaşanacaktır. Bu durumda fikirsel uyuşmazlıktan dolayı zaten zayıf olan aile bağları böylece daha büyük bir yara almış olacaktır. Bir inceleme yapıldığı takdirde bugünkü boşanmaların pek çoğunda bu konu önemli bir etken olarak karşımıza çıkacaktır. Bu konu fevkalade önemlidir. Fakat bundan daha önemlisi anne-babadaki bu uyuşmazlık yetişmekte olan çocuğun kişiliğine asıl büyük darbeyi vuracaktır. Bu darbeyle hem çocuk, hem aile, hem de toplum bu yanlış evliliğin zararını çekmiş olacaktır. Bundan dolayı evlenirken eşlerin aynı inanç ve kanaatlere sahip olmaları, diğer bir ifadeyle dindar olanların dindar olanları eş olarak seçmeleri esas olmalıdır.

Eşlerde aranan bir diğer özellik de denklik ve eşitliktir. Bununla eşlerin, fiziksel, kültürel, sosyoekonomik statü, yaş vb. gibi alanlardaki denklik ve eşitliğini kastediyoruz. İslâm’a göre insanlar, renk, dil, ırk, zenginlik, makam ve mevki gibi şeyler ölçü alınarak değerlendirilemez. Ayrıca hiçbir insan bu ölçülerden dolayı şeref veya düşüklükle nitelendirilemez. Kur’ân-ı Kerim’de de belirtildiği gibi Allah nazarında üstünlük ölçüsü takvadır. Yani pratik hayatta, gerçek belirleyici olarak İslâm’a en çok kim müracaat ederse o üstün insan olur.

İslâm bu ölçüyü koymuş ve herkesi buna uymaya çağırmıştır. Ne var ki İslâm’ın hayat veren bu ölçüsü çoğu zaman ihmal edilmekte, geri plana itilmekte ve bunun yerine yanlış bazı ölçüler konulmaktadır. Sonra da insanlar birbirlerini dünya nimetlerine sahip olup olmamalarına göre sınıflara ayırmaktadır. Dahası bu nimetleri kendinde bulunduranlara karşı farklı, bunlara sahip olamayanlara karşı ise daha farklı davranarak ilişkilerini gelişmektedirler. Bu durum dün olduğu gibi bu gün de böyledir. Bunun tezahürleri toplumsal hayatta görüldüğü gibi, zaman zaman çok çirkin bir şekilde ailevî ilişkilere de yansımaktadır.

İşte İslâm kültürü toplum hayatından tamamen sökülüp atılamayan bu ölçülere karşı koruyucu bir tedbir olarak, insanların evlenirken sosyoekonomik ve kültürel yönden birbirlerinin dengi olmaları hususuna bilhassa dikkat etmelerini ister. Bununla şayet herkes kendi sosyal statü ve sosyokültürel çevresine uygun birisiyle evlenirse o evliliğin daha sağlıklı olacağı düşünülmüştür.

Evlilikte dikkat edilecek hususlardan birisi de erkeğin kadına ödeyeceği mehirdir. Mehrin gerekliliği (farziyeti) Kitap, Sünnet ve İcmâ ile sabittir. Kur’ân-ı Kerîm’de Nisâ sûresi 24. âyette bu konu ele alınmış ve evliliğin bir ön şartı olarak takdim edilmiştir. Evlilikten önce belirlenen mehrin daha sonra karşılıklı olarak anlaşmak suretiyle belirlenenden az veya çok verilmesinde bir sakınca da olmadığı belirtilmiştir.

Mehir; evlilik akdinde erkeğin kadına ödediği veya ödemeyi taahhüt ettiği para veya onun karşılığı bir şey demektir. Bu kadının ücreti veya parasal karşılığı olmayıp, erkeğin ömür boyu beraber yaşama arzusunun bir sembolü ve hediyesidir. Bunun asgari ölçüsü dinimizce belirtilmiş olup üst seviyesi hakkında belirli bir tahdit (sınırlama) bulunmamaktadır. Bununla beraber bu hususta karşı tarafa kolaylık sağlanması, makul ölçülerde düşük tutulması, yapılan tavsiyeler arasındadır.

Mehir, evlenecek kadının babasının değil, kendisinin özel mülküdür. Onu istediği gibi kullanır. Şunu belirtelim ki bazı yerlerde hâlâ var olan ‘başlık parası’ uygulamasının hem bu mehir farziyetiyle ilgisi yoktur, hem de İslâm dinine aykırı bir davranıştır.

Evlenirken aile yuvasına alınacak eşya ve yapılacak düğün masraflarının makul bir ölçüde tutulması da İslâm’ın önemli tavsiyelerinden birisidir. Yeni bir aile yuvası kurulurken herkes her şeyin en iyisinin alınmasını ister; fakat bu çoğu zaman mümkün olmayabilir. Bir kısım insanlar bunu makul görüp bazı isteklerini ertelemeyi becerebilirken, bazıları bu hususta çok katı davranır, karşı tarafın imkânlarını aşacak isteklerde bulunur, hatta bunu diretirler. Çoğu zaman da bu, çevreden etkilenilerek yapılır. Bu durum dinimizin hoş görmediği, kurulmakta olan aile müessesesine zarar veren sosyal bir hastalıktır. İnsanların farklı farklı sosyoekonomik statülere sahip olmasının doğal olduğu düşünülerek bu hastalığın önüne geçilmeye çalışılmalıdır. Geçim şartlarının zorluğu göz önüne alındığında, bu hususa dikkat etmek, özellikle günümüzde daha büyük bir önem arz etmektedir.

Günümüz şartlarında evlenmekte olan bir gencin altından kalkamayacağı borç yükünü sırtına vurduktan sonra ondan aile saadeti beklemek fantezi olur. Evliliğin tabi olarak fırtınalı geçen ilk yıllarında eşleri ekonomik sıkıntıya sokmak, onların geçimsizliklerinin artmasına, hatta istemeseler de boşanmalarına sebep olabilir.

Evlenmeden önce eşlerin birbirlerini görmeleri de yüce dinimizin tavsiye ettiği hususlar arasındadır. Bu hususta İmam Gazâlî şöyle der: “Dinimiz yakınlaşma ve ünsiyet sebeplerine uymayı gerekli görmüş ve kişinin alacağı eşini (kadın veya erkeğin birbirini) görmesini uygun bulmuştur. Peygamberimiz buyurur ki: “Allah Teâlâ sizden birinizin kalbine bir kadınla evlenmeyi düşündüğü vakit o kadına baksın. Zira bu sayede aralarında daha iyi bir ülfet (alışma, iyi geçinme, aşinalık) oluşur.”(3) Tabiî ki bu bakma ve görüşmekten maksat haram bakışlar ya da flört değildir.

Buraya kadar sıraladığımız tavsiyeler, İslâm kültürünün bizlere verdiği ölçülerdir. Bu ölçülere göre aile yuvasını kurmak insanı huzur ve saadet ort----- götürür. Aile yuvası kendisinden beklenen fonksiyonlarını ancak o vakit tam olarak yerine getirebilir.

İslâmî prensiplerle kurulmaya çalışılan aile, bir kurum olarak ortaya çıktıktan yani kurulduktan sonra yine İslâmî kurallar esas alınmalıdır ki aile yuvası saadet içerisinde devam edip arzu edilen hedefe ulaşabilsin. Bu çerçevede İslâm erkek ve kadına bazı yükümlülükler ve görevler yüklemektedir. Eşler arasındaki ilişkiler bu yükümlülüklere göre yürütülmelidir. Esasen ailede özellikle eşler arasında var olan sevgi ve saygı bağları birçok sıkıntıyı aşmaya yardım edecektir. Sevgi ve saygı bağları esas olmak kaydıyla eşler arası ilişkileri düzenleyen karşılıklı hak ve görevler ilgili eserlerden öğrenilip aile hayatı onlara göre yaşanmalıdır.

Kaynakça
1. Müslim, Radâ’ 53.
2. el-Bakara, 2/221.
3. Gazâlî, İhyâ-u Ulumi’d-Dîn.
4. ÖZYILMAZ Ömer, Çocukluk ve Ergenlik Çağında İslâmî Eğitim ve Psikolojik Temelleri.
5. Ana-Baba Okulu, Heyet.
FatihTürker çevrimiçi   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks Kapalı
Pingbacks Kapalı
Refbacks Kapalı


Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 16:36
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.

Forums Directory eXTReMe Tracker Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Telefon Santrali | Daily News

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız sikayet@frmtr.com email adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to abuse@frmtr.com


Search Engine Optimization by vBSEO

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475